KAPANMA a. Kapanmak eylemi
—Biyol. Bir hayvan ya da bitkinin, ortamın elverişsiz etkilerini önlemek amacıyla giriştiği fizyolojik uyarlanma. (Eşanl. SEKLÜZYON.) [Bk. ansikl. böl.]
—Dişç. Dişler sıkıldığı zaman üstçene ile altçenenın aldığı durum. || Kapanma düzlemi,
büyük ve küçük azıların çiğneme yüzeyleriyle, köpekdişlerinin ve kesicidişlerin keskin kenarlarının ucundan geçen düzlem. || Tam kapanma,
büyük azılarla küçük azılar, tümsekleri ve çukurlarıyla sonuna kadar kenetlendiği zaman çenelerin birbirine göre durumu. (Bu durumda üst dişler, alt dişlere göre biraz dışta görünür. Sabit ya da oynar protezlerin yapımında tam kapanma esastır.)
—Diş. Cerr. Kötü kapanma,
diş kemerinin bir bölümünün tam kapanmaması. (Kötü kapanan kısım normal kapanma düzleminin dışında kaldığı için karşı taraftaki dişlerle tam ve uygun biçimde karşı karşıya gelemez.)
—Huk. Hesabın kapanması,
alacak ve borcun kalmaması; borcun sona ermesi. || Oturumun kapanması,
duruşmanın ya da görüşmenin sona ermesi.
—Psik. Öznenin toplumsal ilişkilerden korkması ya da toplumsal ilişkilere ilgi duymaması yüzünden kendi isteğiyle evinden çıkmaması.
—Sesbilg. Ses tellerinin, gırtlağın kapanmasına yol açarak birbirlerine yaklaşma hareketi. (Kapanma, sesleme etkinliğinde ve titreşimliliğin gerçekleşmesinde gereklidir.) [Karşt.. AÇILMA]
—ANSİKL. Biyol. Isıyı ve suyu geçirmeyen mekanik etkilere dayanıklı kalın bir örtenek (böceklerin kitin kabuğu, mantar meşesinin kabuğu, kaplumbağanın bağası, ayının postu, yılanbalığının deri sümüğü, vb.) kapanmanın en iyi bilinen örnekleridir. Fakat sıcakkanlıların (kuşlar, memeliler) iç ortamlarını sabit tutan mekanizmalar başka bir kapanma tipidir. Çeşitli canlı gruplarında daha başka kapanma yöntemlerine de rastlanır: örneğin bazılarında yuvarlaklaşma alışkanlığı vardır (tespihböceği, kırkayak, glomeris, tatu, kirpi, psamma
cinsi bitkilerin yaprakları, vb.).
Kaynak: Büyük Larousse