Unutulmuş Hislere
Kendine gecenin karanlığında bir dilek tutup gözlerini kapatarak tüm içtenliğinle onu düşünmek. O dilekte belki de kaybolmak. İşte yüreğin çılgın atışlarının başlangıcının o sessiz çığlığı bu olsa gerek…
Yalnızlık hakkında yazılanların hepsinin muhalefetine yalnızlığı yalnız başıma yaşar oldum. Telefonlar çalmadan, kapı hiç vurulmadan. Geçmişe dair tesellilere hiç aldırmadan boşvermişliğimle yaşıyorum. Boşvermişliğim hayata, yanlışlarıma, kendim olamayışıma ve kendime zehir ettiğim her günün çilesine…
Kim olsa, kaçar giderdi kendinden. Kim olsa bu ızdırabı bırakıp son tangoyu yarıda kesip çeker giderdi olduğu yer her nereyse, olmadığı, olamadığı her neresi varsa oraya… Yarıda kalan bir sevda, yarıda kalan hayaller, yarıda kalan ve yapılması gittikçe zorlaşan hayallerden kaçıp giderdi kim olsa. Ben savaşmayı seçtim. Hiç olamadığım kendimle, olamadığım kendim olmak için.
Unutulmuş hislere bezedim yüreğimi. Gözlerimi kapatmaktan hiç korkmadım belki düştür diye, belki uyanırım diye, belki yaşadığım her şey geçmiş gibi yalandır diye.
Seni kendime hayal kıldım. Hep erişilmeye çalışılan bir hayal. Ve yüreğimden sevgiyi sildim attım. Sevmeyi kendime unutturdum. Hiç yaşanılmayacak ve hiç tekrarlanmayacak en büyük hata gibi varsaydım. Uzak dur aşktan, uzak tut kendini sevmekten. Beynini kemiren o dürtüden kurtul. Unut onu. Unut maziye dair yazılagelmiş tüm öğretileri. Unut, unutulması gereken ne varsa aklında aşka dair, sevgiye dair. Hislerine aldanıp kandırma kendini “belki bu farklı olur” diye. Yüreğinin sana oynadığı bir oyundan başka bir şey değil bu. Karar vermek demek, başarmak demek değildir, karar vermek; kararı uygulamaya başlamaktır. Başarıp başaramamak sana kalmış.
Uzak dur aşktan, uzak dur bir nehire kapılıp kaybolmaya doğru hızla akan o akıntıdan. Aşk sözcüğünü sil kelime dağarcığından. Sevgin ise, hayata dair kalsın, hayatın içindeki değer olan şeylere yetecek kadar..