ASABİ DUYGULAR
Gök çöksün, yer yarılsın
Yıkılsın bütün cihan.
Caminin duvarını itler ıslatıyorken
Susan şu cemaate bin kez yazıklar olsun!
Utanmamak, ağlamamak elde değil. Cennet vatanımın bahar bayramında *****liklere kahrediyorum. Kalemime sahip çıkmaya zorlanarak ebedi sevgiliye el uzatılmasının onur kırıcılığıyla bu yazıyı yazıyorum. Bedenim yeryüzünde bilinçsiz dolanırken ruhum yerin en dibinde azaplar çekmekte. Beynim depremler içinde çaresiz kendini kaybetmemeye çalışıyor. Genlerim en kara günlerini görmekte, en kanlı ihtilallere kılıç bilemekte. Kalbim artık benden azade, firari bir mahkûm gibi elleri tetikte ölümü gözlemekte.
Şehit kanında ihaneti yeşertmeye çalışan yönü belirsiz, dini belirsiz akıl fukaraları nazlı bayrağıma salyalarını akıtmaya çalışıyor. Yanarken bile damla damla şehit damlıyor aziz bayrak. Gözlerimden yaş değil kanlar fışkırıyor. Cümle dalkavuk ve fitne erbabı iyi niyetimizi ölçme eğiliminde yalpalıyor. Annesinin üstünde ermeniyi, fransızı, ingilizi ve bütün mazisiz mahlûkatları görmek isteyen ******** soytarı takımı milletin can damarına hücum ediyor. Küçük oldukları için büyük harf kullanmaya lüzum görmüyorum ve bunları düşünürken cehaletin verdiği cesaretle serseriler ölüm fermanlarını imzalıyorlar. Böylece ilelebet kuyruk sallayarak gebermeye mahkûm oluyorlar cehennemin tanımsız köşelerinde.
Bugün isyanımın en karasını giydim üzerime. Milletimi kandıranlara acı zehirler kusuyorum. Tarihimden güç alarak toparlanıyorum ve geçmişimi daha aydınlık görüyorum. Ama her kelimede canlarını almak istiyorum bu hainlerin, kalemimi gözlerin sokmak istiyorum. Asit kazanlarında yıkamak istiyorum pis gitmesin diye cehenneme.
Fazla şeyler yazıp günaha girmekten korkuyorum. Hem de bu bunlar için güzel Türkçe’mizi kullanmak istemiyorum. Sadece imanlı yürekler, çelikten bileklerle marşlar söylüyorum. Bir de büyük önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN henüz genç bir askeri öğrenci olduğu sırada yazdığı şiiri tüm sağır sultanlara, anası-babası çok olanlara, yal ehlilinin zağarlarına, şeytanın çocuklarına ve hilkat çamuruna necaset karışmış batıl düdüklerine haykırıyorum;
Gafil, hangi üç asır, hangi on asır
Tuna ezelden Türk diyarıdır.
Bilinen tarihler söylememiş bunu
Kalkıyor örtüler; örtülen doğacak.
Aydınlıkta karaltı, karaltıda şafak
Yalan tarihi görüp, doğru tarihe giden.
Asya’nın ortasında Oğuz Oğulları
Avrupa’nın Alplerinde Oğuz Oğulları,
Doğudan çıkan biz, Batı’da yine biz,
Nerede olsa, ne de olsa kendimizi biliriz.
Hep insanlar kendilerini bilseler,
Bilinir o zaman ki hep biriz.
Türk sadece bir milletin adı değil,
Türk bütün adamların birliğidir.
Ey birbirine diş bileyen yığınlar,
Ey yığın yığın insan gafletleri,
Yırtılsın gözlerdeki gafletten perde,
Dünya o zaman görecek,
Hakikat nerde, hakikat nerde?