TANRI a.
1. Tektanrılı dinlerde her şeyin yaratıcısı, her şeyin yapıcısı ve insanlığın tarih içinde gerçekleşen kurtuluşunun ilkesi aşkın ve tek yüce varlık.
2. Tanrı'ml Ulu Tanrı'ml, şaşkınlık, kızgınlık vb. belirten ünlem; Allah, Allahım. || Tanrı aşkına, bir dileği güçlendirmek için kullanılan deyim; Allah aşkına. || Tanrı emri, kesin olarak yerine getirilmesi gerekli dilek. || Tanrı günahlarını affetsin, ölmüş bir kimseyi bir oranda iyi anmak için kullanılan deyim. || Tanrı isterse, Tanrı yardım ederse, bir terslik çıkmazsa; Allah’ın izniyle. || Tanrı korusun, bir şeyi yapmaktan ne kadar uzak olunduğunu, bir şeyden ne kadar korkulduğunu belirtmek için kullanılır. || Tanrı misafiri, bir eve kendiliğinden gelen ve hoş tutulan konuk. || Tanrı (bir kimseden) razı olsun, hoşnutluk anlatan deyim. || Tanrı sizi korusun, ayrılıktan önce söylenen iyi dilek sözü. || Tanrı sözü, mutlak olarak doğru sayılıp benimsenmesi gereken söz. || Tanrı şahidimdir, bir doğrulamayı vurgular. || Tanrı taksiratını affetsin, bir kimsenin yaptığı kötü bir işin hoş görülmesini temenni etmekte kullanılan deyim. || Tanrı vergisi -> ALLAH* VERGİSİ. || Tanrı'hin günü, yaşamın her günü; Allah’ın günü. || Tanrı'nın huzuruna çıkmak, ölmek. || Tanrı'nın sevgili kulu, şanslı, taiihli kimse, her el attığını başaran kişi. || Tanrı’ya bırakmak, olacağa rıza göstermeye hazır olmak; bir işin, çaresizlik yüzünden sonunu düşünmemek. || Tanrı'ya emanet, sonu belirsiz, kuşkulu ya da tehlikeli bir işin ya da böyle bir işe girişen bir kimsenin Tanrı'nın koruyuculuğuna bırakıldığını belirten deyim. || Tanrı'ya sığınmak, Tanrı'dan başka güvenecek şeyi, kimsesi olmamak, çaresiz durumda olmak. || Tanrı'ya şükür, Tanrı'ya hamdolsun, rahatlamayı ya da hoşnutluğu belirtir.
—Din. Tanrı buyrukları, Tanrı’nın peygamberler aracılığıyla insanlara duyurduğu kutsal yasalar. (Kutsal Kitap'taki On emir, yahudilik ve hıristiyanlıktaki en kutsal Tanrı buyrukları sayılır. Aynı buyruklar İslam dinince de benimsenmiş, Kuran'ın Enam [VI, 151-153] ve isra [XVII, 23-38] surelerinde yeni buyruklarla birlikte yinelenmiştir.)
—ANSİKL. Tanrıbil. Karşılaştırmalı dinler tarihi, Musa’ya Sina dağında gelen vahyin, benzersiz, kendine özgü nitelikte bir tek tanrıcılığı başlatmış olduğunu göstermektedir. Nitekim, daha önceki dinler, bir ilk Varlık ya da yüce Hâkim fikrine gelmiş olsalar, hatta yahudi geleneğinin de daha sonra kullandığı bazı mitlerden yararlanmış olsalar bile, Musa'nın başlattığı tektanrıcılığa denk bir tektanrıcılık oluşturmazlar. Tanrı’nın yahudi kutsal kitaplarında biricik varlık olarak kendini göstermesi, giderek bütün halkların kabul edeceği evrensel bir inanç ifadesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle az ya da çok ona bağlılık göstermişlerdir.
Eski Ahit'in Tanrı kavramı, bilindiği kadarıyla tanrı kavramlarının ilk evrenselci olanıdır. Ancak bugün elde bulunan yahudi kutsal kitaplarının yahvist metinlerindeki Tanrı anlayışı daha çok ulusal ve insanbiçimseldir. Tanrı’nın soyutluğu ve evrenselliği Işaya ve Yeremya gibi Musa’dan sonraki büyük peygamberler döneminde, İ.Ö. VIII. yy.'da ortaya çıkan elohist metinlerde vurgulanmış; bundan böyle Eski Ahit’in Tanrısı bütün insanlığın babası, melekleri aracılığıyla bulutların arkasından seslenen aşkın varlık olarak gösterilmiştir.
