Acısız güzellik olur!
Yüksek topuklar diz ağrısından eklem iltihabına kadar çeşitli sağlık sorunlarını da beraberinde getiriyor. Seksi ayakkabılardan vazgeçmiyorsanız en azından rahat olanlarını tercih edin.
1 Şubat 2008 Cuma
İngilterenin çok satan dergilerinden Readers Digestte rastladım bu fotoğrafa-grafiğe. Anlaşılan seksi ayakkabılar sağlığa zararlı olabiliyor. Eğer yüksek topuklardan vazgeçmek sizin için bir seçenek değilse, o zaman en azından rahat olanlarını tercih edin. Uzmanlar kadınlara yüksek topuklu ayakkabılar giymemesini öğütlüyor ama ille de giyecekseniz en azından şu ipuçlarına dikkat etmenizde fayda var: Ayakkabının burnunun ayağınızın şeklinde olmasına özen gösterin; daha dar olmamalı. Ayrıca başparmağınızla burun arasında bir santimetrelik boşluk olmalı. Ayakkabının içinde ne kadar tabanlık varsa o kadar iyi. Taban çukurunu saran sıkı bir bant ayağın öne doğru kaymasını engelleyerek daha iyi destek sağlar. Bağcıklı ayakkabılar ayağı iyi kavrar ve kan dolaşımını engellemeyecek şekilde ayarlanabilir.Ne kadar yüksek bir topuk sizi tatmin eder? İki-iki buçuk santimetreden yüksek topuklu ayakkabıları mümkünse tercih etmeyin.İnce topuklar pek sağlıklı değil. Kalın topuklu ayakkabıları tercih etmenizde fayda var.
Aynı ayakkabıyı iki gün üst üste giymeyin. En az bir gün dinlendirin. Bel
Omuriliğinizin eğim derecesi arttığında bel ağrıları yaşayabilirsiniz. Leğen Kemiği
Leğen kemiğini eğme sonucunda leğen kemiği kasları zayıflayabilir. Diz
Dizlere yüklenmenin sonucunda diz ağrıları çekebilirsiniz, hatta kimi durumlarda eklem iltihabı ortaya çıkabilir.
Baldır
Ayaklarınızın ucuna basarak yürümeniz sonucunda baldır kaslarınız kısalabilir. Bilek
İnce topuklu ayakkabılarla salınırken bilekleriniz burkulabilir. Ayak
Dengenizi öne doğru ittikçe ayak parmaklarınızın kökünde kemikler çıkabilir. Saçınızı bahara hazırlayın Şimdiden önümüzdeki ilkbahar ve yaz modasının nasıl olacağını biliyoruz. Belki soğuk günlerde yazlık giysiler pek umurunuzda değil. Ancak en azından moda saçları merak ediyor olabilirsiniz. Uzun bir süre sonra değil, şunun şurasında iki ay sonra bu moda kapımızı çalacak. İlkbahar-yaz koleksiyonlarının sergilendiği podyumlarda soğuk sarılardan mantar kahverengisine doğal renklerde saçlar dikkat çekti. Koyu kakao rengi esmerler tercih edebilir. Sarışınlar ise mercan ve bej gölgeli vizon rengini deneyebilir. Saçınızı farklı tarzlarda örebilirsiniz. Süslü topuzlardan dağınık şekilde toplanan saçlara ve düzgün at kuyruklarına kadar farklı modelleri deneyebilirsiniz.
Siz de bağımlı olabilirsiniz! Her gün ya da iki üç günde bir ağrı kesici ilaç kullandığı için ağrı kesici bağımlısı olanların oranı hiç de az değil. Ağrı kesici bağımlılığından kurtulmak için arınma tedavisi şart.
1 Şubat 2008 Cuma
Ayşegül Aydoğan Atakan
Aşırı ağrı kesici kullanımına bağlı gelişen ''ağrı kesici bağımlılığı'' aynı eroin ya da alkol bağımlılığı gibi kişinin kendi kendine vazgeçemediği, tedavi gerektiren bir sorun. Ağrı kesici almadıklarında yoksunluk belirtisi çeken ağrı kesici bağımlıları, bu nedenle mecburen tekrar ağrı kesici almak zorunda kalıyorlar.
Anadolu Sağlık Merkezi nöroloji uzmanı Prof. Dr. Mustafa Ertaş, ağrı kesici bağımlılığı hakkında sorularımızı yanıtladı. Ağrı kesici bağımlılığı kimlerde görülür? Aşırı ağrı kesici kullanımına bağlı başağrıları, migrenli kişilerde ortaya çıkabilen bir başağrısı. Yani önce kişide migren olması gerek. Migreni olanlar migren için veya başka bir nedenle, örneğin romatizması için veya vücudunun herhangi bir yerindeki bir ağrı için, sık, örneğin, ayda 10 - 15 gün ağrı kesici veya migren atak durdurucu ilaç kullanırsa migren sıklaşıyor ve ''aşırı ağrı kesici kullanımına bağlı başağrıları'' ortaya çıkıyor. Her migren hastasının potansiyel olarak taşıdığı bir özellik bu. Bu bağımlılık kişide ne kadar sürede ve neden gelişir?Migrenli insanların özelliği sadece baş ağrıları değil. Örneğin çoğunluğunda koku duyusu çok gelişmiştir, kokuları hemen farkederler ve ağır kokular, parfüm gibi, hemen rahatsız edebilir. Bunun gibi bir özellik olarak da, ağrı kesicileri sık kullanınca migrenlilerin beyinlerinde ağrıya karşı koymada gerekli yapılarda bir yıkım gelişiyor ve artık olur olmaz her şey migreni tetikleyebiliyor. Bağımlılık oluşunca migrenlinin ağrısının şekli de değişiyor. Çoğunlukla şiddetli migren ağrısı çeken bir kişi bağımlılık geliştiğinde daha az şiddetli, fakat başında daha yaygın ve sürekli bir baş ağrısından yakınır hale gelebiliyor ya da migren ağrıları değişmeden devam edebiliyor. Aşırı ağrı kesici kullanımı nedir? Tanı kriterlerimize göre kişinin 3 aydır ayda en az 15 gün başağrısı çekiyor ve ağrı kesicileri ayda en az 10 gün kullanıyor olması gerek. Ama bu, bağımlılığın 3 ayda geliştiği anlamına gelmiyor. Bağımlılık haftalar içinde bile gelişebilir. Ülkemizde de, Avrupa ülkeleri veya Amerikada da, ortalama 100 kişiden (migreni olan olmayan herkes içinde) 2si, her gün ağrı kesici kullandığı için başağrısı çekiyor, yani ağrı kesici bağımlısı. Yaptığımız bir değerlendirmede bağımlılık, eğitim düzeyi düştükçe artıyordu. Belki bu, sık ağrı kesici kullanımının sakıncalarından haberdar olmamakla, uyarıları yeterince dinlememek ya da dikkate almamakla ilgili olabilir. Bu kişilerin toplumda ve özel hayatlarında yaşadıkları sorunlar neler?Aşırı ağrı kesici kullanımına bağlı sürekli başağrısı çeken, yani bağımlı kişiler yalnızca ağrı yaşamıyorlar, unutkanlık, dikkat eksikliği, enerji eksikliği, yorgunluk, depresif durum, çarpıntı, baş dönmesi gibi şikâyetleri de oluyor. Tipik bir bağımlı gibi, ağrı kesici almadıklarında kriz geçiriyorlar ve bu kriz başağrısı şeklinde oluyor. En fazla bir iki gün dayanıyorlar ağrı kesicisizliğe. En sık hangi grup ilaçlar kullanılıyor?En çok alınan ağrı kesici grubunu romatizma ilaçları veya basit ağrı kesiciler oluşturmakla birlikte en hızlı bağımlılık yapan ilaçlar ergotamin içeren ilaçlar ve triptan grubu ilaçlar olmakta. Ergotamin bağımlılığında bundan daha uzun sürede kurtulunurken triptan grubu ilaçlarla bağımlılıktan kurtulmak daha çabuk oluyor. Bu bağımlılığın yol açtığı riskler neler?Ağrı kesici aşırı kullanımının riskleri de yüksek. Örneğin ergotamin grubu ilaçların kalp damarları dahil tüm damarlar üzerine uzun süreli daraltıcı etkileri var ve sık kullanıldıklarında bu ilaçlar çevre sinirlerde beslenme bozuklukları ve sonucunda nöropatilere yol açabiliyorlar. El, ayaklarda üşümeler, karıncalanma, uyuşmalar şeklinde sonuçlanabiliyor. Veya bu damar sorunları kalp krizine ve ölüme kadar götürebiliyor. Antiromatizmal ilaçlar aşırı kullanıldığında ise mide problemleri kaçınılmaz olabiliyor. Tedavisi nasıl yapılıyor?Bu hastalar iki üç hafta yoğun geçen temizlenme, arınma tedavisiyle iki ayda bu sorundan kurtuluyorlar. Hatta bazen birkaç haftada kurtulabiliyorlar. Bu tedavi olmadan hastaların kurtulması mümkün değil. Yani tipik bir bağımlılık tedavisi yapılıyor.
Son düzenleyen Safi; 7 Mart 2016 19:29