Arama

Hikayeler ve Öyküler -2- - Tek Mesaj #1513

Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
15 Şubat 2008       Mesaj #1513
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Yas


Kuzgunların çığlıkları yankılanıyordu yaslı şehirde. Gri bulutlara, siyah gökyüzüne baş kaldırıyorlardı. İçinde kayboldukları gökyüzünde asılı kalmak için çırpıyorlardı kanatlarını. Donuklardı aslında, içi korkuyla dolu korkuluklar kadar. Çizdikleri dairenin dışına çıkacak veya sırayı bozacak cesaretleri yoktu. Kırmızıydı üzerinde kanat çırptıkları toprağın rengi, ama uzaklardı kırmızıya siyaha yakın oldukları kadar. Karanlık, sarmal bir yol vardı aşağıda içeriye doğru gitgide kıvrılan, gitgide kaybolan. Kuzgunların gölgelerine basmadan yolun başına kadar geldi Vosviddin. Kafasını kaldırdı, gri bulutlara salladı elini. Bulutlar kayboldu siyahın içinde, aynı kuzgunlar gibi.
Yeniden yamuk çizgilerle çizilmiş, renkleri dağılmış sarmal yola baktı. Adımını attı ürkekçe, kızgın, kırmızı toprağa. Arkasında hiçbir şey bırakmadı yolunu kaybetmek için. Hiçbir şey yoktu belirsiz aklında. Hareketsizdi en az kuzgunlar kadar, en az “yaşadıkları” kadar çaresizdi. Ne zaman yola çıkmaya, veya neden renkleri dağıtmaya karar verdiğini bilmiyordu. Kendisi karar vermemişti belki de buna. Yolun başına tek başına bırakan kimdi onu o zaman, veya kimdi yolun renklerini belirleyen. Kontrol edemiyordu hiçbir şeyi. Her şey düşüyordu ellerinden düşünceleri gibi, herkes saklambaç oynuyordu onunla. Ve kimse yer değiştirmiyordu. Herkes saklanmıştı gözlerini yumup saymaya başladığında. Belki de saymayı bitirdiğinde oyun bitmişti çoktan. Ama aramaya devam etti Vosviddin, yine nedenini bilmeden. Arkasında bıraktığı izleri takip etti ilerlemek için, kuzgunları peşine takarak. Devasa bir kuyu vardı ileride, yanında da bir çocuk. Çocuk kafasını sarkıtıyordu kuyudan içeriye doğru, parmak uçlarında yükselerek, hiç hareket etmeden. Dakikalarca izledi Vosviddin, çocuğun ne yaptığını anlamaya çalıştı belirsiz aklıyla. Ufak adımlarıyla yanına yaklaştı ardından. Vosviddin’e tepki vermedi çocuk. Kar gibi soğuktu yüzü. Bir de ipler vardı ellerinde. Vosviddin de kafasını sarkıttı kuyudan içeriye. Gökyüzü gibi soluktu kuyu, gökyüzü gibi saklıyordu günahlarını, ihanetlerini. Çocuk ağır ağır sallıyordu ellerinde sıkıca tuttuğu ipleri. Çocuğa ne yaptığını sordu Vosviddin, cevap alamadı. Onunla birlikte izledi sonsuzluğu. Ağır, donuk bir şekilde oynatıyordu ellerini beyaz suratlı çocuk. Hiçbir şey sormadı Vosviddin, hiç cevap almadı. Kafasını kaldırdı. Bir yokuş vardı kuyunun yanından aşağıya doğru kaybolan. Oradan gitmek istedi, nedensizce. Düşünceleri kaydı ellerinin arasından yeniden, hızlıca ileriye sarıldı çevresindeki her şey. Yolun başından beri rayı yoktu gri dumanlı siyah treninin, ve düşmemek için tutunmamıştı bir yere.
Bir çocuk belirdi yolun ilerisinde. Hareketsizce duruyordu yolun ortasında. Yanına yaklaştı Vosviddin. Çocuğun gözlerinin içinde kendisini gördü, soluktu, aynı onun gibi. Konuşmaya çalıştı onunla. Nereden geldiğini sordu. Cevap vermek istedi donuk çocuk, yapamadı. Neden burada olduğunu sordu. Cevap alamadı yine. Ağır ağır hareket ediyordu o da, ne yaptığını, nereye gittiğini bilmeksizin. Elini uzattı Vosviddin’e, Vosviddin de ona. Vazgeçti soru sormaktan, cevaplardan. Yola devam etti donuk çocukla. Hiç konuşmadan konuştular dakikalarca, çocukluklarıyla. Yolun başında ne olduğunu unutmuştu Vosviddin. Buraya nasıl geldiğini, neden burada olduğunu, veya aslında “olmadığını”… İstediği gibi değildi ellerinin arasındaki siyahın rengi. Hiçbir şey yoktu aslında kontrol ettiği. Ne hayatı, ne de başka bir şeyi… Bir süre daha ilerledi Vosviddin toprak yolda, ardında donuk çocukla. Aniden durdular. Yürümeye çalıştı Vosviddin, yapamadı. Elini kaldırmaya çalıştı, izin vermediler. Ve donuk çocuk yukarıya doğru çekildi. Ardından da Vosviddin…
Ellerindeki ipleri kendisine doğru çekmeye başladı beyaz suratlı, soğuk çocuk. Kuklaları çıkardı kuyudan. Dikkatlice koydu yanında getirdiği çantasına. Kapağını kapattı. Çantayı kolunun altına alarak uzaklaşmaya başladı yaslı şehirden yamuk çizgilerle çizilmiş yolu kullanarak. Kuzgunların çığlıkları peşinde, nereye gittiğini, neden yola çıktığını bilmeden…