Günümüzde yahudi düşüncesi, vahyin bütün uluslara yahudi kavmi aracılığıyla yayılması gerektiğini ileri sürerken, hıristi- yanlık bunu İsa'nın kişiliğine bağlı bir iş saymıştır. İslamlıktaysa “Tanrı’nın adını yükseltme ve yayma” (ilâyı kelimetullah) görevi son olarak Hz. Muhammet ve onun ümmetine verilmiştir. Kiuran’a göre Hz. Muhammet peygamberlerin sonuncusu (hâtem ül-enbiya, XXXIII, 40), tüm insanlığın peygamberidir (XXXIV, 28). Ona gelen vahiyde Tanrı’yı insanbiçimsel olarak sundukları gerekçesiyle yahudilik ve hıris- tiyanlık eleştirilmiştir (IX, 30). Kuran'da, Tanrı’nın birliği ilkesiyle çeliştiği göz önüne alınarak özellikle hıristiyanlıktaki Tanrı' nın üç ilkenin birliği şeklinde açıklanışı kesinlikle reddedilmiştir.
Modern zamanlarda, Antikçağ'ın yabancısı olduğu ve tanrıbilimler ve tinsellikler biçiminde ortaya çıkan bir "Tanrı üzerine söylem” ile tanrıtanımaz diyebileceğimiz diğer bir söylem gelişti. Bu son söylem aslında oldukça basit bir din karşıtı yapıda ifadesini bulur: “Tanrı” varsayımı hiçbir şeye yaramaz; ne akli bilgiye hizmet eder, ne de teknik aracılığıyla dünyaya hükmetmeye. Üstelik Tanrı fikri psikolojik ve tarihi bir olay olarak bilimsel bir biçimde açıklanmak zorundadır. Bilim ise bu konuda yansız kalmaktadır.
Bu reddedişe karşılık olarak çağımızda tanrıcı bir söylem oluştu. Klasik anlamıyla tanrıbilime gittikçe daha az başvuran, metafiziğe ve ontoteolojiye yönelik bu tanrıcı söylem, tanrısal gerçekliği açıklayıcı bilgiye yalnızca kendi kaynaklarıyla ulaşmak hevesinde olan her türlü söylem halikındaki köklü eleştirileri göz önünde tutmaktan geri kalmıyordu. Çağdaş sorunlar karşısında, Tann'nın nüfuz edilemez bir aşkınlık içine atılmasından artık vazgeçildi: Tanrı artık insanla bir diyaloğa girmiş görünüyor; bu diyalog içinde insan, Tan- rı'yı inkâr edebildiği gibi, kabul de edebilmekte, onu isterse bir yana bırakıp, isterse onunla buluşabilmekte, onu içinde duyabilmektedir.
• islamiyette Tgnrı -
ALLAH.
• Asya dinlerinde Tanrı -
BUDDHAGILIK, BRAHMANCILIK, HİNDUCULUK, ŞİNTOCULUK.
—ikonogr. Hıristiyan sanatında Tanrı tasviri. Pagan sanatının tanrıları insan biçiminde betimleme eğilimine de bir tepki olarak Tanrı tasvirlerini yasaklayan Musa yasası’na hıristiyanlığın ilk yüzyıllarında uyuldu. Teslis'in birinci (Peder) ve üçüncü (Ruhülkudüs) kişileri simgelerle belirtilirken, Cisimleşme dogması isanın insan biçiminde temsil edilmesine izin verdi. Özellikle Habil ile Kabil, Tufan, İbrahim’in oğlunu kurban etmesi, Musa, Ezehyel ile ilgili sahnelerde (Dura-Europos'taki fresk, III. yy.; Hildesheim’daki bronz kapılar, XI. yy.; Venedik’te San Marco’daki mozaik) Tanrı'nın varlığı buluttan çıkan bir sağ elle simgelenmiştir; aynı simge, İsa’nın vaftizi ve Uruç'u sahnelerinde de (fildişi bizans kabartması, IV. yy., Münih; Liâge'de St-Barthâlemy vaftiz kurnası, XII. yy.) kullanılmıştır.
Bizans ve daha sonra batı sanatlarında, Ortaçağ’dan başlayarak Tanrı, Dan- yal’ın Antiquus dierum'u (“Günlerin yıllanmışı") gibi soylu bir yaşlı adam, ardından papa ya da haçlı küreyi elinde tutan imparator (özellikle XV. yy. transız ayin kitaplarında ve XVI. yy.’da basılan Kutsal Kitaplardaki resimlerde) olarak canlandırıldı. Özellikle Teslis temsillerinde de benzer figürler yer alır. Michelangelo (Sistina), Raffaello, Guido Reni, Poussin vb. deTan- rı'yı şimşek çaktıran iupiter biçiminde temsil ettiler. Bununla birlikte, Tanrı tasvirlerinin sayısı isa'nınkilere oranla çok azdır.
Kaynak: Büyük Larousse