Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Güvercin Yetiştiriciliği

Bu konu Hayvancılık forumunda GÜLGECELER tarafından 28 Haziran 2008 (04:51) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
18297 kez görüntülenmiş, 4 cevap yazılmış ve son mesaj 1 Eylül 2008 (03:56) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 5.00  |  Oy Veren: 1      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 28 Haziran 2008, 04:51

Güvercin Yetiştiriciliği

#1 (link)
GÜLGECELER
Ziyaretçi
GÜLGECELER - avatarı
Güvercin Bakımında İlk Adım: Kümeslerde Sizin Sağlığınız
Bu makale, kendi sağlığınızı ve güvercininizin sağlığını nasıl koruyacağınız hakkındadır.
Semptomlar
Yaygın olarak bilinen PFL, Amerikalılarında 'hypersensitivity Pneumonitis' dedikleri alerji tipi, akut ve kronik olmak üzere iki tiptir. Salmalarda 4-8 saat durulmasında yoğun bir grip, ateş, soğuk algınlığı, öksürük, kas ağrısı ve nefes darlığı meydana gelir. Doktorlar steteskop ve rontgen aracılığıyla ciğerde bulunan anormallikleri farkedebilir. Kan testlerinde güvercin proteinlerine karşı oluşan yüksek seviyedeki antikorlar gözlenebilir. Semptomları 48 saat görülmesine rağmen bir ya da iki hafta sürebilir. Her ne kadar semptomlar kendiliğinden geçse de semptomlar hala belirginken doktora gözükmek kronik hale gelmesini önlemek için gereklidir. Kronik form ciğerlere zarar verdiğinden ciddi vakalarda ölümlere bile yol açabilirler. Başlıca semptomları; öksürük, nefes darlığı ve aşırı derecede kilo kaybıdır.

15460429qa5

PFL ilk kez 1965 yılında literatüre girmiştir. PFL de kuş materyallerinin hastalığa sebep olduğu kanıtlanmamakla birlikte başlıca sebepler; dışkılar, tüyler ve de en önemlisi güvercin tozu ve partikülleridir.

Genel Risk Durumları

Salma temizliği: Dışkıların çoğalmalarına kesinlikle izin vermeyin. En tehlikeli partiküllerin kaynağı dışkılardır. Partiküllerin temizlenmesinde en etkili yol elektrik süpürgesidir. Makineden geçen tozun tekrar havaya yayılmasını önlemek için filtre koyun. Salmanın içini periyodik olarak yıkayın. Yıkama kuruma için güzel bir günde ve sabah yapılmalıdır.

64414573xg1

Güvercinlerin elle tutulması: Güvercin ele alındığında partiküller de ele geçerek ağız-burun yoluyla vücudumuza girebilir. Sürü egzersiz için dışarı bırakıldığında hepsinin aynı anda kanat çırpması salmada bulunan bütün tozları kaldırmaktadır ve 10-15 dakika geçtikten sonra bile normal seviyesine dönmez. Kuşları serbest bıraktıktan sonra salma iyice havalandırılmalı ve tozlar inene kadar terk edilmelidir. Salmada kalmak zorunluluk ise mutlaka maske takılmalıdır. Tüy dönemlerinde bu gizli partiküller önemli derecede artış göstermektedir.

Kişisel Korunma Yolları

Maskeler: İlk olarak 1982 yılında yapılmış, çeşitli tip ve boyutlarda kuş besleyenler için yapılmış maskeler bulunmaktadır. Maske takarken en önemli nokta yüzünüze tam oturmasıdır. Hasta maskelerini takmanın bir faydası yoktur. Aile fertlerini üzerinde taşıdığı kıyafetlerden dolayı risk altına sokmamak salma içinde için koruyucu elbise giyilmelidir. Güvercin besleyicilerinin aileleri de güvercinlerle hiç bir teması olmamasına rağmen etkilenmektedirler. Bunun sebebi yetiştiricilerin partikülleri kıyafetleriyle evlerine taşımalarıdır. Salmada giyilen kirli kıyafetler orada çıkartılmalı ve özellikle ayakkabılar için kolay çıkartılabilen koruyucular kullanılmalıdır. Partiküller cild üzerinde de çoğalabildiklerinden eller bol su ve sabunla yıkanmalıdır.

45592294gh1

Güvercin hareketleri: Güvercinlerin kümes içerisinde faslaca kanat çırpmaları havada tozların daha çok yayılmasına sebep olur. Salmaların dizaynı, güvercinlerinizi yakalamaya çalıştığınızda kanat çırpıp kaçamayacakları şekilde yapılmalıdır. Kuşlarınızı kendinize alıştırmanız bu sebepten önem taşır.

Sık banyo: Kuşlarınıza salmalarınızın dışında banyo yaptırmanız önerilir. Çok fazla banyo yaptırmaya gerek yoktur. Kuşlarınız kendilerini banyo düzenine alıştırırlar. Güvercinlere yarış öncesi 3 gün banyo yaptırılmaz ki yarışta yağabilecek yağmurdan korunmak için kanatlarında yeterli balmumu olabilsin.


Güvercin sayısı:
İhtiyacınızdan daha fazla kuş beslemeyin. Salmada fazla kuş daha fazla partiküllerin çoğalamasına sebep olur.

Bazı insanlarda hiçbir allerjik reaksiyon göstermemekle birlikte önlem olarak kuşlarınızla gün içinde salmalarda 40 dakikadan fazla kontakt kurmamak gerekir. PFL de en büyük problem ondan nasıl korunacağını bilmektir. Daha basitleştirirsek bu (PFL) güvercinlere karşı bir alerjik reaksiyondur. Aynı kedilere, köpeklere ve belirli yiyeceklere karşı olan alerjik reaksiyon gibidir. Açık havada (meydanlar gibi) bu problemden yakınmak imkansızdır.
Son Düzenleyen Mira; 16 Ocak 2013 @ 23:51. Sebep: Düzenlendi.
Rapor Et
Reklam
Eski 28 Haziran 2008, 05:49

Güvercin Yetiştiriciliği

#2 (link)
GÜLGECELER
Ziyaretçi
GÜLGECELER - avatarı
Güvercin Bakımında İkinci Adım: Güvercin Alırken Dikkat Edilecek Noktalar

Öncelikle dışardan GÜVERCİN alırken sağlık açısından dikkat edilmesi gereken temel bazı kuralar olduğunu hatırlatmak istiyorum. Bu kuralları maddeler halinde sıralarsak;
  • Kuşun genel görünüşüne bakılmalı ve duruş şekli, hareketleri izlenmelidir. Bir kenara çekilmiş miskin miskin duran kuşlar, tüylerini kabartıp kafasını içeri çekme eğiliminde olanlar. Genel vücut ve tüy renklerinde, tavırlarında canlılık bulunmayan, tembel görünüşlü, düşünceli kuşlar alınmamalıdır. Sürekli tek ayağı üzerinde durma eğiliminde olanlar tercih edilmemelidir.
  • Kuşun gözleri dikkatlice izlenmelidir. Göz bebekleri parlak ve canlı olmayan kuşlar, bakışlarında durgunluk olan kuşlar, gözlerini sürekli kapatma eğiliminde olanlar alınmamalıdır. Göz çevresi halkası kızarık ve hafif şiş görünüşlü olanlar, göz çevresinde göz yaşı akıntısından kaynaklanan bulaşıklar bulunanlar hastalıklı kuşlardır.
  • Burun delikleri ve gaga üzeri incelenmelidir. Burun deliklerinde tıkanıklık olup olmadığına bakılmalıdır. Burun delikleri tıkalı olan kuşlar genellikle gagalarını açarak soluma eğiliminde olurlar. Burun çevresinde burun akıntısından kaynaklanan izler olup olmadığı kontrol edilmelidir. Güvercinlerde ağız içi sağlık açısından çok önemli bir göstergedir. Kuşun gagası açılıp ağzının içine mutlaka bakılmalıdır. Ağız içi eti, dil ve damakların rengi soluk olmamalıdır. Tatlı ve canlı bir rengi bulunmalıdır. Ağız içinde asperglosis, cadidiasis, pox ve trichomonas gibi hastalıklara ait oluşumların bulunmadığından emin olunmalıdır. Ayrıca ağız içinde CRD hastalıklarında görülen balgamımsı bir oluşum bulunmamalıdır.
  • Güvercinin göğsünün ortasındaki ana kemik kontrol edilmeli ve kemiğin dışarı doğru fazla çıkıntı yapıp yapmadığına bakılmalıdır. Göğüs kemiği dışarı doğru çıkıntılı olan kuşlar genellikle hastalıklara bağlı kilo kaybı sonucu bu hale gelirler.
  • Kuşu elimize aldığımızda ağırlığı kontrol edilmelidir. Fazla hafif ve fazla ağır kuşlara dikkat edilmelidir. Bunlar ya hasta ya da fazla yağlı olabilirler. Kuşun kendi türünün normal ağırlığında olması gerekir.
  • Kuşun karın bölgesi parmakla yoklanarak anormal bir şişkinlik olup olmadığına bakılmalıdır. Karın şişkinliği başta bağırsak parazitleri olmak üzere bir çok hastalığın belirtisidir. Kuşun karın bölgesindeki tüyler aralanarak etinin rengine bakılmalıdır. Eti canlı ve tatlı bir pembe tonda olmalıdır. Koyu deri, rengi, belirgin solukluk, eflatunumsu ve maviye yakın renkler hastalık belirtisidir.
  • Güvercinin kanat ve ayaklarında bir ur bulunup bulunmadığı gözlenmelidir. Bunun için kanadı ve ayakları iki parmağınızın arasına alıp baştan sona doğru kontrol etmeniz gerekir. Özellikle eklem yerlerinde bir urlaşma olup olmadığına bakılmalıdır. Tabanlarının altı kontrol edilip bir şişlik olup olmadığına bakılmalıdır.
  • Özellikle dişi kuşlarda çatı kemiğinin oluşumu parmak yardımı ile kontrol edilmelidir. Çatı kemiklerinde eğrilik ya da kırıklık olan, birinden birinin seviyesi farklı olan kuşların kısır olma olasılıkları fazladır.
  • Kuşun dışkısını görebilme imkanınız varsa dışkı kontrol edilmelidir. Normal dışkıya sahip olmayan kuşlar, özellikle çok sulu, yeşil ve köpüklü dışkı hastalık belirtisi olabilir.
Son Düzenleyen Mira; 16 Ocak 2013 @ 23:47. Sebep: Düzenlendi.
Rapor Et
Eski 29 Haziran 2008, 16:06

