Arama

Hikayeler ve Öyküler -2- - Tek Mesaj #330

NiliM - avatarı
NiliM
Ziyaretçi
7 Mart 2007       Mesaj #330
NiliM - avatarı
Ziyaretçi
Elma Güzeli


“ Bu sefer tamam, ” diyordu.

Artık hayal ettiği her şeye sahip olabilecekti. Sınırsız hayaller kurabilecekti. Bu O’nun için bir dönüm noktasıydı. Kim bilir belki hayatta üç defa şans kapıyı çalar dedikleri bu idi. Bundan önce ikisini hoyratça kullanmış, başarılı olamamıştı.

” Elma yemeye geldik, ” diyerek final yaptığı hakim huzurundaki çaresizliğini ve basitleşen ifadesini hatırladı. Kahvede Fatih’e;

“ Elma güzeli, ” diyorlardı. Bilmeyenler şaşkınlıkla bakıyordu Fatih’e. Acaba Amasya elma festivaline katıldı da bu unvanı orada mı aldı? O kadar yakışıklı da değildi. Belki üreticidir. En iyi elma bahçesi olan çiftçi unvanı almıştır diye düşündüler ama bunun için çok gençti. İzmirli doktor lakaplı arkeologdan bozma Kemal, Fatih’e garanti vermiştir;

- “ Kayadaki oyma hac ve mezar taşı işaretinin aynısından karşısındaki tepede bulun kesin gömü orada. Ondan sonrası kolay, ben hemen gelirim. ”

Fatih karşı tepeyle kalmamış, muhtarı da, muhtar sayesinde karakolu da halletmişti. Gümüşhane merkeze yakın köye kazıya giderler. İşaretler tamamdır. Köyün muhtarı Sabahattin Efendi ve karakoldan yeni astsubay olmuş Halil’i de işe ortak eder. Halil komutanı, muhtar Sabahattin Efendi ayarlamıştır. Kendi hayallerine ortak ederek Halil Komutanında kanına girmiştir. Fatih, bir tarafında muhtar Sabahattin Efendi, bir tarafında Halil komutan kazı ile ilgili hiçbir problemi yoktur artık. İzmirli doktor Kemal bu habere sevinç çığlıklarıyla destek olunca Fatih artık para sayma makinesi için sipariş vermeye çalışıyordu. Arkeolog geçinen Doktor Kemal de gelince muhtara haber salıverildi;

- “ Hemen bu gece geliyoruz. ”

Kazı alanında tüm hayalperestler toplanmış, ilginç define hikayeleri anlatıp bir taraftan da sıra ile kazma kürek sallıyorlardı. Her şey kusursuz işliyordu. Fatih bu güne kadarki en mükemmel organizasyonunu yapmıştı. Hayallerinin gerçekleşmesine ramak kalmıştı. Kazma kürek sesleri onun için “ Mozart’ın ” senfonisinden daha dinlendirici, “ Çile Bülbülüm Çile’ den ” daha keyif vericiydi. Huşu ile kazı yapılıyordu.

- “ Teslim olun!!! ” sesiyle Fatih, elindeki küreği atıp teslim oluyor, muhtara hiçbir şey söylemeden bakıyordu.

- “ Hani karakolu bağlamıştın, ” der gibi. Muhtarın tek hesap etmediği, seçimlerdeki muhaliflerinin karakola ihbarı oldu. Adliye huzuruna çıktığında babasının şehrin saygın bir kurumunda müdür olduğunu bilen hakim;

- “ Anlat ” deyince . Fatih şaşkınlıktan;

- “ Efendim,ıhh… Hakim bey, ben o köye elma yemeye gittim, ” der.

Demesiyle salonda bir kahkaha kopar . Sükuneti sağlayan hakim güldüğünü belli etmemek için alnını kaşıyormuş gibi yapmaktadır.
Fatih’te cezayı baba torpilinden en alt sınırdan alır ve adı hakim tarafından tescilli “ ELMA GÜZELİ ” diye kalır.


Avucundaki toprağı sıktı. Kendini ve ailesini düşürdüğü komik durumdan kurtulacaktı. Onunla dalga gecen mahalle kahvesinin daimi üyeleri ile inceden hesaplaşacaktı. Bir küp dolusu gümüş sikke bulmuşlardı. Fiyat alabilmek için birkaç numune göndermişlerdi. Eli kulağında, bugün yarın iş bitecekti. Herkese vaatlerde bulunuyor ve kimseye kızmıyordu artık. Kendisine hep destek olanlara yapacağı yardımları düşünüyordu.

“ Şuna araba alırım, diğerine ev. Bir apartman inşa edip sevdiklerimle beraber yaşar, hafta sonları otobüsle mesire yerlerine gider ve hep beraber piknik yaparız ailelerimizle. ”

Kurdukça zenginleşen hayaller bitmek bilmiyordu. Kendi kafasından fiyatlar belirliyordu. Gazetelerde define çıkarıp yakalananlara ait haberleri okuyordu.