Gemi
Ve şafak vakti...
Susan ne varsa aldı başını gitti...
Saatler asıldı duvardaki zongoza
Geldi vakit geldi
Sarı başaklarında dökülerek melek yüzlü bir kıza
Eylül'e çok var
Sonbaharın yalancı iftiralarından arınıp
Sofraya sevgiyi ekmenin zamanı değil mi...
Geldi
Kapına asıldı tren istasyondan kırmızı yeleli bir şair
Elleri kalem tutmuş
Yalıncı bir sonbahar hastalığına tutulmuş...
O geldi
Yanaştı bir liman
O limanda bir gemi batmakta...
O gemi gözden ırak batmakta
O geminin tayfası yok
O geminin kaptanı terk etmiş
O gemin cankurtaranı yok
O gemiye sahil güvenlik botları yaklaşamıyor
O gemi alev aldı
O gemi yanıyor
O gemiyi kurtarmak senin elinde
O gemi benim içimde
Gelecek misin?
Üç sabii sübyan
Üçü de durmuş bu buluta
Ayaklarını hızlı hızlı vuruyorlar asfalta
Vurmayın
Vurmayın
Vurmayın ayaklarınızı asfalta…
Asfaltı dile getirmezsiniz
Asfaltı konuşturup dinleyemezsiniz
Üç sabi supya
Biri nihavent makamında
Biri kırık bir saz çalmakta
Sonuncusu o yanan geminin güvertesinde seni yazmakta…
O gemi batıyor
O gemi yorgun
O gemi tedirgin
O gemi suskun
O gemiyi yolcuları terk etmiş
O gemiyi kurtaracak yok
O gemiyi kurtarmak senin elinde
O gemi benim içimde
Gelecek misin?
H.Xian NAKATA...