Arama

Sivil İtaatsizlik - Tek Mesaj #3

Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
26 Şubat 2007       Mesaj #3
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Sivil itaatsizlik


ghandiSuphi ORAK /Montesquieu; “Herkesin suskun olduğu bir Cumhuriyette, özgürlüğün varlığı tartışılır” diyerek ‘özgürlüğün kutsallığıyla’ ilgili çok net bir tanımlamada bulunur. Suskunluk mevcut olanı kabullenmektir, onaylamaktır. Özgürlüğün ve Demokrasinin kısıtlandığı bir Cumhuriyet de, Cumhuriyet değildir. Doğal olarak özgürlük ve demokratik temel haklar üzerindeki kısıtlayıcı yasalarda; anti-Demokratik ve anti-özgürlükçü olduklarından, bunun karşısında olmak ve karşısında örgütlenmek en temel insani haktır. Bu noktada susturulmuş ağzına bant, beynine ipotek ve kollarına kelepçe takılmış bir halk, en temel ve en doğal olan ‘Öteki’ yani özgürlükçü ve demokratik olmak durumundadır.

Anti-özgürlükçü ve anti-demokratik yasalar karşısında bir Öteki olmak,yani kendi özgürlük ve demokratik haklarını savunmak,insanlığın bir gereğidir.Bu gereklilik karşısında insanoğlu nice bedeller ödeyerek günümüze kadar gelen bu tarihi dünyada;değişik mücadele biçim ve stratejileriyle savaşmıştır.Bu mücadele biçimlerinden bir tanesi de; ‘SİVİL İTAATSİZLİK’ mücadele biçimidir.Bu mücadele biçiminin uygulandığı belli başlı ülkelerden bir çoğu başarılı olmuşlardır.Bunlardan en önemlisi Hindistan’dır.

ghandiSivil İtaatsizliğin bir genel tarihçesine bakacak olursak; “Sivil İtaatsizlik” kavram olarak ilk kez 19.yy.da Henry Davit Thoreau tarafından kullanılmıştır.Thoreau;1817 yılında Amerika’nın Concord kasabasında doğdu.Amerikalı düşünür ve şair olan Thoreau;Harvard’daki öğrencilik yılları dışında,hayatının büyük bir kısmını bu kasabada ve bu kasabaya bağlı Walden gölünün kıyısında kendi yaptığı kulübede geçirdi.Kilise ve seçim vergisine karşı çıkarak hapis yatan Thoreau;arkadaşlarının borcunu ödemesiyle hapisten kurtulur.Ancak;bu kısa süreli hapis onun “Sivil İtaatsizlik Görevine dair” isimli kitabı yazmasına vesile oldu.Leo Tostoy’un hayranlıkla okuduğu yazarlardan biridir Thoreau.Pasif direniş fikrini öne süren ve popularize eden Tostoy’un fikirleri ile Thoreau’nun prensipleri birbirine büyük bir benzerlik göstermektedir.Bu iki ünlü yazarın yani Thoreau ile Tostoy’un fikirlerini pratikte en iyi uygulayan Hintli Avukat Mahatma Ganhi’dir.Gandhi;Güney Afrika’da Avukatlık yaptığı yıllarda,sivil itaatsizlik hareketinin en iyi pratik öncülüğünü yaparak ve daha sonraki yıllarda da Hindistan’da,İngiliz Emperyalizm’ine karşı “sivil itaatsizlik” eylem biçimleriyle büyük başarılara imza atmıştır.

Gandhi’nin Güney Afrika hükümetine karşı giriştiği en önemli pasif eylem,Asya’lı göçmenlerin izinsiz girdikleri Güney Afrika’ya hapisle cezalandırılan uygulamalarına karşı bir hareket başlamasıyla gösterdi.(O dönemin dünyası,pasaportların olmadığı yıllardır.Pasaport;birinci dünya savaşından sonra Cemiyet-i Akvam kanunu ile bütün dünyada kullanılmaya başlandı.) Gandhi;örgütlediği taraftarlarını Güney Afrika sınırından dışarı çıkartıyor ve daha sonra bu göçmenlerin tekrar içeri girmesini teşfik edip her birinin tutuklanmasını sağlıyordu.Öyle ki;artık Güney Afrika hapishaneleri göçmenlerle dolup taşıyordu.Hapse atılan bu insanların çocuklarının ve eşlerinin mağdur olmaması için de “Tostoy çiftliği” adını verdiği yardımlaşma kamp ve barınakları kurarak,yaşamlarını idame ettirmişti.İlerleyen yıllarda Güney Afrika hükümeti göçmenleri içeri tıkacak hapishane bulamadı,sonunda bu pasif eylem biçimleri karşısında Güney Afrika hükümeti sınır ihlalini hapisle cezalandırma kanunu iptal etmek zorunda kaldı.Gandhi aynı paraleldeki eylem biçimlerini kendi ülkesi Hindistan’da İngiliz Emperyalizm’ine karşı da başarıyla uygulatmıştır.Ve bugün gelinen aşamada “pasif direniş” biçimi,Dünyanın bir çok ülkesinde politik mücadele biçimi haline gelmiştir.

