Kor Ateş Kızılı
Zelal gün boyunca ısınan asfaltın yüzüne vurduğu sıcaktan bunalmış, nihayet serinleyebileceği bir yer bulmuştu.
Bir nesnenin kullanım değerinin ona duyulan ihtiyaç zamanı
İle doğru orantılı olarak değişebileceğini yeni öğrenmişti teorik
olarak. Pratikte ise şimdi daha iyi kavrıyordu bunu. Önünden yüzlerce kez geçtiği bu küçük market şu an onun için çok değerli idi. Kapıdan
içeri adımını atar atmaz yüzüne vuran serin hava onu kendine getirmişti. Ama adım adım onu kendinden alıp yerine başka birini
getirecek diğer nesnelere doğru yaklaştığını bilmiyordu henüz.
Marketin giriş turnikelerinden yürüdü. Emanet dolapların yanından
geçerken; büyük ekran bir televizyondan, büyük bir katliamın, haberini
duydu. büyük insanların planladığı büyük orta doğu projesi geriye küçük yanmış cesetler bırakmıştı. neredeyse tamamı sivil halk olan ve çoğu bebek olan,katliamın masum madurları bu ekrandan yeterince büyük görünüyorlardı.dolaplardan herhangi birini açtı ,sonra birini daha .hızlıca açtığı tüm dolapların içinde farklı şekil ve renklerde insan vicdanları vardı.emanet dolaplarının hepsi doluydu.bunların üstüne,boşluğa kendi aklını emanet bıraktı.ekrandan haber akmaya devam ediyordu ki bu televizyon market den büyük alışverişler yapan talihli bir müşteriye promosyon olarak verileceğinden ,ekrandan her daim neşeli,renkli,şakamatik programların geçmesi iyi olurdu.Yoksa büyük talihli, büyük alışverişleri, büyük katliamlar izleyeceği büyük ekran bir televizyon için mi yapacaktı?Bu durumu fark eden sorumlu birinin kanal değiştirebileceğini düşünüyordu.kimse ilgili görünmüyordu.
Market sahibi,turnikelerin yanı başında, gündelik bir haberi izler gibi izliyordu.Ve böyle görüntüler karşısında duyulabilecek normal duyguların dışında, bir tedirginliği yok gibiydi.Savaşların, uzun vadeli en büyük etkisi bu olmalıydı.Kanıksatmak.Adam elliyi aşkın bir yaşta görünüyordu.Yaşamının acaba kaç yılında, tam barış içinde yaşayan bir dünyaya tanıklık etmiş olabilirdi.Zelal, genel tarih bilgisini şöyle bir yokladığında, arka arkaya gelen iki gün dahi bulunamayacağını ürpererek düşündü.Tüm bu düşüncelerle yavaşça ilerleyip kozmetik reyonuna geçti.Sebebini kendisinin de anlayamadığı bir şekilde saç boyalarının önünde durdu.Sadece kutuların üstündeki ifadesiz yüzleri izleme isteği duyuyordu.Gözleri hızlı hızlı aynı ifadeleri taşıyan, farklı saç şekli ve rengi ile bezenmiş yüzlere bakarken, birden saç renginde bir değişiklik yapabileceğini düşündü ve aynı anda bunun sebebini de.Hayatını değiştiremeyen kadınlar, saçlarını değiştirerek bu değiştirme duygularını doyuruyorlardı.Yani psikolojik olarak gerçek isteğin yerini tutacak sanal, geçici isteklerle bir çeşit kendi beynini kandırma durumu.Nede olsa insanoğlu bu duruma daha bebekliğinde gerçek meme, yalancısı ile değiştirildiğinde alışıyordu.KOR ATEŞ KIZILI. Evet işte rengini bulmuştu. Kutudaki mankenin ifadesiz yüzünün yerinde, kendi yüzünü hayal etmeye çalıştı.Fakat bir türlü yalnız kendi yüzünü yerleştiremiyordu şu kutucuğa.Yüzünün içine yüzlerce yüz ,alev alev yanan Lübnan sokaklarının ,korlaşan ama hala en ufak rüzgarla alevlenen ırak sokaklarının alev saçlı kadınları,erkekleri,yaşlıları,gençleri ve illaki bebekleri kendi yüzünden önce yerleşiyorlardı. Savaşın bir başka ve en başarılı etkilerinden biri de bu olmalıydı.Dünyanın, herhangi bir coğrafyasının özelikle beşeri kısmını yok etmeye çalışanlar, aynı zamanda diğer bir coğrafyadakilerin de özellikle beşeri kısmının algı biçimlerini yok ediyorlardı.Artık neye baksa savaştı,kor ateş kızılı.
