Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Ezan Nedir? Ezan Hakkında

Bu konu Müslümanlık/İslamiyet forumunda Blue Blood tarafından 12 Eylül 2007 (20:36) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
80219 kez görüntülenmiş, 8 cevap yazılmış ve son mesaj 30 Kasım 2011 (17:08) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 4.24  |  Oy Veren: 45      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 12 Eylül 2007, 20:36

Ezan Nedir? Ezan Hakkında

#1 (link)
Blue Blood
Ziyaretçi
Blue Blood - avatarı
Ezan, İslam dininde namaz vaktinin geldiğini insanlara bildirmek için okunan sözdür.
Namaz için ezan okumak vâcip kuvvetinde bir sünnet-i müekkededir. Ezan bir ibadet şekli değildir. Fakat ezan okunurken saygıdan dolayı toparlanıp öyle otururuz.


Sözleri şöyledir:
Arapça:
4x الله اكبر
2x اشهد ان لا اله الا الله
2x اشهد ان محمدا رسول الله
2x حي على الصلاة
2x حي على الفلاح
2x الصلاة خير من النوم (Sadece sabah namazında okunur.)
2x الله اكبر
1x لا اله الا الله
Okunuşu
Allahu Ekber (4 kere)
Eşhedu enla ilahe illallah (2 kere)
Eşhedu enne Muhammeden resulullah (2 kere)
Hayya alessalah (2 kere)
Hayya alelfelah (2 kere)
Allahu Ekber (2 kere)
Lailaheillallah (Ancak sabah ezanlarında "Hayya lelfelah" dan sonra iki defa "Essalatü hayrün minen nevm" denilir.
Eski İstanbul geleneğine göre:
  • Sabah Ezanı: Sabâ, Dilkeşhâveran makamında
  • Öğle Ezanı: Sabâ, Hicaz makamında
  • İkindi Ezanı: Hicaz makamında
  • Akşam Ezanı: Hicaz, Rast makamında
  • Yatsı Ezanı: Hicaz, Bayatî, Nevâ veya Rast makamında okunurdu.
Sabah namazında önce verilen salâ da Dilkeşhâveran makamından söylenirdi.

Ezanın Başlangıcı
İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor:
"Müslümanlar Medîne'ye geldikleri vakit toplanıyorlar ve namaz vakitlerini birbirlerine soruyorlardı. Namaz için kimse nidâ etmiyordu. Bir gün bu hususta konuştular. Bazıları:
"Hristiyanların çanı gibi bir çan edinin" dedi.
Bazıları da:
"Yahudilerin boynuzu gibi bir boynuz edinerek (onu öttürün!)" dedi.
Hz. Ömer (radıyallâhu anh):
''Bir adam çıkarsanız da namazı ilan etse!" dedi. Resülullah (aleyhissalâtu vesselam):
"Ey BiIâI! Kalk! namazı ilan et!" dedi." (KÜTÜB-İ SİTTE /2426)
Ebü Umeyr İbnu Enes, Ensar'dan olan bir amcasından naklen anlatıyor:
"Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) halkı namaza nasıl toplayacağı meselesine eğildi. Kendisine:
"Namaz vakti olunca bir bayrak dik, onu görünce halk birbirine haber verir" dendi.
Bu, Aleyhissalâtu vesselâm'ın hoşuna gitmedi. Bunun üzerine O'na, boynuz hatırlatıldı. Bu, yahudilerin borazanı idi. Onu bu da memnun etmedi ve hatta:
"Bu yahudi işidir!" dedi. Bunun üzerine büyük çan hatırlatıldı. Efendimiz:
"Bu hristiyanların işidir" dedi. Bu (konuşmalar)dan sonra Abdullah İbnu Zeyd el-Ensârî, Resülullah'ın üzüntüsüne üzülerek ayrıldı. Bunun üzerine rüyasında ezan öğretildi." (KÜTÜB-İ SİTTE /2427)
Bir diğer rivayette şöyle denmiştir:
"Ensardan bir adam gelerek:
"Ey Allah'ın Resülü! Ben sizin üzüntünüzü görüp ayrıldığım vakit (rüyamdan) bir adam gördüm. Üzerinde yeşil renkli iki giysi vardı. Kalkıp mescidin üzerinde ezan okudu. Sonra bir miktar oturdu. Tekrar kalkıp aynı söylediklerini bir kere daha tekrarladı. Ancak bu sefer bir de kad kâmeti's-salât (namaz başlamıştır) cümlesini ilave etti. Eğer halkın (bana yalancı diyeceğinden korkum) olmasaydı ben "uykuda değildim, uyanıktım" diyecektim" dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm):

