| | #1 (mesaj-linki) | |
| Türkiye'nin Deprem Gerçeği17 AĞUSTOS 1999 DEPREMİ VE GİZLENEN GERÇEKLER Tarih: 30.06.2004 Saat: 18:21 Konu: Türkiye BULGULAR Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin 76 yıllık tarihinde Rütbe Devir-Teslim Törenleri Uluslar arası olmamasına rağmen İsrail’li Subaylar neden geldi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin 76 yıllık tarihinde, İsrail’li Subayların TSK devir teslim törenlerinin hiç birine katılmamışlar iken, neden 17 Ağustos 1999 tarihindeki Donanma Komutanlığı’nın devir teslim törenine katıldılar. Ruslar’ın yardım için gelen gemisi neden boğazlardan içeri alınmadı.(Çünkü Ruslar ABD ve İsrail’in TESLA Deprem Makinesini denediğini anlamıştı ve kanıtlar olabileceği düşüncesi ile Gölcük’e acilen bir gemi göndermişlerdi fakat patlama sonucunda cesetler ve makine parçalarının açığa çıkması sebebi ile bunları birilerinin görmesini istemiyorlardı.) Gölcük’ten İstanbul Avcılar’a kadar geniş bir alanda insanlarımız tarafından görülen “Ateş Topu”nun ne olduğunun hala açıklanamaması. (HAARP-TESLA Makinesi sayesinde iyonosfer tabakasından yeryüzüne yansıtılan ışık) Depremde görülen bu “Ateş Topu”nun, bilim adamlarının “Deprem Işıması” olduğunu söylemelerine rağmen, neden diğer depremlerde benzeri bir ışıma yaşanmamıştır. Furkan Dergisi Temmuz 1999 sayısında, yer alan ifadeler aynen şöyledir. “Mesela basına verilmeyen, ancak istihbarat kapsamında edindiğimiz bilgilere göre, Gölcük askeri tesislerinde oldukça garip olaylar meydana gelmektedir. Kapılar kendi kendine açılmakta, mühimmat depoları içinde, siyahi ziyaretçiler görülmekte, arabalar durduk yerde çalışmakta..” Depremden sonra bir çok teoriler ortaya atılmıştı fakat içlerinde en ilginç olanı Future Times’da yayınlanan araştırma dizisinde yer alan hikaye şöyleydi : Kaliforniya San Andreas fay hattında meydana gelebilecek büyük bir depremin Amerikan ekonomisine çok büyük zarar vereceğini bilen ABD, yer kabuğundaki değişimleri izleyerek, daha deprem oluşmadan tektonik katmanlar arasında artan basıncı değişik noktalardan patlatıp boşaltarak, büyük depremi küçük depremler halinde dönüştürmenin yolunu bulmuştu. Yıllar önce Sırp asıllı Amerikalı bilimadamı mucit Nicola TESLA tarafından geliştirilen bu “düşük frekanslı elektromanyetik ışınımla yüksek enerji nakli” tekniğini, hem Ruslar hem de Amerikalılar uzun zamandır bir silah olarak kullanmanın yolunu arıyorlardı. Bu yöntemle çok uzaktan, hatta uzaydan geniş alanlarda tahribat yapabileceklerdi. ARAŞTIRMA : (ABD'nin üçüncü uzay teleskobu Chandra'yı yörüngeye taşıyan Columbia uzay mekiği 23 Temmuz 1999 tarihinde Kennedy üssünden Türkiye saatiyle 07:31’de fırlatıldı.NASA tarihinde ilk kez kadın pilot Eileen Collins'in komutasında uzay görevine başlayan Columbia fırlatıldıktan birkaç saat sonra Chandra X-ray teleskobunu yörüngeye bıraktı. Bu teleskop kara delikleri, çarpışan galaksileri ve supernovaların kalıntılarını incelemek için kullanılacak. Kasım 1998'den beri ertelenen görev, sadece bu hafta iki kere ertelenmişti). ABD dünyanın ve kendi insanlarının tepkisini almamak için bu projeyi barışçı “deprem indirgeme” sistemi diyerek, bir yandan tepkileri azaltıp diğer yandan fonlama devamlılığını sağlamayı amaçlıyordu. Bu nedenlerle proje önce Avustralya’nın çıplak ve seyrek nüfuslu kırsal bölgelerinde denendi ve geliştirildi. Daha sonra değişik zamanlarda Kafkaslar’da, Okyanus tabanında ve Güney Amerika’daki Ant dağlarında denendi ve büyük aşama kaydetti. Bu arada Türkiye, Japonya ve benzeri deprem kuşağındaki ülkelere sismik ağ şebekeleri kurularak bu bölgelerin tektonik verileri saniyesi saniyesine devasa bilgisayarların kayıtlarına gönderilmeye başlandı. Üniversitelerle ortak projeler geliştirildi, yüzlerce bilimadamına Amerika’da deprem konusunda araştırma yapma bursu verildi. Ancak projenin gizliliği esastı. Bu nedenle tüm ilişkiler paravan araştırma kurumlarında yürütülüyordu. Ancak zaman zaman bilgi sızıntısına olanak verilerek halkın bu konu hakkında bilgi sahibi olması istendi. Kobe’de ve başka yerlerde meydana gelen depremlerin arkasındaki gariplikler çıkar gruplarınca terör ve mafya örgütlerinin işi gibi gösterilmek istendi ve bunda da başarılı olundu. Ve gün geldi bu sistem Türkiye’de denenmek istendi. Zaten bölge bu amaçla yıllardır sismik espiyonaj altındaydı. Nitekim gelişmeleri takip edenler, depremden hemen sonra, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın girişimleriyle Türk Telekom’un Türkiye’nin sismik bilgilerini Pentagon’a ileten NATO Üssü’nün iletişimini nasıl kestiğini hatırlayacaklardır. ABD’nin asıl hedefi, Kuzey Anadolu fay hattındaki deneyden elde edeceği tecrübe ve bulguları,Kaliforniya San Andreas fay hattına uygulamaktı. Bu iş yine çok yüksek askeri gizlilik taşıdığından yürütme işi İsrail’li uzmanlara verilmişti. Gerekli makine ve donanım gizlice denizaltılarla Gölcük Üssüne getirilerek oradaki, yeraltı-denizaltı korunaklarına kuruldu. Türk makamları durumdan detay bazda haberdar değillerdi. Bunu İsraillilerle yürütülen askeri tatbikatın bir parçası olarak düşünüyorlardı. (Zaten İsraillilerle yapılan askeri tatbikat bu operasyon doğrultusunda önceden planlanmıştır. Çünkü dünyanın ve Türk Milletinin dikkatlerini çekmemek için tatbikat adı altında HAARP-TESLA Deprem Makinesini getirip rahatça kurdular.) Böyle bir makinenin deneneceğini zamanın Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Genel Kurmay Başkanı biliyordu, fakat ABD (Siyonistler tarafından yönetiliyor) ve İsrail’liler (Siyonistler) bizimkileri makinenin denenmesi için şu şekilde ikna ettiler : olası İstanbul merkezli bir depremde 100.000 kişinin ölümü, yüz milyar doları aşan maddi kayıp ve Türkiye’nin en az 25-30 yıl geri gitmesi demektir, diyerek bizimkileri ikna ediyorlar. İsrailliler Amerikalı’larla gece şartlarında elektro-sismik haberleşme tatbikatı yapacaklardı. Deney başarılı olacağından sonunda kimse normal dışı bir şeyin olduğunu farketmeyecekti. Bu amaçla Gece Şahini Tatbikatı’nın (Operation Night Hawk) saat 03:00’te başlaması planlandı. Gece saat tam 03:00’te düğmeye basılacak ve Gece Şahini devreye girecekti. O an uzay filmini andırır devasa cihazlar çalışmaya başlayacak ve 1-2 dakika içinde de oluşturdukları muazzam enerjiyle Marmara’nın altındaki tektonik tabakayı zayıf yerlerinden kırıp, aylardır oluşan basıncı dışarı atacaklardı. Böylece büyük bir deprem önlenmiş olacaktı. Ama o gece sabaha karşı birşeyler yanlış gitti. Ve beklenen gerçekleşmedi. Herşey bir anda olup bitmişti. Cenab-ı Hakk’ın Doğası kendini yönetmeye kalkanlardan bir kez daha intikam almıştı. 45 saniye süren deprem, beklenenin 10,000 kat üstünde bir güçle gelmişti. Her yeri bir anda yerle bir etmişti. Zayıflayan ve titreyen elektrikler az sonra geri geldiğinde, gece saat 03:05’i gösteriyordu. Daha birkaç dakika öncesine kadar korunağın içinde ŞAMPANYA patlatmayı bekleyenler, şimdi korkudan buz gibi donmuş, hareketsiz ayakta duruyorlardı. Kimsenin ağzını bıçak açmıyordu. On binlerce insan, çoluk çocuk, o an enkaz altında can çekişiyor veya cansız yatıyordu. Bu düşünce ile hepsi ürperdi. Bu asrın en büyük felaketiydi; hem de insan eliyle yapılan bir felaket... Sessizliği İsrailli komutanın buz gibi emri bozdu: “Lets pack! We’re moving out! Call operation-Q! Right now! Immediately! Stop whinning! Move, move, move!” (Toplanın! Kaçıyoruz! Q planına geçiyoruz. Şimdi..Hemen! Hadi, hadi!!!) İşte o andan sonra çantalardan çıkan “Q planı” çalışmaya başladı. İlk önce bölgedeki tüm haberleşme ve elektrik enerjisi felç edildi. 4 dakika içinde İsrail Başkanı Barak ve ABD Başkanı Clinton ile irtibat kuruldu. O anda İsrail’de Ben Gurion’un Lod askeri havaalanından 4 adet savaş uçağı eşliğinde 2 nakliye uçağı havalanıyordu. 2 dakika sonra da İsrail Deniz Kuvvetleri ve NATO Güney Deniz Saha Komutanlığı’na bağlı tüm birlikler DEFCON-4 acil durumuna geçirildi. Amerikan 6’ncı filosuna bağlı gemiler de rotalarını İstanbul’a çevirmek için Pentagon’dan emir aldılar. Bu arada ilginç bir şey daha olmuştu. Depremle ilgili haberler birbiri ardına gelirken, bir haber önce görünüp sonra kayboldu. 20 Ağustos Cuma akşamı televizyonlar bir İsrail uçağının Ataköy açıklarında denize düştüğünü duyurdu. (bu bize Cenab-ı Hakk’ın bir lütfu ki, bu olayları kimin yaptığını anlamamız için işaretler gönderiyor) Ancak bir süre sonra haber kesildi ve uçağın akıbeti ile ilgili bir daha haber alınamadı. Olaydan bir gün sonra Deniz Kuvvetleri’nden bir dostum beni aradı ve bu olayda birtakım soru işaretleri bulunduğunu, bu konunun perde arkasını araştırmamı rica etti. Kısa sonra ulaştığım bilgiler, gerçekten ilginçti. Uçak, düştükten kısa süre sonra teknesiyle o sırada Ataköy açıklarında olan balıkçı Abdullah KAPLAN tarafından kurtarılmıştı. Abdullah Kaplan olayı şu şekilde anlatmıştı : “Uçağın düştüğünü görünce derhal yardıma gittik. Uçağın kanatları yara almıştı. Hemen uçağı bağladık ve Zeytinburnu limanına çektik. Teşekkür beklerken küfür yedik. Ne olduğunu bile anlamadık.” Bu konu o gece o bölgede görev yapan Sahil Güvenlik 4. Botunun sorumluluk alanındaydı. Araştırmalar Sahil Güvenlik’in bu konuyla ilgilenmediğini ortaya çıkardı. Olay yerine gelen televizyon ekipleri ise şaşırtıcı bir şekilde çekim yapmaktan vazgeçmişlerdi. [patronlarından (İsrail-Siyonistler) aldığı emir gereği] Daha sonra uçağı Zeytinburnu’na yanaştıran balıkçı Abdullah Kaplan, olayı Kumkapı’daki Gümrük Muhafaza’ya iletti. Kısa süre sonra tutanak tutuldu. Ancak Gümrük Muhafaza da tutanak tuttuğuna pişman oldu.Uçağın sahibi İsrail asıllı biriydi. O gece ne olduğu ise bir türlü anlaşılamadı. Deprem için 1900’lerin başından beri Nicola TESLA adındaki Sırp asıllı bir bilimadamının buluşu olan “elektromanyetik endüksiyon tekniği” (TESLA Makinesi) kullanıldı. Makinenin ABD Kaliforniya San Andreas fay hattında olacak muhtemel bir deprem öncesi kullanılması düşünüldü. (ABD’lilerin asgari zarar ve ölümlerinin azaltılması için bazı denekler gerekiyordu, onların gözünde bir hayvandan bile daha değersiz olan bizim gibi insanlar üzerinde denenmesi normaldi.) Neden Türkiye diye soracak olanlar için ise; - Türkiye de ne yaparsan yap kimsenin umurunda olmaz, birkaç tane yetkiliyi ikna ettikten sonra her türlü deneyi yapabilirsiniz, bilinçli insan sayısı azdır, genelde okumamış cahildir, araştırmazlar kadercidirler, Kaliforniya San Andreas fay hattının dünyada tek eşi benzeri özelliklere sahip olan ikiz kardeşi Kuzey Anadolu fay hattıdır, karakterleri aynıdır. Ancak ABD-İsrail’in bölge ile ilgili bu hareketliliği ne kadar gizli olursa olsun bazı kaynaklara sızmasını engelleyemedi. Kanadalı bir bilimadamı her nasılsa bu gizli verilere ulaşarak, bölgede bir deprem olacağını ve bunun için bölgenin takip altına alındığını anladı. Ve bunu kendi amaçları doğrultusunda yaklaşık 48 gün ve 240 km hata ile yayınladı. Ancak ne bu bilimadamına, ne de yayınına daha sonra nedense kimse dikkat etmedi. Gölcük Donanma Komutanlığı’nda görevli asker, astsubay ve subaylar, Donanma karargahında garip birşeyler olduğunu farketmişlerdi. Bu konuyla ilgili bilgiler de nasıl olduysa yukarıda ismini zikrettiğimiz dergide yer almıştı. Peki İsrail askerlerinin bu projedeki yeri neydi? İsrailli askerler ve üst düzey subaylar o gece Gölcük’te ne arıyorlardı? Bu devir teslim töreni her yıl yapılan rutin bir ulusal törendi. Uluslar arası bir kimliği yoktu. Ama İsrailli subaylar ve üst düzey yetkilileri oradaydı! Peki ne arıyorlardı Gölcük’te? Bunun nedenini şimdi daha iyi kavrayabiliyoruz. Çünkü bu proje İsraile ihale edilmişti. Bizimkilerin ise bir şeyden haberi yoktu (Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genel Kurmay Başkanı hariç). Bize güvenen de yoktu zaten. Ancak o gece nedense hiç kimse İsraillilere, bugüne kadar hiç katılmadıkları bu devir teslim törenine neden katıldıklarını sormadı. Ya şaşkınlıktan ya da telaştan, enkaz altında kaç İsrail askerinin öldüğü, kaçının yaralandığını da soran olmadı. O felakette kaç İsrail askerinin öldüğünü ne Genelkurmay yayınladı ne de İsrail böyle bir bilgiyi açıklamak nezaketinde bulundu. Herkese verdikleri imaj ise oraya bize yardım için geldikleri şeklindeydi. Hemen bir hastane kurdular. Yaralarımızı sarmaya yardımcı olmak için daha sonra o bölgede bir yerleşim merkezi kuracaklarını açıkladılar. (İsrailliler bizim kara kaşımıza kara gözümüze mi hayranlar, bizi çok mu seviyorlar, bizi çok sevdikleri için mi Türkiye’nin doğusunu kendi toprakları olarak gösteriyorlar. Arz-ı Mev-ud, Vaad edilmiş topraklar Büyük İsrail Devleti). Esas amaçları enkaz altındaki askerlerini ve önemli askeri malzemeleri çıkararak götürmekti. Gerisi paravan operasyondu. Bizde “Bak şu İsrail’e, helal olsun, hemen yardımımıza koştu” diyerek sevindik. Bu operasyon neden gündüz değil de gece olmuştu? Çünkü olacakları kimsenin görmemesi ve gözlemci riski ise en az düzeyde olduğu için gece oldu. Gece saat 03:00’te operasyonun başlaması için yeşil ışık yakıldı. TESLA Cehennem makinesi yer altındaki sığınakta ve deniz altında çalışmaya başlamıştı. En geç 1-2 dakika içerisinde gücü en üst düzeye ulaşmış olacaktı. Aynen de öyle oldu. Makine gürültüyle enerji toplamaya başlamıştı. Bu sırada, Avustralya’da ve Okyanusta bu tür suni depremler öncesinde görülen elektrik boşalması, hava yarılmasından oluşan ışıklar ve patlamalar oluştu atmosferde. Ve arkasından da makinenin boşalması ile birlikte yer yarıldı ve oluşturulan enerji doğaya aktarıldı. Ancak hesapta doğanın (Cenab-ı Allah’ın) oyunu yoktu. Oluşan deprem hem beklenenden çok uzun süreli, hem de çok daha güçlü çıktı. Şiddeti 7.4’e ulaştığında Amerika’da aletler 7.8’i gösteriyordu. Ve büyük bir patlamayla her şey kontrolden çıktı. TESLA deprem makinesi, depremin enerji gerilimine dayanamayıp parçalandı ve ortaya çıkan güç yeraltında muazzam bir patlamaya neden oldu. Ve bu yer altı labaratuvarının tam üstündeki, herşeyden habersiz uyuyan yüzlerce askeri barındıran ve 8 şiddetindeki depreme dahi dayanıklı olması gereken askeri tesisler un-ufak olarak dağıldı. (demek ki deprem 8’den daha şiddetli oldu) (ABD’li ve İsrailli Siyonistler bir insan olarak Cenab-ı Allah’ın doğa olaylarına karışamayacaklarını anlayamamışlardı,) Bir tedbir olarak tüm bölge ve hatta bütün İstanbul 4 saat süreyle bir haberleşme ablukası altına alındı. Elektrikler kesildi ve telefonlar iptal edildi. Kimsenin birbiri ile haberleşmesi istenmiyordu. Cumhurbaşkanı dahi sabahleyin “benim de telefonlarım ke*****” (Türkiye’de bütün her yerin telefonları dahi kesilse önemli kurumların kesilmez çünkü uydu telefonları vardır. Ama uydu iletişimini dahi kestiler) şeklinde garip bir açıklama yapacak ve biz de buna bir anlam veremeyecektik. Demirel tam bir şaşkınlık içindeydi. (Cumhurbaşkanı’nın şaşkınlığı normaldir çünkü o na böyle bir şeyin olacağı ihtimali söylenmemişti. Bu olay duyulur ise Türk halkına nasıl izah edeceğini bilmediği için şaşkınlık içinde idi.) (Hoş bu olay ortaya çıksa bile bu olayı terör örgütü veya mafyanın yaptığı açıklaması yapılacaktı.) Ne yapacaklarını bilmedikleri için ne Cumhurbaşkanı, ne de Başbakan saatlerce bir şey diyemedi, demeç veremediler. “Üzgünüz” dahi diyemediler. Ancak sabah saat 09:00 sularında televizyon ekranlarının karşısına geçip halka üstün körü bir açıklama yapabildiler. Durum vahimdi. Hatta belki de Clinton dahi o anda konuya ilk kez vakıf olan yardımcılarından ve olağanüstü Milli Güvenlik konseyinden görüş alıyor ve Türkiye’ye nasıl yardım edileceğini hesaplıyordu. Hemen gerekli sıhhi yardım ekipleri organize ediliyor ve bölgedeki tüm Amerikan askeri birlik ve filolarına Türkiye’ye doğru hareket emri veriliyordu. Amerika diyetini Türkiye’ye tam destek vererek ödemeye çalışıyordu adeta. Bu arada devreye Avrupa ülkelerinin liderleri de giriyor ve belki de onlardan da Türkiye için sözler alınıyordu. Yunanistan bile harekete geçirilerek Türkiye’ye karşı olan hasmane tutumuna son vermesi sağlanıyordu. Tüm Batı başkentleri hareket halindeydi, panik yoktu. Herşey kontrol ve koordinasyon altındaydı; bir tek Türkiye dışında. Bizde ise sanki bu emrivaki felakete karşı nasıl tavır almaları gerektiğine bir türlü karar verilemiyor; kararsızlık içinde bocalayarak büyük bir gizlilik içerisinde ne olduğunu anlamaya çalışıyorlardı. Sabah saat 03:05 ile 06:30 arasında Batı’da bu hareketlilik yaşanırken bölgede de çok hızlı ve çok gizli bir askeri hareketlilik hakimdi. Ancak herkes kendi derdine düşmüş olduğundan bu olağanüstü gizli operasyondan kimsenin haberi olmuyordu. Böylece bu işi planlayanlar, gecenin karanlığından da yararlanıp denizaltından parçaları yüzeye vuran TESLA makinesinin kalıntılarını toplayıp, yer altı ve yerüstündeki tüm delilleri de yok ediyorlar ve hatta belki de insanları canlı canlı gömerek tüm izleri yok etmeye çalışıyorlardı. Ve bölgeye son hızla Rus araştırma gemisi dahi sabah saat 06:30’da bölgeye vardığında, havanın aydınlanmasıyla birlikte etrafta delil olabilecek tek bir cisim bile kalmamıştı. Deniz altında oluşan radyasyon anlaşılmasın, dibe çöken kalıntılar araştırılmasın ve patlama sonucu meydana gelen denizaltı krateri ve çukur ortaya çıkarılmasın diye bu bölge derhal askeri karantinaya alınarak dalışa yasak bölge ilan ediliyordu. Ancak bütün bu temizlikler yapıldıktan sonra Ecevit ve daha sonra da Demirel’in bölgeye gitmelerine izin veriliyordu. Onların dahi ne bölgeye uçuşlarına, ne de telefon irtibatı kurmalarına izin vardı. Sanki koskoca İstanbul ve Kocaeli bölgesi uzaydan gelen yaratıklar tarafından abluka altına alınmışçasına tam bir haberleşme karanlığına sokulmuştu. Tek bir telefon dahi çalışmıyor, elektrikler verilmiyordu. Ancak Ecevit ve Demirel, belki de olan biteni içlerine sindiremediklerinden (olmayan vicdanlarının azabı çektikleri için, yıllardır bu milletin sırtından geçindikleri için) olsa gerek, evleri kendilerine mezar olan binlerce insanımızın da acısıyla bir türlü rahat hareket edip halkla bütünleşemiyorlardı. (Eğer olay ortaya çıkmış olsa idi bu olay PKK terör örgütünün üzerine atılmak sureti ile geçiştirilecekti. Bu doğrultuda CNN haber spikeri Patronları olan ABD-İsrailli Siyonistlerden aldığı emir doğrultusunda Ecevit’e şu soruyu yöneltiyordu.) CNN haber spikerinin “depremin ardında PKK mı var?” sorusuna, Ecevit ona “siz ne saçmalıyorsunuz, deprem ile PKK’nın ne alakası var? Bu deprem Cenab-ı Allah tarafından gönderilen bir doğa olayıdır!!” demesi gerekir iken, diyemiyordu. Sadece spikerle göz göze gelmemeye dikkat ederek “sanmıyorum” gibi o günlerde bizi epeyce şaşırtan bir ifade kullanıyordu. Peki, Amerika ne yaptı sonra? Hemen tüm imkanlarını Türkiye için seferber etmedi mi? Clinton Amerikan halkından Türkiye’ye yardım etmelerini istemedi mi? Kasım’da Türkiye’ye geleceğini ilan edip, Ecevit’in de bu arada Amerika’ya kendini ziyarete geleceğini haber vermedi mi? Ecevit belki de Amerika’ya bu felaketin ve binlerce şehidin diyetini konuşmaya gidecekti. Nitekim gitti de. Ardından Clinton Türkiye’ye gelerek deprem bölgesini ziyaret etti, insanlarla konuştu, bizleri çok sevdiği imajı verdi, bebekleri kucağına alıp sevdi, onlara hediyeler ve yardımlar verdirdi. (bizlerde; ABD-İsrailli Siyonistler bizi ne kadar çok seviyorlar mış dedik) ABD’nin bu aşırı ilgisi sadece bir müttefik olmasıyla açıklanamazdı. Bu arada, acaba hükümet içinden sızan bilgiler, bazı bakanların özellikle MHP kanadının yabancılara karşı saldırgan tavır takınmalarına neden olmuş olamaz mı? İlk anda çok yadırgadığımız Sağlık Bakanı Osman DURMUŞ’un “yabancılara tek hasta bile vermem ve onlardan kan da almam” demesini şimdi yadırgayabiliyor musunuz? ABD’nin saygın gazetelerinden New York Post’un haberine bir de bu gözle bakın: “Türk hükümeti, ABD’nin Deniz Hastanelerini kullanmıyor... Türkiye’deki şiddetli depremde 27.200’den fazla kişi yaralandı. Ancak yetkililer tarafından dün yapılan açıklamada, depremin meydana geldiği tarihten itibaren geçen iki haftalık süre içinde ABD tarafından gönderilen Deniz Kuvvetleri’ne ait üç adet yüzer hastanede henüz tek bir hastanın bile tedavi edilmediği bildirildi. Türkiye’ye gönderilmiş olan uluslar arası yardımın çoğunun kullanılmaması Ankara’daki hükümetin eleştirilmesine neden oldu. Türkiye’de yayınlanan Radikal gazetesi dünkü sayısında, 750 ton yardım malzemesiyle yüklü bir İsrail gemisinin üç gün süreyle gümrükte tutulduğunu yazdı. ABD gemilerinin İzmit’e varışından önce Türkiye Sağlık Bakanı Osman DURMUŞ’un, bu gemilere ihtiyaç olmadığına ilişkin sözlerine geniş bir şekilde yer verildi. Ancak ABD Büyükelçiliği, aralarında 600’den fazla yatak taşıyan Kearsarge adlı geminin de bulunduğu üç adet yüzer hastaneyle ilgili olarak bir uyuşmazlık yaşanmadığını bildirdi.” Ne ölenler geri gelir, ne de anılarımız. Ancak İzmit’te, Gölcük’te Yalova’da Halıdere’de Avcılar’da, Bolu’da Düzce’de ve daha nice yerleşim merkezinde enkaz altında hayatlarını yitiren binlerce Mehmet, Hatice, Ayşe ve Ali’ye karşı bir vicdan borcumuzda mı olmayacak? Onlar geride gözleri yaşlı onbinlerce sevenlerini, sıcaklıklarından mahrum bırakırken, sırf Kaliforniya’da Jony’ler, Susan’lar ve Alice’ler yaşasın diye yaşamdan çalındıklarını dünya bilmesin mi? Emekli Bir Subay. 17 Ağustos depremi kuşkusuz hepimizi derinden sarstı. Deprem bütün ülke halkını derinden üzerken, depremin açtığı yaralar hâlâ tam haliyle sarılabilmiş değil. Açıkça söylemek gerekirse 17 Ağustos Gölcük depreminden sonra ben de yukarıdaki senaryoya benzer şeyler düşünmüştüm. Daha sonra sağduyusuna güvendiğim bir dostuma “acaba onların işi olabilir mi?” diye sordum. Önemli bir devlet kurumunda uzman olarak çalışan dostum “Açıkçası ben de aynı şeyi düşündüm” diye cevap verdi, son derece sakin bir şekilde... Kısa süre sonra yalnız olmadığımız ortaya çıktı ve Sabah gazetesinden Can Ataklı köşesinde şunları yazdı : Yenişafak gazetesinden Taha Kıvanç’ın yazısı : Sabah gazetesinden Sedat Sertoğlu bu konuda en detaylı yazıyı yazıyordu Bu yazı Sayın Aydoğan VATANDAŞ Bey’in “HAARP-KIYAMET TEKNOLOJİSİ” adlı kitabından özet olarak alınmıştır.(Parantez içindekiler benim araştırma ve yorumlarım) İNANMASANIZ DA OLUR Taha KIVANÇ - 15 Kasım 1999 - Yenişafak Gazetesi İster inanın ister inanmayın, bundan 2,5 ay önce, "Gerçek değil, hayal" başlıklı Kulis'i yazarken olayın bu boyutlara varacağını hiç hesap etmemiştim. Dikkatimi çeken bir filme işarette bulunmuştum o yazıda; Bill Clinton'un Türkiye'ye gelişi, filmin konusu ve deprem olayları arasında irtibat kurmuştum... Sonunda, o yazıda 'hayal' diye kaydettiğim gelişmelerin hemen hepsi fazlasıyla gerçekleşti. Üstelik Clinton da beklendiğinden bir gün önce (dün) ülkemize geldi... Sanki komplolara meydan okuyor Clinton... O yazıma esas teşkil eden filmin adı 'Komplo Teorisi'; başrolde ünlü sanatçılar Mel Gibson ve Julia Roberts oynadığı için dünyanın her tarafında milyonlarca sinemasever tarafından izlendi film. Üşütük görüntüsü veren bir taksi şoförü, adalet bakanlığında çalışan bir genç kadınla ilgileniyor. Genç kadın da şoförü ciddiye almıyor önceleri, ancak birbiri ardına meydana gelen olaylar kadının gözünü açıyor. İzleyiciler olarak bizim zihnimiz karışıyor film boyunca, karşımıza çıkan olayların hangisi gerçek, hangisi 'komplo' ayırt edemez oluyoruz... Mel Gibson'un canlandırdığı üşütük görüntüsü veren taksi şoförünün filmdeki adı Jerry Flecher... Adam şoförden öte bir şey; 'Komplo Teorisi' adıyla sadece sınırlı sayıdaki abonelerine gönderdiği haftalık bir haber bülteni de çıkartıyor... Bültenin son sayısında bir kaç senaryoya yer veriyor Flecher; bunlardan en önemlisi, NASA'nın, ödeneklerini kesen ABD başkanının hayatına kast eden bir komployu sahneye koyacağını tahmin etmesi... Flecher gazetelerde öylesine yayımlanan bir kaç masum haber arasında irtibat kuruyor ve NASA'nın uzaya gönderdiği bir araçtan yeryüzünü harekete geçireceğini, depreme sebep olacağını tahmin ediyor... Jerry, Avrupa gezisi sırasında ziyaret edeceği Türkiye'de, NASA'nın yapay hareketlendirmesiyle meydana gelecek yer sarsıntısında, ABD başkanının hayatını kaybedeceğini de öngörüyor... Filmi, ya da o filmin hikâyesine temas ettiğim Kulis'i hatırladınız mı? Senaryoyu kaleme alanlar, Türkiye'deki muhtemel depremin şiddetini bile doğru tahmin etmişlerdi: 7.4... Ben filmin senaryosundaki bizi ilgilendiren ilginç ayrıntılara Kulis'te temas ettikten (25 Ağustos 1999) sonra, 'Komplo Teorisi' filmi benim işaret ettiğim özellikleriyle bazı gazetelerde birinci sayfa haberi oldu. Dünyanın çeşitli yerlerinde meydana gelen depremlerdeki garip bağlara, ilintilere dikkat çekilen mesajlar İnternet'te dolaşıp durdu. Önceki gün Düzce'de yeni bir deprem meydana geldiğinde 'Komplo Teorisi' filmi yeniden hatırlandı... Bakın 2,5 ay önceki o Kulis'te neler yazmışım: "Beynim Jerry Flecher gibi komplo teorilerine fazla çalışmaz; NASA gibi bir kurumun istediği yerde istediği zaman yeri harekete geçirebileceğine inanmam da mümkün değil benim. Jerry Flecher olsaydım, 'Komplo Teorisi' filmini bütünüyle gerçek hale getirecek bir senaryo yazmam mümkün olurdu. Sırf Clinton'u ortadan kaldırmak için harekete geçen birileri, iz sürenleri şaşırtmak için, ellerindeki teknik gücü filmde öngörüldüğü şekilde bir kere değil iki kere kullanmaya kalkışmış olabilirler pekâlâ. Birincisi, Gölcük merkezli bir deprem için, ikincisi de başkanı ortadan kaldıracak İstanbul merkezli ikinci bir deprem için... Tabii böyle bir senaryo ancak Jerry Flecher'in hayal dünyasında bulunabilir..." Tabii, Düzce merkezli yeni depremden sonra senaryo biraz değişmek zorunda; iki değil üç ayrı deprem planlamak gerekiyor çünkü. Biri Gölcük merkezli, diğeri Düzce merkezli, bir de bu ikisinin hazırladığı zihinlerin kabul edebileceği daha güçlü bir üçüncü deprem... Bill Clinton NASA'nın ödeneklerini kısıyor mu, NASA yapay depreme sebep olabilecek teknolojiye sahip mi, şu sıralarda Türkiye'nin üzerinde NASA'ya ait bir uzay aracı dolaşıyor mu? Bu soruların hiçbirinin cevabını bilmiyorum ben. Zaten Jerry Flecher değilim ki, birbiriyle ilintisiz olaylar arasında bu tür ilişkiler kurabileyim. Şu sıralarda cevabını en çok merak ettiğim soru ne biliyor musunuz? "Acaba Bill Clinton Komplo Teorisi filmini gördü, Brian Helgeland'ın yazdığı senaryoya dayalı filmin başarısından sonra J. H. Marks'a yazdırılan romanını okudu mu?" SİSMİK BOMBA ŞÜPHESİ Can ATAKLI - 31 Ağustos 1999 – Sabah Gazetesi Adam diyor ki: “Deprem olmadı, sismik bomba atıldı” al başına belayı, olacak iş mi, ama şeytan da dürtüyor “neden olmasın?” diye. Balıkçının biri “Tam deprem olurken göğe bir ateş topu yükseldi, gökyüzü aydınlandı, yıldızları tutacak gibi oldum” demesiydi belki de “fısıltı gazetesi”nin tirajı bu kadar büyük olmayacaktı. Balıkçının bu ifadesini başka görgü tanıkları da destekleyince ve bir de üstelik Büyükada açıklarında “ağların eridiği” söylentisi yayılınca “komplo teorileri” de devreye girdi. Yarın depremin üçüncü haftasına giriyoruz. İlk haftanın sonundan beri konuşulan bir konu var. Hatta öyle ki kimi okurlar “Kardeşim bunu niye yazmıyorsunuz, niye saklıyorsunuz? diye sitem bile ediyor. Konu şu: Marmara’daki depremin “görülmemiş” ölçüde büyük olmasının nedeni sadece doğa olayı olmayabilir, İzmit Körfezi’ne “sismik bomba” atılmış olabilir. Böyle bir bomba var mı? Şu ana kadar böyle bir bombanın imal edilip edilmediği konusunda resmi bilgi yok. Yok ama, teknik olarak mümkün. Sismik bomba şu oluyormuş: Dünyanın çevresine yerleştirilmiş bir uydu, dünyanın herhangi bir bölgesine, insan kulağının asla duymayacağı çok güçlü ses dalgası gönderiyor. Bu da yer sarsıntısına neden oluyor. Eğer bu ses dalgaları kırılmaya yüz tutmuş fay hatlarına gönderiliyorsa, sarsıntı çok daha şiddetli oluyor. Madem lafa girdik, artık sürdüreceğiz mecburen. “Sismik bomba atılmış olabilir” teorisi nereden kuvvet buluyor? “Fısıltı gazetesi”nin haberlerine göre, CNN’de Ecevit’e sorulan bir soru akılları karıştırmış. CNN muhabiri “Depremde PKK parmağı olabilir mi?” diyor, Ecevit de “Zannetmiyorum” karşılığını veriyor, konu kapanıyor. Ama “komplo teorisi üretecek kapasitede” beyin taşıyanlarda merak başlıyor. “Ne demek PKK parmağı, yani biri istese deprem yapabiliyor mu? Ardından şu sıralarda CİNE-5’te gösterilmeye başlanacak olan, “Komplo Teorileri” isimli film geliyor. İzlemeyenler için yazıyorum, eski bir ajan olan filmin kahramanı, çeşitli teoriler üretiyor ve ilgili makamlara bildiriyor. Bunlardan biri Amerika Başkanı’na düzenlenecek suikastle ilgili. Filmin kahramanı diyor ki “Başkanı öldürmek isteyenler, Türkiye gezisini bekliyor. Başkan Türkiye’deyken, sismik bomba atılacak, deprem olacak, İstanbul yıkılacak, başkan da enkaz altında kalıp ölecek.” Nitekim filmin ilerleyen dakikalarında Başkan Türkiye’ye gelmeden az önce deprem oluyor ve binlerce kişi ölüyor. “Fısıltı gazetesi”nin yaydığına göre, İzmit Körfezi’ndeki alev topu, denizin içinde bulunan ve lava benzeyen madde, Altıncı Filo’nun gelişi, bir Rus araştırma gemisinin depremden iki saat sonra Marmara’ya girişi, bir Amerikan heyetinin Tsunami olup olmadığını araştırmak için bölgeye gelip dalış yapması, Amerika’nın fevkalâde yakın ilgisi, uzmanların yeni deprem olabilir uyarıları “depreme başka şeylerin karıştığı” sanılarını arttırıyormuş. Tabii böyle anlarda insan beyni “normalden çok farklı” çalışıyor. Hele bizim gibi pekçok işe şeytanın karıştığı ülkelerde bu tür “paranoyak” düşünceler ortaya çıkıyor. Çıkmakla da kalmıyor, bir sürü insan inanmasa da “Valla neden olmasın?” sorusunu soruyor. Olabilir mi? Buraya kadar “fısıltı gazetesi”nin yayınlarından derlenen bilgileri okudunuz. Peki gerçekten böyle bir bomba olabilir mi, olsa bile bunu kim, hangi amaçla ve Türkiye’nin kalbine atacak cesareti nasıl kendinde bulur? Filmdeki gibi “cani bir bilimadamı” olması mümkün değil. Bu silahı elinde tutan bir devletin şu ya da bu nedenle bunu yapması da günümüz dünyasında mümkün olamaz. Geriye bir tek “yanlışlık” ve sanal hedef olarak da İzmit Körfezi’ni nişanlıyor. Ama ne oluyorsa oluyor, sistem devreye giriyor. Ondan sonrası malum. Uçuk gibi geldi size de değil mi? Bana da öyle. Amaaa, Ege Denizi’nde bir Amerikan gemisinin, dünyanın en gelişmiş teknolojisi ile denetlenen ateşleme sisteminin, “yanlışlıkla” devreye girdiğini ve gidip bir Türk savaş gemisini, en önemli noktasından vurduğunu, pekçok Levendimizin ŞEHİT olduğunu da unutamıyorum bir türlü.” CAN ATAKLI ŞİMDİ İŞSİZ............... H A A R P Sedat SERTOĞLU – 24 Ağustos 1999 – Sabah Gazetesi Bu harfler, ABD’nin en gizli askeri projelerinden biri olan “High Frequency Active Auroral Research Program” isminin baş harfleri... Adından görüldüğü gibi yüksek frekansla ilgili bir program bu... Bu konuyu gündeme getirmemizin nedeni, son zamanlarda bazı kişilerin İnternet aracılığı ile HAARP projesini, Yıldız Savaşları filmleri senaryosu türünden senaryolarla Körfez depremine bağlayıp, birbirlerine iletmeye başlamaları. Hayal gücü oldukça yüksek bir milletiz. Kendimiz uydurup, sonra da kendimiz inanıyoruz. “Fısıltı gazetesi” akıl almaz bir hızla yalan yanlış herşeyi yayıyor. Bu nedenle konuyla ilgili doğruları bilmekte yarar var.. Bu proje 6 yıldan beri, Alaska’da Gakona askeri üssü yakınlarında, ABD Hava ve Deniz Kuvvetleri’nce gerçekleştiriliyor. Resmi amacı, İyonosfer’de araştırma yapmak. Bu projenin gerçekleşmesinde üç Amerikan şirketi ARCO, Raytheon ve E-Sistemleri, önemli rol oynadı ve hâlâ oynuyor.. Amerikalı askeri yetkililere göre, HAARP şunları gerçekleştirecek: 1-Atmosferdeki termonükleer araçların elektromanyetik vuruşlarını değiştirmek, 2-Denizaltılarla haberleşmeyi kolaylaştırmak, 3-Radar sistemlerini son derece geliştirmek, 4-Çok büyük bir bölgede, ABD ordusu dışında tüm haberleşmeyi durdurmak, 5-EMass ve Cray bilgisayarları ile ortaklaşa, toprağın altını çok derinlere kadar incelemek, 6-Büyük alanlarda petrol, doğalgaz ve mineralleri tespit etmek, 7-Cruise füzeleri gibi her türlü saldırı silahı ve uçağı havada imha etmek. Gelelim, bu projeye karşıt olan Amerikalı bilimadamları da var. Bunun son derece tehlikeli olduğunu savunuyorlar. Çünkü, onlara göre, HAARP öylesine bir güç haline gelebilir ki, elinde tutan dünyanın tartışmasız hakimi olur.. Projenin karşıtlarından biri olan, ülkenin en ünlü jeofizikçilerinden Prof.Gordon J.F.MacDonald’e göre, elektromanyetik teknoloji bakın daha neler yapabilir: 1-İklimleri değiştirebilir, 2-Kutupları eritebilir veya yerinden oynatabilir, 3-Ozon tabakası ile oynayabilir, 4-Deprem yaratabilir, 5-Okyanus dalgalarını kontrol edebilir, 6-Dünyanın enerji alanları ile oynayarak, insan beynini kontrol altına alabilir, 7-Radyasyon yaymayan termonükleer patlama oluşturabilir... Bunlar yapabildiklerinin sadece bir kısmı.. Dehşet değil mi? Ancak, Amerika Hava Kuvvetleri, iklimlerin kontrolünü amaçlayan “Spacecast 2020” projesi ile ilgili olarak “Çevreyi değiştirme teknikleri ile bir başka ülkeyi yok etmek veya zarara uğratmak yasaktır” açıklamasını da yapmış durumda... Bu proje çok küçük sinyallerle çok büyük enerjileri kontrol etme mantığı üzerine kurulduğuna göre, Zbigniev Brezinski’nin 1970’lerde sözünü ettiği “İlerki yıllarda teknolojiye bağlı daha kontrollü bir toplum olacağı ve elitlerin bu imkanı kullanacağı” cümlesi sanki gerçek oluyor... ABD eski Başkanı George Bush, “Yeni Dünya Düzeni” cümlesini kullanırken, acaba sadece, siyasi anlamda mı bunu söyledi? Sizce HAARP ile ilgili bir başka ilginç şeyi anlatalım... Bu konuda Web’de açılan sayfalar, buradaki konuşmalar, gelen bilgiler, tartışılan konular sık sık esrarengiz eller tarafından silinip yok ediliyor. HAARP, bu konuyu inceleyenlere göre, 1994 yılından bu yana, en çok sansüre uğrayan konu durumunda... Bir de bu konuda yazılmış olan ve adını çok ilginç bulduğumuz bir kitaptan söz edelim: “Angels D’ont with HAARP..” HAARP tartışması ABD’de daha çok uzun süreceğe benziyor...” Son Düzenleyen Blue Blood; 02-12-2006 @ 11:48. | |
|
| | #2 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Deprem Gerçeği.. | |
|