Dünyada, sınırların ortadan kalktığı doğruydu. Acının ve yok olmanın hiçbir çizilmiş sınırı yoktu.İlk gençliğinden itibaren, izlediği bütün Hollywood yapımı filmler kare kare gözünün önüne geldikçe kusma isteği duydu.Sonunun böyle kurgulandığını,yaklaşık yirmi yıldır süren, uzun metrajlı bir filmin figüran kadrosunun en gözde figüranlarından biri olduğunu düşündü. Nasıl heyecanlar duymuştu ,nasıl hazlar almıştı dünyayı kötülerden kurtaran amerikan ajanlarını izlerken.Oysa kendisi gibi onlar da, organizasyonu dünya çapında olan dev figüran ajansının figüranlarıymış meğer. Asıl oyuncular,asıl yönetmenler,asıl senaristler,o iğrenç yapışkan kozalarında büyüyüp tüm dünya halklarına ‘’özgürlükler’’ planlıyorlardı. Kafasını kor ateş kızılından diğer kutulara çevirdi. 4/66 Panama-Honduras kızılı, 4/60 Küba kızılı, 4/46 Kızılderili ulu mani tu kızılı, 4/56Meksika-Şili –Nikaragua kızılı, 4/36 Afrika çikolata kızılı, 4/76Vietnam lal kızılı, 4/86 Kuveyt körfez kızılı, 4/96 Bosna Müslüman kızılı, 4/2002 Afgan kızılı, 4/2004 Irak özgürlük kızılı, 4/2005 g8 kızılı,4/2006 Lübnan kor ateş kızılı. Kızıl kutucuklar tükenmiş ama aklındaki savaşların zaman ve mekanları tükenmek bilmiyordu.
Elinde tuttuğu market sepetinin içinde ,reyoncu kızın ‘çok iddialı bir renk bu.’dediği boya kutucuğu tek başına otururken,Zelal gözleri kutuda ki bir çift kara göze takılmış ,bu acımasız akışı değiştirebileceği bir mucize düşledi.
İnsanların metafizik eğilimlerinin bir sebebi de bu adaletsiz ,eşitliksiz düzene
Müdahale edebileceklerine inanmak istemeleriydi,bataklıktaki en güzel ,en yetenekli kuşun diğerlerinin kaderine etki edebileceğine çaresizce kapılmalarıydı.Oysa en tepeden bakıldığında bu yalnızca bataklığı gülistanlık gibi algılamaya ve algılatmaya yarıyordu.düzen aynı düzen bataklık aynı bataklıktı.bu gerçeği buz gibi biliyordu ama yine de bir mucizenin başaktrisliğine soyundu.savaş ülkesinin savaş çocukları ile birlikte yeşilin ve mavinin tüm tonlarının hakim olduğu bir iç dünyada ,dostları ile birlikte kurdukları büyük insanlık okulunda önce kırmızı ve tüm tonlarını unutacaklardı,sonra bu güzelim renge, yeni ve yaşama dair imgeler yükleyeceklerdi. Doğanın kendini yenilemesi nasıl mümkünse bu insan içinde mümkün olmalıydı.kutucuktaki kara gözlere tekrar bakmak için eğildiğinde , ifadesiz mankenin soğuk mavi gözlerinde bu kareleri çeken moda fotoğrafçısının kendi mucizesini gördü.küçük firmalara, ucuz işler yaparken birden dünyaca ünlü bir firmanın moda fotoğrafçısı olmak onun gerçekliğinin mucizesiydi.’’kara gözler nerdesiniz?....’’boşlukta asılı bıraktığı aklı, emanet dolaplarının üstünden göz kırptı birden… koştu… giriş turnikelerinden çıkış yaptı...kendi gerçekliğinin mucizesi…’’kara gözler nerdesiniz?’’bir an duraksadı ve sonra ‘’iddialı’’ adımlarla kasaya geldi.kasiyer kız kor ateş kızılını kasadan geçirirken orta sınıf, orta yakışıklı bir damat hayal ediyordu ve o anda elinde ki ürünün mal kodunun çizgilerinde fiyat etiketinden daha çok şey yüklü olduğunun farkında değildi.o çizgilerde Zelal’in aldığı ücretsiz kesin karar da
bulunuyordu. Zelal kara gözlerin kayboluşunda ki manayı kendince anlamış, aldığı karara marketin paket servisinde yaldız ambalajlı,rafyalı bir paket yaptırmıştı.savaş çocuklarının yanına ulaşacak ve gönüllü insan olacaktı.
Artık elinden ne gelirse … kolay değildi biliyordu…kara gözlerin davetini reddedemezdi,reddetmeyecekti…