Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Akarsuların Aşındırma Şekilleri

Bu konu Coğrafya forumunda kan-düserken topraga tarafından 19 Temmuz 2007 (21:07) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
70793 kez görüntülenmiş, 6 cevap yazılmış ve son mesaj 6 Ekim 2008 (15:45) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 2.92  |  Oy Veren: 12      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 19 Temmuz 2007, 21:07

Akarsuların Aşındırma Şekilleri

#1 (link)
kan-düserken topraga
Ziyaretçi
kan-düserken topraga - avatarı
Dış güçler içerisinde en geniş alana yayılmış, nemli bölgelerde ve orta enlemlerde etkili olan en önemli dış güç akarsulardır. Akarsular aşındırma ve biriktirme yaparak yeryüzünü şekillendirir. Akarsu, hızının ve kütlesinin yaptığı etki le yatağı derine doğru kazar, yatağı boyunca kopardığı veya erittiği maddeleri taşır. Akarsu aşındırması ile oluşan şekiller vadi ve dev kazanıdır.


UYARI : Akarsuların aşındırmasında yatak eğimi temel etkendir. Çünkü yatak eğimi akarsuyun akış hızını belirler. Yatak eğiminin fazla olduğu yukarı bölümlerinde derinlemesine aşındırma daha belirgindir.

Vadi

Akarsuyun içinde aktığı, kaynaktan ağıza doğru sürekli inişi bulunan, uzun çukurluklardır. Akarsuların aşındırma gücüne, zeminin yapısına ve aşınım süresine bağlı olarak çeşitli vadiler oluşur.



UYARI : Vadi tabanları tarım, bahçecilik, ulaşım ve yerleşme bakımından elverişli alanlardır.


Çentik (Kertik) Vadi : Akarsuların derine aşındırmasıyla oluşan V şekilli, tabansız, genç vadilere çentik vadi ya da kertik denir.

Türkiye’nin bugünkü görünümünü 3. ve 4. zamanda kazanmış olması nedeniyle, Türkiye akarsuları henüz denge profiline ulaşmamış, geç akarsulardır. Bu nedenle ülkemizde çok sayıda çentik (kertik) vadi bulunmaktadır.


Yarma Vadi (Boğaz) : Akarsuyun, iki düzlük arasında bulunan sert kütleyi derinlemesine aşındırması sonucunda oluşur. Vadi yamaçları dik, tabanı dardır. Akarsuyun yukarı bölümlerinde görülür. Türkiye’de çok sayıda yarma vadi (boğaz) bulunur.

Karadeniz Bölgesi’nde, Yeşilırmak üzerinde, Şahinkaya yarma vadisi, Marmara Bölgesi’nde, Sakarya üzerinde Geyve Boğazı, Akdeniz Bölgesi’nde Atabey deresi üzerinde Atabey Boğazı başlıca örnekleridir.


Kanyon Vadi : Klaker gibi dirençli ve çatlaklı taşlar içinde, akarsuyun derinlemesine aşındırmasıyla oluşur. Vadinin yamaç eğimleri çok dik olup, 90 dereceyi bulur. Kanyon vadiler Türkiye’de Toroslar’da yaygın olarak görülür. Antalya’daki Köprülü Kanyon, ülkemizdeki güzel bir örnektir.


Tabanlı Vadi : Akarsu, yatağını taban seviyesine yaklaştırınca derine aşınım yavaşlar. Yatak eğiminin azalması akarsuyun menderesler çizerek yanal aşındırma yapmasına neden olur. Yanal aşındırmanın artması ile tabanlı vadiler oluşur.


Menderes


Akarsu yatak eğiminin azalması, akarsuyun akış hızının ve aşındırma gücünün azalmasına neden olur. Akarsu büklümler yaparak akar. Akarsuyun geniş vadi tabanı içinde, eğimin azalması nedeniyle yaptığı büklümlere menderes denir. Menderesler yapan akarsuyun, uzunluğu artar ancak akımı azalır.


Taban seviyesinin alçalması nedeniyle menderesler yapan bir akarsuyun, yatağına gömülmesiyle oluşan şekle gömük menderes denir.

Dev Kazanı


Akarsuların şelale yaparak döküldükleri yerlerde, hızla düşen suların ve içindeki taş, çakıl gibi maddelerin çarptığı yeri aşındırmasıyla oluşan yeryüzü şeklidir. Akdeniz Bölgesi’ndeki Manavgat ve Düden şelalelerinin düküldükleri yerlerde güzel dev kazanı örnekleri bulunur.


Akarsu Biriktirme Şekilleri


Akarsular aşındırdıkları maddeleri beraberinde taşır. Yatak eğimleri azaldığında akarsuların aşındırma ve taşıma gücü de azalır. Bu nedenle taşıma güçlerinin azaldığı yerde taşıdıkları maddeleri biriktirirler.


UYARI : Akarsuların yatak eğimi azaldığında hızları, aşındırma ve taşıma güçleri azalır. Biriktirmedeki, temel etken yatak eğimin azalmasıdır.


Birikinti Konisi : Yamaçlardan inen akarsular, aşındırdıkları maddeleri eğimin azaldığı eteklerde biriktirir. Yarım koni şeklindeki bu birikimlere birikinti konisi adı verilir. Birikinti konileri zamanla gelişerek verimli tarım alanı durumuna gelebilir.


Dağ Eteği Ovası : Bir dağın yamaçlarından inen akarsular taşıdıkları maddeleri eğimin azaldığı yerde birikinti konileri şeklinde biriktirirler. Zamanla birikinti konilerinin birleşmesiyle oluşan hafif dalgalı düzlüklere dağ eteği ovası adı verilir.


Dağ İçi Ovası : Dağlık alanların iç kısımlarında, çevreden gelen akarsuların taşıdıkları maddeleri eğimin azaldığı yerlerde biriktirmesi ile oluşan ovalardır. Türkiye gibi engebeli ülkelerde dağ içi ovaları çok görülür.


Taban Seviyesi Ovası : Akarsuların taban seviyesine ulaştığı yerlerde, eğimin azalması nedeniyle taşıdığı maddeleri biriktirmesi ile oluşturduğu ovalardır. Bu tür ovalarda akarsular menderesler yaparak akar. Gediz ve Menderes akarsularının aşağı bölümlerindeki ovalar bu türdendir.
Rapor Et
Reklam
Eski 27 Ağustos 2007, 20:46

Akarsuların Aşındırma Şekilleri

#2 (link)
_PaPiLLoN_
Ziyaretçi
_PaPiLLoN_ - avatarı
AKARSULARDA AŞINDIRMA
• Kimyasal aşındırma: Akarsuyun geçtiği yerlerdeki kolay eriyebilen kayaları eriterek beraberinde taşıması olayıdır.
• Mekanik aşındırma: Akarsuların aşındırması daha çok mekanik yolla gerçekleşir.
Mekanik Aşındırmada Etkili Olan Faktörler
• Akarsu yatak eğiminin ve akış hızının fazla olması,
• Akarsuyun akımının yüksek olması,
• Akarsuyun yük miktarının fazla olması,
• Akarsuyu yatağı çevresindeki bitki örtüsünün cılız olması,
• Akarsu yatağındaki kayaların kolay aşınabilir olması mekanik aşındırmayı artırır.
*Akarsular aşındırma faaliyetini daha çok ağızdan kaynağa doğru geri aşındırma şeklinde gerçekleştirir.
*Denize dökülen bir akarsu yatağını en son deniz seviyesine kadar aşındırır. Buna taban seviyesi (genel kaide seviyesi) denir. Göle dökülen akarsu da yatağını en son göl seviyesine kadar yapar. Buna da yerel kaide seviyesi denir.
Denge Profili: Akarsuların yatağını ağızdan kaynağa doğru geri aşındırarak düzleştirmesiyle oluşan iç bükey eğriye denir. Türkiye akarsuları denge profiline ulaşmamışlardır. Sebebi : Türkiye’nin bugünkü yer şekillerinin yakın bir dönemde oluşmuş olmasıdır.

Denge Profiline Kavuşan Akarsuyun Özellikleri
Yatak eğimi azdır.
Akış hızı ve enerji potansiyeli azdır.
Aşındırma gücü azalmıştır.
Taşımacılığa elverişlidir.


