Kültür Nedir? Üye Ol (Üye olduğunuzda tüm reklamlar gizlenecektir) Soru/Cevap
Geri Dön   MsXLabs MK > :: Akademik Forumlar :: > Kültür
Facebook Hesabınızla Bağlanın (Connect with Facebook)
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 16-10-2006   #1 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Kültür Nedir?



Kültür Nedir?

Kültür kavramını en başta sözlük anlamıyla tanımlayabiliriz: Bir toplumun duyuş düşünüş birliğini oluşturan, gelenek durumundaki her türlü yaşayış, düşünce, dil ve sanat varlıklarının topu, belli bir konuda edinilmiş geniş ve sistemli bilgi. Bir başka tanımlaması ise şöyledir: Tarihsel ve toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan her türlü değerlerle bunları kullanmada, sonraki kuşaklara iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların tümü. Üçüncü sözlük tanımı şu şekildedir: Akıl yürütme, eleştirme ve beğeni yeteneklerinin öğrenim, deney ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi.
Kültür latince kökenli bir kelime olup dilimize Amerikanca ve Fransızca'dan girmiştir. Latince cultura, toprağa birşeyler ekip ürün almak, üretmek anlamında kullanılıyordu. Voltaire Fransız Devrimi öncesinde Culture’ü insan zekasının oluşumunu ve gelişmesini belirleyen bir terim olarak kullanınca sözcük değişik bir anlam kazanmıştır. Fransızca’dan Almanca’ya cultur biçiminde geçen sözcük daha sonra tüm Avrupa dillerine yayılmıştır. Fransızca’da kültürün karşılığı irfandır. İrfan kelimesinin sözlük anlamı ise; anlama, bilme, gerçeğe ulaştırıcı güçlü seziştir. Daha çok tinsel ve manevi değerleri içermiştir. Amerikanca’da kültürün karşılığı medeniyettir. Medeniyet ise uygarlık yani insanların doğaya egemen olma, toplum olarak daha iyi bir yaşama ulaşma çabalarından çıkan sonuçların, bilim, teknik, sanat ve kültürün tümünü kapsar. Sonuç olarak bilim ve tekniğin, sanat ve kültürün gelişmesi, ilerlemesiyle yaratılan yaşama koşullarının, yaşama biçiminin incelmesi, yetkinleşmesi durumudur. Dolayısıyla Amerikanca kültürün karşılığına maddi kültür daha denk düşer.
Medeniyet, insanlığın çalışarak ortaya koyduğu teknik eserlerin bütününden ibarettir. Kültür ise, bir toplumu kendi tarihi içinde meydana getirdiği değer hükümlerinin bütünüdür. Bunlar ilim, sanat, ahlak ve dine ait değerlerdir. Medeniyet, kültür yaratan düzendir. Bu durumda kültür ve medeniyet kavramlarını birbirinden ayırdıktan sonra kültürün oluşumuna etken olan değerler, durumlar ve vs. önem kazanır. Her toplumun kendi kültürü vardır ve kültürün yükselmesi, ilerlemesi ve gelişmesi medeniyetin doğuşunu sağlar. Sosyolojik çerçevede en geniş sınırlarına ulaşan kültür kavramı ‘bir yaşama biçimidir.’ Bu yaklaşımda bir toplumda bulunan ve bulunmayan bütün ifade ve etkileşim biçimleri önem kazanır. Bu anlamda kültür, insan olarak belli bir toplumda öğrendiklerimizle, davranış, düşünce sistemimizin toplamı sayılabilir. Bir bakıma ne yediğimiz, ne içtiğimiz, ne okuduğumuz, nelere sempati ile yaklaşırken, nelere tepki duyduğumuz, ait olunan grup, küme ya da toplumu karakterize eder. Günümüzde iletişimin son derece hızlı yapılabilmesi kültürel ve bilimsel gelişmelerin, anında yayılmasına olanak sağlamıştır. Bu durum kültürlerin birbirleriyle olan ilişkilerinin ve etkileşimlerinin üzerine düşünülmesi gereğini çıkarmıştır.
Aslında sosyal bilimciler 166 farklı tanımı olan kültür kavramı için ‘bir kavramın bu kadar çok tanımı varsa, onun tanımlanamayacağını kabul etmek gerekir’ diyebiliyorlar. Kültür tarihçileri insanoğlunun gelişme ve ilerleme göstererek hayatta kalma ve varlığını sürdürme savaşındaki başarısını, kültürel bir varlık oluşuna yani öğrendiklerini birikiminde saklayıp yeni nesillere aktarma yeteneği ile becerisine bağlar.
Kültür gelişim sürecinde önce sözlü kültür doğmuş, daha sonra yazılı kültür oluşmuştur. Bugün yazılı kültür ile beraber sözlü kültür de devinim ve gelişimine devam etmektedir. Sözlü kültür de yazar yoktur, anonimdir, doğaldır, metinsizdir, ezbere dayalıdır, çeşitlenebilir, sürekli akış, dolaşım ve dolayısı ile değişim içindedir. Bu kültür de çözümleme ve inceleme yoktur. Yazılı kültür yazılıdır, metne bağlıdır, okuru değişebilse bile metin değişmez, üreten yalnızdır, anlatıya istenilen sıklıkta dönülebilir, çözümleme ve inceleme yapılabilir.

Aydın ve Aydınlanma

Aydın kişi genellikle öğrenim görmüş, çok okumuş, kültürlü, bilgili, görgülü, ileri ve açık düşünceli, kendisi aydınlanmış olduğu için çevresinide aydınlatabilecek nitelikte münevver, entellektüel kişidir. Sosyal posizyonları itibariyle sosyal tabakalarda herhangi bir sınıfa net özellikler göstermeyip, ancak toplumsal ortalamanın çok üzerinde ileri bir eğitime, akla ve yeteneğe sahip bir zümreya entelektüeller denilebilir. Entelektüeller aklın, zekanın, yeteneğin ve bilginin toplamıyla yeni düşüncelere, görüşlere ve sonuçlara giderler. Dilimizde entelektüel sözcüğü ‘Aydın, Münevver’ kelimeleriyle karşılanmaktadır. ‘Aydınlatılmış, ışıklı’ anlamına gelen münevver kelimesi ilahi kökenli bir ışık olan ‘nur’ kökünden türetilmiştir. Aydınlığın yani bilgi donanmanın, sadece akılla değil, duygu, sezgi, kalp gibi diğer faktörlerin de katılarak sağlanabilmesi anlamını vurgulaktadır. Aydın insan içinde yaşadığı toplumun ve dünyanın dünü, bugünü ve yarını üzerinde düşünen, sorgulayan ve insanoğlunun iyiliğine ve kötülüğüne olan halleri bağımsız olarak irdeleyen bir yapıda olmalıdır. Gerektiğinde muhalif olmaktan çekinmeyen, körü körüne inanmayı, bağlanmayı reddeten, kutsallaştırılanı sorgulayan, ezberleri bozan düşüncededir. Yapısı gereği düşünen, kuşku duyan, gerektiğinde tüm bunları dile getiren, tabulara karşı eleştirel görüşler geliştirebilen, bağlantıları, geçişleri ve farklılıkları gören kişidir.
Aydın kişi içine doğduğu kültürün özelliklerini, değerlerini, eğitimini olduğu ve sunulduğu üzere kabul etmek yerine irdeler, eleştirir ve katkıda bulunur. Gelenekleri ve alışkanlıkları başka türlü düşünerek sürekli bir üst gerçeği sorgular, bilinenle tatmin olmaz. Kişisel sorumluluklarının içine toplumsal sorumluluğu dahil eder ve böylece etrafındakilere ışık saçmaya başlamış olur. Aydın kişi toplumsal konularda uyaran, ortaya koyan ve çözüm yolları öneren kişi olmalıdır. Tüm bunları yapabilmesi için aydın kişi gerçekten özgür olmalı ve inandığı doğruları ifade ederken herhangi bir grubun, kurumun, toplumun veya herhangi bir birimin menfaatlerini gözetmemelidir. İnandığı doğrular da dahil tek bir fikre veya akıma bağlı olmak yerine her fikre ve düşünceye açık olmalı fakat sorgulamayı asla bırakmamalıdır.
Herkes aydın olabilir mi sorusuna bazıları iki farklı yaklaşım ve görüş geliştirmiştir:
Birinci görüş; aydınlanma dönüşümünün aslında tüm insanlarda doğuştan var olan bir yetenek olduğunu ama bazılarının bu yeteneği kullanmaması veya kullanabilecek şartlarda olmaması yüzünden aydınlanma sürecine girilemediğini savunanlardır.
Diğer yaklaşım ise, aydınlanmanın ancak insan evriminin belirli bir döneminden sonra oluşabileceği yönündedir.

Birince görüşe göre aydınlanma sürecinin başlaması için zaten siz de var olanı fark etmeniz, keşfetmeniz yeterlidir. İkinci yaklaşımda ise herkes aydınlanmaya aday değildir. Aydınlanmaya aday olabilecek bireyler bu yetiyi bir şekilde (şans) kazanmış kişilerdir. Bir bakıma seçilmişlerdir. Bu kişiler gelecekte ‘kozmik bilince’ ulaşmış insan türünün öncüleridir. Bu yetiye sahip kişiler için gerekli olan ön koşullar zaten var olmuştur. Aslında neden, niçin, ne zaman, seçen ve seçilenler kim gibi aydın kişinin sormaktan vazgeçmeyeceği sorular ikinci durumda boşlukta kalmaktadır. Aydınlanma varoluşun anlamını arayan, ben kimim, neredeyim, neden soruları ile birlikte toplumsal konuları da aynı şekilde sorgular. Aydınlanma yolu, bu sorulara cevap aramaktan bıkmadan, yorulmadan çıkılan bir yolculuktur. Avrupa’da Rönesans’tan sonra gelen usun ve bilimin gelişip egemen olduğu aydınlanma çağından itibaren birinci görüşteki aydınlanma akla daha yakın görünmektedir. Aydınlanma özünde kolaycılığa teslim olmayan, klişelere, sloganlara sığınmayan akıl yoludur. Aydınları sonuç olarak, toplumu değiştirmek için gerekli özel şart ve yeteneklerle donanmış bir kesim olarak ele almak gerekir. Ancak unutulmamalı ki, aydınları bir sınıf olarak değerlendirmek tartışmalı sonuçlar getirir çünkü en azından sosyolojideki klasik ölçülere göre net bir sınıf teşkil etmedikleri yönünde görüş birliği vardır. Zaten duruma, ülkeye ve zamana göre değişse bile günümüzde aydınlar önce özgür bir birey olarak hep beraber hareket edecek şekilde bir sınıf şuuru taşımazlar ve başta da belirtildiği üzere çok özel şartlar için gerekli olmadığı sürece kişiselliğini ve bireyselliğini korumalıdırlar.

Kaynak: sanattasarim.iku.edu.tr

Son Düzenleyen Blue Blood; 28-03-2007 @ 20:24.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 17-10-2006   #2 (mesaj-linki)
arwen - avatarı
Cvp: Kültür nedir?

Kültür:İnsan toplumuna özgü bilgi, inanç ve davranışlar büyünü ile bu bütünün parçası olan maddi nesneler.Toplumsal yaşamın dil, düşünce, gelenek, işaret sistemleri, kurumlar, yasalar, aletler, teknikler, sanat yapıtları gibi her türlü maddi ve tinsel ürününü kapsamına alır.
Kültür: İnsanoğlunun biyolojik olarak değil de sosyal olarak kuşaktan kuşağa aktardığı maddi ve maddi olmayan ürünler bütünü.Eşanlamlısı “ekin”.
Günlük dilde “kültürlü olmak” bilgili, görgülü, incelikli olmak anlamına gelir.Kültürlü kişi uygarlığın nimetlerinden bilinçli olarak yararlanan, eğitimli kişidir.
Kültür terimini günümüzdeki anlamına yakın bir şekilde ilk kez 17. yüzyılda Samuel von Pufendorf kullanmıştır.Ona göre kültür doğaya karşıt olan ve belli bir toplumsal bağlam içinde ortaya çıkan tüm insan eserleridir.
Alman filozof Immanuel Kant kültürü insanın mantıksal özünden dolayı özgürce hayata geçirebileceği amaçların, ideallerin tümü olarak tanımlamıştır.
Bir başka Alman filozof Herder kültürü bir ulusun, bir halk ya da topluluğun yaşam tarzı olarak yorumlamıştır.
Kültürü tanımlamaya çabalayanlardan bir diğeri de antropolojinin kurucularından Edward Burnett Taylor olmuştur.Ona göre kültür “bilgilerden, inançlardan, sanattan, ahlaktan ve insanın toplumda yaşayan bir varlık olması nedeniyle edindiği bütün öbür yetenekler ve alışkanlıklardan oluşan karmaşık bir bütün” dür.
Antropoloji ve etnoloji bilimleri geliştikçe kültür olgusunun karmaşıklığı daha da belirginleşmiş ve tanımlar da çeşitlenmiştir.ABD’li antropologlar A.L.Kroeber ve Clyde Kluckhohn Kültür Kavramlarına ve Tanımlarına Eleştirel Bir Bakış -1952 adlı çalışmalarında kültürün 164 farklı tanımını verirler.Bunlardan biri olan “öğrenilmiş davranış” yeterli bir tanım değildir çünkü hayvan türlerinin yaşamında da doğal davranışların dışında sonradan edinilmiş ya da öğrenilmiş davranışların payı vardır.Bir başka tanıma göre kültür “zihindeki düşünceler” den oluşur.Bu da yeterli değildir çünkü düşünceler toplumda ancak dilde, eylemde ve yaratılmış ürünlerde cisimlendikleri sürece bir anlam ve işlev kazanırlar.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 23-11-2006   #3 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Cvp: Kültür nedir?

Kültür Nedir?

Sözcük olarak kültür, “bir toplumda geçerli olan ve gelenek halinde devam eden, her türlü duygu, düşüce, dil, sanat, yaşayış unsurlarının tümü, belli bir konuda edinilmiş, geniş ve sistemli bilgi” şeklinde tarif edilmektedir. (Meydan Larousse)
Antropoloji bilimlerinin kültür sorunlarıyla uğraşan dalına, bugün, “etnoloji” veya “sosyal-kültürel antropoloji” adı verilmekte olup, bu alandaki kültür sözcüğü, günlük dilimizdeki “kültür” sözcüğünden çok daha geniş kapsamlı bir kavram olarak, hars ya da uygarlık anlamında kullanılmaktadır.
Kültür, en geniş sınırlarına sosyolojik çerçevede ulaşmakta olup, buradaki anlamıyla “bir yaşama biçimi”dir. Bir topluma özgü bütün ifade ve etkileşim biçimleri bu tanımda yer almaktadır. Bu anlamda kültür, insan olarak belli bir toplumda öğrendiklerimizle yapıp ettiklerimizin bir toplamı sayılabilir. Bu bakımdan ne yediğimiz, ne içtiğimiz, ne okuduğumuz, neye/nelere öfke duyduğumuz, neye ve nelere sevgi ve sempati ile baktığımız, ait olunan grup, küme ya da toplumu karakterize etmektedir.
Kültür tarihçileri, insanoğlunun hayatta kalma ve varlığını sürdürme savaşındaki başarısını, kültürel bir varlık oluşuna, yani yaşayarak öğrendiklerini kültüründe saklayıp yeni kuşaklara aktarma yeteneği ile becerisine bağlı görürler.
Toplu yaşayan her canlı türünün kültürü yoktur. Sözgelişi arı ve karınca gibi böcek türleri toplu yaşarlar fakat kültür yaratamazlar. Örneğin, arının düzgün altıgen biçimindeki kovan hücresinin boyutları son yirmi beş milyon yılda bir mikron bile değişmemiştir. Bazı maymunlar yavrularına bazı becerileri öğretir; ama bir dil ve kültürden yoksun oldukları için bu becerileri çok sınırlıdır. Evcil bazı hayvanlarla (atlar, köpekler gibi), kuyruksuz maymunlar oldukça karmaşık bazı becerileri öğrenebilir; ama bunları kendi yavrularına aktaramazlar.

Kavrama Tarihsel Bakış
Sosyal bilimciler 166 farklı tanımı olan kültür kavramı hakkında; “bir kavramın bu kadar çok tanımı varsa onun tanımlanamayacağını kabul etmek gerekir” diyebiliyorlar. Bu bağlamda da, kültür sözcüğünün oldukça zengin, uzun ve ilginç bir tarihçesi vardır.
Günlük konuşmalarımızda ya da sanat ve bilim çalışmalarında kullandığımız kültür sözcüğü, Latince kökenli olup Türkçe’ye Fransızca’dan geçmiştir. Latince cultura, toprağa bir şeyler ekip ürün almak, üretmek anlamlarında kullanılıyordu. Voltaire Fransız Devrimi öncesinde culture'ü insan zekâsının oluşumunu ve gelişmesini belirleyen bir terim olarak kullanınca, sözcük değişik bir anlam kazanmıştır. Fransızca’dan Almanca’ ya önceleri cultur daha sonraları kültür biçiminde geçen sözcük zamanla bütün Avrupa dillerine yayılmış, İngiliz antropoloğu Tylor, 1871'de ona bilimsel bir içerik kazandırınca da önemi gittikçe artan bir kavrama ve aynı zamanda bir uğraş alanına dönüşmüştür.
Voltaire, Culture sözcüğünü, insan zekasının oluşumu anlamında, Almanlar, uygarlık ve kültürel evrim karşılığında kullanılmışlardır. Ancak, XIX. Yüzyılın ikinci yarısı ile XX. Yüzyılın ilk çeyreğinde Fransızlar ve İngilizler, uygarlık sözcüğünü kültüre tercih etmişlerdi. Marx kültür kavramının değilse bile, kültürel içeriğin son derece kapsamlı bir tanımını vermiştir:
“Kültür ya da uygarlık, insanın bir toplumun üyesi olarak edindiği bilgi, inanç, sanat, ahlak, gelenek ve göreneklerle her türlü beceri ve alışkanlıklarını içeren karmaşık bir bütündür.”
Kültür tarihinde, tarihsel devinimi en iyi yansıttığı kabul edilen şu tanım da yaygındır:
“Kültür, bir toplumda geçerli olan ve gelenek halinde devam eden her türlü dil, duygu, inanç,sanat ve yaşayış öğelerinin tümüdür”.

Kavramın değişik alanlardaki kullanımı
Nereden ve neresinden bakılırsa bakılsın kültür kavramının tümü için ortak olan kimi tanımlamalar vardır ki bunlardan ilki kültürün organik olduğu, bir başka deyişle değişimin ve buna bağlı olarak etkileşim içinde olduğudur. Her canlı varlık gibi yaşlanır, etkinliğini ve hareket becerisini kaybeder ve sonuçta işlevini tamamlayarak yok olur. Buradan hareketle, hiç bir kültür öğesinin hareketsiz ve durağan olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü kültür kavramının varlığı için temel etmen, bir insan topluluğu ve onu oluşturan aile ve bireylerin varlığıdır. Kaynaklara baktığımızda öncelikle şunu fark ederiz: Bütün kültür öğeleri, kültürel var olanlar (en soyuttan, en somuta dek), insan tarafından var edilmiştir. Yani kültürün temel kaynağı insandır. Kültür örüntüsünü oluşturan her düşünce, her kurum, her nesne insan tarafından yaratılmıştır.
Eğitimcilere göre kültür, eğitim yoluyla kazanılan içeriktir. Eğitim ise, bu muhtevayı kazandıran süreçtir. “Eğitimsiz kültür, kültürsüz eğitim” düşünülemez. Sn. Bozkurt GÜVENÇ ise, “Eğitim yol ise, Kültür, yolcunun hayatı boyunca yaşayarak öğrendiklerinin tümüdür.” demektedir.
Bir kişi,diğerinden daha fazla kitap okumuş ve daha fazla şey biliyor olabilir. Ama daha az okuyan, diğerinden daha kültürlü olabilir. Çünkü, kültürlü olan, bilgiyi yaşamında uygulama başarısı göstermiş olandır.Her bilgi anında kültür olmaz, kültüre dönüşmez. Bilgili olmak başka, kültür başka şeydir.
Günlük dilde kültür,eğitim-öğretim süreci, bu sürecin kazandırdığı, genel ve mesleki kültür, İslam Kültürü, spor kültürü vb. Anlamında kullanılır.
Bilim ve felsefede kültür, insanların ve toplumların yapıp, öğrenerek kazandığı her şey (tutum, davranış ve değerler), kısaca uygarlık (medeniyet) anlamında kullanılmaktadır.
Kültür, genel bir biçimde ve uygarlıkla eşanlamlı olarak,” insan türünün hayatını, yaşam tarzını tüm diğer yaşam tarzlarından ayıran unsurlar bütünü” diye ve daha özel olarak da,”bir uygarlığı meydana getiren değerler toplamı” şeklinde tanımlanabilir.
Bir diğer ifade ile kültür, bir toplumun; gelenek, görenek, sanat, düşünce yapısı, tarihsel birikim ve sosyal kurumlar gibi varlıklarının tümünü kapsayan ve bireyleri arasında duyuş ve düşünüş birliğini sağlayan, şekillenmiş, kollektif maddi ve manevi değerleridir.
Her kültür ilkin öz gücüyle, özünde barındırdığı gizli güçle gelişir ve süreklileşir. Bununla birlikte, tek bir kültür özünü tümüyle öbür kültürden soyutlayarak gelişemez. Bu nedenle her kültür, gelişmesini sürdürebilmek için, öbür kültürlerin kazanımlarından yararlanmak ister.
Kültürle ilgili olarak karşımıza çıkan bazı kavramlar olan; kültürleme, kültürlenme ve kültürleşme süreçleri ile kültür aktarımı, kültür yitimi, kültür şoku ve hakim kültür kavramlarından kısaca bahsetmek istiyorum
Kültürleme: toplumların kendisini oluşturan bireylere belli bir kültürü aktarma, kazandırma, toplumun istediği insanı eğitip yaratma ve onu denetim altında tutarak, kültürel birlik ve beraberliği sağlama, bu yolla da toplumsal barış ve huzuru sağlama sürecidir. Kültürleme süreci bireye, hayatı boyunca kolay kolay değiştiremeyeceği bir kişilik yapısı kazandırır. Kültürleme, toplumsallaştırma (sosyalizasyon) ve eğitim süreci olarak da tanımlanabilir.
Kültürlenme; okul öncesinde, ailede başlayıp okul dönemi sonunda da da etkinleşen kültürlenme, değişik aile, eğitim, okul, meslek, bölge (alt kültür) çevrelerinden kalkıp belli yer ve zamanlarda bir araya gelen, birbirini etkileyen, akran grupları arasındaki kültür etkileşimidir. “Kültürleme”; varolanı iletirken, “kültürlenme”, yepyeni kültür kalıpları oluşturur, kültürel değişim sürecinin ana kaynağıdır.
Kültürleşme sürecinde, iki ya da daha çok kültür, karşılıklı etkileşim sonucu değişime uğrar, yeni sentezler, dinamik bileşkeler yaratırlar. Çağımızda sözü edilen “globalleşme” (küreselleşme) budur. Birey ve gruplar olarak, kültürleşmeyi tamamen önlemek mümkün değildir.
Aynı bağlamda ve yaklaşık olarak aynı anlam içinde, bir toplumsal gruba ait olan bilginin, yerleşik söylemlerle semboller, düzeninin diğer kuşaklara iletilmesi süreci ise kültür aktarımı diye tanımlanır.
Yine, özellikle kültürlenme söz konusu olduğunda, bir kültürel grubun üyelerinin başka bir kültürle temas içine girdikleri zaman kendi kültürlerini ya da geleneksel kültür değerlerini tümden ya da bir bölümüyle yitirmelerine kültürsüz!eşme veya kültür yitimi denir.
Aynı şekilde, bir İnsanın kendi kültürüne yabancı bir kültür, tümden farklı bir değerler ve normlar sistemi içine girdiği zaman, yaşadığı yolunu kaybetmişlik, şaşkınlık veya yönsüzlük duygusuna kültür şoku adı verilmektir.
Öte yandan, modern toplumlarda, farklı, hatta çoğunluk rekabet halindeki kültürler ve alt kültürlerin varlığı dikkate alındığında, kendi kültür değerlerini, davranış veya yaşam tarzını ve dilini, sahip olduğu siyasi ve iktisadi güç sayesinde, diğer kültürlere empoze edebilen kültür, hakim kültür olarak tanımlanır.
Bir kültür, ne denli gelişkin ve ne denli yaygın olursa olsun, bir başka kültürden üstün sayılmaz. Hangi amaçla olursa olsun, kültürler arasında gelişmişlik- gelişmemişlik ya da ilerilik-gerilik değerlendirilmesi yapılmaz; kültürler, üstlük altlık ilişkisine sokulamaz. Kültür hakkındaki bilimsel tartışmada üzerinde görüş birliğine varılan konulardan biri de, kültürel gelişmişlik ya da gelişmemişlik savının görece oluşudur. Her bütün kültür, içerisinde bulunan parça ya da alt kültürlerden oluşur; bunlar arasında gerçekleşen sürekli etkileşimle ve güncel koşullara göre biçimlenir.
Kültür kavramında bir sentez çabası içine girdiğimizde; antropolog’lar kültürü 4 temel kavram üzerinde yoğunlaştırarak açıklamaktadırlar. Bunlar:
  1. Kültür, bir toplumun, yada bütün toplumların uygarlık birikimidir,
  2. Kültür, belli bir toplumun kendisidir,
  3. Kültür, bir dizi sosyal süreçlerin bileşkesidir,
  4. Kültür, bir insan ve toplum kuramıdır.
Sonuç olarak da kültür kavramı,toplumun yüzlerce, binlerce yıldan beri oluşturduğu ortak amaçların, beklentilerin, değerlerin, inançların, duygu ve düşüncelerin, özetle ortak davranış kalıplarının depolandığı, saklandığı soyut bir kavram olup, toplumsal bellekolarak da kabul edilebilir.

Kültürün genel / temel nitelikleri
Kültürün oluşmasındaki temel nitelikleri aşağıdaki faktörler ışığında değerlendirdiğimizde:
1. Toplumsallık: Kültürün, toplumların bulunduğu yer ya da dönemlerde oluşması, yaşamasıdır. Toplumun dışında, ondan bağımsız bir kültürden söz edilemez.
2. Tarihsellik: Kültür denen karmaşık bütün ve onu oluşturan öğeler (dil, yazı, din, bilim, giyim-kuşam, sanat, yerleşme vb.) hangi toplum olursa olsun bir anda, kısa bir zaman dilimi içinde meydana çıkmış değildir.
3. Kalıtsallık: Kültürün ya da onun kapsamına giren öğelerin, etkinliklerin doğum yoluyla geçen birer kalıt değil de, öğrenilmesi gereken birer kalıt olduğunun en büyük kanıtı, doğumdan hemen sonra ailesinden ve onların yaşadığı toplumdan alınıp başka bir kültürün yaşadığı yere götürülen ve orada büyütülen bir çocuğun içinde yaşadığı toplumda geçerli olan dili, dini, sanatı ve yaşam biçimini kolayca öğrenip benimsemesidir. Bununla birlikte, nesillerden nesillere aktarılan farklı kültürleri kolaylıkla özümseme yeteneğinin söz konusu olduğu da göz ardı edilmemelidir.
4. İşlevsellik: Kültürün bir başka özelliği de toplum yaşamında bir yerinin, görevinin bulunması yani işlevselliğidir. Kültürü yaratan etkenin tek başına insan olduğu sanılıyordu. İnsan "neden", kültür ise "sonuç " sayılıyordu. Kültür araştırmalarının gelişmesi bu görüşün yanlış olduğunu göstermektedir. Artık günümüzde insanın davranışlarını, geniş ölçüde toplumdaki kültürel birikimin belirlediği kabul edilmektedir.
5. Birlik içinde çokluk: Ulusal kültürü oluşturan basamak ve dilimlere (kırsal ve kentsel çevre, toplumsal sınıflar, dinlere, mesleklere, parasal olanaklara, düşün ve sanat akımlarına göre süreklilik gösteren bir takım özel kültürler ) bakış açılarına göre kimi kez alt kültürler, sınıf kültürleri ya da bölgesel, yöresel kültürler denilmektedir. Bu alt ya da yerel kültürler, öteki yöresel kültürlerle uyum içinde olurlarsa ulusal kültür denen bütün sağlanmış olur. Önemli olan bu ayrılıkların bütün ile temelde bir aykırılık, çelişki göstermemesidir.
6. Devingenlik ve değişkenlik: Birey, kendisine bir kalıt olarak aktarılan kültürü yeniden öğrenir, yaşar ve yaşatırken farkında olmadan onda küçük de olsa bazı değişiklikler yapmakta ve kendisinden sonraki kuşaklara bu değişik biçimiyle aktarmaktadır. Kültürün devingenliği bireyin yaşamı süresince etkisini duyabileceği bir olgu olduğu halde, değişkenlik genelde çok yavaş oluştuğu için dikkatlerden kaçmakta, bu nedenle de yok sayılmaktadır. Tarihsel süreç incelendiğinde de dil, din ve gelenekler gibi ana kültür öğelerinin de değiştiği görülmektedir.

Kültürün ögeleri
Kültür, belirli bir kökten gelmiş bir toplumun "ana mayası" anlamındadır. Bir toplumun ana mayasını, yani kültürünü; o toplumun dil, yazı, tarih, din, töre, edebiyat ve sanat birliğinin toplamı belirler. Bir toplumun benliğini oluşturan bu ortak değerler, o toplumun diğer toplumların kimliklerinden nasıl ve nerede ayrıldığını belgeler. Bir toplumun üyesi olan her kişinin yapısında ve benliğinde, o toplumun mayasından bir parça bulunur. Fransız ve Alman kültürleri arasındaki ayrılıklar, bira mayası ile şarap mayası arasındaki ayrılıklardan daha da derindir. Bunun gibi, Türklerin "ana mayası" da diğer toplumların mayalarından ayrıdır. Bununla birlikte, yoğurt ve peynir mayalarının bir kökenden gelmiş olduğu da unutulmamalıdır. Ancak, bir maya yalnız başına bırakıldığında, "kendi kendini yer." Bu bir dil sürçmesi değildir. Maya içine katıldığı diğer maddeleri etkiler: Yoğurt mayası, sütü yoğurda çevirir. Şarap mayası, üzüm suyunu şarap yapar. Eğer maya, içinde gelişeceği, çoğalacağı ana maddeyi bulamaz ise, kendi kendini yemeye başlar. Sonucunda da ölür. Üzüm suyuna yoğurt mayası katılırsa, sonuç ne şaraptır, ne de yoğurt. Ne içilebilir, ne de yenilebilir. Mayanın canlı tutulabilmesi için, sürekli olarak kullanılması gerekir. Yeni mayalanmış yoğurdun bir parçası ayrılıp maya olarak saklanır. Böylelikle maya da kendini yenilemiş olur. Bir toplumun kültürü de bundan farksızdır. Kullanılmayan kültür ölür.
Kültürü, taşıyıcısına göre, egemenlik alanına göre, çıkış, yaratılış kaynaklarına göre, görünüşüne, biçimine, bir başka anlatımla, kültürü kanıtlayan araca göre, iş görüşüne göre değişik kullanım alanlarına göre tanımlanabilir. Bu görelilikleri daha çoğaltmak, dahası değişkenleri kendi içinde bile sınıflamak olasıdır.
Bu değişkenlerden, taşıyıcısına ve egemenlik alanına dayanarak, dört çeşit kültür kavramı oluşturulabilir:
  1. Bireysel kültür, esasında bireysel kültür, bir yakıştırma sıfattır. Yani bir bireye, içinde bulunduğu toplumun üyelerince, karşılaştırma yöntemiyle yakıştıran bir kimliktir, o bireyin içinde bulunduğu, yaşamını sürdürdüğü toplumun niteliğiyle birlikte bir anlam taşır.
  2. Yöresel (bölgesel) kültür, ulusal kültürün tabanını oluşturur.
  3. Ulusal kültür, bir toplumda yemek, giyinmek, barınmak, eğlenmek gibi gereksinmelerin elde edilmesinde kullanılan bilgi, inanç, teknik, davranış duyuş ve ifade biçimlerini içeren ve toplumun yapısını oluşturan kültüre, ulusal kültür denilmektedir.
  4. Evrensel kültür, bilim, teknik, felsefe, ve din gibi kültür öğelerini içeren ve bir topluma özgü olmayan, genel geçerlikli kültüre evrensel kültür denir.
"Evrensel kültür" bir çağa ve bir tarihsel döneme dünya ölçüsünde hâkim olan, diğer kültürlere baskın çıkan herhangi bir "çoğul kültür"dür. Örneğin bugün için bu anlamda "evrensel" olan kültür, Batı kültürüdür. Fakat bu, Batı kültürünün hâlen yaşayan diğer kültürlerden "üstün" ve "iyi" olduğu anlamına gelmez; sadece varolan diğer kültürlere baskın çıktığı ve dünya ölçüsünde yaygınlaştığı anlamına gelir. Her kültürün mâhiyeti gereği tarihsel olması, o kültürün belli bir zaman kesiti içinde varlığını sürdürdüğü, yani yerini her an bir başka kültüre (o başka kültüre kendinden pek çok şeyleri taşımış olsa da) terk edebileceği anlamına gelir. "Evrensel kültür" teriminin kendisi, Aydınlanmacı Batı kültürünün bir kültürel mirası olarak terminolojiye girmiştir. Bu yüzden, bu kültüre özgü ideal ve ölçütlerle sınırlı bir anlam içeriğine sahip olmak gibi bir tek yanlılığı ve manüpilatif bir işlevi vardır Yine bu yüzden, "evrensel kültür"ü, tarihsel perspektif altında bakıldığında, herhangi bir "baskın ve hâkim kültür" olarak anlamak uygun olur
Her hangi bir halk topluluğunu, millet yapan kültür değerleridir. Kültür; tarihi süreç içerisinde oluşur, milletler yaşadıkça o da yaşar. Dededen, atadan gelen kültürel değerler, yaşayan insanların duygu, düşünce ve yaşantılarıyla şekillenir zaman içerisinde gelişerek bazen de değişerek devam eder. Kültür değerleri hiçbir zaman statik kalmazlar devamlı değişim halindedirler. Bu değişim çok hızlı olmaz, yıllar bazen de yüzyıllar süreci içinde olur.


Kaynak: historicalsense.com
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 09-02-2007   #4 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Cvp: Kültür nedir?

Kültür Nedir

Bugüne kadar kültürün pek çok tanımı yapılmıştır. Bu tanımlardan birkaçını aşağıya alıyoruz:

“Tarihin derinliklerinden süzülüp gelen; zamanın ve ihtiyaçların doğurduğu, şuurlu tercihlerle, manalı ve zengin bir sentez oluşturan; sistemli ve sistemsiz şekilde nesilden nesile aktarılan; bu suretle her insanda mensubiyet duygusu, kimlik şuuru kazanılmasına yol açan; çevreyi ve şartları değiştirme gücü veren; nesillerin yaşadıkları zamana ve geleceğe bakışları sırasında geçmişe ait atıf düşüncesi geliştiren; inanışların, kabullenişlerin, yaşama şekillerinin bütününe KÜLTÜR denir.” Sadık Kemal TURAL

“kültür bir toplumun yaşama tarzıdır.” C. WIESLER

“Kültür denilince karşımıza bir yığın hadise çıkar. Bir toplum da, tabiatın dışında, insan elinden ve dilinden çıkma her şey kültür kavramı içerisine girer ”Mehmet KAPLAN

“Kültür, bir topluluğu, bir milleti millet yapan , onu başka milletlerden ayıran hayat tezahürlerinin bütünüdür. Bu hayat tezahürleri her milletin kendine has olan millî değerleridir.” M. ERGİN

Görülüyor ki bütün tanımlarda millet ve milleti meydana getirme, fertler arasındaki ilişkiler, tabiata hakim olma, tarihi bağ gibi pek çok özellik kültüre ait olarak ifade edilmektedir. Demek ki milleti millet yapan maddî-manevî değerlerin hepsine kültür diyoruz.


Son Düzenleyen Blue Blood; 28-03-2007 @ 20:23.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 10-02-2007   #5 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Cvp: Kültür nedir?

KÜLTÜR NEDİR?

Kültür: İnanç, değer, norm, "davranışlar ve bir nesilden diğer bir nesile aktarılan maddi öğelerden oluşan bir bütündür. "
Toplumda yaşayanların öğrendikleri ve paylaştıkları her şeyi kapsar. Toplumda yaşayan insanlara rehberlik eder, insanlar arasındaki ilişkileri yönlendirir.
Kültür, Toplumdaki paylaşılan ortak ürünlerden oluşur.
Toplum ise, ortak kültürü paylaşan ve birbirleriyle etkileşimde bulu­nan insanlardan meydana gelir.
Toplumda Kültür Öğeleri
1. Maddi:
2. Manevi:
Soyut

KULTURUN ÖZELLİKLERİ:
. Toplumsal bir üründür. :Öğrenilerek kazanılır.
. İnsanlar arası etkileşim sonucu doğup, gelişir. *Dil kullanabilme yeteneği
. Genetik bir faktör değildir. (kalıtsal olarak babadan oğula geçmez)
. Her toplumun kültürünün kendine özgü oluşudur. "

KÜLTÜREL FARKLILIKLAR VE KÜLTÜREL BİRLEŞME
Gelenekteki değişiklik diğer gelenekleri etkiler ve değişikliğe neden olur. Toplumbilimciler bu olaya Birleşme adını vermektedir.
. Kültürün bütün parçalarının herhangi bir biçimde birbirlerine bağlan­masına Kültürel Birleşme (Entegrasyon) denir.



KÜLTÜRÜ OLUŞTURAN PARÇALAR (NORM-DEĞERLER
)

NORM:
Kültürün belirlediği yerleşik davranış kurallarıdır. Toplumsal düzeni sağlayan bireylere yol gösteren doğru ve yanlışı olumlu ve olumsuzu belirleyen kurallar, standartlar ve fikirlere NORM denir.
Yaptırımı olan kurallar sistemidir.
Ödül ve ceza ile güvence altına alınır. Resmi ve Gayri resmi olabilir. Bireyin toplumsallaşma sürecinde öğrenilir (Bilet alırken kuyrukta bekleme)
Toplumdan topluma farklılık gösterir.
Toplum içinde de zaman içinde değişir.
DEĞER:
Bir toplumun kültürünü öğrenmek demek o kültürün değer­lerini bilmektir. .
İnsanların iyiyi, doğruyu, güzeli ve çirkini tanımlamak için koymuş oldukları standartlardır.
Norm ve Değerler Arasındaki Temel Farklılık Değerlerin soyut ve genel kavramlardan meydana gelmesi, Normların ise belirgin ve yol gösterici oluşlarıdır. .
Değerler bizlere kültür yoluyla aşılamakta olduğu için onları saptamak ve tanımlamak normlar kadar kolay değildir.

Sosyolog Robin Williams ABD'de 15 Temel Değerin Varlığını Saptamıştır.

ı. Başarı ve Yükselme
9. Demokrasi
2. Bireyselcilik
ıo. Eşitlik
3. Çalışma ve Aktif Olma
11. Eğitim
4. Pratiklik ve Yeterlilik
12. Dine Bağlılık
5. Bilim ve Teknoloji
13: Romantizm.
6. İyi bir hayat biçimi
14. Tek Eşle Evlilik
7. Humanistlik
15. Grup üstünlüğü ve Grup Başarısı
8. Özgürlük


Değerler zamanla değişebilir yerine yenileri gelebilir, eskiyen değerler atılabilir. Her Her Toplumun kendine özgü değerleri vardır.

Günümüzde Eklenen Değerler

1. Boş Zaman Etkinlikleri
3. Çevreye Saygılı Olma
2. Vücut Sağlığı ve Sağlıklı Yaş**
4. Kendi Kendine Yardımcı

Olma ve Kendini Gerçekleştirme

KÜLTÜRÜN KENDİ İÇİNDEKİ FARKLILIKLARI

Kültür, bir birleşmedir, her parçası birbirleriyle anlamlı bütünler oluşturur ve birbirini tamamlarlar.
Geleneksel endüstrileşmemiş toplumda kültür farklılıkları AZ Modern gelişmiş toplumda kültür faklılıkları ÇOKTUR
Popüler - Fakirlik Kültürleri
Popüler Kültür:
Yaşadığımız günlük hayaI. hobilerimizi, TV. kitapları, sergileri kapsar. Bizi geçmişe bağlayan bir araçtır (Zeki Müren)
Fakirlik Kültürü:
Antropolog Oscar Lewis öne sürmüştür. Fakirlerde başarılı olmak için gerekli istek, arzu ve disiplinin olmadığını ileri sür­mektedir. Fakirlerin davranışlarının toplum tarafından sapkın olarak nite­lendirildiğini savunmaktadır.
Hyman Radman:
Bunu red ederek aşağı statü deki insanların toplumun temel başarı değerlerini red etmeden alternatif bir değer düzeni geliştir­diklerini öne sürmektedir.

İdeal- Gerçek Kültürler

İdeal Kültür:
Toplumu bir arada tutan norm ve değerlerin sadece kurallarda geçerli olmasıdır.
Gerçek Kültür:
Günlük yaşamdaki uygulanış veya bulunuş biçimidir. (Vergi kaçırma, Kopya çekme) Toplumda yaşayan insanlar ideal ve gerçek kültür ayrılığı üzerinde çok büyük bir önemle durmazlar. Bu tür zıtlıklar genelde gözardı edilerek görülmemeye çalışılır (Kendini budizme adamış bir rahip hayatımda kimseyi incitmeme, öldürmeme amacını güder ancak yaşaması için balık tutmalıdır ama balık tutmak da bir anlamda bir canlıyı öldürmektir.) . .
Demokratik hak ve özgürlükler üzerinde duran toplumda bireylerin seçme ve seçilme özgürlükleri Yoksa burada ideal ve gerçek kültür farklılığını görebiliriz.
Yüksek - Yaygın Kültürler:
Toplum içinde özel bir yaş** biçimi, zevkleri alışkanlıkları olan küçük bir grubun sahip olduğu kültürdür.

Alt - Karşıt Kültür
Alt Kültür (subcultures):
Toplumun temel kültürel değerlerini paylaşan ancak bunun dışında kendini diğer gruplardan ayıran değer, norm ve yaş** biçimi olan gruplardır.
Alt kültür üyelerinin diğer alt kültürlere Etnosentrik Tutumları vardır. Yani kendi alt kültürünü üstün görüp diğerlerini aşağılarlar.
Yaşlılar içinde yaşadığı baskın kültüre artık Etnosentrik duygularla Bağlanmışlardı.
Bir grubun değer ve normları üyesi oldukları toplumun değer ve normlarını yansıtıyorsa buna Alt Kültür denir. Gruplar arasında ki fak­lılıklar büyüdükçe, sosyal çatışmaların derecesi de artar.
Karşıt Kültür:
Bir alt kültür olup, norm ve yaş** biçimleri açısından içinde yaşanılan kültüre ters düşen tutum ve davranışları içerir.
Toplumun sahip olduğu, gurur duyduğu norm ve değerleri red ederek,
karşıt tutum ve davranışlara sahiptirler. Gençler arasında yaygındır.
Grubun değer ve normları toplumun genel kültürüne ters düşecek
nitelikte ise buna Karşıt Kültür denir.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 30-07-2009   #6 (mesaj-linki)
BURCUAY - avatarı
Cvp: Kültür Nedir?

Kültür hakkında bilgi

Toplumun ve insanların, biyolojik olarak değil de, sosyal olarak kuşaktan kuşağa ak­tardığı maddi ve maddi olmayan ürünler bü­tünü, sembolik ve öğrenilmiş ürünler ya da özellikler toplamı.

Kültür bir milletin maddi-manevi değerleri: Bir milletin bütün sanat faaliyetlerinin, inançlarının, örf ve adetlerinin, anlayış ve davranışlarının, toplamı o milletin kültürüdür. Buna manevi kültür veya hars denir. İnsan toplumun, biyolojik olarak değil de, sosyal olarak kuşaktan Kuşağa ak­tardığı maddi ve maddi olmayan ürünler bü­tünü, sembolik ve öğrenilmiş ürünler ya da özellikler toplamı.

Latince’den gelen kültür terimini günü­müzdeki anlamına yakın bir biçimde ilk kez olarak 17. yüzyılda doğal hukuk düşünürü Samuel von Pufendorf kullanmıştır. Ona göre, kültür doğaya karşıt olan ve belli bir toplumsal bağlam içinde ortaya çıkan tüm İnsan eserleridir. 18. yüzyılın sonlarında ünlü Alman filozofu Kant da kültürü aynı anlamda insanın kendi rasyonel ve mantıklı özünden dolayı özgürce hayata geçirebileceği amaçların, ideallerin tümü olarak tanım­lanmıştır.

Bununla birlikte, esas Aydınlanma Ça­ğında oluşan kültür kavramının gerçek yara­tıcısı ünlü Alman filozofu Herder''dir. Ona göre, kültür bir ulusun, bir halk ya da toplu­luğun yaşam tarzıdır. Herderin söz konusu kültür kavrayışı, kültüre tarihsel bir boyut kazandırırken, günümüz kültür görüşüne çıkan yoldaki en önemli kilometre taşını meydana getirir. Nitekim, antropolog E. B. Taylor 1871 yılında kültürü, bilgileri, inanç­ları, sanatı, ahlâki, yasaları, gelenekleri, ve bir toplumun üyesi olarak İnsanın edindiği bütün öteki eğilim ve alışkanlıkları içeren kompleks bütün olarak tamamlamıştır.

İktisadi üretim ve mübadele sistemini, akrabalık ve aile örgütlenmesi dizgesini, siyasi ve dini örgütlenmeyi, günlük yaşam kurallarını, ahlâk ve adalet sistemini, dili ve efsane, sanat, felsefe, ve hatta bilim üretimi­ni ihtiva eden bir şey olarak, bütün tarihsel ve evrensel boyutuyla kültür tanımı, bunun­la birlikte kültürü uygarlıktan ayırmaya yet­meyen, oldukça genel bir kültür kavrayışına tekabül eder. Anglo-Sakson dünyada çok yaygın olan söz konusu kültür/ uygarlıkiktisat ve toplumsal hayatı kuran tüm faaliyetleri tanımlar. Şu halde, kültür genel bir biçimde ve uygarlıkla eşanlamlı olarak, İnsan türü­nün hayatını, yaşam tarzını tüm diğer yaşam tarzlarından ayıran unsurlar bütünü diye ve daha özel olarak da, bir uygarlığı meydana getiren değerler toplamı şeklinde tanımlanabilir.

Bu bağlamda, farklı değer ya da kültürle­re sahip toplumsal veya etnik gruplar ara­sındaki doğrudan ve sürekli temasın sonu­cunda, gruplardan biri veya diğerinin ya da her ikisinin birden diğer grubun kültürünü, kültürel özelliklerini toptan veya kısmen be­nimsemesi sürecine kültürlenme adı verilir. öte yandan, bir toplumun kendi kültürünü, kültürel değer ya da özelliklerini üyelerine aktarma sürecine, toplumu meydana getiren bireylerin, toplumun istek ve beklentilerine uygun olarak etkilenmesi ve değiştirilmesi işlemine kültür! eme denmektedir.

Aynı bağlamda ve yaklaşık olarak aynı anlam içinde, bir toplumsal gruba ait olan bilginin, yerleşik söylemlerle semboller dü­zeninin diğer kuşaklara iletilmesi süreci kül­tür aktarımı diye tanımlanır. Yine, özellikle kültürlenme söz konusu olduğunda, bir kül­türel grubun üyelerinin başka bir kültürle temas içine girdikleri zaman kendi kültürle­rini ya da geleneksel kültür değerlerini tüm­den ya da bir bölümüyle yitirmelerine kül­türsüz!eşme veya kültür yitimi denir. Aynı şekilde, bir İnsanın kendi kültürüne yabancı bir kültür, tümden farklı bir değerler ve normlar sistemi içine girdiği zaman, yaşadı­ğı yolunu kaybetmişlik, şaşkınlık veya yön­süzlük duygusuna kültür şoku adı verilmek­tir.

Öte yandan, modern toplumlarda, farklı, hatta çoğunluk rekabet halindeki kültürler ve alt kültürlerin varlığı dikkate alındığında, kendi kültür değerlerini, davranış veya yaşam tarzını ve dilini, sahip olduğu siyasi ve iktisadi güç sayesinde, diğer kültürlere empoze edebilen kültür hakim kültür diye tanımlanır.

öz­deşliği, Alman düşüncesinde Kultur ve Zivi­lisation ayırımıyla daha sağlıklı bir biçimde karşılanır. Buna göre, kültür veya tinsel kül­tür semboller ve değerleri ifade ederken, uy­garlık ya da maddi kültür teknolojiyi,
Kültür nedir

Kültür Nedir?

İnsan toplumuna özgü bilgi, inanç ve davranışlar büyünü ile bu bütünün parçası olan maddi nesneler. Kültür, kavramının pek çok tanımı yapılmıştır. Ama kültürler arası değerler farkındalığı ile ilişkisi içinde incelerken, bu toplumsal olayın daha özel bir tanımını yapmak gerekiyor. Sanatı, edebiyatı, bilimi, folkloru, gelenekleri içerecek ve bunların karşılıklı ilişki ve bağıntı içinde oluşturdukları bütünü kastetmek üzere yapılan kültür tanımları, özel bir etkileşme olarak ele alınabilir. Toplumsal yaşamın dil, düşünce, gelenek, işaret sistemleri, kurumlar, yasalar, aletler, teknikler, sanat yapıtları gibi her türlü maddi ve tinsel ürününü kapsamına alır.

Kültür: İnsanoğlunun biyolojik olarak değil de sosyal olarak kuşaktan kuşağa aktardığı maddi ve maddi olmayan ürünler bütünü.

Eğer biz kültürü, gündelik hayat içindeki yapısıyla tanımlayamazsak, her anki ilişkilerimizin toplamı olarak ele alamazsak kültürün etkisini ve gücünü yeterince göremeyiz. Milyonlarca insanın hayatı, çalıştığı veya eğitim aldığı saatlerin dışında, kendisini bir sonraki çalışma gününe veya bir sonraki ders gününe bir biçimde hazırlamak için giriştiği bütün o ilişkilerden, olaylardan ve nesnelerden kurulmuştur. Kültür işte bir anlamda budur. Otobüs beklerden, yemek yerken,
müzik dinlerken, ders çalışırken, eğlenmek ya da dinlenmek için bir yerlere gider ya da bir şeyler satın alırken, barınmak, örtünmek için ihtiyaç duyduğumuz maddeleri tüketirken girdiğimiz her ilişki, bizi çevreleyen her şey, bizi kurulu, devralınmış ve yeniden üretilen bir yapıya yönelten her bağ, kültür kavramıyla ifade edilebilir.

Kültür, etimolojik anlamda işlemek, ıslah etmek yoluyla bir toprağı daha verimli kılmak, bitki yetiştirmektir. Aslında kültürle anlatmak istenen esas konu, insan yaşantısının hayvansal niteliklerden sıyrılarak insani bir görünüm kazanmasını sağlayan her şeyin kendisidir.