Güvercin Yetiştiriciliği

#3 (link)
middnight2006
Ziyaretçi
middnight2006 - avatarı
Güvercin Bakımı
Kuş besleyen insanlar büyük paralar harcayarak aldıkları kuşları alırken gösterdikleri titizliği maalesef bakımı ve hastalıkları sırasında göstermiyorlar. Bu yüzden çok iyi damızlık kuşlarımız yok olup gidiyor.
baku
Öncelikle kuş bakmak için sağlıklı bir kümese ihtiyaç vardır. Bu kümesin ahşap olması veya toprak üzerinde olması kuşlarımızı aşırı rutubetten koruyacaktır. Teras gibi yerde tuğla kümes yapan arkadaşlarımızın rutubet ortamından kurtulmaları için kümes içini strafor dediğimiz köpükle döşememiz gereklidir. Kümeslerimize bol oksijen girmesi için ufak dahi olsa bir pencere açılması ve sinek teli ile kapatılıp içeriye mikrop taşıyan sineklerin girmesini engellemeliyiz. Kapı ve pencere üzerindeki camlar kümes içine güneşin girmesine yardımcı olacağından tercih nedenidir. Kümesleri güneş alacak şekilde yapmamız sadece güneşte olan D vitamininin kuşlar üzerine gelmesine yardımcı olmamız gerekir.
Kümes içine yaptığımız yuvaların da kuru tahtadan yapılıp kuşların yumurtlaması için kuru çam yaprakları, kuru ot, kuru saman koymamız, yumurtanın hava almasını sağlayacağından yavrunun sağlıklı çıkmasını sağlayacaktır.
Beslemeyi düşündüğümüz kuşlarımızı kümesimize koyduğumuzda bunların bakımı gündeme geliyor. Günümüzde buğdayla beslediğimiz kuşları maalesef iki saatten fazla uçuramıyoruz. Veya kuşlar eskisi kadar zinde olmuyor. Bunların sebebi tek buğday veya mısırla beslenen hayvanlar, vücutlarına gerekli olan vitamin ve mineralleri yeteri kadar alamamaktadırlar. Oysa vitamin ve mineraller doğurganlık, parlak tüy yapısı, sağlam kas ve kemik yapısı, hastalıklara karşı direnç yönünden çok önemlidir. Bu yüzden kuşlarımıza buğday, mısır, fiğ, pirinç, kırmızı mercimek, kendir tohumu, kuru bezelye gibi karışımlar hayvanların bir nebze olsun ihtiyaçlarını karşılarlar. Bu yemlerin tozsuz ve temiz olması gerekir. Hayvanlar yedikleri bu yemleri taşlıkları vasıtasıyla öğütürler. Bu yüzden taşlıklarına öğütücü kum parçaları gerekir. Bizler genellikle deniz veya dere kumu ile bu ihtiyacı gidermeye uğraşırız. Ancak bu tür kumlar yuvarlak olduğundan kesici görevi yapmaz. Kuşların kursağında boşuna şişlik yapar ve bu kumları yiyen kuşlar bir köşeye çekilir ve kabarık dururlar. Bu kum ihtiyaçları Avrupada istiridye kabuğu kırıklar, kırmızı kil, kömür, çakıl, kurutulmuş deniz yosunu ile giderilir. Ayrıca bu karışımlar 220 derecede fırınlanarak mikrop ve zararlı bakterilerden arındırılırlar.
Kuşlarımıza genelde hastalıklar sudan bulaşır. Suluklarımız çok temiz ve temizlenebilir şekilde olmalıdır. Genelde bu suluklarımıza kuşların tüyleri , vücuttan çıkan tozları, yem parçaları ve pislikler toplanır. Suda mikroorganizmalar (mikroplar, bakteriler- mantar , koli basili) çok çabuk ürerler. Böyle bir su çeşitli hastalıklar ve ishal ile kuşun sağlığını tehdit eder. Bu sebepten haftada en az bir kere dezenfektan ilaçları ile temizlenmeli, hatta su içine birkaç damla damlatılarak suyun dezenfekte olmasını sağlarız. Bunlar; Witte Molen Wime-San, su koruyucu Dezen, Mefarol, Vanodin gibi ilaçlardır.
Dezenfektan ilaçlarına sıra gelmişken bizler bu konuyu da maalesef göz ardı ediyoruz. Halbuki kümeslerimizi en az ayda bir kere dezenfektanlamamız gereklidir. Dezenfektan yapmadan önce kümes ve yuvalardaki pislikleri kazıyıp temizlememiz gerekir. Daha sonra içerideki tozlar temizlenir. Dezenfektan kuşların üzeri dahil kümesin her yerine sıkılır. Bu bir fitil pompa yardımıyla yapılabilir.
Kuşlarımız her gün banyo yapmalıdırlar. Banyo suları temiz olmalıdır. 5-6 kuş yıkandıktan sonra yeni su koyup diğerlerinin yıkanmasını sağlamalıyız. Kesinlikle yağmur veya birikinti sularında kuşların banyo yapmasına müsaade etmeyiniz.
Bazılarımız toprak dökerek kuşların buralarda eşinmesini, toprak üzerinde bir şeyler yemesini düşünürüz. Oysa bu toprak üzerine yağan yağmur ve uçuşan tozlar hastalık taşır. Bu yüzden haftada en az bir kere dezenfektanla toprak temizlenmelidir.
Kuşlarımıza ne kadar bakım yaparsak yapalım mineral ve vitamin yönünden gerekli ihtiyacını sağlayamayız. Oysa mineral ve vitaminler sağlık, doğurganlık, parlak tüy yapısı, sağlam kemik ve kas yapısı ve hastalıklara direnç yönünden çok önemlidir.
Wimoraal mineral karışımı, VM-Forte vitamin ve Muta-Vit gibi mineral veya vitaminler kullanılır. Kuşlarımızın yedikleri içtikleri her şeyden bağırsakları bozulabilir. Bunun için COXİ PULUS, solunum yolu hastalıkları için BAYTRİL, kabarma ve kurumaya giren kuşlar için OROPHARMA FORLAYT kullanırız. Bağırsak solucanları için bir litre suya 5 diş sarımsak koyulur bir gün sonra kuşlara verilir. Bit, pire içinse Ardap, Ecto Spray kullanılır.

Güvercin Besleme
Güvercinler, süs güvercinleri, uçucu güvercinler ve besi (etlik) güvercinleri olarak 3 grupta incelenirler. Ülkemizde besi güvercinleri yetiştirilmemektedir. Süs güvercinleri güzellikleri, tüy kalitesi ve şekilleri ile dikkat çeker. Posta güvercini olarak yetiştirilen uçucu güvercinler, takla atabilir, yüksekten uçabilirler. Güvercinlerin 10-18 yıl arasında ömürleri olup, en verimli dönemleri 2-8 yaş arasıdır. Güvercinlere verilecek günlük yem miktarı yaklaşık canlı ağırlığın %10u olup ortalama 40-50 g arasındadır. Su ise ad libitum verilir ve yaklaşık 30 güvercine 1 litredir. Yemleme 1 öğün olup akşamları yapılır. Farklı güvercin ırkları aynı sürede yemlerini tüketemediklerinden, bunların ayrı yemlenmesi gerekir Genç güvercin besisinde; güvercinler, 4 haftada kesim olgunluğu olan 500 g canlı ağırlığa ulaşırlar. Bunlara verilecek olan peletler küçük ve sağlam olmalı, çok az ufalanmalıdır. Çok şekilli yemler ise hayvanlar tarafından reddedilir. Güvercinlere grit amacıyla; küçük taşlar, kireç ve midye kabuğu verilebilir. Özellikle kuş evlerinde, kuluçka s­üresince ve tüy değiştirmeden önce vitamin (vitamin A,D,E, B6, B12) ilavesi gerekir. Güvercinler, yeşil yemlerle de (aslanağzı, genç çayır otları) vitamin alırlar. Kışın ise rasyonlara havuç ilave edilebilir


Güvercinlerin Vücut Yapısı

Güvercinlerin vücut yapıları bağlı bulundukları ana sınıftan yani kuşların genelinden pek farklı değildir. Bu yazı kapsamında genel olarak kuşlarla ilgili bilgiler verilecek güvercinlere özgü durumlar ise ilave edilecektir. Latince’de Aves olarak adlandırılan kuşlar sınıfı, omurgalılar grubunda sürüngenlerle memeliler arasında yer alır. Bu sınıf üyelerinin karakteristik özelliği ön üyelerinin uçmaya yarar şekilde kanada dönüşmüş olması, vücutlarının tüylerle örtülü bulunması, yumurta ile çoğalmaları ve sıcak kanlı olmalarıdır. Kuşlar sabit sıcaklığa sahip hayvanlardır. Vücut sıcaklıkları 38–40 derece arasındadır. Çoğu türlerde kemiklerin içi boş olduğundan hafif bir iskelete sahiptirler. İskelet ve vücut yapıları ile gerek dış, gerekse iç organları hemen hemen bütün kuşların aynıdır. Omurgalılar içersinde bu karakteristikleri ile başlı başına ayrı bir grup oluşturmaktadırlar.

DIŞ GÖRÜNÜŞ

Başlıca karakteristikleri vücutlarının çok değişik renklerde tüylerle kaplı olmaları ve gövdelerinin iki yanında yer alan kanatları ile uçabilmeleridir. Kuşların vücudunun bazı yerleri gaga, ayak, parmaklar ile akbaba gibi bazı kuşlarda boyun kısmı tüysüzdür. Kuşlarda ayaklar yürümeye, yüzmeye, tırmanmaya ve tutunmaya yarar. Ayaklar genellikle sert pullarla kaplıdır. Bazı türlerde ayakların hatta tırnaklara kadar parmaklarında tüylerle kaplı olduğu görülür. Paçalı güvercinler buna iyi birer örnektirler. Değişik şekillerdeki gaga sert keratinden oluşur. Bazı türlerde gaga yumuşak bir deriyle kaplıdır. Gaga yapıları kuşların beslenme tarzlarına bağlı olarak çok değişik şekillerdedir.

TÜYLER
Kuş tüyleri karmaşık bir yapıdadır. Keratinleşmiş deri hücrelerinden oluşmaktadır. Telek adı verilen kanat ve kuyrukta yer alan büyük tüyler uçmaya ve dönmeye yaramaktadır. Vücudu bir kiremit örtüsü gibi kaplayan dış tüyler ise kuşu ıslanmaktan korur, alttaki ince ve yumuşak tüyler ise vücudun ısı kaybetmesini önler. Güvercinlerde kanat telekleri kabaca el telekleri ve kol telekleri olarak iki gruba ayrılabilir. El telekleri, genellikle 10 tanedir. Kanat ucundan bilek eklemine kadar sıralanır. Uçmayı sağlayan ana tüyler bunlardır. Kol telekleri adı verilen ikinci bir sıra ise, bilek ekleminden dirseğe kadar uzanır. Bu telekler ikinci derecede uçma tüyleridir. Sayıları kuş türüne göre değişmektedir. Güvercinlerde genellikle 18 adettir. Kuyruk telekleri, kuyruktaki büyük tüylerdir. Uçarken dümen görevi yaparlar. Sayıları güvercinlerde genellikle 12 dir. Bazı türlerde 14 ya da 16 ya kadar çıkabilmektedir. Kuyruk telekleri son kuyruk omuruna bağlanmışlardır. Buradaki kasların hareketlerine bağlı olarak hareket ederler. Örtü telekleri, uçma tüylerinin ve kuyruğun dibinde kiremit gibi dizilmiş kısa tüylerdir. Kanatların alt ve üstünde birkaç sıra örtü tüyü bulunur. Uçma teleklerine en yakın olan örtü tüyleri en büyük olanlardır. Hav tüyleri, teleklerin altında yer alır ve kuşun vücut ısısını korumaya yarar. Renkleri genellikle beyaz ya da gridir.

TÜY DÖKME
Çiftler halinde beslenen kuşlar tüy dökme döneminde birbirlerinin baş, sırt gibi tek başına erişemeyecekleri yerlerini temizler ve kaşırlar. Tek başına yetiştirilen kuşlara ise sahipleri yardım etmeli, güven sağladıktan sonra yavaş yavaş başlarını kaşımalıdır. Bu işlem nazikçe yapılmadığı zaman yeni tüylerin dış keratin tabakaları zedelenebilir. Banyo yaptırılarak kuşların rahatlaması sağlanmalıdır Papağanlar cinsel olgunluktan önce pek çok kez tüy değiştirdiği halde, ispinozlar ilk tüy değişiminden sonra cinsel olgunluğa ulaşırlar. Genç kanaryalar ise, 2 aylık yaşta ilk tüy değişimine girerler. Şiddetli bir tüy dökümü özellikle papağanları çok etkiler, hayvanlar durgunlaşır ve konuşmayı keser. Hayvanlar, tüyler dökülüp yerine yenileri çıkarken huysuz olur ve kaşınırlar. Kanaryalar ve ispinozlar, hazır ticari yem ve mamaları severek tüketirler. Bunlara tüy dökme döneminde haşlanmış yumurta, bira mayası,irmik, bebek bisküvisi veya mısır unundan oluşan bir karışım verilebilir. Kuşyemi ve darı tohum karmalarına giren başlıca yem türleridir. Renk mamaları: Bazı kuş sahiplerinin göz zevkine uygun olarak tüylerin parlak ve değişik renklerde olması için renk mamaları kullanılır. Bu mamalar düzenli verilmediği taktirde tüyler göze hoş gelmeyen renklere sahip olabilir. Bu durum bir sonraki tüy döküm mevsiminde ancak düzelebilir. Özellikle tercih edilen kırmızı ve turuncu renk pigmentleri ticari renk mamalar içinde yer alabilir. Bunun yanında beta karoten, kırmızı biber, havuç, domates gibi gıdalarda doğal turuncu renk pigmenti vardır.

TÜY DEĞİŞİMİ
Memelilerde ve kuşlarda kıllar, tüyler, tırnaklar dış etkilerle devamlı yıprandıklarından zamanla bunların yerine yenileri oluşur. Bu yenileme işi bazen yavaş yavaş ( memelilerde deri, tırnak, kuşlarda pençe ve gaga ) bazen de belli zamanlarda ve oldukça hızlı bir şekilde oluşur. (kıl ve tüy değiştirme) Genellikle, kuşlar bütün tüylerini senede bir defa, bazıları iki defa değiştirirler. Bazı kuşlar küçük örtü tüylerini senede iki defa, kanat ve kuyruk teleklerini ise bir defa değiştirirler. Tüy değiştirme yavaş olduğundan, genellikle 1-3 ay sürdüğünden kuşlar tamamen çıplak kalmaz ve uçma yeteneklerini kaybetmezler. Örneğin güvercinler bu şekilde tüy değiştirir. Fakat kaz, ördek, kuğu, turna ve bazı bataklık kuşları uçma teleklerini birden döktüklerinden birkaç hafta uçamazlar. Bu durumlar dışında değişik tüy değiştiren türler de vardır. Bazılarında erkek ve dişi değişik zamanlarda tüy değiştirir. Tüy değiştirme genellikle yavaş ve belli bir sıraya göre olur. Güvercinlerde kanat teleklerinin değişimi, el teleklerinde bilekte başlar ve el uçlarına doğru ilerler. Kol teleklerinde ise, hem iç hem de dış taraftan içe doğru değişir. Kuyruk teleklerinde ise değişim içten dışa doğru olur. Tüy değişimi derideki tüy yuvasında yeni tüyün büyümesi ve üstteki yıpranmış tüyün atılmasıyla oluşur. Bu tüy yenilemede bazı kuş türlerinde renk değişikliklerine de rastlanır. Yılda iki defa tüy değiştiren kuş türlerinde genellikle yaz ve kış renklerinde farklılıklar olur.

AYAK YAPILARI
Kuşlarda iskeleti oluşturan arka ekstremiteler yürüme bacaklarıdır. Bacağın üst kısmında yer alan uyluk kemiği ve diz eklemi bacak kasları ve karın tüyleri tarafından örtüldüğünden dışardan görülmez. Alt bacaktaki kaval kemiği kamış kemiği ile birleşerek but kemiğini oluşturmuştur. But kemiğinden sonra bilek ve tarak kemiklerinin birleşmesinden oluşan oldukça uzun ayak kemiği gelir. Bu kemiğin alt ucundaki çıkıntılara ikinci, üçüncü ve dördüncü parmaklar bağlanır. Birinci (arka) parmağı olan kuşlarda bu parmak ayak kemiğinin iç kenarındaki çıkıntıya bağlanır. Beşinci parmak yoktur. Parmak sayısı genellikle 3-4 tür. Birinci parmak 2, ikinci parmak 3, üçüncü parmak 4 ve dördüncü parmak 5 parçalıdır. Parmaklar bazı türlerde öne ve arkaya dönebilir. Ayaklar keratin pullarla kaplıdır. Kuşlarda ayaklar yaşam ve hareket tarzlarına göre değişik yapılar gösterir.

GAGA YAPILARI
Gaga, besinin tutulması, yakalanması, taşınması, parçalanması gibi işlemlerin yanı sıra düşmanlara karşı bir savunma aracı olarak da kullanılır. Tüylerin düzeltilmesinde, yuva yapımında ve daha bir çok işte kullanılır. Dolayısıyla kuşlarda yaşam biçimine uygun gaga biçimleri gelişmiştir. Keratinden oluşan gaga üst ve alt gaga olmak üzere iki kısımdır. Üst gaga, üst çene ve burun kemiklerinin, alt gaga ise alt çene kemiklerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. Üst gaga burundan itibaren devam eden sırt kısmı, genellikle az veya çok eğik olan gaga ucu ve keskin gaga kenarlarından oluşur. Gaga kenarlarında Çoğunlukla diş şeklinde çıkıntılar veya testere gibi tırtıklar bulunur. Alt gaga ise her iki alt çene kemiği uçlarının birleştiği gaga ucu ile çene kemikleri arasını örten, bazı türlerde yumuşak bir deriden oluşan gaga altından oluşur. Birçok kuşta ve güvercinlerde üst gaga dibinde yumuşak ve genellikle sarı renkte bir deri vardır. Ceroma adı verilen bu kısım sinirlerle donatıldığından dokunmada önemli görevler üstlenmiştir. Bir kısım bataklık ve su kuşlarında bu deri bütün gagayı örter. Burun delikleri ceromanın kafatası ile birleştiği yerden ya da ceromanın içinden açılır. Kuşların beslenme tarzına bağlı olarak çok değişik şekillerde gagalara rastlanır. Yırtıcı kuşların gagaları kanca gibi kıvrık, keskin ve güçlüdür. Bu gagaları ile deri, et ve hatta kemikleri parçalarlar. Tohum yiyen kuşlarda gagalar kalın ve koniktir. Bataklık ve sulak alanlarda yaşayan kuşların gagaları genellikle uzundur. Böcek yiyen kuşların gagaları ince ve sivridir. Pelikan gagası ise alt çenedeki esnek derisiyle büyük bir kepçe gibidir. Gaga şekilleri de kuşların tanınmasında ipuçları verir.

İSKELET YAPILARI
Kuşların genel yapısı yürüme ve uçma hareketlerini rahatça yapmaya uygun bir şekilde oluşmuştur. Yürürken ve dururken gövdenin ağırlık merkezi ayakların üzerine düşer. Bu sırada kanatlar katlanmış durumda gövdenin iki yanına yapışık olarak durur. Kuşların iskeleti incelendiğinde kemiklerin ince, içlerinin boş ve birçok yerinde belirli delikler olduğu görülür. Akciğerlerden itibaren çeşitli yerlerde bulunan hava keseleri kemiklerle bağlantılıdır. Bu durum kuşların uçmalarını kolaylaştırmaktadır. Şekil 1 de bir güvercinin iskelet yapısı görülmektedir.

KAFATASI
Kuşlarda kafatası, beyin ve soğancığın korunduğu kubbemsi ve iyi kaynaşmış kemiklerden meydana gelir. Kafatası üzerinde büyük göz çukurları, burun delikleri ve boynuzumsu bir maddeden yapılmış olan üst ve alt gaga yer alır. Eklemli ve oynak olan gaga, kafatası ve alt çene ile bağlantı halindedir. Günümüzde yaşayan hiçbir kuşta diş bulunmaz.

BOYUN
Kuşlarda boyun çok hareket edebilecek bir yapıda gelişmiştir. Boyunda yer alan omur sayısı genellikle 14–15 arasındadır. Bütün kuş türlerinde bu sayı 10 ile 26 arasında değişmektedir.

GÖĞÜS
Kuşlarda göğüste yer alan omur sayısı 3–10 arasında değişir. Güvercinlerde bu sayı 3 tanedir. Göğüste birbirine ve göğüs omurlarına bağlı 5-10 kaburga kemiği vardır. Göğüs kemiği iri, geniş ve yassıdır. Yalnız göğsü değil karın kısmını da kaplar. Göğüs omurlarından sonra gelen sırt ve bel omurları, leğen kemiği ile kaynaşmıştır. Kuşlarda ön üyeler kanat şeklini almıştır. Kanatlar kuvvetli kaslarla göğüs kemiğine bağlanmıştır. Kanadı omurgaya ve göğse bağlayan kemiklerden kürek kemikleri sırt tarafına doğru uzamışken, sırt kargacık kemikleri göğüs ile kaynaşmış, köprücük kemikleri ise uçta birleşerek lades kemiğini oluşturmuşlardır.

KANATLAR
Kanatlar, kısa bir pazı kemiği ve uzun ön kol kemikleri ile körelmiş el kemiklerinden ibarettir. El, birbirine kaynaşmış uzunca bir orta el parçası, başparmak, orta büyük parmak ve buna bitişik küçük parmak olmak üzere 3 parmaktan oluşur. Duruş ve yürüyüş halinde kolun üst kısmı geriye, alt kısmı öne ve el kısmı geriye kıvrık bir şekilde durur.

AYAKLAR

Ayaklar, sırt omurlarıyla birleşmiş ve bütünleşmiş leğen kemiğine bağlıdır. Kısa ve kuvvetli olan uyluk kemiği öne doğru yatık, gövdenin yan etleri içinde gizlenmiştir. Bu nedenle diz eklemi dışardan görülmez. Arkaya doğru eğik duran baldır oldukça iri ve uzundur. Kaval kemikleri kaynaşmıştır. Bilek ve ayak kemikleri kaynaşarak boru şeklinde parmaklara eklenmiştir. Beşinci parmak kaybolmuştur. Parmak sayısı genel olarak 3-4, deve kuşlarında 2 dir. Güvercinlerde parmak sayısı 4 tür. Arkaya dönük birinci parmak 2, içe bakan ikinci parmak 3, ortadaki üçüncü parmak 4, dıştaki dördüncü parmak ise 5 eklemlidir. En uç eklemde tırnak oluşmuştur. Güvercinlerde tırnaklar alttan gelen kısımlarla yenilenen bir yapıdadırlar. Parmak sayısı ve eklemler kuş türlerine göre çok değişiklikler gösterir. İskelet kaslarla çevrilidir. Kanatlar çok kuvvetli kaslarla bağlı olup ayrıca ayak kasları da oldukça güçlüdür.

İÇ ORGANLAR

BEYİN VE OMURİLİK
Beyin, kafatası boşluğu içinde yer alır. Kuşlarda beyindeki koku alma duyusu büyük ölçüde körelmiştir. Bunun yerine orta beyinde bulunan görme ve işitme lobları çok gelişmiştir. Güvercinlerde kafatası ile beyin arasında bulunan ferromanyetik bazı tanecikler, yerin manyetik alanına karşı duyarlı birimler haline gelmişlerdir. Güvercinler bu sistem sayesinde yerin manyetik alanındaki değişimleri hissedebilmektedirler. Bu sistem güvercinlerin çok uzaklardan uçurulduklarında bile yönlerini kolaylıkla bulabilmelerine yardımcı olmaktadır. Omurilik omurga kanalının son ucuna kadar uzanır. Omurilikten ayrılan sinir sistemi, bütün organlara ve kaslara kadar dağılır.

KALP, AKCİĞERLER VE SOLUNUM SİSTEMLERİ
Kuşların kalpleri dört gözlüdür. Kalp atışları memelilerden daha hızlıdır. Kalplerinin vücutlarının ağırlığına oranı, diğer omurgalılara göre daha fazladır. Solunum organları ve akciğerler küçüktür. Memelilerde olduğu gibi göğüs boşluğunda serbest halde bulunmayıp, gövde boşluğunun duvarına yapışıktırlar. Kuşlarda kısa olan bronşlar bir çok kollara ayrılmaktadır. Bu kollardan bir çok hava kesesi kuşun vücudunun değişik bölümlerine yayılır. Bu hava keseleri hava deposu işlevini görürler. Hava keseleri kuşun gövde, kanat ve ayaklarını hareket ettirmesi sonucu sıkışır ve açılırlar. Bu sayede ciğerlere hava gönderimi sağlanır. Kuşlarda diğer memeli hayvanlarda bulunan diyafram olmadığı için, ciğerlere hava körüklenmesi ve solunum bu yolla sağlanmaktadır. Uçurulmayan güvercin ve evcil kümes hayvanlarında rastladığımız durduğu yerde kanat çırpma hareketinin nedeni solunumu devam ettirme eyleminden kaynaklanmaktadır. Kuşlarda yer alan bu hava keselerinin bir diğer işlevi de vücut sıcaklığının korunmasını sağlamaktır. Bu mekanizma beyindeki bir merkez tarafından idare edilmektedir. Bir güvercinde kalbin vücut ağırlığına oranı % 14, Vücut sıcaklığı 43 derecedir. Dakikadaki kalp atış sayısı 220, solunum sayısı 450 dir. Dakikadaki kanat çırpma sayısı 8, yatay uçuşta hızı saatte 80 km. dir.

BÖBREKLER VE BOŞALTIM SİSTEMİ
Kuşlarda böbrekler iri ve uzunca bir yapı gösterir ve sırt kemiğinin iç çukuruna gömülmüş durumdadır. Böbrekten çıkan idrar kanalları bağırsağın arka tarafına uzanır ve eşey deliğinin (kloak) orta kısmına açılır. İdrar kuşlarda sulu değildir. Beyaz, yoğun ve çabuk katılaşan bir maddeden ibarettir. Deve kuşu haricinde hiçbir kuşta idrar kesesi bulunmaz. Bunun nedeni kuşların aslında sıvı olan idrardaki suyu tekrar emerek vücuda kazandıran bir yapı geliştirmiş olmalarındandır. Böylelikle kuşlar uzun süre susuz idare edebilecek bir yapı kazanmışlardır. Tane ve tohumla beslenen güvercin gibi kuşlarda su içme ihtiyacı diğer kuşlara oranla daha fazladır. Kuşlarda böbrekler, sadece azotlu atıkların atılmasına değil vücuttaki su ve tuz miktarına göre glikozun düzenlenmesinde de görev alır.

KURSAK, ÖN MİDE, TAŞLIK VE SİNDİRİM SİSTEMLERİ
Kuşlarda sindirim sistemi de değişiklik gösterir. Kuşlarda ağız kısmında diş bulunmaz. Bazı kuşlardaki gaga kenarlarındaki testeremsi çıkıntılar ve diğer oluşumlar beslenmeleri ile ilgilidir. Ağız içinde boynuzumsu bir madde ile kaplı ve hareketli olan dil, besinleri almaya ve yemek borusuna göndermeye yarar. Şekil 3 de bir güvercinin sindirim organları görülmektedir.

KURSAK VE ÖZOFAGUS
Yemek borusu kuşun boyun uzunluğuna göre şekil alır. Güvercinlerin de dahil olduğu tanelerle beslenen bazı kuşlarda ve yırtıcılarda yemek borusu genişleyerek kursak denilen bir yapı ortaya çıkartmıştır. Alınan besinler ilk önce kursakta yumuşatılır. Kursak oluşumu aslında dişlerin olmayışının doğal bir sonucu olarak gelişmiştir. Kursağın esas görevi alınan besinleri ilk aşamada depolayarak mideye yavaş yavaş geçmelerini sağlamaktır. Bunun yanı sıra kursağın diğer bir önemli görevi de özellikle tohum ve tane yiyen güvercin gibi kuşlarda besinlerin yumuşatılıp hazırlandıktan sonra yavrulara kusularak verilmesini sağlamaktır. Çünkü yavrular gagaları gelişene kadar yaklaşık 1 ay süre ile kendi başlarına yem yiyemezler. Güvercinlerde yavrular gagalarını anne ya da babalarının yutaklarına sokarak kusmalarını sağlarlar böylelikle depo edilmiş besine ulaşırlar. Tane ve tohum ile beslenen güvercin gibi kuşlarda, tanelerin öğütülmesini sağlamak amacı ile kursakta bir miktar taş bulundurulur. Kuş, uygun büyüklükteki taşları bu amaçla yutar. Bu taşlar kursakta bir tür değirmen taşı görevi görüp tanelerin öğütülmesini sağlarlar. Kursağın girişinde başlangıcında Özofagus denilen bir bölüm yer alır. Beyindeki hipofiz bezinin salgıladığı prolaktin adı verilen bir hormonun etkisi ile özofagus’tan bir çeşit salgı salgılanır. Bu salgı sadece Columbidae (güvercingiller) ailesine özgüdür ve diğer kuş türlerinde bulunmaz. Kursak sütü olarak adlandırılan bu salgı halk arasında “kuşsütü” olarak bilinmektedir. Kuluçka döneminin sonuna doğru sadece bir hafta süre ile salgılanan bu sıvının besleyici değeri çok yüksektir. Yeni yavrular kursaktaki yarı sindirilmiş besinlerle beslenmeye hazır olana kadar ilk günlerinde bu salgı ile beslenirler.

ÖN MİDE VE KASLI MİDE (TAŞLIK)
Bütün kuşlarda yemek borusu alt kısımda genişler ve oval bir şekil alarak mideyi oluşturur. Mide kuşlarda genel olarak iki bölümden meydana gelmektedir. Bunları Ön mide ve Kaslı mide (taşlık) olarak adlandırabiliriz. Ön mideye birçok salgı bezi bağlıdır. Ön mideden sonra güçlü kaslardan oluşan ve iç kısmı sertleşmiş, boynuzumsu bir madde ile kaplı taşlık da denilen kaslı mide gelir. Kaslı mide alınan besinlere göre değişiklik gösterir. Yırtıcı kuşlarda bu mide zayıf kaslıdır. Tane yiyen kuşlarda ise sert kaslı ve içi karşılıklı sert iki plakadan oluşur. Kursak ve ön mideden geçerken yumuşayan besinler burada mide hareketleriyle parçalanır ve öğütülürler.

İNCE BAĞIRSAK
Kimyasal sindirimin büyük bir kısmı ve besinlerin emilmesi burada olur. İnce bağırsak tane yiyen güvercin gibi kuşlarda diğer kuşlara göre oransal olarak daha uzundur. Kısa olan kalın bağırsağın sonunda bir çok kuşta uzunca bir kör bağırsak bulunur. Kalın bağırsak anüse açılır.

KLOAK
Kalınbağırsağın dışa açıldığı, dışkının ve idrarın belli bir süre tutulduğu kısımdır. Sindirilmiş besinlerdeki su burada tekrar vücut içine geri emilir. Atık maddeler ise anüs yolu ile dışarı atılır. Kloak’ın bir diğer işlevi de eşeysel üretimin akıtıldığı yerdir. Kuşun cinsiyetine göre sperm ya da yumurta kanalı burada bulunur.

ÜREME ORGANLARI
Erkeklerde
Böbreklerin ön yan tarafına ikişer tane yumurta biçiminde testisler bulunur. Testislerden çıkan bir sperm kanalı kloak’ın orta kısmına açılır. Kloak’a açılmadan önce sperm kanalı bir şişkinlik yapar. Çiftleşme zamanı bu testisler şişer ve genellikle soldaki daha büyük olur. Kuşların çoğunda güvercinlerde de olduğu gibi çiftleşme organı (penis) yoktur. Yalnız ördekgiller familyası mensuplarında anüsün karına bakan iç duvarından ucu dışarı çıkabilen penis benzeri bir yapı bulunur. Penis üzerindeki oluk, sperma kanallarından çıkan spermayı dişiye iletmeye yarar. Leylek ve balıkçıllarda ise penis körelmiş, anüsün iç duvarında bir siğil şeklini almıştır. Tavuklarda yumurtadan yeni çıkmış yavrularda bu penis benzeri yapı iyi göründüğü için erkek ve dişi civcivler birbirlerinden kolaylıkla ayırt edilebilir.
Dişilerde
Üreme organı yumurtalık ve yumurta kanalından ibarettir. Yumurta kanalı, kloak’ın orta kısmına açılır. Sağ yumurtalık ve yumurta kanalı körelmiş veya tamamen ortadan kalkmıştır. Çiftleşme ve yumurtlama zamanı sol tarafta bulunan üzüm salkımı şeklindeki yumurtalık ve dolambaçlı döl kanalı olağan üstü büyür. Yumurta kanalı yapısal ve işlevsel olarak birbirinden ayrılan beş bölgeden oluşur. Her dişinin eşey organında erkek eşey organını karşılayan ve aynı bölgede anüsün iç duvarında yer alan bir klitoris (bızır) bulunur.

DUYU ORGANLARI
Kuşlar görme ve işitme duyuları çok gelişmiş olan canlılardır. Buna bağlantılı olarak diğer algılama sistemleri fazla gelişkin değildir. Körelen duyuların başında ise koklama gelmektedir.

GÖRME
Kara omurgalıları içinde, hatta tüm omurgalılar içinde görme yeteneği en iyi gelişmiş ve vücuduna göre gözü en büyük olan hayvan grubu kuşlardır. Kuşların duyu organları arasında çok önemli bir yere sahip olan gözler, yön, uzaklık, şekil, renk, derinlik, hareket ve büyüklük gibi nesnelerle ilgili özelliklerin tümünü algılamaktadır. Kuşların büyük bir bölümünde gözler kafanın iki yanında yer alır. Sadece gece yırtıcılarında gözler kafanın ön tarafındadır. Kuşlarda gözlerin çok az hareketli olmasına karşın baş ve boyun büyük hareket kabiliyetine sahiptir. Göz kapakları çok hareketlidir. Göz kapaklarından ayrı olarak gözü örtebilen hareketli ve saydam bir zar (nicitans) bulunur. Bütün kuşlarda daralıp genişleyebilen göz bebekleri yuvarlaktır. Retina tabakası ön kısma nazaran daha geniştir. Göz çevreleyen katı tabakanın içinde ve cornea kenarlarının arkasında kemik tabakacıklarından oluşan bir halka vardır. Cornea tabakası bütün kuşlarda kuvvetli bir şekilde kubbeleşmiştir. Retina tabakasının büyüklük ve gelişmişliğine paralel olarak keskin ve net görebilme çok gelişmiştir. Durdukları yerde bir dairenin 300 derecelik sahasını görebilirler. Renk görme olayı bir çok canlıda gelişmemişken kuşlarda vardır. Örneğin köpeklerin renk görmedikleri düşünülürse kuşlar bu konuda oldukça yeteneklilerdir. Bir güvercinin 20 renk tonunu birbirinden ayırt edebildiği saptanmıştır. (insanda bu rakam 160 dır.)

İŞİTME
İşitme organı olan kulak gözlerin hemen arkasında, başın iki yanında yer alır. Kuşlarda da kulak, iç, orta ve dış kulak olmak üzere üç kısımdan ibarettir. Fakat dış kulak pek dikkati çekmez. Genellikle dıştan bir tutam kalem tüyü ile çevrili ve örtülüdür. Bazı kuşlarda kulağı çevreleyip örten kalem tüylerinin rengi değişiktir. Sadece bazı türlerde örneğin baykuşlarda dış kulak kepçesi gelişmiştir. Kuşların 40–30.000 Hz’lik sesleri duydukları saptanmıştır. Kural olarak 100 Hz’den daha düşük sesleri çok az duyarlar. En duyarlı oldukları ses aralığı 1000–3000 Hz arasıdır.

KOKU ALMA

Koku alma duyusu kuşların genelinde körelmiş ve zayıftır. Koku alma organı burun üst gaganın dip kısmında yer alır. Çoğunlukla tam olmayan bir ara perde ile ayrılmış burun boşluğunda koku alma görevini taşıyan midye şeklinde bir çift oluşum vardır. Her iki burun deliği üst gaga dibine yakın bir yerde bulunur. Bazı kuşlarda burun delikleri sert kıllarla örtülüdür (kuzgun). Bazılarında ise (fırtına kuşları) boru şeklinde uzamış ve birbiriyle birleşmiştir.

TAD ALMA
Tat alma organı dil ve gaganın iç kısmıdır. yumuşak olan dil dibi ile damakta yer alan tomurcuklar vasıtasıyla tat alma olayı gerçekleşir. Kural olarak tat alma duyusu iyi gelişmemiştir.

DOKUNMA DUYUSU
Gaga ve dil dokunma organı vazifesini de görmektedir. Çulluklar,ördekler ve genellikle diğer su kuşlarında yumuşak gaga derisi üzerinde yer alan cisimcikler gaganın dokunma organı olarak iş görmesini sağlar. Ayrıca böceklerle beslenen diğer bazı kuşlarda (ağaçkakanlar) oldukça uzun olan dilleri de dokunma vazifesini görür.

YUVA, YUMURTALAR VE KULUÇKA

Kuşlarda üreme yumurtlama yoluyla olur. Bütün kuşlar hazırladıkları bir yuvaya veya uygun bir yere yumurtlarlar daha sonra bir süre kuluçkada yatar ve yavruların yumurtadan çıkmasını sağlarlar. Embiryonik gelişme vücut dışında olduğundan bütün kuşlar çok etkili birer kuluçka ve yavru bakım davranışları geliştirmişlerdir. Bazı türlerde yumurtadan çıkan yavrular yuvayı hemen terk eder, ana-babalarıyla birlikte besinlerini ararlar. Bir kısım kuşlarda ise yavrular belli bir süre yuvada kalır, ana, baba veya herhangi biri tarafından beslenir, uçacak hale gelince yuvayı terk eder. Güvercinlerde yavrular yumurtadan çıktıktan sonra ana ve baba kuş tarafından ortaklaşa beslenirler. Gagaları sertleşip kendi başlarına yem yiyebilecek hale gelene kadar bu şekilde devam eder. Bu süre yaklaşık bir aydır. Yumurtadan çıkışta tüysüz olan yavrular bir ay içinde hem yem yiyebilecek hem de uçabilecek hale gelirler. Her kuş türünde yuva yapımına eşlerin katkısı farklı farklıdır. Bazı türlerde sadece dişiler yuva yaparken, güvercinlerin de dahil olduğu bazı türlerde ise erkeklerde yuva materyali taşıyarak hatta yuva yapımına katılarak dişiye destek olurlar. Guguk kuşu yuva yapmaz, yumurtalarını başka kuşların yuvalarına bırakır, yumurtadan çıkan yavrular da yuva sahibi kuş tarafından beslenip büyütülür. Kuşlar genellikle ilkbaharda çiftleşerek yuvalanır ve yumurtlarlar. Bazı kuşlarda senede bir, bazılarında iki, bazılarında 3-4 kez kuluçka olayı görülür. En çok yumurtlayan kuşlar tavukgillerdir. Bıldırcın 10-16, keklik ve sülün ise 15-20 yumurta yapar. Güvercinlerde üreme sezonu genel olarak şubat ve ağustos ayları arasındadır. Bu süre içinde ortalama 4 kez yumurtlar ve kuluçkaya yatarlar. Her bir seferde iki yumurta bırakılır. Kuluçka süresi yaklaşık 15–20 gün arasındadır. Kuluçkaya hem erkek hem dişi güvercin birlikte nöbetleşe yatarlar. Gündüzleri genellikle erkek, geceleri ise daha çok dişi güvercin kuluçkada yatar. Kuşların yumurtaları şekil, büyüklük ve renk bakımından çok çeşitlidir. Genel olarak yumurta büyüklüğü kuşla ve çıkacak yavru büyüklüğü ile orantılıdır. Kuş büyüklüğüne göre en büyük yumurtayı kivi, en küçüğü de guguk kuşu yapar. Yumurtaların renkleri yuva yerlerine göre değişir. Oyuklarda, karanlık, kapalı yuvalarda kuluçkaya yatan kuşların yumurtaları ortama uyacak şekilde renkli ve benekli olur.

ÇİFTLEŞME
Kuşlarda çiftleşme ve çiftleşme öncesi kur yapma şekilleri türlere göre çok çeşitlilik göstermektedir. Çoğunlukla erkek kuşlar diğer erkeklere karşı mücadeleye girer. Eş yapma şekilleri de aynı biçimde farklı farklıdır. Ömür boyu tek eşle birlikte olma şeklinin yanı sıra, çok erkeklilik ve çok dişililik de yaygındır. Güvercinler genellikle sezonluk eş seçerler. Yalnız yabani güvercinde monogamik tek eşlilik vardır. Güvercinlerde çiftleşme erkek kuşun öterek dişiye kur yapması ile başlar. Dişi çiftleşmeye hazırsa, ön çiftleşme diyebileceğimiz öpüşme evresi başlar. Burada kuşlar birbirlerinin gagasının içine gagalarını sokarak, aynı yavru beslerken yaptıkları kusma hareketini yaparlar. Bu hareketin işlevi konusunda yazılı bir kaynak bulamadım. Ancak benim tahminim kuşlarda dokunma duyusunun en gelişmiş olduğu bölge olan gaga üzerindeki ceroma’nın uyarılması ve böylelikle erkek kuşun sperm verebilecek hale gelmesi sağlanıyor olabilir. Öpüşmeden sonra genellikle dişi kuş çömelir gibi bir hareket yapar ve erkek kuş onun üzerine çıkarak anüsler birleştirilerek kloaklar karşı karşıya getirilir. Dişi kuşun erkek kuş üzerine çıkma durumu da olabilir. Bu aşamada erkek spermlerini dişinin kloak’ı içine bırakır. Spermler buradan ovidukt adı verilen dişi yumurta kanalına girerek yumurta sarısı üzerindeki çekirdeği döllemek üzere 72 saat sürecek bir yolculuğa başlarlar. Çiftleşmeden 72 saat sonra spermler, çekirdeği dölleyebilecek yere ulaşırlar ve burada dölleme yeteneklerini kaybetmeksizin 3 hafta kadar bekleyebilirler. Çekirdek döllendikten sonra yumurta sarısı ile birlikte yumurta kanalına girer ve yumurtlama süreci başlar.

YUMURTA OLUŞUMU VE YUMURTANIN DÖLLENMESİ
Kuş yumurtası yumurta kanalında oluşur. Burada sürekli yumurta sarısı oluşarak yumurtalığı büyütür. Belli bir büyüklüğe ulaşınca folikül patlayarak yumurta kanalına geçiş sağlanır. Çekirdek, sperm tarafından döllenebilmek için her zaman yumurta sarısının dış yüzeyinde bulunur. Yumurta sarısı yumurta kanalına girme aşamasında spermler tarafından döllenir. Spermler burada yumurtayı beklerler. (çiftleşmeden yaklaşık 72 saat sonra) Spermler 3 hafta kadar dölleme yeteneklerini yitirmeksizin yumurta kanalında kalabilirler. Sonuçta küre şeklinde bir yumurta sarısı üst bölümünde yer alan ve spermler tarafından döllenmiş çekirdeği ile birlikte beş bölümden oluşan yumurta kanalından aşağıya inmeye başlar. Bu yolculuk boyunca sırası ile önce yumurta akı, sonra yumurta zarı ve en sonunda ise yumurta kabuğu ile çevrilir. Yumurta kabuğunun kalkeri, uterus duvarından çıkan protein içerikli bir sıvının küçük sütuncuklar halinde yumurta zarının üzerine birikmesi ile meydana gelir. Yumurta döllenir döllenmez ilk bölünme de meydana gelir. Bu embiryonun ilk oluşum aşamasıdır. Embiryo başlangıçta sadece yumurta sarısı ile beslenir. Daha sonra sindirim kanalının oluşmasına bağlı olarak yumurta akını da tüketmeye başlar. Yumurtadan çıkış, yavrunun gagası ile yumurta kabuğunu tıklatması ile başlar. Güvercinlerde yumurtadan yavru çıkma süresi, ortalama 15–20 gün arasındadır.

SES ÇIKARMA
Kuşları daha çok ötüşleri ile biliriz. Hatta sadece ötüşleri için beslenen bir çok kafes kuşu bulunmaktadır. Kuşlarda ses çıkarma organı gırtlağın altında bulunan Syrinx’dir. Yalnız kuşlarda bulunan bu organ trakenin en alt kısmının ve çoğu defa bronşların en üst kısmının şekil değiştirmesi ile oluşmuştur. Bu ses organında 2–7 bronşiyal bilezik ve bunların arasına gerilmiş bir zar bulunur. Kasların işlevleriyle bu bronşiyal bilezikler birbirlerine karşı farklı derecelerde hareket ettirilerek, ses çıkarılacak zarın gerginliği değiştirilir. Böylece sesin tonu ve ritmi ayarlanmış olur. Ses bazı kuşlarda tüm ömür boyunca, bazılarında sadece üreme mevsiminde bazılarında ise sadece göç sırasında çıkarılır.

BESLENME

İç organlar bölümünde kuşların sindirim sistemi hakkında özet bilgiler verilmiştir. Kuşlarda gaga besinleri tutmaya, koparmaya ve parçalamaya yarar. Ağız kısmında aldığı besinleri öğütmeye, ufalamaya yarayan diş gibi bir organ yoktur. Taneyle beslenenler taneleri olduğu gibi veya gagalarıyla kırarak, etle beslenenler ise avların parçalayarak yutarlar. Kuşların çoğu besinlerini büyük parçalar halinde yutar. Yutulan besinler kursağı olan kuşlarda bir süre kursakta kalıp yumuşatılır. Besinler midede parçalanır. Ön midede sindirim fermentlerini alarak taşlığa (kaslı mide) geçen besinler burada küçük parçalar haline gelir ve bağırsaklara geçer. Sindirim bağırsakta tamamlanır. Selüloz ise kör bağırsakta sindirilir. Çok hareketli olan ve çok enerji harcayan kuşlar çok gıda almak zorundadırlar. Yalnız ot ve yaprak gibi besinlerle beslenen kuş türü çok azdır. Bitkisel besinlerle beslene kuşlar genellikle filiz, körpe yaprak meyve tohumları yerler. Bitkisel besinlerin sindirimi hayvansal besinlerden daha zor olduğundan ve gelişme süresince protein ihtiyacı yüksek olduğundan bitki ve tane yiyen kuşların çoğu yavrularını böcek ve kurtlarla beslerler. Belli bir süre sonra hayvansal proteinle beslenen yavrular gelişince yine bitki ve tanelerle beslenmeye başlarlar. Kuşların büyük bir bölümü hayvansal gıdalarla beslenirler. Böcekler, kurtlar, larvalar, yumuşakçalar, sürüngenler, balıklar, küçük memeliler, orta boy memeliler ve yavruları ile çeşitli kuşlar değişik kuş türlerinin besinlerini oluştururlar. Hayvansal besinlerle beslenen kuşlar sindiremedikleri tüy ve kemikleri (baykuşta olduğu gibi) bir yumak halinde ağız yoluyla dışarı atarlar. Böcek yiyen kuşların çoğu da sert kitin parçalarını aynı şekilde kusarlar. Gündüz yırtıcıları tüy, kemik, kıl gibi parçaları yemezler. Akbabalar özellikle kuzukuşu kalın sığır kemiklerini bile midede oluşan asit (HCL) ile eritirler. Balıkla beslenen kuş türlerinden Yalı çapkınları pul ve kılçıkları ağız yoluyla dışarı atmalarına karşın, martı, pelikan ve balıkçıllar bu kısımları da sindirirler. Meyvelerle beslenen kuşların birçoğu meyvelerin etli kısımlarını yer ve sindirirler, çekirdekleri ise bağırsak veya ağız yoluyla dışarı atarlar. Böylece bitkilerin yayılmasını da sağlamış olurlar Kuşların dışkıları da beslenmelerine göre farklıdır. Tane ve tohumlarla beslenen kuşların dışkıları kuru ve katıdır. Hayvansal besinlerle beslenenlerin ise cıvık ve genellikle yapışkandır. Meyvelerle ve bitkilerle beslene kuşların dışkıları genellikle renkli (yeşil,mor) ve içlerinde çeşitli tohumlar vardır


Rapor Et
Eski 10 Ağustos 2008, 02:37

Güvercin Yetiştiriciliği

#4 (link)
GÜLGECELER
Ziyaretçi
GÜLGECELER - avatarı
Güvercin Yetiştiriciliği

Yurdumuzda güvercinler oldukça yüksek paralar karşılığı alınıp satılırken barındırılmaları konusuna yeterli titizlik gösterilmemektedir. Çoğu kuşçumuz rastgele bulduğu malzemelerden kuşlarına barınak yapmaktadır. Halbuki güvercin yetiriciliğinde başarının anahtarı barınağın kuşların gereksinimlerine uymasından geçer.

Mevcut kümeslerde yetersiz havalandırma ilk anda göze çarpan en önemli unsurdur. Güvercinlerimizin soğuktan zarar görmeyecekleri gerçeğinden hareketle kümes havalandırılmasına dikkat edilmelidir. Hava cereyanı ve nem hayvanlarımızın sağlığını olumsuz olarak etkiler. Bu nedenle kümeslerin bir tarafında ve yeterli büyüklükte havalandırma pencereleri bulunmalıdır. Hatta bunun yanısıra, hava cereyanının doğrudan hayvanların bulundukları (yuvalık, tünek) yere gelmemesine dikkat ederek havalandırma bacaları da konulmalıdır. Böylece güvercinlerin dışkısından kaynaklanan nem ve amonyağın da kümesten atılması sağlanır. Havalandırma pencereleri veya açıklıklarının hakim rüzgar tarafında olmamasına dikkat edilmelidir. Buna bağlı olarak kümeslerin önünün genellikle güney, güneydoğuya bakmasını önerebiliriz.

Sorunlu diğer bir nokta altlıktır. Kümeslerimizin tabanının beton olması ve sık sık dışkının temizlenmesi en idealidir. Ancak zaman darlığı nedeniyle birçok kuşçu bunu yapamamaktadır. Kümeslerde altlık olarak kuru kum-kireç karışımı konulabilir. Bu takdirde dahi belli aralıklarla bu kum yenisiyle değiştirilmelidir. Avrupa’da Posta güvercini yetiştiricilerinin kullandığı diğer bir altlık türü ise kalın buğday sapıdır. Bu şekilde altlık ıslandıkça veya kirlendikçe üzerine yenisi konulur.

Kümesin büyüklüğünün içeride barındıracağınız güvercin sayısı ile doğru orantılı olmasına dikkat edilmelidir. Güvercin sayısının yüksek olduğu nispeten küçük kümesler, hastalıklardan tutun da dölsüz yumurtaya kadar birçok sorunun ana nedenidir. Ülkemiz yetiştiricisi bu konuyu da yeterince dikkate almamaktadır. Güvercin literatüründe verimli kümeslerde 1 m3’e bir çift güvercin düşmesi gerektiği bildirilmektedir. Elbette ki bu standart bir çiftten yıl boyunca elde edilecek yavru sayısını dikkate almaktadır.

Mümkünse kümesin birkaç bölmeye ayrılmasının bazı noktalarda büyük yararı vardır. Örneğin, salgın hastalıklarda, bir bölmedeki kuşlar hastalanınca, yeterli titizlik gösterilirse diğer bölmedekilerin hastalanmaları önlenebilir. Bunun yanısıra yeme düştükten sonra yavruların anaçlardan ayrılması daha iyi gelişmelerini sağlamaktadır. Ayrıca kışın eşlerin ayrılması gerekmektedir. Bu takdirde de birden fazla bölmeye gereksinim vardır.

Anaçların bulunduğu bölmede her çift için bir yuvalık ve en az güvercin sayısı kadar tünek bulunmalıdır. Yuvalıkların yeterince büyük olması gerekir. İdeal yuvalık büyüklüğü 70 cm x 40 cm x 40 cm olmasına rağmen yer durumuna göre yuvalıkların boyutları ile oynanabilir. Ancak 50 cm x 35 cm x 35 cm boyutlarından daha küçük yuvalıklar önerilmemektedir. Yuvalıkların tamamen kapatılabilmesi gereksiz olarak pisletilmelerini önlerken, diğer yandan istediğiniz kuşa istediğiniz yuvalığa alıştırma kolaylığı da sağlar. Hatta bu yuvalıkların yarıdan kapatılabilmesi eşleştirmede de kolaylık getirir. Erkek güvercin yuvaya alıştırıldıktan sonra eş olarak verilecek dişi yuvalığa kapatılır. Erkek güvercin yuvalıktaki kapatılmayan bölmeye girip çıkabilir. Böylece erkeğin dişi kuşu dövmesi önlenir ve eşleşme çok çabuk gerçekleşir.


Her bölmede güvercin sayısından fazla sayıda bireysel tünek bulunmalıdır. Tüneklerde hayvanların birbirlerini kirletmemelerine dikkat edilmelidir. Bu amaçla çatı şeklinde bireysel tünekler kullanılabileceği gibi diğer pratik bir tünek şekli kümesin bir duvarının 7 cm genişliğinde tahta ile her kuş için 30 cm aralıklarla bölünmüş bir çerçevedir.

yav-001
Son Düzenleyen Mira; 16 Ocak 2013 @ 23:20. Sebep: Düzenlendi.
Rapor Et
Eski 1 Eylül 2008, 03:56

Güvercin Yetiştiriliciği

#5 (link)
GÜLGECELER
Ziyaretçi
GÜLGECELER - avatarı
GÜVERCİN BAKIMININ ESASLARI
1. Mutlaka standartlara uygun kümes veya kümesler.
2. Temizlik ve hijyen
3. Sağlıklı damızlık
4. Finansman
5. Zaman
6. Sportmenlik

1. Kümes
Kümes deyince aklımıza gelen konu; güvercinlerimizin rahat edebileceği, sağlık koşullarına uygun ,yaşamları süresince barınabilecekleri güvercin evlerinden söz ediyorum. Kümesleri, bahçe kümesleri ,tavan arası kümesleri ve teras kümesleri olarak sınıflandırabiliriz. Kümeslerimizin cephesini , şayet şeçeneğimiz varsa rüzgarın daha ılık estiği, sabah güneşini ve gün boyu güneş ışınlarını alabilen doğu veya güney doğu yönlerine kurarsak kuşlarımızın güneş ışınlarından azami derecede faydalanmalarını sağlarız. Böylece sabahın erken saatlerinde kümesin içersindekihavanında ılıklaşmasını sağlarız. Kümeslerin çok lüks olması önemli değildir ancak ihtiyaçlara cevap vermesi çok önemlidir. Bahçe kümeslerini ve terasta inşa edeceğimiz kümesleri yerden 45cm gibi yüksekliğe kaldırırsak, kümesin altında oluşacak hava sirkülasyonu sayesinde kümes tabanının daima kuru kalmasını sağlarız. İyi bir kümeste dikkat edilmesi gereken en önemli husus kümesin tabanının sürekli olarak kuru kalmasını sağlayan ve kuşlarımızda üst solunum problemleri yaratmayan havalandırma sistemlerinin bulunmasıdır. Bunun için belli zaman dilimlerinde devreye sokacağımız (kuşları yemleme zamanı gibi ) elektrikle çalışan havalandırma sistemlerini tercih edebileceğimiz gibi doğal havalandırma sistemlerini de oluşturabiliriz. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus kümes içersinde kuşlarımızı cereyana maruz bırakmamaktır. Bu nedenle kümeslerde tek cepheden, tercihen kümeslerin ön yüzünde alttan açılacak havalandırma delikleri ile kümesin içersine temiz hava girmesini sağlarız. Tavandan açacağımız havalandırma bacaları ile de kümesteki istenmeyen kötü hava ve kokuların dışarıya çıkmasını sağlarız. Böylece kuşlarımızı hava akımlarına (cereyan) maruz bırakmaksızın kümeslerimizin hava sirkülasyonunu sağlarız.
Ayrıca kümeslerde kuşlarımızın yuva ölçülerini ve şekillerini belli standartlara göre dizayn edersek hem kuşlarımız rahat eder hem de yuva temizliğinde bizler rahat ederiz. Standartlara uygun yuvadan kastım; bir çift kuşun yaşamlarını sürdürebileceği, rahatlıkla eşleşip yavrularını büyütebilecekleri, kolay temizlenebilmesi için altında tercihen yuva ızgarası olan, içersinde 2 adet yumurtalık konulabilen, önleri gerektiğinde kapatılabilmesi için yuva önü bulunan, yetiştirdiğimiz kuşların fiziki yapılarına uygun ölçülerdeki yuvaları kastediyorum. Bu yuvaların ölçüleri kişisel olarak değisse de, normal ölçüler 40x60x40 veya 40X70X40 gibidir. Konuyu biraz açmak gerekirse ideal bir yuva 40 cm derinlik, 60 cm genişlik, 40 cm yüksekliktedir. Bu standartlara sahip bir yuvada bir çift kuş, konulacak 2 adet yumurtalık sayesinde aynı anda bir çift yavru büyütürken, bir çiftte yumurtaya yatabilir. Yuva önleri sayesinde ise kuşlarımızı yuva içersine kapatıp, burada eşleştirerek, yemini ve suyunu burada vererek doğacak yavruların istediğimiz çiftlere ait olduğundan emin olabiliriz. Ayrıca yuva önlerine takacağımız mamalıklara yem koyarak, hem yavruya bakan çiftlere yardımcı olabiliriz, hem de yavruların ebeveyinlerine bakarak çabucak yem yemeyi öğrenmelerini sağlarız. Yuva altı ızgaraları ise kuşlarımızın dışkılarıyla temasını kestiği için yemin dışkı ile bulaşması sonucu oluşabilecek olan enfeksiyonların önlenmesinde rol oynayan çok önemli faktörlerden biridir. Ayrıca haftada bir kez bu ızgaraları kaldırmak suretiyle yuvalıkları kolayca temizleyebiliriz.
Kümeslerimizin tabanlarını günlük olarak temizlemiyorsak yere koyacağımız taban ızgaraları sayesinde kuşlarımızın dışkıları ile temasını keseriz. Kuşlar yerdeki dışkılara basmadığı için, bu dışkılar daha kısa sürede kuruyup, temizlik aşamasında ise daha kolay temizlenebilecektir. Kümeslerde kuşlarımızın suluklarını yerden takriben 50cm yükseklikteki sehpaların üstüne yerleştirirsek, içeride uçuşan tozların sulukları kirletmesini belli oranda önlemiş oluruz. Kuşlarımızın mutlaka hergün sularını değiştirip tazeleyelim. Böylece uzun süre suluklarda bayat su kalmayacağından suyun bakteri üretmesini de belli oranda önlemiş oluruz. Günlük verdiğimiz suyu direk çeşme suyu yerine, içersine bir miktar su dezenfektasyonu ilave ederek verirsek, sudan geçmesi muhtemel olan bazı enfeksiyonları önlemiş oluruz. Ayrıca kuşlarımıza yemlerini mutlaka temizlenip dezenfekte edilmiş bir zeminde veya yemliklerde vermeliyiz. Sanırım hiç kimse tuvalette yemeğini yemek istemez. Öyleyse bizlerde kuşlarımıza yemlerini özenle hazırlanmış yemliklerinde sunalım.Alacağımız bu basit tedbirlerle kuşlarımızın sağlıklı kalmalarını sağlamış oluruz.


2. Temizlik ve hijyen
Temizlik ve hijyenik koşullar hastalıkların kolayca yayılmasını önleyeceğinden, mutlaka uygulanması gereken önemli tedbirlerdir.
Haftalık yapacağımız kümes temizliği, yerleri, yuvaları, yumurtalıkları, tünekleri ve kümeste kullanılan her türlü ekipmanı
kapsamalıdır. Kümes temizliği birkaç aşamalıdır. Birinci aşamada kümesteki her yer ve ekipmanlar (yemlik, suluk vs ) temizlenmelidir. Bu periyotta mümkünse elektrik süpürgesi ile kümesteki her yerin küçük tozları alınır. İkinci periyotta ise bir kova içersine konulan bir miktar dezenfektasyon ilacı karıştırılmış ılık su ile bütün yüzeyler silinmek suretiyle, mikropların barınmasına uygun ortam yaratabilecek olan tozlar silinip temizlenir. Son olarak ta dezenfektasyon pompası ile püskürmek suretiyle kümesteki el girmeyen yerlerde dahil olmak üzere her yer dezenfekte edilir. Bu işleme alternatif olarak pürmüz ile yakmayı da deneyebilirsiniz.
Unutmamak gerekir ki yakma metodu da mikropların imha edilmesinde çok etkilidir. Ancak çok dikkatli olunmasını tavsiye ederim. Zira yangın çıkarabilirsiniz veya kendinize zarar verebilirsiniz.


3. Sağlıklı damızlık
Damızlık seçimimizi yaparken, kuşun gözle görülebilen ve aranılan vasıfları dışında ,sağlık barometrelerinin de dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum. Zira sağlıklı yavrular ancak sağlıklı damızlıklardan gelir. Dikkat edilecek olursa doğada sadece en sağlıklı ve en güçlü hayvanlar hayatta kalır ve onlar sürünün damızlığını oluşturur. Bizlerde tabiata fazla aykırı davranmamalıyız. Çok çabuk hastalanan bir damızlık kuşun yavruları da aynı olacaktır.Fakat sağlıklı, her türlü koşullarda hayatta kalmayı başarabilen ve hastalıklara karşı ilaç kullanmaksızın direnç gösterebilen bir damızlık, daima dayanıklı bir soyun atası olacaktır. Bilemiyorum bizler belki de posta güvercini yetiştiricisi olduğumuz için ve bu kuşlar sportif amaçlı yetiştirildiklerinden bu konuda çok hassasiyet gösterebiliriz. Ancak başka ırkları da yetiştirmiş olsaydım, aynı düşüncelerle hareket ederdim.

4. Finansman

Kuş bakımı sanıldığı kadar çok basit ve ucuz olmayıp, mutlaka belli oranda finansmana ihtiyaç duyulmaktadır. Bunları belirtmemdeki neden şayet yeni bir arkadaşımız bu hobiye merak salarsa, kendini nelerin beklediğini bilmesi içindir. Bu harcamaları kısaca özetlemek gerekirse; başlangıçta kuş edinebilmek için bir miktar harcama yapılır. Daha sonra kuşun olağan harcamaları vardır.Yem, ilaç, aşı, vitamin, yem katkıları vs. gibi. Form ve Performans ırklarını besleyen arkadaşların harcamaları aşağı yukarı bunlarla biterken, Posta güvercinleri ile uğraşanları daha farklı harcamalar da beklemektedir. Örneğin yarışları tertipleyen organizatörlere yaptıkları harcamalardan dolayı ödenen kuş başı ücret, ayrıca kuşları yarışlara hazırlamak için kişisel arabalarınızla veya yarış arabasıyla yaptıracağınız antrenmanlara harcanan paralar vs. Yaklaşık 80 –100 adet posta güvercini besleyip yarıştıran bir kümesin senelik harcamaları ortalama 1000 $ civarındadır.Bu bakımdan posta güvercini ile profesyonel anlamda uğraşmayı düşünen yeni arkadaşların işin bu yönünü de göz önünde bulundurmalarını tavsiye ederim.

5. Zaman

Hangi ırkları yetiştiriyorsanız yetiştirin, mutlaka bakımı için belirli bir zamana ihtiyaç vardır. Bu zaman diliminde eğer hava müsaitse kuşlarımızı mutlaka dışarı çıkarıp havalandırmalıyız. Bütün günü kümeslerde kapalı olarak geçiren kuşların bu özgürlüğe herşeyden fazla ihtiyacı olduğunu unutmayalım. Şayet posta güvercini yetiştiricisi ve yarışçısı iseniz size günde en az iki saat gerekiyor demektir. Sabahları 1 saat, akşamları da bir saat olmak üzere günde iki saat uçurtmak gerekiyor.
Başka türlü bu GÖKYÜZÜ SAVAŞÇILARINI formda tutamazsınız.

6. Sportmenlik

Her türlü yarış müsabakalarında olduğu gibi güvercin sporunda da yetiştiricinin diğer yetiştiricilere karşı sportmence davranması gerektiğine inanıyorum. Yetiştirici herşeyden önce başkalarının haklarına saygı gösteren, bilgi birikimini paylaşan, dürüst, birlikte aynı hobiyi paylaşan kişilerinde hobilerini yapmalarına imkan tanıyan, başkalarına ait kuşları yakaladığında, mümkünse sahibine iade etmeyi prensip edinmiş ve elindeki ile yetinmeyi bilen bir yapıya sahip olmalıdır. Bunun gerçekleştirilebilmesi içinde mutlaka her yetiştirdiğimiz kuşumuza yıl ve isim markası takılmalıdır. Kuş alımlarında kuş sahibi, sattığı kuşla beraber kuşun markasının karşılığı olan kartını veya pedigresini vererek bir anlamda alıcıya kuşun nüfus kağıdına sahip olma imkanı tanımış olur. Sanırım bu tarzda uygulamalar ile hepimizin korkulu rüyası olan kuş HIRSIZLIĞININDA önüne belirli oranda geçmiş oluruz. Güvercin yetiştirmenin bir AMAÇ değil, bizleri birbirleriyle tanıştıran ve kaynaştıran bir ARAÇ olduğu düşüncesinin, hepimizin bu olaya bakış açısını değiştireceğini tahmin ediyorum. Ayrıca hasta kuşunu bir başka yetiştiriciye satmanın da gittiği yerde doğuracağı sonuçlar açısından son derece sportmenlik dışı bir davranış biçimi olduğunu ifade etmeliyim. Şayet kümesimizde herhangi bir hastalık varsa, bunu çevremizdeki kümeslerin sahiplerine bildirip tedbir almalarını sağlamakta herşeyden önce bir insanlık ve sportmenlik görevidir.


GÜVERCİNLERİN EŞE ATIMI

Bölgelere göre değişmekle beraber, kışı ayrı geçiren eşler genellikle şubat ayı içerisinde eşe atılırlar. İlk kez eş olacak güvercinlerin, eşe atılma tarihinden 1-2 hafta önce birbirlerine tanıtılmaları, yani yeterli büyüklükte boş bir bölmeye kapatılmaları, eşe atma tarihinde bu kuşların eş olmalarını kolaylaştırmaktadır.
Eşe atma tarihinden çok önce eş olacak kuşların belirlenmesi, eşsiz olanlara eş bulunması tamamlanmalıdır. Mümkünse tüm kuşlar aynı zamanda eşe atılmalıdırlar. Böylece, eşe atma tarihinden 8-12 gün sonra tüm çiftler yumurtlarlar. Yavru alınmayacak çiftlerin altına yumurta sürülmesi gerektiğinde, tüm kuşlar neredeyse aynı zamanda yumurtladıklarından hiç sorun yaratmaz. Yine yavrular yumurtlamadan 17 gün sonra toplu olarak çıkarlar. Anaçların yavru dönemine göre beslenmeleri sorunu da böylece çözülür.

