Arama

Şiir Nehri -2- [Arşiv] - Tek Mesaj #4788

Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
25 Ağustos 2007       Mesaj #4788
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Aşkı Özlemek...


Bir insanı sevmek, ama sadece duygularla sevmek...


Öylesine seviyorsun ki, onu gördüğünde kalbin yerinden fırlıyor,
sesini duyduğunda vücudunun kimyası değişiyor adeta.

Öylesine hayran oluyorsun ki, bir sürü hatasını görmüyorsun,
artık tüm zaafların seni yönetmeye başlıyor.

Öylesine saygı duyuyorsun ki, kendini hiç düşünmüyorsun,
sadece onun seni düşündüğü kadarıyla yaşıyorsun kendi hayatını.

Öylesine verici oluyorsun ki, artık almayı bile unutuyorsun nerdeyse,
sanki sürekli sen vermek zorundasın.

Öylesine direnç kazanıyor ki vücudun, hastalanmıyorsun bile,
hastalıkların varlığından sadece onunkilerle haberdar oluyorsun.

Öylesine mutlu hissediyorsun ki kendini, hiçbir olumsuzluk
seni yıldıramıyor, sanki hep mutlu olmak zorundasın.

Öylesine benimsiyorsun ki onu, yanında değilken gözlerin hep onu arıyor,
işte belki de tatlı bir hüzün duyduğun anlar bunlar.

Öylesine bütünleşiyorsun ki onunla, her sevişme bir maraton gibi,
bitmese, bitmiyor, bitmeyecek...

Ancak bir gün geliyor ve sanki kendi varlığını hissediyorsun.

Çünkü yorgun olduğunun farkına varıyorsun.

Çünkü yapmış olduğun hatalar geri tepmeye başlıyor.

Çünkü onun seni sadece kendi ihtiyaç duyduğunda
düşündüğünü görüyorsun.

Çünkü aslında sen verdikçe bir şeyler alabilmiş olduğunu fark ediyorsun.

Çünkü hastalanmaya başlıyorsun, ama bunu bile yalnız yaşıyorsun.

Çünkü mutluluğun nasıl bir şey olduğunu düşünmek bile acı veriyor.

Çünkü artık birbirinize dokunmaktan kaçınarak oturuyorsunuz,
yürüyorsunuz, yatıyorsunuz.

Çünkü en son ne zaman seviştiğinizi bile hatırlayamıyorsun.
Ve anlıyorsun ki, doğru sandığın kişi aslında yanlışmış,
sen aşka aşık olduğun için kendini aldatmışsın!

Kahrediyorsun, kendini bu kadar aldatmaya ne hakkın vardı diye.
Yaşamakla yaşamamak arasında gidip geliyorsun bir süre...
Son çırpınmalar sürüyor karşılıklı, sen aşkı tükettin,
oysa asıl o senin güvenini!

Ve ayrılık zamanı, her şey mekanik; kutular taşınıyor, camlar çıplak;
el sıkışarak vedalaşıyorsun...

Kendi yalnızlığının tadını çıkarmaya çalışıyorsun,
kendin için yaşamayı öğreniyorsun.
Bütün kötü anıları gömmeye başlıyorsun,
hatta nefret etmeyi bile beceremiyorsun.
Ama bir gün bakıyorsun, içinde büyük bir boşluk var.
Rahatlamışsın, mutlu olabileceğini fark ediyorsun yine


ibrahım kara