MAHALLE a. (ar. mahalfden mahalle).
1. Kent ya da kasaba boyutunda büyük bir yerleşmenin sınırları içinde, yerel yönetim amaçlanyla aynlmış daha küçük birim. (Çoğu kez yerleşmenin tarihsel çekirdeklerini oluştururlar).
2. Dağınık kırsal yerleşme biçiminde az sayıdaki evlerin meydana getirdiği birbirinden ayrı yerleşme kümeleri. (Yönetim bakımından, bunlar "köy” adı altında birleştirilir.)
3. Bir kentin, belli özelliklere sahip ya da kendi içinde bir bütün oluşturan bölümü; semt: Kibar mahalle Kenar mahalleler.
4. Bir kentte bir yerleşim biriminde bulunulan yerin, özellikle de oturulan yerin yakın çevresi: Mahallede bir ayakkabı tamircisi var mı? Mahallede onu herkes tanır. Bu mahallenin insanlan.
5. Yakın oturanların, komşuların tümü: Haber bütün mahalleyi ayağa kaldırdı.
6. (Tamlayan olarak) bir kentin aynı bölümünde oturanların uğradığı bir işyeri için kullanılır: Mahalle bakkalı. Mahalle kahvesi.
7. Mahalle çapkını, çapkınlıkta beceriksiz olan, mahallesi dışında çapkınlık yapamayan kimse || Mahalle sokak çocuğu, gününü sokaklarda başı boş geçiren, iyi eğitilmemiş çocuk. || Mahalle kahvesi gibi, gürültülü patırtılı, havası çok kirlenmiş, kalabalık yer için kullanılır: Büro değil, sanki mahalle kahvesi, çalışabilirsen çalış. || Mahalle karısı, kavgacı ve şamatacı, görgüsü, saygısı kıt, çevresindekilere kaba davranan kadın: Bırak mahalle karısı gibi konuşmayı da doğru dürüst anlat.
—Esk. Mahalle-i hamuşan, suskunlar mahallesi; mezarlık.
—Esk. eğit. Mahalle mektebi, okuma yazma ve basit matematik bilgileri öğreten ve din eğitimi veren osmanlı ilkokulu. (Bk. ansikl. böl.)
—Folk. Mahalle baskını, mahalle içinde zina ya da fuhuş yapılan evlere mahalle halkı tarafından yapılan baskın. (Bk. ansikl. böl.)
—Huk. Mahalle bekçisi — BEKÇİ. || Mahalle muhtan - MUHTAR.
—Tar. Araplar’ın önceleri "konaklama yeri", sonraları da kentin bir yönetim biriminin en küçük bölümü anlamında kullandıkları sözcük. (Türkiye'ye terim ve kent yönetim birimi olarak, arap dilinden geçen bu sözcük, Osmanlı döneminden bugüne kadar aynı anlamda kullanılır.)
—ANSİKL. Esk. eğit. Beş-altı yaşlarından başlayarak kız ve erkek çocukların okutuldukları mahalle mekteplerine sıbyan mektebi, muallimhane, darûlilim de denirdi. Öğrenime elifba cüzüyle başlanır, Kuran'ın hatmi ile son verilirdi. Bu programın süresi belirsizdi; bir yıldan on yıla kadar olabilirdi. Disiplin öğelerinden biri olarak falaka da kullanılırdı Mahalle mektepleri 1839'da yeniden düzenlenerek öğrencilere sarf ve nahiv, yazı meşki, ahlak dersi de verilmeye başlandı. Cumhuriyet döneminde bu okullar kaldırılarak yerine çağdaş laik ilkokullar açıldı.
—Folk. Mahallelerin yakın zamana değin içedönük ve renkli bir yaşamı vardı. Aynı mahallede oturanlar arasında sıkı bir dayanışma ve yardımlaşma sözkonusuydu. Mahalle esnafının da bu yaşantıda önemli bir yeri vardı. Mahallede oturanlardan birinin namusu tümünün namusu sayılır; acılar sevinçler paylaşılırdı. Mahallelinin korunmasından mahalle kabadayıları kendilerini sorumlu sayarlardı. Aynı mahalleden olanlar birbirlerini her konuda kollar sahip çıkarlardı. Mahalle düzenini bozanlar hoş görülmez ve bunlara birlikte tavır konurdu. Bugün değişen yaşam koşulları ve değerler, bu tür mahalle yaşantısının hemen hemen tümüyle ortadan kalkmasına neden olmuştur. Bununla birlikte gelenekselliğini koruyan yörelerde bu anlayışın izlerine rastlamak olasıdır.
•
Mahalle baskını, yabancı bir erkeğin girdiği ya da fuhuş yapıldığı belirlenen eve mahalle imamı, muhtar ya da bir üye, bekçi ve mahalle halkı birliktitr baskın yapardı. Eve giren baskıncılar yakaladıklar kadın ve erkeği tutup aşağılayıcı sözlerle karakola götürürlerdi. Bu tür bir baskın kadın ve erkek için büyük bir utanç sayılır ve salıverilseler bile mahalleyi terk etmek zorunda kalırlardı. ikinci meşrutiyetten sonra (1908) bu tür baskınlar yasaklandı; yalnızca randevu evi durumundaki yerlere baskın yapılmasına izin verildi, yapılan baskında yakalananlar mahkemeye çıkarılırdı.
Mahalle baskım, bir ortaoyunu faslı. Kavuklu, mahalle bekçisi olmuştur ve Hırbo’nun evinde oturmaktadır. Sahneye Şekerpare gelir ve kimsesiz olduğunu, Şalgam Hoca adlı birinin kendisini büyüttüğünü, onun oğluyla seviştiklerini, ama hoca kendisiyle evlenmek istediğinden izin vermeyip oğlunu evden kovduğunu anlatır Kız da oğlanın peşinden gelmiştir Kavuklu, orv lan evine alır, ama Hırbo olanlardan kuşkulanmıştır Mahalleliyi kışkırtarak bir mahalle baskını düzenler gelenler kızın sesine âşık olduklarından bir şey yapamaz, bekleşirler. Sonunda Şalgam Hoca gelir, durumu öğrenen mahalleli araya girip hocayı ikna eder, o da evlenmelerine izin verir Oyun Şalgam Hoca adıyla da bilinir.
Kaynak: Büyük Larousse