Dalından düşmeyi bekleyen son yaprak gibiyim
Belkide enson eylül bu içimde başlayan
Bi başka deli esiyor şimdi rüzgarlar
Ruhum kabında sanki göçmen bir kuş gibi
Ömür yazımda ne varsa hepsi talan
Ah be dost yüzüme bakan neler okumaz ki
Hançer olur saplanır böğrüme eylül akşamları
Bir bir soldu tekmil renkler
Yerde çimen soldu ağaçta yaprak
Güz yağmurlarına hazırlandı toprak
Ufuklarda güneşi sarma telaşı
Boşuna yol gözleme artık deli gönlüm
Çoktan başladı içimde bağ bozumu
sevda enkazına döndü eylül akşamları
Ellerimi uzattığım her yer boşluk
Aşka yürüdüğüm her yol çıkmaz sokak
Bozulmuş bağlara benziyor halim
Yaşanmamış mevsimler gibi hazin
İçimdeki anıların hepsi kül yığını
Geçti artık o görkemli türkülerin çağı
Şimdi hüzün ve göz yaşı dolu eylül akşamları
Ben hasret yolunun yalınayak yolcusu
Dikenli yollarda kanlı ayak izlerim
Gözlerimin altı kurumuş iki nehir gibi
İşte daha eylül başı buza kesti yüreğim
Odam ilk çağ manastırının izbe zındanı gibi
Yüreğim; Boşuna sevda yağmuru bekleme
Yine mateme büründü bak eylül akşamları
Ne içimizde sevgiliye vuslat heyecanı
Ne yorgun dudaklarımda tebessüm kaldı
Ben bu koca ömrü eylül gibi yaşadım zaten
Yakındır kara paltolu kasım çalar kapıyı
Tüketti beni yaban sabahlarının öksüzlüğü
Gurbette her gün eylül her mevsim sonbahar
Hasret ağıtı gibi çöktü işte eylül akşamları
Ali Başol