| | #21 (mesaj-linki) | |
| Sehiv Secdesi
Namaz içinde meydana gelen bazı yanılmalar sebebiyle namazın sonunda iki secde yapılır ki, bunlara "sehiv secdesi" denir. Namazda yanılan kimse son teşehhüdünü yaptıktan sonra yalnız sağa selam verir ve ondan sonra arka arkaya iki secde yapar ve yine teşehhüde oturur. Teşehhüd ve salavatlar okunduktan sonra her iki tarafa selam verilerek namaz tamamlanır. Sehiv secdesinin yapılması vacibdir; ancak bu vücub vaktin müsait olmasına bağlıdır. Sabah namazından üzerine sehiv secdesi gereken bir kimse, ilk selamdan sonra hemen güneş doğmuş olursa , sehiv secdesi yapmaz. Sehiv Secdesinin Yapılış Şekli: Namaz sonu oturuşunda sağa selam verilir Allahü ekber diye tekbir getirilerek secdeye varılır Secdede secde tesbihleri söylenir Secdeden kalkıp, oturulur İkinci secde yapılır Teşehhüde kalkılır, Tehiyyat ve salavatlar okunur İki tarafa selam verilerek namaz tamamlanır Namazda terk edilen şeyler nelerdir, ne gerekir? Farz: Eğer terk edilen farzı namaz içindakaza etmek imkanı varsa kaza edilir, kaza edilemezse namaz fasid olur. Yeniden kılınması gerekir. Vacib: Eğer yanılarak bir vacib terk edilmişse, sehiv secdeleriyle noksanlık giderilir. Vacib kasden terk edilmişse, namazın iadesi gerekir. Fatihayı okumak: Farz namazlarının ilk iki rekatın birinde Fatiha okunmayı terkinde sehiv secdesi gerekir. Fatihanın tamamını değilde ayetlerin çoğunu okumayı terkinde sehiv secdesi gerekir. (Azı terkedilirse sehiv secdesi gerekmez.) Nafile veya vitir namazlarının herhangi bir rekatında Fatiha okunmayı terkinde sehiv secdesi gerekir. İki defa fatiha okunursa sehiv secdesi gerekir. Çünkü süre okunması gecikmiştir. Zammi Süre veya en az üç kısa ayet veya bir uzun ayet okumak: Farz namazlarının ilk iki rekatlarının birinde okunmazsa sehiv secdesi gerekir. Nafile namazların herhangi bir rekatında okunmazsa sehiv secdesi gerekir. Üç değil de iki kısa ayet okunsa sehiv secdesi gerekmez. Vitir namazı kunut duaları unutulursa sehiv secdesi gerekir. İki secdenin arasını uzatmak veya bir secdeyi unutmak sehiv secdesi gerekir. Secde ve Rükuuda belli bir müddet durmamak sehiv secdesi gerekir. Dört rekatlı namazların ilk oturuşu: Bu oturuş hem farz hem sünnet namazlarda vacip olduğundan terketmek sehiv secdesi gerekir. Tehiyyatı duasını unutmak sehiv secdesi gerekir. Birinci veya son oturuşta olması farketmez. Vitir namazının kunutlarını unutmak sehiv secdesi gerekir. Kunut tekbirini terketmek sehiv secdesi gerekir. Gizli okunacak yerde sesli, sesli okunacak yerde gizli okumak sehiv secdesi gerekir. Sünnet: Terk edilmesiyle sehiv secdesi gerekmez. | |
|
| | #22 (mesaj-linki) | |
| Hazret-i Mevlana'nın Değerlendirmesi Gönül ustası Hazret-i Mevlânâ, insanı ilâhî huzura ulaştıran tekbir, kıyam, rükû, secde, selam ve dua gibi namaz rükünlerine oldukça düşündürücü mânâlar kazandırır. Namaza tekbirle girmek, “İlâhî, biz senin huzurunda kurban olduk” demektir. (Tekbir getirerek kurban kesildiği gibi, tekbirle namaza başlamak da ‘Allah’ım, canımız sana feda olsun’ anlamındadır.) Namazda kıyama durmak, Allah’ın huzurunda kıyametteki muhasebeyi hatırlatır. Kul, biraz sonra hakkıyla yerine getiremediği kulluğundan ve işlediği günahlardan dolayı, utancından ayakta durmaya dermanı kalmaz, rükû’a eğilir. Başı rükû’da iken “Hakk’ın sualle-rine cevap ver!” diye İlâhî ferman gelir. Kul, rükûdan başını mahcup olarak kaldırır. Ayakta duramaz, yüz üstü secdeye kapanır. Tekrar ona “Secdeden başını kaldır! Yapmış olduklarından haber ver!” diye ferman gelir. O, yine mahcup bir halde başını kaldırırsa da, tekrar yüzüstüne kapanır. O ağır yükün tesirinden dizleri üstüne çöker. Sağa selam verir; peygamberler ve melekler tarafına bakar, onlardan şefaat talep eder. Onlar derler: “Çare ve yardım günü geçti. Çare, ancak dünyada olabilirdi. Orada salih amellerde bulunmadınız, o günler gitti.” Sola selam verir; akraba ve yakınlarının tarafına bakar. Onlardan da bir fayda göremez. Herkesten ümidini kesince, dua için iki elini kaldırır. “Ya Rabbi, herkesten ümidimi kestim. Kuluna melce ancak Sensin. Senin rahmet ve mağfiretine sınır yoktur”. | |
|
| | #23 (mesaj-linki) | |
| Bismillâhirrahmânirrahîm. İslâmiyyeti bildiren kitâblar pek çokdur. Bunların içinde en kıymetlisi, imâm-ı Rabbânînin üç cild (Mektûbât) kitâbıdır. Bundan sonra, Muhammed Ma’sûmun üç cild (Mektûbât) kitâbıdır. Muhammed Ma’sûm hazretleri, Mektûbâtın üçüncü cildinin onaltıncı mektûbunda buyuruyor ki, (Îmân, kelime-i tevhîdin Lâ ilâhe illallah ve Muhammedün Resûlullah iki kısmına birlikde inanmakdır). Ya’nî, müslimân olmak için, Muhammed aleyhisselâmın Peygamber olduğuna da inanmak lâzımdır. Ya’nî Muhammed aleyhisselâm, Allahın Peygamberidir. Allahü teâlâ, Cebrâîl ismindeki melek ile, kendisine (Kur’ân-ı kerîm)i göndermişdir. Bu Kur’ân-ı kerîm, Allah kelâmıdır. Muhammed aleyhisselâmın kendi düşünceleri ve felsefecilerin, târîhcilerin sözleri değildir. Muhammed aleyhisselâm, Kur’ân-ı kerîmi tefsîr etmişdir. Ya’nî açıklamışdır. Bu açıklamalara, (Hadîs-i şerîf) denir. İslâmiyyet, (Kur’ân-ı kerîm) ile (Hadîs-i şerîf)lerdir. Dünyânın her yerindeki, milyonlarca islâm kitâbı, (Kur’ân-ı kerîm) ile (Hadîs-i şerîf)lerin açıklamalarıdır. Muhammed aleyhisselâmdan gelmiyen bir söz, islâm kitâbı olamaz. Îmân ve islâm demek, (Kur’ân-ı kerîm) ve (Hadîs-i şerîf)lere inanmak demekdir. Onun bildirdiklerine inanmıyan, Allah kelâmına inanmamış olur. Muhammed aleyhisselâm Allahü teâlânın bildirdiklerini Eshâbına bildirdi. Onlar da, talebelerine bildirdi. Bunlar da, kitâblarına yazdılar. Bu kitâbları yazan âlimlere (Ehl-i sünnet âlimi) denir. Ehl-i sünnet kitâblarına inanan, Allah kelâmına inanmış olur. Müslimân olur. Elhamdülillah, biz dînimizi Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâblarından öğreniyoruz. Dinde reformcuların, masonların ve zındıkların uydurma kitâblarından öğrenmiyoruz. Son Düzenleyen NihLe; 17-11-2005 @ 14:04. | |
|
| | #24 (mesaj-linki) | |
| Namaz kalbin nurudur Namaz kelime olarak Farsça dua demektir. Arapçası “salât”tır, o da “dua” manasındadır. Kıldığımız namazın şeklini bize Rabb’imiz ve O’nun kutlu elçisi ğretmiştir. Yüce Allah’ı tevhid (bir kabul etmek), O’nun eşsiz varlığını bilip tasdik etmek, farz olan en büyük görevdir. Bundan sonra farzların en büyüğü ve en önemlisi namazdır. Namaz, imanın alametidir, kalbin nurudur, ruhun kuvvetidir, müminin miracıdır. Mümin bu namaz sayesinde Yüce Allah’ın manevi huzuruna yükselir, yüce Allah’a yalvararak manevi yakınlığa erer. Mümin için ne yüksek bir şeref!.. Bütün hak dinler, insanlara namaz kılmalarını emretmişlerdir. Bizim sevgili Peygamber’imiz (sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz) de peygamber olarak gönderilişlerinden itibaren namaz kılmakla yükümlü olmuştur. Ancak o zaman, güneşin doğuşundan ve batışından sonra olmak üzere günde iki defa namaz kılınıyordu. Sonra Mirac Gecesi’nde beş vakit namaz farz olmuştur. Hazreti Peygamber’in miracı ise, sahih kabul edilen rivayete göre, Medine’ye hicretlerinden on sekiz ay önce Receb ayının yirmi yedinci gecesinde olmuştur. Kur’an-ı Kerim’de ve hadis-i şerif’lerde namaza dair birçok emirler ve öğütler vardır. Bütün bunlar, İslam dininde namaza ne kadar büyük önem verildiğini gösterir. Bir ayet-i kerimenin anlamı şöyledir: “Ey Resûl’üm! Sana vahy olunan Kur’an ayetlerini güzelce oku ve namazı gereği üzere kıl. Gerçekten namaz, edep ve namusa uygun olmayan şeylerden, çirkin görülen işlerden alıkor. Her halde Yüce Allah’ı zikretmek, her ibadetten daha büyüktür. Yüce Allah bütün yaptıklarınızı bilir.” (Ankebût, 45) Namaz en büyük zikirdir Bir ayet-i kerimenin anlamı şöyledir: “Namazı gereği üzere yerine getiriniz, zekatı veriniz. Nefisleriniz için hayır olarak önceden ne gönderirseniz, onu Yüce Allah yanında (sevap olarak) bulursunuz; asla kaybolmaz. Muhakkak ki, Allah yaptıklarınızı görür.” (Bakara, 110) Bir hadis-i şerifte; “Namaz dinin direğidir.” buyrulmuştur. Diğer bir hadis-i şerifin anlamı şöyle: “Namaz, kişinin kalbinde bir nurdur; artık sizden içini aydınlatmak dileyen, kalbindeki nurunu arttırmaya çalışsın.” İşte bütün bu mübarek ayetlerle hadis-i şerifler, namazın Yüce Allah yanında ne kadar büyük ve makbul bir ibadet olduğunu göstermeye yeterlidir. Gerçek şu ki, namaz çok mukaddes bir ibadettir. Namazın faziletlerine nihayet yoktur. Namaz, aklı yerinde olan ve buluğ çağına ermiş bulunan her Müslüman için belli vakitlerde yapılması gereken şerefi yüksek farz bir görevdir. Bu önemli farzı yerine getirenler, Yüce Allah’ın pek büyük ikram ve ihsanlarına kavuşacaklardır. Bunu kasten terk edenler de azabı çok şiddetli olan Allah’ın acıklı cezasını çekeceklerdir. Müslümanlar, henüz yedi yaşına girmiş çocuklarını namaza alıştırmakla görevlidirler. Bu çocuklara ana-babaları ve yetiştiricileri namaz kılmalarını öğretir ve yaptırırlar. On yaşına bastığı halde namaz kılmayan çocuğa velisi, üç tokattan ziyade olmamak üzere, hafifçe el ile vurur. İnsan bir düşünmeli, her an Yüce Allah’ın sayısız nimet ve ihsanlarına kavuşmaktadır. Öyle ikramı bol, merhameti geniş olan Yaratıcı’mızın tükenmeyen lütuflarına karşı teşekkürde bulunmak gerekmez mi? İşte insan, namaz yolu ile şükür borcunu ödemeye, Yaratıcı’sının lûtuf ve nimetlerini tatlı bir dil ile anarak kulluk görevini yerine getirmeye çalışmış olur. Bu bakımdan; “Namaz, şükrün bütün çeşitlerini bir araya toplar.” denilmiştir. Namaz günahlardan korur Namaz ruhu temizleyen, kalbi aydınlatan, imanı yüksek duygulardan haberdar eden, insanı kötülüklerden alıkoyan, insanı hayırlara, düşünceye, tevazu ve intizama götüren en güzel bir ibadettir. İnsan namaz sayesinde nice günahlardan kurtulur ve Yüce Allah’ın nice ihsan ve ikramlarına kavuşur. Namaz, manevi hayattan başka maddi hayata da canlılık verir. İnsanın temizliğine, sağlığına ve intizamla hareket etmesine sebep olur. Namaza ayrılan saatler, sonsuzluk aleminin tükenmez mutluluk günlerini hazırlamış olur. Bana yardım et! Rebi’a İbnu Ka’b el’Eslemi anlatıyor: Ben Resulullah (sas) ile beraber gecelemiştim, kendisine abdest suyunu ve başkaca ihtiyaçlarını getirdim. Bana, “Dile benden (ne dilersen)!” buyurdu. Ben, “Senden cennette seninle beraberlik diliyorum!” dedim. Bana, “Veya bundan başka bir şey?” dedi. Ben, “Hayır, sadece bunu istiyorum!” dedim. “Öyleyse kendin için çok secde ederek bana yardımcı ol!” buyurdu. (Müslim, Salat 226) | |
|
| | #25 (mesaj-linki) | |
| Namazın Hareketleri Ne Mana İfade Eder?1961’lerde evrimciliğin iyice alevlendirildiği günlerdeydi. Rahmetli Hacı Nazif Çelebi Süleymaniye camiinde bir öğle namazı kıldırmış, turistler de etrafını alarak imam kıyafeti içinde iken kendisine suallar sormuşlardı. Bunlar itirazcı suallerdi. Kimi, insanın maymundan geldiğini iddia etmek istiyor; kimi de, “seyrettiğimiz namazınızda niçin ayakta duruyor, eğiliyor, başınızı yere koyuyorsunuz. Bunun ne manası var? Bizim gibi sandalyeye oturun, papazın duasını dinleyin yeter”, diyordu. Rahmetli Hacı Nazif’in bunlara verdiği cevaplar hiç aklımdan çıkmaz. Ruhunu şad etmek niyetiyle size de arz edeyim seneler sonrasında. Evrimci turiste dönerek konuşan Çelebi, şöyle dedi: – Biz namazımızda önce ayakta, sonra rükûda, sonra da secdede oluyoruz. Bunun bir hikmet ve manası şudur. Ayakta iken ilk insan ilk babamız Âdem’in (elif)ini yazarız. Bunun için (elif) harfi gibi dimdik, upuzun dururuz. Sonra rukûa eğiliriz. Bununla da Âdem’in (dal)ını yazmış oluruz. Geriye (mim) kalır. Onu da yere başımızı koyar, (mim) gibi olur, öyle yazarız. Böylece her namazda babamız, Âdem’in adını yazar, maymundan geldiğimizi iddia edenleri fiilen reddetmiş oluruz. Bunun için maymunculuk iddiası bizde tutunamaz. İkincisine gelince: Namazımıza ilk başladığımızda ayakta iken Rabbimizin üzerimizde tecelli eden sayısız nimetlerini düşünür, sonra bu nimetleri verenin huzurunda minnet ve şükranla eğiliriz. Ancak bu eğilmeyi de kafi bulmayız, sonra kalkıp başımızı yere koyar, başımızla da minnetimizi dile getirmiş oluruz. Başımızı şunun için yere koyarız. Baş bedenin tümünü de idare eden en yüce varlığımız, en kıymetli organımızdır. Bununla demiş oluruz ki: – Ey Rabbimiz, varlığımızın en kıymetli kısmı başımızdır. İşte huzurunda başımızı dahi yerlere sürüyor, sana olan minnet ve şükrümüzü en kıymetli varlığımızı yerlere koymakla ifade ediyoruz. Şayet başımızdan daha kıymetli bir organımız olsaydı onu da huzurunda iftiharla yerlere serer, minnet ve şükrümüzü onunla da ifade etmek isterdik. Bu açıklamalardan sonra rehber turistin cevabı şöyle oldu: – Tamam tamam. Biraz daha anlatırsan grubumuza burada namaz kıldıracaksın. Bu sırada turistin biri Çelebi’ye yaklaşıp sordu: – Bundan sonraki namazınız saat kaçta olacak? Anlattığınız manada bir namazı ben de aranıza karışıp kılmak istiyorum. Bana çok uygun geldi bu anlayış içinde ayakta durmak, eğilmek, başı yerlere koyup Yaradan’a minnettarlığını ifade etmek. Bence de ibadet budur. (Alıntı) | |
|
| | #26 (mesaj-linki) | |
|
merhaba öncelikle verdiğin emek için sana binlerce teşekkürler ama sana bir sorum olacak kardeşim sen namazın ortaa çıkış sebebini araştırıp düşünüp tartıştınmı? bence konuna öncelikle ortaya çıkış sebebini vurgulayıp bunu anlatyıp soralarında gerekliliğini ve yayılışını anlatman daha doğru olurdu ama bu senin yaklaşımın ve senin doğruların sana ve tüm bu düşünceleri paylaşanlara saygılarımı sunuyor ve emekler için teşekkürediyorum umarımyazdıklarım yanlış anlaşılmaıştır ama namazın çıkış sebebini araştırın arkadaşlar Son Düzenleyen NihLe; 10-12-2005 @ 11:22. | |
|
| | #27 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Dinin Direği; NAMAZ Eleştirin İçin Teşekkür Ederim.. Öncelikle Naman Gibi Bir Mecburi İbadetimizde Senin Yaklaşımın Senin Doğruların Dİye Bİşey Olamaz.. Ben Konuyu AÇtım Dİye Bütün Değerlendirmeleri, Yazıları ve Bilgileri Benim Post Etmemde Gerekmez Konu Sadece Konuyu Açanın Değil Hepimizindir.. Yani Forum Hepimizin.. Madem SEn Bütün Konuyu Okudun ve Bu Bİlginin Eksikliğini Hissettin Neden Araştırıp Bİzlerle Paylaşmıyorsun.. Eğer DErsenki Konu Senin Sen Bul Elbette Araştırırım ve Buldugun Bütün Bilgileri Sizlerle Paylaşırım.. Saygılarımla.. | |
|
| | #28 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Dinin Direği; NAMAZ
yeniden merhaba yaklaşımınızın bu derece olumlu olacağını düşünmüyordum. bir çok kişilere herşeyin as başladığı noktayı sorguladığımda dinsiz ateis olarak yargılandım. bunu yapanların kendi cahilliğini vurguladığını ön plana çıkarttığını gördüm. sizin yaklaşımınız olumlu oldu bunun için teşekkürler. ben sizin diye kast ettiğim noktada emeğinizi kast etmiştim elbetteki namaz yazılara size ait değil bunu bu yönde düşünüp vurgulamanız amacımı farklı yönde algıladığınızı düşündürdü. yazıların güzel açıklayıcı ve net. hikaye kısımlarıda okumaya içtenlik katmış. sıralamanız ve okuyucu ruhuna hitap eden yazı seçimlerinde harika fakat bence eksik olan yön namazın ortaya çıkış sebebidir. neden namaza gerek duyuldu neden namaz ortaya çıktı. buna ihtiyaç olan ne yada bundaki as amaç ve as gaye nedir? ne yapılmak istendi? namaz neyi ortadan kaldırdı neyi meydana getirdi? ben sizin kadar okuyucuya hitaben yazamam ben as araştırmaların hep hikaye kısımlarını vurgularım. formda yer alan bu konunun as amacı bunun vurgulanması olamalıydı bence. namaz kılacaz ama neye dair? ne için? neden? namaz neden var oldu? neyleri kaldırdı ? neleri var kıldı? namazın yaş**ımızdaki etkisi neler? bunları birçoğumuz biliyoruz ama bilmeyenlerimizde var. maksat bilenlere bilgilerimizi sunmak değil bilmeyenleri aydınlatmak değilmidir. bir bilgi testi yapacak değiliz. bu yüzdende formda kim ne biliyorsa buraya döksün diyecekte değiliz. bilgiler eksiksiz sunulur. eksikler eleştirilerle ortaya çıkar. bu açıklar kapatılmaya çalışılır. ve sonunda ihtiyaç duyan herkes faydalanır. akıllarda kalan sorular cevaplanır... galiba yine gevezeleştim başını ağrıttıysam özürlerimi bir borç bilirim. tekrar tekrar emekleriniz için minnetlewrimi sunarım. iyi çalışmalar. | |
|
| | #29 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Dinin Direği; NAMAZ NAMAZIN ÖNEMİ İslam’ın beş şartından ikincisi namaz kılmaktır. İnsanların ilk görevi, Allah’ın varlığına ve birliğine, Hz. Muhammed(s.a.v)’in peygamberliğine inanmaktır. İmandan sonra farzların en önemlisi namazdır. Beş vakit namaz, hicretten bir buçuk yıl önce Mirac gecesinde farz kılınmıştır. Namaz ruhu temizleyen, kalbi aydınlatan,insanı Allah’ın huzuruna yükselten bir ibadettir. Sevgili Peygamberimiz: “Namaz dinin direğidir.” Buyurarak, namazın dinimizde çok önemli bir ibadet olduğunu belirtmiştir. Namaz bize beden ve ruh temizliği kazandıran bir nurdur. Bu sayede Müslüman günah kirlerinden arınır ve cennete girmeye layık temiz bir kul olur. Peygamber(s.a.s) efendimiz şöyle buyuruyor: “Sizlerden herhangi birinizin kapısı önünde bir nehir bulunursa, ve o kimse nehirde günde beş defa yıkanırsa kendisinde kirden bir şey kalır mı?” Dinleyenler: “Hiç kir kalmaz ya Rasülallah” “İşte beş vakit namaz da buna benzer, Allah namazla günahları siler.” buyurdu. Namaz, kalplere Allah korkusunu yerleştirerek insanı günah işlemekten korur. Bu gerçek Kuran’da şöyle bildirilmiştir: “Sana vahyolunan kitabı oku, namazını dosdoğru kıl. Gerçekten namaz, hayasızlıktan ve fenalıktan alı koyar.” Namazını doğru kılan bir kimse günah işlemekten kurtulur, imanını kuvvetlendirir. Allah’ın rızasını kazanır. Cennetin aydınlık yolu kendisine açılır. Müslüman namaz kılmakla mükellef olduğu gibi çocuklarına da namazı öğretmek zorundadır. Peygamberimiz şöyle buyuruyor: “Çocuklarınıza yedi yaşına gelince namaz kılmayı emredin.” Anne ve babalar çocuklarına yedi yaşına giren çocuklara namaz kılmayı öğretirse çocuklar erginlik çağına gelince namaza iyice alışmış olurlar. NAMAZ KİMLERE FARZDIR · Müslüman olmak. · Erginlik çağına gelmiş olmak. · Akıllı olmak. NAMAZIN KILINAMAYACAĞI VAKİTLER · Güneş doğarken. · Güneş tam tepe noktasına gelip batı tarafına geçmeden. · Güneş batarken. · Sadece o günün ikindi namzının farzı kılınmamış ise güneş batarken de kılına bilinir. | |
|
| | #30 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Dinin Direği; NAMAZ Akıl ve baliğ olan yani erginlik çağına gelen her müslümanın hergün beş vakit namaz kılması farzdır. Bir namazın vakti gelince, bu namazı kılmaya başladığı vakit, kılması farz olur. Kılmadı ise, vaktin sonunda, yanî vaktin çıkmasına, abdest alıp namaza başlayacak kadar zaman kalınca, kılması farz olur. Özrü yok iken kılmadan vakit çıkarsa, büyük günâh olur. Özrü olanın da, olmıyanın da, kazâ etmeleri farz olur. Yeni müslüman olana önce namazın şartlarını öğrenmek farz olur. Öğrendikten sonra, kılması da farz olur. | |
|
![]() |
| En popüler 5 etiket
Bu Konunun Etiketleri
|
| arapça tesbih duaları, namaz dinin diregidir arapca, namaz dinin direğidir arapça, namazın türkçesi, yürüyerek namaz, |
Dinin Direği; NAMAZ Konusuna Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Namaz :)) | virtuecat | Komik Flash'lar/Video'lar | 17 | 07-01-2009 11:40 |
| Resimli Namaz Hocası | PiSiK0PATR | Ücretsiz-Beta Yazılımlar | 5 | 31-12-2008 14:22 |
| Dinin Başlangıç Kuramları | Blue Blood | Din/İlahiyat | 4 | 11-09-2008 11:06 |
| Namaz Sure ve Duaları | kompetankedi | Müslümanlık/İslamiyet | 0 | 31-01-2007 17:08 |
| Dinin Tarihsel Fenomenolojisi | virtuecat | Din/İlahiyat | 0 | 05-12-2006 17:26 |