Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Rene Descartes

Bu konu Felsefe ww forumunda Blue Blood tarafından 2 Ekim 2006 (15:33) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
130260 kez görüntülenmiş, 8 cevap yazılmış ve son mesaj 4 Haziran 2012 (14:51) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 3.79  |  Oy Veren: 14      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 2 Ekim 2006, 15:33

Rene Descartes kimdir, nereli, hayatı.

#1 (link)
Eski Üyelerin Ruhları
Blue Blood - avatarı
René Descartes (Röne Dekart okunur) (31 Mart 1596-11 Şubat 1650) Fransız matematikçi, bilimadamı ve filozof. Batı düşüncesinin son yüzyıllardaki en önemli düşünürlerinden biri.

1596 yılında La Haye (şimdi Descartes), Touraine, Fransa'da doğan ünlü düşünür, eğitimini Anjou'da bulunan bir Cizvit kolejinde gördü. Sağlık bakımından zayıf olan Descartes, özellikle çocukluğunda sık sık hastalıklarla boğuştu. 1616 yılında Poitiers Üniversitesinden hukuk diplomasını aldı. Gençlik yıllarında çeşitli dönemlerde orduda hizmette bulundu. Bu hizmetlerin dışında Avrupa'nın birçok ülkesine yolculuklar yapıp, çeşitli şehirlerde yaşadıktan sonra 1628 yılında Fransa'ya geri döndü ve felsefe ve optik üzerine değişik deneyler yaptı. Aynı yıl Hollanda'ya yerleşti.

Hayatı boyunca sabahları geç kalkma alışkanlığı oldu. 1649 yılında, zamanın İsveç Kraliçesi Christina'nın davetiyle Stockholm'a yerleşti ve burada kraliçeye dersler vermeye başladı. Kraliçenin isteğiyle, filozofun uyanık olmaya alışık olmadığı kadar erken bir saat olan, sabah beşte yapılan dersler ve ülkenin soğuk iklimi yüzünden Descartes, İsveç'e gelişinin birkaç ay ardından 11 Şubat 1650'de zatüreden dolayı yaşamını yitirdi.

Descartes bilime ve matematiğe önemli katkılarda bulunmuştur. Optikte yansımanın temel kanununu bulmuştur; geliş açısı gidiş açısına eşittir. Matematiğe olan en büyük katkısı ise analitik geometri üzerine olmuştur. Cebirin geometriye uygulanması üzerine çalışmıştır. Kartezyen Geometri ifadesini ortaya atmıştır. Eğrileri onları üreten denklemlere göre sınıflandırmıştır. Alfabenin son harflerini bilinmeyen çokluklar için, ilk harflerini de bilinen çokluklar için kullanmıştır.

Descartes'ın felsefe tarihindeki önemi, kilise odaklı orta çağ felsefesini içinde bulunduğu darboğazdan çıkarıp Yeni Çağ'a taşımasından kaynaklanmaktadır. Descartes'ın çalışmaları "Akılcılık" akımının doğmasına yol açmıştır.

Başta Spinoza ve Leibniz olmak üzere eserleri pek çok önemli filozofu etkilemiştir.

Filozofun görüşleri, başta "Düşünüyorum öyleyse varım" (Cogito ergo sum) çıkarımı olmak üzere, günümüzde de halen pek çok eserde alıntı olarak bulunabilmektedir.

Düşünceleri kendinden sonraki bütün filozofları etkilemiştir. 17 ve 18. yüzyıllarda Descartes'ın etkisi kolayca görülebilir. Locke, Hume, Leibniz ve Kant; Descartes'ın düşüncesine yanıt vermeye çalışmışlardır.

Bu bakımdan modern felsefenin babası sayılmaktadır.

Eserleri
  • * Metot üzerine konuşma (Discours de la méthode)
  • * Metafizik düşünceler (Meditationes de prima philosophia)
  • * La Géométrie
  • * Le Monde, ou Traité de la Lumière
  • * La Dioptrique
  • * Les Météores
  • * Musicae compendium (1618)
  • * Regulae ad directionem ingenii (1628)
Son Düzenleyen KisukE UraharA; 16 Haziran 2011 @ 17:15. Sebep: Sayfa Düzeni
Rapor Et
Reklam
Eski 3 Ekim 2006, 10:47

Rene Descartes

#2 (link)
Blue BooL
Ziyaretçi
Blue BooL - avatarı
Descartes, Yeni çağ biliminin kurucusu, Yeni çağ felsefesinin ilk ve en büyük sistemcisidir. Rasyonalist bir filozof olan Descartes, bilgiyi ancak “Kendini Bilme” de bulabileceğimizi söylemiştir.Ona göre ruhumuzda deneyden önce de yerleşik düşünceler vardır.