| | #3 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Deprem Gerçeği.. Depremler ve Faylar Hareket eden levhalar birbirleri üzerine kuvvet uygularlar. Bu kuvvet yerkabuğundaki kayaçların direnç göstermesi yüzünden belli bölgelerde enerji birikimine yol açar. Bu enerji, kayaçların kırılma sınırını aştığı anda da kırılma (faylanma) olur ve biriken enerji açığa çıkar. Levha hareketleri yüzünden birikmiş gerilme enerjisinin aniden boşalmasına deprem diyoruz. (Ayrıca aktif volkanların içindeki hareketlilik nedeniyle oluşan ve yapıları farklı olan küçük depremler de vardır.) Normal Fay Ters Fay Doğrultu Atımlı Faylar Çöküntü (Graben): İki normal faylanma arasındaki bloğun çökmesi sonucu oluşur Yükselti (Horst): İki normal faylanma arasında yüksekte kalan bloğa denir Deprem sırasında açığa çıkan enerji, ses veya su dalgalarına benzeyen ve sismik dalgalar adı verilen dalgalar ile yayılır. Bu dalgalardan Cisim Dalgaları, P dalgaları ve S dalgaları olarak ikiye ayrılır. P dalgaları, en hızlı yayılan bu yüzden deprem kayıt aletlerinde (sismograf) en önce görülen dalgalardır. P dalgalarında, titreşim hareketi yayılma doğrultusu ile aynıdır. Daha yavaş yayılan S dalgaları, kayıt aletlerinde ikincil olarak görülen ve titreşim hareketi yayılma doğrultusuna dik olan dalgalardır. S dalgaları sıvı içinde yayılamazlar. Yüzey Dalgaları ise Cisim Dalgaları’na göre daha yavaş yayılırlar ancak genlikleri daha büyüktür. Hızı daha fazla olan Love ve genliği daha büyük olan Rayleigh dalgaları olarak ikiye ayrılırlar. Yapılarda yıkıma yol açan dalgalar S dalgaları ile yüzey dalgalarıdır. P Dalgaları S Dalgaları Love Dalgaları Rayleigh Dalgaları ![]() Depremler çok değişik derinliklerde oluşabilir. 0-60 km. arası derinliklerde oluşanlar, sığ depremler olarak adlandırılır ve genelde kıtasal alanlarda (örn. Türkiye) meydana gelir. 60-300 km. derinliklerde oluşanlar, orta derinlikli depremler adıyla anılır ve bir levhanın diğer bir levha altına daldığı bölgelerde (örn. Japonya, Şili) görülür. Derin depremler ise yine aynı bölgelerde levhanın dalan ucunda 300-700 km. derinliklerde oluşan depremlerdir. Depremlerin büyüklüğü (magnitude) ve şiddeti (intensity) genellikle birbirine karıştırılan iki kavramdır. Büyüklük, deprem sırasında boşalan enerji ile ilişkili bir değerdir ve aletsel olarak ölçülür. Şiddet ise deprem bölgesindeki hasara göre belirlenen göreceli bir değerdir. Büyüklük, deprem kayıt aletlerinde kaydedilen dalga genliğinin logaritmasını içeren bir bağıntı sonucunda, Charles Richter’in geliştirdiği ve Richter Ölçeği denilen bir cetvele göre hesaplanır. Logaritmik olduğu için büyüklükteki 1 birim artış, yer hareketlerinde 10 katlık fark yapmaktadır. Günümüzde birkaç değişik büyüklük hesabı yapılmaktadır. Ml - Lokal Büyüklük: Richter’in orijinal bağıntısına göre hesaplanır. Sığ, yakın ve küçük depremler için kullanılır. Mb - Cisim Dalgası Büyüklüğü: P dalgalarının genliği baz alınarak hesaplanır. Ms- Yüzey Dalgası Büyüklüğü: Yüzey dalgalarının genliği baz alınarak hesaplanır. Md - Süre Büyüklüğü: Çok küçük ve yakın depremlerin süresi kullanılarak hesaplanır. Mw - Moment Büyüklüğü: Açığa çıkan enerjinin sismik momenti baz alınarak hesaplanır. 17 Ağustos depreminden sonra Türkiye ve Türkiye dışı merkezlerden alınan büyüklük değerlerinin farklı olmasının nedenlerinin başında bu hesaplama farklılıkları geliyor. Büyüklük belirtilirken hesaplama türü de belirtilirse karışıklık ortadan kalkacaktır. Deprem sırasında yer yüzeyinde de çeşitli değişimler gözlenir: Yüzey Kırıkları: Deprem odağı eğer yüzeye yakınsa yüzeyde de kırılmalar görülür. Heyelanlar, Çökmeler: Sağlam olmayan zeminlerde, sismik dalgalar nedeniyle toprak hareket eder. Çamur Akıntıları: Yeraltı sularının harekete geçmesiyle oluşur. Zemin Sıvılaşması: Suya doygun zeminler sismik dalgalar nedeniyle sıvı gibi davranır. Tsunamiler: Okyanus kıyılarında dev deniz dalgaları oluşur. | |
|
| | #4 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Deprem Gerçeği..TÜRKİYE'DEKİ SON DEPREMLER............................ ...................ULUSAL DEPREM İZLEME MERKEZİ HIZLI ÇÖZÜMLERİ................... ....(BU ÇÖZÜMLER İLK DEĞERLENDİRME SONUÇLARIDIR) Son 200 deprem listelenmiştir.... Büyüklük Tarih Saat Enlem Boylam(E) Derinlik(km) MD ML MS Yer---------- -------- -------- ------- ---------- ------------ ----------- 2006.04.15 16:29:05 37.5228 36.2228 12.7 3.3 -.- -.- ANDIRIN (KAHRAMANMARAŞ) 2006.04.15 15:51:49 40.4687 29.2397 16.4 2.9 -.- -.- ORHANGAZİ (BURSA) 2006.04.15 15:08:54 39.3733 40.9275 6.7 3.4 -.- -.- KARLIOVA (BİNGÖL) 2006.04.15 13:58:18 39.0497 37.1162 15.5 3.5 -.- -.- KUŞKAYASI-KANGAL (SİVAS) 2006.04.15 06:06:49 36.9617 27.8162 7.5 2.8 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.15 04:41:50 37.2325 30.4385 5.5 3.2 -.- -.- KIZILKAYA-BUCAK (BURDUR) 2006.04.15 01:31:27 40.1753 33.9522 18.7 2.8 -.- -.- KIZILIRMAK (ÇANKIRI) 2006.04.14 18:39:24 40.3850 36.5242 10.6 2.7 -.- -.- TOKAT 2006.04.14 17:20:23 40.2805 36.5402 3.3 3.4 -.- -.- TOKAT 2006.04.14 13:49:42 37.2248 36.8690 19.9 3.3 -.- -.- SAKÇAGÖZ-NURDAĞI (GAZİANTEP) 2006.04.14 11:43:59 38.2940 38.0482 29.8 3.0 -.- -.- AKÇADAĞ (MALATYA) 2006.04.14 09:05:38 39.5752 29.3820 16.7 2.7 -.- -.- TAVŞANLI (KÜTAHYA) 2006.04.14 09:00:43 34.3087 35.1502 23.9 3.6 3.6 -.- AKDENİZ 2006.04.14 03:38:05 38.2490 26.6262 15.9 3.1 -.- -.- UZUNKUYU-URLA (İZMİR) 2006.04.14 03:34:19 40.7593 27.3885 11.1 2.9 -.- -.- GÜZELKÖY AÇIKLARI-TEKİRDAĞ (MARMARA DENİZİ) 2006.04.13 20:13:23 36.9083 27.8305 21.2 2.6 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.13 19:59:20 38.3055 26.5748 18.3 2.8 -.- -.- UZUNKUYU-URLA (İZMİR) 2006.04.13 19:42:40 38.2993 26.5607 31.7 2.7 -.- -.- UZUNKUYU-URLA (İZMİR) 2006.04.13 19:18:34 38.1928 26.4817 15.4 -.- 4.2 -.- UZUNKUYU-URLA (İZMİR) 2006.04.13 15:00:03 41.0042 31.3165 21.6 2.9 -.- -.- YIĞILCA (DÜZCE) 2006.04.13 14:30:14 38.1122 26.8097 17.9 2.9 -.- -.- SEFERİHİSAR (İZMİR) 2006.04.13 06:19:38 40.6870 36.1910 10.8 3.1 -.- -.- TEKKE-TAŞOVA (AMASYA) 2006.04.13 04:38:15 38.8428 29.4348 33.6 3.0 -.- -.- GEDİZ (KÜTAHYA) 2006.04.13 00:02:51 37.1743 27.9590 30.2 2.8 -.- -.- ÖREN-MİLAS (MUĞLA) 2006.04.12 23:38:27 35.9385 28.2652 32.3 3.1 -.- -.- AKDENİZ 2006.04.12 14:14:05 38.5825 38.8435 4.6 3.8 -.- -.- BASKİL (ELAZIĞ) 2006.04.12 10:31:30 36.9992 27.7630 30.4 3.1 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.12 09:35:44 39.6302 37.9847 16.7 3.2 -.- -.- KARACAÖREN-İMRANLI (SİVAS) 2006.04.12 08:56:01 36.8027 27.3073 11.2 3.4 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.12 06:32:59 38.0845 26.7553 8.2 3.4 3.3 -.- EGE DENİZİ 2006.04.11 23:24:52 36.9832 27.7630 28.3 2.8 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.11 11:38:10 36.9738 27.7980 27.3 2.6 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.11 08:21:09 33.9978 35.3020 38.2 -.- 3.9 -.- AKDENİZ 2006.04.11 08:00:52 39.8807 28.8918 23.5 2.6 -.- -.- ORHANELİ (BURSA) 2006.04.11 04:14:21 34.1818 35.2842 31.9 3.6 -.- -.- AKDENİZ 2006.04.11 00:10:45 40.0523 29.0408 16.9 2.9 -.- -.- SOĞUKPINAR-OSMANGAZİ (BURSA) 2006.04.10 23:56:42 37.0252 28.9753 24.8 3.1 -.- -.- BEYAĞAÇ (DENİZLİ) 2006.04.10 20:59:11 38.8158 27.2048 23.1 3.0 -.- -.- OSMANCALI- (MANİSA) 2006.04.10 19:50:30 38.7260 32.1310 5.0 3.0 -.- -.- SÜLÜKLÜ-YUNAK (KONYA) 2006.04.10 18:22:47 40.0568 28.8872 29.5 2.8 -.- -.- ÇALI-NİLÜFER (BURSA) 2006.04.10 16:28:13 36.9722 27.7958 15.0 3.3 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.10 11:52:09 36.9832 27.7923 15.6 3.3 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.10 02:27:16 35.0482 27.1810 67.4 -.- 5.2 -.- AKDENİZ 2006.04.09 23:49:18 38.9705 31.6638 12.0 3.0 -.- -.- ÇELTİK (KONYA) 2006.04.09 18:30:42 36.2243 35.5470 43.5 3.2 -.- -.- AKDENİZ 2006.04.09 16:44:12 39.0117 31.6032 2.1 2.9 -.- -.- ÇELTİK (KONYA) 2006.04.09 08:50:13 39.1105 37.2453 9.4 3.2 -.- -.- KUŞKAYASI-KANGAL (SİVAS) 2006.04.09 04:35:05 36.8105 35.1117 8.0 3.3 -.- -.- TUZLA-KARATAŞ (ADANA) 2006.04.08 09:45:44 37.1690 37.2703 5.0 3.0 -.- -.- ŞEHİTKAMİL (GAZİANTEP) 2006.04.08 06:06:38 37.4210 37.2130 5.0 3.4 -.- -.- NARLI-PAZARCIK (KAHRAMANMARAŞ) 2006.04.07 22:49:13 37.0528 27.9208 8.4 3.1 -.- -.- ÖREN-MİLAS (MUĞLA) 2006.04.07 22:43:31 37.2403 30.1573 90.7 3.2 -.- -.- BOZOVA-KORKUTELİ (ANTALYA) 2006.04.07 17:35:24 35.6777 35.1887 26.2 3.6 -.- -.- AKDENİZ 2006.04.07 16:36:39 37.7985 38.1865 32.1 3.0 -.- -.- ADIYAMAN 2006.04.07 16:00:10 41.1227 34.0982 17.3 3.1 -.- -.- TOSYA (KASTAMONU) 2006.04.07 10:29:45 39.6320 27.0223 34.9 3.1 -.- -.- EDREMİT (BALIKESİR) 2006.04.07 07:23:44 39.5477 28.8220 19.3 2.9 -.- -.- GÖKÇEDAĞ-DURSUNBEY (BALIKESİR) 2006.04.07 05:06:45 39.0253 42.9613 25.6 2.8 -.- -.- SARISU-PATNOS (AĞRI) 2006.04.06 23:25:25 37.3420 34.6417 7.4 3.3 -.- -.- GÜLEK-TARSUS (MERSİN) 2006.04.06 18:52:59 37.2487 34.6978 5.0 -.- 3.5 -.- GÜLEK-TARSUS (MERSİN) 2006.04.06 18:27:43 38.8448 26.8605 19.3 3.4 3.4 -.- CANDARLI KÖRFEZİ (EGE DENİZİ) 2006.04.06 13:57:40 36.6170 34.2662 34.1 2.9 -.- -.- ERDEMLİ (MERSİN) 2006.04.06 11:02:38 38.2095 26.6615 7.8 2.8 -.- -.- SEFERİHİSAR AÇIKLARI-İZMİR (EGE DENİZİ) 2006.04.05 20:12:59 39.4828 26.2853 22.7 3.0 -.- -.- EDREMİT KÖRFEZİ (EGE DENİZİ) 2006.04.05 12:49:26 40.0478 28.7612 31.4 2.8 -.- -.- SÖĞÜTALAN-MUSTAFA KEMALPAŞA (BURSA) 2006.04.05 08:14:02 39.5635 38.0585 9.2 3.2 -.- -.- GEDİKBAŞI-DİVRİĞİ (SİVAS) 2006.04.05 03:12:05 38.0980 26.8023 13.4 3.3 -.- -.- SEFERİHİSAR (İZMİR) 2006.04.05 01:24:22 37.7010 43.7788 8.4 3.1 -.- -.- HAKKARİ 2006.04.05 00:51:52 36.9705 27.7552 17.1 3.5 3.6 -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.05 00:29:22 38.9967 31.7693 21.6 2.8 -.- -.- ÇELTİK (KONYA) 2006.04.05 00:21:52 39.5803 38.0212 23.8 3.3 -.- -.- KARACAÖREN-İMRANLI (SİVAS) 2006.04.04 23:21:09 38.6550 39.3273 31.8 3.0 -.- -.- MOLLAKENDİ- (ELAZIĞ) 2006.04.04 22:08:12 37.7208 43.8040 8.8 3.2 -.- -.- HAKKARİ 2006.04.04 18:49:29 38.7477 31.2027 10.1 2.9 -.- -.- BOLVADİN (AFYON) 2006.04.04 08:24:16 33.9132 32.2625 42.2 -.- 4.0 -.- AKDENİZ 2006.04.04 05:56:24 40.7190 29.0988 25.5 2.7 -.- -.- ÇINARCIK (YALOVA) 2006.04.04 01:33:22 39.1710 29.3957 27.6 2.9 -.- -.- ÖRENCİK-EMET (KÜTAHYA) 2006.04.03 19:04:06 39.4773 33.0518 19.5 3.0 -.- -.- BALA (ANKARA) 2006.04.03 18:04:34 37.2367 28.2653 24.8 2.9 -.- -.- MUĞLA 2006.04.03 15:36:43 36.9993 27.7697 29.8 2.9 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.03 14:25:03 37.1703 34.3583 29.1 2.9 -.- -.- ARSLANKÖY- (MERSİN) 2006.04.02 23:09:54 37.4810 30.9370 8.3 2.9 -.- -.- SÜTÇÜLER (ISPARTA) 2006.04.02 18:34:15 38.6662 30.9108 29.2 3.4 -.- -.- ÇOBANLAR (AFYON) 2006.04.02 16:04:58 37.5425 30.9000 7.8 3.0 -.- -.- SÜTÇÜLER (ISPARTA) 2006.04.02 15:55:39 38.8093 26.6395 45.0 3.3 3.3 -.- EGE DENİZİ 2006.04.02 15:17:33 37.7702 27.5945 26.9 2.7 -.- -.- BAĞARASI-SÖKE (AYDIN) 2006.04.02 13:15:40 34.9433 27.4167 57.8 3.6 3.6 -.- AKDENİZ 2006.04.02 10:15:22 39.4665 33.1167 21.3 3.0 -.- -.- BALA (ANKARA) 2006.04.02 07:26:30 36.3797 28.8092 14.7 2.9 -.- -.- AKDENİZ 2006.04.02 06:15:01 40.7513 29.9262 14.8 2.9 -.- -.- KOCAELİ 2006.04.02 05:01:32 38.5193 32.0570 24.8 2.8 -.- -.- KURTHASANLI-KADINHANI (KONYA) 2006.04.02 02:08:11 40.5900 29.0357 26.9 2.6 -.- -.- ÇINARCIK (YALOVA) 2006.04.02 01:19:44 37.8330 38.7905 3.1 3.2 -.- -.- NARİNCE-KAHTA (ADIYAMAN) 2006.04.01 23:33:58 39.0982 27.1655 20.4 2.9 -.- -.- BERGAMA (İZMİR) 2006.04.01 22:05:43 39.0355 27.2208 21.0 3.0 -.- -.- BERGAMA (İZMİR) 2006.04.01 00:46:09 34.7743 26.5347 69.5 -.- 4.6 -.- AKDENİZ 2006.03.31 17:13:15 38.5820 32.0840 28.2 -.- 3.6 -.- TURGUT-YUNAK (KONYA) 2006.03.31 09:55:54 37.0267 42.7768 54.8 3.5 -.- -.- TÜRKİYE-IRAK SINIRI 2006.03.31 05:54:26 38.9525 44.4595 5.0 3.6 3.6 -.- TÜRKİYE-İRAN SINIR BÖLGESİ 2006.03.30 18:30:18 38.2620 26.7240 21.4 2.9 -.- -.- URLA (İZMİR) 2006.03.30 10:03:09 39.4332 33.1172 5.0 3.5 -.- -.- BALA (ANKARA) 2006.03.30 01:31:35 36.3487 27.6240 15.8 3.1 -.- -.- AKDENİZ 2006.03.30 01:05:14 35.3562 35.5027 39.4 -.- 4.7 -.- AKDENİZ 2006.03.30 00:19:29 35.2748 27.4817 56.4 3.5 -.- -.- AKDENİZ 2006.03.29 18:53:37 41.1082 32.5993 60.7 3.1 -.- -.- KARABÜK 2006.03.29 13:09:01 40.6883 33.1030 24.1 3.2 -.- -.- ORTA (ÇANKIRI) 2006.03.29 09:07:55 40.2917 32.9673 13.8 3.1 -.- -.- ÇUBUK (ANKARA) 2006.03.29 04:38:45 39.6387 40.3317 30.0 3.2 -.- -.- TERCAN (ERZİNCAN) 2006.03.29 01:12:31 38.1202 26.7112 5.6 3.3 -.- -.- SEFERİHİSAR AÇIKLARI-İZMİR (EGE DENİZİ) 2006.03.28 21:39:37 35.7885 31.1575 25.6 3.6 -.- -.- AKDENİZ 2006.03.28 17:32:29 39.8442 39.0947 8.9 3.1 -.- -.- DOĞANBEYLİ-KEMAH (ERZİNCAN) 2006.03.28 17:06:24 37.8912 26.8070 29.0 3.2 -.- -.- EGE DENİZİ 2006.03.28 16:07:00 40.5657 28.1198 12.8 3.5 3.5 -.- KAPIDAĞ AÇIKLARI (MARMARA DENİZİ) 2006.03.28 15:23:56 36.3810 26.8070 102.5 3.4 3.3 -.- AKDENİZ 2006.03.28 13:25:55 36.5468 28.0862 4.1 3.2 3.2 -.- AKDENİZ 2006.03.28 12:47:44 37.2327 27.8988 30.0 2.5 -.- -.- MİLAS (MUĞLA) 2006.03.28 12:15:50 40.2588 33.0310 17.9 3.3 -.- -.- ÇUBUK (ANKARA) 2006.03.28 02:33:20 40.6098 33.5625 13.0 2.9 -.- -.- ÇANKIRI 2006.03.27 21:38:28 40.6358 33.0330 25.5 2.9 -.- -.- ORTA (ÇANKIRI) 2006.03.27 21:25:21 37.4558 38.7738 5.0 3.1 -.- -.- OVACIK-HİLVAN (ŞANLIURFA) 2006.03.27 19:02:49 38.7577 44.5862 14.8 3.3 -.- -.- TÜRKİYE-İRAN SINIR BÖLGESİ 2006.03.27 14:17:34 36.9197 27.9060 5.6 2.6 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.03.27 11:34:11 41.1087 34.4428 6.4 2.8 -.- -.- HACIHAMZA-KARGI (ÇORUM) 2006.03.27 10:03:49 38.1302 38.5553 7.8 3.3 -.- -.- YARPUZLU-SİNCİK (ADIYAMAN) 2006.03.27 09:58:41 39.2583 27.6223 6.5 2.8 -.- -.- SOMA (MANİSA) 2006.03.27 09:04:17 37.0105 27.9793 18.2 2.6 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.03.26 23:05:25 37.7910 30.8038 5.0 3.0 -.- -.- EĞİRDİR (ISPARTA) 2006.03.26 22:29:30 38.1583 26.5032 15.0 3.3 -.- -.- UZUNKUYU-URLA (İZMİR) 2006.03.26 12:07:14 36.7537 28.0372 13.9 2.6 -.- -.- BOZBURUN-MARMARİS (MUĞLA) 2006.03.26 11:10:07 36.9713 27.7820 5.1 2.9 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.03.26 10:24:22 40.4573 37.2325 29.4 3.0 -.- -.- BEREKETLİ-REŞADİYE (TOKAT) 2006.03.26 05:57:22 38.4537 43.7223 23.7 2.9 -.- -.- GÜZELSU-GÜRPINAR (VAN) 2006.03.26 02:27:18 38.8500 31.4863 30.0 2.9 -.- -.- DAVULGA-EMİRDAĞ (AFYON) 2006.03.26 02:11:34 38.8990 43.2670 27.3 2.8 -.- -.- ERCİŞ (VAN) 2006.03.25 23:28:03 38.6780 27.3862 49.9 3.0 -.- -.- MURADİYE- (MANİSA) 2006.03.25 20:42:48 41.8767 36.5947 17.6 3.3 -.- -.- TAFLAN AÇIKLARI-SAMSUN (KARADENİZ) 2006.03.25 14:38:09 40.1378 27.3323 9.2 2.9 -.- -.- BİGA (ÇANAKKALE) 2006.03.25 12:47:09 36.5148 28.8322 15.4 3.1 3.0 -.- AKDENİZ 2006.03.25 11:44:47 37.8705 38.4650 29.3 2.9 -.- -.- KUYUCAK- (ADIYAMAN) 2006.03.25 11:33:53 37.8455 38.4298 28.9 3.0 -.- -.- KUYUCAK- (ADIYAMAN) 2006.03.25 10:32:57 37.6075 35.5647 27.6 3.1 -.- -.- ALADAĞ (ADANA) 2006.03.25 09:00:45 38.3363 38.7710 19.1 3.3 -.- -.- KALE (MALATYA) 2006.03.25 07:59:21 36.8518 27.5503 16.4 2.9 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.03.25 07:39:12 39.6488 38.0465 11.5 3.3 -.- -.- KARACAÖREN-İMRANLI (SİVAS) 2006.03.25 02:27:43 41.1152 27.8780 20.0 2.8 -.- -.- ÇORLU (TEKİRDAĞ) 2006.03.25 00:37:52 38.2583 38.7185 23.1 3.0 -.- -.- PÜTÜRGE (MALATYA) 2006.03.24 22:50:26 36.5217 28.8565 12.8 3.2 -.- -.- FETHİYE KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.03.24 21:59:42 36.4963 28.8330 9.9 3.4 -.- -.- AKDENİZ 2006.03.24 21:21:37 36.9613 27.7720 5.2 2.9 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.03.24 19:51:09 38.4943 24.8342 30.0 -.- 3.7 -.- EGE DENİZİ 2006.03.24 11:07:18 41.0532 33.4317 31.6 2.8 -.- -.- BOYALI-ARAÇ (KASTAMONU) 2006.03.24 11:05:19 41.0598 33.4412 15.6 2.8 -.- -.- BOYALI-ARAÇ (KASTAMONU) 2006.03.24 08:14:48 39.4283 33.0668 8.7 -.- 3.9 -.- BALA (ANKARA) 2006.03.24 04:26:43 38.0297 30.1415 18.4 2.9 -.- -.- DİNAR (AFYON) 2006.03.23 19:36:16 36.7612 34.6880 22.3 3.3 -.- -.- MERSİN 2006.03.23 15:29:18 39.6862 38.4327 13.4 3.1 -.- -.- KURUÇAY-İLİÇ (ERZİNCAN) 2006.03.23 08:06:58 38.8220 42.5277 26.3 3.4 -.- -.- AHLAT (BİTLİS) 2006.03.23 07:53:55 38.8180 42.4317 32.5 3.0 -.- -.- AHLAT (BİTLİS) 2006.03.23 07:51:49 38.8067 42.4815 31.6 3.6 -.- -.- AHLAT (BİTLİS) 2006.03.22 16:22:29 40.3747 36.2247 28.6 3.0 -.- -.- DÖKMETEPE-TURHAL (TOKAT) 2006.03.22 14:40:32 39.4110 41.9640 31.8 3.4 -.- -.- KARAÇOBAN (ERZURUM) 2006.03.22 13:56:32 40.2955 32.9390 9.6 3.1 -.- -.- ÇUBUK (ANKARA) 2006.03.22 13:36:45 36.9878 36.8785 13.6 3.0 -.- -.- MUSABEYLİ (KİLİS) 2006.03.22 08:14:42 38.0895 26.6722 7.9 2.8 -.- -.- EGE DENİZİ 2006.03.22 05:37:53 39.2807 41.8142 14.8 3.2 -.- -.- HALİLÇAVUŞ-HINIS (ERZURUM) 2006.03.22 05:04:11 39.7443 41.6762 12.5 3.2 -.- -.- SÖYLEMEZ-KÖPRÜKÖY (ERZURUM) 2006.03.22 03:49:37 36.9560 27.8015 9.1 3.1 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.03.22 02:17:51 38.1983 26.5598 6.6 3.2 -.- -.- UZUNKUYU-URLA (İZMİR) 2006.03.22 02:09:14 39.4078 33.1378 5.0 3.4 -.- -.- BALA (ANKARA) 2006.03.21 23:28:29 36.9593 27.7265 11.3 3.4 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.03.21 20:10:18 39.8037 41.7413 9.9 3.9 -.- -.- SÖYLEMEZ-KÖPRÜKÖY (ERZURUM) 2006.03.21 19:28:26 39.8065 41.7878 11.3 3.3 -.- -.- SÖYLEMEZ-KÖPRÜKÖY (ERZURUM) 2006.03.21 13:29:05 39.7687 41.6888 16.5 -.- 4.0 -.- SÖYLEMEZ-KÖPRÜKÖY (ERZURUM) 2006.03.21 12:16:43 36.9443 27.7687 15.5 3.6 3.7 -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.03.21 08:39:18 36.9067 27.8180 20.2 3.0 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.03.21 00:59:59 39.2865 28.5492 8.6 3.4 -.- -.- DÜVERTEPE-SINDIRGI (BALIKESİR) 2006.03.20 21:19:27 36.4952 27.8140 82.0 3.5 -.- -.- AKDENİZ 2006.03.20 15:36:14 36.4522 28.7230 20.5 3.3 -.- -.- AKDENİZ 2006.03.20 15:22:46 39.9025 30.0740 22.1 2.9 -.- -.- BOZÜYÜK (BİLECİK) 2006.03.20 14:58:17 40.7620 35.6167 18.0 3.0 -.- -.- SULUOVA (AMASYA) 2006.03.20 08:46:31 37.9255 26.8677 26.7 3.3 3.2 -.- KUŞADASI KÖRFEZİ (EGE DENİZİ) 2006.03.20 08:41:06 37.9557 26.7912 31.6 3.0 -.- -.- EGE DENİZİ 2006.03.20 03:14:47 39.5562 26.9900 29.2 3.0 -.- -.- EDREMİT (BALIKESİR) 2006.03.20 02:31:16 39.6485 27.1248 38.5 2.9 -.- -.- HAVRAN (BALIKESİR) 2006.03.20 02:03:43 39.5850 26.9830 26.6 3.4 3.4 -.- EDREMİT (BALIKESİR) 2006.03.19 21:42:40 36.9087 27.7010 20.9 3.2 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.03.19 20:19:24 40.1087 39.0753 14.9 3.3 -.- -.- ŞİRAN (GÜMÜŞHANE) 2006.03.19 18:06:36 37.8280 43.5640 15.6 3.1 -.- -.- YALINCA-GÜRPINAR (VAN) 2006.03.19 08:08:14 38.1857 29.7178 7.3 2.7 -.- -.- ÇİVRİL (DENİZLİ) 2006.03.19 07:29:47 36.4667 28.8033 15.9 3.3 -.- -.- AKDENİZ 2006.03.18 22:21:29 38.2063 26.5280 14.4 2.9 -.- -.- UZUNKUYU-URLA (İZMİR) 2006.03.18 21:38:12 38.0320 26.6208 62.7 3.3 -.- -.- EGE DENİZİ 2006.03.18 18:06:53 39.5458 28.8598 11.8 3.0 -.- -.- GÖKÇEDAĞ-DURSUNBEY (BALIKESİR) 2006.03.18 15:45:15 36.9877 27.9792 24.0 2.6 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.03.18 09:35:49 38.5063 26.6633 10.0 3.4 -.- -.- MORDOĞAN-KARABURUN (İZMİR) 2006.03.18 03:47:10 38.0530 26.4695 73.0 3.3 -.- -.- EGE DENİZİ 2006.03.17 12:27:21 36.9073 27.7613 20.4 2.8 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.03.17 12:15:06 38.2738 26.5965 20.4 3.3 -.- -.- UZUNKUYU-URLA (İZMİR) 2006.03.17 12:10:52 38.2600 26.5218 10.3 2.9 -.- -.- UZUNKUYU-URLA (İZMİR) 2006.03.17 11:14:57 36.9017 27.8302 28.8 2.9 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) | |
|
| | #5 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Deprem Gerçeği.. İstanbul için son çağrı: 7.6'lık Deprem ve Tsunami kapıda Prof. Dr. Celal Şengör, İstanbul'u bekleyen büyük tehlikeyi açıkladı ve ''Marmara'da büyük bir deprem olacak. Ama bugün ama 50 yıl sonra. Eğer 180 kilometrelik fay tek parçada kırılırsa 7.6'yla sallanırız. Bu da Yeşilköy'de dev dalgalara yol açar'' dedi 17 Ağustos ve 12 Kasım depremleri korkunç bilancosuyla belleklerimizdeki yerini koruyor. Türkiye'nin metropol kenti İstanbul ise her an yaşanacak olası şiddetli bir deprem gerçeğine alışmaya çalışıyor. Uzmanlar neredeyse hergün ekranlarda. "Marmara denizinde büyük bir deprem mutlaka olacak. Zaman aralığı 2 saniyeyle 50 yıl. Yani her an da olabilir, 50 yıl sonra da" diye uyarıyor. Bilimadamları depremin büyüklüğünü de artık neredeyse kesin olarak hesapladı: Maksimum 7.6. Ancak olabilecek felaket senaryolarına hergün bir yenisi ekleniyor. Son olarak Avrasya Yerbilimleri Enstitüsü Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Celal Şengör, 7.6 büyüklüğünde olası bir depremin İstanbul'un Yeşilköy semtinde tsunami yaratacağını söyledi. Hava Harp Okulu istedi Şengör, tsunami ihtimalini şöyle açıkladı: "Büyük bir deprem olduğunda Kuzey Anadolu Fayı'nın güneyinden Çınarcık'ın kuzeyinden geçen fay paketi harekete geçer. 160-180 kilometrelik fay tek parça kırılırsa depremin büyüklüğü azami 7.6 olur. Bu da deniz tabanında iki metrelik bir düşey atım demektir. Böyle bir düşeyatım tsunami yaratır ya da deniz tabanında büyük bir yer kaymasına neden olur. Dalgaların yüksekliği üç ya da beş metreye kadar çıkabilir. Tsunaminin olacağı yer de Yeşilköy. Bu semtte bulunan Hava Harp Okulu'nun isteği üzerine bu araştırmayı yaptık. Sonuçlarını da askeri yetkililere ilettik." Sahildeki semtler, dev dalgaların altında kalır Aralarında Fransız uzman Xavier Le Pitchon ile Celal Şengör'ün de bulunduğu bir grup bilimadamının, Kuzey Anadolu Fayı'nın Marmara Denizi'nde kalan bölümü üzerinde yaptıkları detaylı incelemenin sonuçları bir rapor olarak yayınlanmıştı. Buna göre en fazla 7.6 büyüklüğünde bir deprem en geç 50 yıl içinde olacak. Uzmanlar böyle bir depremin İstanbul'daki bilançosunu ise şöyle çıkardı: 50 bin kişi ölebilir, 5 bin ev yıkılır. Yeşilköy'deki sahiller de 4-5 metrelik dalgaların altında kalır.(11-06- | |
|
| | #6 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Deprem Gerçeği.. Güney Marmara’da tsunami fayı çıktı! Prof. Şengör, Çınarcık-Armutlu arasındaki dik atımlı fayların 4 metre ve üstünde tsunamilere neden olabileceğini söyledi Prof. Celal Şengör, tsunami konusunda yaptığı açıklamalarla Marmara Bölgesi’nde yaşayanların uykusunu kaçıracak. Le Suroit gemisinin araştırma sonuçlarıyla ilgili Prof. Xavier le Pichon’la yazdığı ikinci makale önümüzdeki aylarda uluslararası bilim dergilerinde yayınlanacak olan Prof. Şengör, "Marmara Denizi’nde ana fayın tek parça olduğu belirlendi. Ancak ana fayın güneyinde de büyüklüğü 7’nin üzerinde depremlere yol açacak faylar var. Bu faylar tsunami yaratacak faylar. Bunlar Çınarcık ile Armutlu arasında" dedi. ‘Ana fay tek parça’ ABD’nin en ünlü bilim kuruluşlarından CalTech’de (California Teknoloji Enstitüsü) bir yıllığına konuk öğretim üyesi olarak bulunan Şengör, "Bilim adamları istemeseler de doğruyu söylemekten asla korkmamalı... Halk unutur, ama bilim unutmaz" diye konuştu. Şengör sözlerini şöyle sürdürdü: "Prof. Pichon’la düşüncelerimizde bir değişiklik yok. Zaten Le Suroit gemisinin ortaya koyduğu veriler, bizim tahminizi destekliyor. Ana fay, Orta ve Tekirdağ çukurluklarında da tek parça olarak devam ediyor." Çünkü faylar dik atımlı Kuzeyden geçen tek parça fayın dışında, güneyinde de 7’den büyük deprem yaratacak faylara rastlandığını anlatan Şengör, bu faylar hakkında da şu bilgileri verdi: "Bunlar sağ yanal atımlı değil, normal faylar. Yani aşağı yukarı hareket eden faylar. Bu fayları ana fay oluşturmuş. Bunlar aşağı yukarı hareket eden yani normal faylar olduğu için tsunami yaratacaklar." Bin yıl içinde 12 kere oldu ODTÜ ve Güney California üniversiteleri işbirliğiyle yapılan araştırmalarda ortaya konan senaryolara göre, Marmara’da 4 metre ve daha yüksek tsunami dalgaları oluşabilir ve bunlar 5 dakikada karaya ulaşabilir. Son bin yılda Marmara’da 11 tsunami olayının meydana gelmiş olduğunu anlatan bilim adamları, "17 Ağustos’ta meydana gelen 2.52 metrelik tsunami ile bu sayı 12’ye yükselmiştir" diye konuştu. Tsunamiden 2780 yıl sonra Yalova’daki Aksa fabrikasının arkasında denizden 1.5 kilometre uzaklıkta karada yapılan incelemede, 2780 yıl önce meydana gelen tsunaminin izlerine rastlandı. Tsunaminin M.Ö. 780 yılında gerçekleştiğini belirten Prof. Okan Tüysüz ve Doç. Dr. Can Genç, "15 - 20 santim kalınlıkta ince bir zon tabakasına rastladık. Bu zon bolca fosil (midye, istiridye parçaları) ve memeli kemikleri kapsıyor. Burada 4 metrelik tsunami olmuş" dedi. (Kaynak: ÖNAY YILMAZ İstanbul (Milliyet 01.02.2002). İSTANBUL BEŞ METRE KAYACAK... İstanbul'un olası depremle 4.7 metre batıya ilerleyeceğini ve şehrin yapısının değişeceğini söyleyen Prof. Barka "Deprem geciktikçe şiddeti artacaktır" diyor Milliyet, 16.06.2001 - Önay Yılmaz- İstanbul Milliyet Gazetesi Gayrimenkul ekinin düzenlediği "İstanbul geleceğine bakıyor" adlı toplantıya katılan İTÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Aykut Barka, İstanbul'da beklenen 7.2 büyüklüğündeki depremle 4.7 metrelik bir kayış meydana geleceğini ve bu atım sonrası kentin jeomorfolojik yapısının tıpkı İzmit ve Gölcük'te olduğu gibi değişebileceğini söyledi. Risk Çok Yüksek Marmara'da 7'den büyük deprem olma olasılığının 30 yıl içinde yüzde 62 olduğunu tekrarlayan Barka, bu oranın yüksek olduğunu bir örnek vererek şöyle anlattı: "Japonya'da meteoroloji, yağmur olasılığı yüzde 30 dediğinde halk şemsiyesiz evden çıkmaz. Bu olasılık kimilerine az geliyor ama aslında yüksek bir orandır. 1766'da Marmara'da art arda dört büyük deprem oldu. Şimdi Marmara'da beklenen depremde 4.7 metrelik bir ileriye kayma bekleniyor. 