Arama


Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
29 Nisan 2016       Mesaj #10
Safi - avatarı
SMD MiSiM
İNSANDA SİNDİRİM SİSTEMİ VE SİNDİRİM
Ad:  sis1.JPG
Gösterim: 5452
Boyut:  55.8 KB
İnsanda sindirim sistemi diğer canlılara göre daha gelişmiştir. İnsanda sindirim sistemi ağız, yutak, yemek borusu, mide, ince bağırsak, kalın bağırsak ve anüsten oluşur. Sindirim kanalı ile bağlantılı olan ve sindirime yardımcı yapılar ise tükürük bezleri, karaciğer ve pankreastır.

Ad:  sis2.JPG
Gösterim: 5041
Boyut:  25.0 KB
Ağız

İnsanda sindirimin başladığı ilk yer ağızdır. Ağızda sindirime yardımcı dişler ve tükürük bezleri bulunur. Alınan besinler mekanik olarak parçalanır, ıslatılır ve yutmaya elverişli hale getirilir. Çiğneme olayı istemli olarak başlamasına rağmen refleks olarak devam eder. Ağızda bulunan ön dişler besini kesmeye, köpek dişleri parçalamaya, küçük ve büyük azı dişleri ise öğütmeye yarar. Bir dişin görünen kısmı taç, dişetine gömülü kısmı boyun, çene kemiğine gömülü kısmı ise kök adını alır. Diş tacının en dışta kalan sert ve dayanıklı kısmına diş minesi, minenin altında kalan kısmına dentin adı verilir. Dentinin altında da kan damarları, sinir ve bağ dokusu bakımından zengin pulpa yani öz bölgesi bulunur. Tükürük besinlerin ıslatılmasını ve kaygan bir hale gelmesini sağlar. Kulakaltı, çene altı ve dil altı olmak üzere üç çift tükürük bezi vardır. Tükürük içeriğinde su, amilaz (pityalin), Na+, Cl- , Ca++, mukus bulunur. Amilaz enzimi karbonhidratların kimyasal sindirimini,
Ad:  sis3.JPG
Gösterim: 3889
Boyut:  24.4 KB
mukus lokmanın kayganlaşmasına iyonlar ise pH değerinin 6-8 arasında olmasını sağlar. Ayrıca, tükürükte bulunan lizozim, antimikrobiyal etki yaparak diş çürümesine yol açan bakterilerin çoğunu yok eder. Otonom sinir sistemine ait parasempatik sinirlerin etkisi tükürük salgısını artırırken, sempatik sinirlerin etkisi tükürük salgısını azaltır. Tükürük pH inin yükselmesi durumunda kalsiyum ve fosfor çökelerek diş taşlarını oluşturur.

Yutak
Yutak ağzın gerisinde, yemek borusunun ve soluk borusunun üst ön tarafında kalan bir boşluktur.
Yutağın sindirim olayındaki rolü besinleri yemek borusuna iletmektir. Yutma olayı istemli olarak başlayıp istemsiz olarak devam eder. Yutma sırasında gırtlak kapağı(epiglotis) soluk borusunu tıkayarak besinlerin yemek borusuna iletilmesini sağlar.
Ad:  sis4.JPG
Gösterim: 4382
Boyut:  22.8 KB
Yemek Borusu Yemek borusu yutaktan mideye kadar uzanan ortalama 25 cm boyunda, 2 cm eninde boru şeklinde bir yapıdır. Yapısında en içte epitel doku, ortada halka ve boyuna olarak yerleşmiş düz kaslar, dışta ise bağ doku bulunur. İç kısmında bulunan goblet hücreleri tarafından mukus salgılanır. Yemek borusuna geçen besinler, kasların yukarıdan aşağıya doğru ardısıra kasılıp gevşemesi ile mideye ulaştırılır. Yemek borusundaki bu kasılıp gevşemelere peristalti hareketleri denir. Peristalti hareketleri ters yönde gerçekleşecek olursa kusma denilen olay meydana gelir. Yemek borusunda mekanik ve kimyasal sindirim olmaz.

Mide
Karın boşluğunun sol üst bölgesinde kaburgaların altında bulunur. Çalışması vagus sinirleri ve gastrin hormonu tarafından düzenlenir. Yemek borusu ile ince bağırsak arasında kalan "J" harfi şeklinde bir organdır. Sindirim kanalının en geniş bölümüdür. Yemek borusuna bağlı kısmına kardia, ince bağırsağa açılan kısmına pilor, en geniş kısmına fundus denir. İçten dışa doğru mukoza, alt mukoza, kaslı tabaka ve bağ dokudan oluşur. Mukoza tabakasındaki silindirik epitel hücreleri tüp şeklindeki mide bezlerini meydana getirirler. Bu mide bezlerinden:
  • HCl
  • Pepsinojen
  • Süt çocuklarında Renin (Lap) enzimi salgılanır.
  • Gastrin hormonu salgılanır.
  • Mukus
Mide bezlerinden salgılanan HCl nin görevleri şunlardır:
  • İnaktif haldeki pepsinojeni aktif olan pepsine dönüştürür
  • Pepsin enziminin çalışabilmesi için uygun pH ortamını sağlar.
  • Besinlerle mideye giren bakterileri öldürür
  • Pankreas ve bağırsak bezlerinin salgı yapmasını uyarır
Mide bezlerinden salgılanan mukus mide yüzeyini HCl nin zararlı etkilerinden korur.
Midenin asitten korunması:
  • Mide boşken pepsinojen ve HCl salgılanmaz. salgılama zamanını sinir sistemi ve gastrin hormonu düzenler.
  • Mide içindeki mukoza tabakası midenin diğer hücrelerini asitten korur.
İnce Bağırsak
Yaklaşık 3 cm çapında ve 7-8 m boyundadır. En içte epitel doku, ortada düz kaslar, dışta ise bağ doku vardır. Bağırsak yüzeyindeki epitel hücreleri emilim yüzeyinin artırmak için vil- lüs denilen yapıları oluşturur. Bağırsak duvarında yer alan goblet hücreleri mukus salgılar. İnce bağırsağın mideyle birleştiği bölgeye oniki parmak bağırsağı (duodenum), daha sonraki bölüme boş bağırsak(jejenum), en son kısmına ise kıvrımlı bağırsak (ileum) denir. Oniki parmak bağırsağına gelen asitli besinler oniki parmak bağırsağından sekretin, kolesistokinin ve enterogastrin hormonlarının salgılanmasını sağlar. Sekre- tin hormonu, pankreastan bikarbonat iyonlarının salgılanmasını sağlayarak ince bağırsak pH'sını (7-8 arasında) düzenler. Ayrıca karaciğerde safra üretimini ve salgılanmasını arttırır. Kolesistokinin hormonu hem safranın safra kanalına boşalmasını hem de pankreas enzimlerinin salgılanmasını sağlar. Enterogastrin hormonu ise açlık durumunda midedeki salgı bezlerinin salgı üretmesini önleyerek mide hareketlerinin yavaşlamasına sebep olur. Sekretin ve kolesistokinin hormonlarının etkisi ile karaciğer ve pankreasın sindirim salgıları da onikiparmak bağırsağına boşaltılır. İnce bağırsaktan salgılanan enzimler:
  • Maltaz
  • Sükraz
  • Laktaz
  • Enterokinaz (tripsinojeni tripsine dönüştürür)
  • Erepsin (peptidleri amino asitlere dönüştürür)
Kalın Bağırsak
Kalın bağırsak 1.5 m uzunluğunda olup yapı bakımından ince bağırsağa benzer. İnce bağırsaktan farklı olarak yapısında vil- lüsler yoktur. İnce bağırsağın kalın bağırsakla birleştiği yere kör bağırsak denir. Kör bağırsaktaki parmak gibi çıkıntıya apandiks denir ve iltihaplanırsa apandisit adını alır. Kalınbağırsakta sindirim olayı görülmez. Su ve mineralların emilimi burada tamamlanır. Ayrıca kalın bağırsakta K ve B vitamini sen- tezleyen bakteriler bulunur. Kalın bağırsakta da goblet hücreleri tarafından mukus salgısı salgılanır.
Sindirime Yardımcı Yapılar
Karaciğer
Ad:  sis5.JPG
Gösterim: 4220
Boyut:  33.8 KB

Karaciğer insan vücudundaki en büyük organlardan biri olup karın boşluğunda midenin sağ üst kısmında yer alır. Üzeri periton denilen karın zarı ile örtülmüştür. Bu zarın altında bağ dokudan yapılmış ikinci bir zar bulunup glisson kapsülü adını alır. Karaciğer sağ ve sol lop olmak üzere iki loba ayrılır. Her lop ise lopçuk adı verilen binlerce birime ayrılmıştır. Lopçuklar karaciğerin yapı ve görev birimidir. Lopçukların yapısını da karaciğer hücreleri oluşturur. Lopçukların çevresinde toplardamarlar, safra kanalları ve karaciğer atardamarlarının kolları bulunur. Lopçukların yapısında sinüs denilen boşluklar vardır. Sinüslerin çeperlerinde alyuvar yapan retikulo endotel hücreleri ve yaşlı alyuvarları parçalayan kupfer hücreleri bulunur. Karaciğer hücreleri sürekli safra salgılar. Safra sıvısı ince kanalcıklar yoluyla karaciğer kanalına aktarılır. Karaciğer kanalı da karaciğerden çıktıktan sonra iki kola ayrılır. Kolun biri fazla safrayı safra kesesine götürürken, ikinci kol ise koledok kanalı adını alır ve safrayı oniki parmak bağırsağındaki water kabarcığı denilen yapıya boşaltır.
Safra suyunun bileşiminde:
  • Safra tuzları
  • Kolesterol
  • Yağ asitleri
  • Bilirubin
  • Su
bulunur.
Safranın görevleri ise şunlardır:
  • Besinlerin ince bağırsaktan emilimini kolaylaştırmak
  • Yağ moleküllerini mekanik olarak sindirmek
  • Besinlerin kokuşmasını önlemek
  • Bazı zararlı bakterileri öldürmek
  • Bazik yapıda olduğu için mideden gelen asidik besinleri nötralize eder.
Safranın bileşiminde sindirim enzimleri bulunmaz. Safra kanalları tıkanırsa sarılık denilen hastalık oluşur. Karaciğere üç tane damar bağlıdır. Bunlardan ikisi karaciğere kan getirir, diğeri ise karaciğerdeki kanı kalbe götürür. Karaciğer atardamarında O2 oranı yüksek CO2 oranı düşüktür. Üre miktarı en fazla karaciğer toplardamarında bulunur. Karaciğer kapı toplardamarı mide ve ince bağırsaklardan geldiği için besin ve CO2 oranı bakımından da zengindir.
Karaciğerin Görevleri:
  • Safra suyu salgılamak
  • Kanın pıhtılaşmasında görev alan fibrinojen ve trombojen proteinlerini sentezlemek
  • Kanın damar içerisinde pıhtılaşmasını engelleyen heparin sentezlemek
  • Proteinlerin ve karbonhidratların yağa dönüşmesini sağlamak
  • Zehirli maddeleri zehirsiz hale getirmek
  • Kan şekerini düzenlemek(kandaki fazla glikozu glikojene çevirir)
  • A, D, E, K vitaminleri, demir, bakır ve protein depo etmek
  • Öncül A vitaminini (provitamin A) A vitaminine dönüştürmek
  • Kupfer hücreleri sayesinde yaşlanmış alyuvar hücrelerini parçalamak
  • Retikulo endotel hücreleri sayesinde alyuvar hücreleri üretmek
  • Vücut ısısının düzenlenmesinde görev almak
  • NH3 ü üreye çevirir
  • İlaçların zehirli etkilerini yok eder. (yapısında bulunan katalaz enzimi sayesinde H2O2 yi H2O ya çevirir)
Pankreas
Pankreas hem iç hem de dış salgı yapabilen karma bir bezdir. Langerhans adacığında insülin ve glukagon salgılanır. Yine pankreasın bir bölümünden salgılanan pankreas özsuyu vir- sung kanalı ile oniki parmak bağırsağının vater kabarcığına boşaltılır. İçeriğinde:
  • Su
  • Amilaz enzimi
  • Tripsinojen
  • Kimotripsinojen
  • Lipaz enzimleri bulunur.
  • Nükleazlar (nükleik asitleri yıkarlar)
Pankreas salgısının pH değeri yaklaşık 8,5'tir. Bu salgı, taşıdığı bikarbonat iyonları sayesinde mideden gelen asit özellikteki ki- musun nötrleşmesini sağlar. Pankreas salgısının oluşumunda sekretin ve kolesistokinin hormonları ile vagus siniri birlikte görev alır. Pankreas sıvısı engellenirse iştah artar, çok yemek yenilir, fakat sürekli kilo kaybı görülür.

Sindirim organlarında fiziksel ve kimyasal sindirim görülür. Fiziksel sindirimde dişler, peristalti ve safra tuzları rol oynar. Kimyasal sindirimde enzimler ve su kullanılır. Ağızda, midede ve ince bağırsakta kimyasal sindirim yapılır.

Ağızda Sindirim
Ağız bazik ortamdır ve pH değeri 7.2 dir. Nişastanın ve glikojenin sindirimi ağızda başlar.
Ad:  sis6.JPG
Gösterim: 20620
Boyut:  13.7 KB
Dekstrin 20 - 30 glikozdan oluşmuş bir yapıdır.

Midede Sindirim
Mide asidik bir ortamdır. pH değeri 1.5 ile 4 değeri arasında değişir. Pepsin enziminin optimum olarak çalıştığı pH değeri 2 dir.
Ad:  sis7.JPG
Gösterim: 19362
Boyut:  14.7 KB
Yukarıda da görüldüğü gibi midede proteinler tamamen sindirilmez. Ayrıca süt çocuklarında ve yeni doğan memeli hayvanların mide bezlerinden renin (lap) enzimi salgılanır. Bu enzim sütteki kazein denilen proteini çöktürerek pepsinin etkisini hızlandırır.
Ad:  sis8.JPG
Gösterim: 19072
Boyut:  16.7 KB

İnce Bağırsakta Sindirim
İnce bağırsak bütün besinlerin sindiriminin tamamlandığı kısımdır. Bazik bir ortamdır.
Ad:  sis9.JPG
Gösterim: 4465
Boyut:  38.9 KB
Sindirimi tamamlanan yağlar bağırsak viMüsleri tarafından emilerek lenf kılcallarına geçer.

Proteinler:
Pankreastan salgılanan tripsinojen enzimi inaktif olup, ince bağırsaktan salgılanan enterokinaz enzimi ile aktifleştirilir.
Ad:  sis10.JPG
Gösterim: 3956
Boyut:  17.1 KB
Son olarak ince bağırsak duvarından salgılanan erepsin enzimi peptidleri aminoasitlere kadar parçalar.
Ad:  sis11.JPG
Gösterim: 3647
Boyut:  11.3 KB
Böylece midede asidik ortamda başlayan protein sindirimi ince bağırsakta bazik ortamda tamamlanır.
Nükleik asitlerinin sindirimi de ince bağırsakta olur. Pankrestan salgılanan ribonüklez ve deoksiribonükleaz enzimleri nükleik asitleri parçalar.

Sindirilen Besinlerin Emilimi
Emilim
Fransızca kökenli bir kelimedir, küçük moleküllü besinlerin, sindirim sisteminin iç yüzeyini çevreleyen bağırsak epitel hücrelerine, bu hücrelerden de kılcal kan damarlarına geçirilmesidir. Bir kimyasal tepkimeye sebep olan ve onu hızlandıran, çoğunlukla protein yapısında olan organik maddelere enzim adı verilmektedir. Biyoloji alanında kullanılmaktadır. İnce bağırsakta vücudumuz için faydalı besinlerin kana karışması bu yolla olur. Emilmek, soğrululmak kelimelerine anlamca yakındır.

Besin maddelerinin sindirim ile glikoz, yağ asidi, gliserol ve aminoasitlere parçalandıktan sonra ince bağırsaktaki epitel hücreleri tarafından alınmasına emilme denir. Besinler, sindirim kanalının ağız, mide ve ince bağırsak bölümlerinde emilir.
Tüm besinler ince bağırsakta monomerlerine ayrıldıktan sonra villüsler tarafından emilir. Emilim olayı difüzyon ya da aktif taşıma olayları ile olur. Çeşitli besinler iki şekilde dolaşıma katılır. Bunlar:
Ad:  sis12.JPG
Gösterim: 12018
Boyut:  53.9 KB

1. Kan Yoluyla:
Glikoz, amino asitler, mineraller, su, B ve C vitaminleri ince bağırsakta emilerek kılcal kan damarlarına geçer. İzlenen yol aşağıdaki gibidir:

İnce bağırsak Karaciğer kapı toplardamarı Karaciğer → Karaciğer üstü toplardamarı → Alt ana toplardamar → Sağ kulakçık.

2. Lenf Yoluyla:
Yağ asidi, gliserol ve yağda çözünen A, D, E, K vitaminleri ise lenf kılcallarından lenf sistemine, daha sonra da kan dolaşımına katılır. İzlenen yol aşağıdaki gibidir:

Villüsler → Kilüs borusu → Peke sarnıcı Göğüs kanalı → Sol köprücük altı toplardamarı → Üst ana toplardamar → Sağ kulakçık.

Yağların sindirilmesiyle oluşan yağ asidi ve gliserol, ince bağırsak villuslarının epitel hücrelerine geçtikten sonra, hücre içinde yeniden yağ (trigliserit) sentezlenir. Bu yağların çevresi protein bir kılıfla kaplanarak şilomikron denilen küçük tanecikler meydana gelir. Daha sonra şilomikronlar lenf kılcallarına geçer.
Besinlerin emilmesi en fazla ince bağırsakta gerçekleşir. Besinlerin emilme hızları da farklıdır. Emilme hızları:

Galaktoz → Glikoz → Fruktoz

şeklindedir. Karbonhidratların % 100 ü, yağların % 95 i, proteinlerin % 90 ı emilir. Suyun büyük bir bölümü kalın bağırsakta emilir. Kalın bağırsaktaki karışı içerisinde glikoz molekülleri kalmışsa kana geri emilir.
Son düzenleyen Safi; 4 Mayıs 2016 01:46
SİLENTİUM EST AURUM