17 Yüzyılın en önemli ve neredeyse bir çağ başlatıcısı konumunda olan Descartes’e göre insan düşündüğü için vardır. Ünlü sözü,“Cogito Ergo Sum”, “Düşünüyorum Öyleyse Varım” önerisi ile bugün bizim “bilinç” dediğimiz şeyi anlatmak istemiştir. Yani bilincimizi bilmemiz en sağlam doğrudur. Çünkü, insanın kendi bilincini doğrudan doğruya yaşaması olgusu, en sağlam bilgi ve temel doğrudur.

Bununla Descartes şunu da söylemek istiyor; Her bilgide bir içeriğin bilinci saklıdır; bu içerik de başka bir şeyin, bilincimizin dışında bulunan bir şeyin işaretidir. Bilincin dışında bulunan obje de Tanrı’dır. En yetkin varlık olan Tanrı kavramı bize nereden gelmiş olabilir? Biz bu düşünceyi kendimiz yaratmış olamayız, biz eksik ve sınırlıyız. Sonsuz ve en yetkin varlık düşüncesini nasıl kendimizden yaratabiliriz? Bu da olmayınca geriye ancak şu kalır; Tanrı düşüncesi ruhumuza sonsuzluktan yani Tanrı’nın kendisi tarafından yerleştirilmiştir. Descartes’e göre ruhun özü, öz niteliği düşünme yani geniş anlamıyla bilinç idi. Yalnız bir filozof değil, aynı zamanda döneminin en iyi matematikçisi, olan Descartes çalışmaları ve felsefesi ile bir çağa imza atmış çok önemli bir düşünürdür.
Son Düzenleyen KisukE UraharA; 16 Haziran 2011 @ 17:17. Sebep: Sayfa Düzeni
Rapor Et
Eski 25 Kasım 2006, 02:03

Rene Descartes (Rene Descartes Kimdir? - Rene Descartes Hakkında)

#3 (link)
virtuecat
Ziyaretçi
virtuecat - avatarı
Fransız filozof ve matematikçisi (1596-1650).

Descartes, 1628'den itibaren, on beş yıl süren geziler, savaşlar ve serüvenlerden sonra yerleştiği Hollanda'da, batı düşüncesini altüst eden bir felsefe sistemi kurdu.

Öğrendiğinin, gördüğünün, duyduğunun, inandığının hepsini birden büsbütün silerek, her şeyden kuşkulanmağa başladı. Yalnız tek bir şeyden emindi: düşüncenin varlığı («düşünüyorum, o halde varım!»). Buradan hareketle, evrenin açıklamasını yaptı.

Metot Üzerine Konuşma'da (1637) hep karmaşıktan basite inerek, gerçeği kuşatmaya yarayacak kuralları bir bir saydı.

Felsefeyi, bütün inceleme kitaplarının Latince yazıldığı bir çağda, Fransızca yazarak ve «sağduyu dünyada en iyi bölüştürülmüş şeydir» diyerek, herkesin, uzman olmayanların bile anlayabileceği bir duruma indirgedi.

Descartes her tür araştırmanın pratik niteliği üzerinde ısrarla durur. Ona göre en önemli bilimlerden mekanik, insanlara yardım edecek makineleri yapma sanatı; tıp, vücudu ve ruhu tedavi etme sanatı; ahlâk, mutlu yaşama sanatıdır.

Descartes, zamanının bilginleriyle, hükümdarlarıyla ve soylularıyla ilişki kurmuştur. Ona hayran olan İsveç kraliçesi Kristina, Descartes'ı sarayına davet etti. Descartes, elli dört yaşında Stockholm'de öldü.

ESERLERİ

Aklın idaresi için Kurallar, Metafizik Düşünceler, Felsefenin ilkeleri, Ruhun Tutkuları.
Rapor Et
Eski 6 Şubat 2007, 19:37

Rene Descartes

#4 (link)
green almond
Ziyaretçi
green almond - avatarı
Descartes ve Analitik Geometri
Çoğu Batılı matematikçiler; analitik geometriyi, Fransız matematikçi ve filozofu René Des-cartes (1596 - 1650) ile başlatırlar. Bu konuda denir ki: "Descartes cebir'i geometriye soktu ve analitik geometriyi kurdu". Descartes'in kurduğu analitik geometri, zihniyet bakımından eski Yunanlıların, geometri yardımıyla aritmetiği kavramak istemelerinin tam tersine olarak, geometriyi aritmetik ve cebirle sistemleştirip kavramadan çıkmıştır.

