Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Forumda Ara

Fabl nedir, özellikleri nelerdir?

Bu konu Cevaplanmış forumunda Misafir tarafından 2 Aralık 2009 (19:06) tarihinde açılmıştır.
122134 kez görüntülenmiş, 8 cevap yazılmış ve son mesaj 18 Kasım 2014 (19:38) tarihinde gönderilmiştir.
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Eski 2 Aralık 2009, 19:06

Fabl nedir, özellikleri nelerdir?

#1 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Sponsorlu Bağlantılar Sponsorlu Bağlantılar
Fabl nedir, fabl örnekleri ve özellikleri nelerdir?
En iyi cevap nötrino tarafından gönderildi

Fabl: Hayvanların insanlar gibi konuşturulup ,düşündürüldüğü ders ya da öğüt verme amacı güden öykülere fabl denir.

Özellikleri
- Dünya edebiyatında ilk ve önemli fabller hint yazarı Beydeba’ya aittir. Beydeba'nın fablleri Kelile ve Dimne adlı bir eserde toplanmıştır.
- Fabllerin türkçedeki ilk örneği Harname'dir
- Ağustos böceği ve Karınca,fabl örneğidir.
- Beydeba, Ezop ve La Fontaine bu alanda bilinen kişilerdir.
- İnsanlar arasında meydana gelen olayları hayvanlar bitkiler ya da cansız varlıklar arasında geçiyormuş gibi göstererek bu yolla insanlara ahlak ve ibret dersi vermek örnek göstermek ya da bir düşünceye güç kazandırmak isteyen bir çeşit masaldır.
- Teşhis ve intak sanatları üzerine kurulmuştur. (Teşhis, kişileştirme; intak, konuşturma sanatıdır.)
Sponsorlu Bağlantılar
Son Düzenleyen nötrino; 20 Aralık 2013 @ 10:47. Sebep: İç başlık düzeni!
Rapor Et
Eski 2 Aralık 2009, 19:45

Fabl nedir, özellikleri nelerdir?

#2 (link)
SiNiRLi-RUTİNE AYKIRI
nötrino - avatarı
Fabl: Hayvanların insanlar gibi konuşturulup ,düşündürüldüğü ders ya da öğüt verme amacı güden öykülere fabl denir.

Özellikleri
- Dünya edebiyatında ilk ve önemli fabller hint yazarı Beydeba’ya aittir. Beydeba'nın fablleri Kelile ve Dimne adlı bir eserde toplanmıştır.
- Fabllerin türkçedeki ilk örneği Harname'dir
- Ağustos böceği ve Karınca,fabl örneğidir.
- Beydeba, Ezop ve La Fontaine bu alanda bilinen kişilerdir.
- İnsanlar arasında meydana gelen olayları hayvanlar bitkiler ya da cansız varlıklar arasında geçiyormuş gibi göstererek bu yolla insanlara ahlak ve ibret dersi vermek örnek göstermek ya da bir düşünceye güç kazandırmak isteyen bir çeşit masaldır.
- Teşhis ve intak sanatları üzerine kurulmuştur. (Teşhis, kişileştirme; intak, konuşturma sanatıdır.)
Rapor Et
Eski 23 Ekim 2011, 15:45

Fabl nedir, özellikleri nelerdir?

#3 (link)
C_Sena
Ziyaretçi
C_Sena - avatarı
Fabl nedir? Özellikleri neledir?
Bir tür küçük öyküdür. Olaya dayalı bir anlatımı vardır. Hayattan alınan küçücük kesitler, hayvanlar ya da bitkiler arasında geçmiş gibi anlatılır. Bugün daha çok çocuk edebiyatında yer alan fabllerin, toplumu eğitici; örneklendirme ile kötü davranışlardan caydırıcı özelliği ile eskiden büyükleri eğitmede de anlatıldığı sanılmaktadır.
Fabllerde soyut konular, olay plânıyla hem somutlaştırılarak hem de hareket kazandırılarak işlenir. Olaylar bizi güldürürken eğitir. İnsanlar arasında geçen iyi-kötü, cesur-korkak, dürüst-ikiyüzlü, gözü tok-aç gözlü… vb. çatışmalar; bu niteliklerin yakıştırıldığı hayvan kahramanlar arasında geçmiş gibi gösterilir.

Fabl insanlar arasında geçmekte olan ibret verici olayların, hayvanlar arasında geçen olaylar haline dönüştürülerek anlatılmasıdır. Fabl, hem didaktik, hem de dramatik bir türdür. Latince Fabula kelimesinden gelir; masal, hikaye demektir.

Fabl'ler genellikle ahlak dersi veren alegorik hikayelerdir. Fabl'lerde görülen kişilerin ve olayların altında, gerçek kişiler ve olaylar vardır. Bir fabl okunurken veya anlatılan olay takip edilirken, daima eserin iç dünyasına girilerek dile getirilmek istenen asıl düşünce ile temas kurulmalıdır. Aksi halde istenilen neticeye ulaşılamaz.

Fabl'lerde kişiler, insan dışındaki çeşitli yaratıklar, hayvanlar, fırtına, ağaç vb. gibi varlıklar olabilir. Ancak eserin örgüsünde alegorik kişilerle, gerçek kişiler arasındaki münasebeti, canlı tutmak bir zarurettir. Sembol varlıkla, gerçek varlık arasında sağlam münasebetler kurulmasını sağlayacak hatırlatıcı çizgiler kesinlikle belirtilmelidir.

Fabl'ler nesir olarak da yazılmakla beraber, genellikle manzum olarak kaleme alınırlar. Bu türün ilk örneklerini batıda La Fontaine, bizde ise XV. yüzyılda Şeyhi vermiştir. Tanzimatta ise Şinasi ile Ahmet Mithat Efendi bu türde eserler yazmışlardır.

Fabl'ler mutlaka öğretici bir gaye taşırlar. Okuyucuya ahlak dersi verirler. Genellikle konu kısadır. Verilmek istenen mesaj eserin sonunda ya kahramanlardan birinin ağzından ya da sanatçının dilinden açıklanır.Latin Dili ve Edebiyatı ile Yunan Dili ve Edebiyatı iç içe iki ana bilim dalıdır ve Klasik filoloji olarak bilinmektedir. Latince'nin günümüzdeki önemi bilim dalı olmasıdır; bu nedenle batı dillerinin ve yazınlarının yanı sıra Eskiçağ ve Ortaçağ Tarihi, felsefe tarihi, epigrafi, tiyatro tarihi, Roma Hukuku gibi bir çok alanda, ayrıca Osmanlı arşivlerinde bulunan Latince yazılmış belgeler üzerinde bilimsel araştırma yapmak için gereklidir.

Alegorik: Mecburiyet, çaresizlik, muhtaçlık, yoksulluk.
Zaruret: Alegori, Yerine, bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme sanatıdır.



Ögeleri
Fablin de dört ögesi vardır; kişiler, olay, zaman, yer.
1. Kişiler: Fablin konusu olan olay, kişileştirilmiş en az iki hayvanın başından geçer. Bunlardan biri iyi ahlâklı bir tipi, diğeri kötü ahlâklı bir tipi canlandırır. Fablde ikinci derecede kişiler çok azdır, bazen yoktur. Kişi betimlemesi yoktur. Kahramanlar arasında tilki varsa biz onu kurnaz insan yerine koyarız; arslan varsa cesaretine güvenen biri yerine koyarız. Kısa olay bile bütün yönleriyle değil, yalnızca fable konu olan yönüyle tanımlanır. Derinlemesine duygu çözüm lemelerine yer verilmez. Fabllerde bir de anlatıcı kişi vardır. Bu kişinin de betimlemesi yapılmaz, cinsiyeti verilmez. Anlatıcı kahramanları izler, dersini alır. Böylece dinleyen ile aynı görüşü paylaşır.
2. Olay: Fablin konusu insan başına gelebilecek her hangi bir olaydır. Olay, kahramanın eyleme dönüşmüş beğenme, istek, özlem, öfke, korku… gibi tutkuya dönüşmüş duygularından doğar. Fablin gövdesini bir olay oluşturur, asıl önemli olan fablin anlatılış nedenidir. Buna “ders” denir.
3. Yer: Tasvir yapılmaz fakat çevre çok iyi verilmelidir: Orman, göl kenarı,yol… gibi. Olayın geçtiği yer olayla birlikte değişebilir.
4. Zaman: Her olay gibi fabldeki olay da bir zaman diliminde geçer. Kronolojik zaman kullanılır.


Plan
Fabl plânı dört bölümdür: Serim, düğüm, çözüm, öğüt.
a. Serim: Olayın türüne, çıkarılacak derse göre kişileştirilmiş hayvanlar veçevre tanıtımının yapıldığı bölümdür.
b. Düğüm: Olay o çevrede verilmek istenen derse göre gelişir. Kısa ve sıkkonuşmalar vardır. Hemen birkaç konuşma ile olay düğümlenir
c. Çözüm: Olay beklenmedik bir sonuçla biter. Fablin en kısa bölümüdür.
d. Öğüt: Ana fikir bu bölümde öğüt niteliğinde verilir. Bu bölüm kimi zaman başta, kimi zaman sondadır. Kimi zaman da sonuç okuyucuya bırakılır.



Fabl Örnekleri

ARSLANLA FARE
Herkese saygı göstermeli elden geldikçe.
Umulmadık kimselerden fayda görür insan.
İşte bu, gerçeği anlatan bir hikaye,
Daha nice bin hikaye arasından.
Pençesi dibinde bir arslanın,
Dalgınlıkla bir fare çıkıverdi.
Bu fırsatı kullanmadı sultanı ormanın,
Fareye dokunmayıp bir büyüklük gösterdi.
Bu iyiliği boşa gitti sanmayın;
Kimin aklına gelir ki bir an,
Fareye işi düşer arslanın?
Ama o da bir gün dışarı çıktı ormandan;
Gitti tutuldu bir ağa.
Ne çırpınma, ne kükreme … Kâr etmez tuzağa.
Bay fare koştu; dişiyle arslanın ağını,
Öyle bir kemirdi ki ağ söküldü nihayet.
Sabırla zamanın yaptığını;
Ne kuvvet yapabilir, ne şiddet.
“İyilik eden iyilik bulur.”
“Hizmet et benim için, hizmet edeyim senin için.”
“İyilik iki baştan olur.”


