| | #1 (mesaj-linki) | |
| Peygamberimizin(a.s.)in Hz.Hatice İle Evlenmesi Hz. Hatice´nin Kimliği, Üstün Kişiliği ve Peygamberimiz (a.s.)la Evlenmek İsteyişi Hz. Hatice; Cahiliye devrinde Tahine diye anılırdı. İki kere evlenmiş ve dul kalmıştı.[1] Nefise binti Münye (Ümeyye) der ki: "Hatice binti Huveylid, b. Esed, b. Abduluzza, b. Kusayy; işini bilir ve sıkı tutar, sağlam karakterli ve şerefli bir kadındı. Yüce Allah; onu, bu m eziyeti eriyle birlikte, daha da şereflendirmeyi ve hayra erdirmeyi diledi. Hatice, o zaman, Kureyş kadınlarının soy sopça en seçkin ve üstünü, şerefçe en büyüğü, mal bakımından da en zengini idi. Bunun için, kavminin her erkeği, elinden gelse, onunla evlenmeye can atar, onunla evlenebilmek için servetini saçardı. Muhammed ((a.s.)) Hatice´nin Şam ticaretinden döndükten sonra, Hatice kendisiyle evlenmek isteyip istemeyeceğini anlamak maksadıyla yoklama yapmak üzere, beni Muhammed ((a.s.))´e gönderdi. Ona: ´Ey Muhammedi Seni evlenmekten alıkoyan nedir?´ diye sordum. ´Elimde param yok! Ben nasıl evlenebilirim?´ dedi. ´Eğer sana evlenme masrafı sağlansa da, sen cemale, mala, şerefe, denkliğe davet olunsan, icabet etmez misin?´ diye sordum. ´Kim bu kadın?´ dedi. ´Hatice´dir!´ dedim. ´Bu, sence, benim için nasıl olabilir?1 dedi. ´Orası, bana düşen bir vazifedir1 dedim. ´O halde, ben de senin dediğini yaparım!´ dedi. Hemen gidip durumu Hatice´ye bildirdim."[2] Hz. Hatice, Nefise Hatun aracılığıyla yaptığı yoklama sonucunda Peygamberimiz (a.s.) m kendisiyle evlenmeye razı olacağını anlayınca3] "Ey amcamın oğlu! Akrabam olduğun kavminin arasında şerefli, emniyetli, güzel huylu ve doğru sözlü olduğun için seninle evlenmeyi arzu etmiş bulunuyorum.[4] Amcam Amr b. Esed´e gidip beni iste![5] Sen de, şu saatte gel!" diyerek Peygamberimiz (a.s.)a; nikâhını kıyması için de amcası Amr b. Esed, b. Abduluzza, b. Kusayy´a haber gönderdi.[6] Peygamberimiz (a.s.), Hz. Hatice´nin evlenme teklifini amcalarına duyurdu.[7] Ebu Talib, durumu iyice öğrenmek üzere, Peygamberimiz (a.s.)ı yanına alıp Hz. Hatice´nin evine vardı. Hz. Hatice, Ebu Talib´e: "Ey Ebu Talib! Amcamın yanına var da, kardeşinin oğlu Muhammed b. Abdullah´la benim nikâhımı kıysın" dedi. Ebu Talib, o zaman Mudar´ların başkanları olan Hâşim oğullarından on kişilik bir toplulukla, Hz. Hatice´nin amcasının yanına vardı .[8] Gidenler arasında Peygamberimiz (a.s.)la bütün amcaları bulunuyordu.[9] Hz. Hatice´nin amcası Amr b. Esed, o zaman çok yaşlı idi.[10] Esed´in, hayatta olan, ondan başka oğlu kalmamıştı.[11] Dünürlük ve Nikâh Töreni Dünürlük ve nikâh töreninde Hz. Hatice´nin amcası Amr b. Esed ile Peygamberimiz (a.s.) ve amcaları hazır bulundular.[12] Amr b. Esed; sakalını sarı yağla yağlayıp taramış, üzerine de Bürd-ü Yemanî diye anılan Yemen işi alacalı kumaştan ağır bir elbise giymişti.[13] Hz. Hatice´nin koyun etinden yaptırdığı yemekler yenildikten sonra, Hz. Hatice Peygamberimiz (a.s.)a: "Amcan Ebu Talib´e söyle de, şu mecliste beni sana, amcamdan istesin!" dedi.[14] Ebu Talib hemen ayağa kalkıp şöyle konuştu: "Hamd olsun Allah´a ki, bizi, İbrahim´in zürriyetinden, İsmail´in neslinden,[15] Maad´in mâdeninden ve Mudar´ın aslından yarattı. Bize; hac ve ziyaret edilecek bir beyt (Mabed), içinde emniyet ve huzura kavuşulacak bir Harem ihsan etti. Bizi; Beyt´inin bakıcısı ve Harem´inin yöneticisi kıldı.[16] Bizi; böylece, halkın hâkimi ve başkanı yaptı.[17] İçinde bulunduğumuz beldemizi, bize bereketli kıldı.[18] İmdi, kardeşimin oğlu Muhammed b. Abdullah´la Kureyşten kim tartılsa.[19] muhakkak, bu, soy sopça, akıl ve faziletçe[20] ona üstün tutulur;[21] kendisiyle kim ölçülse, bu, ondan büyük gelir.[22] Malı az olsa da, mal dediğin nedir ki? Tez geçici bir gölgedir; alınır verilir iğreti birşeydir![23] Muhammed´in, Abdulmuttalib ve Hâşim gibi şanlı ataların torunu olduğunu bilirsiniz.[24] Kendisi, şimdi, kızınız[25] Hatice binti Huveylid´le evlenmeyi arzu etmektedir.[26] Aynı şekilde,[27] Hatice de, onunla evlenmeyi istemektedir.[28] Hatice´ye, kendi malımdan, mehir olarak ne vermemi istersiniz?[29] Vallahi, bundan sonra, onun (yeğenimin) haberi büyük, hal ve şanı ulu olacaktır!" dedi.[30] Ebu Talib konuşmasını tamamlayınca, Hz. Hatice´nin amcasının oğlu Varaka b. Nevfel kalkıp şöyle konuştu: "Allah´a hamd olsun ki, bizi de, anlattığın gibi yarattı. Saydığın fazl ve şereflerle de, mümtaz kıldı. Biz de, Arapların ulu kişisi ve başkanıyız. Siz de, böylesiniz. Ne Araplar sizin faziletinizi inkâr, ne de insanlardan hiçbiri sizin iftihar ettiğiniz şeyleri, şerefinizi red eder. Biz de, sizinle hısımlık kurmayı ve şereflenmeyi arzu ediyoruz. Ey Kureyş cemaatı! Şahit olunuz ki; ben, Hatice binti Huveylid´i, dörtyüz dinar mehirle Muhammed b. Abdullah´a nikahladım!" dedi, sustu. Ebu Talib: "Ben, Hatice´nin amcasının da konuşmasını istiyorum!" dedi. Bunun üzerine, Amr b. Esed: "Ey Kureyş cemaatı! Siz şahit olunuz ki; ben de, Hatice binti Huveylid´i, Muhammed b. Abdullah´a nikahladım!" dedi. Hazır bulunan Kureyş uluları, buna şahit oldular.[31] Hz. Hatice´ye mehir olarak 12 ukıyye[32] ve 1 neş altın verildiği,[33] 20 genç ve yiğit deve verilmesinin taahhüt edildiği de rivayet edilir.[34] Sanıldığına göre; develer, Peygamberimiz (a.s.) tarafından mehre ilave edilmiştir.[35] Bir ukıyye 40 dirhemdir;[36] bir neş de, yarım ukıyye, yani 20 dirhemdir.[37] Peygamberimiz (a.s.)ın zevcelerinden çoğunun mehri, onikişer ukıyye birer neş idi.[38] Düğün Şenliği ve Velime Cemiyeti Hz. Hatice; cariyelerine defler çaldırdı, oyunlar oynattı. Peygamberimiz (a.s.), evden dışarı çıkacağı sırada, Hz. Hatice: "Ey Muhammedi Nereye gidiyorsun? Amcan Ebu Talib´e uğra da, senin develerinden bir veya iki deve kessin ve halka yemek yedirsin!" dedi. Peygamberimiz (a.s.), öyle yaptı. Bu ziyafet, Peygamberimiz Aleyhiselamın verdiği ilk velime ziyafeti idi. Peygamberimiz (a.s.) Hz. Hatice ile evlendiği zaman, Ebu Talib son derecede sevindi ve: "Allah´a hamd olsun ki, bizden bütün sıkıntıları ve üzüntüleri giderdi" dedi.[39] Evlenme Tarihi ve Eşlerin Yaşları Evlenme tarihi; Peygamberimiz (a.s.)ın Busra dönüşünden 2 ay 24-25 gün sonra olup,[40] o zaman Peygamberimiz (a.s.) 25 yaşında,[41] Hz. Hatice ise 40 yaşında idi.[42] Kutlu Evlenmenin Yapıldığı Ev Peygamberimiz (a.s.)ın gerdeğe girdiği ev Hz. Hatice´nin evi olup, Safa ile Metve´nin arasındaki Attarlar Çarşısının arkasında,[43] Adiyy b. Hamraü´s-Sakafî´nin evinin arkasında idi. Eve girilince, kapının sol tarafında[44] bir arşın bir karış çapında birtaş vardı. Hz. Hatice ve kızları, daima bu evde oturmuşlar, Hz. Hatice bütün çocuklarını bu evde dünyaya getirmiş, kendisi de bu evde vefat etmişti. Peygamberimiz (a.s.), Medine´ye hicret edinceye kadar da, buradan ayrılmamıştı. Medine´ye hicret ettiği zaman, bu evi, amcası Ebu Talib´in oğlu Akîl zaptetti. Muaviye b. Ebu Süfyan, halifeliği sırasında bu mübarek evi ondan satın alıp içinde namaz kılınır mescid haline koydurmuştur.[45] Son Düzenleyen asla_asla_deme; 18-06-2009 @ 20:58. | |
|
| | #2 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Peygamberimizin'in Hz. Hatice ile Evlenmesi PEYGAMBERİMİZİN HZ. HATİCE İLE EVLENMESİ Hz. Hatice, Kâinatın Efendisini çocukluğundan beri tanıyordu. Ticaret mallarının başında Şam`a göndermesi ise, onu daha da yakından tanımasına vesile olmuştu. Dul olan Hz. Hatice, o sırada Kureyş kadınları arasında asâlet, şeref ve zenginlik bakımından üstün mevkie sahip bulunuyordu. Aynı zamanda Cenab-ı Hak, pek az kadına nasip olacak bir güzelliği de kendisine ihsan etmişti. O âna kadar kabilesinden bir çok kimse evlenmek için kapısını çalmış ise de, o bunların hiçbirini kabul etmemişti.98 Âdeta evlenmeyi düşünmüyor gibiydi. Ne var ki, kader şimdi karşısına bambaşka bir şahsiyet çıkarmıştı. Ruhundaki güzellikler yüzüne aksetmiş, gönlündeki sevgi sîmâsında tebessüme dönüşmüş, zihnindeki derin düşünce dışarıya ciddiyet ve samimiyet şeklinde tezahür etmiş müstesna bir insan. Daha önce bütün Kureyş büyüklerinin evlenme teklifini reddeden ve âdeta evlenmek fikrini zihninden atmış bulunan Hz. Hatice, bu eşsiz insanla daha yakından tanışınca, bu fikrinden vazgeçti. İlahî kader, bu iki insanın kalbini birbirine ısındırmayı takdir etmişti. Hz. Hatice`den Gelen Teklif Evlenme teklifi, bizzat Hz. Hatice`den geldi. İffeti ve namusunu koruması sebebiyle Cahiliye Devrinde bile tertemiz kadın mânâsına gelen "tâhire" lâkabıyla anılan Hz. Hatice`den. Teklifi getiren Hz. Hatice`nin yakın arkadaşı Münye kızı Nefise ile Peygamberimiz arasında şu konuşma geçti: "Ey Muhammed, seni evlenmekten alıkoyan şey nedir?" "Elimde evlenecek kadar param yok." "Eğer bu temîn edilse ve sen, mala, güzelliğe, şeref ve denkliğe dâvet edilsen icâbet eder misin?" "Kimdir bu?" "Hüveylid in kızı Hatice." "Ama, bu nasıl olabilir?" "Orasını ben bilirim." "O halde, ben de kabul ediyorum."99 Nefise, sevinç içinde Kâinatın Efendisi ile konuştuklarını gelip Hz. Hatice`ye iletti. Hz. Hatice`nin sonsuz memnuniyeti, yüzündeki tebessümlerden okunuyordu. Nefise`yle birlikte sevinç ve memnuniyetlerini yaşadıktan sonra, Peygamberimize şu haberi gönderdi: "Ey amcam oğlu! Sen, benim akrabam olduğun 100, kavmim içinde şerefli, güvenilir kimse, güzel huylu, doğru sözlü bulunduğun için seninle evlenmeyi arzu ediyorum."101 Teklifi alan Efendimiz, durumu amcası Ebû Tâlib`e bildirdi. Ebû Tâlib teklifi tahkik etti. Hz. Hatice`nin böyle bir evliliği istediğini bizzat kendisinden öğrendi. Düğün Merasimi Düğün merasiminin tarihi bizzat Hz. Hatice tarafından tesbit edildi. Merasim de onun evinde yapılacaktı. Tesbit edilen tarihte Peygamberimiz amcaları, halaları ve Haşimoğullarının ileri gelenlerinden bazıları ile birlikte Hz. Hatice`nin evine geldi. Güzel bir düğün merasimi için gereken her şey bizzat Hz. Hatice tarafından temin edilmişti. Koyunlar kesilmiş, yemekler hazırlanmıştı. Yemekler yendikten sonra, âdet olduğu üzere sıra iki taraf büyüklerinin konuşmasına geldi. Hz. Hatice`nin babası Ficar Harbinde ölmüştü. Bu sebeple onu temsilen merasime, amcası Amr bin Esed katılmıştı. Geleneğe göre ilk konuşmayı yapmak üzere Ebû Tâlib ayağa kalktı ve şöyle dedi: "Allah`a hamdolsun ki bizi, İbrahim`in zürriyetinden, İsmail`in sulbünden, Maad`ın madeninden, Mudar`ın aslından yarattı. Bundan sonra asıl maksada gelir ve derim ki: Kardeşimin oğlu Muhammed bin Abdullah ki, akrabanız olduğu malûmunuzdur. Onunla Kureyş`ten hiçbir genç tartılamaz, ölçülemez. Şeref ve asâletçe, akıl ve faziletçe onların hepsinden üstün gelir. Gerçi malı azdır, fakat mal dediğin nedir ki? Geçici bir gölge, bir perde, alınır verilir iğreti bir şey. Allah`a yemin ederim ki, bundan sonra onun mertebesi daha da büyüyecek, daha da yükselecektir. Şimdi o, sizden kızınız Hatice`yi istemekte, mehir olarak da yirmi erkek deve vermeyi taahhüd etmektedir." Ebû Tâlib konuşmasını bitirince de Hz. Hatice`nin amcasıoğlu Varaka bin Nevfel ayağa kalktı. O da şöyle konuştu: "Allah`a hamdolsun ki, bizi de anlattığın gibi yarattı. Saydıklarından daha fazlasıyla bize üstünlük verdi. Biz de sizinle hısımlık kurmak ve şereflenmek istiyoruz. Ey Kureyş topluluğu! Şâhid olunuz ki, ben Huveylid`in kızı Hatice`yi şu kadar mehirle Muhammed bin Abdullah`ın oğluyla evlendirdim." Varaka bin Nevfel, konuşmasını bitirdikten sonra Ebû Tâlip, Hz. Hatice`nin amcası Amr bin Esed`in de muvafakatını istedi. Amr da ayağa kalkarak, "Ey Kureyş topluluğu, şahid olunuz ki, ben de Muhammed bin Abdullah`a Hüveylid`in kızı Hatice`yi nikâhladım" dedi. Böylece Kâinatın Serveri Efendimizle Kureyş kadınlarının nesep, şeref ve zenginlik bakımından en üstünü bulunan Hüveylid`in kızı Hz. Hatice-i Kübrâ nikâhlanmış oldular. O sırada Resul-i Ekrem Efendimiz 25, Hz. Hatice ise 40 yaşlarında bulunuyorlardı. Evlilikleri Milâdi tarihle 595 yılına rastlıyordu. Yâni, Efendimizin nübüvvetinden 15 yıl önce. Bundan sonra Âlemlere Rahmet olarak gönderilen Resul-i Ekrem Efendimiz, muhtereme hanımını alarak Ebû Tâlib`in evine geldi. Burada iki deve kestirerek halka ziyâfet verdi. Ebû Tâlip de, bu mes`ud hâdisenin hatırı için develer kestirdi ve halka yemekler yedirdi. Sonra da Peygamber Efendimizle (a.s.m.) ailesini evine davet etti. Onları karşılamaya çıktığında sevinç gözyaşları arasında, "Hamdolsun Allah`a ki, bizden bütün üzüntüleri yok etti" diyor, Allah`a hamdediyordu. Efendimizle ona ilk hanım olma şerefini kazanmış bulunan Hz. Hatice, Ebû Tâlib`in evinde ancak bir kaç gün kaldılar. Sonra tekrar Hz. Hatice`nin evine döndüler. Artık mes`ud hayatlarını burada geçireceklerdi. Kâinatın Efendisi Peygamberimiz, kendisine "Hatice-i Kübrâ" dediği bu tâhire kadın hayatta olduğu müddetçe bir başka kadınla evlenmedi.102 Her türlü teselliyi ve en parlak saâdeti bu huzurlu evde buldu. Peygamber Efendimize, babasından miras olarak pek bir şey kalmamıştı. Uzun zamandır himâyesinde bulunduğu Ebû Tâlip ise fakru zaruret içindeydi. Bu bakımdan, Hz. Hatice ile evleninceye kadar binbir meşakkat ve zahmet içinde hayat sürmüştü. Hz. Hatice ile evlendikten sonra, onun servetini ticarette kullandı ve bir derece genişliğe kavuştu. Fakat hanımı bol servet sahibi iken o, yine israfa, gösteriş ve lükse kaçmadı. Daha önceki mütevazi ve sade hayatına yakın bir yaşayışı devam ettirdi. Üstelik dünya malına da kalbinde yer vermiyordu. Onun o yüce ruhunu bambaşka ulvi ve kudsî duygular kuşatmıştı. Dünya ve içindekilerin muhabbeti o ulvî duyguları söküp atmaya hiçbir zaman muktedir olamıyordu. Daha sonra Hz. Hatice-i Kübrâ`dan, Resul-i Ekrem Efendimizin, sırasıyla Kasım, Zeynep, Rukiyye, Ümmü Gülsüm, Fâtıma, Abdullah (Tayyib-Tahir) adında altı çocuğu oldu.103 Bu mes`ud âile yuvasında Kâinatın Efendisi ile Hz. Hatice en ulvî duygularla kaynaşmışlardı. Âile yuvasında hâkim olan karşılıklı emniyet, samimi hürmet ve muhabbetti. Hz. Hatice, Kâinatın Efendisi kocasından on beş yaş büyük olmasına rağmen, yüce şahsiyetinden dolayı kendilerine karşı son derece nazik, duygulu ve itinalı davranıyordu. Peygamber Efendimizin şerefli hanımına karşı muhabbeti de fazlaydı. Öyle ki, vefatından sonra bile hiçbir vakit muhabbetini kalbinden atmadı, gönlünün en mûtenâ köşesinde ebedî beraberliğe kadar sakladı. Resul-i Ekrem Efendimiz, Hz. Hatice`nin keremkârlığını, hayırseverliğini ve kendisine yaptığı büyük yardımı her zaman yâd ederdi. Bu yâd ediş, Hz. Âişe Validemize, "Hatice-i Kübrâ`dan başka, Nebiyy-i Ekremin zevcelerinden hiçbirini kıskanmadım"104 dedirtecek ve onun kıskançlık damarını tahrik edecek kadar fazla idi. Nasıl yâd etmezdi ki? Çocuklarından biri hariç diğerlerinin annesi o idi. Herkes ona düşman iken, ona dost elini uzatan o idi. Her türlü ıztırap ve sıkıntı karşısında kendisini teselli eden o idi. Herkesin ona arka çevirdiği bir zamanda yanıbaşından ayrılmayan o idi. Elbette, böylesine yüksek duygu ve meziyetler sahibi zevcesini, Peygamber Efendimiz hiçbir zaman unutmayacak ve onu her zaman hayırla yâd edecekti. 98. Sîre, 1/201; Tabakât, 1/131 99. Tabakât, 1/131 100. Baba tarafından Hz. Hatice`nin soyu, Peygamberimizin baba tarafından dedesi olan Kusay`da birleştiği gibi, annesi tarafından da soyu yine Resûl-ü Ekrem Efendimizin baba tarafından dedesi olan Lüey`de birleşir. 101. Sîre, 1/200-201; Taberî, 2/197 102. Sîre, 1/201 103. Sîre, 1/202; Tabakât, 1/133; 8/16 104. Müslim, 7/133 | |
|
![]() |
| Etiketler |
| evlenmesi, hatice, peygamberimizinin |
| hz kasim, |
Peygamberimizin'in Hz. Hatice ile Evlenmesi Konusuna Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Hatice Özgener (Hatice Özgener Kimdir? - Hatice Özgener Hakkında) | Kral_Aslan | Siyaset tr | 0 | 23-09-2008 01:26 |
| Hatice Aslan (Hatice Aslan Kimdir? - Hatice Aslan Hakkında) | GÜLGECELER | Sinema tr | 0 | 27-08-2008 00:59 |
| Hatice Sabiha Görkey (Hatice Sabiha Görkey Kimdir? - Hatice Sabiha Görkey Hakkında) | TiglonBoYs | Siyaset tr | 0 | 25-07-2008 10:43 |
| Hatice - Çat | KisukE UraharA | Türkçe Şarkı Sözleri | 0 | 27-02-2008 18:15 |
| Hatice (Hatice Kimdir? - Hatice Hakkında) | BARIŞ | Müzik tr | 1 | 18-11-2006 11:07 |