Geometrik sorunlar, ancak cebri bir incelemeye müsait oldukça analitik geometride yer alırlar. Descartes'in 1637 yılında yayımlanan La Géométri'de bulunan analitik geometri konuları, Descartes'ten 1000 yıl daha önceki yıllarda yazılmış, geometri ve cebir kitaplarında vardı. Descartes önceki yıllarda bilinen, analitik geometri konularını müstakilleştirmiş ve kıs-men de genişletmiştir.Descartes; bir doğru üzerinde, başlangıç olarak aldığı, bir noktanın, sağında pozitif, solunda da negatif büyüklükleri göstermeyi esas alan geometrik bir anlam vermiş ve cebir ifadeleri içinde göstermeyi başarmıştır.
Son Düzenleyen KisukE UraharA; 16 Haziran 2011 @ 17:18. Sebep: Sayfa Düzeni
Rapor Et
Eski 4 Ağustos 2007, 20:26

Rene Descartes

#5 (link)
_PaPiLLoN_
Ziyaretçi
_PaPiLLoN_ - avatarı
Cogito, ergo sum; je pense, donj je suis."


Düşünüyorum, öyleyse varım.


Kesin olan bir şey var.
Bir şeyin doğruluğundan şüphe etmek.
Şüphe etmek düşünmektir.
Düşünmekse var olmaktır.
Öyleyse var olduğum şüphesizdir.
Düşünüyorum, o halde varım.
İlk bilgim bu sağlam bilgidir.
Şimdi bütün öteki bilgileri
bu bilgiden çıkarabilirim.

Bizim çıkış noktamız bireyin öznelliğidir.
Çıkış noktamızdan bakıldığında
‘düşünüyorum öyleyse varım’
gerçeğinden başka bir gerçek olamaz.
Herhangi bir gerçekten önce,
bir mutlak gerçek olmalıdır.
Bu gerçeği kavramak basittir,
zira bireyin varlığında mevcuttur.

~ Rene Descartes
Rapor Et
Eski 22 Eylül 2008, 13:42

Rene Descartes

#6 (link)
Eski Üyelerin Ruhları
Blue Blood - avatarı
Rene DESCARTES (1596-1650)

Çağdaş felsefenin öncüsü olarak bilinen Fransız düşü­nür ve bilim adamı Rene Descartes taşralı bir devlet görevlisinin üçüncü çocuğu olarak Touraine bölgesinin La Haye kentinde dünyaya geldi. Daha bir yaşındayken annesini yitiren Descartes, sekiz yaşına kadar özel öğretmenlerce yetiştirildi. 1604'te Cizvitler'in yönetimindeki La Fleche okuluna girdi. 10 yıl öğrenim gördüğü bu okulda Yunan ve Roma klasiklerinin yanı sıra, Fransızca, müzik, ti­yatro, binicilik ve eskrim gibi çok çeşitli konulara eğilme fırsatı buldu. Ortaçağın din­sel öğretiye dayalı felsefesi ile tanıştı. En çok da matematiğe ilgi duydu. Descartes öğren­dikçe cahilliğinin bilincine varıyor, doğruyu yanlıştan ayırmaya çabalıyordu. Daha sonra Poitiers'de hukuk öğrenimi gören Descartes tüm Avrupa'yı kapsayan bir geziye çıktı. Bu gezi sırasında dönemin en önemli bilginle­rinden bazılarıyla tanıştı.
1629'a gelinceye kadar bilimsel sorunların çözümüne ilişkin önemli yöntemler keşfetti. 1619'da gördüğü bir düşten sonra bütün bilimlerin birbiriyle "sanki bir zincirle" bağlı olduğunun; fizik biliminin geometri diliyle ifade edebileceğinin farkına vardı. Descartes' ın bilime yaklaşımı kuşkulanarak, yani dü­şünerek her şeyi sorgulamak, her şeyin köke­nine inerek yeni baştan ele almaktı denebilir. Cogito ergo sum (Düşünüyorum, öyleyse varım) önermesiyle dile getirdiği, "Düşün­mek var olmaktır" gerçeğiydi. Bilimsel yön­temini, 1628'de yazdığı ve ancak 1701'de yayımlanan Aklın İdaresi Hakkında Kurallar (Regulae ad directionem ingenii) açıkladı.
Descartes'ın düşünceleri çağdaş bilimsel araştırmanın, akılcılık felsefesinin ve analitik geometrinin başlangıcını oluşturdu. En ünlü yapıtı. Aklını iyi Kullanmak ve Bilimlerde Doğruyu Bulmak için Metot Üzerine Konuş­ma'da (Discours de la methode pour bien conduire sa raison et chercher la verite dans les sciences; 1637) bilgi edinmenin doğru yolu için kuralları ayrıntılarıyla açıkladı.
Ne var ki, Descartes'in düşünceleri kendi çağında, özellikle bilim üstüne tartışılmaz inanışları olan Katolik Kilisesi'nce devrimci ve tehlikeli görüldü. İtalyan astronomi bilgini Galileo gibi, Katolik Kilisesi'nin inanışlarını sorgulayan bir kimse bu inanışlara karşı gelmiş sayılıyordu. Bu nedenle Descartes 1628-49 yılları arasında Katolik inancın daha az etkili olduğu Hollanda'da yaşamayı yeğ­ledi.
Descartes'ın ünü İngiltere, Almanya ve İsveç'e yayıldı. 1649'da İsveç Kraliçesi Kristina, kendisine felsefe öğretmesi için Descartes'ı İsveç'e çağırdı. Yaşamı boyunca sağlıklı olmayan Descartes, oldukça sert geçen İsveç kışına dayanamayarak soğuk algınlığından öldü.