ŞAHİN İLE HOROZ
Şahin, tatlı bir daire çizerek süzüldü, yüzyıllık çınar ağacının dalına kondu. Gerçi kendisini hafif hafif esen rüzgarın kollarına bırakmıştı ama; yine de yorulmuştu inerken. Bir süre konduğu dalda soluklandı, üzerindeki tozları silkeledi ve "Biraz kestireyim." diyerek iyice yayıldı.
Tam bu sırada bir ses duydu. Horozun biri bağırtıyla kaçıyordu. Çınarın altına geldiğinde soluk soluğa kalmıştı. Dönüp arkasına baktı, kimsenin gelmediğini görünce rahatladı.
Horozun kaçışını izlemiş olan şahin:
- Hah hah hah hah, diye gülmüştü.
Horoz, "O da kim?" diye çevresine bakınırken, şahin yukarıdan seslendi:
- Benim, dostum, ben, şahin, başını yukarı kaldır.
Horoz, sesin geldiği yöne kaldırdı başını, şahini gördü.
Şahin hâlâ gülüyordu:
- Ne oldu, kimden kaçıyordun öyle?
- Tabii gülersin, dedi horoz, sana göre bir şey yok.
- Kim kovalıyordu seni?
Horoz:
- Sahibim, dedi, kim olacak, ilerideki çiftlikte yaşıyorum.
- Size şaşıyorum, dedi şahin, sahipleriniz, henüz yumurtadan yeni çıkmış bir yavruyken özenle besleyip büyütüyorlar, sizler için güzel evcikler yapıyorlar, kümeslerde bir eliniz darıda bir eliniz arpada yaşayıp gidiyorsunuz, yine de size yaranamıyorlar… Yahu, kendisine bu kadar yararı dokunan insanlardan kaçılır mı?
Horoz, şahinin küçümseyici sözlerini dinledikten sonra:
- Sen, dedi, bir şahini tavada kızarırken veya şişe geçmiş közde pişerken gördün mü hiç?
- Yook, dedi şahin laubali bir tutumla, ne olacak?
- Ben, dedi horoz; çok horozlar, tavuklar gördüm sahibim pişirirken, ona nasıl güvenebilirim?


TAVŞAN İLE KAMLUMBAĞA
Tavşan ikide bir böbürleniyor:
-Kimse benden hızlı koşamaz, diyormuş. Sonunda kaplumbağa dayanamamış:
-İstersen yarışalım, demiş.
Koşuya başlamışlar. Tavşan epeyce yol aldıktan sonra, "Hıh, o sırtı kabuklu hayvancık sürüne sürüne kim bilir ne zaman sonra bana yetişir?" diye düşünmüş.
-Şu ağacın altına biraz uzanıp dinleneyim, demiş. Uyuyakalmış.
Kaplumbağa ağır yürüyüşü ile yürümüş yürümüş, hiç dinlenmeden yol almış.
Tavşan bir ara gözünü açmış. Bir de ne görse beğenirsiniz, kaplumbağa neredeyse yarışı bitirmek üzereymiş. Hemen fırlamış, rüzgar gibi koşmaya başlamış. Ama ne çare, kaplumbağaya yetişememiş.
Böylece tavşan yarışı kaybetmiş. Aldırış etmemenin cezasını çekmiş. Kaplumbağa ise düzgün adımlarla, durmadan yürüdüğü için yarışı kazanmış.


ZALİM ASLAN
Vaktiyle ormanın birinde, canavar mı canavar bir aslan varmış. Çok kan döker, canını yakmadık tek bir hayvan bile bırakmazmış. O yaşadığı sürece, hiçbir hayvan rahat yüzü görmemiş. Bütün hayvanlar ondan nefret eder, ölümünü beklermiş.
Bu zalim aslan sonunda yaşlanmış. Gücü kuvveti kalmamış. Ağzındaki dişler de dökülünce herkesin maskarası olmuş. Hiçbir hayvan ona yardım etmiyor ve onunla konuşmuyormuş. Hayvanlar bir gün oturup karar almışlar; "Gelin hep beraber, bize bunca kötülük eden bu zalim aslanı iyice bir dövelim. Yaptıklarının cezasını, az da olsa görmüş olsun böylece."
Sonunda bütün hayvanlar aslana saldırmış. İyice bir dövmüşler onu. Birisi boynuz vuruyor, diğeri çifte atıyor, bir başkası ısırıyormuş. Böylece; yaman bir öc almışlar aslandan.


KEÇİ CAN PAZARINDA
Keçiciğin aklı bir karış havada ya, sürüsünü bir yana bırakmış, bir başına otlaya otlaya çekipgitmiş. Hain koca kurt, kaçırır mı; hemen görmüş keçiciği:
“Heh, işte ağzıma lâyık bir lokma. Yaşasın!” demiş.
Keçicik, bakmış can pazarı. Hiç kurtuluş murtuluş yok:
“Eh, n’apalım, demek kaderimizde sana yem olmak varmış kurt .” demiş. “Madem ölüm ka-
pıya geldi, bari bana biraz kaval çal ki, neşeleneyim, kendimi unutup öyle öleyim..”Kurt, “Son isteği zavallının… “demiş, bulmuşbir kaval, füyt füüyt çalmaya başlamış. Kurtçalmış, keçicik, oynamış. Derken ötelerden kaval sesini alan köpekler koşturmuşlar; gelmişler, kurdu önlerine düşürüp bir güzel kovalamışlar. Kaçmadan önce, kurt, durumu anlayıpoyuna geldiğini sezinlemiş:
“Suç sende değil bende. Neme gerekti benim kaval çalmak, neme gerekti bana köçekli kur-
ban!” demiş.
Zamansız bir işe kalkışmanın sonu budur. Ölçmeli, biçmeli adımınıona göre atmalı. Tersi oldu mu, işte böyle Dİmyat’a pirince giderken evdeki bulgurundan olur.
(Aisopos, Ezop Masalları, Tarık DursunK. Mayıs 1981.)


Rapor Et
Eski 11 Kasım 2013, 16:53

Fabl nedir, özellikleri nelerdir?

#4 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
FABL
Kahramanları çoğunlukla hayvan ve bitki gibi varlıklardan oluşan, genellikle soyut bir düşünceyi somut bir örnek etrafında benimsetmeye çalışan hareketli öykülerdir fabllar. Daha çok masal ve destana yakın bir tür olan fabl, didaktik ve dikte edici olması yönüyle bu türlerden ayrılır. Binlerce yıllık insan davranışlarının, deneyimlerinin birikiminden oluşan fabllar, sadece çocuklar için değil, yetişkinler için de önemli eğitici unsurlar taşırlar. Ders veren fabllar, bir noktada atasözlerinin canlandırılması niteliğini taşıdıklarından, belki atasözlerinden daha kalıcı eğitici özelliklere sahiptirler. Fablların asıl amacı, belli bir ana fikri yalın, bir veya birkaç olayın yardımıyla en kısa yoldan anlatmak olduğu için fabllar genellikle kısa anlatımlardır.

Sonunda bir ahlâk dersi vermek amacıyla kaleme alınan, konusu bitkiler, hayvanlar veya cansız varlıklar arasında geçtiği düşünülen ve genellikle manzum olan edebî yazılara fabl denir. Kişilerin veya topumun aksayan yönleri fabl aracılığıyla düzeltilmeye çalışılır. Hayalî varlıklar ve olaylar gerçeğe ne kadar yakın olursa fabl o derecede etkili ve başarılı olur. Teşhis ve intak sanatlarından yararlanılarak anlatıma canlılık ve güzellik katılır.
Fablın sonunda kıssadan hisse alınabilecek bir dersin verilmesi onu masaldan ayıran özelliklerin başında gelir. "Fabl" sözcüğünün kökeni Latince "hikaye" manasına gelen "fabl"dır. Fakat bu sözcük zamanla bir ahlak ilkesi veya davranış kuralını anlatan kısa sembolik (simgesel) bir hikaye türünün adı olmuş.

Fabllar, kulaktan kulağa yayılarak sözlü anlatım döneminin edebiyat ürünleri olarak insanlık tarihinde yerini almış ve basit, kolay, ahlak ilkelerini öğretme işlevini yüklenmişlerdir. Çoğu kez olağanüstü unsurlara sahip olan ve bu yönüyle alegorik (temsili) bir kimlik taşıyan bu öykülerde daha çok insanların ahmaklık ve zayıflıklarını gözler önüne sermek böylece ona ders vermek amacı güdülür. Bu ders çoğu zaman öykünün sonunda dile getirilir Fablların olağanüstü unsurlara sahip olması zaman zaman bu türü masala yaklaştırır. Olayların insan dışı varlıkların başından geçiyormuş gibi gösterilmesi okuyucunun verilen ahlak dersini kendi deneyimiyle keşfetmesini sağlar. Şiir ve düzyazı biçiminde yazılmış olmaları ve çocukların kolayca ezberlemeleri de onları hep diri tutmuştur Bugün daha çok çocuk edebiyatında yer alan fablların, toplumu eğitici; örneklendirme ile kötü davranışlardan caydırıcı özelliği ile eskiden büyükleri eğitmede de kullanılmaktadır.

Özellikleri:
1. Kişileri genellikle hayvan, bitki ve cansız varlıklardan oluşur.
2. Ders verme amacıyla yazılır. Kısa yazılardır.
3. Bu tür hikâyelerin, kahramanları çoğunlukla hayvanlardır. Hikâye kahramanı bu hayvanlar, kendi özelliklerini korumakla birlikte insan gibi konuşurlar. Esasen "fabl" bu özelliği nedeniyle masalımsı eserler arasında yer alır.
4. Fabllar hem nazım, hem nesir biçiminde olurlar. Çoğunlukla manzumdur.
5. Fablın sonunda veya başında her zaman bir ahlâk dersi (kıssadan hisse) verilir. Bu ders kısa, açık ve doğru olmalıdır ve mutlaka öykünün doğal bir neticesi gibi görülmelidir.
6. Fabllar teşhis ve intak sanatları üzerine kurulmuştur.
7. Fabllarda öğretici (didaktik) bir amaçla yazılır.
8. Gündelik hayatla ilgili dersler ve öğütler verilir. Bu ders veya öğüt eserin bir yerinde, çoğu defa sonunda, bir atasözü ya da özdeyiş biçiminde açıkça belirtilir. Fabllarda basit ahlâk ilkelerine değinildiği gibi insanların birçok kusurlu yönüne de dikkat çekilir.
9. Fabllarda soyut konular, olay örgüsüyle hem somutlaştırılarak hem de hareket kazandırılarak işlenir.
10. Olaylar bizi güldürürken eğitir. Eğlendirici ve sevimlidirler.
11. İnsanlar arasında geçen iyi-kötü, cesur-korkak, dürüst-ikiyüzlü, gözü tok-aç gözlü... vb. çatışmalar; bu niteliklerin yakıştırıldığı hayvan kahramanlar arasında geçmiş gibi gösterilir.
12. Fabllar aracılığıyla kanaatkârlık, özveri, yardımseverlik, iyi niyet gibi olumlu davranışlar çocuğa kazandırılabilir.
13. Dramatizasyona uygun oluşları anlatımlarındaki hareketliliği eyleme dönüştürmeye yardımcı olur. Bu yönüyle yaşayarak öğrenmeye uygundurlar.
14. Fabllar insan belleğinde çok kolay saklanabilen ve ortaya çıkarılabilen özelliklere sahip olduğu için sözlü gelenek içinde de yaşatılabilmektedir.
15. Bütün uluslarda ortak bir nitelikte olan fabllar basit, pratik ahlâk ilkeleridir.


Fablın Bölümleri:
Fabl “serim, düğüm, çözüm ve öğüt” olmak üzere dört bölümden oluşur.
  • Serim: Olayın, kahramanların ve çevrenin tanıtıldığı giriş bölümüdür.
  • Düğüm: Olayın entrikalarla düğümlendiği gelişme bölümüdür. Kısa ve sık konuşmalar vardır. Hemen birkaç konuşma ile olay düğümlenir.
  • Çözüm: Düğümün çözüldüğü sonuç bölümüdür. Olay beklenmedik bir sonuçla biter. Fablın en kısa bölümüdür.
  • Öğüt: Olay ve olayların arkasında yatan ana fikrin açıklandığı ders (kıssadan hisse) bölümüdür. Ana fikir bu bölümde öğüt niteliğinde verilir. Bu bölüm kimi zaman başta, kimi zaman sondadır. Kimi zaman da sonuç okuyucuya bırakılır.

Fabllarda dilin işlevi:

Fabllarda dil sanatsal işlevde kullanılmıştır. Çünkü fablların mesajı yine metnin kendisidir. Metin kendi dışında bir şey ifade etmez. Sanatsal işlevde yazar okuyucuda istediği etkiyi uyandırmak için dili istediği gibi kullanır, kelimelere yeni anlamlar yükler. Bunun yanı sıra dilin alıcıyı harekete geçirme işlevi de kullanılır.


Fablın Yapısını Oluşturan Ögeler:

Fablın dört ögesi vardır: “kişiler, olay, zaman ve yer.”
  • Kişiler: Fablın konusu olan olay, kişileştirilmiş en az iki hayvanın başından geçer. Bunlardan biri iyi ahlâklı bir tipi, diğeri kötü ahlâklı bir tipi canlandırır. Fabllarda ikinci derecede kişiler çok azdır, bazen yoktur. Kişi betimlemesi yoktur. Kahramanlar arasında tilki varsa biz onu kurnaz insan yerine koyarız; aslan varsa cesaretine güvenen biri yerine koyarız. Kısa olay bile bütün yönleriyle değil, yalnızca fabla konu olan yönüyle tanımlanır. Derinlemesine duygu çözümlemelerine yer verilmez. Fabllarda bir de anlatıcı kişi vardır. Bu kişinin de betimlemesi yapılmaz, cinsiyeti verilmez. Anlatıcı kahramanları izler, dersini alır. Böylece dinleyen ile aynı görüşü paylaşır.
  • Olay: Fablın konusu insan başına gelebilecek her hangi bir olaydır. Olay, kahramanın eyleme dönüşmüş beğenme, istek, özlem, öfke, korku... gibi tutkuya dönüşmüş duygularından doğar. Fablın gövdesini bir olay oluşturur, asıl önemli olan fablın anlatılış nedenidir. Buna "ders" denir.
  • Yer: Tasvir yapılmaz fakat çevre çok iyi verilmelidir: Orman, göl kenarı, yol... gibi. Olayın geçtiği yer olayla birlikte değişebilir.
  • Zaman: Her olay gibi fabldaki olay da bir zaman diliminde geçer. Kronolojik zaman kullanılır.

Dünya Edebiyatında Fabl Türünün Tarihisel Gelişimi
• Fabl önce Doğu’da Hindistan’da ortaya çıkmış, Batı bu kaynaktan yararlanmıştır. Batılıların “Bilpay” olarak adlandırdıkları “Beydeba” ya ait olan fabllarda “akıl” baskındır, hayal gücü ile duygusallık daha azdır. Beydaba’nın Sanskritçe yazdığı eseri “Kelile ve Dinme” hükümdar Dedleşelim’e bilgelik ve ahlak dersi vermek amacıyla kaleme alınmıştır. Yapıtın adı, anlatılardan birinin kahramanları olan iki “çakal”ın Sanskritçe adları “Kelile ve Dinme”den gelmektedir. Eser, Sanskritçe’de Pança Tantra (Beş Kitap-Bölüm) olarak geçmektedir. Bu eser, bütün dünyada fabl türünün ilk örneği ve kaynağı kabul edilir.
• Eserde yurt yönetimi, felsefe ve eğitimle ilgili sorunlar dolaylı olarak tartışma ve eleştirme konusu yapılmaktadır. Birinci bölümdeki hikâyelerin kahramanların olan iki çakaldan “Kelile” açık sözlülüğün ve doğruluğun, “Dimme” ise yalan ve iftiranın sembolüdür. Beydaba, zulmü ile tanınmış olan Debşelem’i hayvan hikâyeleri aracılığıyla uyarmak ve ona doğru yönetim yolunu göstermek istemiştir.
• Doğu edebiyatında bir başka ünlü eser de Şeyh Sadi (13.yy.)’nin "Gülistan ve Bostan" adlı eseridir. Bu eserde hayvan hikâyelerini anlatan birçok örnek mevcuttur. Yöneticilerin tutum ve davranışlarından sohbetin kurallarına kadar türlü konuları kapsayan bu eserdeki hikâyeler sözlü ve yazılı olarak kuşaktan kuşağa aktarıldığı gibi birçok doğu ve batı dillerine de çevrilmiştir.
• Batı'da fabl, Aisopos (Ezop) masallarıyla kendini göstermiştir. Ezop, Batıda ilk fabl yazarı olarak gösterilir. Düzenli biçimde fabl yazıcılığı Ezop’la başlar. MÖ. 650-620 yılları arasında yaşadığı ve baskıcı bir yönetim yüzünden düşüncelerini küçük hayvan hikâyeleri ile anlattığı söylenmektedir. Ezop'un fablları MÖ 300 yılında derlenerek yazıya geçirilmiş ve birçok dile çevrilmiştir.
• Ezop’tan sonra Batıda bu alanda büyük bir başarıya ve üne erişen Fransız yazar ve şairi La Fontaine (1621–1695), bugüne kadar nesir olarak yazılmış ve anlatılmış Ezop masallarını yeniden kaleme alıp manzum biçimine çevirerek yeniden yetişkinlerin dünyasına kazandırmıştır. La Fontaine, kendisinden önce bu alanda yazılmış eserlerden de yararlanmıştır. La Fontaine fabllarında genellikle öğüt dediğimiz ders, metnin sonuna konulmuştur. La Fontaine, eleştirmek istediği kişileri bu öykülerle yermiş ve gülünç durumlara düşürmüştür.
• Tüm dünyada Masalın Babası diye haklı bir ün yapan Andersen'in masallarından bazıları fabl özelliği gösterir.(Çirkin Ördek Yavrusu)
• Batı’da Eski Yunan’da, “Hesiodos”un “İşler ve Günler” adlı eseri Yunan yazınında ilk fabl olarak kabul edilir.
• Aslında Fablı ilk olarak yazanlar Hititlerdir. Hititler fablları taş tabletlere yazıp resimliyorlardı.

Türk Edebiyatında Fabl
• 15. yüzyıl şairlerinden Şeyhi’nin Harname adlı mesnevisi bizde ilk fabl örneği olarak kabul edilir. Öncesinde Mevlana’nın Mesnevi’sinde fabl özellikleri gösteren hikayeler de vardır.
• Batılı anlamda ilk örnekleri Şinasi vermiştir. 1862 yılında "Tercüme-i Manzume" adlı kitabında Batılı şairlerin şiirlerine yer vermiştir. Bunlar arasında La Fontaine’de vardır.
• Ahmet Mithat, "Kıssadan Hisse" adlı eserini ahlakî gaye güderek yazmıştır. Bu eserde yazar, Ezop’tan, La Fontaine’den yapmış olduğu çevirilere ve kendi yazmış olduğu fabllara yer vermiştir
• Recaîzade Mahmut Ekrem, La Fontaine’den “Horoz ile Tilki”, “Kurbağa ile Ökü”z, “Karga ile Tilki”, “Meşe ile Saz”, “Ağustos Böceği ile Karınca” gibi birçok çeviriler yaparak bu alanda Türk Edebiyatına katkıda bulunuştur.
• Nabizade Nazım’ın “Bir Sansar ile Horoz ve Tavuk” adlı eseri vardır.
• La Fontaine’in bütün fablları Sabahattin Eyüboğlu’nun "Masallar" (1969) adlı kitabında ilk kez topluca yayımlanmıştır.
• Ali Ulvi Elöve "Çocuklarımıza Neşideler", adlı şiir kitabında La Fontaine, Victor Hugo, Lamartine’den yaptığı çevirilerin yanında, yine bunlardan esinlenerek yazdığı fabl türü şiirlere de yer vermiştir.
Rapor Et
Eski 31 Aralık 2013, 15:30

paris

#5 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
fabl nedir?
Rapor Et
Eski 16 Şubat 2014, 17:11

fabl nedir

#6 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
fabl hikaye,öyküler vb. nde olan hayvanların birbirleriyle konuşmasına denir.
Rapor Et
Eski 11 Mart 2014, 19:02

yok

#7 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Fabl Türünün Özellikleri ve Önemli Temsilcileri Hakkında Bilgi



FABL
İnsan dışındaki bitki, hayvan gibi canlı varlıklara ve eşya gibi cansız varlıklara insan kişiliği vererek ve konuşturarak, açık ve etkili bir biçimde söylenmesinde sakınca görülen bir düşünceyi gizleyerek; kişileri eleştirmek ya da insanlara ders vermek için yazılan kısa, genellikle manzum(bazen mensur) hikayelere denir

"Fabl" sözcüğünün kökeni Latince "hikaye" manasına gelen "fabıla"'dır Fakat bu sözcük zamanla bir ahlak ilkesi veya davranış kuralını anlatan kısa sembolik (simgesel) bir hikâye türünün adı olmuştur



ÖZELLİKLERİ:
1-Bu tür hikayelerin kahramanları çoğunlukla hayvanlardır Hikâye kahramanı bu hayvanlar, kendi özelliklerini korumakla birlikte insan gibi konuşurlar Esasen "fabl" bu özelliği nedeniyle masalımsı eserler arasında yer alır

2- Fabllar hem nazım, hem nesir biçiminde olurlar

3- Fablın sonunda her zaman bir ahlak dersi (kıssadan hisse) vardır Bu ders kısa, açık ve doğru olmalıdır ve mutlaka öykünün doğal bir neticesi gibi görülmelidir

4- Fabllarda öğretici (didaktik) bir amaç güdülür, gündelik hayatla ilgili dersler ve öğütler verilir Okurlar çoğu zaman verilen dersin veya öğüdün ne olduğunu anlamakta zorluk çekmezler Çünkü bu ders veya öğüt eserin bir yerinde, çoğu defa sonunda, bir atasözü ya da özdeyiş biçiminde açıkça belirtilir Fabllarda basit ahlak ilkelerine değinildiği gibi insanların birçok kusurlu yönüne de dikkat çekilir

5-Fabllar aracılığıyla kanaatkârlık, özveri, yardımseverlik, iyi niyet gibi olumlu davranışlar çocuğa kazandırılabilir Özellikle 8-12 yaş grubu çocuklar fabl okumaktan ve dinlemekten büyük zevk alırlar Kanaatkârlık, tamahkârlık, kıskançlık, paylaşımcılık gibi çocuklar tarafından anlaşılması güç kavramların somut olaylarla anlatılması sebebiyle çok önemli bir eğitim aracı olarak kabul edilmelidir

6-Fabllar insan belleğinde çok kolay saklanabilen ve ortaya çıkarılabilen özelliklere sahip olduğu için sözlü gelenek içinde de yaşatılabilmektedir

7-Çoğu manzum olan fablların başlıca amacı, belli bir ana fikrin yalın veya birkaç olayın yardımıyla en kısa yoldan açıklamaktırBundan dolayı fabllar kısadır ve şu dört bölümden oluşur:

a) Olayın ve kahramanların tanıtıldığı giriş bölümü

b) Olayın entrikalarla düğümlendiği gelişme bölümü

c) Düğümün çözüldüğü sonuç bölümü

d) Olay ve olayların arkasında yatan ana fikrin açıklandığı ders bölümü (kıssadan hisse bölümü)

8- Bütün uluslarda ortak bir nitelikte olan fabllar basit, pratik ahlak ilkeleridir

9- Kişilerin ve çocukların yakınlık duyduğu sevdiği varlıklar olduğu için fabllar, çocukların ilgisini çeker Öykülemenin kısa oluşu da çocukların fabllara duyduğu ilginin bir başka sebebidir Sıkmadan verilen öğütler, bu nedenle çocukların eğitiminde yararlı olur

10- Fabllarda zaman ve yer belirsizdirOlay çoğunlukla bir kır,orman ya da köyde geçer

11- Canlandırılmaya uygun oluşları, anlatımlarındaki hareketliliği eyleme dönüştürmeye yardımcı olur Böylelikle yaşayarak öğrenmeye uygundurlar

12- Fabllar olay anlattıkları için bir başka şiiri okumaktan ya da ezberlemekten daha çok çocukların ilgisini çeker

13 Fabllar teşhis ve intak sanatları üzerine kurulmuştur

KAYNAĞI ve DÜNYADAKİ TEMSİLCİLERİ
Bugün hala ilgiyle okunan fablların kökleri çok eski çağlara kadar uzanır Kesin olmamakla beraber, ilk örneklerin Hindistan'dan çıktığı söylenir İlk yazılı örnek de "Pançatantra" masallarıdır Eserin yazılış tarihi MÖ 100–300 yılları arasına rastlamaktadırBu eserin yazarının kim olduğu ve hangi yıllar arasında yaşadığı henüz kesinlikle bilinmemektedir

İkinci yazılı örnek, bir Hint eseri olan "Kelile ve Dimme"dir Yine onun yazım tarihi de MÖ 300 yılları olarak kabul edilir Bu eser, Beydaba unvanını taşıyan bir bilgin-filozof tarafından meydana getirilmiştir Dünya edebiyatında ilk ve önemli fabllar Hint yazarı Beydeba’ya aittir Beydaba, eserini Debşelem adlı Hint hükümdarı zamanında yazmış ve ona sunmuştur Eserde yurt yönetimi, felsefe ve eğitimle ilgili sorunlar dolaylı olarak tartışma ve eleştirme konusu yapılmaktadır Birinci bölümdeki hikâyelerin kahramanları olan iki çakaldan “Kelile” açık sözlülüğün ve doğruluğun; “Dimme” ise yalan ve iftiranın sembolüdür Beydaba, zulmü ile tanınmış olan Debşelem’i hayvan hikayeleri aracılığıyla uyarmak ve ona doğru yönetim yolunu göstermek istemiştir

Doğu edebiyatında bir başka ünlü eser de Şeyh Sadi (13yy)’nin Gülistan adlı eseridir Yöneticilerin tutum ve davranışlarından sohbetin kurallarına kadar türlü konuları kapsayan bu eserdeki hikâyeler sözlü ve yazılı olarak kuşaktan kuşağa aktarıldığı gibi birçok doğu ve batı dillerine de çevrilmiştir

Batı'da fabl, Aisopos (Ezop) masallarıyla kendini göstermiştir Ezop, Batıda ilk fabl yazarı olarak gösterilirDüzenli biçimde fabl yazıcılığı Ezop’la başlar MÖ 650-620 yılları arasında yaşadığı sanılan ve düşüncelerini baskılı bir yönetim altında ancak küçük hayvan hikayeleriyle anlatabildiği söylenilen Ezop’un fablları birçok dile çevrilmiştir

Ezop’tan sonra Batıda bu alanda büyük bir başarıya ve üne erişen Fransız yazar ve şairi La Fontaine (1621–1695), bugüne kadar nesir olarak yazılmış ve anlatılmış Ezop masallarını yeniden kaleme alıp manzum biçimine çevirerek yeniden yetişkinlerin dünyasına kazandırmıştır La Fontaine, kendisinden önce bu alanda yazılmış eserlerden de yararlanmıştır La Fontaine fabllarında genellikle öğüt dediğimiz ders, metnin sonuna konulmuştur La Fontaine, eleştirmek istediği kişileri bu öykülerle yermiş ve gülünç durumlara düşürmüştür

Tüm dünyada Masalın Babası diye haklı bir ün yapan Andersen'in masallarından bazıları fabl özelliği gösterir(Örnek:Çirkin Ördek Yavrusu)
19yüzyılda ve çağımızda Lewis Caroll,RKipling,OWilde,Tolki en, ABD'li James Thurber ve İngiliz George Orwell’ı fabl yazarları arasında sayabiliriz

Edebiyatımızda Fablın Gelişimi
15 yüzyıl şairlerinden Şeyhi’nin Harname adlı mesnevisi bizde ilk fabl örneği olarak kabul edilirÖncesinde Mevlana’nın Mesnevi’sinde fabl özellikleri gösteren hikayeler de vardır

19 yüzyılda Şinasi ,Ahmet Mithat Efendi ve Recaizade Mahmut Ekrem Batı dillerinden fabl çevirileri yaptılarAyrıca Muallim Naci ve Nabizade Nazım da çocuklar için manzum fabllar yazmışlardır

La Fontaine’in birçok manzum hikâyeleri daha sonra değişik tarihlerde başka şairlerimiz tarafından da Türkçeye çevrilmiştir Bu şairler arasında çevirileri çocuklarca zevkle okunmuş ve okunmakta olanları şöyle sıralayabiliriz: İ Alaattin Gövsa, Siracettin Hasırcıoğlu, A Ulvi Elöve, M Fuat Köprülü,Vasfi Mahir Kocatürk ,O Veli Kanık

La Fontaine’in bütün fablları Sabahattin Eyüboğlu’nun Masallar (1969) adlı kitabında ilk kez topluca yayımlanmıştır Besim Atalay’ın Hayvan Hikayeleri ya da Hayvanlardan Öğütler adlı eseri de bu türün önemli örneklerindendirNazım Hikmet de, La Fontaine’in masallarını manzum bir dille Türkçemize kazandırmıştır

Günümüzde ise, Tarık Dursun K adlı yazarımızın da bu türle ilgili eserleri vardır




TÜRK EDEBİYATINDA FABLØMevlâna’nın Mesnevî’sinde fabl türüne örnek olabilecek hikâyeler mevcutturØ15 Yüzyılda Şeyhî’nin Harname’si karşımıza çıkmaktadır Şeyhi’nin Harnâme adlı eseri de Divan edebiyatındaki fabl türüne örnek gösterilebilirØMilli Eğitim Bakanlığı Harnâme’yi “Zavallı Eşeğin Hikâyesi” adı altında yayınlamıştırØBatılı anlamda ilk fabl örneklerini Tanzimat edebiyatı sanatçısı Şinasi yazmıştırØŞinasi 1862 yılında Tercüme-i Manzume adlı kitabında Batılı şairlerin şiirlerine yer vermiştirØBunlar arasında La Fontaine’de vardırØİlk fabl çevirileri, Fransız şairi La Fontaine'den yapılmıştırØAhmed Mithat Efendi, çocukların terbiyesi ve yetiştirilmesi hususunda Fransızcadan birçok kitap çevirmiştir ØOrhan Okay Ahmet Mithat için, “Kanaatimce çocuk mevzuuna bu kadar geniş olarak temas eden ilk muharririmizdir” derØAhmet Mithat Kıssadan Hisse adlı eserini ahlakî gaye güderek yazmıştır Bu eserde yazar, Ezop’tan, La Fontaine’den yapmış olduğu çevirilere ve kendi yazmış olduğu fabllere yer vermiştirØAli Ulvi Elöve Çocuklarımıza Neşideler, adlı şiir kitabında La Fontaine, Victor Hugo, Lamartine’den yaptığı çevirilerin yanında, yine bunlardan esinlenerek yazdığı fabl türü şiirlere de yer vermiştirØNabizade Nazım’ın “Bir Sansar ile Horoz ve Tavuk” adlı eseri vardırØNurullah Ataç, Orhan Veli Kanık, Ömer Rıza Doğrul, Kemal Demiray, M Fuat Köprülü, Vasfi Mahir Kocatürk, Siracettin Hasırcıklıoğlu, Sebahattin Eyüboğlu fabl türü ile ilgilenmiş çeviri yapmış, araştırmalarda bulunmuşlardır ØTarık Dursun K’nın fabl üzerine birçok eseri mevcuttur La Fontaine, Ezop ve Krilov’dan çeviriler yaparak yayınlayan yazar, hayvanlarla ilgili birçok hikâye de yazmıştır
Rapor Et
Eski 11 Kasım 2014, 15:45

Fabl nedir, özellikleri nelerdir?

#8 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
türk edebiyatında fabl nedirr???
Rapor Et
Eski 18 Kasım 2014, 19:38

fabl :)

#9 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Bir tür küçük öyküdür. Olaya dayalı bir anlatımı vardır. Hayattan alınan küçücük kesitler, hayvanlar ya da bitkiler arasında geçmiş gibi anlatılır. Bugün daha çok çocuk edebiyatında yer alan fabllerin, toplumu eğitici; örneklendirme ile kötü davranışlardan caydırıcı özelliği ile eskiden büyükleri eğitmede de anlatıldığı sanılmaktadır.
Fabllerde soyut konular, olay plânıyla hem somutlaştırılarak hem de hareket kazandırılarak işlenir. Olaylar bizi güldürürken eğitir. İnsanlar arasında geçen iyi-kötü, cesur-korkak, dürüst-ikiyüzlü, gözü tok-aç gözlü… vb. çatışmalar; bu niteliklerin yakıştırıldığı hayvan kahramanlar arasında geçmiş gibi gösterilir.
Fabl insanlar arasında geçmekte olan ibret verici olayların, hayvanlar arasında geçen olaylar haline dönüştürülerek anlatılmasıdır. Fabl, hem didaktik, hem de dramatik bir türdür. Latince Fabula kelimesinden gelir; masal, hikaye demektir.

Fabl'ler genellikle ahlak dersi veren alegorik hikayelerdir. Fabl'lerde görülen kişilerin ve olayların altında, gerçek kişiler ve olaylar vardır. Bir fabl okunurken veya anlatılan olay takip edilirken, daima eserin iç dünyasına girilerek dile getirilmek istenen asıl düşünce ile temas kurulmalıdır. Aksi halde istenilen neticeye ulaşılamaz.

Fabl'lerde kişiler, insan dışındaki çeşitli yaratıklar, hayvanlar, fırtına, ağaç vb. gibi varlıklar olabilir. Ancak eserin örgüsünde alegorik kişilerle, gerçek kişiler arasındaki münasebeti, canlı tutmak bir zarurettir. Sembol varlıkla, gerçek varlık arasında sağlam münasebetler kurulmasını sağlayacak hatırlatıcı çizgiler kesinlikle belirtilmelidir.
Sponsorlu Bağlantılar
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.171 saniyede (70.08% PHP - 29.92% MySQL) 17 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +2 - Saat: 08:50
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi