Kahretsin! Yoksun....
Canavar binaların giysilerine
sarı lekeler asarak saklanmış Güneş..
Camlarda asılı kalmış, günün umutsuz parıltıları...
Kuşlar eski biz sanki! !
Umursamadan ötüşmekte, sevişmekte hatta dövüşte...
Kendimi buluyorum, yalnızlığımı buluyorum
diğerlerince unutulmuş bir kuşun başını
kanatlarının arasında yok etmiş halinde.
Çünkü sen yoksun...
.
Mekanım sokaklar, caddeler..
Zamanın ilerisine, yaşamın gerisine,
kırgın, beklentisiz, umutsuz beni taşımakta;
kaldırımların ezberindeki adımlarım.
Aklımın dumanlı berisinde, yok oldu, olacak
bir zamanlar bitmez sandığım anlarım...
Çünkü sen yoksun..
*
Gecenin deli aydınlığı...
Kocaman kentin bir yarısı uykunun esrikliğinde...
Diğer kalanı pahalı lokantalarda, kafelerde, barlarda..
Kilosuna, metresine göre satılık sevdalar
gönül pazarlarında sergide..
Parayı çok verene; günlük, anlık aşkları yaşamak için
koşmakta sahte bedenler..
Kapı önlerine acımasızca saçılmış
öteye, beriye gerçek sevdalar...
Şaşırmadan izliyorum alışık film karelerini.
Caddeleri parselleyip, otopark yapanlar,
el açıp, aldığı parayı öpenler; nara atıp ağlayanlar,
duvar dibinde yarım şarabını yudumlayanlar..
Hırsız bakışlarım, dualı yakarışımla
arıyorum kahve buğusu gözlerini....
Maalesef.....Yoksun....
*
Bir park kanepesindeyim kuş nefesi sevdamla..
Sabahın yorgun ışıkları yıkamakta küskün yüzümü...
Gözlerim soluklu kırmızı, saçlarım alnıma düşmüş,
umutlarım gibi karmankarışık.
İşe, güce gidenler; el ele sevgililer, sohbet edenler...
Son umutla, özlemle bakınıyorum tanımadık yüzlere,
tanıdık bir çift bakış bulur muyum diye...
Yok.. Kahretsin yok....
.
''Niçin yoksun?
Gerçeğinden vazgeçtim,
hayalin, düşlerin bile neden yok? ? ? '''
diye sormayacağım.
Çünkü, biliyorum yanıtı...
Onun için sus sen, sus sevgili, sen söyleme...
.
Nesrin Göçmen