Siyah Mektup
Ve işte az sonra, kim bilir kaçıncı defa şehirler arası otoban havasını soluyacağım yine. Genzimi yakarken egzost dumanı otoban figüranlarının, parçalanmış bir hayalin enkazından uzaklara gideceğim saniye saniye.
“Ağlamak yok” demeden, zavallı zihnimi, abur cubur düşünce silsilelerine boğmadan, özgür bırakacağım ruhumu bu gece. Gözyaşlarımda boğulacak bir “tek kişilik aşk hikayesi”; aslında iki kişilik başlayan, yalancı bir aşk hikayesi.
Üzülebildiğim kadar tırnaklarımı geçireceğim etime. Hücrelerim kuruyana kadar ağlayacağım. Zifiri karanlık bir otoban sahnesinin, üzgün bir figüranı sanacak beni diğer aptallar. Oysa ben bir cinayet işlemeye gidiyor olacağım.
Göğsüm parçalanana dek acıtacağım canımı, izin vereceğim saklı duygularımın en sivri köşelerinin batmasına, kalbimin her santimetrekaresine. Son defa ağlayacağım çünkü bu gece. Son defa acıtacağım canımı. Etimi artık rahat bırakacağım. Tırnaklarımı son defa saplayacağım yüzüme, kanlar içinde kaldıktan sonra, son defa çıkaracağım etimden kanlı tırnaklarımı.
Bir cinayet işlemeye gidiyorum bu gece, failinin kendini bildiği. Faili meçhul bir cinayet olmayacak artık yokluğum; ne bir cinayet olacak artık yokluğum, ne de faili, meçhul bir cinayet.
Bir cinayet işlemeye gidiyorum bu gece. Kan, özgürlüğümün sonuna doğru akacak. Kendimi öldüreceğim. Ellerimle öldüreceğim hepinizin bildiği ben’ i. Kanlar içinde toprağa gömeceğim cesedimi. Ne kalırsa cinayetten geriye, onunla döneceğim buraya. Duygusuz bir makine kalacak muhtemelen bir cinayetten geriye.
Belki toz kaldıracak gerçekten ölümüm. Şarap şişesine gömülecek bir Dionysos efsanesi. Yalancı bir tanrıça, yalancı gözyaşları dökecek en iyi ihtimalle, ağıtsız. Ben gidince, kendini öldürmeye başlayacağını haykıran bir düş sadece. Votka şişesinde eriyen bir ruhun katili bir tanrıça… Kelebek olmaya yüreksiz bir tırtıl… Küçük Prens’ in çiçeğini yiyen koyun, ruhunu çarmıha geren bir ilüzyon. Sevilmeyi kaldıramayan; aşkı, omuzlarında taşıyamayan zavallı bir 21. yüzyıl ruhu. Bir hata, bir yanılgı, diğerleriyle aynı, kimseden farksız… İşte iflah olmaz bir romantiğin katili, cinayetimin azmettiricisi.
Bir cinayet işleyeceğim çok yakında. Yaralı bir zavallıyı, kendi ellerimle öldürüp, kanlar içinde toprağa vereceğim. Ne kalırsa cinayetten geriye, onunla döneceğim buraya. Duygusuz bir makine kalacak muhtemelen, bir cinayetten geriye.
Karanlık, duygusuz, ahlaksız bir khatarsis’ miş son arzusu makdülümün. Tamam, öyle olsun. Kim itiraz eder ki son arzusuna, sekiz on gün sonra öldürülecek olan bir ruhun.
Acılar içinde çırpınarak can verecek olan bir ruhun ölümünün ardından, bir ateş yanacak İzmir körfezinde, dumanı Bostancı iskelesinden tüten. 3 damla yalancı gözyaşıyla unutulacak her şey. Bir aşk, bir ceset…
Bu bir intihar değil, cinayet mektubudur. Cinayetten ise düşlerim sorumludur…
Haziran 2006
Tolga Görkem