7.2 büyüklüğüne eşit bir deprem. Deprem geciktikçe giderek büyüyerek gelecektir." Zaman Daralıyor Barka, "Bu deprem İstanbul'da yaklaşık 50 - 100 milyar dolarlık bir zarara yol açabilir. Ama biz kabaca yaklaşık 1 milyar dolar harcarsak bu parayı kurtarabiliriz" diye konuştu. Artık Marmara Denizi'nin depremselliğinin bilindiğini, tehlikenin kapıda olduğunu söyleyen Barka, "Bundan sonra yapılması gereken, bir dakika bile kaybetmeden zemin etüdlerini, bina yapılarını öğrenmek ve süratle iyileştirmektir. Zaman gittikçe daralıyor" dedi. ABD, İstanbul için bizden çok korkuyor ABD'lilerin İstanbul'da yaşanacak deprem için Türkler'den daha çok korktuklarını anlatan Barka, "Çünkü Kuzey Anadolu Fayı (KAF) ile benzer yapıya sahip olan San Andreas Fayı'nda olan depremleri, onlar 200 yıldır biliyorlar, oysa Marmara'daki depremler 2 bin yıldır biliniyor. Marmara'da bilinen 12 yıkıcı deprem olmuş. Bu nedenle ABD'liler, Marmara'da her deprem olduğunda kendi depremleri hakkında bilgi sahibi oluyorlar. Ayrıca daha çok korkuyor" dedi. Beş bin binaya 'kadayıf' uyarısı Marmara depreminde ölümlerin yüzde 70'inin (3 bin 500 bina), binaların "yassı kadayıf" şeklinde çökmesinden kaynaklandığını ortaya çıkaran Boğaziçi Üniversitesi Deprem Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mustafa Erdik ve arkadaşları, İstanbul'da aynı şeklinde çökebilecek 5 bin bina belirledi. Binaya destek şart Bu çökme sistemiyle en az 20 bin kişinin yaş**ını kaybedeceğini belirten Erdik, "Bu insanları, binalara sınırlı güçlendirme uygulayarak kurtarabiliriz. Her bina için sınırlı güçlendirme bedelini 40 bin dolar olarak hesapladık. 5 bin bina için gerekli miktar ise 200 milyon dolar" dedi. Erdik, 7.5’lik bir deprem senaryosuna göre, İstanbul'da 40 - 50 bin binanın ağır hasara uğrayacağını ya da yıkılacağını, 5 - 6 bininin de yassı kadayıf şeklinde çökeceğini, yaklaşık 1 milyon 200 bin kişinin acil konut ihtiyacı içinde olacağını sözlerine ekledi. Alev topu, deprem cihazına yakalandı Elektrik mühendisi Selçuk Şahin, deprem habercisi olduğu iddia edilen ve zaman zaman da UFO sanılan ışık toplarını, Altınoluk açıklarında gördü. Ayrıca Şahin'in ışıkları gördüğü saatlerde deprem erken tahmin cihazı verileri de normalin dışına çıktı. Bu durum, parlak ışıklarla, deprem erken tahmin cihazı arasında ilişki olduğu tezini güçlendirdi. Depremi önceden tahmin etmek için geliştirilen projeyi yürüten İTÜ’den Dr. Berk Üstündağ, gökte parlak ışık görüldüğü haberini aldıkları zamanlarda, cihazın verilerinin normal periyodun dışına çıktığını doğruladı. 'Göz yanılması değil' Teknisyen ve gemici iki arkadaşıyla denize açıldıklarını belirten Şahin yaşadıklarını şöyle anlattı: "Altınoluk'un yaklaşık 2 - 3 mil güney batısındaydık, hava açık ve saat 12.00 - 12.30 civarıydı. Gökte biri büyük ikisi küçük ışık topları gördük. Yaklaşıp uzaklaşıyordu. Çok kuvvetli projektör gibiydi, çok parlaktı. Beş dakikadan fazla göründükten sonra kayboldu. Göz yanılması olamaz, yanımdaki iki arkadaşım daha gördü. Sahildeki motorculardan da bazıları görmüş. Jandarma ve Sahil Güvenlik'e gittim ama onların bilgisi yoktu." Üstündağ da, Şahin'in parlak ışık gördüğü saatlerde, depremleri yüzde 85 tahmin eden cihazın grafiklerinde farklılık olduğunu belirtti. Işık - cihaz ilişkisi Üstündağ, "Bölgeye en yakın istasyon olan Balıkesir'de anormal bir değişim gözlemledik. Zaten bize ışık görenlerden sık sık e-mail geliyor. Biz de ışığın görüldüğü saatte, cihazımızın verilerine bakıyoruz. Cihaz, günlük periyodik çizgisinin dışına çıkıyor. Bu bizim için farklı bir durum" diye konuştu. ‘Nisan ayına göre depremsellik arttı’ Marmara depreminden sonra depremselliğin arttığını belirten Dr. Berk Üstündağ, "Nisan ayı oldukça sakin tamamlandı. Ancak mayısta bu azalma trendinin dışına çıkıldı ve nisana göre daha depremsel geçti. Şimdi etkinlik Ege'ye kaydı. Oradaki dönem bitecek, başka bir yere kayacak" dedi. Nisanda Marmara’da magnitüdü 3'ün üstünde altı deprem olduğunu vurgulayan Üstündağ, mayısta bu sayının yüzde 317 arttığını hatırlattı. Prof. Celal Şengör'ün Açıklaması 'Marmara’daki gaz hayra alamet değil!..' Prof. Celal Şengör’e göre, Marmara fayındaki gaz ve sıcak su çıkışı, 60 kilometrelik bölümün sanıldığı gibi 1912’de kırılmadığını gösteriyor İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Celal Şengör, Marmara Denizi’nde yapılan son deprem araştırma ve çalışmalarını yorumladı. TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) Başkanı Prof. Dr. Naci Görür koordinatörlüğünde hazırlanan, ulusal ve uluslararası kuruluşlardan 18 bilim adamının isminin yer aldığı raporda, Marmara Denizi’nde kırılması beklenen 110 km.’lik fayın 60 km.’sinin 1912’de kırıldığı şüphesine dikkat çekilmişti. ‘Tsunami riski yüksek’ Raporda, bu nedenle dikkatin, Orta Marmara Çukurluğu’ndan Adalar’ı geçip Körfez girişine uzanan 115 km.’lik fay hattına çevrildiği belirtilmişti. Aynı raporda, Çınarcık çukurluğunun güneyinde yer alan normal faylar için de, "Kırıldığında 6’lar mertebesinde deprem üretecek bu faylarda tsunami potansiyeli fazla. Karada ise Tuzla - Maltepe hattında da aktif bir fay tespit edildi. Bu fay denizde de devam ediyor" denilmişti. İşte bu sonuçları değerlendiren Prof. Şengör özetle şunları kaydetti: "Rapordaki gibi bu bölüm 1912’de kırılmış olsaydı, fay üzerinde yoğun gaz çıkışı olmazdı. Çatlak olmadan gaz çıkmaz. Orada büyük bir hareket var ki, sürekli gaz ve sıcak su çıkışı oluyor. O nedenle fayın 1912’de kırıldığını sanmıyorum. Ayrıca kırılmış olsa bile diğer faylar 7’nin üzerinde deprem üretecektir. Unutulmamalı ki, İzmit depreminde 50 km’lik fay kırıldı. 7’nin üzerinde deprem meydana geldi." | |
|
| | #7 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Deprem Gerçeği..
TÜRKİYE'DEKİ SON DEPREMLER............................ ...................ULUSAL DEPREM İZLEME MERKEZİ HIZLI ÇÖZÜMLERİ................... ....(BU ÇÖZÜMLER İLK DEĞERLENDİRME SONUÇLARIDIR) Son 200 deprem listelenmiştir.... Büyüklük Tarih Saat Enlem Boylam(E) Derinlik(km) MD ML MS Yer---------- -------- -------- ------- ---------- ------------ ----------- 2006.04.22 19:10:57 36.9967 28.3048 20.0 2.6 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.22 18:40:26 37.2650 28.2328 5.5 2.8 -.- -.- YATAĞAN (MUĞLA) 2006.04.22 18:37:38 36.9630 28.2102 5.7 2.6 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.22 17:56:31 37.3167 27.8813 29.8 2.7 -.- -.- MİLAS (MUĞLA) 2006.04.22 14:01:59 37.4183 27.8280 7.3 2.9 -.- -.- MİLAS (MUĞLA) 2006.04.22 13:05:09 39.7527 32.2520 15.0 3.3 -.- -.- TEMELLİ-POLATLI (ANKARA) 2006.04.22 11:59:26 36.9590 30.6267 31.5 2.9 -.- -.- DÖŞEMEALTI- (ANTALYA) 2006.04.22 10:14:21 39.8460 28.9767 16.6 2.6 -.- -.- ORHANELİ (BURSA) 2006.04.22 07:55:39 38.5875 41.0885 33.6 3.2 -.- -.- KULP (DİYARBAKIR) 2006.04.22 07:37:51 36.9162 28.9923 5.1 3.2 -.- -.- ORTACA (MUĞLA) 2006.04.22 06:46:35 39.3412 32.0983 5.9 3.2 -.- -.- YENİMEHMETLİ-POLATLI (ANKARA) 2006.04.22 06:43:05 38.3913 41.6372 6.5 3.0 -.- -.- MEYDAN-MUTKİ (BİTLİS) 2006.04.22 05:41:21 38.4908 41.2165 52.6 2.8 -.- -.- AKÇASIR-KULP (DİYARBAKIR) 2006.04.22 04:04:19 37.2883 38.9375 12.4 3.0 -.- -.- KABAHAYDAR- (ŞANLIURFA) 2006.04.22 02:09:30 38.4752 40.8982 42.4 3.1 -.- -.- AĞAÇLI-KULP (DİYARBAKIR) 2006.04.22 01:57:57 38.5050 40.9033 34.1 3.4 -.- -.- AĞAÇLI-KULP (DİYARBAKIR) 2006.04.21 22:23:23 37.0275 28.0083 20.3 3.1 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.21 21:25:44 37.0733 28.4027 28.0 2.6 -.- -.- ULA (MUĞLA) 2006.04.21 18:54:17 40.4168 27.3267 17.9 2.7 -.- -.- KARABİGA-BİGA (ÇANAKKALE) 2006.04.21 17:39:35 37.0192 27.8295 29.6 2.9 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.21 12:31:38 37.0032 28.3598 13.2 2.7 -.- -.- ULA (MUĞLA) 2006.04.21 12:05:22 37.9182 37.9605 22.3 3.0 -.- -.- SÜRGÜ-DOĞANŞEHİR (MALATYA) 2006.04.21 06:26:35 36.7705 27.3955 9.0 3.1 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.21 05:26:55 39.4510 33.1502 4.9 2.9 -.- -.- BALA (ANKARA) 2006.04.21 04:46:52 37.0193 28.2615 28.6 2.9 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.21 03:16:57 36.9935 28.2565 4.0 3.3 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.20 20:46:47 39.0287 25.5597 30.6 3.3 -.- -.- EGE DENİZİ 2006.04.20 18:35:05 41.5883 32.6643 5.0 3.2 -.- -.- ULUS (BARTIN) 2006.04.20 17:50:20 41.7177 32.4673 5.3 3.4 3.3 -.- AMASRA (BARTIN) 2006.04.20 17:38:39 41.6133 32.5575 11.9 2.9 -.- -.- ULUS (BARTIN) 2006.04.20 17:10:18 41.7188 32.4530 3.4 4.0 4.1 -.- AMASRA (BARTIN) 2006.04.20 12:17:50 41.3567 33.7333 31.4 2.9 -.- -.- KASTAMONU 2006.04.20 07:32:15 40.8002 31.5655 24.7 3.0 -.- -.- BOLU 2006.04.20 06:47:28 40.4758 35.8180 11.9 3.0 -.- -.- AMASYA 2006.04.20 05:31:16 41.1138 33.8923 22.1 2.9 -.- -.- TOSYA (KASTAMONU) 2006.04.20 00:38:09 40.5073 35.8637 24.9 3.0 -.- -.- AMASYA 2006.04.20 00:26:22 40.5068 35.8445 29.1 3.1 -.- -.- AMASYA 2006.04.19 20:11:00 40.8642 28.8422 26.8 2.7 -.- -.- MARMARA DENİZİ 2006.04.19 16:47:07 38.6677 25.1443 19.0 3.3 -.- -.- EGE DENİZİ 2006.04.19 14:37:51 37.1572 28.7082 28.2 2.8 -.- -.- BEYAĞAÇ (DENİZLİ) 2006.04.19 08:40:41 36.6573 26.9503 136.5 -.- 4.4 -.- KOS ADASI (AKDENİZ) 2006.04.19 07:24:40 37.9917 29.0583 14.3 2.9 -.- -.- AKKÖY (DENİZLİ) 2006.04.19 05:57:34 39.2348 27.8110 9.7 3.0 -.- -.- GELEMBE-KIRKAĞAÇ (MANİSA) 2006.04.19 05:37:54 39.0457 31.6122 29.5 2.8 -.- -.- ÇELTİK (KONYA) 2006.04.19 03:15:45 36.7520 27.4660 19.5 2.8 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.19 03:03:06 40.3835 27.1988 7.2 3.1 -.- -.- KARABİGA-BİGA (ÇANAKKALE) 2006.04.19 02:56:20 37.0138 28.3560 11.0 3.0 -.- -.- ULA (MUĞLA) 2006.04.19 02:51:09 39.5088 28.6020 2.2 2.7 -.- -.- DURSUNBEY (BALIKESİR) 2006.04.19 01:13:45 38.2307 30.9448 5.0 3.2 -.- -.- KUMDANLI-YALVAÇ (ISPARTA) 2006.04.19 01:11:31 36.9880 28.3410 5.0 3.1 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.18 23:32:09 38.1590 26.6782 12.9 3.4 -.- -.- SEFERİHİSAR AÇIKLARI-İZMİR (EGE DENİZİ) 2006.04.18 23:26:20 38.2732 27.9045 4.6 3.0 -.- -.- ÖDEMİŞ (İZMİR) 2006.04.18 21:37:52 38.2815 26.7858 18.7 2.7 -.- -.- URLA (İZMİR) 2006.04.18 20:53:56 40.0303 40.0188 19.7 2.8 -.- -.- OTLUKBELİ (ERZİNCAN) 2006.04.18 18:54:05 40.0365 39.9788 24.8 3.3 -.- -.- OTLUKBELİ (ERZİNCAN) 2006.04.18 18:25:22 38.2038 26.7540 17.2 2.7 -.- -.- SEFERİHİSAR AÇIKLARI-İZMİR (EGE DENİZİ) 2006.04.18 18:07:43 37.3410 28.2862 5.6 2.8 -.- -.- KAVAKLIDERE (MUĞLA) 2006.04.18 17:57:35 37.3103 27.8957 25.4 2.7 -.- -.- MİLAS (MUĞLA) 2006.04.18 17:38:31 41.6078 35.4563 15.5 3.0 -.- -.- YAKAKENT (SAMSUN) 2006.04.18 13:29:14 36.8907 28.1183 28.1 2.8 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.18 06:33:05 39.2430 40.9683 14.3 3.1 -.- -.- KARLIOVA (BİNGÖL) 2006.04.18 04:47:43 36.9878 28.3157 9.9 3.4 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.18 04:28:25 37.1738 28.2050 16.7 3.0 -.- -.- YERKESİK- (MUĞLA) 2006.04.18 04:21:33 37.0152 28.2658 5.0 -.- 4.0 -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.18 03:14:29 37.0332 28.2935 14.2 3.0 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.18 02:36:53 36.9915 28.2583 20.5 3.5 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.17 23:31:57 37.0452 28.1685 30.2 3.4 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.17 23:18:07 36.9533 28.1497 33.9 -.- 4.1 -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.17 23:11:50 37.4672 39.1267 11.9 3.7 -.- -.- GÖLCÜK-HİLVAN (ŞANLIURFA) 2006.04.17 22:15:07 36.9890 28.3075 19.6 3.2 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.17 22:13:28 36.9820 28.2845 3.4 3.0 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.17 22:10:01 37.0285 28.2693 10.7 3.5 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.17 20:09:56 38.5412 30.3402 5.2 3.3 -.- -.- SANDIKLI (AFYON) 2006.04.17 17:59:54 37.0612 28.3077 4.7 2.8 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.17 17:43:54 36.9823 28.3340 10.2 2.9 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.17 17:02:09 37.0007 28.3475 22.7 3.1 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.17 16:59:59 36.9587 28.3175 22.5 3.0 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.17 16:02:58 36.9475 28.3090 20.9 3.3 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.17 15:11:08 37.0187 28.3435 14.6 2.7 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.17 15:09:39 36.9738 28.2757 20.6 3.0 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.17 15:02:31 37.0245 28.3262 7.9 3.3 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.17 14:57:28 36.9950 28.3065 19.8 3.4 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.17 14:53:19 36.9848 28.2878 12.2 -.- 4.3 -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.17 14:25:46 40.2072 27.6957 15.7 2.9 -.- -.- BUĞDAYLI-GÖNEN (BALIKESİR) 2006.04.17 13:32:05 36.9728 28.3190 22.5 3.0 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.17 12:15:23 37.0085 28.3217 22.6 3.2 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.17 12:10:48 36.9925 28.3258 19.1 3.4 3.4 -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.17 04:52:54 39.4207 33.1837 2.5 3.2 -.- -.- BALA (ANKARA) 2006.04.17 03:26:59 40.1912 33.9890 7.2 3.3 -.- -.- KIZILIRMAK (ÇANKIRI) 2006.04.17 02:03:32 36.9203 27.9460 15.0 2.7 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.17 00:58:24 37.7480 27.6710 25.3 2.8 -.- -.- KOÇARLI (AYDIN) 2006.04.16 23:54:56 40.7727 29.1518 24.9 3.0 -.- -.- ADALAR (İSTANBUL) 2006.04.16 22:42:43 37.3652 35.8138 24.3 3.0 -.- -.- KOZAN (ADANA) 2006.04.16 19:36:39 37.9055 27.1182 24.6 3.0 -.- -.- KUŞADASI KÖRFEZİ (EGE DENİZİ) 2006.04.16 11:24:36 38.4023 27.3493 25.8 3.0 -.- -.- KEMALPAŞA (İZMİR) 2006.04.16 11:18:55 39.8837 28.6952 13.5 2.9 -.- -.- ÇALTILIBÜK-MUSTAFA KEMALPAŞA (BURSA) 2006.04.16 08:23:11 40.5873 34.4062 14.0 3.1 -.- -.- BAYAT (ÇORUM) 2006.04.16 05:08:06 38.0170 38.1540 5.0 3.4 -.- -.- ÇELİKHAN (ADIYAMAN) 2006.04.16 04:47:21 40.2980 27.9862 20.1 2.7 -.- -.- BANDIRMA (BALIKESİR) 2006.04.16 04:15:00 39.3170 33.2893 19.4 2.7 -.- -.- ÇELEBİ (KIRIKKALE) 2006.04.15 23:01:14 40.4050 28.0398 19.8 2.9 -.- -.- BANDIRMA KÖRFEZİ (MARMARA DENİZİ) 2006.04.15 22:06:01 39.3657 41.1903 7.9 3.2 -.- -.- ÇAYLAR-VARTO (MUŞ) 2006.04.15 21:51:01 39.3893 41.0428 11.0 3.4 -.- -.- KARLIOVA (BİNGÖL) 2006.04.15 16:29:05 37.5228 36.2228 12.7 3.3 -.- -.- ANDIRIN (KAHRAMANMARAŞ) 2006.04.15 15:51:49 40.4687 29.2397 16.4 2.9 -.- -.- ORHANGAZİ (BURSA) 2006.04.15 15:08:54 39.3733 40.9275 6.7 3.4 -.- -.- KARLIOVA (BİNGÖL) 2006.04.15 13:58:18 39.0497 37.1162 15.5 3.5 -.- -.- KUŞKAYASI-KANGAL (SİVAS) 2006.04.15 06:06:49 36.9617 27.8162 7.5 2.8 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.15 04:41:50 37.2325 30.4385 5.5 3.2 -.- -.- KIZILKAYA-BUCAK (BURDUR) 2006.04.15 01:31:27 40.1753 33.9522 18.7 2.8 -.- -.- KIZILIRMAK (ÇANKIRI) 2006.04.14 18:39:24 40.3850 36.5242 10.6 2.7 -.- -.- TOKAT 2006.04.14 17:20:23 40.2805 36.5402 3.3 3.4 -.- -.- TOKAT 2006.04.14 13:49:42 37.2248 36.8690 19.9 3.3 -.- -.- SAKÇAGÖZ-NURDAĞI (GAZİANTEP) 2006.04.14 11:43:59 38.2940 38.0482 29.8 3.0 -.- -.- AKÇADAĞ (MALATYA) 2006.04.14 09:05:38 39.5752 29.3820 16.7 2.7 -.- -.- TAVŞANLI (KÜTAHYA) 2006.04.14 09:00:43 34.3087 35.1502 23.9 3.6 3.6 -.- AKDENİZ 2006.04.14 03:38:05 38.2490 26.6262 15.9 3.1 -.- -.- UZUNKUYU-URLA (İZMİR) 2006.04.14 03:34:19 40.7593 27.3885 11.1 2.9 -.- -.- GÜZELKÖY AÇIKLARI-TEKİRDAĞ (MARMARA DENİZİ) 2006.04.13 20:13:23 36.9083 27.8305 21.2 2.6 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.13 19:59:20 38.3055 26.5748 18.3 2.8 -.- -.- UZUNKUYU-URLA (İZMİR) 2006.04.13 19:42:40 38.2993 26.5607 31.7 2.7 -.- -.- UZUNKUYU-URLA (İZMİR) 2006.04.13 19:18:34 38.1928 26.4817 15.4 -.- 4.2 -.- UZUNKUYU-URLA (İZMİR) 2006.04.13 15:00:03 41.0042 31.3165 21.6 2.9 -.- -.- YIĞILCA (DÜZCE) 2006.04.13 14:30:14 38.1122 26.8097 17.9 2.9 -.- -.- SEFERİHİSAR (İZMİR) 2006.04.13 06:19:38 40.6870 36.1910 10.8 3.1 -.- -.- TEKKE-TAŞOVA (AMASYA) 2006.04.13 04:38:15 38.8428 29.4348 33.6 3.0 -.- -.- GEDİZ (KÜTAHYA) 2006.04.13 00:02:51 37.1743 27.9590 30.2 2.8 -.- -.- ÖREN-MİLAS (MUĞLA) 2006.04.12 23:38:27 35.9385 28.2652 32.3 3.1 -.- -.- AKDENİZ 2006.04.12 14:14:05 38.5825 38.8435 4.6 3.8 -.- -.- BASKİL (ELAZIĞ) 2006.04.12 10:31:30 36.9992 27.7630 30.4 3.1 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.12 09:35:44 39.6302 37.9847 16.7 3.2 -.- -.- KARACAÖREN-İMRANLI (SİVAS) 2006.04.12 08:56:01 36.8027 27.3073 11.2 3.4 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.12 08:54:42 39.6842 38.3700 21.3 3.1 -.- -.- KURUÇAY-İLİÇ (ERZİNCAN) 2006.04.12 06:32:59 38.0845 26.7553 8.2 3.4 3.3 -.- EGE DENİZİ 2006.04.11 23:56:04 35.0928 27.0088 36.7 3.5 -.- -.- AKDENİZ 2006.04.11 23:24:52 36.9832 27.7630 28.3 2.8 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.11 23:21:48 37.3243 34.5065 25.2 3.2 -.- -.- ÇAMLIYAYLA (MERSİN) 2006.04.11 14:49:05 40.6893 30.1753 7.9 2.7 -.- -.- BÜYÜK DERBENT- (KOCAELİ) 2006.04.11 11:38:10 36.9738 27.7980 27.3 2.6 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.11 08:21:09 33.9978 35.3020 38.2 -.- 3.9 -.- AKDENİZ 2006.04.11 08:00:52 39.8807 28.8918 23.5 2.6 -.- -.- ORHANELİ (BURSA) 2006.04.11 04:14:21 34.1818 35.2842 31.9 3.6 -.- -.- AKDENİZ 2006.04.11 03:41:50 37.9290 35.2022 12.4 3.2 -.- -.- YAHYALI (KAYSERİ) 2006.04.11 00:10:45 40.0523 29.0408 16.9 2.9 -.- -.- SOĞUKPINAR-OSMANGAZİ (BURSA) 2006.04.10 23:56:42 37.0252 28.9753 24.8 3.1 -.- -.- BEYAĞAÇ (DENİZLİ) 2006.04.10 20:59:11 38.8158 27.2048 23.1 3.0 -.- -.- OSMANCALI- (MANİSA) 2006.04.10 19:50:30 38.7260 32.1310 5.0 3.0 -.- -.- SÜLÜKLÜ-YUNAK (KONYA) 2006.04.10 18:23:43 37.9940 30.1260 23.9 2.8 -.- -.- DİNAR (AFYON) 2006.04.10 18:22:47 40.0568 28.8872 29.5 2.8 -.- -.- ÇALI-NİLÜFER (BURSA) 2006.04.10 16:28:13 36.9722 27.7958 15.0 3.3 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.10 11:52:09 36.9832 27.7923 15.6 3.3 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.10 06:32:26 36.2128 31.2882 34.4 3.4 -.- -.- ANTALYA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.10 02:27:16 35.0482 27.1810 67.4 -.- 5.2 -.- AKDENİZ 2006.04.09 23:49:18 38.9705 31.6638 12.0 3.0 -.- -.- ÇELTİK (KONYA) 2006.04.09 18:30:42 36.2243 35.5470 43.5 3.2 -.- -.- AKDENİZ 2006.04.09 16:44:12 39.0117 31.6032 2.1 2.9 -.- -.- ÇELTİK (KONYA) 2006.04.09 08:50:13 39.1105 37.2453 9.4 3.2 -.- -.- KUŞKAYASI-KANGAL (SİVAS) 2006.04.09 04:35:05 36.8105 35.1117 8.0 3.3 -.- -.- TUZLA-KARATAŞ (ADANA) 2006.04.08 22:30:06 38.6813 39.8263 28.5 3.0 -.- -.- KOVANCILAR (ELAZIĞ) 2006.04.08 09:45:44 37.1690 37.2703 5.0 3.0 -.- -.- ŞEHİTKAMİL (GAZİANTEP) 2006.04.08 06:06:38 37.4210 37.2130 5.0 3.4 -.- -.- NARLI-PAZARCIK (KAHRAMANMARAŞ) 2006.04.07 22:49:13 37.0528 27.9208 8.4 3.1 -.- -.- ÖREN-MİLAS (MUĞLA) 2006.04.07 22:43:31 37.2403 30.1573 90.7 3.2 -.- -.- BOZOVA-KORKUTELİ (ANTALYA) 2006.04.07 17:35:24 35.6777 35.1887 26.2 3.6 -.- -.- AKDENİZ 2006.04.07 16:36:39 37.7985 38.1865 32.1 3.0 -.- -.- ADIYAMAN 2006.04.07 16:00:10 41.1227 34.0982 17.3 3.1 -.- -.- TOSYA (KASTAMONU) 2006.04.07 10:29:45 39.6320 27.0223 34.9 3.1 -.- -.- EDREMİT (BALIKESİR) 2006.04.07 07:23:44 39.5477 28.8220 19.3 2.9 -.- -.- GÖKÇEDAĞ-DURSUNBEY (BALIKESİR) 2006.04.07 05:06:45 39.0253 42.9613 25.6 2.8 -.- -.- SARISU-PATNOS (AĞRI) 2006.04.06 23:25:25 37.3420 34.6417 7.4 3.3 -.- -.- GÜLEK-TARSUS (MERSİN) 2006.04.06 18:52:59 37.2487 34.6978 5.0 -.- 3.5 -.- GÜLEK-TARSUS (MERSİN) 2006.04.06 18:27:43 38.8448 26.8605 19.3 3.4 3.4 -.- CANDARLI KÖRFEZİ (EGE DENİZİ) 2006.04.06 13:57:40 36.6170 34.2662 34.1 2.9 -.- -.- ERDEMLİ (MERSİN) 2006.04.06 11:02:38 38.2095 26.6615 7.8 2.8 -.- -.- SEFERİHİSAR AÇIKLARI-İZMİR (EGE DENİZİ) 2006.04.05 20:12:59 39.4828 26.2853 22.7 3.0 -.- -.- EDREMİT KÖRFEZİ (EGE DENİZİ) 2006.04.05 12:49:26 40.0478 28.7612 31.4 2.8 -.- -.- SÖĞÜTALAN-MUSTAFA KEMALPAŞA (BURSA) 2006.04.05 08:14:02 39.5635 38.0585 9.2 3.2 -.- -.- GEDİKBAŞI-DİVRİĞİ (SİVAS) 2006.04.05 03:12:05 38.0980 26.8023 13.4 3.3 -.- -.- SEFERİHİSAR (İZMİR) 2006.04.05 01:24:22 37.7010 43.7788 8.4 3.1 -.- -.- HAKKARİ 2006.04.05 00:51:52 36.9705 27.7552 17.1 3.5 3.6 -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.05 00:29:22 38.9967 31.7693 21.6 2.8 -.- -.- ÇELTİK (KONYA) 2006.04.05 00:21:52 39.5803 38.0212 23.8 3.3 -.- -.- KARACAÖREN-İMRANLI (SİVAS) 2006.04.04 23:21:09 38.6550 39.3273 31.8 3.0 -.- -.- MOLLAKENDİ- (ELAZIĞ) 2006.04.04 22:08:12 37.7208 43.8040 8.8 3.2 -.- -.- HAKKARİ 2006.04.04 18:49:29 38.7477 31.2027 10.1 2.9 -.- -.- BOLVADİN (AFYON) 2006.04.04 08:24:16 33.9132 32.2625 42.2 -.- 4.0 -.- AKDENİZ 2006.04.04 05:56:24 40.7190 29.0988 25.5 2.7 -.- -.- ÇINARCIK (YALOVA) 2006.04.04 01:33:22 39.1710 29.3957 27.6 2.9 -.- -.- ÖRENCİK-EMET (KÜTAHYA) 2006.04.03 19:04:06 39.4773 33.0518 19.5 3.0 -.- -.- BALA (ANKARA) 2006.04.03 18:04:34 37.2367 28.2653 24.8 2.9 -.- -.- MUĞLA 2006.04.03 15:36:43 36.9993 27.7697 29.8 2.9 -.- -.- GÖKOVA KÖRFEZİ (AKDENİZ) 2006.04.03 14:25:03 37.1703 34.3583 29.1 2.9 -.- -.- ARSLANKÖY- (MERSİN) 2006.04.02 23:09:54 37.4810 30.9370 8.3 2.9 -.- -.- SÜTÇÜLER (ISPARTA) 2006.04.02 18:34:15 38.6662 30.9108 29.2 3.4 -.- -.- ÇOBANLAR (AFYON) 2006.04.02 16:04:58 37.5425 30.9000 7.8 3.0 -.- -.- SÜTÇÜLER (ISPARTA) 2006.04.02 15:55:39 38.8093 26.6395 45.0 3.3 3.3 -.- EGE DENİZİ 2006.04.02 15:17:33 37.7702 27.5945 26.9 2.7 -.- -.- BAĞARASI-SÖKE (AYDIN) 2006.04.02 13:15:40 34.9433 27.4167 57.8 3.6 3.6 -.- AKDENİZ 2006.04.02 10:15:22 39.4665 33.1167 21.3 3.0 -.- -.- BALA (ANKARA) 2006.04.02 07:26:30 36.3797 28.8092 14.7 2.9 -.- -.- AKDENİZ | |
|
| | #8 (mesaj-linki) | |
| Deprem Oluşumu...![]() DEPREM Depremlerin önemli bir bölümü yeryüzünden yaklaşık 12km derinliklere kadar uzanan elastik kısımda üst kabuk içinde meydana gelmektedir. Bu derinlikten daha derinliklerde sıcaklık 400 derecenin üzerinde olduğu için yerdeğiştirme hareketi depremsiz, krip denilen yavaş plastik şekil değiştirme enerjisi şeklinde yutulur. Buna karşılık elastik üst kısımda ise her yıl birkaç cm'lik yerdeğiştirme yüzyıllarca birikerek birkaç metre birden büyük bir depremle meydana gelmektedir. Depremler sırasında ilk kırılma başlangıcının bu elastik alan sınırında meydana geldiği anlaşılmaktadır. Deprem yer içinde fay olarak adlandırılan kırıklar üzerinde biriken biçim değiştirme enerjisinin aniden boşalması sonucunda meydana gelen yerdeğiştirme hareketinin neden olduğu karmaşık elastik dalga hareketleridir. Bu yerdeğiştirme miktarı depremin büyüklüğü ile doğru orantılı olup özellikle sığ depremlerde belli bir büyüklükten sonra faylanma ile ilgili kırıklar yeryüzünde görülmektedir. Faylanma Teorisi A) İki yönden sıkıştırılan kaya B) Bu kuvvet altında kayanın zamanla şekil değiştirmesi C) Kaya aniden kırılarak fay oluşur ve ortaya çıkan enerji deprem dalgaları halinde yayılır. Hareket yatay olduğu gibi düşey de olabilir. Kırılmanın olduğu noktaya "Odak" (iç merkez) denir. Odak noktasının düşey olarak yeryüzüne rastladığı noktaya "Episantr" (dış merkez) denir. Fay Çeşitleri Normal faylanma genelde yerkabuğunun yatay çekme kuvveti sonucu oluşur. Ters faylanma basınç kuvveti sonucu oluşur. Yatay sıyırmalı faylanmada, bloklar birbirlerine nazaran yatay hareket yaparlar. Yatay faylanama hareketinin sağ veya sol atımlı olduğu faya üsten bakılarak anlaşılabilir. Üstten bakıldığında, relatif yerdeğiştirme sağa doğru ise sağ atılımlı, sola doğru ise sol atılımlı olarak adlandırılır. Normal faylanma arasındaki blok çökerse buna "Graben" (çöküntü) denir. İki ayrı normal faylanma arasında bir yükselti bloğu kalırsa buna "Horst" (yükselti) denir. DEPREMİN PSİKOLOJİK ETKİLERİ İLE NASIL BAŞA ÇIKILABİLİR...? Büyük depremler, insanların başına aniden gelir ve herkesi sarsar. Bu türden bir deprem felaketine maruz kalan bazı kişilerde, fiziksel bir yaralanma olmasa bile, duygusal sorunlar ortaya çıkabilir. Doğal afetlere her insan çeşitli türden tepkiler gösterir. Bu tepkiler tamamen normaldir. Bunların neler olduğunu bilmenizin, olayın psikolojik etkilerinden daha çabuk kurtulmanıza yardımı olacaktır. Şiddetli depremden hemen sonra, tipik olarak bir şok tepkisi içine girebilirsiniz. Hatta bazı insanlarda şok o derece ağırdır ki, yüz ifadeleri olaydan hiç etkilenmemiş gibi donuklaşır. Bu durum, aslında yoğun ızdıraba karşı vücudunuzun verdiği normal bir tepkidir. Bir süre için kendinizi uyuşmuş, yaşamdan kopmuş gibi hissedebilirsiniz. Hatta olayın hiç olmadığını düşünebilirsiniz.İlk şoktan sonra herkes aynı tepkileri göstermez. Aşağıda belirtilenler, böyle bir felaket durumuna karşı insanların gösterdikleri normal tepkilerdir:
Şu noktayı anlamak çok önemlidir: Aynı olaya herkes aynı tepkiyi göstermez. Bazı insanlar hemen tepki gösterir, bazılarının tepkisi ise aylar, hatta yıllar sonra, gecikmeli olarak ortaya çıkabilir. Bazılarının yaşadığı rahatsızlık verici tepkiler uzun zaman sürer, bazı kişiler ise çok çabuk eski hallerine dönerler.Tepkiler zaman içinde de değişir. Bazıları olayın yaşandığı sırada çok enerjiktirler ve sanki bu enerji sayesinde, olayla daha kolay başederler, ama hemen sonra umutsuzluk ve karamsarlık yaşarlar.MERAK ETMEYİN. ŞİMDİ SİZE İMKANSIZ GİBİ GÖRÜNSE DE, ZAMANLA BÜTÜN BUNLAR DÜZENE GİRECEKTİR. MORALİNİZİ OLABİL-DİĞİNCE YÜKSEK TUTMAYA ÇALIŞIN. Kendinize ve ailenize nasıl yardımcı olabilirsiniz? Duygusal olarak yeniden eskisi gibi sağlıklı bir duruma gelebilmeniz ve yaşamınızın kontrolünü yeniden ele geçirebilmeniz için yapabileceklerinizden bazıları şunlardır:
Çocuklar için neler yapmalı? Bu depremden sonra yaşanan korku ve kaygı, özellikle çocuklar için çok zorlayıcıdır. Bazı çocuklar, daha küçük yaşlarda normal olan parmak emme, altını ıslatma gibi davranışlara geri dönebilirler. Kabuslar görebilir, yalnız yatmaktan korkabilirler. Okul başarıları etkilenebilir. Ayrıca daha sık öfke nöbeti gösterebilir ya da içlerine kapanıp, yalnız kalmak isteyebilirler. Bu çocuklar için yapabileceğiniz bazı şeyler aşağıda sıralanmaktadır:
UNUTMAYIN YALNIZ DEĞİLSİNİZ ! </U>
Psikolojik sorunlarınız daha sonraki haftalarda ve aylarda da devam ediyorsa, size yardım edecek profesyonel insanlar ve kurumların mevcut olduğunu unutmayın. Şu anda çok normal olan bu gerginlik ve korku haliniz çok uzun süre devam ederse, mutlaka sağlık kuruluşlarına başvurunuz. Son Düzenleyen Blue Blood; 24-04-2006 @ 15:56. Sebep: Mesajlar Otomatik Olarak Birleştirildi | |
|
| | #9 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Deprem Gerçeği.. Yakın zamana kadar sadece derinliklere bakılarak yapılan fay kestirimleri, yerini sismik araştırmalara bıraktı. Bu yazıda, Marmara Denizi'nde 1997 öncesi kurulan fay modelleri ile 1988'den sonra ortaya çıkan, Aral Okay ve arkadaşlarının, TPAO'nun ve Le Pichon ile arkadaşlarının fay modelleri üzerine bir yorum sunuyoruz. 17 Ağustos 1999 Kocaeli ve 12 Kasım 1999 Düzce depremlerinden sonra tüm gözler bundan sonra olabilecek ve İstanbul'u etkileyebilecek bir deprem için Marmara Denizi'ne çevrildi. Yerbilimcilerin genel kanısı depremin önümüzdeki 30 yıl içinde Marmara Denizi içinden geçen Kuzey Anadolu Fay Zonu üzerinde olacağı. Bu nedenle Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun Marmara Denizi altındaki geometrisi büyük önem kazanıyor. Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun Marmara Denizi içinden geçtiği 1940'lı yıllardan beri bilinmesine rağmen, 1980'li yıllara kadar deniz altındaki fay geometrisi ile ilgili tek kullanılabilecek veri , Marmara Denizi'nin kabaca bilinen batimetrisinden ibaretti (Şekil 1). Marmara Denizi içinde derinliği 1000 metreyi geçen üç büyük çukurun ve bunları ayıran kuzeydoğu gidişli sırtların varlığı uzun süredir biliniyordu. Bu nedenle yakın zamana kadar Marmara Denizi'ndeki aktif fayların geometrisi tamamen (Pınar, 1943; Pfannenstiel, 1944; Şengör ve diğerleri, 1985) veya çok büyük ölçüde (Barka ve Kadinsky-Cade, 1988) batimetriye bakılarak çizildi. Buna karşın deni altında kalan alanlarda fayları haritalamanın en sağlıklı yöntemi sismik yansıma. Bu bakımdan bu yazıda sismik yansıma verilerine dayanarak yapılan Marmara fay haritaları irdelenecek. Marmara Denizi'nde sonuçları bilim camiasına açıklanan ilk sismik veriler Piri Reis gemisi ile alındı. Tek kanallı bu sismik verileri, 1997 senesinde MTA Sismik-1 'in topladığı çok kanallı sismik veriler izledi. 17 Ağustos 1999 depremi sonrasında da MTA Sismik-1 gemisi İzmit Körfezi'nden ve Doğu Marmara'dan sismik veriler topladı. Fay çeşitleri, GPS verileri ve Marmara fay geometrisi Fay, kayaların içinde oluşan ve depremlerle tekrar tekrar hareket eden bir kırık. Tabiatta, yanal-atımlı, normal ve ters faylar olmak üzere üç ana fay tipi mevcut (Şekil 2). Normal faylar yerkabuğunun genişlediği, ters faylar ise daraldığı bölgelerde oluşuyor. Bazı durumlarda hem yanal atımı hem de normal veya ters atımı içeren oblik-atımlı faylar da meydana gelebiliyor. Kuzey Anadolu Fayı yanal atımlı bir fay, fakat bu büyük fay zonu içinde normal veya ters atım bileşeni olan oblik faylar da bulunur. Son on yılda yerbilimlerinde yaşanan önemli bir ilerleme, yeryüzündeki hareketlerin uydular vasıtası ile çok hassas bir şekilde hesaplanması oldu. "Global Positioning System" veya kısaca GPS adı verilen bu sistem ile iki nokta arasındaki yer değiştirme miktarının milimetre hassasiyetinde ölçülmesi mümkün. İsviçre ETH'den bir ekibin yaptığı Marmara Denizi çevresindeki GPS sonuçları Şekil 1 ' de gösteriliyor. Bu sonuçlara göre Marmara Denizi'nin güneyinde kalan bölge Trakya'ya göre her yıl iki santim batıya kayıyor (Straub ve Kahle, 1995). Örneğin Bursa her yıl İstanbul'a göre 2 cm batıya gidiyor (veya İstanbul, Bursa'ya göre 2 cm doğuya hareket ediyor). Buna karşın İstanbul ile Tekirdağ arasında veya Bursa ile Erdek arasında bir hareket mevcut değil. Burada hareket eden iki büyük levha: Kuzeydeki Avrasya levhası ile güneydeki Anadolu levhası. Bu hareket Marmara Denizi içinden geçen faylar boyunca oluyor. Şekil 3A 'da gösterildiği gibi, eğer Marmara'daki faylar, hareket yönüne tam paralel ise, güneydeki ve kuzeydeki levhalar birbirine teğet olarak kayacaklar, ve fay tam yanal atımlı bir fay olacak. Örneğin Marmara Denizi ile Saros Körfezi arasında kalan Ganos Fayı , Biga Yarımadası'ndaki hareket vektörlerine büyük ölçüde paralel olduğu için, Ganos Fayı yanal atımlı bir faydır; fay boyunca büyük çukurluklar ve sırtlar oluşmamıştır (Şekil 1). Buna karşın hareket yönü ile faylar arasında bir uyumsuzluk söz konusu ise, Şekil 3B'de gösterildiği gibi, fayın yönüne göre iki blok arasında çukurlar veya sırtlar meydana gelecektir. Marmara'da derin deniz çukurlarının varlığı, Marmara Denizi içindeki Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun hareket vektörlerine paralel olmadığına ve buna bağlı olarak fayların oblik atımlı karakter gösterdiğine işaret eder. | |
|
| | #10 (mesaj-linki) | |
| Deprem Gerçeği..Deprem Sözlüğü AArtcı deprem:Ana depremin meydana gelmesinden sonra, ana şoku izleyen daha küçük sarsıntılar dizisidir. Ne kadar süre ile devam edecekleri konusunda ise kesin bir şey söylemek mümkün değildir. Aktif fay: Gelecekte deprem oluşturmaya riski çok yüksek olan fay. Alüvyon: Suyun biriktirdiği kil, silt, kum, çakıl, taş ve jeolojik aşınma sonucu ortaya çıkmış diğer malzemeler. Astenosfer: Litosferin(taşküre) altında bulunan mantonun yumuşak üst bölümü. B Benioff Zonu: Derin deniz hendeklerinden manto içine sarkan eğimli deprem zonu( Hugo Benioff, Amerikalı jeofizikçi). D Deprem: Yerküre içerisindeki kırık(fay) düzlemleri üzerinde biriken biçim değiştirme enerjisinin aniden boşalması sonucunda meydana gelen yerdeğiştirme hareketinden kaynaklanan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yeryüzünü sarsması olayına deprem denir. Deprem dalgası: Deprem anında, blokların ani olarak kayması ile deprem dalgaları üretilir ve bunlar kayaçlar içerisinde odaktan çevreye doğru yayılırlar. Deprem dalgaları P, S ve Yüzey Dalgaları(Love, Rayleigh) olarak üç gruba ayrılır. E - F Episantr(Dış Merkez): Odak noktasına en yakın olan yeryüzündeki noktadır. Burası aynı zamanda depremin en çok hasar yaptığı veya en kuvvetli olarak hissedildiği alandır. G - H Hiposantr(İç Merkez): Yer içerisinde deprem enerjisinin ortaya çıktığı noktadır. Aynı zamanda iç merkez olarak ta isimlendirilir. Aslında odak noktası, bir nokta değil bir alandır ancak uygulamalarda nokta olarak edilmektedir. I - İ - J Jeofizik: Yerkürenin ve onu çevreleyen atmosferi ile uzay ortamındaki gezegenlerin, uyduların ve güneşin fiziksel ve yapısal özelliklerini fizik ve matematik yöntem ve yaklaşımlar kullanarak inceleyen bilim dalına Jeofizik denir(İTÜ Jeofizik Müh.Böl.).Jeofizik bilim dalında kullanılan yöntemler: gravite, manyetik, sismoloji, sismik, elektrik, elektromanyetik, palemonyetizma, radyometrik, jeotermik yöntemler ve kuyu loglarıdır. Jeololoji: Yerbilimi, jeoloji Yunanca Geo (Yer ) ve Logos (Bilim) kelimelerinin birleşiminden meydana gelir ve Yerbilimi anlamına gelir. Jeoloji yerküresinin güneş sistemi içerisindeki durumundan onun fiziksel ve kimyasal özelliklerine, oluşumundan bu yana geçirdiği değişikliklere, üzerinde yaşayan canlıların evrimine kadar geniş bir kapsama sahiptir(Jeoloji Müh.Odası). K - L Litosfer(taşküre): Yerkürenin dış kısmında yaklaşık 70-100 km kalınlığındaki katman. Kıtalar ve okyanuslar Litosfer içerisinde yer alırlar. M - N Magnitüd: Depremde açığa çıkan enerjinin bir ülçüsüdür.Prof .Richter, episantrdan 100 km. uzaklıkta ve sert zemine yerleştirilmiş özel bir sismografla (2800 büyütmeli, özel periyodu 0.8 saniye ve %80 sönümü olan bir Wood-Anderson torsiyon Sismografı ile) kaydedilmiş zemin hareketinin mikron cinsinden (1 mikron 1/1000 mm) ölçülen maksimum genliğinin 10 tabanına göre logaritmasını bir depremin "magnitüdü" olarak tanımlamıştır. Manto: Dünyaızın iç kısmında yer alan ve Litosfer ile Çekirdek arasında kalan ve kalınlığı 2900 km olan katmana Manto adı verilir. O - Ö Odak Derinliği: Deprem enerjisinin açığa çıktığı noktanın yeryüzüne olan en kısa uzaklığı. S - Ş Sismoloji: Depremin nasıl oluştuğunu, deprem dalgalarının nasıl yayıldığını, depremlerin ölçülmesi ve depremle ilgili diğer konuları inceleyen bilim dalıdır. Sıvılaşma: Suya doygun ince taneli kum ve siltli katmanların; sarsıntının(depremin) etkisi ile boşluk suyu basıncının artmasıyla etkin yatay gerilmenin sıfır olması ve sonuç olarak bu katmanın taşıma gücünü tamamen yitirmesi ve sıvı gibi davranması olayıdır(ERCAN, Ahmet,Yer Araştırma Yöntemleri, 2001). Şiddet: Herhangibir derinlikte olan depremin, yeryüzünde hissedildiği bir noktadaki etkisinin ölçüsü olarak tanımlanmaktadır.Depremin şiddeti, yapılar, doğa ve insanlar üzerindeki etkilerinin bir ölçüsüdür. Bu etki, depremin büyüklüğü, odak derinliği, uzaklığı yapıların depreme karşı gösterdiği dayanıklılık dahi değişik olabilmektedir. Şiddet; ölçümlere dayalı değildir, tamamen gözlemsel verilere dayanır. T - U Tsunami: Japonca'da "liman dalgası" anlamına gelen tsunami sözcüğü; okyanus ya da denizlerin tabanında oluşan deprem, volkan patlaması ve bunlara bağlı taban çökmesi, zemin kaymaları gibi tektonik olaylar sonucu denize geçen enerji nedeniyle oluşan uzun periyotlu deniz dalgasını temsil eder. | |
|
![]() |
| Etiketler |
| Yok |
Türkiye'nin Deprem Gerçeği Konusuna Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Elf Gerçeği - Elf Resimleri | Blue Blood | Fantazi Dünyası | 1071 | 21 Saat Önce 12:56 |
| PKK Gerçeği | Blue Blood | Siyasal Bilimler | 11 | 28-10-2008 00:35 |
| ABD ikiz kuleler 9/11 gerçeği | Blue Blood | Bunları biliyor musunuz? | 9 | 28-04-2008 17:11 |
| Yıldızların Gerçeği Nedir? | KENCISii | Astroloji/Fallar | 0 | 22-12-2007 06:38 |
| İhanetin Acı Gerçeği | Blue Blood | YouTube'dan Seçmeler | 0 | 27-11-2006 10:51 |