Arama

Hikayeler ve Öyküler -2- - Tek Mesaj #750

arwen - avatarı
arwen
Ziyaretçi
23 Nisan 2007       Mesaj #750
arwen - avatarı
Ziyaretçi
Hepimizin hayatında önemli dönüm noktaları vardır. Hayatımız belli doğrultuda akan bir nehir gibi akmaya devam ederken tüm gidişatı değiştiren, hayatımızın bambaşka bir yola sapmasına neden olan dönüm noktaları… Bu dönüm noktalarının, hayatımızın diğer yaşanmışlıklarından biraz daha farklı, biraz daha süslü, biraz daha özel olmasını isteriz. İsteğimizi gerçekleştiren de olur, gerçekleştiremeyen de…

Dolunayın tüm gökyüzüne loş ışık verdiği gecelerden biriydi. Günün en uzak saatlerinde hafif bir meltem rüzgârı denizden çıkarak karayı dövüyordu. Sevenlerin birbirine aşk mısraları okuyabileceği en uygun bahar gecelerinden biriydi. Yakamoz ile neon ışıklarının kardeşliklerini pekiştirdiği İstanbul’da birbirini seven 2 yürek, boğaza doğru bir arabanın içinde yol alıyor ve kahkahalarını, gecenin sessizliğinden esirgemiyorlardı.
Aykut, Pınar’ı bugün boğazda balık yemeye davet etmişti. Bir süredir çıkıyorlar ve kalplerinde küçük aşk çarpıntılarını hissediyorlardı. Denizin en güzel manzarasına sahip restaurantlardan birinin önüne geldiklerinde arabayı görevlilere teslim ederek arabadan çıktılar; Aykut, görevlilerden plakayı yazan bir fiş aldı ve içeri girdiler.
Daha önceden Aykut’un rezervasyon yaptığından bihaber olan Pınar, denize komşu olan 2 kişilik bir masaya geçtiklerinde birazcık şaşırmıştı. Yakamozu ve ışıklarını yakmış gemileri görebildikleri, yosun kokusunu içlerine çekebildikleri bir masaya oturmuşlardı.
Pınar: “masayı daha önce ayırtmış mıydın?”
Aykut: “Sen, benim için değerlisin. Evet, rezervasyon yaptırmıştım.”
Pınar, Aykut’un sözlerinden çok hoşlanıyordu. Kendisine değer veren, kendisini düşünen bir erkekten başka ne isteyebilirdi ki…
Biraz sonra garson masalarına gelip isteklerini sorduğunda ikisi de somon ızgara istediler. Zevklerinin, ruhlarının ikiz olduğunu belgelemek istercesine ikisi de aynı siparişi vermişlerdi. Yürek ikizleriydi, onlar.
Konuşurlarken bir süre sonra Aykut, Pınar’ın elini kavradı. İnce, narin ve üşüyen ellerini… Pınar’ın tüyleri diken diken olmuştu. Nedenini keşfedemediği bir heyecan dalgası esmiş ve yüreğinin içini serinletmişti. Mutluluk üşümesiydi, bu. İçinden bir ses, bugünün en güzel gün olacağını söylüyor; Pınar ise bu sesin manasını çözemiyordu. Ufacık bir dokunmanın bu kadar şiddetli bir etkisi olabileceğini, vücudunun kimyasının bozulabileceğini tahmin edememişti. Kanı buz kesmişti, ruhu ise aşk ateşi ile ısınmıştı, sımsıcaktı.
Aykut: “üşüdün mü?”
Pınar: “sadece biraz… geçer, merak etme”
Aykut kalkarak ceketini Pınar’ın omzuna şefkatli elleriyle yumuşakça koydu. Her hareketinden Pınar’ın incinmesini istemediği, ona zarar gelmesinden korktuğu, onun en iyilerine layık olduğunu düşündüğü belliydi. Aykut için felaket, Pınar’ın camdan kalbinin kırılıp bin bir parçaya bölünmesi idi. Bir süre sonra Pınar’ın üşümesi geçmiş ve bedeni de ruhu gibi sıcacık olmuştu.
Önlerine gelen yemeği ikisi de yavaş hareketlerle yiyor, lokmalarını mümkün olduğunca küçük tutuyorlardı. Birlikte geçirecekleri bir dakikanın bile pırlanta kadar kıymetli olduğu gerçeği beyinlerine mıhla kazınmıştı. Bu gerçeği, dünyanın en güçlü silgileri bile silemezdi artık.
Restaurantın piyanisti şarkılarına başlayalı epey olmuş, ama iki sevgili bu şarkıları duymamışlardı. Onlar için etrafta kendilerinden başkası yoktu. Garsonlar, muhteşem yakamoz manzarası, leziz balık… Hiçbirini gözleri görmemişti. Aykut, şarkıların farkına romantik bir melodi başladığında varmıştı. Pınar’a daha yakın olabilmek adına bu fırsatı kaçırmak istemediği için Pınar’ı dansa kaldırdı.
Dans sırasında gözlerini birbirlerinin gözlerinin içinden alamadılar, birbirlerinin gözlerinin içindeki dehlizlere girip kayboldular. Müzik değişmiş ve Hakan Altun’un “Benimle Evlenir misin” şarkısı çalmaya başlamıştı. Şarkı başlar başlamaz Pınar’ı rüyadan kafasından dökülen bir kova kırmızı gül yaprağı uyandırdı. Şaşırmıştı. Aykut ise Pınar’ın ellerini bıraktı, elini ceketinin iç cebine soktu ve küçük mavi kadifeden bir yüzük kutusu çıkardı. Bir eliyle kutuyu Pınar’a uzatırken, diğer eliyle Pınar’ın elini tuttu. En yumuşak ses tonuyla sordu.
“Benimle evlenir misin?”
Şaşkınlığın bu kadar sevindirici olacağını bilmiyordu genç kız. Kafası ve omzunda gül yaprakları, kulağında tatlı bir melodi ve karşısında aşkından delirdiği adam… Aykut, bir kadının asla reddedemeyeceği bir teklif yapmıştı. Şaşkınlığın şokunu geçirdikten sonra Aykut’un gülen gözlerine bir daha bakarak haykırdı.
“Evetttttt”