Gözlerimin Ferini Aldı Bu Şehir
Siyahı tanıdım renklerden,
Nöbetlere kalkıyorum karşı kıyıda doğan güne,
Buselerini arar oldum dünlerin.
Pencerede kaldı puslu hatıralar,
Bakar dururum güneşe, korluğunda ısınırım.
Güneşle büyüyor ümitlerim, asılıyorum yarınlara,
Tüm güvendiklerim kopuyor ilmeklerden.
Yağmurlardan sonra gelensin,
Gökkuşağıyla renkleri belirleyensin,
Yüreğime açsaydın renklerini
Kırmızı ve maviyi alırdım gülüm.
Ya şimdi!
Menekşeler altında yürüyen düşlerim.
Çınar yaprakları bir de sular dökülüyor gözlerimden.
Sere serpe yatan kır çiçekleri.
Bakışlarındaki ateşine dalıp gözlerimle,
Dokunuşlarına muhtacım,
Küllenen sevişmelerde.
Duydum ki,
Şehirde ölüyormuş aşk!
Ne nisanları yağmur,
Ne martıların çığlıkları, arzularında değildim belki.
Siyah beyaz değil resimler,
İçindeki sarılar söylemekte git diye!
Alaca karanlığına yürüyorum şarkıların
Mumlar bitiyor ve tan ağarıyor,
Gözlerimin ferini aldı bu şehir.
Uykusuzluğuma mı yanayım, bilmiyorum!
Dolunayda erguvan pelerinlerinle el ele dolaştığımız sahillerde.
Gemilerin ah eden sesleri beni sabaha çağıran dumanlar ve sisler,
Rıhtımlarda bekleşen işçiler,
Belki de yalnızlıklarla yürüyecekler.
Esaretim kamplarda zincirli de olsa sana,
Bu şehir gözlerimin ferini alıyor.
Saçlarımı tutacak ellerini aramak geldi içimden,
Uçun kelebekler uçun özgürlükler sizlerle.
Çeşmelerden damlayan yalnızlık,
Kirpiklerimi ıslatan gelen yağmurlar değil.
Bitkinim!
Sesleri duyamıyorum, çekilirken trenler,
Gözlerim kararıyor.
Bak güneşin önüne bulutlardan önce hüznüm geçiyor, gördün mü?
Gözlerimin ferini aldı şehrin!
Yalnızlıktayım.
Yavuz Bayram Çalışkan