"Allah sana hayır göstermiş. Bilâl'e söyle (bu kelimeleri söyleyerek) ezan okusun!" dedi. Hz. Ömer (radıyallâhu anh) de atılarak:
"Onun gördüğünü aynen ben de gördüm, ancak o, anlatma işinde benden önce davranınca, ben utandım (anlatamadım)" dedi.
"Adam anlattıkları arasında şunları da söyledi:
"(Mescidin üzerine çıkan adam) kıbleye yöneldi ve dedi ki:
"Allahu ekber Allahu akber Allahu ekber Allahu ekber, eşhedu en lâ ilâhe illallah, eşhedu en lâ ilâhe illallah. Eşhedü enne Muhammeden Resülullah eşhedü enne Muhammeden Resülullah, hayye ala's-salât -iki defa-, hayye ala'l-felâh -iki defa- Allahu ekber Allahu ekber, lâilâhe illallah."

Sonra bir miktar durduruldu. Sonra adam tekrar kalktı, aynı şeyleri yeniden söyledi. Ancak bu sefer Hayye ala'l-felâh'tan sonra kad kâmeti's-salât kad kâmeti's-salât dedi. Râvi ilave etti:
"Resülullah (aleyhissalatu vesselâm):

"Bunu Bilâl'e öğret!" buyurdu. (Adam emri yerine getirdi) Bilâl de onları söyleyerek ezan okudu." (KÜTÜB-İ SİTTE /2428)
Abdullah İbnu Zeyd (radıyallâhu anh) anlatıyor:
"Resülullah (aleyhissalatu vesselâm), halkı namaz için toplamak maksadıyla çalınmak üzere bir çan yapılmasını emrettiği zaman, ben uyurken yanıma bir adam geldi. Elinde bir çan vardı. Ben:
"Ey Allah'ın kulu, bu çanı bana satar mısın?" dedim. Adam:
"Pekala, ama bunu ne yapacaksın?" dedi. Ben:
"Bununla insanları namaza çağıracağım" dedim. Bana:
"Sana bu iş için daha hayırlı bir söz göstereyim mi?" dedi. Ben de ona: "Elbette!" dedim.
"Öyleyse şunu söyle!" diyerek bana öğretti:
"Allahu ekber Allahu ekber Allahu ekber Allahu ekber.
Eşhedü enne Muhammeden Resülullah, eşhedü enne Muhammeden Resülullah.
Hayye ala's-salât, Hayye ala's-salât.
Hayye ala'l-felâh, Hayye ala'l-felâh.
Allahu ekber Allahu ekber Lâilâhe illallah."
Abdullah İbnu Zeyd (radıyallâhu anh) devamlı dedi ki: "(Rüyamdaki bu zat) benden biraz uzaklaştı sonra tekrar söze başlayıp:
"Sonra namazı kılacağın zaman şunu söylersin" dedi ve öğretti:
"Allahu ekber Allahu ekber-Eşhedu en lâ ilâhe illallah, Eşhedü enne Muhammeden Resülullah, Hayye ala's-salât, Hayye ala'l-felâh, Kad kâmeti's-salât, kad kameti's-salât, Allahu ekber Allahu ekber Lâilâhe illallah."
Sabah olunca Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a gelerek (rüyamda) gördüklerimi haber verdim. Bana:
"İnşallah bu hak bir rüyadır. Kalk rüyada öğrenmiş olduğunu Bilâl'e öğret. O bunları söyleyerek ezan okusun. Zîra o, sesce senden daha gür!" buyurdu. Ben de Bilâl'le birlikte kalktım. Ona teker teker arzediyordum. 0 da bunları yüksek sesle söyleyerek ezan okumaya başladı.
Bunu evinde olan Ömer İbnu'l-Hattâb (radıyallâhu anh) işitmişti. Hemen evden çıkıp ridâsını çekerek geldi ve:
"Ey Allah'ın Resülü! diyordu, seni hak ile gönderen Zât-ı Zülcelâl'e yemin olsun, onun gördüğünün aynısını ben de gördüm!"
Bunu işiten Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm):
"Elhamdülillah! Şimdi bu daha sağlam oldu!" dedi."
Bir diğer rivayette şöyle gelmiştir: " (Bilâl ezanı okuyup sıra ikâmete gelince) Abdullah: "Onu ben gördüm, ben okumak isterim!" dedi. Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) da: "Öyleyse sen de ikâmet getir!" buyurdu."
Tirmizi'nin bir rivayetinde şöyle gelmiştir: "Abdullah İbnu Zeyd ezanla ilgili kıssayı anlatırken elfazı ikişer ikişer zikretti, ikâmeti ise birer kere zikretti."
Yine Tirmizî'nin bir rivayetinde denmiştir ki: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın ezanı(nda elfaz) çift çift idi, ezanda da ikâmette de." (KÜTÜB-İ SİTTE /2429)
Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor:
"İnsanlar çoğalınca, herkesçe bilinecek olan bir şeyle namaz vaktinin duyurulmasının gerektiğini aralarında konuştular. (Bu meyanda bir ateş yakılması veya bir çan çalınması teklif edildi).
Bunun üzerine ResUlullah (aleyhissalatu vesselam) Bilâl'e emrederek ikişer kere söyleyerek de ikâmet okumasını emretti. (KÜTÜB-İ SİTTE / 2430)
Ebü Mahzüra (radıyallâhu anh) anlatıyor:
"Ey Allah'ın Resülü, bana ezanın usülünü öğret" dedim. Bunun üzerine başımın ön kısmını meshederek:
"Allahu ekber, Allahu -ekber, Allahu ekber, Allahu ekber dersin ve bunları derken sesini yükseltirsin. Sonra: "Eşhedü en lâ ilâhe illallah, eşhedü en lâ ilâhe illallah, eşhedü enne Muhammeden Resûlullah, eşhedu enne Muhammeden Resülullah dersin ve bunları söylerken sesini alçaltırsın, sonra sesini şehadette tekrar yükseltirsin: Eşhedü en lâ ilâhe illallah eşhedü en lâ ilâhe illallah.
Eşhedü enne Muhammeden Resülullah, eşhedü enne Muhammeden Resülullah. Hayye ala's-salâti hayye ala's-salât. Hayye ala'l-felâhi hayye ala'l-felâh.
Eğer okuduğun ezan sabah ezanı ise şunu da söylersen:
"es-Salâtu hayrun mine'n-nevm, es-salâtu hayrun mine'n nevm (Namaz uykudan hayırlıdır). Allahu ekber Allahu ekber, Lâilâhe illallah." (KÜTÜB-İ SİTTE /2431)
Bir diğer rivayette şöyle gelmiştir:
"(Ebü Mahzüra dedi ki): "Bana Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) ikâmeti ikişer ikişer öğretti:
"Allahu ekber, Allahu ekber,
Eşhedu en lâ ilâhe illallah, Eşhedu en lâ ilâhe illallah.
Eşhedu enne Muhammeden Resülullah, Eşhedu enne Muhammeden Resülullah.
Hayye ala's-salât, Hayye ala's-salât.
Hayye ala'l-felâh, Hayye ala'l-felâh.
Allahu ekber, Allahu ekber.
Lâilâhe illallah. Ebü Dâvud der ki: "Abdurrezzak rivayetinde de iki: "(Resûlullah devamla): "İkâmet getirince iki sefer de şunu söyle: Kad kâmeti's-salât, kad kâmeti's-salât!" (Aleyhissalâtu vesselâm ayrıca sordu):
"Duydun mu?" (Ebü Mahzüra):
"Evet!" dedi. (Hadisi rivayet eden râvi Sâib) der ki: "Ebü Mahzüra alnındaki saçı ne kestirir ne de ayırırdı. çünkü oraya Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın elleri değmiş idi." (KÜTÜB-İ SİTTE /2432)
İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor:
"Ezan Resülullah devrinde ikişer ikişer idi. İkâmet de birer birer. Ancak (müezzin), ayrıca ikişer sefer olmak üzere kad kâmeti'-salât, kad kâmeti's-salât da derdi."
İbnu Ömer devam eder: "Biz, ikâmeti işittik mi abdest alır, namaza giderdik." (KÜTÜB-İ SİTTE /2433)
İmam Mâlik'e ulaştığına göre:
"Müezzin, sabah namazını haber vermek için Hz. Ömer (radıyallâhu anh)'in yanına gider. Onu uyuyor bulunca:
"Essalâtu hayrun mine'n-nevm (namaz uykudan hayırlıdır)" der. Bunun üzerine Hz. Ömer, o ibareyi sabah ezanına ilave etmesini emreder." (KÜTÜB-İ SİTTE /2434)
Mücahid (rahimehullah) anlatıyor:
"Abdullah İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ)'le bir mescide girdim. Ezan çoktan okunmuştu. Biz namaz kılmak istiyorduk. Müezzin tesvîbte bulundu (ikâmet okudu). Abdullah mescidi terketti ve:
"Haydi bizi bu bid'atçinin yanından çıkar!" dedi ve orada namaz kılmadı."
Tirmizi der ki: "İbnu Ömer'den rivayet edildiğine göre, sabah ezanında es-salâtu hayrun mine'n nevm derdi." (KÜTÜB-İ SİTTE /2435)
Ebü Dâvud'un bir rivayetinde şöyle gelmiştir:
"Ben İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ)'le beraber idim, bir adam öğle veya ikindi namazında tesvîbte bulundu. Bunun üzerine (İbnu Ömer): "Bizi (buradan) çıkar, zîra şu (yapılan tesvîb) bid'attir" dedi." (KÜTÜB-İ SİTTE /2429)
Hz. Bilâl (radıyallâhu anh) anlatıyor:
"Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) bana: "Sabah hariç, sakın hiçbir namazda tesvîbte bulunma!" tembihini yaptı." (KÜTÜB-İ SİTTE /2437)
Yine Hz. Bilâl (radıyallâhu anh) der ki:
"Ezanın sonu şöyledir: "Allahu ekber, Allahu ekber, Lâilâhe illallah." (KÜTÜB-İ SİTTE /2438)

Ezan Duası

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Kim ezanı işittiği zaman: Ey şu eksiksiz davetin ve kılınacak namazın rabbi Allahım! Muhammed'e vesîleyi ve fazîleti ver. Onu, kendisine vaadettiğin makâm-ı mahmûda ulaştır, diye dua ederse, kıyamet gününde o kimseye şefâatim vâcip olur."
Okunuşu:
"Allahumme Rebbe hazihi'd-da'veti't-tamme. Vesselatil kâimeti ati Muhammedenil vesilete vel fazilete ved-dereceter-refîate. Vebashu makamen Mahmudenillezi veadteh. İnneke lâ tühlifü'l-mîâd."
Etiketler:
  • ezan ne demek
  • ezan ne demektir
  • ezan nedir
  • ezan nedir kisa bilgi
  • ezan sesinin anlami
Benzer Konular:
Rapor Et
Reklam
Eski 10 Kasım 2007, 15:18

Ezan okuyanın ve dinleyenin dikkat etmesi gerekenler

#2 (link)
Blue Blood
Ziyaretçi
Blue Blood - avatarı
Ezan okuyanın dikkat edeceği hususların yanında dinleyenin de uyması gereken hususlar vardır:
  • Ezan okunurken konuşulmaz. Hattâ Kur'ân-ı Kerîm okuyan bir kişi ezan başladığında okumayı bırakıp ezanı dinler.
  • Ezan'ı dinleyen müslüman, müezzinin okuduğu ezanı tekrar eder ve böylece o da ezan okunmuş olur. "Hayya ala'ssalâh" ve "Hayya alalfelâh" cümlelerinde "lâ havle velâ kuvvete illâ billâh (Allah'tan başka hiçbir güç ve kuvvet kaynağı yoktur)" der. Sabah ezan'ında müezzinin "essalâtü hayrün mine'n-nevm" cümlesine "sadakte ve berirte (doğru söylüyorsun)" diye karşılık vermesi sünnettir.
  • Ezanı işiten kişi cünüp de olsa yukarıdaki yükümlülükleri yerine getirir. Ancak hayızlı ve nifaslı olan kadınlar bunun dışındadır.
  • Ezanın bitiminde dinleyen kişi ezan duasını okur.
"Allahumma Rabbe hezihi'd-da' vati't-tamme ve's-salati'l-kâime âti seyyidina Muhammeden el-vesilete ve'l-fazilete ve'd-dereceti'r-rafiati'l âliye ve'b-ashû makamen mahmuden ellezi vaadtehu inneke la tuhlifu'lmi'ad."
"Ey bu üstün çağrının ve hazır namazın Rabbi olan Allahım! Muhammed 'e vesileyi, fazileti ve yüksek dereceyi ihsan et. Onu kendisine vadetmiş olduğun övülmüş makama eriştir. Zira sen vaadinden dönmezsin."

Bunların dışında ezan hakkında şu hususları belirtelim:
  • Cuma namazında bir dış bir de iç ezan okunur diğer namazlarda her vakit için bir defa ezan okunur.
  • Ezan ile kametin arasını biraz uzatmak gerekir ki namaza geç kalanlar cemâate yetişebilsin.
  • Caminin dışında bir yerde de ezan okunabilir, ikamet getirilerek cemâatle namaz kılınabilir.
  • Kaza namazları için de ezan okunabilir, ikamet getirilebilir. Bayram, Vitir, teravih ve cenaze namazları için ezan okunmaz.
  • Ezan Vacib derecesinde sünneti müekkeddir.
Rapor Et
Eski 16 Ocak 2008, 23:22

Ezan Duası

#3 (link)
Never Say Never Agaın
asla_asla_deme - avatarı
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Kim ezanı işittiği zaman: Ey şu eksiksiz davetin ve kılınacak namazın rabbi Allahım! Muhammed'e vesîleyi ve fazîleti ver. Onu, kendisine vaadettiğin makâm-ı mahmûda ulaştır, diye dua ederse, kıyamet gününde o kimseye şefâatim vâcip olur."

Okunuşu: "Allahumme Rebbe hazihi'd-da'veti't-tamme. Vesselatil kâimeti ati Muhammedenil vesilete vel fazilete ved-dereceter-refîate. vebashu makamen Mahmudenillezi veadteh. İnneke lâ tühlifü'l-mîâd
Son Düzenleyen asla_asla_deme; 3 Şubat 2010 @ 19:19.
Rapor Et
Eski 20 Haziran 2008, 12:25

Ezanın Manası

#4 (link)
Blue Blood
Ziyaretçi
Blue Blood - avatarı
Ezanın kelimeleri yedidir:

1- Allahü ekber:
Allahü teâlâ, büyüktür. Ona bir şey lazım değildir. Kullarının ibadetlerine de
muhtaç olmaktan büyüktür. İbadetlerin, Ona faydası yoktur.
Bunu, zihinlerde iyi yerleştirmek için, bu kelime, dört kere söylenir.

2- Eşhedü en la ilahe illallah:

Kibriyası, büyüklüğü ile ve kimsenin ibadetine muhtaç olmadığı halde, ibadet
olunmaya Ondan başka kimsenin hakkı olmadığına şehadet eder, elbette inanırım.
Hiçbir şey Ona benzemez.

3- Eşhedü enne Muhammeden Resulullah:

Muhammed aleyhisselamın, Onun gönderdiği Peygamberi olduğuna, Onun istediği
ibadetlerin yolunu bildiricisi olduğuna ve Allahü teâlâya, ancak Onun bildirdiği,
gösterdiği ibadetlerin, yaraşır olduğuna şehadet eder, inanırım.

4 ve 5- Hayye alessalah, hayye alelfelah:

Müminleri, felaha, saadete, kurtuluşa sebep olan namaza çağıran iki kelimedir.

6- Allahü ekber:

Ona layık bir ibadeti kimse yapamaz. Herhangi bir kimsenin ibadetinin Ona layık,
yakışır olmasından, çok büyüktür, çok uzaktır.

7- La ilahe illallah:

İbadete, karşısında alçalmaya müstehak olan, hakkı olan ancak Odur. Ona layık bir
ibadeti kimse yapamamakla beraber, Ondan başka kimsenin ibadet olunmaya hakkı
yoktur
Rapor Et
Eski 3 Şubat 2010, 19:21

İç Ezan Nedir?

#5 (link)
Never Say Never Agaın
asla_asla_deme - avatarı
Cuma namazı için minareden okunan ezan. Cuma Ezanı da denir Diğer namazlarda yalnız bir ezan okunmasına karşılık Cuma namazlarında iki ezan okunur İkinci ezan, Cuma'nın sünnetinin kılınmasından ve imamın minbere çıkmasından sonra, hutbeden önce okunur. İlk ezanın minareden okunmasına karşılık, ikinci ezan cami içinde okunur. Bu nedenle bu ezana "iç ezan" da denir.
Hz. Peygamber ile Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer dönemlerinde Cuma namazlarında da diğer namazlarda olduğu gibi tek ezan okunurdu. Hz. Osman, halifeliği sırasında cemaatin çoğalması ve bazı kimselerin hutbeye yetişememesi nedeniyle evinin üzerinden bir ezan daha okunmasını emretti. Böylece ilk ezanı duyanların camide toplanmaları ve hutbeye yetişmeleri sağlandı Hz. Osman'ın bu uygulaması daha sonraki dönemlerde gelenekleşti. İsnaaşeriyye mezhebinin bid'at olarak niteleyip haram saydığı iç ezanın meşrutiyeti hakkında Sünnî Mezhepler arasında bir tartışma görülmez. Fakat bu ezanın Cuma'nın haram vaktini belirleyip belirlemediği konusunda farklı görüşler öne sürülür
Kur'an'ın "Ey iman edenler, Cuma günü namaz için çağrıldığınız zaman Allah'ı anmaya koşun, alış-verişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır" (el-Cum'a, 62/9) buyruğunca Cuma ezanı ile namazın bitimi arasındaki süre içinde herhangi bir ticari ya da başka bir sözleşme yapılması haramdır. Tüm mezhepler bu konuda görüş birliği içindedirler. Ancak Cuma için iki ezanın okunması, ayette sözü edilen "çağrı"nın hangi ezan olduğu konusunda iki görüşün ortaya çıkmasına neden oldu
Hanefî bilgilerin bazılarına göre alışverişin tahrimen mekruh vaktini belirleyen "çağrı" ilk ezandır. (ibn Âbidin, Reddü'l-Muhtâr, V, 101). Bazı Hanefi bilginleri imamın Hutbeye çıktığı ve önünde iç ezân okunduğu vakit, alışverişin yasak olduğu vakittir demişlerdir (Kâsânî, Be'dâyîu's-Sanâyi, I, 269)a Âyetteki "çağrı"dan (nida) maksat duyurudur (i'lâm) Cuma duyurusu ilk ezanla yapılmış olduğu için "Allah'ı anmaya koşun, alışverişi bırakın" buyruğuna uymak gerekli olur Bu nedenle ilk ezanla birlikte tüm sözleşmelerin yapılması tahrimen mekruh olur. Cuma vaktinde alışveriş ve diğer muamelelerin yapılmasının yasaklanma nedeni, bunların insanları Cuma namazından alıkoymasıdır. İç ezanın yasak vaktin belirleyicisi kabul edilmesi durumunda birçok insanın hutbeye yetişmesi tehlikeye düşecektir. Nitekim ilk ezanın konuluş gerekçesi de bu tehlikedir.
Mâlikî, Şafiî, Hanbelî ve İsnaaşeriyye mezheplerine göre ilk ezan yasak vaktin belirleyicisi değildir. Bu görüşün başlıca dayanağı, ilk ezanın Hz. Peygamber zamanında olmamasıdır. İlgili ayetin tefsirinde İbn Ömer ve Hasan Basri'den gelen, "İmam minbere çıktığı ve karşısında ezan okunduğu zaman halk Cuma için çağrılmış olur" rivayeti ve benzeri haberler de bu görüşün diğer delilleri arasında yer alır. Ancak bu yasaklama yalnız Cuma namazı ile yükümlü olanları kapsamına almaktadır Cuma namazı kılmakla yükümlü olmayan kadın, çocuk yolcu ve gayr-i müslimler kendi aralarında cuma vaktinde alışveriş yapabilirler (ibn Âbidîn, Reddü'l Muhtâr, V, 101)


Ahmed ÖZALP
Rapor Et
Eski 5 Aralık 2010, 18:10

Ezan

#6 (link)
DERUNİ
Ziyaretçi
DERUNİ - avatarı
Müslümanları, namaz kılmağa, ibadet etmeğe çağırmak için, minareden, müezzin tarafından yüksek sesle okunan bir çağrıdır.

Ezan, abdestli olarak, minareden ya da minare işi gören yüksekçe bir yerden okunur. Namaz vakti olduğunda okunur. Ezan okuyana müezzin denir.


Ezanın okunması ve şekilleri, Peygamber Muhammed`in sağlığında kararlaştırılmıştır.


Hazret-i Bilal Mescid-i şerifin yakınında bulunan yüksek bir dama çıkarak ilk ezanı öğretilen kelimelerle okudu.
Rapor Et
Eski 29 Eylül 2011, 12:30

Ezan Nedir? Ezan Hakkında

#7 (link)
ener
Ziyaretçi
ener - avatarı
Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi & MsXLabs.org

Ezan

Müslümanları beş vakit namaza çağırmak için ve bazı istisnai hâllerde, cami minarelerinden yüksek sesle okunan çağrı. Tamamı yedi cümle olan ezanı okuyan kişiye müezzin denir. İlk ezan, Bilâli Habeşi tarafından Medine'de okundu. Sahabelerden Abdullah bin Zeyd-el-Ensari; rüyasında yeşil giymiş birini gördüğünü ve bu kişinin kendisine, namaz vakitlerini bildirmek için okunacak bazı cümleler ezberlettiğini söyledi. Bu olayı Muhammet Peygamber'e anlattı. Peygamber, bu cümleleri Bilâl'e öğretmesini ve ezanı Bilal'in okumasını söyledi. Bilâl, oldukça yüksek bir evin damına çıkarak bugünkü kelimeleriyle ezanı okudu.
Rapor Et
Eski 21 Kasım 2011, 19:25

Ezan Nedir? Ezan Hakkında

#8 (link)
kayıtlı1mod
Ziyaretçi
kayıtlı1mod - avatarı
Ezan (Arapça: أَذَان), İslam dininde namaz vaktinin geldiğini insanlara bildirmek için yapılan çağrıya verilen isimdir. Ezân-ı Muhammedî olarak da adlandırılır. Sözlük anlamı bildirmek demektir. Ezan okuyan kişiye müezzin denir.
İlk ezan 622 yılında okundu. Ezan'dan önce müslümanları namaza çağırmak için çeşitli yöntemler kullanılmaktaydı. Sabit bir yöntemde karar vermek üzere Muhammed'in de katıldığı istişare toplantılarında ortak bir karara varılmamış olup daha sonraları sahabeden bazı kimselerin (Abdullah bin Zeyd) gördükleri rüyalar sonuncunda mevcut ezan kullanılmaya başlanmıştır. Muhammed'in emriyle ilk ezan Bilal-i Habeşi tarafından okunmuştur.
Ezan ile ilgili Kuran-ı Kerim'in Maide ve Cuma surelerinde çeşitli ayetler mevcuttur


kayıtlı1mod
Rapor Et
Eski 30 Kasım 2011, 17:08

Ezan

#9 (link)
-_-kartanesi-_-
Ziyaretçi
-_-kartanesi-_- - avatarı
Ezan İslam dininde namaz vaktinin geldiğini insanlara bildirmek için yapılan çağrıya verilen isimdir. Ezân-ı Muhammedî olarak da adlandırılır. Sözlük anlamı bildirmek demektir. Ezan okuyan kişiye müezzin denir.

Tarihçe

İlk ezan 622 yılında okundu. Ezan'dan önce müslümanları namaza çağırmak için çeşitli yöntemler kullanılmaktaydı. Sabit bir yöntemde karar vermek üzere Hz. Muhammed'in de katıldığı istişare toplantılarında ortak bir karara varılmamış olup daha sonraları sahabeden bazı kimselerin (Abdullah bin Zeyd) gördükleri rüyalar sonuncunda mevcut ezan kullanılmaya başlanmıştır. Hz. Muhammed 'in emriyle ilk ezan Bilal-i Habeşi tarafından okunmuştur.

Ezan ile ilgili Kur'an'ın Maide ve Cuma surelerinde çeşitli ayetler mevcuttur.

Okunuşu

Bir namaz için daha vakti gelmeden ezan okumak İslam fıkhına göre caizdir.

İslam dininde genel kabule göre ezan okurken kıbleye yönelinir. Müezzin, Hayya ales-salah derken sağ tarafa, hayya alel-felah derken sol tarafa döner. Ezanda sesin yükselmesine yardımcı olsun diye iki parmağın uçları ile iki kulağın tıkandığı gözlenir. Ezanda, her cümle arasında bir bekleme yapılır. İkinci cümlelerde ses biraz daha yükseltilir. Buna teressül, irtisal denilir.
Araplardan farklı olarak Türk`lerde ezan her vaktit farklı bir makamda okunur. Buna göre;
Sabah Ezanı: Sabâ, Dilkeşhâveran makamında
Öğle Ezanı: Rast, Hicaz makamında
İkindi Ezanı: Hicaz makamında
Akşam Ezanı: Segah makamında
Yatsı Ezanı: Uşşak, Bayatî, Nevâ makamında okunur.
Sabah namazından önce verilen salâ da Dilkeşhâveran makamından söylenir.

Türkiye'de Ezan
İlk Türkçe Ezan 3 Şubat 1932'de Hafız Rıfat Bey tarafından Fatih Camii'nde okunmuştur. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 18 Temmuz 1932 tarihli bir genelgesi ile de ezanın sadece Türkçe okunmasına karar verilmiştir. Uygulama 16 Haziran 1950 tarihinde kabul edilen kanuna kadar sürmüş olup, bu kanun ile ezanın okunmasında kullanılacak dil serbest bırakılmıştır. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 18 temmuz 1932 tarihli genelgesinden sonra 18 yıl Türkçe ile okundu.
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.198 saniyede (79.61% PHP - 20.39% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 11:46
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi