kulağımda ölümün çığlık senfonisi
toprağı eşti kanlı elleriyle ecel
söküldü zincirinden halka
göğsüm cami avlusu
yaşamak dediğin
ilmeği kaçık pembe hırka
-kapıda çamura bulanırken dostluk
çiçek dokuyorduk bahçede
gidişinle güzlendi mevsim
bir daha saçlarını taramadı menekşe-
çırılçıplak ölüm
tek hecelik nefes
boğuldu beslediğim martı
karaya oturdu denizin mavi sesi
içinden esmez rüzgar
bu şehirde umut
hep ölüm arifesi
-ıslak bir bakış çaldı kapımı
kırıldı bir ucundan gümüş çerçeve
adın geçti acı iklimi masalda
büründü dört duvar selviye-
çay kokusuyla demlendi hüzün
voltalar pas tuttu yokluğun durağında
yoksun
dünya mı yalnız
yalnızlık mı dünya
Ferhat Gülsün