MsxLabs.org & Temel Britannica
Rapor Et
Eski 2 Nisan 2011, 21:12

Rene Descartes

#7 (link)
pesimist
Ziyaretçi
pesimist - avatarı
Descartes

Modern felsefenin ve analitik geometrinin kurucusu olan Descartes (1596 - 1650) için de, Bacon'da olduğu gibi, amaç doğayı egemenlik altına almaktır. Çünkü insan ancak o zaman mutlu olabilir. Fakat doğa, skolastiğin sağladığı bilgilerle egemenlik altına alınamaz. Böylece Descartes'ın da skolastiğin insanı yanlışa götürdüğünü düşündüğü anlaşılmaktadır. Ona göre, bunun iki nedeni vardır.

1-Skolastiğin kavramları açık ve seçik değildir.
2-Bu yöntem doğru bilgi elde etmeye uygun değildir.

Böylece Descartes yeni bir yönteme gereksinim olduğunu belirtir. Çünkü ona göre doğruyu yanlıştan ayırt etme gücü, yani akıl (sağduyu) eşit olarak dağıtılmıştır. O halde bu kadar yanlış bilginin kaynağı akıl olamaz. Böylece Descartes, insanların yanlışa düşmelerinin tek nedeninin doğru bir yönteme sahip olmamaları olduğu sonucunu çıkarır.

Bundan sonra yöntemini kurmaya çalışan Descartes, öncelikle bu konuda kendine nelerin yardımcı olacağını araştırır ve iki şeyin bulunduğuna karar verir:
1-Klasik mantık
2-Eskilerin kullandığı Analiz

Descartes, eskiden beri kullanmakta olan bu iki yöntemden klasik mantığın, bilinenleri başkalarına öğretmekte, genç zekaları çalıştırmakta ve onlara bir disiplin kazandırmakta yararlı olduğunu, ancak yeni bir bilgi elde etmekte işe yaramadığını belirtir. Çünkü ona göre, bu mantıkta biçim ve içerik ayrılmıştır. Oysa ki bilgide biçim ve içerik iç içedir.

Eskilerin kullandığı analize gelince, Descartes, Platon'dan beri eskilerin matematiğin en yalın bilim olduğunu ve diğer bilimlerin temelinde yer aldığını, fakat kendi dönemindeki matematiğin bu özellikten yoksun bulunduğunu belirtir. Bunun üzerine eskilerin matematik çalışmalarını incelemeye koyulur ve Papus'un Matematik Koleksiyonları adlı kitabında kanıtlamanın iki boyutundan söz edildiğini belirler. Bunlar analiz ve sentezdir.

Descartes bu iki yoldan analizin daha doğru olduğuna karar verir. Matematikle ilgili çalışmaları sonucunda da analitik geometriyi bulur. Burada esas olan bir cebir denkleminin bir geometrik şekille anlatılmasıdır. Descartes'ın bu önemli buluşundan sonra diğer önemli bir katkısı da geometri ile cebir arasında kurduğu paralelizmin aynı şekilde matematik ve diğer bilimler arasında da kurulabileceğini belirtmesidir. Çünkü ona göre her hangi bir bilimde bir şeyi bilmek demek aslında sayı ve ölçüden başka bir şey değildir. Bundan dolayı da bütün bilimlerde tek bir yöntem uygulamak olanaklıdır. Bu da matematiksel yöntemdir. Böylece ilk defa bütün bilimlerin yönteminin tek bir yöntem olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle Descartes'ın yöntemine evrensel matematik yöntem denmiştir.

Descartes bu yöntemini dört kuralla temellendirmiştir.
1-Apaçıklık Kuralı: Doğruluğu apaçık bilinmeyen hiçbir şeyi doğru olarak kabul etmemek, yani acele yargılara varmaktan ve ön yargılara saplanmaktan çekinmek, yargılarda ancak kendilerinden kuşkulanılmayacak derecede açık ve seçik olarak kavranılan şeyleri bulundurmak.