AŞINDIRMA ŞEKİLLERİ
VADİ
Akarsuların aşındırarak içinde aktığı , sürekli inişi olan yatağına denir.
Vadi Tipleri
ÇENTİK VADİ ("V" BİÇİMLİ)

Akarsu yatak eğiminin fazla olduğu alanlarda derine aşındırmanın etkisiyle oluşurlar. Türkiye'de en fazla görülen vadi şeklidir.
BOĞAZ (YARMA)VADİ

Akarsular tarafından dağların enine yarılması sonucu oluşan ve profilleri “u” harfine benzeyen vadilerdir. Türkiye’de en fazla Karadeniz ve Akdeniz Bölgelerinde görülür. Kıyı ile iç kesim arasında önemli geçit yollarıdır.
KANYON VADİ
Daha çok karstik arazilerde oluşan derin ve dik yamaçlı vadilerdir. Boğaz vadilere benzerler. Ör: Göksu vadisi ve Köprülü kanyonu. Dünyanın en büyük kanyonu A.B.D’de Colorado( Büyük Kanyon) kanyonudur.

TABANLI VADİ

Akarsu yatak eğiminin az olduğu alanlarda yana aşındırmanın etkisiyle oluşur.Ör: Ege Bölgesi akarsu vadilerinde olduğu gibi.
MENDERES (BÜKLÜM)
Akarsu yatak eğiminin az olduğu alanlarda , akarsuyun büklümler yaparak akması sonucu oluşurlar.
Menderesler oluşturan bir akarsuyun özellikleri
Yatak eğimi azdır.
Akış hızı azdır.
Aşındırma gücü azalmıştır.
Akarsuyun uzunluğu artmıştır.
Sık sık yatak değiştirir.
Hem aşındırma, hem de biriktirme yapar.
*Akarsularda menderes olayı en fazla Ege Bölgesi'nde görülür.




PERİBACALARI

Volkanik arazilerde ( kalın tüflü arazilerde) sel aşındırması sonucu oluşur. Kalın tüf örtüsü içindeki kayalar, yüzeyi kaplayarak akan sel sularının aşındırıcı etkisine karşı altlarındaki tabakaları korurlar. Zamanla çevresine göre aşınmamış yer şekilleri oluşur. Bunlara peribacaları denir. Ör: En yaygın olarak İç Anadolu Bölgesi'nde , Orta Kızılırmak Bölümünde Nevşehir (Ürgüp, Göreme, Avanos) çevresinde görülür. Peribacalarının oluşmasında rüzgarların etkisi dolaylıdır.


KIRGIBAYIR(Badlan Kötü arazi)


Eğimin fazla , bitki örtüsünün seyrek olduğu milli, tüflü arazilerde sel sularının araziyi çok sık bir şekilde yarması ile oluşan yer şekilleridir. En fazla İç Anadolu ve G.Doğu Anadolu Bölgelerinde görülür. Bu tür arazilerde tarım yapma imkanı yoktur.
DEV KAZANI
Akarsuların şelale şeklinde aktığı yerlerde, suların düşme alanında aşındırma ile oluşan çukurluklara denir. Ör: Manavgat, Kurşunlu, Düden şelalelerinde olduğu gibi.
PENEPLEN (Yontuk düz)
Yer şekillerinin deniz seviyesine kadar aşındırılması ile ortaya çıkan hafif dalgalı düzlüklerdir. Türkiye’de ova ve platoların yüksekte kalmasının sebebi: III. zaman sonlarında peneplen haline gelen yerlerin tekrar yükselmiş olmasıdır.
PLATO
Akarsular tarafından derince yarılmış yüksek düzlüklere denir. En fazla İç Anadolu Bölgesinde görülür.
İç Anadolu Bölgesi: Haymana, Cihanbeyli, Obruk, Bozok, Uzun yayla.
Akdeniz Bölgesi: Taşeli ve Teke platoları (Karstik arazi üzerinde oluşmuşlardır.)
G.Doğu Anadolu Bölgesi: G. Antep ve Ş.Urfa platoları
Doğu Anadolu Bölgesi: Erzurum-Kars platoları (Volkanik arazi üzerinde oluşmuşlardır.)
Ege Bölgesi:Yazılı kaya platosu (bir kısmı İç Anadolu Bölgesi'nde yer alır.)
Marmara Bölgesi: Çatalca-Kocaeli Platolar
AŞINIM İZLERİ
1. Toprak renginin açıklığı, çeşitliliği ve dalgalılığı.
2. Bitki örtüsündeki zayıflamalar boşluklar.
3. Pulluk izini andıran aşındırma izleri.
4. Keskin kenarlı yarıntılar.
5. Etek ve aşağı derelerde kum çakıl ve yığılmaları.
6. Gölet, göl ve baraj gibi su toplama rezervuarlarının kil, mil ve molozla dolu olması.
7. Akan suların bulanıklığı vs.

ÜLKEMİZDE AŞINIM

Ülkemizin her bölgesi değişik derecelerde su aşınımı etkisindedir. Rüzgar aşınımı ise genellikle Orta Anadolu'nun güney kesimlerinde, Iğdır'da, Menemen'de ve bazı kumlu kıyı kesimlerinde yer yer etkilidir. Yapılan bazı araştırma sonuçlarına göre, ülkemiz kara yüzeyinin % 85'i ile işlenen tarım alanlarımızın % 73'ünün yoğun erozyon tehdidi altında olduğu ortaya çıkmıştır. Durum böyleyken sınıf olarak tarıma uygun olmadığı halde VI. ve VII. Sınıf 6 milyon hektar alan işlemeli tarım arazisi olarak yeteneğine uygun olmayan şekilde kullanılmaktadır. Bu alanların orman, çayır -mera gibi sürekli örtülü alana dönüştürülmesi gerekir. Keza aynı şekilde çayır, otlak, orman, çalılık gibi örtüyle kaplı işlemeli tarıma uygun I., II., III. ve IV sınıf araziler de vardır. Demek ki arazileri yeteneğine uygun kullanma da koruma önlemleri arasında önemli bir yere sahiptir.

Bu gidişle topraklarımız gittikçe verimsizleşecek, ekilebilen tarım alanlarımız, otlatılacak meralarımız daralacak ve tarım ürünleri ülkeye yeterli olmaktan çıkacaktır.

SU TOPLAMA HAVZALARINDA EROZYON VE SEDİMANTASYON SORUNU

Havza: Kısa bir tabirle dağ ve tepelerle sınırlanmış suları aynı denize, göle, gölete veya baraja akan kara parçasıdır. Yukarıda sayılan erozyon yaratıcı etkilerden dolayı, özellikle yoğun yağışlardan sonra toprağa sızamayan su yüzey akışına geçer. Arazinin çıplak olması, eğim, bilinçsiz insan faaliyetleri vb faktörler de buna eklenince su debisi kontrolsüz olarak artar. Bu arada sürükleme gücü de kazanarak kum kil mil taş gibi materyali de beraberlerinde taşıyarak havza sularının döküldüğü deniz, göl, gölet ve barajlara taşırlar.

Yapılan araştırmalar sonucunda; Çubuk-1 barajının 54 yılda % 70; Seyhan barajının 37 yılda % 40; Kartalkaya barajının 25 yılda % 30; Altınapa göletinin 18 yılda % 30 ve örneğimizdeki Güvenç göletinin su toplama rezervuarının 8 yılda % 30 oranında dolduğu yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıkmıştır. Ayrıca elimizde net bir veri olmamasına rağmen Keban barajı gölü hacminin önemli bir kısmının sedimantasyonla dolduğu bilinmektedir. Binlerce yılda meydana gelen tarımın, yaşamın altyapısı her şeyi topraklarımız erozyonla yerinden olmakta akarsularla ya yurtdışına çıkmakta ya da deniz göl, gölet ve barajlara akmaktadır. Barajlar ki özellikle GAP'ın tarihçesine baktığımızda bunun mühendislerimizin 200 yıllık bir rüyası olduğunu görürüz. Bu rüya ki bunun gerçekleşmesi çok büyük maddi ve manevi bir bedel ödememiz pahasına gerçekleşmiştir. Ama gelin görün ki bu tesisler erozyon ve bunun neticesi sediment taşınımı sonucunda dolarak işlev göremez hale gelmektedir. Ülkemizde yıllık erozyon sonucu taşınan 500 milyon m3'lük sedimentin 108 milyon m3' ünün GAP bölgesindeki barajlara aktığı hesaplanmıştır.

Bir ülkenin gölet ya da baraj yapması için maddi imkanlarının çok fazla olması bile tek başına bir anlam ifade etmemektedir. Bu tür bir tesis için öncelikle depolamaya uygun topoğrafik yapı, jeolojik yönden geçirimsiz zemini elverişli iklim yönünden yağışı ve akışı yeterli havzaya sahip yerlerin olması gerekmektedir. Eğer bugün mevcut rezervuarlarımız dolarsa 50 -100 yıl sonra 10'larca barajı yapabilecek maddi imkana sahip olmamızın pek fazla anlamı olmayacaktır. Baraj gölet yapacak topoğrafya bulamayacağız. Yani kuraklık bir afet, ama bilinçsiz arazi kullanımı ile yağışlar sonucu meydana gelen erozyonla topraklarımızın akıp gitmesi su rezervuarlarımızın dolması da ayrı bir afet... Yani baraj ve gölet yapımın bundan böyle havza koruma yönünden diğer yapım faktörleriyle birlikte ciddi olarak ele alınması, havza koruma yönünden sorun arz eden yerlerde bu tür inşaatların havza koruma önlemleri alınıncaya kadar ertelenmesi doğru bir yaklaşım şekli olacaktır. Demek ki havza ıslahı havza sularının kullanımı ile paralel götürülmesi gereken bir konudur.

AŞINIMIN ÖNLENMESİ

Çare : Öncelikle tarım arazisi olsun, mera olsun, orman olsun her arazi yeteneğine uygun kullanılmalıdır. Çok dik sarp, eğimli araziler mera veya orman örtüsüne ayrılmalıdır. Daha düz ve düze yakın meyilli arazilerde kontur sürüm ve eğime dik şeritsel ekim şeklinde tekniğine uygun tarım yapılmalıdır. Ayrıca toprak üzerinde kalan anız ve organik bitki kalıntıları kesinlikle yakılmamalı hafifçe toprağa karıştırılarak yüzeyde bırakılmalıdır. Bu şekilde toprak gevşek yapısıyla suyu emer hem de toprak erozyonu etkili şekilde engellenir. Bu tür yerlerde çapa bitkileri mutlaka münavebeyle ekilmelidir. Meralarda otlatma yıl içinde belirli sürelerde planlı olarak yapılmalı ot örtüsünün belirli bir yüksekliğin altına inmesine izin verilmemeli ayrıca mera ıslahına yönelik çalışmalar yapılmalıdır

.

Sekileme

İşlemeli tarım altındaki orta eğimli araziler basamaklar halinde sekilenerek, yüzey akışıyla toprak ve su kaybı önlenir. Sekiler,

a) Tarla sekileri,
b) Basamak sekiler,
c) Hendek sekiler,
d) Cep sekiler gibi değişik şekillerde yapılabilir.

Eşik ve düşüler

Yarıntı ve derelerin önü taş, çalı , beton, betonarme, kargir eşik ve düşü yapıları ile kesilerek dere meyli de düşürülerek suyun akış enerjisinin azaltılmasıyla yatak aşındırması önlenebilir. Burada öncelikle çiftçilerimizin hemen mahallinden kolayca temin edebileceği çalı ve ağaç kazıklarla boş zamanlarını değerlendirerek bu tür eşikleri inşa etmesi pratik bir yaklaşım şekli
olacaktır
.


Günümüzde dünyada da yaygın olarak kullanılan yeni bir teknik olarak Gabyoni (Fildöfer) kafeslerle havza koruma yapıları inşa edilmektedir. Burada çürümeye karşı koruma altına alınmış galvaniz kaplı yumuşak çelik teller, özel makinelerle altıgen gözlü çift büküm olarak örülüp dikdörtgen kafes olarak yapılmakta, bunlar yanyana ve üstüste konarak beton ya da kargir benzeri yapılar elde edilmektedir. Fildöfer kafeslerle yapılan inşaatlar beton yapılara kıyasla oldukça esnek bir yapıya sahip olmaları nedeniyle dere zeminlerindeki oyulma, oturma ve çökmelerde beton gibi rijit bir yapıya sahip olmadıkları için esnemekte , ayrıca içi taşla dolu olduğu için araları doğal malzemeler olan mil, silt, bitki ile dolarak doğal olarak yeşermekte tabiatla ve tam bir bütünleşme sağlanmaktadır. Taşların arasına dolan mil ve silt yüzyıllar boyunca kumtaşına dönüşerek yapıya sonsuza kadar dayanıklılık sağlamaktadır. Daha sonraki yıllarda bu tip yapılar rekreasyon amaçlı olarak da çok güzel bir görünüm sağlamakla, yararı daha çok artmaktadır.

Toprak : Kayaların ve canlı artıklarının aşınması ve bozulmasının ürünü olan, içinde mikroorganizmaları barındıran canlı bir yapı ve üzerinde her türlü üretim ve faaliyetin gerçekleşmesinde ihtiyaç duyulan, ancak üretiminde hiç kimsenin katkısı olmayan yaşamın ve tabii ekolojinin olmazsa olmaz bir parçasıdır.

Erozyon : Toprak zerrelerinin su, rüzgar, yerçekimi veya canlı hareketleri ile yerlerinden koparılıp taşınması ve başka yerlerde yığılması olayıdır.

Toprak ve suyun birlikteliğinin güzel evladı bitki; ama toprak ana ne zaman evladı olan bitkiden ayrı kalsa gariptir, artık küstür buralarda duramaz. İlk imkanda yer değiştirmek ister, bu defa yerçekiminin dayanılmaz cazibesine dayanamaz, alır başını gider.

Aslında erozyon doğal yaşamın tabii bir parçasıdır. Doğal denge içinde doğal bitki örtüsü altındaki bu aşınım dünyanın kuruluşundan beri vardır ve devam etmektedir. Yeni üst toprak oluşumunu da sağlayan bu olay doğal dengenin korunması açısından yararlı olup, doğal veya jeolojik erozyon olarak bilinir. Öyle olmasaydı bugünkü Nil vadisi, Gediz, Çukurova, Aksu, Çarşamba, Bafra, Mezopotamya ovaları var olur muydu?

130 milyon km2 'yi kaplayan Avrasya, Afrika, Amerika ve Avustralya'da ortalama erozyonun km2 ' de 135 ton olduğu hesaplanmıştır. Bu miktar yeryüzünün her 22000 yılda 1m alçalmasına tekabül eder. Bu gidişle kıtalar 20 milyon yıldan az bir süre sonra deniz yüzeyine inecek kadar aşınacak demektir. Bu sürede jeolojik zaman yönünden oldukça kısa sayılır. Burada sorunun asıl kaynağı insan etkisiyle yaratılan hızlandırılmış aşınımdır. Doğal örtünün açıldığı zayıflatıldığı, yanlış toprak işleme, ormanların kesilmesi, yakılması, meraların aşırı otlatılması, yok edilmesi insanların yarattığı başlıca olumsuz etkiler olarak sayılabilir. Aşınım, aşındırıcı güce göre ikiye ayrılır; Su aşınımı ve rüzgar aşınımı








Su aşınımı yağmurun ve toprak yüzeyinden akan suyun neden olduğu aşınımdır ve 6 türlü olur.

Yağmur Damlası Aşınımı: Damlalar toprak zerrelerini koparır sıçratır.
Yüzey Aşınımı: İnce katlar halinde bütün yüzeyin aşınmasıdır.
Parmak (Oluk) Aşınımı: Eğim aşağı akan küçük akışlar toprağı aşındırarak, pulluk gibi izler açar.
Yatak ve Kıyı Aşındırması: Sulu ve kuru derelerin yaptığı aşındırmadır.
Kaymalar: Derin toprak kütlelerinin eğim aşağı kaymasıdır.

Rüzgar aşınımı toprakların rüzgarla savrularak uzaklara taşınmasıdır. Genellikle çok kurak bölgelerde olur. Örneğin, Büyük Sahra çölünden kalkan kumulların ülkemizin güney bölgelerine yağması sıklıkla rastlanan bir durumdur. Ülkemizde Konya Karapınar ve Iğdır'da rüzgar erozyonunun etkilediği yaklaşık 300.000 ha arazi yer almaktadır.

AŞINIM ETKENLERİ

Aşınım bitki örtüsü, eğim, iklim ve toprak etkenlerine göre yavaş veya hızlı olabilir. Bu dört etken doğal olarak bir anlaşma ve dengeleşim içindedir. Belirli iklim ve toprak koşullarında toprak içinde ve üzerinde bir bitki örtüsü oluşur. Bu örtü toprağı aşınımdan korur. Fakat insan ve hayvanların ortama gelmesiyle bitki örtüsü yakma, açma, aşırı otlatma gibi etkilerle yok olur ve aşınım hızlanır. Bu dört etkeni kısaca incelersek;

1. Bitki Örtüsü: Yağışı tutarak yüzey akışının hızını keserek veya azaltarak kökleri yardımıyla toprağın porozitesini artırarak, terleme yoluyla su kaybederek, topraktaki su miktarını azaltarak, toprağın aşınımını ve taşınımını engeller.
2. Eğim: Dik ve uzun eğimlerde daha çok aşınım olur.
3. İklim: Kuraklık, rüzgar hızının etkisi ve yağışın mevsim dağılışı itibariyle dengesiz olduğu hallerde daha çok aşınım olur.
4. Toprak: Toprağın bünyesi, yapısı, derinliği, geçirgenliği, humusluluğu gibi özellikleri aşınımda etkilidir.
Rapor Et
Eski 31 Ağustos 2007, 02:58

Akarsuların Aşındırma Şekilleri

#3 (link)
DrAm3vLH
Ziyaretçi
DrAm3vLH - avatarı
Akarsu: Yer Altında Veya Yeryüzünde Belirli Bir Doğal Yatak Içinde Sürekli Yada Dönemli Akışı Bulunan Su Kütlelerine Akarsu Denilir.
Akarsu Havzası:akarsular Kollarıyla Beraber Farklı Büyüklükteki Alanlardan Sularını Toplarlar.akarsuların Sularını Topladığı Alanın Bütününe Havza Denir.eğer Akarsular Topladıkları Sularını Denize Ulaştırabiliyorsa Böyle Akarsuların Havzası Açık Havzadır.eğer Denize Ulaştıramıyorsa Böyle Akarsuların Havzası Kapalıdır.
Su Bölümü çizgisi:iki Akarsu Havzasını Birbirinden Ayıran Ve Genelde Dağların Doruklarından Geçen Sınırdır.
Akarsu Ağı ( Akarsu Drenajı ) : Akarsu Havzası Içinde Kollarıyla Birlikte Bir Ağ Oluşturur.buna Drenaj Denir.
Debi ( Akım ) : Akarsuyun Herhangi Bir Yerinden Bir Saniyede Akan Su Miktarıdır.birimi Metreküp/saniyedir.debiyi Etkileyen Faktörler: 1-yağış Miktarı 2-arazi Yapısı 3-kar Ve Buzulların Miktarı 4-büyük Kaynaklar 5-buharlaşma
6-bitki örtüsü 7-eğim (dolaylı Olarak Etkiler)
Akarsu Rejimi:akarsuyun Yıl Içindeki Beslenme Düzenine Akarsu Rejimi Denir.düzenli Ve Düzensiz Olarak Ikiye Ayrılır
Düzenli Rejim:yıl Içinde Akımı Fazla Değişmeyen Akarsulardır.örnek;amazon Kongo Ren Gibi Akarsular
Düzensiz Rejim: Yıl Içinde Akımında Belirgin Değişmeler Görülen Akarsulardır. örnek; Ganj Volga Gibi Akarsular

Akarsu Aşındırması:
Akarsular Aktıkları Yatağı Oluşturan Kayaları Ve Malzemeleri Kimyasal Veye Fiziksel Olarak Sürekli Olarak Aşındırırlar
:
Denge Profili: Akarsu Yatağının Taban Seviyesine
Ulaşması Sonucunda Ortaya çıkan Profile Denge Profili Denir.







Akarsu Aşındırma şekilleri:

1- Vadi:akarsuların Içinde Aktığı,kaynak Kısmından Ağız Kısmına Akarsu Biriktirmesi
Kadar Sürekli Iniş Gösteren Uzun Oluk Yada çukurluklara Denir. Akarsular Enerjilerinin Ve Taşıma Güçleri
Başlıca Vadi şekilleri şunlardır; Nin Azaldığı Yerlerde Biriktirme Yaparlar
A-çentik(kertik) Vadi B-boğaz(yarma) Vadi C-kanyon Vadi Taşıma Gücünün Azalmasının Nedenleri;
D-yatık Yamaçlı Vadi E-geniş Tabanlı Vadi D-menderes(büklüm) 1-eğim Azalması
2- Dev Kazanı 2-debi Azalması
3- Peribacaları 3-yatak Genişlemesi
4- Plato
5- Peneplen ( Yontukdüz )
6- Kırgıbayır
7- Taraça ( Seki )

Rapor Et
Eski 24 Mart 2008, 21:42

Akarsuların Aşındırma Şekilleri

#4 (link)
ALVERA
Ziyaretçi
ALVERA - avatarı
tşk ederim
Rapor Et
Eski 5 Ekim 2008, 17:25

Akarsular

#5 (link)
MsXLabs Üyesi
firstlady - avatarı
AKARSULARIN ŞEKİLLENDİRİCİ ETKİLERİ
Akarsular; çöller, kutup bölgeleri ve yüksek dağların üst kısımları hariç yer yüzünde şekillendirici etkisi en fazla olan dış kuvvettir. Akarsular bu işlevlerini aşındırma ve biriktirme yollarıyla gerçekleştirir.
AKARSULARDA AŞINDIRMA
Kimyasal aşındırma: Akarsuyun geçtiği yerlerdeki kolay eriyebilen kayaları eriterek beraberinde taşıması olayıdır.
Mekanik aşındırma: Akarsuların geçtikleri sahalarda kazarak, kopararak yaptıkları aşındırmaya denir. En yaygın aşındırma şeklidir.

Mekanik Aşındırmada Etkili Olan Faktörler

Akarsu yatak eğiminin ve akış hızının fazla olması,
Akarsuyun akımının yüksek olması,
Akarsuyun yük miktarının fazla olması,
Akarsuyu yatağı çevresindeki bitki örtüsünün cılız olması
Akarsu yatağındaki kayaların kolay aşınabilir olması mekanik aşındırmayı artırır.

Akarsularda aşındırma daha çok ağızdan kaynağa doğru olur. Buna geriye aşındırma denir. Akarsu bu işlev sırasında , yatağını derine ve yana doğru aşındırır. Eğimli yamaçlarda daha çok derine aşındırma yaparken, eğimin az olduğu yerlerde yana aşındırma yapar.
Not
Denize dökülen bir akarsu yatağını en son deniz seviyesine kadar aşındırır. Buna taban seviyesi (genel kaide seviyesi) denir. Göle dökülen akarsu da yatağını en son göl seviyesine kadar yapar. Buna da yerel kaide seviyesi denir.

Denge Profili


Akarsuların yatağını ağızdan kaynağa doğru geri aşındırarak düzleştirmesiyle oluşan iç bükey eğriye denir.
Türkiye akarsuları denge profiline ulaşmamışlardır. Sebebi : Türkiye’nin bugünkü yer şekillerinin yakın bir dönemde oluşmuş olmasıdır.
profil

Denge Profiline Kavuşan Akarsuyun Özellikleri

Yatak eğimi azdır.
Akış hızı ve enerji potansiyeli azdır.
Aşındırma gücü azalmıştır.
Taşımacılığa elverişlidir.
Bu tür akarsular daha çok K.Batı Avrupa gibi eski arazilerde görülür.

AKARSULARDA AŞINDIRMA ŞEKİLLERİ

VADİ

Akarsuların aşındırarak içinde aktığı , sürekli inişi olan yatağına denir.
Vadi Tipleri
ÇENTİK VADİ ("V" BİÇİMLİ)
centik


Akarsu yatak eğiminin fazla olduğu alanlarda derine aşındırmanın etkisiyle oluşurlar. Türkiye'de en fazla görülen vadi şeklidir

BOĞAZ (YARMA)VADİ
bogaz

Akarsular tarafından dağların enine yarılması sonucu oluşan ve profilleri “u” harfine benzeyen vadilerdir. Türkiye’de en fazla Karadeniz ve Akdeniz Bölgelerinde görülür. Kıyı ile iç kesim arasında önemli geçit yollarıdır.

KANYON VADİ
Daha çok karstik arazilerde oluşan derin ve dik yamaçlı vadilerdir. Boğaz vadilere benzerler. Ör: Göksu vadisi ve Köprülü kanyonu. Türkiye'nin en büyük kanyon vadisi Uşak'ta Ulubey Kanyonu'dur.Dünyanın en büyük kanyonu ise A.B.D’de Colorado( Büyük Kanyon) kanyonudur.


ulubey Ulubey Kanyonu-Uşak




canyon
Büyük Kanyon-ABD




TABANLI VADİ
Akarsu yatak eğiminin az olduğu alanlarda yana aşındırmanın etkisiyle oluşur.Ör: Ege Bölgesi akarsu vadilerinde olduğu gibi.
MENDERES (BÜKLÜM)
menderes


Akarsu yatak eğiminin az olduğu alanlarda , akarsuyun büklümler yaparak akması sonucu oluşurlar.

Akarsularda menderes olayı en fazla Ege Bölgesi'nde görülür.

Menderesler oluşturan bir akarsuyun özellikleri


Yatak eğimi azdır.
Akış hızı ve enerji potansiyeli azdır.
Aşındırma gücü azalmıştır.
Akarsuyun uzunluğu artmıştır.
Sık sık yatak değiştirir.
Hem aşındırma, hem de biriktirme yapar.
Kaynak:cografyatutkudur.com
Rapor Et
Eski 5 Ekim 2008, 17:33

Akarsuların Aşındırma Şekilleri

#6 (link)
MsXLabs Üyesi
firstlady - avatarı
PERİBACALARI
peri


Volkanik arazilerde ( kalın tüflü arazilerde)
Sel aşındırması sonucu oluşur.
Ör: En yaygın olarak İç Anadolu Bölgesi’nde Orta Kızılırmak Bölümünde Nevşehir (Ürgüp, Göreme) çevresinde görülür.
Peribacalarının oluşmasında rüzgarların etkisi dolaylıdır.

KIRGIBAYIR (Badland: Kötü arazi) kapadokya


Eğimin fazla , bitki örtüsünün seyrek olduğu milli, tüflü arazilerde sel sularının araziyi çok sık bir şekilde yarması ile oluşan yer şekilleridir.
En fazla İç Anadolu ve G.Doğu Anadolu Bölgelerinde görülür. Bu tür arazilerde tarım yapma imkanı yoktur.
DEV KAZANI
selale

Akarsuların şelale şeklinde aktığı yerlerde, suların düşme alanında aşındırma ile oluşan çukurluklara denir. Ör: Manavgat,Kurşunlu, Düden şelalelerinde olduğu gibi.

PENEPLEN (Yontuk düz)

Yer şekillerinin deniz seviyesine kadar aşındırılması ile ortaya çıkan hafif dalgalı düzlüklerdir.
Türkiye’de ova ve platoların yüksekte kalmasının sebebi: III. zaman sonlarında peneplen haline gelen yerlerin tekrar yükselmiş olmasıdır.

PLATO
Akarsular tarafından derince yarılmış yüksek düzlüklere denir. En fazla İç Anadolu Bölgesinde görülür.
İç Anadolu Bölgesi: Haymana, Cihanbeyli, Obruk, Bozok, Uzun yayla.
Akdeniz Bölgesi: Taşeli ve Teke platoları (Karstik arazi üzerinde oluşmuşlardır.)
G.Doğu Anadolu Bölgesi: G. Antep ve Ş.Urfa platoları
Doğu Anadolu Bölgesi: Erzurum-Kars platoları (Volkanik arazi üzerinde oluşmuşlardır.)
Ege Bölgesi: Yazılı kaya platosu (bir kısmı İç Anadolu Bölgesi'nde yer alır.)
Marmara Bölgesi: Çatalca-Kocaeli Platoları

AKARSULARDA BİRİKTİRME

Akarsu Biriktirmesinde Etkili Olan Faktörler
Yatak eğiminin azalması (en fazla etkili ).
Akış hızının azalması.
Akımın düşmesi.
Yük miktarının artması

brktm
Akarsu yatak eğiminin azaldığı yerde biriktirme işlemi başlar.
Akım yüksek iken çakıl gibi iri maddeler birikir. Kum-mil birikmesi olmaz. Akımın düştüğü yerlerde veya dönemlerde ise kum-mil birikmesi olur. Bundan dolayı akarsu biriktirmesi ile oluşan yer şekillerinin yapısı incelendiğinde akarsuyun akımı ve akım düzeni(rejimi) hakkında genel bilgileri elde edebiliriz.

TÜRKİYE AKARSULARININ GENEL ÖZELLİKLERİ

*Yatak eğimleri fazladır.
Bunun sonucunda;
-Akış hızları fazladır.
-Aşındırıcı etkileri fazladır.
-Enerji potansiyelleri yüksektir. Hidroelektrik enerji potansiyeli en yüksek olan bölgemiz Doğu Anadolu, en az olan bölgemiz ise Marmara'dır.
-Ulaşıma elverişli değillerdir.
*Rejimleri düzensizdir.
*Akımları düşüktür. Yağışların az, havzalarının dar olmasından dolayı.
*Boyları kısadır. Türkiye’nin bir yarım ada olması ve dağların kuzeyde ve güneyde kıyıya paralel olmasıdır.
*Denge profiline kavuşmamışlardır. Bu durum Türkiye’nin bugünkü yer şekillerinin yakın bir dönemde oluşmuş olmasındandır.
*Ulaşıma elverişli değildirler. Yatak eğimlerinin fazla ve akımlarının düşük olmasından dolayıdır. Üzerinde kısıtlı da olsa ulaşımın tek yapılabildiği akarsuyumuz Bartın Çayıdır.
*Akarsularımızdan daha çok enerji üretiminde, içme ve sulama suyu elde edilmesinde yaralanmaktayız. Ayrıca balıkçılık ve turizmde yararlanmaktayız.
*Akarsularımız rafting yapmaya elverişlidir. Bu konuda en elverişli akarsular Doğu Anadolu Bölgesi’ndedir. En elverişsiz bölgeler ise Marmara ve Ege Bölgeleridir
Son Düzenleyen firstlady; 5 Ekim 2008 @ 17:40. Sebep: Mesajlar Otomatik Olarak Birleştirildi
Rapor Et
Eski 6 Ekim 2008, 15:45

Akarsuların Aşındırma Şekilleri

#7 (link)
Edd-iTöR
Ziyaretçi
Edd-iTöR - avatarı
AKARSULAR
Yağışlarla yeryüzüne inen yada kaynaklardan çıkarak bir yatakta akan,sonra denize yada göle dökülen sulara akarsu denir. Yeryüzünü şekillendiren dış kuvvetler arasında en önemlisi akarsulardır. Bir akarsuyun doğduğu yere akarsu kaynağı,denize yada göle döküldüğü yere akarsu ağzı denir. Bu iki nokta arasında akarsuyun çığırı uzanır. Kaynak kısmına yukarı çığır,ağız kısmına aşağı çığır,ikisi arasında kalan bölüme orta çığır denir. Akarsuyun Havzası:Bir akarsuyun kolları ile birlikte beslendiği ve sularını boşalttığı bölgeye denir. Bu alana akarsuyun beslenme alanı veya su toplama alanı denilmektedir. Akarsu havzasının büyüklüğü, akarsuyun büyüklüğüne,geçtiği iklim bölgelerinin yağış özelliklerine ve yerşekillerine bağlıdır. Güney Amerika da Amazon nehri dünyanın en geniş akarsu havzasına sahiptir.
Açık Havza:Bir akarsuyun sularını denize yada bir okyanusa ulaştırmasıdır.
Kapalı Havza:Bir akarsuyun sularını denize ulaştırmayıp,bir gölde sona ermesi yada kurak bölgelerde kurumasıdır. Kapalı havza oluşumunda iklim özellikleri ve yer şekilleri başlıca etmenlerdir. Dünyanın en büyük kapalı havzaları Orta Asya ve Kuzey Afrika'nın içidir. Orta Asya'da kapalı havza oluşumunda yerşekilleri etkili olurken,Kuzey Afrika'da kuraklıktır. Türkiye'deki kapalı havzalar, Tuz gölü,Van gölü çevresidir. Türkiye'de kapalı havzaların oluşumunda en önemli etken yer şekilleridir. Su Bölümü Çizgisi:Bir akarsuyun havzasını komşu akarsulardan ayıran doğal sınırdır. Bu sınır genelde dağların yüksek noktalarından geçer.
Akarsuyun Akımı(Debisi):Bir akarsuyun herhangi bir kesitinden bir saniyede geçen su miktarının m³/saniye olarak değerine,akarsuyun debisi denir.
Bir akarsuyun debisi;
1-Havzaya düşen yağış miktarına
2-Aktığı yerdeki arazinin geçirimlilik özelliğine
3-Havzadaki dağların kar ve buzullarına
4-Havzadaki büyük kaynaklara
5-Akarsuyun aldığı kollarla beslenme özelliğine
6-Sıcaklık ve buharlaşma şartlarına bağlıdır.
Bazı Akarsuların Akımları (debileri);
Irmak
Akım (m³/sn)
Irmak
Akım (m³/sn)
Amazon
120.000
Tuna
6240
Kongo
75.000
Nil
2300
Missisipi
18.800
Rhen
2330
Ganj
13.000
Po
1720
Akarsuyun Rejimi:Bir akarsuyun bir yıl içerisinde gösterdiği akım değişikliğine o akarsuyun rejimi denir.
Düzenli Rejim:Bir yıl içinde akımı fazla değişmeyen akarsu rejimidir. Rejimi düzenli akarsular Ekvator çevresinde ve Ilıman Okyanusal iklim bölgelerinde yer alır. Bu bölgelerdeki akarsuların rejimlerinin düzenli olmasının nedeni yağışların düzenli olmasıdır. Rejimi düzenli akarsular taşıma ve ulaştırmacılığa elverişlidir. Havzaya düşen toplam yağışın fazla olması rejime etki etmez,akıma etki eder.
Düzensiz Rejim:Bir yıl içinde akımında belirgin değişimler meydana gelen yani bir mevsim suları çoğalan,diğer mevsim suları azalan akarsu rejimidir.
Akarsu rejimine Etki Eden Faktörler:
Yağış Rejimi:Yağış rejimi düzenli olan bölgelerde akarsu rejimi düzenli olur. Ekvatoral (Amazon,Kongo) ve Ilıman Okyanusal iklim bölgelerinin (Rhen,Sen) akarsuları yağış rejiminden dolayı düzenli akışa sahip akarsulardır. Bir mevsimi yağışlı,diğer mevsimi kurak geçen iklim bölgelerindeki (Muson,Akdeniz,Karasal...) akarsular düzensiz rejim gösterirler.
Kar Yağışı:Yağan karlar hemen akarsuya karışamayacağı için kar yağan aylarda akım azalır. Karlar erime devrelerinde akarsuyu besleyerek su miktarının artmasına neden olurlar.
Sıcaklıkıcaklık değerlerinin yükselmesi buharlaşmayı da arttıracağından su miktarı azalır,rejim düzensizleşir. Yerşekilleri:Yükselti,eğim ve bakı faktörü rejimi etkiler. Yükselti arttıkça sıcaklık ve buharlaşma azalır,yağışlar artar. Bu da akımı arttırır. Belli bir yükseltiden sonra yağışlar kar şeklinde olacağından akım azalır. Eğimin fazlalığı,buharlaşma ve toprak içine sızmayı azaltarak akımı arttırır. Nemli rüzgarlara dönük yamaçlar daha çok yağış alacağından buradaki akarsuların akımı daha yüksektir.
Zeminin Yapısıuyu yeraltına geçiren geçirimli tabakalardan akan akarsuların su kaybı artar,geçirimli tabakalardan yeryüzüne çıkan ve kaynak suları ile beslenen akarsular akımları yüksektir. Örneğin;Toroslardan doğup geçirimli kalker tabaklardan akan ve Akdeniz'e dökülen akarsular bu özelliktendir.
Bitki Örtüsü:Ağaçlar sel sularının hızını keserek dal ve yapraklar yağmur tanelerini tutarak yağışın zemine sızmasına olanak sağlarlar. Böylece yağışların akarsulara yavaş yavaş katılımını sağlayarak akarsu rejimini düzenlerler.
Göller ve Barajlar:göllerden ve barajlardan çıkan suların rejimleri nispeten düzenlidir. Belli bir mesafede düzenli rejimde akarlar. Fakat sonra iklim koşullarına bağlı olarak düzensizleşirler.
TÜRKİYE'DEKİ AKARSU REJİMLERİ
1-Yağmurlu Akdeniz Rejimi:Kış mevsiminin yağışlı olması nedeniyle akarsular bol su taşırlar. Yaz kuraklığı nedeniyle ve kaynak suları ile yeterince beslenemediği için yazın suları son derece azdır. Akdeniz,Ege ve Marmara bölgesi akarsularında görülen akarsu rejimidir.
2-Yağmurlu Karadeniz Rejimi:Karadeniz ikliminin yağış rejimine bağlı olarak her mevsim su taşırlar, rejimleri nispeten düzenlidir. Yağmurlarla birlikte, dağlardan gelen kar suları eklendiği zaman ilkbahar aylarında seviyeleri yükselir.
3-İç Bölgelerin Akarsu Rejimi:Kışın yağışın kar şeklinde olması ve erimemesi nedeniyle kışın suları azalır. İlkbahar ve yaz mevsiminde karların erimesi ile suları bollaşır. Çok kısa bir süre içerisinde birdenbire kabararak coşkun bir şekilde akan, sonra kuruyacak duruma gelen ve hatta kuruyan akarsular sel rejimli akarsulardır. Bu tip akarsuların oluşmasında bitki örtüsünün cılız olmasının da rolü vardır. Daha çok İç Anadolu'da görülür.
4-Karma Rejimli Akarsular:Farklı iklim bölgelerinden geçen ve çeşitli kaynaklardan beslenen akarsular karma rejimlidir. Fırat,Dicle,Nil
Akış Sürelerine Göre
Akarsular Daimi Akarsular:Nemli bölgeleri karekterize ederler. Senenin bütün günü yatakta su mevcuttur.
Mevsimlik Akarsularenenin kurak ve yağışlı farklı iki mevsime ayrıldığı bölgelerde görülür.
Geçici Akarsular:Yağışın çok nadir ve zaman bakımından belirsiz olduğu bölgelerde görülür.
Türkiye'de ki Akarsular
Karadeniz'e Dökülenlerakarya,Filyos Çayı,Bartın Çayı, Yeşilırmak, Kızılırmak ve Çoruh'tur.
Marmara Denizi'ne Dökülenlerusurluk ve Gönen Çayı
Ege Denizi'ne Dökülenler: Bakırçay, Gediz,B. Menderes, K. Menderes ve Meriç'tir.
Akdeniz'e Dökülenleralaman Çayı, Manavgat Çayı, Aksu,Göksu,Seyhan,Ceyhan ve Asi'dir.
Ülkemizde Doğup Dış Ülkelerden Denize Dökülenler:Aras,Kura,Arpaçay,Fırat,Dicle,Çoruh
Dış Ülkelerden Doğup Ülkemizde Denize Dökülenler:Meriç,Asi
TÜRKİYE'DEKİ AKARSULARIN ÖZELLİKLERİ
1-Yeryüzü şekillerinin genel uzanışına paralel olarak doğu-batı yönlü akarlar. Fakat denize dökülecekleri yerlerde dağları enine yararak boğazlar oluştururlar.
2-Uzunlukları fazla değildir. Bunun nedeni,dağların kıyıya paralel uzanması ve Türkiye'nin çok geniş bir ülke olmamasıdır.
3-Yerşekillerinden dolayı akarsu havzaları dardır.
4-Bol su taşımazlar. Bunun nedeni,iklimin fazla yağışlı olmaması ve havzaların dar olmasıdır.
5-Rejimleri düzensizdir. Nedeni,ülkemizde belli bir sıcaklık ve kurak mevsimin bulunması,yağış ve kar erime zamanlarının farklılık göstermesidir.
6-Ortalama yükseltinin fazla olmasından dolayı fazla akışlıdırlar.
7-Akarsular bir çok yerde dar ve derin vadilerden aktıkları için hidroelektrik enerji potansiyelleri fazladır.
8-Yer yer su taşkınlarına ve erozyona neden olurlar.
AKARSULARIN AŞINDIRMASI
Akarsu yatakları boyunca akarken iki yoldan aşındırma yapar.
1-)Kimyasal Aşındırma:Toprak ve kayaların erimesi yoluyla olur. Kayaların yapısına suyun sıcaklığına ve içindeki CO2 miktarına bağlıdır. Erime sıcaklıkta arttığı için kimyasal aşındırma yaz aylarında ve tropikal bölgelerde daha çok olur.
2-)Mekanik Aşındırma:Akarsuların toprak ve kayalardan parçalar koparması ile oluşur. Akarsuyun mekanik aşındırma gücü şu etkenlere bağlıdır:
a)Su Miktarı (Akım):Bir akarsuyun taşıdığı su miktarı arttıkça aşındırma gücüde artar. Bu nedenle çok su taşıyan büyük akarsular daha çok aşındırırlar Su fazlalığı nedeniyle bir akarsu üzerinde en fazla aşındırma başlangıçta ağız kısmında olur. Ve yatağın kazılması da buradan geriye doğru ilerler buna geriye aşınma denir.
b)Akış Hızı:Aşındırma üzerinde etkili olan ikinci etken akarsuyun akış hızıdır. Bu da eğime bağlıdır. Eğimin fazla olduğu bölgelerde akarsular daha hızlı akar,aşındırma güçleri artar. Örneğin Türkiye'deki akarsular saniyede akıttıkları toplam su miktarı bakımından fazla zengin olmadıkları halde yataklarında eğimin fazla olmasından dolayı fazla aşındırırlar.
c)Yük Miktarı:Akarsuyun taşıdığı kum,çakıl,mil gibi maddeler akarsuyun aşındırma kazma araçlarıdır. Bu nedenle yük ne kadar çoksa aşındırma da o kadar fazla olur.
d)Zeminin Özelliği:Aşındırma akarsuyun geçtiği yerlerdeki kayaların özellikleri ile de ilgilidir. Kum çakıl gibi gevşek maddeler daha kolay koparılıp aşındırılır. Dirençli kayalar,katılaşım kayaları ve sert kum taşları aşınmaya daha uzun zaman karşı koyarlar. Akarsuyun geçtiği alanlar bitki örtüsünden yoksun ise aşındırma işlemi daha da artar.

AKARSULARIN AŞINDIRMA ŞEKİLLERİ

1-)DENGE PROFİLİ

Akarsular yataklarını eğimin fazla olduğu yerlerde derine doğru,eğimin az olduğu yerlerde ise yana doğru aşındırırlar. Bir akarsu yatağını derine doğru aşındırdıkça yatak eğimi azalır,deniz seviyesine yaklaşır. Hiç bir akarsu yatağını deniz seviyesinden daha derine aşındıramaz buna taban seviyesi denir. Taban seviyesine ulaşmış akarsularda derine aşındırma sona erer. Akarsuyun ağız bölümü su miktarının çokluğuna bağlı olarak taban seviyesine daha kısa sürede ulaşır buralarda derine aşındırma olmaz fakat kaynağına (geriye) doğru derine aşındırma artarak devam eder. Buna geriye aşındırma yada boyuna aşındırma denir. Geriye aşındırma sonucunda akarsu boyunu geriye doğru uzatır. Su bölümü alanını yararak komşu akarsuyun yada kollarından birini kendine bağlayabilir. Bu olaya kapma denir. Bu olay nedeniyle akarsu havzaları genişleyebilir. Aşındırma sürdükçe akarsuyun yatak eğimi azalır, akış hızı yavaşlar. Derine aşındırma azalır ve hemen hemen sona erer. Bu duruma erişmiş bir akarsuyun yatağında başlangıçtaki pürüzler,şelaleler ortadan kaldırılmıştır. Akarsu yatağının ağzından kaynağa doğru uzanan profili iç bükey düzenli bir eğri halindedir. Buna denge profili denir. Denge profiline ulaşmış akarsular yavaş akışlı ve enerji potansiyelleri az olur. Aynı zamanda bu akarsular taşımacılık için elverişlidirler. Türkiye'deki akarsular genellikle denge profilini almamış akarsulardır. Bunun nedeni Türkiye'nin bu günkü yeryüzü şeklini yakın bir jeolojik devirde (IV.Zaman başları) almış olmasıdır. Nitekim Türkiye'nin III.Zaman sonunda peneplen halinde iken IV.Zaman başında toptan yükselmiş olduğu tespit edilmiştir. Bunun sonucu olarak Türkiye'de dağlara oranla daha geniş yer kaplayan ova ve platolar yükseklerde kalmış ve akarsuların denge profili de bozulmuştur. Bu nedenle Türkiye'deki akarsulardan taşımacılık sahasında istifade edilememektedir.
2-VADİ
Vadi:Akarsuların yataklarını derine ve yana aşındırması ile oluşan ve sürekli inişi olan uzun çukurlardır. Değişik şekilleri vardır.
a)Boğaz Vadi:Yüksek yerlerde derine aşındırma ile oluşmuş vadilerdir. Yamaçlar dik vadi dardır. Dağları enine yaran ırmak vadileri Türkiye'de kuzey ve güney yönlü ulaşımda kolaylık sağlar. Bunlara yamaç vadileri de denir. Örnek Marmara da Gevye Boğazı,Küre dağlarında Kızılırmak vadisi Canik Dağlarında Yeşilırmak Vadisi,Akdeniz de Çubuk ve Gülek boğazları gibi.
b)Kanyon Vadi:Derine aşındırmayı tamamlayan akarsuyun geçtiği bölgenin Epirojenik hareketler sonucu yükselmesi yada denizlerin çekilmesi sonucu akarsu yatağını tekrar derinleştirir. Böylece vadi yamaçlarındaki seki(taraça) denilen basamaklar oluşur. Kalkerli arazilerde farklı kayaların erimesi sonucunda da kanyon vadi oluşur. Örneğin Akdeniz'de Göksu Kanyonu gibi.
c)Çentik Vadi:Bazı vadilerin profili V biçimindedir. Bu tür vadilere çentik vadi denir. Bu tip vadiler genelde akarsuların yukarı çığırlarında oluşurlar. Aynı zamanda akarsuların ilk oluştukları dönemdeki genç vadilerdir.
d)Yatık Yamaçlı Vadi:Yana aşındırmanın fazla olduğu ve yamaçların yatıklaştırıldığı yerlerde vadilerin profili genişler ve yatık yamaçlı vadiler meydana gelir. Bu tip vadilerin genellikle alüvyonla kaplı geniş bir tabanları da vardır.
e)Geniş (alüvyal) Tabanlı Vadi:Yana aşındırmanın etkisi ile genişleyen vadilerdir. Eğimin azalmasına bağlı olarak birikmelerle alüvyon bir taban oluşmuştur.
bg Kanyon
BOĞAZ VADİ KANYON VADİ
3-MENDERES(Büklüm)
Akarsular yataklarını yanlara doğru da aşındırırlar sular bazen bir yamaca bazen ötekine çarpar. Çarpma ile yamaçların altı kazılır,zamanla yıkılır ve daha çok geriler. Böylece bir akarsu vadisindeki girintiler çıkıntılar büklümler halini alır. Bu büklümler büyüdükçe vadi genişler yamaçlar geriler. Bir akarsu vadisinde mendereslerin oluşması yatak eğiminin azalmasına bağlıdır. Bir akarsuda mendereslerin artması bu akarsuyun :
Yatak eğiminin azaldığını
Uzunluğunun arttığını
Hızının azaldığını
Aşındırma gücünün azaldığını gösterir.
Türkiye'de özellikle Ege bölgesinde bulunan akarsular (Gediz,Bakırçay.K.Menderes,B.Menderes) son derece belirgin menderesler meydana getirirler.
4-PERİBACALARI
Peribacaları volkanik tüf ve millerle kaplı yamaçlarda sellenme sonucunda meydana gelirler. Yamaçtaki tüf ve miller arasında yer yer daha dirençli tabakalar veya bloklar varsa bunlar altlarındaki yumuşak kısımları sellenmeye karşı korurlar. Böylece üzerine şapka gibi bir kaya parçası duran sütunları andıran garip şekiller meydana gelmiş olur. Peribacaları ülkemizde özellikle Ürgüp ve Nevşehir dolaylarında görülür. Peribacalarının şekillenmesinde aynı zamanda rüzgarın da dolaylı etkisi vardır.
5-KIRGIBAYIR(Badlands)
Sel sularının etkisi ile yamaçlar yarılır ve aynı zamanda gittikçe yatıklaşır. Bu arada yarı kurak bölgelerde mil ve tüf gibi maddelerden yapılmış yamaçlar üzerinde çok sık sel yarıntılarından oluşmuş karmakarışık ve üzerinde dolaşılması çok zor olan bazı şekillerde meydana gelir bunlara kırgıbayır adı verilir.
6-DEV KAZANI
Akarsuların çağlayan yaparak düştüğü yerlerde oluşan aşınım şekillerdir.
7-PLATOLAR
Akarsular tarafından derince kazılmış yarılmış düzlüklerdir bu düzlükler eski peneplenlerin gençleşmesi-yükselmesi sonucunda oluşurlar. Bazıları da lav düzlükleridir.
8-PENEPLEN(YONTUKDÜZ)
Akarsular yerkabuğunun yüksek kısımlarını aşındırarak çukur yerleri doldurarak yeryüzünü düzleştirmeye çalışırlar. İrili ufaklı bir çok akarsu tarafından yapılan aşındırmaya bağlı olarak çok uzun bir zaman sonucun da bütün arazi alçalmış engebelik bakımından silikleşmiş olur. Böylece karaların yüzeyi deniz seviyesi yakınlarına kadar alçaltılır ve hafif dalgalı bir düzlük haline dönüşür. Akarsu aşındırması sonucunda meydana gelen bu gibi düzlüklere peneplen adı verilir. Türkiye III.Zamanın sonlarında peneplen halinde iken IV.Zamanın başlarında tümden yükselmiş ve peneplen yüzeyi yükseklerde kalmıştır. Türkiye'deki ova ve platoların yükseklerde bulunmasının nedeni bu peneplen yüzeylerinin yükselmesidir.
AKARSULARIN BİRİKTİRMESİ
Akarsuyun biriktirme yapabilmesi için eğimin ve akış hızının azalması ve taşıdığı yük miktarının artması gerekmektedir. Akarsuyun hızı ve gücü azalmaya başladığında taşıma gücü azaldığından taşıdığı maddeleri yavaş yavaş yatağında biriktirmeye başlar. Akarsu gücünün ilk azaldığı yerde büyük maddeleri gücünün tamamen azaldığı yerde ise en küçük maddeleri biriktirir. Akarsu gücünün azaldığı ilk yerde iri çakılları sonra küçük çakılları ve son olarak da alüvyonları biriktirir. Kaynaktan ağız kısmına doğru taşınan malzemelerin ebadı küçülür. Bundan dolayı akarsu biriktirmeleri ile oluşan yer şekillerinin yapısı öteki etkenler yanında akarsuyun akımıyla doğrudan ilgilidir. Akarsu yatağında çakıllar akarsu akımının arttığını,alüvyonlar ise akımın azaldığını gösterir.
AKARSULARIN BİRİKTİRME ŞEKİLLERİ
1-BİRİKİNTİ KONİSİ
Yamaçlardan inen sel sularının dağ eteğinde eğimin azalmasıyla taşıdığı maddeleri koni şeklinde yayarak biriktirmesi ile oluşur. Ülkemizde çok sayıda birikinti konisi vardır. Muş Ovası,Erzincan Ovası,Bolu Ovası bunlardan bir kaçıdır.
2-DAĞ ETEĞİ OVASI (Birikinti Yelpazesi)
Birikinti konileri dağ eteği boyunca zamanla birleşince hafif dalgalı bir ova meydana gelir bu tür ovalara dağ eteği ovası adı verilir. İtalya'da Alp dağları ile Po ovası arasında bulunan PİEDMONT ovası bir dağ eteği ovasıdır.
3-DAĞİÇİ OVALARI
Dağlık alanların iç kısımlarında eğimin azaldığı yerlerde meydana gelirler. Dağiçi ovaları Türkiye gibi engebeliliğin fazla olduğu ülkelerde daha fazla görülür. Ülkemizde de en fazla Doğu Anadolu Bölgesinde yaygındır. Muş,Erzincan ovaları gibi.
4-TABAN SEVİYESİ OVALARİ
Akarsuların denize yaklaştığı yerlerde eğimin azalmasına bağlı olarak oluşan ovalardır. Bu ovalarda akarsular menderesler çizerek akarlar.
5-DELTALAR
Denize ulaşan akarsuyun taşıma gücü birden bire sona erer. Bu nedenle alüvyonlar akarsuyun döküldüğü yerde çökebilir. Ve zamanla delta ovaları meydana gelebilir. Seyhan,Ceyhan,Yeşilırmak ve Kızılırmak deltaları bu şekilde meydana gelmiştir.
Delta oluşumunu Etkileyen Faktörler:
a)Etkili gel-git olayının olmaması:Gel-Git'in etkili olduğu kıyılarda akarsuların getirdiği alüvyonlar devamlı olarak taşındığı için buralarda birikme olmaz Örneğin Kuzeybatı Avrupa akarsuları ağızlarında delta oluşmayışının temel nedeni bölgede etkili gel-git olaylarının olmasıdır.
b)Kıyının derin olmaması:Kıyının sığ olduğu alanlarda delta oluşumu daha kolaydır. Örneğin Ege kıyıları sığ olduğu için akarsular tarafından kolayca doldurulmaktadır.
c)Akarsuyun taşıdığı alüvyon miktarının fazla olması:Akarsuların taşımakta olduğu alüvyon miktarı arttıkça delta oluşumu daha çabuk olur. Örneğin Batı Anadolu akarsuları çok alüvyon taşıdıkları için denize döküldükleri yerlerde geniş deltalar oluşturmuşlardır.
6-SEKİLER (Taraçalar)
Yatağına alüvyon biriktirmiş akarsuyun bulunduğu alanın yükselmesi ile akarsuyun yeniden hız kazanması ve yatağını derine doğru aşındırması ile oluşur. Bu yönleri ile sekiler yüksekte kalmış eski vadi tabanlarıdır. Sekiler bir birikim şekli olmakla beraber akarsuyun yatağını aşındırması ve derinleştirmesi sonucu oluşturdukları için aynı zamanda aşınım şekillerindendir. Ayrıca Mendereslerde hem aşınım hem de birikim şekillerindendir.
7-IRMAK ADALARİ
Akarsu yatağından eğimin azaldığı ve akarsuyun genişleyerek aktığı yerlerde bir-iki metrelik kum çakıl ve mil yığılmaları ile oluşurlar. Yukarıda açıklanan bütün bu biriktirme şekilleri özellikle ovalar ve sekiler yerleşme ve tarım bakımından insan yaşamında büyük değer taşır. Çünkü bu yerlerde eğim az toprak verimli yeraltı suyu bol ve sulama olanakları daha elverişlidir. Bu nedenle alüvyal düzlükler eskiden beri insanların yerleşme yeri olmuşlardır.
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.532 saniyede (90.74% PHP - 9.26% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 16:10
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi