Niçin İbadet Ediyoruz? Üye Ol (Üye olduğunuzda tüm reklamlar gizlenecektir) Soru/Cevap
Geri Dön   MsXLabs MK > :: Türkiye´den :: > Müslümanlık/İslamiyet
Facebook Hesabınızla Bağlanın (Connect with Facebook)
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 17-07-2006   #1 (mesaj-linki)
Mystic@L - avatarı



Niçin İbadet Ediyoruz

Bizi yoktan var eden ve yaşatan Allah'tır. Yüce Allah; Vücudumuzu, gören gözler, işiten kulaklar ve konuşan dil gibi mükemmel organlarla donattı. Diğer canlılardan farklı olarak bize akıl verdi ve varlıklar arasında seçkin bir duruma yükseltti. Bunlardan başka, yaşayabilmemiz için teneffüs ettiğimiz havadan, içtiğimiz suya kadar sayısız nimetler verdi.
Ayrıca bizi yalnız bırakmadı, Peygamberler ve kitaplar göndererek dünyada ve ahirette mutlu olmanın yollarını gösterdi. Bütün bu iyiliklere karşılık Allah bizden kendisini tanımamızı ve ona ibadet etmemizi istemektedir. Şöyle bir düşünelim: Çok iyiliğini gördüğümüz bir büyüğümüze karşı saygı gösterir iyiliklerine teşekkür ederiz. Bize bir görev verse seve seve yaparız değil mi?
Öyle ise, bizi yoktan var eden ve sayılamayacak kadar nimetler veren Yüce Allah'a karşı teşekkür etmek ve emrettiği ibadetleri seve seve yapmak gerekmez mi?
Elbette gerekir.
Yaradılışımızın gayesi Allah'ı tanımak ve ona ibadet etmektir. İbadet görevlerini yaptığımız takdirde hem Allah'ın verdiği nimetlere karşı teşekkür borcunu yerine getirmiş oluruz, hem de O'nun sevgisini kazanırız. Eğer biz Allah'a karşı ibadet vazifelerini yerine getirir, O'nun sevgisini kazanırsak, Allah, bize dünyadaki nimetlerinden çok daha fazlasını ahirette verecek ve bizi cennette sonsuz mutluluğa kavuşturacaktır.



Son Düzenleyen asla_asla_deme; 22-02-2008 @ 21:53.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 17-07-2006   #2 (mesaj-linki)
Vuslat R.
Avatarı Yok (No Avatar)
Cvp: Niçin İbadet Ediyoruz?

İbadetin Faydaları


Bedenimizin gerekli gıdalara ihtiyacı olduğu gibi rûhumuzun da gıdaya ihtiyacı vardır. Rûhun gıdası iman ve ibadetlerdir. İbadet, rûhumuzu yükseltir, bizi kötülüklerden sakındırır, ahlâkımızı olgunlaştırır, en değerli varlığımız olan imanımızı korur. Hayatta insanın çeşitli sıkıntılarla karşılaşıp ümitsizliğe ve bunalıma düştüğü zamanlar olur. Böyle durumlarda insan ibadetle bunalımdan kurtulur. Çünkü insan ibadet sayesinde Allah'a yaklaşır. O'nun rahmetine sığınır ve huzura kavuşur. İbadetlerin, rûhumuza olduğu gibi bedenimize de birçok faydası vardır.
Namaz kılan insan abdest almak zorundadır. Abdest almak, günde birkaç defa temizlenmek demektir. Temizliğin ise sağlığımız için ne kadar yararlı olduğunu hepimiz biliriz.
Namaz kılarken yapılan belirli hareketlerin, oruçta sindirim sistemi ile bazı organların dinlenmesinin vücut sağlığına önemli faydalar sağladığı bir gerçektir. Zekât ibadetinin sosyal yardımlaşma yönünden topluma kazandırdığı birçok yararları vardır
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 17-07-2006   #3 (mesaj-linki)
Vuslat R.
Avatarı Yok (No Avatar)
Cvp: Niçin İbadet Ediyoruz?

İman İle İbadet Arasındaki İlişki

Bir müslüman, dinin hükümlerini inkâr etmedikçe ve kalbinde iman bulunduğu sürece ibadet yapmasa bile dinden çıkmaz, kafir olmaz, yine müslümandır. Ancak, Allah'ın emri olan ibadet görevlerini yerine getirmediği için günah işlemiş ve cezayı hak etmiş olur.
İbadetler, imanın olgunlaşmasını ve güçlenmesini sağlar. Ahirette cezadan kurtulmamıza ve cennet nimetlerine kavuşmamıza vesile olur. Sade bir imanla yetinip ibadetleri terketmek imanın zayıflamasına ve giderek iman nurunun sönmesine sebep olur.
İbadet yapılmadığı takdirde, iman ışığı açıkta yanan lamba gibi korumasız kalır. Günün birinde sönebilir. İmanın yok olması, müslümanın cennetin anahtarını kaybetmesi demektir. Bu sebeple ibadetlerin, imanımızın korunmasında ve cennette sonsuz hayata kavuşmamızda çok önemli yeri vardır.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 05-08-2006   #4 (mesaj-linki)
kamyon - avatarı
Cvp: Niçin İbadet Ediyoruz?

İBADET NEDİR? İBADET ÇEŞİTLERİ,KUTSAL OLAN İBADET YERLERİ

İbadet, Allah'a tâzim ve saygı göstermek ve O'nun verdiği nimetlere karşı şükran borcunu yerine getirmektir.


İbadet Çeşitleri
İbadetler üç çeşittir:
1– Beden ile Yapılan İbadetler: Namaz kılmak, oruç tutmak gibi.
Beden ile yapılan ibadetleri her müslümanın kendisi yapması gerekir. Başkasını vekil etmesi caiz değildir. Bir kimse başkasının yerine namaz kılamaz, oruç tutamaz.
2– Mal İle Yapılan İbadetler: Zekât vermek ve kurban kesmek gibi.
Bir kimse mal ile yapılan ibadetlerde başkasını vekil edebilir.
3– Hem Mal, Hem de Beden İle Yapılan İbadet: Hac vazifesi böyle bir ibadettir.
Parası olduğu halde hacca gidemiyecek derecede sakat, hasta ve çok yaşlı kimseler, kendi yerine bir başkasını bedel olarak hacca gönderebilir.

kutsal olan üç ibadet yeri

1-Mescid-i Haram
Mekke'de Kâbe'yi çevreleyen câmidir. Kâbe bu mescid'in ortasında bulunmaktadır. Kâbe Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail tarafından yapılmıştır. Kâbe Allah'a ibadet amacıyla yeryüzünde yapılan ilk ibadethanedir.
Kâbe müslümanların kıblesidir. Dünyanın neresinde olursa olsun bütün müslümanlar Kâbe'ye yönelerek namaz kılarlar.

2- Mescid-i Aksa
Kudüs mescididir. Buna «Beyt-i Makdis» de denilir. Süleyman (a.s.) tarafından yaptırılmıştır. Dünyada yapılan ikinci mesciddir. Mescid-i Harama bir aylık uzaklıkta olduğu için ona «çok uzak mescid» anlamında «Mescid-i Aksa» denilmiştir.

3- Mescid-i Nebi
Medine'de Peygamberimiz tarafından yaptırılan câmidir. Peygamberimizin kabri bu mescidin içindedir. Bu mescid daha sonra değişik tarihlerde genişletilmiş ve bu günkü şeklini almıştır.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 16-08-2006   #5 (mesaj-linki)
Mystic@L - avatarı
Cvp: Niçin İbadet Ediyoruz?

Ýslami görüþ Genel olarak
“Ýbadet” ve “dua” sözcükleri çokanlamlýdýr ve batý dillerinde arapçadaki ile tamamen ayný anlamda deðildir. Bunun arapçada kapsamlý ifadesi ibadet sözcüðüdür ki, anlamý kulun Rab’bine en büyük hizmetidir. Arapça’da bunun ötesinde günlük belli zamanlarda kýlýnan namaz, serbest kiþisel ve özel dua (sesleniþ, dilek yakarýsý), Tanrý’ya konuþur þekilde münacat, Tanrý’yý düþünme duasý zikr birbirlerinden farklýdýr. Sonuç olarak da “ibadet etmek” ile “dua etmek” arasýnda fark vardýr. Ýbadet konusunda bir soru soran müslüman kafasýnda hemen kurallarý önceden belirli, genellikle topluca yerine getirilen namazý düþünür. Diðer ibadet þekilleri ikinci derecedendir.

Buna karþýn hristiyan belli bir törensel formda ibadeti deðil, öncelikle ruhun ve yüreðin bir yönelim halini düþünür. Bu nedenle bir müslüman “ibadet etmiyorum” derse, þunu söylemektedir: Þart koþulmuþ törensel ibadeti düzenli olarak yerine getirmiyorum. Buna karþýn bu müslümanýn düþüncelerinde Tanrý sýk sýk yeralabilir ve konuþmalarýnda sýk sýk Tanrý’dan bahsedebilir. Bir hristiyan kilisenin günlük belirli dualarýný ettiði zaman, bu belli törensel akýþý nedeniyle müslüman namazýna benzer sayýlabilir. Ýslamiyette derin dua, meditasyon, sözsüz ruhsal içsel dualar daha çok mistik (sufi) “eðilime” aittir ve islami tarikatlarýn dua yöntemlerinden sayýlýr.

Müslümanlarca, namaz þeklindeki törensel ibadetin hristiyanlar tarafýndan düzenli yapýlmadýðýna inanýlýr. “Batýlý” insan, “maddiyatçý” düþüncede olduðu için “ibadet etmeyen” biri olarak algýlanýr. Buna karþýn müslüman düzenli, açýkça ve insanlarýn ne diyeceðinden korkmadan ibadet eder ve islami topluma aidiyetini ortaya koyar. Tanrý’nýn ayrý ve eriþilmez oluþu hakkýndaki islami bilinç, namaza bir kutsallýk atmosferi kazandýrýr: Burada namazýn detaylý kurallarý büyük önem taþýmaktadýr (abdest, namazda duruþ, konuþma þekli – sesli, sessiz, içten). Hristiyanlýkta ise “Tanrý aramýzdadýr” duygusu, O’na yönelik öyle bir yakýnlýk iliþkisine götürmüþtür ki, bu rahatlýk, baþkalarý tarafýndan Tanrý’ya karþý saygýsýzlýk gibi görülebilir.

En keskin þekilde ifadeyle: Ýslamiyet namazýn dýþ görünüþüne büyük önem verirken, hristiyanlýk daha çok ibadete içten yönelimi vurgular.

Detaylý olarak
“Ýbadet” islamiyette belli dinsel davranýþlarý tanýmlar:

1. Mecburi törensel ibadet (namaz)

Namaz islamýn ikinci direðidir. O törensel ibadet ve müslümanlarýn ibadetlerinin önemli bir parçasýdýr. Ýslami düþünceye göre namazda Tanrý’ya ve cemaate yönelimin bütün formlarý mevcuttur. Namaz kýlanlar, kýtalar, kültürler ve zamanlar ötesinde imanlýlarýn büyük çemberi içindedir ve olasý düþünce farklýlýklarýna raðmen diðer müslümanlarla beraber ibadete toplanmýþlardýr. Duanýn þekli de Tanrý’ya yönelimin birçok yönünü içermektedir. Dua; okumak ve iþitmek, meditasyon, Tanrý’nýn huzurunun bilincine varmaktýr; içerik olarak da en baþta övgü ve þükran, ardýndan af ve bereket dileði, ayný þekilde yakýnma ve yakarý vb. Bu anlamý nedeniyle namazýn akýþý belli kurallara baðlanmýþtýr. Namazýn yöneliminde Kuran, hadisler ve dini hukuk ekollerinin temel alarak çalýþtýklarý hukuk kurallarý yeralmaktadýr.

Namaz günde beþ kez belli saatlerde kýlýnýr (bir çok islami takvimde dakikasý dakikasýna namaz saatleri de yeralmaktadýr); sabah (subh), öðlen (zuhr), ikindi (asr), akþ** (maðrip) ve yatsý (iþa). Müezzin tarafýndan minareden okunan ezan, öncelikli olarak namaza çaðrý durumundadýr. Ezan, müslüman þehirlerin yaþ**ýna belli bir ritm kazandýrýr.

Namaz mümkünse beraberce kýlýnýr. Bunun için ideal yer camidir. Cemaat, sýralar halinde, namazýn ritmini belirleyen imamýn arkasýnda saf tutar. Namaz tek baþýna ya da küçük gruplar halinde cami dýþýnda da kýlýnabilir; temel olarak dini anlamda mundar olmayan her yerde. Namaz yeri bir seccade veya bez parçasý ya da kaðýtla belirlenebilir, ya da taþlarla bir çember yapýlabilir. Her durumda namaz kýlanýn, yön tayini mümkün olduðunca, Mekke’ye yönelmesi gerekir. Kýble camilerde Mekke yönünde bulunan mihrapla gösterilir. Bütün namaz kýlanlarýn Mekke’deki Kabe’ye yönelmeleri islami cemaatin tüm dünyadaki birliðini vurgular. Namaza baþlamadan önce abdest alýnmasý gerekir. Abdest normalde suyla lýnýr. Su yoksa ya da kullanýlabilir durumda deðilse, toprakla sembolik olarak abdest alýnýr (teyemmüm). Burada kural tüm bedenin yýkanmasý (gusl) ile bedenin bazý bölümlerinin yýkanmasý (vudu) arasýnda fark gözetir. Gusl, kiþi tamamen kirli sayýlýyor ise (cünubet) gereklidir. Bu, cinsel iliþki ya da bir cesede dokunmaktan sonraki durumdur. Ýkinci, yalnýzca bedenin bazý bölümlerinin yýkanmasýný gerektiren durum ise az kirli sayýlan (hadat) durumdur. Vücuttan bir þeyin çýkmasý (büyük ya da küçük tuvalet, irin çýkmasý vb.) durumunda hadat sayýlýr. Bu abdestte eller, aðýz, burun, yüz, dirseðe kadar kollar, kafa, kulaklar, boyun ve ayaklar yýkanýr. Kýyafetler temiz olmalýdýr, en önemlisi ise yüreðin temizliðidir. Ýslami kurallarý Eski Ahit’teki kurallarla kýyaslamak çok yararlý olabilir (Eski Ahit, Çýkýþ 30; Levililer 18; Tesniye-Yasanýn Tekrarý 21. 23).

Yýkanmanýn ardýndan niyet ifadesi ve “Allahu ekber! (Allah en büyüktür)” cümlesi ve Kuran’ýn açýlýþ suresi Fatiha40 okunarak namaza hazýr hale gelinir. Her namaz rekat denilen 2 ila 4 bölümden oluþur. Her bir rekat bir süre ayakta durmayý (vukuf), öne eðilmeyi (ruku), secdeye gitmeyi (sücud) ve topuklar üzerinde oturmayý (cülus) içerir ki, bu hareketlerin her birine özel ve uygun dualar eþlik eder. Sabah namazý 2, akþ** namazý 3, öðle, ikindi ve yatsý namazlarý ise 4 rekattan oluþur. Namaz, Kuran’ýn bazý kýsa surelerinin okunmasýný içerir, bunu Tanrý’nýn (tahiyyat), peygamberin ve bütün müslümanlarýn selamlanmasý izler. Daha sonra þehadet ile Muhammed ve Ýbrahim için bereket dualarý yeralýr. Uzun Kuran metinleri ya da þefaat dualarý eklenmediði sürece namaz genellikle 5 ila 10 dakikadan fazla sürmez.

Her hafta Cuma günleri öðleyin cemaatin topluca namazý yeralýr (Cuma namazý). Namazýn yapýsý diðer namazlarla aynýdýr, farký ise daha çok selam ve bereket çaðrýlarý (tahiyyat) ile özellikle imam ya da buna yetkin bir müslüman tarafýndan verilen vaaz (hutbe) ile daha kapsamlý oluþudur. Bunun ötesinde büyük bayramlar dolayýsýyle özel törenler de vardýr: özellikle en önemli iki bayram, Kurban bayramý (idul adha, ya da idul kebir; büyük bayram olarak da anýlýr) ve Ramazan bayramý (idul fitr); bunlarýn yanýnda peygamberin doðumu mevlit, aþure ve Ramazan gecelerinde teravih. Burada ayrýca büyük ya da küçük hac (umre) sýrasýnda okunan etkileyici, özel dualarý da anmak gerekir.

Namaz herþeyden önce Tanrý’ya bir ibadet, övgü ve þükran eylemidir. Tanrý’nýn buyruðuna itaat içerisinde yerine getirilir. Muhammed al-Gazali (1058-1111) gibi ruhsal yazarlar þu öðeleri özellikle vurgularlar: Yüreðin temizliði, Tanrý’nýn huzurunda olma bilinci, saygý dolu Tanrý korkusu (takva), umut ve alçakgönüllülük, ve daha iyi olmaya yönelik dürüst istek.

Bunlarýn dýþýnda özel nedenlerle edilen dualar vardýr (Yaðmur duasý, afetlerde ve matem durumlarýnda). Gönüllü namazlar (navafil) Ramazan ayýnda ve geceleri kýlýnýr (Kuran, Ýsra 79).
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 13-12-2007   #6 (mesaj-linki)
MYDMR
Avatarı Yok (No Avatar)
Cvp: Niçin İbadet Ediyoruz?

İbadet, “Allah’a karşı kulluk vazifelerini yerine getirmek, Allah’ın emirlerine boyun eğmek” demektir.

İlâhî Ferman olan Kur’anda şöyle buyrulur: “Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet ediniz ki, takva mertebesine nâil olasınız.” (Bakara Sûresi, 21)

İnsan, ibadeti niçin yapar ve bu ibadet ona ne kazandırır? Bu iki Sorunun cevabı bu âyette şöyle veriliyor: “Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet ediniz.”

Âyetteki, ‘sizi ve sizden öncekileri yaratan’ ibaresi Rabbin sıfatıdır. Bu sıfatı bir an için düşünmediğimizde, âyet-i kerime, “Rabbinize ibadet ediniz.” şeklinde karşımıza çıkar. Demek ki ibadetin sebebi, Rabbimizin bizi terbiye etmiş olmasıdır. Rabbe, ibadet edilir.

Bu kutsi vazifeyi idrak edebilelim diye Allah, vicdanımıza bazı işaretler koymuş. Babamıza itaat etmeyi vicdanî bir görev sayıyoruz. Niçin? Babamız olduğu için. Annemize isyandan sakınıyoruz. Niçin? Annemiz olduğu için.

İşte âyet-i kerime bizim vicdanımıza hitap ediyor ve “Rabbinize ibadet edin.” diye emrediyor. Çünkü sizi O terbiye etmiştir. Babanızın yediği gıdayı beyaz kan hâline O getirmiş, sizi ana rahminde bir nutfe olarak rahim duvarına O yapıştırmış ve oradaki dokuz aylık terbiyenizi safha safha hep O icra etmiştir. Şimdi ise bir başka rahimdesiniz: Kâinat... Burada da sizi terbiye eden, besleyen, büyüten, yedirip içiren ancak Odur.

Allah’ın bir ismi “Rab”dir ve her şeyi O terbiye etmiştir. İnsan ise abddir, kuldur; her şeyiyle Allah’ın terbiyesinden geçmiştir. Aklımızı anlamaya, kalbimizi sevmeye, hafızamı ezberlemeye, elimizi tutmaya, ayaklarımızı yürümeye, ciğerimizi solunuma, midemizi sindirime, aklımızı anlamaya elverişli tarzda terbiye eden Allah’tır. Öyle ise biz Rabbimizin bu rakamlara sığmaz terbiye tecellilerine karşı edebimizi takınmak mecburiyetindeyiz.

Nefsimize takılan ve etrafımızı çepeçevre kuşatan bu kadar ihsana karşı Ona gereği gibi şükredememenin mahcubiyetini ruhumuzun tâ derinliklerinde hissederek seve seve ibadet etmeliyiz. .

İşte Rabbine karşı şükür borcunu böylesine hisseden, idrak eden insan Kur’an’ın “Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin.”, “Namazı ikame edin.”, “Ramazan ayında oruç tutun.” gibi emirlerini dinleyince aradığını bulmanın huzuruna erer.

İbadet için, “Abd ile mâbud arasında en yüksek ve lâtif nispet ancak ibadettir.” (İşârât-ül İ’caz) buyruluyor. Yâni, insan ibadet sayesinde, “Ben Allah’ın kuluyum, Onun mahlûkuyum, bu dünyada Onun misafiriyim ve öldükten sonra da, inşallah, Onun saadet yurdu olan Cennete gideceğim.” diyebiliyor. Bu ise insan ruhu için en büyük bir zevk kaynağıdır.

Günlük hayatında bütün işlerini kul olmanın şuuruyla hep helâl dairesinde geçiren insan, belli vakitlerde Rabbinin huzurunda el bağlıyor. Ona, yine Onun emrettiği biçimde ibadetini takdim ediyor.

Âcizliğini, fakirliğini ve zilletini tam hisseden bir insanın kalbi Rabbine karşı derin bir mahcubiyetle dolar. Bu iç burukluğuna “inkisar” deniliyor. Ve İmam-ı Rabbani Hazretleri “İbadet, tezellül ve inkisardan ibarettir.” buyurarak bu hâli ibadetin temeli, esası sayıyor.

“Niçin ibadet ediyoruz?” sorusu, beraberinde iki soruyu birlikte getiriyor. Daha doğrusu, bu sorunun içinde iki ayrı soru saklı:

– İbadet etmemizin sebebi, illeti nedir?
– İbadet etmemizin hikmeti, faydası nedir?

Bazıları bu soruyu sadece ikinci mânâyı kastederek sorarlar. Birinci ve en önemli noktayı unuturlar. Bunun neticesi olarak hikmet sahasında kendilerince birtakım faydalar sıralar ve bu faydaların başka yollarla da elde edilebileceğini ileri sürerek, ibadeti reddedici bir tavra girerler.

İllet, ibadet yapmamızı gerekli kılan ana sebeptir. Hikmet ise yaptığımız ibadetten hâsıl olan faydadır.

Dünya işlerinden bir misal: Anadolu’dan İstanbul’a gelen bir tüccarın bu seyahatinin illeti “ticaret”tir. Hikmeti ise daha çok zengin olmak ve dünya nimetlerinden daha fazla istifade etmek. Buna göre söz konusu şahsa, “İstanbul’a niçin gidiyorsun?” desek, “zengin olmaya” diye cevap vermez. Bu, hikmete ait bir cevaptır ve yerinde değildir. Sorumuzun cevabı “ticaret yapmaya” şeklinde gelmelidir. Böyle bir cevap illete aittir ve isabetlidir.

O halde, “Niçin ibadet ediyorsun?” şeklindeki bir sorunun cevabı da “Rabbim emrettiği için” şeklinde olacaktır. Bu emri tutmanın gerek dünyada, gerek âhirette pek çok da faydası vardır. Ama ibadet bu faydalar için yapılmaz; bunlar meselenin hikmet yönüdür.

Abdin işi ibadettir; emir dinlemek, yasaklardan sakınmaktır. Kula kulluk yaraşır. İbadetini bu şuurla yapan bir kuluna Rabbinin yapacağı ihsanlar, ikramlar ve Cennette vereceği dereceler ibadetin hikmet yönüdür.

İslâm’ın her emri ve yasağı bu hakikatten haber veriyor. Bunlardan sadece birkaç misâl verelim:

Meselâ oruç tutmanın tıp yönünden birçok faydaları var. Bütün bu faydalar orucun hikmet yönüdür. “Oruç niçin tutulur?” sorusunun cevabı, sanıldığı gibi bu faydalar değildir. Oruç, Allah’ın bir emri olduğu için tutulur. Bu ibadetin belli bir ayı vardır: Ramazan. Ramazan dışında on ay nafile oruç tutsak da Ramazan’da tutmasak bu ibadeti yerine getirmiş olmayız. Eğer mesele sadece orucun hikmet yönü, yâni faydaları olsa bu ikinci halde fayda on katına çıkmıştır, ama farz olan oruç hâlâ tutulmamıştır.

Yine orucun belli bir başlama ve bitiş vakti vardır. Orucumuza imsakten hemen sonra başlayıp, iftarımızı yatsıdan birkaç saat sonra yapsak orucumuz makbul olmaz. Daha fazla bir süre aç kalmışızdır, ama oruç tutmamışızdır. Hikmet fazlasıyla tamam olsa bile, illet kaybolduğundan ibadetimiz makbul sayılmaz.

Oruç, tıbbî faydaları için tutulmadığı gibi, içki içmek de tıbbî zararları için haram değildir. “Niçin içki içmiyorsun?” sorusunun cevabı, “Allah yasakladığı için.” şeklinde verilecektir. Ve ancak bu takdirde içki içmemek ibadet olur, takva olur ve insanı Rabbine yaklaştırır. İçki içmemekte esas olan, bedeni ve aklı korumak değil, bir İlâhî yasaktan kaçınmaktır. İllet budur; diğerleri ise içki içmemenin hikmetleridir, faydalarıdır.

Bilirsiniz, kendi kendine ölen yahut darbe ile öldürülen bir koyunun etini yemek haramdır. Bu noktada birtakım tıbbî veya biyolojik izahlar getirilebilir. Bütün bunlar, meselenin hikmet yönüdür. Bunlar sayılıp dökülürken şu husus unutulur: “Pekâlâ, Allah’tan başkasının ismiyle kesilen bir hayvanı yemek niçin haramdır?”

Bu soruya ne cevap verilecektir? Kesilmekse kesilmiş, kan akmaksa akmıştır. Demek ki işin esası, hayvan kesmenin tıbbî faydaları değildir. Esas olan, insanın kulluk şuurundan ayrılmaması, Allah namına hareket etmesidir. Keserken Onun ismiyle kesmesi, yiyip içerken Onun ismiyle başlaması, giyinip kuşanırken de yine Onun kulu olduğunu unutmamasıdır.

Sözün özü: Rahman ve Rahîm Rabbimizin bütün emirlerinde bizim için nice faydalar vardır. Ama, biz ibadetimizi bu faydalar için değil, Onun emrini gözeterek ve rızasını umarak yaparız.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 02-02-2008   #7 (mesaj-linki)
overclockcu
Avatarı Yok (No Avatar)
İbadet nedir?

İBADET NEDİR?







Kur'an'da İbadet Kavramının Kullanımı:




Kur'an'ı Kerim'e yöneldiğimizde söz konusu kelimenin çoğunlukla ilk üç manasının (köle,itaat ve kulluk) kullanılmış olduğunu görüyoruz.


I. Kölelik ve İtaat Manasında İbadet


İbadet kavramının birinci ve ikinci manaları ile ilgili misaller şunlardır:




"Sonra Musa ve kardeşi Harun'u, ayetlerimizle ve apaçık bir delille Firavun ve önde gelen çevresine gönderdik.Ancak onlar büyüklük tasladılar.Şu iki adamın kavmi bize kölelik ederken,şimdi biz kalkıp bizim gibi iki insana mı inanacağız,dediler." (Müminun, 45-47)

" (Firavun'un çocukluğundan beri besleyip büyütmekten bahisle Hz.Musa'yı nankörlükle suçlaması üzerine) Hz.Musa şöyle dedi; "Başıma kaktığın bu nimet İsrailoğullarını köle kılmandan ötürüdür." (Şuara, 22)


Bu iki ayette ibadet ile kastedilen kölelik,itaat ve emirlere uymaktır. Firavun "Musa ve Harun'un kavmi bizim kölemizdir" demişti.Yani "bizim kölemiz ve emirlerimize itaat edenlerdir" demek istemişti.




"Ey iman edenler,eğer siz bana ibadet ediyorsanız, size bağışlamış bulunduğumuz temiz şeylerden yiyin ve Allah'a şükredin." (Bakara, 172)


Bu ayetin nüzul sebebi şudur: İslam'dan önceki Arap toplumu atalarından kalma örf ve adetlere ve önderlerinin koymuş olduğu yasalara uyarak yeme ve içmede çeşitli engeller ve yasaklar koyarlardı.Bu insanlar İslam'ı kabul edince Allah Teala şöyle buyurdu: "Eğer siz bana ibadet ediyorsanız,bütün o eski yasakları kaldırın ve benim size helal ettiklerimi hiçbir sakınca görmeden yiyin için." Bunun manası açıkça şudur; Eğer siz önderlerinize ve büyüklerinize kulluğu,boyun eğmeyi ve itaatı bırakıp ta yalnızca bana boyun eğip,kulluk ve itaat ediyorsanız, sizin için artık helal ve haram kılma hususunda onlara değil,bana uymanız,onların yasalarını tümüyle reddetmeniz gerekir.Bu da gösteriyor ki,yukarıdaki ayette de ibadet kelimesi sadece kölelik ve itaat manasında kullanılmıştır.


"De ki; Allah katında yeri bundan daha kötü olanı size söyleyeyim mi? Allah kim(ler)e lanet ve gazap etmiş,kimlerden maymunlar,domuzlar ve tağuta kulluk(ibadet) edenler kılmışsa,işte onların yeri daha kötüdür ve onlar düz yoldan daha çok sapmışlardır." (Maide, 60)

"Andolsun ki biz her kavme 'Allah'a ibadet edin ve tağuta ibadetten kaçının' diye bir elçi gönderdik." (Nahl, 36)

"Tağuta kulluk etmekten kaçınan ve Allah'a yönelenlere müjde var.Müjdele kullarımı!.." (Zümer, 17)


Bu üç ayette de "tağuta ibadet"le kastedilen tağuta itaat ve köleliktir.Daha önce de işaret ettiğimiz gibi,Kur'an terminolojisinde tağut kavramıyla,Allah'a isyan ederek Allah'ın mülkünde kendi buyruk ve yasalarını hakim kılmaya çalışan ve O'nun kullarını ya zorbalık ve terörle yada vaad,ulufe veya propaganda gibi aldatıcı yollarla kendisine itaat ve kulluğa çağıran her türlü devlet,hükümet,düzen,sistem,önder,kişi ve zümre ifade edilmektedir. Kur'an'a göre bu tür sistem, kişi yada zümrelere boyun eğmek ve ona itaat ederek onun koyduğu buyruk ve yasalara bilerek isteyerek uymak açıkça tağuta kulluk,tağuta ibadet etmek demektir.


II. İtaat Anlamında İbadet


Aşağıdaki ayetlerde ibadet kelimesi sadece ikinci anlamda yani itaat anlamında kullanılmıştır.


"Ey Ademoğulları, Ben size şeytana tapmayın, o sizin için apaçık bir düşmandır diye bildirmedim mi?" (Yasin, 60)


Grupsal cinnetlerin bir türü olarak günümüzde nadiren rastlanan küçük,gizli şarlatanlıkların dışında dünyada hiç kimsenin şeytana tapmadığı açıktır.Bilakis, her taraftan ona lanet yağmaktadır.Bu nedenle Allah Teala, hesap günü Ademoğlunu şeytana tapmasından dolayı suçlamayacaktır.Fakat O, şeytanın vesvesesine uymakla, onun telkin ettiği emirlere itaat etmekle ve işaret ettiği yollara koşuşturmakla suçlanacaktır.


"(Kıyamet günü Allah Teala şöyle buyurur) Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp ta taptıklarını bir araya getirip toplayın.Onları cehennem yoluna koyun�" (Saffat, 22-23)

"Birbirlerine dönüp sorgulamaya başlarlar. (Tabi olanlar tabi olduklarına) 'Doğrusu siz bize hayır yoluyla gelenlerden idiniz' deyince (onların tabi oldukları) 'hayır siz inanmış kimseler değildiniz.Sizin üzerinizde bizim bir nüfuzumuz yoktu.Bilakis siz,azmış bir kavimdiniz' derler." (Saffat, 27-32)


Bu ayet-i kerimelerde Allah'tan başkalarına kulluk edenlerle, kendilerine kulluk edilenler arasında geçen temsili söyleşide aktarılan soru ve cevaplar açıkça göstermektedir ki, bu ikinciler tanrı yerine konulan sembolik varlıklar yada putlar değil, insanların önüne kurtarıcı yada yol gösterici kılığında çıkıp onları Allah'ın yolundan çeviren, onlara Allah'ın dininden başka dinler öneren lider konumundaki nüfuzlu kimseler,kavim,kabile,aşiret büyükleri yahut din adamlarıdır.Söz konusu önderler,tesbih,cübbe,seccade v.s. ile Allah'ın kullarını aldatarak kendi amaçlarına ulaşmış,ıslah ve yardımseverlik iddialarıyla kötülük ve bozgunculuğu yaymışlardır.Bu gibi kimseleri körü körüne taklit etmek, hiçbir sorgulamaya tabi tutmadan buyruklarına boyun eğmek bu ayette ibadet kavramıyla ifade edilmektedir:


"Onlar, Allah'ı bırakıp ta bilginlerini ve din büyüklerini rabler edindiler.Aynı şekilde Mesih ibn-i Meryem'i de.Halbuki tek tanrıdan başkasına ibadet etmekle emrolunmamışlardı." (Tevbe, 31)


Burada bilgin ve din büyüklerini rabler edinip, onlara ibadet etmekten kasıt, onları emir ve yasaklamaya (nehiy) yetkili görmek, Allah ve peygamberden gelen hiçbir delili olmadan onlara itaat etmektir.Peygamber Efendimizden nakledilen sahih rivayetlerde bu anlamın doğrulandığını görüyoruz; Peygamber Efendimize "biz bilgin ve din büyüklerimize katiyen ibadet etmedik" diye bildirilince O şöyle cevap vermişti; "Onların helal kıldıklarını helal, haram kıldıklarını da haram olarak görmüyor muydunuz?"


III. Tapınma Anlamında İbadet


Şimdi ibadet kavramını, tapınma anlamındaki üçüncü anlamıyla ifade eden ayetleri inceleyelim.Ancak bunu yaparken, Kur'an'ı Kerim'e göre, ibadet kavramının tapınma anlamında kullanılmasında iki şeyin belirleyicisi olduğunu iyice bilmemiz gerekir.


1. Herhangi bir kimse için yapılan secde,rüku,elleri bağlayıp dikilme,tavaf,kabri öpme,bir şey adama ve kurban kesme gibi merasimler genellikle tapınma amacıyla yapılmaktadır.Bu merasimler sunulan ve böylece kendisine tapılan kişi veya nesne, bizzat en büyük bağımsız mabud kabul edilse yada ona yaklaşmak ve şefaatini kazanmak için bir vesile sayılsa veya o,en büyük mabudun denetimi altındaki ilahlık (uluhiyete) düzenine ortak görülse de bir şey fark etmez.


2. Herhangi bir kimseyi sebepler aleminde yetki sahibi zannedip kendi ihtiyaçlarını gidermek için ona niyazda bulunmak,sıkıntı ve belalara uğrayınca ondan yardım dilemek, tehlike ve zarardan kurtulmak için ona iltica etmek.
Bu iki tür eylemin ikisi de Kur'an'ın tapınma tanımına uymaktadır.Aşağıdaki Kur'an ayetleri bunun örnekleridir.


"De ki; Bana Rabbimden apaçık belgeler gelince sizin Allah'tan başka ibadet ettiklerinize kulluk etmekten kesin olarak men edildim ve alemlerin Rabbine teslim olmakla emrolundum." (Mümin, 66)

"(İbrahim dedi ki) Sizden de Allah'tan başka yalvardıklarınızdan da ayrılıyorum ve yalnız Rabbime dua ediyorum.Umarım ki Rabbime yakarmakla (sizin gibi) bahtsız olmam. (İstediklerimden mahrum bırakılmam) "İşte onlardan ve onların Allah'tan başka (taptıklarından) ibadet ettiklerinden ayrılınca O'na İshak'ı ve (İshak'ın oğlu) Yakub'u armağan ettik ve hepsini de Peygamber yaptık." (Meryem, 48-49)

"Allah'ı bırakıp ta kendisine kıyamet gününe kadar cevap vermeyecek olan şeyleri çağıranlardan, yalvarandan daha sapık kimdir? Oysa onlar, bunların çağrılarından, yalvarmalarından habersizdirler.İnsanlar haşrolunduğu zaman Allah'tan başka yalvardıkları onlara düşman kesilirler ve onların (kendilerine) ibadet etmelerini de inkar ederler." (Ahkaf, 5-6)


Kur'an-ı Kerim bu üç ayette de açıkladığı gibi, ibadet kavramı (ilah) tanrı yerine konulan şeylere dua,yakarma ve onlardan yardım istemek anlamında kullanılmaktadır.

"Bilakis onlar cinlere tapıyorlardı ve çoğu onlara iman etmişti." (Sebe, 41)


Burada cinlere ibadet ve onlara iman etmeyi Cin Suresinin şu ayeti açıklamaktadır:

"Doğrusu insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazı kimselere sığınırlardı da, onların (şımarıklıklarını ve) azgınlıklarını artırırlardı." (Cin, 6)


Bu iki ayette "cinlere sığınmak", "cinlere ibadet etmek" deyimleriyle anlatılmak istenen onlara sığınmak, tehlike ve zarara karşı onlardan korunma isteğinde bulunmaktır.Cinlere iman etmek deyimiyle de cinlerin koruma ve kendilerine sığınanları muhafaza etme gücüne sahip olduklarına dair inançları belirtiliyor.


"(Rabb'in) onları ve Allah'tan başka taptıklarını topladığı gün, (tapılanlara) de ki: Bu kullarımı siz mi azdırdınız, yoksa kendileri mi yolu sapıttılar? Derler ki; Seni tenzih ederiz senden başka dostlar (veliler) edinmek bize yaraşmaz�" (Furkan, 17-18)


Bu ayetin üslubundan açıkça anlaşılmaktadır ki; mabudlar ibaresiyle veliler ve Salihler kastedilmektedir. "Onlara ibadet etmek" teriminden maksat ise, onları kulluk sıfatından yüce,ilahlık sıfatlarıyla muttasıf görüp, gaybi yardım,hacetleri görme,yardıma koşmaya kadir zannetme ve tapınma derecesine ulaşacak derecede onlar için saygı ve tazim ifade eden amellerde bulunmaktır.

"O gün hepsini bir araya toplar; sonra meleklere; Bunlar size mi tapıyorlardı (ibadet ediyorlardı) diye sorar.Onlar da; Seni tenzih ederiz.Bizim velimiz sensin.Onlarla bir bağımız, bağlantımız yok bizim.Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı.Çokları onlara inanıyorlardı." (Sebe, 40-41)

Bu ayette "meleklere ibadet" etmekten gaye, melekler için türbe,ziyaretgah ve hayali heykeller yaparak onlara tapmaktır.Bu tapınma yoluyla, onları razı ederek, onların inayet ve himmetlerini elde etmek,böylece dünyaya yönelik işlerinde onların yardımını kazanmak amaçlanmaktadır.


"Allah'ı bırakıp da kendilerine ne zarar ne de fayda verebilenlere ibadet ederler ve bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir derler." (Yunus, 18)

"�Allah'ı bırakıp da başkalarını veli (dost) edinenler; 'biz bunlara ancak bizi Allah'a yaklaştırmaları için ibadet ediyoruz' derler." (Zümer, 3)


Bu ayetlerde de ibadetten kasıt, tapmaktır ve tapınma gayesi de açıklanmıştır.


IV. Kulluk, İtaat ve Tapınma Manasında İbadet


Yukarıda verdiğimiz örneklerden açıkça anlaşılmaktadır ki ibadet kavramı Kur'an-ı Kerim'de bazen kulluk ve itaat manasında bazen de sadece itaat manasında kullanılmaktadır.İbadet kavramının söz konusu üç manasını da bünyesinde toplayan örneklere geçmeden önce kafalarımıza iyice yerleştirmemiz gereken önemli bir nokta var.


Yukarıda naklettiğimiz tüm ayetlerde Allah'tan başkalarına ibadet anlatılmaktadır.Söz konusu ayetlerde ibadet kavramıyla kulluk ve itaat kastediliyor, mabut ise ya şeytandır yada Allah'ın kullarını Allah'a değil, kendisine itaat ve kulluk ettirerek tağutlaşan asi insan veya Allah'ın kitabını bir tarafa bırakarak kendi uydurduğu usullerle halkı yöneten önder ve liderlerdir.İbadetin tapınma anlamıyla kullanıldığı ayetlerde ise mabud,ideolojiler (öğretiler) ve yönlendirmeler sonucu mabudlaştırılan veli,nebi ve salihler ile sırf yanlış anlama nedeniyle metafizik anlamda rububiyete ortak koşulan melek ve cinler veya şeytanın iğvası yoluyla tapınma odağı haline gelen hayali güçlerin put ve resimleridir.Kur'an bütün bu mabud türlerini -değil mi ki, onlara kulluk yada itaat ediliyor veya tapılıyor- batıl olarak nitelemekte ve onlara ibadetin sapıklık olduğunu bildirmektedir.Kur'an'ın ifadesi şudur: "Sizin bu ibadet edegeldiğiniz mabudlarınız hepsi Allah'ın kulu ve kölesidir.Ne onların ibadet edilmeye hakları vardır ve ne de onlara ibadet etmekle elinize hüzün,zillet ve rezillikten başka bir şey geçer.Gerçekte onların ve tüm kainatın maliki sadece Allah'tır.Tüm yetkiler Onun elindedir.Bu yüzden bir tek Allah'tan başka hiç kimse ibadet edilmeye layık değildir.

"Allah'ı bırakıp çağırdıklarınız (yalvardıklarınız) da sizin gibi kullardır.Eğer doğru sözlü kimselerseniz, onları çağırın da size cevap versinler bakalım� Allah'tan başka çağırdıklarınız ne size ve ne de kendilerine herhangi bir yardımda bulunmaya güç yetirebilirler." (A'raf, 194-197)

"Rahman çocuk edindi dediler.O (bu yakıştırmadan) münezzehtir.Hayır, melekler şerefli kılınmış kullardır.Onlar sözle (bile olsa) O'nun önüne geçmezler ve ancak O'nun emriyle amel ederler.Allah, onların zahirlerini de batınlarını da bilir.Onlar Allah'ın hoşnut olduğundan başkasına şefaat de edemezler.O'nun korkusuyla titrerler." (Enbiya, 26-28)

"Onlar, Rahman'ın kulları olan melekleri de dişi (ilahe) saydılar."(Zuhruf, 19)

"Onlar, cinlerle Allah arasında bir soy bağı kurdular.Oysa andolsun ki, cinler de kendilerinin hesap yerine götürüleceklerini bilirler." (Saffat, 158)

"Mesih (Hz.İsa) de mukarreb (Allah'a en yakın) melekler de Allah'a kul olmaktan asla çekinmezler.Kim O'na kulluktan çekinir ve büyüklük taslarsa, bilsin ki O, hepsini huzurunda toplayacaktır." (Nisa, 172)

"Göklerde ve yerde olan her şey Rahman'a baş eğmiş kul olarak gelecektir.Andolsun ki onların hepsini hesaba katmış, teker teker saymıştır.Kıyamet günü hepsi O'na yapayalnız tek başlarına geleceklerdir." (Meryem, 93-95)

"De ki; Ey mülkün sahibi Allah'ım,dilediğine mülkü verirsin ve dilediğinden mülkü alırsın.Dilediğini aziz kılar, dilediğini alçaltırsın.İyilik (hayr) senin elindedir.Gerçekten Sen her şeye güç yetirensin." (Al-i İmran, 26)


Böylece Kur'an-ı Kerim, herhangi bir şekilde kendisine ibadet edilen bütün kimse ve nesnelerin, hiçbir yetki ve otoriteye sahip olmayan Allah'ın kulları ve yaratıkları olduğunu ispatladıktan sonra, dinlerin ve insanların hepsinin tüm anlamlarıyla ibadetlerini sadece Allah'a yapmaları, O'na özgü kılmaları ve O'na tahsis etmeleri gerektiğini vurgulamaktadır.Kulluk edilecekse Allah'a edilmeli, itaat edilecekse yine O'na edilmeli, tapılacnenksa yine O'na tapılmalıdır.Bu ibadet şekillerinden hiç birini Allah'tan başkası için akıldan geçirmek bile doğru değildir.


"Andolsun ki, her ümmete 'Allah'a ibadet edin tağutlara ibadetten kaçının' diyen bir peygamber gönderdik." (Nahl, 36)

"Tağuta ibadetten kaçınıp da Allah'a yönelenlere müjdeler olsun." (Zümer, 17)

"Ey Ademoğulları, ben size 'şeytana ibadet etmeyin, o sizin için apaçık bir düşmandır' diye bildirmedim mi? Yalnız bana ibadet edin.İşte doğru yol budur." (Yasin, 60-61)

"Onlar, Allah'ı bırakıp da bilginlerini ve din büyüklerini rabler edindiler ve Meryem oğlu Mesih'i de� Halbuki tek ilahtan başkasına ibadet etmemekle emrolunmuşlardı�" (Tevbe, 31)

"Ey iman edenler! Eğer siz bana ibadet ediyorsanız, size bağışlamış bulunduğumuz temiz şeylerden yiyin ve Allah'a şükredin." (Bakara, 172)


Bu ayetlerde yalnızca Allah'a yapılması istenen ibadetin kulluk,kölelik,itaat ve boyun eğme manalarına geldiği hükme bağlanmıştır.Bu itibarla ibadet kavramının içeriği daha da netleşmiş, ibadetin işlevi belirginleşmiştir.Kısacası Allahu Teala, büyükleri (Ahbar ve ruhban)ile ata ve ecdada itaat ve kulluktan kaçınmayı emretmiş, itaat ve kulluğu yalnızca Allah'a yapmak gerektiğinin kesin hükmünü belirtmiştir.

"De ki; Bana Rabbimden apaçık belgeler gelince, sizin Allah'tan başka ibadet ettiklerinize kulluk etmekten kesin olarak men edildim ve Alemlerin Rabbine teslim olmakla emrolundum." (Mümin, 66)

"Rabbiniz buyurdu ki; Bana dua edin ki, duanıza icabet edeyim.Bana ibadet etmekten büyüklenenler alçalmış olarak cehenneme gireceklerdir." (Mümin, 60)

"(Allah) Geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin. Güneşi ve ayı buyruğu altına almıştır O.Her biri belli bir vakte kadar akıp gider.İşte budur Rabbiniz olan Allah.Hükümranlık yalnız O'na mahsustur.O'nu bırakıp da tapmakta olduğunuz diğer varlıkların zerre kadar bile yetkisi yoktur.Onları çağırsanız, çağrınızı duymazlar, duysalar bile icabet etmeye güçleri yetmez.Kıyamet gününde ise sizin onları Allah'a ortak koşmanızı kendileri reddederler�" (Fatır, 13-14)

"De ki; Allah'ı bırakıp da size fayda da zarar da vermeyecek olanlara mı ibadet ediyorsunuz.Allah işitendir, bilendir." (Maide, 76)


Bu ayetlerde tapınma manasına gelen ibadetin Allah'a has kılınması hükmü verilmektedir.Burada ibadet kavramı, dua ile eş anlamda kullanılmıştır.Önceki ve sonraki ayetlerde ise, rububiyetin metafizik manasıyla Allah'a ortak koşulan mabudlar zikredilmiştir. Kur'an'da Allah'a ibadetin zikredildiği her bir ayetin anlam ve kapsam itibariyle içeriğinde ibadet kavramının yukarıda anlatılan anlamlarından herhangi biri özellikle vurgulanmıyorsa böylesi bütün ayetlerde ibadet kavramı üç anlamın hepsini birden yani kulluk, itaat ve tapınma anlamlarını kapsamaktadır.Misal olarak şu ayetlere bakalım;


"Şüphesiz ben Allah'ım.Benden başka ilah yoktur.Öyleyse bana ibadet et." (Taha, 14)

"İşte budur Rabbiniz olan Allah. O'ndan başka ilah yoktur.Her şeyin yaratıcısıdır O.Öyleyse yalnız O'na ibadet edin.O her şeye de vekildir." (En'**, 102)

"De ki; Ey insanlar, eğer benim dinimden yana bir kuşku içerisindeyseniz; ben sizin Allah'tan başka ibadet ettiklerinize ibadet ettiklerinize ibadet etmiyorum, ancak ben sizin hayatınıza son verecek olan Allah'a ibadet ederim.Ben, müminlerden olmakla emrolundum." (Yunus, 104)

"Siz, Allah'ı bırakıp, sizin ve atalarınızın uydurduğu birtakım isimlere tapıyorsunuz.Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir.Hüküm yalnızca Allah'ındır.O yalnız kendisine kulluk etmenizi emretmiştir.İşte doğru din budur.Ne var ki, insanların çoğu bilmezler." (Yusuf, 40)

"Göklerin ve yerin görünmeyen/bilinmeyeni Allah'a aittir.Bütün işler O'na arz edilmektedir.Öyleyse sen de O'na kulluk et ve O'na dayan, tevekkül et ki, Rabbin yaptıklarınızdan gafil değildir." (Hud, 123)

"Biz ancak Rabbimizin emriyle ineriz.Bizim önümüzde, arkamızda ve bunların arasında varolan her şey O'na aittir.Senin Rabbin asla unutkan değildir." (Meryem, 64)

"Göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir.Öyleyse O'na kulluk et ve O'na kullukta devamlılık ve direnç (sebat) göster.Hiç O'nun adıyla anılan birini biliyor musun?" (Meryem, 65)

"De ki; Ben de sizin gibi bir insanım.Yalnız ilahınızın tek ilah olduğu vahyediliyor bana.Bunun içindir ki, kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, artık salih bir amelde bulunsun ve Rabbine ibadette hiç kimseyi ortak koşmasın!" (Kehf, 110)


Bu ayetlerde veya benzeri diğer bütün ayetlerde ibadet kavramının sadece tapınma veya sadece kulluk ve itaat manasına alınması için hiçbir sebep yoktur.Aslında bu ayetlerde Kur'an-ı Kerim tüm çağrısını ortaya koymaktadır.Kur'an'ın daveti gayet açıktır;ister kulluk,ister itaat,isterse tapınma olsun hepsi Allah'a has kılınmalıdır.Bu yüzden, yukarıdaki ve benzeri diğer ayetlerde ibadet kavramını tek bir anlamı ile sınırlamak, gerçekte Kur'an'ın bütün bir davetini sınırlamaktır.Bu durum ise şöyle kaçınılmaz bir netice doğurur; Kur'an'ın davetini sınırlı bir düşünceyle anlayıp, iman eden kimseler, O'na eksik bir şekilde tabi olurlar.İbadet kavramının diğer anlamlarını Allah'tan başka kişi, güç ve nesnelere hasretme tehlikesini bünyelerinde sürekli taşırlar.Bu da onlar için şirke açılan bir kapıyı ifade etmektedir.Dolayısıyla Tevhid inancı
sürekli tehlike içindedir.


Seyyid Ebu'l A'la el-Mevdudi (Kur'an'ın Dört Temel Terimi)
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 6 Gün Önce   #8 (mesaj-linki)
Misafir
Avatarı Yok (No Avatar)
Cvp: Niçin İbadet Ediyoruz?

Niçin İbadet Ediyoruz

Bizi yoktan var eden ve yaşatan Allah'tır. Yüce Allah; Vücudumuzu, gören gözler, işiten kulaklar ve konuşan dil gibi mükemmel organlarla donattı. Diğer canlılardan farklı olarak bize akıl verdi ve varlıklar arasında seçkin bir duruma yükseltti. Bunlardan başka, yaşayabilmemiz için teneffüs ettiğimiz havadan, içtiğimiz suya kadar sayısız nimetler verdi.
Ayrıca bizi yalnız bırakmadı, Peygamberler ve kitaplar göndererek dünyada ve ahirette mutlu olmanın yollarını gösterdi. Bütün bu iyiliklere karşılık Allah bizden kendisini tanımamızı ve ona ibadet etmemizi istemektedir. Şöyle bir düşünelim: Çok iyiliğini gördüğümüz bir büyüğümüze karşı saygı gösterir iyiliklerine teşekkür ederiz. Bize bir görev verse seve seve yaparız değil mi?
Öyle ise, bizi yoktan var eden ve sayılamayacak kadar nimetler veren Yüce Allah'a karşı teşekkür etmek ve emrettiği ibadetleri seve seve yapmak gerekmez mi?
Elbette gerekir.
Yaradılışımızın gayesi Allah'ı tanımak ve ona ibadet etmektir. İbadet görevlerini yaptığımız takdirde hem Allah'ın verdiği nimetlere karşı teşekkür borcunu yerine getirmiş oluruz, hem de O'nun sevgisini kazanırız. Eğer biz Allah'a karşı ibadet vazifelerini yerine getirir, O'nun sevgisini kazanırsak, Allah, bize dünyadaki nimetlerinden çok daha fazlasını ahirette verecek ve bizi cennette sonsuz mutluluğa kavuşturacaktır.
THANKS!!!
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Cevap Yeni Konu Aç

Etiketler
ediyoruz, İbadet
allaha nicin ibadet ederiz, ibadet nedir nicin ibadet ederiz, nicin ibadet ederiz, nicin ibadet edilir, nicin ibadet ediyoruz,
Hızlı Cevap
Resim Doğrulama
Mesaj:
Seçenekler
Niçin İbadet Ediyoruz? Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Müslüm Gürses - İbadet KENCISii Türkçe Şarkı Sözleri 1 23-06-2009 12:34
İbadet yerlerimiz; Camiiler kompetankedi Müslümanlık/İslamiyet 32 15-05-2009 15:38
Titanic Niçin Battı? volture Bunları biliyor musunuz? 1 01-11-2008 05:50
Erkek Giysilerinin Düğmeleri Niçin Sağdadır? Kadınlarınki Niçin Solda? Blue Blood Bunları biliyor musunuz? 0 14-10-2008 13:08
Fıkıh - İslâm İbadet ve Hukuk İlmi Blue Blood Müslümanlık/İslamiyet 2 17-01-2008 22:13