Bu kuralda dikkat çeken en önemli yön insanın bir konuyu araştırmaya başlarken, ön yargısız davranmasının gerekliliğidir. Bu ise oldukça zordur. Çünkü insan hem doğuştan getirdiği, hem de yaşamı boyunca edindiği pek çok ön yargıya sahiptir. Bunu aşmak ise çok zordur. Ancak Descartes bunun için yöntemsel kuşkuculuk'u önerir

Bu yöntemin esası, sağlam bir nokta buluncaya kadar sezişle apaçık olarak kavranılamayan her şeyden kuşku duymaktır. Bu yönüyle kuşkucuların yöntemlerinden tamamen farklı olan yöntemsel kuşkuculuk, Descartes'ın deyimiyle, gerçeği, yani kayayı bulmak için gevşek toprak ve kumu atmak amacına dayanır. Böylece elde edilen bilgi artık kendisinden kuşku duyulmayan, apaçık olarak kavranılan, doğruluğuna güvenilen bilgi olacaktır.

2-Analiz Kuralı: Bu kural incelenecek problemlerden her birini, olanaklar ölçüsünde ve daha iyi çözümlemek için gerektiği kadar parçalara ayırmayı belirtir, yani karmaşık ve karanlık olan önermelerden, basamak basamak daha yalın önermelere inmek ve daha sonra bu yalın önermelerden başlayarak daha karmaşıkların bilgisini elde etmektir.

3-Sıra Kuralı: En yalın ve bilinmesi en kolay şeylerden başlayarak, tıpkı basamak basamak bir merdivenden çıkar gibi, derece derece daha karmaşık olanların bilgisine yükselirken, doğaları gereği ard arda sıralanmayan şeyler arasında bile bir sıra olduğunu öngörerek düşünmeyi yürütmektir.

4-Sayış kuralı: Bu kural hiçbir şeyin unutulup atlanmadığından emin olmak için, her yönden tam sayış ve genel tekrar yapmayı belirtir. Burada dikkat edilmesi gereken dört nokta vardır. Sayışın sürekli, kesiksiz, yeter ve sıralı olması.

Descartes'ın bu analiz ağırlıklı, yöntemsel kuşkuculuğa dayanan yöntemi, felsefe için gerçekten çok yenidir. Bu anlamda o, modern felsefenin kurucusu kabul edilmiştir. Ancak onun bu başarısını bilimde de gösterdiğini söylemek zordur. Çünkü bilim anlayışında önemli yanlışlar vardır. Aslında bilimlere matematiğin uygulanabileceğini belirtmesi önemlidir. Örneğin fiziği matematiğe, daha doğrusu geometriye indirgemeye çalışması yanlıştır. Çünkü modern bilim anlayışında bilimlerin inceleme alanlarını geometrik nesnelere indirgemek, yani yalnızca yayılım olarak düşünmek olanaksızdır. Bundan dolayı da, Descartes'ın anladığı anlamda matematiksel yöntem bilimlerde başarıyla uygulanamaz.

Bilimin yöntemi ve kartezyen felsefe sistemiyle ünlü olan Descartes, aynı zamanda büyük bir matematikçidir. Cebirsel işlemleri geometriye uygulayarak analitik geometriyi kurmuştur. O zamana kadar geometri ve cebir problemleri kendi özel yöntemleri ile ayrı ayrı çözülmekteydi. Ancak Descartes, cebir ve geometri arasındaki bu mesafeyi ortadan kaldıran, cebiri geometriye uygulayan genel bir yöntem ileri sürdü. Descartes'ın bu yönteminin iki amacı vardı:

1. Cebirsel işlemlerle, geometriyi şekil kullanımından kurtarmak.
2. Cebir işlemlerine geometrik yorumlarla anlam kazandırmak.
Descartes bu bağlamda, ilk defa koordinat geometrisi fikrini şekil de görüldüğü gibi ifade etti.

Buna göre, ox ve oy doğruları, o noktasında (orijinde) birbirlerini dik olarak keserler. Bu doğrular, aynı düzlemde bulunan bir P noktasının konumunu belirlemek için eksenler olarak kullanılır. P noktasının konumu, eksenler üzerinde OM=x ve PM=y uzaklıkları ile belirlenir. Yani P(x,y) noktasının tanımlanabilme koşulu x ve y gibi iki parametre yardımıyla sağlanmaktadır. x ve y uzaklıklarına P noktasının koordinatları denir. x ve y arasındaki farklı münasebetler aynı düzlemde farklı eğrilere tekabül eder. Böylece, eğer y, x ile orantılı olarak büyürse, yani y=kx olursa, bir doğru parçasını ve y=kx2 olursa, bir parabolü temsil eder. Bu tür denklemler cebirsel olarak çözülebilir ve bulunan neticeler geometrik olarak yorumlanabilir. Bu şekilde, daha önce çözülemeyen ya da çok güçlükle çözülebilen pek çok fizik probleminin çözümü bundan sonra (örneğin Newton'da) mümkün olmuştur.

Descartes bütün fiziğin bu şekilde geometrik ilişkilere indirgenebileceğini düşünerek, bütün evreni matematiksel olarak açıklamaya çalışmıştır.

Descartes fizik ve evrenbilimle de ilgilenmiş ve 1644 yılında yayımladığı Principia Philosophia (Felsefenin İlkeleri) adlı Latince yapıtında ileri sürmüş olduğu Çevrimler Kuramı ile Newton'dan önce evrenin yapısı ve işleyişine ilişkin mekanik bir açıklama getirmişti; bu yapıt, daha sonra Fransızca'ya çevrildi ve Avrupa düşüncesi üzerinde çok etkili oldu.

Aristotelesçi hareket düşüncesi, gezegenleri yöneten gücün, aynı zamanda onları ileriye doğru sürükleyen güç olduğunu benimsiyordu. Aslında Yunan Mitolojisi'ne, yani bir savaş arabası ile atlarla donanmış Apollon (Güneş) tasarımına dayanan bu inanç Hıristiyan Mitolojisi tarafından da benimsenmiş, ancak atların yerine meleklerin gücü geçirilmişti. Diğer taraftan 16. yüzyılın önde gelen gökbilimcilerinden Tycho Brahe ve yandaşları, Aristotelesçi Evren Kuramı'na sonradan eklenen ve gökcisimlerini taşıdıklarına inanılan saydam ve katı kürelerin bulunmadığını gözlemsel olarak kanıtlamışlar ve böylece büyük bir sorunun doğmasına sebebiyet vermişlerdi: Şâyet gökcisimlerini saydam ve katı küreler taşımıyorsa, ne taşıyordu? Mekanik oluşumları, maddenin madde üzerindeki etkisiyle açıklamak gerektiğini düşünen Descartes, uzayın boş olmadığı görüşüyle birlikte, bir cismin devinebilmesi için gerekli olan kuvvetin başka bir cisim tarafından sağlanması gerektiği görüşünü de gelenekten almıştı; fakat artık atları ve melekleri kullanmıyordu. Bütün gezegenlerin, akışkan özdekle dolu bir uzayda oluşan çevrimlerin, yani girdapların veya hortumların merkezinde bulunduğunu savunuyordu. Bu çevrimlerin dönüşü, merkezlerinin yakınında çok hızlıydı ve gezegenlerin eksenleri çevresinde dönmelerini sağlıyordu. Çevrimlerin dış kısımları ise, gezegenlerin sahip oldukları uyduları dolandırıyordu. Yerel gezegensel çevrimler, merkezinde Güneş'in bulunduğu daha geniş bir çevrimin içine oturmuştu; öyle ki bu çevrim, gezegenleriyle birlikte diğer çevrimlerin düzenli bir biçimde Güneş'in çevresinde dolanmasını sağlıyordu.

Bu kuram çok akıllıca ve ilk bakışta çok çekiciydi; çünkü başka olguların yanında Yersel dönüş sırasında neden güçlü hava akımlarının oluşmadığını ve küçük cisimlerin neden Yersel çevrim merkezine doğru gittiklerini veya düştüklerini açıklayabiliyordu.

Bir varsayım, öndeyilerinin doğruluğu ile yargılanmalı ve değerlendirilmelidir. Descartes'ın varsayımının güçsüzlüğü, matematiksel olarak işlenememesi ve bu nedenle yeterli düzeyde denetlenememesi ve sorgulanamamasından kaynaklanıyordu; ama matematiksel olarak gösterilemediği için denetlenmesi ve sınanması olanaksızdı. Akışkanların devinimine ilişkin sorunlar, 17. yüzyıl matematiğinin dışında kalıyordu. Descartes'ın varsayımından yararlanarak, Güneş'e daha yakın olan gezegenlerin daha hızlı hareket etmeleri gerektiğini öngörmek olanaklıydı; fakat gezegenlerin uzaklıkları ile dolanım süreleri, yani periyotları ararsında bulunması gereken kesin ilişkiyi ve bağlantıyı öngörmek olanaksızdı. Ayrıca, karmaşık bir çevrimler dizgesinde, bir gezegenin çizdiği yörüngenin biçimini öngörmek de mümkün değildi. Gezegen devinimlerine ilişkin yasalar, Kepler tarafından matematiksel bir kesinlikle ortaya konulmuştu ve artık Kepler Yasaları'nın kendisinden çıkarsanacağı doyurucu bir mekanik kurama gereksinim duyulmaktaydı; bulanık ve niteliksel bir biçimde gezegen devinimlerinin temel özellikleriyle ilgilenen kuramlar, artık ömürlerini tamamlamışlardı.
Rapor Et
Eski 16 Haziran 2011, 17:07

Rene Descartes

#8 (link)
Daisy-BT
Ziyaretçi
Daisy-BT - avatarı

Rene Descartes

Doğum: 1596, La Haye - Touraine
Ölüm: 1650, Stockholm
Fransız filozofu, bilgini ve matematikçisi.

Analitik geometrinin ve Francis Bacon ile birlikte modern felsefenin kurucusudur. La Flèche'deki Cizvit kolejinde eğitildi. Poitiers'de hukuk okudu. Meslek seçmede kararsız kaldı, iki yıl askerliği denedi, ardından Avrupa'da uzun yolculuklara çıktı. 1629'da Hollanda'ya gitti ve 20 yıl orada kaldı. Kendisini üne kavuşturan yapıtlarını yayımladı.

Descartes'a büyük hayranlık duyan İsveç Kraliçesi Kristina onu Stockholm'e çağırdı. Descartes burada zatürreden öldü.

Descartes'ın ilk önemli yapıtı "Regulae ad Directionem İngenii"dir (Zihnin Yönetimi İçin Kurallar, 1631). Kitap on ikişer kurallık üç bölüme ayrılmıştır. Bu durumda elimizde otuz altı kural olması gerekirdi. Oysa Descartes on sekiz kuralı işlemiş, on dokuzuncu, yirminci, yirmi birinci kuralları söylemekle yetinmiş, kalanına dokunmamıştır. Descartesçı yöntemin temel biçimsel özelliklerini ortaya koyan bu kitap yarım kalmıştır.

"Traité du Monde ou de la Lumière" (Dünya ya da Işık İncelemesi, 1633) fizik dünyayla ilgili açıklamaları içerir. "Discours de la Méthode"da (Yöntem Üzerine Konuşmalar, 1637) skolastik düşünceye karşı çıkarak kendi yöntemini ortaya koyar, buna göre bilgi için sağlam temeller aramak yolunda olumlu kuşkuculuğunu geliştirir. Descartesçı metafizik bu kitapta kurulmaya başlamıştır. "Méditations touchant la Première Philosophie" (İlk Felsefeyle İlgili Düşünceler, 1641) altı bölümlük bir çalışmadır. Birinci bölümde bütün bilgilere kuşkuyla yönelişini, ikinci bölümde insan zihninin doğasının incelenişini, üçüncü bölümde öznenin ve nesnenin temeli olarak Tanrı kavrayışının ele alınışını, dördüncü bölümde doğru ve yanlış kavramlarının açıklanışını, beşinci bölümde maddesel şeylerin özünün Tanrı kavrayışına bağlı olarak araştırılışını, altıncı bölümde maddesel şeylerin varoluşunun ve ruh ile cisim ayrımının belirlenişini buluyoruz.

"Principia philosophiae" (İlk Felsefe, 1644) adlı yapıtında Descartes daha önceki çalışmalarını açıklar ve felsefesinin kapalı kalmış noktalarını aydınlatmaya çalışır. "Les Passions de l'Ame" (Ruhun Tutkuları, 1649) ruhbilimsel verilerin değerlendirilmesine dayalı bir ahlâk araştırmasıdır.

MsXLabs.org & Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi

Rapor Et
Eski 4 Haziran 2012, 14:51

Cvp: Rene Descartes (Rene Descartes Kimdir? - Rene Descartes Hakkında)

#9 (link)
Lethe
buz perisi - avatarı
Rene Descartes

Rene-Descartes-Biyografi
Fransız filozof ve matematikçi
Doğum: 31 Mart 1596, La Haye (şimdi Descartes),Touraine, Fransa
Ölüm: 11 Şubat 1650, Stockholm, İsveç
Descartes, bir Fransız matematikçisi, bilimadamı ve filozofudur.Modern felsefenin babası olarak bilinir.Fransa'nın Touraine bölgesinin La Haye isimli şehrinde doğmuştur.Poitiers üniversitesinde hukuk öğrenimi görmüştür. Üniversiteyi bitirdikten sonra bir süre askeri müesseselerde görev almıştır.Daha sonra bir süre Fransanın dışına seyahatlerde bulunmuştur.Ardından 1628 yılında Fransa'ya geri döner.Aynı yıl felsefe ve optik üzerine değişik deneyler yapmıştır.Daha sonra hayatının büyük bölümünü geçireceği Hollanda'ya gider.

Yüksek kilise görevlileri yetiştirmiş zengin bir burjuva ailesinin çocuğuydu; La Fiéche Koleji'nde cizvitlerin öğrencisi oldu. Daha sonra bütün Avrupa'yı dolaştı. Meslek olarak önce askerliği seçti. Kasım 1619'da sobasının başında eşsiz bir bilimin temellerini attı. 1627'den sonra, kardinal Bérulle'ün önerisine uyarak kendini felsefe ve bilim çalışmalarına verdi.

Descartes ilk çalışmasını felsefe üzerine "Denemeler" isimli eseriyle yapmıştır.Bu eser dört bölümden oluşmaktadır; geometri, optik, meteorlar, metot.1649 yılında Descartes İsveç'e kraliçeyi eğitmek üzere davet edilir.Bir sonraki yıl zatürreen hayata gözlerini yumar.

Descartes bilimin ve özellikle matematiğin tümevarım metodunu felsefeye uygulamaya çalışmıştır.Meşhur "Cogito, ergo sum", " I think, therefore I am" "düşünüyorum öyleyse varım" sözü ona aittir.Bu noktadan başlayarak herşeyi sorgulamıştır kendi varlığını - Yaratıcı'nın varlığını da ve O'na inanma ihtiyacını ifade etmiştir.

Descartes bilime ve matematiğe önemli katkılarda bulunmuştur.Optikte yansımanın temel kanununu bulmuştur; geliş açısı gidiş açısına eşittir.Matematiğe olan en büyük katkısı ise analitik geometri üzerine olmuştur.Cebirin geometriye uygulanması üzerine çalışmıştır.Cartesian geometri ifadesini ortaya atmıştır. Eğrileri onları üreten denklemlere göre sınıflandırmıştır.Alfabenin son harflerini bilinmeyen çokluklar için, ilk harflerini de bilinen çokluklar için kullanmıştır.
Yaşamının sonuna doğru Stockholm'e gitti ve Şubat 1650'de zatürreden öldü.


Descartes'in başlıca yapıtları şunlardır:

Latince yazdığı bir müzik özeti (Compendium musicae,1618); gene Latince yazdığı; ancak tamamlayamadığı ve ölümünden sonra yayımlanan Aklın İdaresi İçin Kurallar (1628'e doğru);Galilei'nin, Papalık tarafından mahkum edildiğini öğrenince yayımlamaktan vazgeçtiği Dünya ya da Işık Üzerine İnceleme. Aklını iyi kullanmak ve bilimlerde doğruyu aramak için bir yöntem araştırmasına girişen ve insan bilgilerinin oratik bir temeli bulunduğuna inanan Descartes, matematik kesinliği tüm bilgi alanlarına yaymak ve bir evrensel matematik (mathesis universalis) kurmak istiyordu.

Eserleri:
  • La Géométrie
  • Le Monde, ou Traité de la Lumière
  • La Dioptrique,
  • Les Météores,
  • Meditations on First Philosophy
  • Principia Philosophiae

René Descartes (d. 31 Mart 1596 - ö. 11 Şubat 1650) Fransız matematikçi, bilimadamı ve filozof. Batı düşüncesinin son yüzyıllardaki en önemli düşünürlerinden biridir. Descartes, 1628'den itibaren, 15 yıl süren geziler, savaşlar ve serüvenlerden sonra yerleştiği Hollanda'da, batı düşüncesini altüst eden bir felsefe sistemi kurdu. Öğrendiğinin, gördüğünün, duyduğunun, inandığının hepsini birden büsbütün silerek, her şeyden kuşkulanmaya başladı. Yalnız tek bir şeyden emindi: düşüncenin varlığı. Buradan hareketle, evrenin açıklamasını yaptı. Metot üzerine konuşmada hep karmaşıktan basite inerek, gerçeği kuşatmaya yarayacak kuralları bir bir saydı. Felsefeyi, bütün inceleme kitaplarının Latince yazıldığı bir çağda, Fransızca yazarak ve «sağduyu dünyada en iyi bölüştürülmüş şeydir» diyerek, herkesin, uzman olmayanların bile anlayabileceği bir duruma indirgedi. Descartes her tür araştırmanın pratik niteliği üzerinde ısrarla durur. Ona göre en önemli bilimlerden mekanik, insanlara yardım edecek makineleri yapma sanatı; tıp, vücudu ve ruhu tedavi etme sanatı; ahlâk, mutlu yaşama sanatıdır. Descartes, zamanının bilginleriyle, hükümdarlarıyla ve soylularıyla ilişkiler kurmuştur. Ona hayran olan İsveç kraliçesi Cristina, Descartes'ı sarayına davet etti. Descartes, elli dört yaşında Stockholm'de öldü. Şüpheciliğe farklı bir yaklaşım getirir. Septik şüphe. Metodik şüphe. Ona göre septik şüphe anlamsızdır. Olması gereken metodik şüphedir. Metodik şüpheyi şu şekilde uygular: Önce tanrıdan, çevreden, kendinden ve başka insanlardan şüphe eder. Bunu şüphe edemeyeceği son sınıra kadar götürür. Şüphe etmek düşünmektir. Düşünmek vârolmaktır. "Düşünüyorum o hâlde varım" noktasına ulaşır. Latince "De omnibus dubidantum" (Her şeyden şüphelen) en önemli sözlerindendir.

Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.338 saniyede (85.31% PHP - 14.69% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 22:40
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi