MİSAFİR a. (ar. misafir).
1. Konuk: Misafirlerine yemek hazırlamak.
2. Esk. Seyahat eden; yolcu, seyyah.
3. Misafir ağırlamak, konuğa gerekli ilgi ve sevgiyi göstererek yedirip içirmek. || (Bir kimseyi) misafir etmek, bir kimseyi belli bir süre için evinde ağırlamak. || Misafir gibi oturmak, bulunduğu yerden her an ayrılmaya hazırmışçasına oturmak. || Misafir odası, salonu, evlerde konukların kabul edilip ağırlanması için ayrılan oda, salon. || Misafir olmak, bir yerde konuk olarak kalmak, bulunmak. || Misafir sanatçı, tiyatro ya da sinemada asıl sanatçı kadrosunda bulunmamakla birlikte, rol alan sanatçı.
—Oftalmol. AK'ın eşanlamlısı.
—ANSİKL. isi. Kuran'da misafir için genellikle ibn üs-sebil (yolcu) deyimi kullanılır ve bunlara iyilik edilmesi, yardımcı olunması konusu üzerinde özellikle durulur. Bir ayette ’'Akrabaya, yoksula ve yolcuya hakkını ver" (XVII, 26) denilerek misafirin de bir hak sahibi olduğu vurgulanır Konu ile ilgili ayetlere, hadislere (Hz. Muhammet' in bir hadisinde "ekrimû dayfen" [misafirlerinize ikramda bulunun] dediği bilinir) dayanılarak geliştirilmiş bulunan İslam ahlakı kurallarına göre, her müslümanın kapısını misafire açık tutması gerekir. Misafirin yanında başkasıyla gizli görüşüp konuşmak, çevredekilere sert davranmak, hizmet ve ikramlara karşılık beklemek sünnete aykırıdır. Öte yandan misafirin de ev sahibinin gösterdiği yerde kalması, hizmet ve ikramlarda kusur aramaması, ev sahibinin malını ve eşyasını koruması, ev sahibine üzüntü ve sıkıntı verebilecek tutum ve davranışlardan kaçınması gerekir.
Fıkıh kitaplarında, belli ölçülere göre misafir sayılan kişilere bazı dinsel görevler de kolaylıklar tanınmıştır. (SEFER.)
Kaynak: Büyük Larousse