
Nasıl yaşadım bilmem o büyülü anları
Bir bulut muydu geçen yaşam topraklarımdan
Yağmur damlası mıydı yüreğimi ıslatan
Yoksa anılarım mı geçmişte yaşanmayan
Nasıl dolaştım bilmem sevgimin evreninde
Kanatlarım mı vardı yoksa gizemli bir güç
Güneş miydi sıcacık gülüşüyle seslenen
Yoksa düşlerim miydi bana aşkı getiren
Nasıl değiştim böyle yılları eskitmeden
Kitaplar mıydı beni bunca yıl eskitmeyen
İlkelerim mi oldu ömrümce değişmeyen
Barıştan yana olan bu hâlimi sevdim ben
17 Aralık 2002 Ankara –İstanbul yolculuğunda
Bugün doğmuşum ben. Mardin Kapı´da ayaklı minareli camide akşam ezanı okunurken saat 4.15 de doğmuşum. Yaşama ve insana bakışı tüm dünyanın hayranlığını kazanmış olan, Mesnevi’ sini lise yıllarımda okuduğum, Mevlana’nın aynı günde ve aynı saatte öldüğünü öğrendiğimde çok şaşırdım. Hazret-i Mevlana’nın tanrısına kavuşma şöleniydi Şeb-i Aruz törenleri... Benim doğum günümde ve saatinde kutlanıyordu. Çocuksu bir gurur veriyordu bana. Bu şanstı benim için, büyük bir şans...
Bugün doğmuşum ben, sobanın ısıttığı ayvanlı bir Diyarbakır evinde. Mardin Kapı da. Taş duvarların çevrelediği, içinde havuzu olan, iki katlı bir ahşap evde. Büyük şair Cahit Sıtkı Tarancı’nın şimdi müze olan evinin yanındaki hayal ettiğim o eski evi yıllar sonra yeniden gördüğümde artık hekimdim. Hizmet için girmiştim oralara. Çok etkilendim doğduğum evi görünce, salıncakta sallanmam için taş duvarlara çakılı kancalı çivileri. İşte sen bu evde doğdun. İlk resmini 40 günlükken çeken de Foto Dalyan idi. Atatürk’ün Cumhuriyet’in 10. yılında buraya geldiğinde resmini çeken fotoğrafcı. Şimdi o resimlerin çoğu ıslanmış. Atamızın kaldığı Pamuk Köşke gittiğimde, o zamanlar jandarma yüzbaşısı olan babamın Atamızın arkasında –korumak için- duran resimlerini gördüğümde gözlerimden yaşlar boşaldı. Bir o kadar da gururlandım öyle bir babanın aydın / okumuş kızı olduğum için. Atamıza bir kez daha teşekkür ettim sessizce, minnetle. Son gördüğümde o paha biçilmez değerli fotoğraflar duvarlarda değildi. Duvarlar su çektiği için, küflenmişler, bozulmuşlardı. Geri dönüşümü olmayan değerli anılarla birlikte yok olmuşlardı. Doğru olup olmadığını bilemem ama çok üzüldüm, göz yaşlarımı bir kez daha tutamadım. Tutmak istemedim de. Doğum günüm olan bugün, yol boyunca hüzünlü kalemim ve buruk düşüncelerimle yazdım durdum. Kulaklarımı dolduran, gönlümü ısıtan Atamızın sevdiği şarkıların eşliğinde. İyi ki yollarda kendimle oluyorum… Yoksa günlük yaşamın karmaşasında tek satır yazamam biliyorum.