istanbul
ah ki ciğerin kaç paredir istanbul
bu rezil ismin değil mi bizi böyle rüsvay eden
ah istanbul ah
ah ki ciğerin kaç paredir
işte gün doğuyor, yine sabahın altısı
uykusuz bir gecenin sonu, yine uykusuz
yine gönül kerbela ahalisi kadar susuz
işte sabahın altısı, gözler yine iki kan pıhtısı
gönül en kırık mızrabıyla hasrettedir
bu hasret küllenmez bir haredir
ah istanbul ciğerin kaç paredir
istanbul ciğerin kaç paredir
işte bütün evrende en yalnız adamdır
serseriler evladı bu serserin
cennet-i alaya gitse dolmayacak yerin
yolunun tozu
alazının közü
denizinin tuzu
vuslatın hülyası hasrete tek çaredir
ah istanbul ciğerin kaç paredir
işte sabahın altısı
yine sana çağıran
ve acılı bir siren gibi bütün sesleri boğan
deli uğultusu
yine vahşi, yine zıkkımın dibi, yine derin
yine sımsıcak, zemherinin kökü, yine senin
tanyerinin çıldırtan kederi.
gelmez mi şimdi sana bu serseri
marmara aynasında suret-i kız kulesi yanıyor,
ıtri bu ihtimal, kesif bir ney taksim ağlıyor.
galata’da güvercin kanatlarının sesi,
gün şavkında ağlayan bir b****** nefesi,
haliç’te demirli vapura aynı anda vuruyor.
ah istanbul ciğerin kaç paredir
feleğin çarkını iğne deliğinden geçirdim istanbul
seni gördüm, gün gördüm, gün geçirdim istanbul
aklımda hep rezil ismin, rüsvay ettin beni istanbul
serden geçtim istanbul
candan geçtim
senden geçemiyorum.
bir yaprak düşecek bir gün sonbaharından
bir avaz geçecek yırtarak göklerini
kimseler ağlamasın bu fakirin ardından
omuzlarda arşınlayacak bedenim yollarını
yok, naçar yok, bu derdimize çare
senin ismin bu dilde hep yaredir
yanmaz mı ki ciğerinden bir pare
ah istanbul ah,
ah ki ciğerin kaç paredir
Doğu BARAN