Sivil İtaatsizlik her şeyden önce bir “siyasi ifade” biçimidir,aynı ölçüde politik mücadele stratejisidir.Kişilerin,bireysel yada toplumsal mücadelede şiddet içermeyen ancak;en tabii Demokratik ve özgürlük mücadelelerinin meşruiyetinin hakkaniyetiyle,kitlesel açlık grevleri,anti-demokratik yasalar karşısında kitlesel karşı duruş gibi benzer eylemlerle,sisteme muhaliflik edebilmektedirler.
Yasaya aykırılık,Şiddet içermeme,Kamuya açık oluş,Hukuk devleti düşüncesine dayalı bir siyasi-ahlâki yönelim,çiğnenen hukuk yapısının yaptırımına katılma ve katlanma tutumudur.

YASAYA AYKIRILIK : Anti-Demokratik ve anti-özgürlükçü yasalara karşı oluş,şiddet içermeyen ama hiçbir koşulda istemlerinden ve tabii haklarından ödün vermeyen bir mücadele biçimi olan “sivil itaatsizlik” hakkını kullanmadır.

ŞİDDETSİZLİK Sivil itaatsizlik şiddet eylem biçimini içermez.Mutlak surette üçüncü bir kişi veya kişilerin haklarına saygılı olma ölçüsüyle hareket eder.Örneğin yol kapatma eyleminde,Ambulansla bir hastanın Hastaneye yetiştirilmesi gibi yada yegâne kapatılması karşısında hastanın ölümüne sebebiyet vermek,sivil itaatsizlikle bağdaşmayan eylem biçimidir.

KAMUYA AÇIKLIK
Sivil itaatsizlik vicdanlarda yatan bir adalet,bir hakkaniyet duygusuna çağrı niteliğinde olduğundan,genel olarak kamuya açık ve şeffaf olmak durumundadır.Kişisel çıkar ilişkilerinden öte,aynı durumdaki herkesin hakkaniyeti karşısında olan sivil itaatsizlik bu yanıyla da kamusaldır.

HUKUK DEVLETİ DÜŞÜNCESİNE DAYALI BİR SİYASİ-AHLÂKİ YÖNELİM:
Sivil itaatsizlik hukuk sisteminin içinde aksayan bir kurala karşı çıkıştır.Hukuk devletinin,Anti-demokratik yasalarına karşı duruş,aynı ölçüde bir bütünü kapsadığından toplumsal bir sivil itaatsizlik mücadele biçimidir.

ÇİĞNENEN HUKUK YAPISININ YAPTIRIMINA KATILMA VE KATLANMA TUTUMU:
Şiddet içermeme unsurunda olduğu gibi,bu katlanma tutumu sivil itaatsizliği diğer eylem biçimlerinde ayırmaktadır.Sokrates’in,kendisine verilen ölüm cezasına karşılık,kendini kurtarma olanaklarını reddetmek gibi;Güney Afrika sınırında cezaevine girileceğini bile bile bu eylemlerini gerçekleştirmek gibi net eylem biçimleri,katılma veya katlanma şekliyle sivil itaatsizliktir.

Sivil İtaatsizlik;yasadışı ancak meşru bir eylem biçimidir.Başkalarının özgürlüklerinin sınırlandırılması yolundaki davranışlar,sivil itaatsizlikle bağdaşmaz.Özgürlük dediğin bir başkasını rahatsız edecekse,öyle özgürlük olmaz olsun.Birinin yüksek sesle ‘müzik’ dinleme istemi karşısında;aynı binada ve yakın komşunun sessiz bir ortamda kendi evinde rahat ‘uyumak’ isteminin olması gibi davranış biçimlerini örneklendirebiliriz.Doğal olarak her iki istem de,insani bir istemdir ancak;birinin istemi ve özlemi,diğerinin istem ve özlemini çiğniyorsa,burada karşılıklı hakkaniyet doğmaktadır.Bu durum ancak adil bir biçimde çözülebilir.Yüksek sesle ve başkalarını rahatsız etmeme koşuluyla,kendi evinde yirmi dört saat ‘müzik dinleme’ özgürlüğü,diğerinin de kendi evinde rahatsız olmadan ‘uyuma hakkını’ kullanmasıdır.Bu anlamıyla “sivil itaatsizlik” üçüncü kişilerin daha da önemlisi özgürlükçü hakkaniyeti çiğnemeyen ama kendi özlük haklarının meşruiyetini sonuna kadar kullanabilen bir “sivil toplumsal harekettir.”

Bu noktadan hareketle;biz Kürtlerin özgürlük ve demokratik mücadelesini günümüz pragramatik ve doğmatik normları içinde gelişen ve bir nevi “sivil itaatsizlik” kavramını çağrıştıran biçimlerine rastlamak mümkündür.Şemdinli olayları,Sayın İbrahim Güçlü’nün Televizyon’larda sergilediği tutum ve davranışlarıyla “sivil itaatsizlik” örnekleridir.

Şemdinli olayları;hiçbir koşulda ‘şiddet’ içermeyen halkın uyguladığı eylem biçimleri,sonuna kadar kendi haklarını savunma adıyla gerçekleştirilmiş eylem biçimleridir.Yürüyüş kanunlarına ‘muhalefet’ etme adıyla ‘yasadışı’ dahi olsa,kendi doğal ve tabii haklarının çiğnenmesi karşısında sergiledikleri eylem biçimi meşru’dur.

Sayın İbrahim Güçlü’nün Televizyon kanallarında;kendi Kürt kimliğiyle özlem ve taleplerini dile getirmede ‘şiddete’ başvurmamıştır.Üçüncü bir kişilerin haklarını çiğneyen davranışlarda da bulunmamıştır.Tamamen kendi hakları üzerinde kurulu olan düşüncelerini dile getirmiştir.Ve bu haklarını sonuna kadar kullanma ve bütün açıklığıyla dile getirmede,önemli bir sivil itaatsizlik örneğini göstermiştir.
Günümüz koşullarında Kürtler adına yapılan politikalarda; ‘riyakârlık’, ‘esnek ilişkiler’ Kürt ulusal değerlerini “kısır döngüde” boğmaktadır.Kürt özgürlük mücadelesi adına yapılacak her türden mücadele Açık ve net olmalıdır.Açık ve net olmayan özlem ve talepler,Kürt özgürlük mücadelesine hiçbir kazanım getirmeyecektir.Kürdistan’ı sömürgeleştiren mevcut statükocu yasaları zorlamak gerekir.Ülkemiz ve halkımız üzerinde var olan sömürgeci yasaları sonuna kadar zorlamak gerekir.Açık olmayan ve kapalı olan talepler karşısında yasaları zorlayacak;Açık parti proğramıyla hareket edilmeli ve ulusal değerlerimizi çağrıştıran değil,bizzat ulusal değerlerimizin istemlerini dile getirecek ve hiçbir koşulda ‘şiddet’ içermeyen,ama ‘yasadışı’ dahi olsa bu hakkımızı kullanmak ve zorlamak gerekir.
Kürt özgürlük mücadelesinde alınması gereken dersleri almadan oluşacak her oluşumun ömrü kısa olur.Bunun da biz Kürtlere faydası olmayacaktır.Kürt özgürlük mücadelesi,uzun bir zaman gerektiren upuzun bir maratondur.Bu maratonda,sağa-sola verilecek siyasal-politik mesajlar yerini bulmak durumundadır.Bu mesajların yerini bulması için,politik arenada sağlam ve istikrarlı duruşlardan geçer. “Zik-zaklar” çizmeden ‘meşrulaşmayı’ önümüze hedef olarak koymalıyız.

Uzun vadeli ve ömrü kısa olmayan,özünde Kürt halkının içinde bulunduğu sömürge koşullarını teşhir edecek politikalar üretmek zorundayız.
Bütün bu nedenlerden dolayı biz Kürtler için ‘legal parti’ değil,Açık parti kavramını öne çıkartmamız gerekmektedir. ‘Legal’ kavramı sözcük anlamı itibariyle ‘yasallığı’ ifade eder.Sivil itaatsizlik hareketleri de,esasen açık ama yasadışı örgütlenmelidir.O nedenle sivil itaatsizlik;kavram olarak da,içerik olarak da ‘yasal’ olana boyun eğmemeyi,direnmeyi ifade eder.Biz Kürtler için bu hayati bir kavramdır.Sivil itaatsizlik;askeri seçeneği ve karşı şiddeti ‘meşru müdafaa’ aracı olarak da olsa,devre dışı bırakır.Bu anlamda;Kürt özgürlük mücadelesinde Açık parti,sömürgeci sistemi reddeden,Kendi Kaderini Tayin Hakkını savunan,Kürdistan’i açık bir olmalıdır.Bu noktada ezop dilini reddeden,savunduğu projeleri her şart ve koşulda savunan cesur bir duruşa sahip olmak zorundadır.
Suphi ORAK

25-12-200
Son düzenleyen Daisy-BT; 19 Şubat 2011 00:49