Kültür, cultum fiilinden gelir; bu da yetiştirmek, korumak ve göz kulak olmak anlamındadır. Dahası bir topluluğun tüm faaliyetlerini yansıtan ve onu diğer tüm toplumlardan ayıran eylem ve düşünceler sistemi olarak ifade edilebilir kültür. Bozkurt Güvenç''e göre kültür; toplum, insanlığın, eğitim süreci ve kültürel muhteva gibi değişkenlerin ve bunlar arasındaki karmaşık ilişkilerin bir bütünü ve işlevidir. Demek ki kültür kapsamlı bir alanı içerir ve bilgi, inanış, sanat, ahlak kuralları, kanun, gelenek ve görenek, ayrıca topluluğun bir üyesi olarak insan tarafından kazanılan, geliştirilen daha birçok yetenek ve becerileri içeren karmaşık bir bütünü bünyesinde taşır.

Günlük dilde “kültürlü olmak” bilgili, görgülü, incelikli olmak anlamına gelir.Kültürlü kişi uygarlığın nimetlerinden bilinçli olarak yararlanan, eğitimli kişidir.

Kültür terimini günümüzdeki anlamına yakın bir şekilde ilk kez 17. yüzyılda Samuel von Pufendorf kullanmıştır.Ona göre kültür doğaya karşıt olan ve belli bir toplumsal bağlam içinde ortaya çıkan tüm insan eserleridir.

Alman filozof Immanuel Kant kültürü insanın mantıksal özünden dolayı özgürce hayata geçirebileceği amaçların, ideallerin tümü olarak tanımlamıştır.

Bir başka Alman filozof Herder kültürü bir ulusun, bir halk ya da topluluğun yaşam tarzı olarak yorumlamıştır.

Kültürü tanımlamaya çabalayanlardan bir diğeri de antropolojinin kurucularından Edward Burnett Taylor olmuştur.Ona göre kültür “bilgilerden, inançlardan, sanattan, ahlaktan ve insanın toplumda yaşayan bir varlık olması nedeniyle edindiği bütün öbür yetenekler ve alışkanlıklardan oluşan karmaşık bir bütün” dür.

Antropoloji ve etnoloji bilimleri geliştikçe kültür olgusunun karmaşıklığı daha da belirginleşmiş ve tanımlar da çeşitlenmiştir.ABD’li antropologlar A.L.Kroeber ve Clyde Kluckhohn Kültür Kavramlarına ve Tanımlarına Eleştirel Bir Bakış -1952 adlı çalışmalarında kültürün 164 farklı tanımını verirler.Bunlardan biri olan “öğrenilmiş davranış” yeterli bir tanım değildir çünkü hayvan türlerinin yaşamında da doğal davranışların dışında sonradan edinilmiş ya da öğrenilmiş davranışların payı vardır.Bir başka tanıma göre kültür “zihindeki düşünceler” den oluşur.Bu da yeterli değildir çünkü düşünceler toplumda ancak dilde, eylemde ve yaratılmış ürünlerde cisimlendikleri sürece bir anlam ve işlev kazanırlar.

Kültür, bir toplumun kimliğini oluşturur, onu diğer toplumlardan farklı kılar. Kültür, toplumun yaşayış ve düşünüş tarzıdır.

Kültür, genel olarak iki öğeden oluşur

a) Maddi Kültür Öğeleri: Binalar, her türlü araç-gereç, giysiler vb.
b) Manevi Kültür Öğeleri: İnançlar, gelenekler, normlar, düşünce biçimleri vb.

Kültürün maddi ve manevi öğeleri arasında sürekli bir etkileşim vardır. Birinde meydana gelen bir değişim diğerini de etkiler. turkforumuz.biz''den alınmıştır Kültür, toplumun doğal çevresinden yani coğrafi koşullardan etkilenir. Örneğin, dağlık bölgelerde yaşayan toplumların kültürüyle verimli ovalarda yaşayan toplumların kültürü birbirinden farklıdır.

Özellikleri

Kültür görelidir. Yani her toplumun kendine özgü kültürü vardır.
Kültür tarihseldir. Yani geçmişten günümüze süregelmektedir.
Kültür insan eseridir. İnsanlar hem kültürü oluştururlar hem de kültürden etkilenirler.
Kültür durağan değildir. Zaman içinde değişir. Maddi öğeler daha hızlı değişir. Ayrıca her toplumda kültürel değişim hızı birbirinden farklıdır.

Kültürün işlevleri

Birey davranışlarını yönlendirerek toplumsal düzeni sağlar
Topluma kimlik kazandırır. Toplumu diğer toplumlardan farklı kılar
Toplumsal dayanışma ve birlik duygusu verir. “Biz bilinci”
Toplumsal kişiliğin oluşmasını sağlar. “sosyalleşme”

Kültürün kazanılması



İnsanların toplumları, ülkeleri birbirinden farklı da olsa biyolojik olarak birbirlerine benzerler, ama inanç, düşünce, tutum ve olayları algılayış tarzı bakımından farklıdırlar.

Bu farklılığı ortaya çıkaran etkenlerin başında içinde yetiştikleri kültürel yapıdır. Bireyler, kültürü sosyalleşme süreciyle kazanırlar.

Sosyalleşme (Toplumsallaşma), (Sosyalizasyon):

Birey, içine doğduğu kültürel ortamın özellikleri ana-babasından, yakınlarından, arkadaşlarından, okuldan, sokaktan ve iş ortamından öğrenir. Ömür boyu süren bu öğrenme ve uyma sürecine sosyalleşme denir.

Birey sosyalleşme süreciyle içinde yaşadığı toplumun bir üyesi olur. Olayları algılayış tarzından giyim tarzına, düşünüş tarzından davranış biçimine kadar her konuda kültürden etkilenir.

Sosyalleşme süreci, aynı toplumdaki bireyleri genel olarak birbirine benzetir. Ancak aynı kültürel ortamda da yaşasa her insanın yaratılış özellikleri farklı olduğu için kişilikleri birbirinin aynısı değildir.

Temel kavramları

1- Üst Kültür: Bir toplumda geçerli olan genel kültür özellikleridir. Toplumun her kesiminde bilinir ve benimsenir.

Örnek: Genel Türkiye kültürü, genel Çin kültürü, genel İtalyan kültürü gibi…

2- Alt kültür: Üst kültür içindeki din, dil, töre ve etnik köken bakımından kendine özgü özelliklere sahip toplulukların kültürüdür.

Örnek: Türkiye’deki Kürt, Laz, Alevi, Yörük kültürü, Amerika’daki Kızılderili, Zenci, Göçmen kültürü gibi…

3- Kültürleme: Toplumun, kendi kültürel özelliklerini yeni kuşaklara sosyalleşme yoluyla aktarmasıdır.

Örnek: Türk toplumunda yetişen bir kişi Türk gibi düşünür, davranır ve giyinir. turkforumuz.biz''den alınmıştır

4- Kültürleşme: Farklı kültürlerin karşılıklı etkileşime girmesiyle gerçekleşen kültür alış-verişidir. Kültürleşme süreci sonunda her iki toplum da yavaş ya da hızlı değişir.

Örnek: Aynı mahallede oturan Türk ve Kürt toplulukların zamanla birbirini etkilemesi, Avrupa birliğine üye ülkelerin kültürel etkileşime girmesi

5- Kültürel Yayılma: Bir kültürde ortaya çıkan maddi veya manevi kültür öğesinin dünyadaki başka kültürlere yayılmasıdır.

Örnek: Spagettinin İtalya’dan, ulusçuluk fikrinin Fransa’dan, tütünün içmenin Kuzey Amerika yerlilerinden, yoğurdun Türklerden dünyaya yayılması gibi…

6- Kültürel Gecikme: Bir toplumdaki maddi kültür öğelerinde meydana gelen değişim hızına, manevi kültür öğelerinin ayak uyduramaması oluşan uyumsuzluk ve görgüsüzlük durumudur.

Örnek: Cep telefonu (maddi kültür) hızla yaygınlaşmaktadır ancak onu kullanma görgüsü (manevi kültür) aynı hızda gelişmemektedir. Bunun sonucu olarak toplu mekânlarda yüksek sesle konuşulmakta, tiyatro, cami gibi yerlerde kapatmaya özen gösterilmemektedir. Ayrıca, apartman, kredi kartı, belediye otobüsü, sonradan görme zenginlik vb.

7- Kültürel Şok: Kendi kültür ortamından başka bir kültür ortamına katılan bireylerin yaşadıkları bunalım ve uyumsuzluk durumudur.

Örnek: Almanya’ya giden ilk Türk işçilerin uyum sorunları, kentten köye gelin olan bir kızın uyum sorunu, Doğuda bir köye atanan yeni İzmirli öğretmen vb…

8- Kültür Emperyalizmi: Emperyalizm, bir ülkenin başka bir ülkenin kaynaklarını sömürmesi demektir. Kültür emperyalizmi, gelişmiş ülkelerin az gelişmiş diğer kültürleri özellikle kitle iletişim araçlarıyla etkilemesi ve kendine benzetmesidir. Kültür emperyalizmi, sömürgeciliği kolaylaştırır. turkforumuz.biz''den alınmıştır Örnek: Batı kültürü, TV programları ve filmleriyle diğer kültürleri giyim, eğlence ve tüketim alışkanlıkları bakımından kendine benzetmektedir. Böylece Batı, ürettiği ürünlere daha çok pazar bulacaktır.

9- Kültürel asimilasyon: Bir kültürün, kendi içindeki azınlık kültürü eritmesi ve kendine benzetmesidir. Asimilasyon normal bir süreçle olabildiği gibi devlet eliyle zorla da olabilir.

Örnek: Bulgar Türklerinin zamanla Slavlar içinde erimesi, Anadolu’daki Türklerden önceki eski halkların Türk kültürü içinde erimesi, Azteklerin Meksika kültürü içinde erimesi vb…

10- Kültürel Yozlaşama: Yabancı kültürlerin olumsuz etkisi ve toplumun kendi öz değerlerine yeterince sahip çıkmaması sonucu meydana gelen kültürel bozulmadır.

Örnek: Gençlerin batı kültürüne özenmesi, yardımlaşmanın yerini çıkarcılığın ve duyarsızlığın alması, anadilin yabancı kelimelerle yozlaşması, dini bayramların özünden uzaklaşıp tatile dönüşmesi, işyeri isimlerinin yabancı kelimelerden seçilmesi

Kültür değişmeleri

İnsanların yukarıda anlatılan her çeşit değeri ürettikleri ortama kültür çevresi diyebiliriz. Kültür çevresi içinde bulunan insanlar belli kültür değerlerini üretirler ve özellikle dördüncü öğede hiçbir gelişme olmazsa ve kendi içlerine kapanıp yaşarlarsa yüzlerce yıl aynı değerleri saklarlar; kültür değerleri, başka bir deyişle, üretilen değerler, özlerinde ve niteliklerinde hiçbir önemli değişme olmadan kuşaklar boyu sürer gider.

İçine kapalı kültürler kendilerini, yenileyemezler. Bunun sonucu er geç başka ve ileri kültürlerin etkisi altına girip onların içinde erirler.

Kültürler Arası Etkileşim

Doğal akışı içinde yaşayan çeşitli kültürlerin birbirleriyle etkileşim içinde bulunmalarından kaçınılmaz. Çünkü hiçbir kültür ürettiği değerler açısından tek başına gelişme için yeterli bir düzeyde değildir.

Kültür etkileşimi çeşitli yollarla sağlanır. Bu yolları iki ana grupta toplayabiliriz.

a) insanların barış içinde özellikle ekonomik zorunluklar nedeniyle başka kültürlerden gelenlerle ilişki kurmalarıdır.

b) insanların savaş, zorunlu göç gibi nedenlerle, birbirleriyle istekleri dışında ilişki içine girmeleridir.

Kültür Değişmeleri

Kültürler kendi hallerine bırakılır ve her türlü etkileşime kapalı kalırlarsa bir değişimin söz konusu olabilmesi çok zordur.

Olağanüstü bazı olaylar cereyan etmezse kültür çevresi kapalı olan toplumlarda gelişme hissedilmeyecek derecede ağır, hem de çok ağır olur. Kültür gelişmesinde en önemli etken ise "etkileşim"dir.

insanlığın ilerlemesi, başka bir deyişle uygarlıkların yüksek düzeylere ulaşması, kültürler arası etkileşimin sonucudur ve bu etkileşim hele günümüzde hızını hiç umulmayan biçimde arttırmaktadır.

Kültür Değişikliği ve Devrim

Devrim ihtiyacı doğan toplumlarda pek çok ana kurum eskimiş, donmuş, köhneleşmiş bir duruma düşmüştür. Topluun düzenleyicisi ve yürütücüsü olan "devlet", yani kültürün ikinci öğesinin içinde yer alan o üstün güç, köhnemiş kurumları yenileyememektedir.

Eskimiş, köhnemiş kurumların hepsi kültür öğeleri içndedir. Bu nedenle devrim, en yaşamsal kültür öğelerinin hızla değiştirilmesi demektir. Başka bir deyişle devrim, bir kültür değişikliğidir.

Evrim yavaş, pek farkına varılmadan, ama bir süre sonra kendini topluma kabul ettiren bir gelişmedir. Başka bir deyişle evrim yoluyla gerçekleşen değişikliklerde toplum üyelerinin ''"mutabakatı", yani uyuşmaları yavaş yavaş ve kendiliğinden olur.

Devrimi yürüten kadro, benimsediği ideolojiyi kendi toplumunun kültür kalıplarına göre yorumlayabilir. Ama sonuçta mutlaka yozlaşmış, köhnemiş batı kültür öğeleri değişecektir.

Devrimin özünde az veya çok bir zorlayıcılık vardır. Bu zorlama toplumun bütün kültür öğelerini değiştiremez. Gerçek bir devrimci kadro, değiştirilmesi gereken kültür öğelerini veya o öğelerin içindeki önemli alt öğeleri saptar.

Bu saptama yapılırken özellikle üçüncü öğeye hiç dokunmamak gereklidir. Başka bir deyişle, büyük ve ani kültür değişikliği demek olan devrimde toplumun manevi varlığını oluşturan öğeye dokunulalmaz.

Toplumun ahlâk değerleri devrimsel bir atılımla değiştirilemez. Gerçi kültür etkileşimi dolayısı ile elbette bu öğede de zamanla bazı değişiklikler olabilir. Ama bu değişiklik toplumu ahlâk açısından sarsmadan, kendiliğinden, uzun bir süre içinde oluşur.

Devrim yöntemleri ve hedefleri

Devrim ilkelerini yerleştirmek için gereken kültür ögelerni seçip, yerlerine konulacak yeni öğeleri saptama yerleştirebilmek için devrime inananların, diğer kesimleri de kendi saflarına çekebilmesi yolunda mümkün olduğu ölçüde insancıl yolları denemesi; değişen öğelerin ne ölçüde yerleştiğini saptayabilmek için sıkı bir denetleme gerektirir.

Devrimlerde zorlamA ilkesi asıl değil, istisna olmalıdır. Ayrıca "gerçek" bir devrim demokrasiyi yerleştirmek için yapılırsa geçerli sayılabilir.

Türk devrimine genel bakış

Türk İnkılabı tarihte görülen en önemli kültür değişikliklerinden birini gerçekleştirmiştir. Devrimde üç kültür öğesi hemen bütünüyle değiştirilmiştir.

Ekonomik öğe yüzlerce yıl saklandığı kalıbından kurtulmuş ve dinamik bir yapıya dönüşmüştür. Devlet, dayandığı meşruluk esasından başlamak üzere bütünüyle değişmiş ve eşitlikçi, çoğulcu bir demokrasiye geçiş için gerekli alt yapının kurulmasına çalışılmıştır.

Hukuk da aynı biçimde baştan aşağı yenilenmiştir. Yurttaşın eşitliğine ve özgürlüğüne dayanan yepyeni bir hukuk sistemi getirilmiştir.

Modern bilim ancak Türk Devrimi ile tam olarak yurdumuza yerleşmiştir ve en önemlisi, diğer inkılâp adımları atılırken hep bilimin çizdiği çerçeve içinde kalınmıştır.

Sanatta, yeni ve modern kalıplar, gelenenksel güzellik ve toplum anlayışına geçmiş ve hemen her alanda sanat önemli olumlu gelişmeler kaydetmiştir.

Türk Devriminde üçüncü öğeye asla dokunulmamıştır. Ulusumuzun ahlâk değerleri yeni kurulan hukuk sistemi içinde daha da yüksek bir düzeye erişmiştir.

Din öğesine de hiç karşılmamış, ancak bu öğenin devlet ve hukuk öğesi içine girmesi önlenmiştir. Devrimler sırasında ahlak vb. değiştirilemez, sadece hukuk kuralları değiştirilebilir


Kaynak: Ansiklopedi
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Cevap Yeni Konu Aç

Etiketler
Yok
kultur anlami, kultur nedir, kultur ve miras nedir, kultur ve sanat nedir, ulusal kultur ne demektir,
Hızlı Cevap
Resim Doğrulama
Mesaj:
Seçenekler
Kültür Nedir? Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Milli kültür nedir? Ögeleri nelerdir? bambu Soru-Cevap 136 10 Saat Önce 20:41
Kültür nedir? Kültürün ögeleri nelerdir? Ziyaretçi Soru-Cevap 29 4 Gün Önce 15:41
Kültür - Kültür Nedir - Kültür Hakkında mustafa_95 X-Sözlük 0 29-05-2008 19:11
Milli Kültür Nedir? Milli Kültürün Önem ve Unsurları BARIŞ Satırlarla Türkiye 7 07-02-2008 22:58
Kültür Toplumbilimi Blue Blood Kültür 0 16-10-2006 20:17