GÜVERCİNLERİN BARINDIRILMALARI
Yurdumuzda güvercinler oldukça yüksek paralar karşılığı alınıp satılırken barındırılmaları konusuna yeterli titizlik gösterilmemektedir. Çoğu kuşçumuz rastgele bulduğu malzemelerden kuşlarına barınak yapmaktadır. Halbuki güvercin yetiriciliğinde başarının anahtarı barınağın kuşların gereksinimlerine uymasından geçer. Mevcut kümeslerde yetersiz havalandırma ilk anda göze çarpan en önemli unsurdur. Güvercinlerimizin soğuktan zarar görmeyecekleri gerçeğinden hareketle kümes havalandırılmasına dikkat edilmelidir. Hava cereyanı ve nem hayvanlarımızın sağlığını olumsuz olarak etkiler. Bu nedenle kümeslerin bir tarafında ve yeterli büyüklükte havalandırma pencereleri bulunmalıdır. Hatta bunun yanısıra, hava cereyanının doğrudan hayvanların bulundukları (yuvalık, tünek) yere gelmemesine dikkat ederek havalandırma bacaları da konulmalıdır. Böylece güvercinlerin dışkısından kaynaklanan nem ve amonyağın da kümesten atılması sağlanır. Havalandırma pencereleri veya açıklıklarının hakim rüzgar tarafında olmamasına dikkat edilmelidir. Buna bağlı olarak kümeslerin önünün genellikle güney, güneydoğuya bakmasını önerebiliriz.
Sorunlu diğer bir nokta altlıktır. Kümeslerimizin tabanının beton olması ve sık sık dışkının temizlenmesi en idealidir. Ancak zaman darlığı nedeniyle birçok kuşçu bunu yapamamaktadır. Kümeslerde altlık olarak kuru kum-kireç karışımı konulabilir. Bu takdirde dahi belli aralıklarla bu kum yenisiyle değiştirilmelidir. Avrupa’da Posta güvercini yetiştiricilerinin kullandığı diğer bir altlık türü ise kalın buğday sapıdır. Bu şekilde altlık ıslandıkça veya kirlendikçe üzerine yenisi konulur.
Kümesin büyüklüğünün içeride barındıracağınız güvercin sayısı ile doğru orantılı olmasına dikkat edilmelidir. Güvercin sayısının yüksek olduğu nispeten küçük kümesler, hastalıklardan tutun da dölsüz yumurtaya kadar birçok sorunun ana nedenidir. Ülkemiz yetiştiricisi bu konuyu da yeterince dikkate almamaktadır. Güvercin literatüründe verimli kümeslerde 1 m3’e bir çift güvercin düşmesi gerektiği bildirilmektedir. Elbette ki bu standart bir çiftten yıl boyunca elde edilecek yavru sayısını dikkate almaktadır.
Mümkünse kümesin birkaç bölmeye ayrılmasının bazı noktalarda büyük yararı vardır. Örneğin, salgın hastalıklarda, bir bölmedeki kuşlar hastalanınca, yeterli titizlik gösterilirse diğer bölmedekilerin hastalanmaları önlenebilir. Bunun yanısıra yeme düştükten sonra yavruların anaçlardan ayrılması daha iyi gelişmelerini sağlamaktadır. Ayrıca kışın eşlerin ayrılması gerekmektedir. Bu takdirde de birden fazla bölmeye gereksinim vardır.
Anaçların bulunduğu bölmede her çift için bir yuvalık ve en az güvercin sayısı kadar tünek bulunmalıdır. Yuvalıkların yeterince büyük olması gerekir. İdeal yuvalık büyüklüğü 70 cm x 40 cm x 40 cm olmasına rağmen yer durumuna göre yuvalıkların boyutları ile oynanabilir. Ancak 50 cm x 35 cm x 35 cm boyutlarından daha küçük yuvalıklar önerilmemektedir. Yuvalıkların tamamen kapatılabilmesi gereksiz olarak pisletilmelerini önlerken, diğer yandan istediğiniz kuşa istediğiniz yuvalığa alıştırma kolaylığı da sağlar. Hatta bu yuvalıkların yarıdan kapatılabilmesi eşleştirmede de kolaylık getirir. Erkek güvercin yuvaya alıştırıldıktan sonra eş olarak verilecek dişi yuvalığa kapatılır. Erkek güvercin yuvalıktaki kapatılmayan bölmeye girip çıkabilir. Böylece erkeğin dişi kuşu dövmesi önlenir ve eşleşme çok çabuk gerçekleşir.
Her bölmede güvercin sayısından fazla sayıda bireysel tünek bulunmalıdır. Tüneklerde hayvanların birbirlerini kirletmemelerine dikkat edilmelidir. Bu amaçla çatı şeklinde bireysel tünekler kullanılabileceği gibi diğer pratik bir tünek şekli kümesin bir duvarının 7 cm genişliğinde tahta ile her kuş için 30 cm aralıklarla bölünmüş bir çerçevedir.

GÜVERCİNLERİN YILLIK BAKIMI

Bu yazımda sizlere güvercinlerin bir günlük değil bütün bir yılı kapsayan bakımlarından kısaca bahsetmek istiyorum; güvercin bakımından kastım bir güvercinin bütün yıl boyunca geçireceği devreleri inceleyip, içerisinde bulunduğu şartlara uygun olarak bakılmasıdır. Herhangi bir güvercin için önemli olan devreleri aşağıda belirtmek istiyorum.
1. Tüy dönemi
2. Kış Dönemi
3. Yarış Dönemi
4. Yavru Dönemi
Yukarıda bahsettiğim dönemlerin bazıları sadece Posta Güvercinleriyle ilgili olup diğer ırklarla da uyum göstermektedir. Bu bakımdan her yetiştirici kendi baktığı kuşlarına uygun olarak senelik bakım programları geliştirebilir. Çünkü konunun temel mantığı yetiştirilen her güvercin için aynıdır.

TÜY DÖNEMİ
Yarışlar bittikten sonra veya fantastik güvercin yetiştiricilerinin yavru alma sezonlarının bitiminde yani Eylül ayı itibariyle büyük tüy değiştirme dönemi başlar. Yuva pozisyonuna ve sağlık durumlarına göre kuşlar bu dönemde eski tüylerini düşürüp, yeni tüylerine kavuşurlar. Normalde sağlıklı bir güvercin hiçbir tıbbı müdahaleye gerek duymaksızın bu dönemi en iyi şekilde geçirir. Bu noktadan hareketle kuşlarımız tüy dönemine girmeden önce eşlerinden ayrılıp, erkek ve dişiler ayrı ayrı kümeslere konulmalıdır. Bu sayede kuşlarımız yavru ve yumurta gibi stres arttıran ve tüyegirmeyi geciktiren faktörler ortadan kaldırıldığı için daha kolay tüy dönemini geçirirler. Ben normalde Ağustos ayının ilk haftası kuşlarımı ayırırım. Şayet gerek görürsem bazı hastalıklara karşı ön tedavi uygularım. Zira sağlık barometreleri olumlu olmayan kuşlar mükemmel bir tüy dönemi geçirmez. Tüy dönemini en iyi şekilde geçirmeyen bir güvercinden ne yarışçı olur nede damızlık olur. Ayrıca tüy dönemi esnasında kuşlarımıza vereceğimiz antibiyotik türü ilaçlar, kuşlarımızın tüy yapılarında olumsuz etkiler yaratacağı için bütün ön tedavileri bu dönemden önce tamamlamalıyız. Şayet bulunduğunuz ilde kuşlarınızın dışkılarını tetkik ettirebileceğiniz laboratuarlar var ise mutlaka Kurt, Koksidiyoz, Salmonella vs. gibi hastalıklara karşı testlerini yaptırınız. Test sonuçları (+ ) pozitif ise bulgulara göre tedavilerini yapınız. Tüy dönemi kuşlarda çok yoğun stres oluşturduğu için, özellikle bakımı ve alt yapısı iyi olmayan kümeslerde çeşitli hastalıklar baş gösterir. Bazı kuşlar bu dönem öncesinde iyi hazırlanmadığı için tüye giremez ve ölebilirler. Bütün sorunların temelinde sağlık problemleri ve uygun olmayan yaşam koşulları yatar. Bu nedenle kuşlarımızın sağlıklı kalabilmeleri için uygun ortamları sağlamalıyız. Tüy döneminde kuşlarımız yeni tüylerinin oluşabilmesi çeşitli vücut rezervelerini kullanır. Bu nedenle döneme uygun olarak verilecek olan zengin ve bol çeşitli karışımlar içeren Tüy Dönemi Yemlerini tercih etmeliyiz. Ayrıca haftada 1 veya 2 gün sularına multivitamin verilmelidir. Suya veya yeme vereceğimiz sıvı yada toz minerallerde kuşlarımızın iyi bir tüye sahip olmasını sağlar. Bu konuyla ilgili Avrupa da çok çeşitli firmaların tüy programları ve ürünleri mevcuttur. Ben reklama girmemek için burada ürün adı belirtmiyorum. Sizlere tüy döneminde haftada 1 veya 2 gün olmak üzere kuşlarınıza Isırgan Otu çayını demleyip içme suyu olarak vermenizi tavsiye ediyorum. Aslında bu tür bitkisel çayları uzmanların hazırlayıp tavsiye ettikleri oranlarda mevsimine göre vermenizi öneririm. Bu sayede, hazırlanan çayın özelliğine göre kuşlarımızı doğal yöntemlerle hastalıklara karşı korumuş oluruz. Tüy döneminde Sayın Yavuz İşçen’inde yazılarında belirttiği gibi dış ve iç parazitlere dikkat edilmelidir. Haftada en az 2 defa kuşlarımıza banyo yaptırırsak ve bu banyolardan bir tanesine güvercinler için hazırlanmış banyo tozlarını kullanırsak, hem tüylerin dökülmesine yardımcı oluruz, hem de istenmeyen parazitlerden kuşlarımızı korumuş oluruz. Şayet banyo tozu bulamazsanız banyo sularına bir miktar elma sirkesi ve sofra tuzu da katabilirsiniz. Her dönemde bakımın temel taşlarından olan bol çeşitli GRİT (güvercin taşı ) ürünlerini de vermeyi ihmal etmemek gerekir.

KIŞ DÖNEMİ
Genellikle kışın yavru almayı düşünmeyen kümeslerde kuşlar erkek ve dişiler ayrı ayrı tutulur. Bu dönemde kuşlar havalarında kötü gitmesi sebebiyle çok fazla uçurulmaz. Aslında bu dönem posta güvercinleri için dinlenme dönemidir .Zira bu kuşlar baharda ve yazın yeterince dışarıda bulunup, yarışıp, yavru baktıkları için oldukça yorulmuşlardır. Bu nedenle onlara bir nevi kış uykusuna yatıp, bünyelerini toparlamaları için gerekli ortamın sağlanması şarttır. Bu sezonda kuşlara yem olarak yüksek oranda arpa içeren hafif yemler verilir. Böylece aşırı derecede kilo almaları önlenir. Kışın çok soğuk havalarda kuşların yem yeme ihtiyacı artacağından kuşlara ekstradan yem verilmesinde fayda vardır. Kışın ayrıca kuşlarımızın sularına karıştırarak vereceğiniz bir miktar bal veya pekmez gibi doğal ürünler kuşların soğuğa karşı direnmeleri açısından hayati önem taşır.

YARIŞ DÖNEMİ
Kış döneminin bitiminde baharla birlikte yeni yarış sezonu başlar. Bu dönemden genel ilgi alanı olmadığı için çok fazla bahsetmeyeceğim. Kısaca şunu belirtmem gerekirse, bütün kuşlarımızın gerekli görülen hastalıklara karşı ön tedavileri yapılır ve özellikle PARAMİKSOVİRÜS, SALMONELLA, ÇİÇEK gibi hastalıklara karşı önleyici aşıları yapılır. Bu aşılama periyodunu bütün kuşçuların, hangi ırk kuşu beslerse beslesin , kuşlarını eşe atmadan önce yapmalarını tavsiye ediyorum. Unutmamak gerekir ki; 1 GRAM TEDBİR, 1 TON TEDAVİYE BEDELDİR.

YAVRU (ÜRETİM) DÖNEMİ
Kuşlarımızı eşe atıp yavru almadan önce dışkılarını test ettirip, gerekli ise hastalıklara karşı tedavileri yapılır. Daha sonra bütün kuşlar eşlenip yavru (üretim) dönemi başlar. Bu dönemde de kuşlarımızın ekstradan vitaminlere, minerallere, aminoasitlere ve yumurta kabuğunun sağlam oluşabilmesi için kalsiyum ve benzeri elementlere ihtiyacı bulunmaktadır. Vereceğimiz bu ürünlerle hem kuşlarımızın kolay yumurtlamasını sağlarız, hem de doğacak yavruların iskelet yapılarının en iyi şekilde oluşmasını sağlarız. Ayrıca bu döneme uygun olarak yemlemede mutlaka uzmanların hazırlamış olduğu DAMIZLIK VEYA ÜRETİM yemlerinin rasyonlarına itibar edilmesi gerekmektedir. Yavrular 25-30 günlük olunca ebeveyinlerinden ayrılarak kendileri için özel olarak hazırlanmış kümeslere alınır. Böylece kart kuşlar arasında ezilmeleri önlenip yaşıtları arasında daha iyi gelişmeleri sağlanır. Yavrular ayrıldıktan bir hafta sonra Trikonamasis ve Koksidiyosis’e karşı ön tedavileri yapılır. Bu sayede yuvada almaları muhtemel olan enfeksiyonlar baskı altına alınmış olur. Daha sonra bu yavrular özellikle Paramiksovirüs ve Pox’a (çiçek) karşı aşılanır. Bu dönemde yavrulara ilk 3 ay boyunca gelişmelerini en iyi bir şekilde karşılamaları için YAVRU YEMİ verilir.
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.577 saniyede (92.26% PHP - 7.74% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 16:42
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi