Külün dokunuşu gibi,
masum ve kendini döker gibi.
Bir yokoluşun ardından parlayan ateşin
kavurucu gücüyle yanıyor yüreğim...
ve söyleyemediklerim,dilime hapsettiklerim,
bedenimin kendini kilitlediği kendi hücresi
ve mahkumiyetimin sebebi gökyüzünde,
senin gözlerinde gizli yeter ki onlara iyi bak
Çek ellerini içimden.
Bırak yüreğimi,tozlu sayfaları
arasında çırpınmadan kalsın allahım.
Bekçi olma hayallerim nolursun
başında akbaba misali,sırtını yaslamak yerine ona,
bırakta özgürlüğünü bulsun yalnızlığı çölünde.
Gene gözlerim yapıyor en acı darbesini,
seni hayallerime ve rüyalarıma bulaştırarak
yalnızlıklarımda işkence ediyor bana,
beynimle anlaşmış gibi gözlerim dalıyor
o düşünüyor ben hayal kuruyorum
vücudum inciniyor sensiz olamıyorum sevgilim,
al beni yanına ne olur.
Olmasın yalnızlıklarım sensiz
VebA
Ellerimde anlayamadığım birşeyler dolaşıyor,manasızca ve ne işe yaradığını düşündükçe keşfetmeye çalıştıkça tek bulurum,manalı manasız sözcükler.Birbirleri ile ilişkilendiriliyorlar ve başka bir dünyanın varolabileceğini irdeletiyorlar,yalnız başıma kaldığımda kendimce ütopyalarımın içerisine nüfuz ederek.Kim bunu yapan,benim gözlerimle bakan,kendi sözcüklerini yazdıran ve ne yönlendiren bizi dünya içerisinde bilinmezliklere doğru?
Anın katlanarak çoğalması ve hep aynı yaşayışlara yükselen sitemlerin ardında şimdilerime işleyen pembe bulutlar,dünya üzerine sürekli egemen olacak mı.İnsanlara bir başka dünyanın varolabileceğinin garantisini verebilecek mi bakıyorum,görüyorum ve şimdilerimde olabileceğine inanmaya başlıyorum.Beyaz defter yaprakları arasına sığdırdığım hayallerim ile ilişkili olarak kaynağından ilk olarak çıkan bir su zerresi gibi umutlu ve mutluyum bugünümde!
VebA
Aldırmadan arkana bakma ve git.
Göz yaşlarını yanaklarına yağdır,
ıslaklığı ardından gelen ferahlığın
seni rahatlattığını düşünme sevgili,
ardına yaslanda düşün nedeni belli,
belirsiz olgular neden beni buraya getirdi diye