Arama

Hikayeler ve Öyküler -2- - Tek Mesaj #1529

Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
24 Şubat 2008       Mesaj #1529
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
ben Melek Gördüm

Ben Melek gördüm. Kimseyi inandiramiyorum. Çok da önemli degil aslinda. Ben kendi gerçegimi biliyorum ya, o bana yeter. Ailem bana bir garip bakmaya basladi son zamanlarda. Aralarinda fisildasip duruyorlar. Hiç geçinemedigim kiz kardesim bile o kadar iyi davraniyor ki. Yemek sofrasinda kelimeleri seçerek konusuyorlar, aman bir pot kirmayalim diye.
Onlar nasil beni takip edip sözlerimden ve tavirlarimdan bir anlam çikariyorlarsa. Benimde onlarda ayni seyleri görüp bunlardan bir seyler sezebilecegimi unutuyorlar. En son tartismamizda babam kaslarini çatip son sözünü söylemisti zaten.
---Madem öyle getir bu melegi biz de görelim.
---Simdilik gelmek istemiyor ama bir gün mutlaka getirecegim.
Söyleyemezdim ki onlara, bu Melegin herkese farkli göründügünü. Yüreginde biriken neyse onu gösterdigini. Denizler büyütüyorsan o güzel yüregin de, denizkizi gördügünü. Cehennem yasatiyorsan karanlik dünyan da, ates zebanisine döndügünü.
Bir tek Ayse`ye dökebiliyordum içimi. Bizim ailenin en ufagi. Ilkokul üçüncü sinifa gidiyor. Daha dokuz yasinda. Saskinlik içindeyim ama gerçek bu. Koca, koca insanlara anlatamadigimi bizim ufakliga anlatabiliyorum. Çok düsündüm, en sonunda bunun nedenini çözdüm. Ayse henüz önyargili degildi. Tanimiyordu bu duyguyu. Neyse oydu iste. Ayse gibi Ayse’ydi. "Vay be, yazik bize" dedim kendi kendime. Kirlenmisiz çamura bulanmisiz. Üstelik temizlenmesi de mümkün degil.
Aci dolu gözlerle baktim Ayse`ye.
---Ne oldu agabey. Niye öyle bakiyorsun bana?
---Hiç. Dedim yalnizca. Önüne geçemezdim ki bu dönencenin oda büyüyecek ve kirlenecekti. Sonrada sen, ben, o, olacakti.
Agustos ayinin sicak bir gecesiydi, diger geceler gibi. Bütün camlar açikti. Ara sira perdeleri oynatan ciliz rüzgâr, yüzümüze kadar ulastiginda kendimizi sansli sayiyorduk. Yalnizca kendi kendine konusan televizyonun sesini duyuyorduk. Nedenini anlayamadigim bir tuhaflik vardi, ortaya çöreklenmis sessizligin içersinde. Hiç kimse konusmuyordu. Bu sessizligi babam bozdu.
---Bak oglum biz..
Tamamlayamadi sözlerini sustu, digerlerine bakti. Annem, büyük kiz kardesim Zeliha ve babam aralarinda konusmadan, konusuyorlardi sanki. Ama ben bu dili bilmiyordum. Bütün bildigim firtina öncesi sessizlik gibiydi bu durum. Bir tek Ayse bu sinir bozucu anlarin farkinda degildi. Yere uzanmis minik elindeki kursun kalemiyle resim yapmaya çalisiyordu.
---Evet, baba, siz?
---Oglum öncelikle sunu bilmeni isterim. Bunu senin iyiligin için yapiyoruz.
---Neden bahsediyorsun baba? Anlamadim.
---Karar verdik. Seni hasta haneye yatiracagiz. Psikolojik tedavi görmen lazim.
Gariptir ama hiç sasirmadim. Tepki göstermedim. Ne kizdim nede bagirip çagirdim. Yalnizca sag yanimda oturan Melege dönüp gülümsedim.
---Sen bilirsin. Dedi bana Melek.
Kararimi vermistim. Bana bu kadar yargili yanasip deli olduguma inanacak adar yalancilikla suçlayan ailemin ders almasinin zamani gelmisti.
---Peki baba. Eger ben size bu Melegi gösterirsem bana inanacak misiniz? Madem benim dogru söyledigimi düsünmüyorsunuz.
---Evladim bak yine basladin ayni laflara. Yalan söylesen zaten sorun kalmayacak. Sende bende bilecegiz yalan söyledigini. Ama sen kendi yalanina inaniyorsun. Iste bizi bu korkutuyor.
Cevap vermedim. Uzun, uzun baktim yalnizca yüzlerine. Sonu nereye varacakti bilmiyordum ama artik zamani gelmisti. Gerçegi ögrenmek zorundaydilar. Baska çarem yoktu. Aksi halde bu mesele katlanarak uzayip gidecekti.
"Tamam" dedim sagimdaki melege "zamanidir"
Melek ortaya çiktiginda herkes kendi aynasindakini gördü. Babam panik içinde mutfaga kostururken "biçak nerede? Biçak verin bana " diye bagiriyordu.
Annem çoktan düsüp bayilmisti. Kiz kardesim o günden sonra hiç bir zaman düzgün konusamadi.
Yalnizca Ayse, gözlerindeki coskulu bakislarla ayaga kalkti. Melege iyice yaklasti.
---Aaa yüzün günes gibi parliyor dedi.
Melek cevap verdi.
---O benim degil, senin günesin.