KARAMAK g.f. Esk.
1. Bir kimseyi hor görmek: “Merhametin çoktur beni karama / Beni görüp mah yüzünü bürüme" (Karacaoğlan, XVII. yy.).
2. Bir kimseyi kötülemek, yermek, karalamak: "Ger iblis ile varsa ittihadın / Seni sen baştan aşağa karadın" (Şeyh Elvan Şirazi, XV. yy.).
3. Bakışı bir yöne ya da bir kimseye yöneltmek; dikkatle bakmak.
Kaynak: Büyük Larousse