Arama

Hikayeler ve Öyküler -2- - Tek Mesaj #1523

LaDymm - avatarı
LaDymm
Ziyaretçi
19 Şubat 2008       Mesaj #1523
LaDymm - avatarı
Ziyaretçi
Güzel Prenses Kirmasti;
İki bin yıl öncesinin kalıntıları, toprağın altında, şehrin kenarında uyumuş kalmış bir ihtiyar gibidir..Toprağın üzerindeki yapraklar, yüzlerce yıl öncesinin insanlarından habersizce uçuşuyordu. İki bin yıl önce bir genç kız burada sevdi, kucakladı, bağrına bastı sevgiliyi.
İki tarafı ateş yol olan ömürde bizden habersiz geçmiş yüzyıllar. Yüzyıllar sonraki yarındayız. “Yanıma gel, yanıma gel !” dese de bir ses, küçülüp karınca kadar yerin altında kaybolamayız. Şimdi orası acılar tarlası bile değil, çok uzaklardaki yaşam, büyülü ülke. Uçuşsun yüreklerden birbirine kırmızı kurdelelerle bağlı güzel duygu…
Yarının bu gününde o büyülü dünyaya KAPI ARALANIYOR.
Kirmasti Kralın güzel kızı, nazlı kızı, sevecen kızı.
Güzel bir bahar günü..
O gün dünyalar güzeli genç prenses zamanın içinde kaybolur.
Ve aynı gün, aynı şehirde okuyan üniversite öğrencisi bir genç kız, yakın arkadaşına kızdığı ve o günkü derslerine kaygılandığı için kaybolup gidiyor köprünün kenarında..
Aralarında binlerce yıl vardı ama…
Şimdi ikisi için sadece bir kilometre yol bu mesafe.
İkisi de yalnız başına bir yolculuğa çıkmıştı.
Silinmişti kendilerinden başka her şey.
Prenses hiç bilmediği bir ormanda gibi kaybolur. Aslında bu ormana bazen tüm düşler düşer çünkü burası hayatın hüzün yeridir.
Dünya güzeli prenses, saçları menekşelerle süslü, tarihi şile bezi kıyafetiyle, kurşuni mor bir ışık içinde, birine hayat vermek için köprünün kenarına geldiğinde, gülümser ve bir demet çiçeği uzatır öğrenci kıza.
Mahzun genç kız cep telefonu uzatır ona, “Onu, sevdiğim insanı, arayabilir misin, çok üzgün olduğumu, acı çektiğimi söyleyebilir misin ? ”, der
Prenses elindeki cep telefonuna şaşkınlıkla bakar ve korkuyla onu incelerken köprüden aşağı suya bırakır.
“Üzülmedim”, der genç kız, “Hiç üzülmedim, iyi oldu, belki biraz daha rahatlarım şimdi”..Hediyeler, teknolojik tüm kolaylıklar, elimdeki sahte oyuncaklardı belki, diye düşünür. Renkli orman çiçeklerini, nergisleri, zambakları, hanımelilerini koklarken ruhu açılır. Dünyanın tüm güzelliklerini içine çeker gibi yüzünde bir gülümseme belirir.
Prenses birine yardımcı olmanın sevinciyle oradan uzaklaşır.
O gölgeli ormandan surlara doğru yürürken prensesin aklında karışık şeyler vardır.
Prenses kendine geldiğinde rengârenk vitrinleri caddeyi unutamaz. Suya attığı kare şeklindeki eşyanın üzerinde bir erkek yüzü olduğunu hatırlar. Kendisi de sevdiği insanın suretinin yanında olmasını ister o an. Şehri düşler, suyun üzerindeki köprünün uzun demirlerini, az ileride uzanan sedde yolun sonundaki çay bahçesini. Az önce geride bıraktığı şehri görmeden duramaz olur.
Şehri düşünmeden uyuyamaz olur… Hiçbir rüyası o hatırasız olamaz.
Genç öğrenci kız ise çiçeklere bakar; çok uzaklardan gelen tılsımlı misafiri hatırlar arada.
Çiçeklerin güzelliğini seyrederken binalar, caddeler ve vitrinler artık ona güzel gelmez olmuştur.
Eski güzel sandığı şeyler yanında değildir artık.
Güzel duyguyu hiç kimse eşyaların yerine koymasın, diye düşünür.
Yıllar öncesinden bir tılsım kapısını çalmıştır, emindir bundan.
Güzel duygunun kapısı kapanırsa yaşamın da bir tadı kalmaz.
“Onunla aynı şehirdeyiz, aramızda bir yürüyüş yolu var”, der öğrenci.
Uzağa baktığında orman kaybolur birden, yeşil kırçıl otlarla örülmüş kayalık tepeler kalır geriye sadece.
“Üşüyorum” dediğini duyar onun, ama bu ses çok uzaklardadır.
O tepenin yakınlarından otobüsle, okul tatil olduğunda defalarca geçip gitmiştir.
Elini havaya kaldırdığında parmaklarına dokunacak kadar yakın olur bazen, bu manzara ona; yine de ona çok uzaktır her şey.
O güzelliğini tanımlayamadığı hayallerle avunurken, o tepe üzerinde rengarenk bir gökkuşağı görür ansızın.
Belki de bu hayaldir ama görür.
Artık ona güzel duygumun gökkuşağı der.
Şehirden oraya doğru yürümek ister ara sıra.
Çıkmak gerektiğini düşünür o yola.
Genç kız elini bir daha uzağa uzatır.
Rengârenk gökkuşağını yakalayarak beline sarar.
Mutlu edeceğinden emindir artık, bu duyguyla kendisinin de bir başkasını...ARİF ÖDEMİŞ