Dinin Direği; NAMAZ Üye Ol (Üye olduğunuzda tüm reklamlar gizlenecektir) Soru/Cevap
Geri Dön   MsXLabs MK > :: Türkiye´den :: > Müslümanlık/İslamiyet
Facebook Hesabınızla Bağlanın (Connect with Facebook)
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 11-03-2006   #51 (mesaj-linki)
xercan
Avatarı Yok (No Avatar)
Cvp: Dinin Direği; NAMAZ



arkadaşlar bu konular aslında çok güzel bugün varız yarın yokuz hiçbirimizin 10 dakika sonra yaşıyacağımzın garantisi yok
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 23-03-2006   #52 (mesaj-linki)
NihLe
Avatarı Yok (No Avatar)

Benim Şu Kuluma Bakın
Ukbe İbnu Amir (r.a) anlatıyor:
Resülullah (a.s)'ın şöyle söylediğini işittim:
-Rabbin, koyun güden bir çobanın, bir dağın zirvesine çıkıp namaz için ezan okuyup sonra da namaz kılmasından hoşlanır ve Allah Teâlâ hazretleri şöyle der: "Benim şu kuluma bakın! Ezan okuyor, namazkılıyor, yani benden korkuyor. Yemin olsun, kulumu affettim ve onu cennetime dahil ettim."~


~~~~


Bizimle Namaz Kıldın mı?
Ebü Ümâme (r.a) anlatıyor:
Resülullah (s.a.v) ile beraber mescidde idik. O esnada bir adam geldi ve:
-Ey Allah'ın Resülü, ben bir günah işledim, bana cezasını ver!, dedi.
Resülullah adama cevap vermedi. Adam talebini tekrar etti. Aleyhissalâtu vesselâm yine sükut buyurdu. Derken namaz vakti girdi ve namaz
kılındı. Resülullah (s.a.v) namazdan çıkınca adam yine peşine düştü, ben de adamı takip ettim. Ona ne cevap vereceğini işitmek istiyordum.
Efendimiz adama:
-Evinden çıkınca abdest almış, abdestini de güzel yapmış mıydın? buyurdu.
O:
-Evet ey Allah'ın Resülü!" dedi.
Efendimiz:
-Sonra da bizimle namaz kıldın mı?
Adam:
-Evet ey Allah'ın Resülü! deyince,
Efendimiz:
-Öyleyse Allah Teâlâ hazretleri günahını affetti, buyurdu.


~~~~



Bu Adam Sözünde Durursa
Hz. Enes (r.a) anlatıyor:
Bir adam, Resülullah (a.s)'a:
-Allah, kullarına kaç vakit namazı farz kıldı? diye sordu.
Aleyhissalâtu vesselâm:
-Allah, kullarına beş vakit namazı farz kıldı, diye cevap verdi.
Adam tekrar sordu:
-Bunlardan önce veya sonra başka bir şey var mı?

Aleyhissalâtu vesselâm:
-Allah kullarına beş vakti farz kıldı.
Bu cevap üzerine adam, bunlar üzerine hiçbir ilavede bulunmayacağına, onlardan herhangi bir eksiltme de yapmayacağına dair yemin etti.
Resülullah aleyhissalâtu vesselâm:
-Bu adam sözünde durursa mutlaka cennete girecektir! buyurdu.


~~~~~

Dilediğine Verir
Ebû Hüreyre radıyallahü anh'ten rivayet edilerek anlatılıyor:
Muhacirlerin fakirleri Resulüllah aleyhisselâma gelip dediler ki:
-Servet sahibi Müslümanlar derece ve nimetler bakımından bizi geçtiler.
Efendimiz:
- Ne hususta? diye buyurdu.
Muhacir fakirler:
-Biz namaz kılıyoruz, onlar da kılıyorlar; biz oruç tutuyoruz, onlar da tutuyorlar; fakat onlar sadaka verdikleri halde biz veremiyoruz; onlar köle azad ediyorlar, biz edemiyoruz.» dediler.
Bunun üzerine Resülullah aleyhissalatu vesselâm
:
-Size, sizden ilerde bulunanlara yetişebileceğiniz, sizin yaptığınız gibi yapanlar müstesna, sizden başka kimsenin daha faziletli olamıyacağı bir şey öğreteyim mi? buyurdu.
Muhacirlerin fakirleri:
-Evet, Öğret, ey Allah'ın Resulü.
Aleyhissalâtu vesselâm:
-Her namazın sonunda otuz üç defa Sübhânellah, otuz üç defa Elhamdülillah, otuz Üç defa Allahü Ekber, deyiniz, buyurdu.

Bir müddet sonra muhacir fakirler, Resulüllah aleyhisselâma gelerek dediler ki:
- Mal ve servet sahibi kardeşlerimiz bizim bu yaptığımızı işitip onlar da aynen böyle yaptılar.
Bunun üzerine Allah'ın Resulü:
-Bu Allah'ın fazlıdır, dilediğine verir, buyurdu
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 23-03-2006   #53 (mesaj-linki)
NihLe
Avatarı Yok (No Avatar)


Namaz dînin direği, müminin mîrâcıdır,
Namaz hasta ruhların, tesirli ilâcıdır.

Namaz kılan, kurtarır, yıkılmaktan dinini,
Namaz kılmayan bulur, Cehennemde kendini.

Namaz korur insanı, çirkin kötü her işten,
Namaz’dır insanlara, günahı terkettiren.

Namaz nûrdur, ışıktır, insanların kalbine,
Namaz Münker-Nekir’in cevaptır suâline.

Namaz kılan kimsenin, kalbi temiz, pâk olur,
Namaz kılan her zaman, huzur ve rahat bulur.

Namaz serin gölgedir, kıyamet sıcağında,
Namaz kalkan gibidir, Cehennemin nârında.

Namaz’dır müminleri birbirine bağlayan,
Namaz’dır küskünleri, barıştırıp dost yapan.

Namaz kılan yapar hep, faydalı iyi amel,
Namaz kötülüklere, olur mâni ve engel.

Namaz’la geçer insan, şimşek gibi Sırâtı,
Namaz’la insan bulur, huzûr ile rahatı.

Namazı kim beş vakit, getirirse yerine,
Namaz ile kavuşur, Cennet nimetlerine

(Alıntı)
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 02-04-2006   #54 (mesaj-linki)
ahmetseydi - avatarı
Haydi Çocuklar Namaza

Rabbimiz çocukları biz büyüklere, iyi bir kul olarak büyütmemiz için emanet etmiştir. İyi bir kul olmanın en güzel nişanlarından biri de hiç şüphesiz namaz kılmaktır. Onun için çocuklarımızın alnını secdeye koydukları ilk gün, o ilk namaz heyecanı her zaman kalbimizde bin sevinç uyandırır…



Anne-babaların çocukların namaz eğitimi ile ilgili akıllarına takılan önemli bir soru vardır: Çocuklarımızı ne zaman namaza başlatmalıyız?

Bu sorunun cevabını Peygamber Efendimizin hadislerinden okuyabiliriz.
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sas) yedi ila on yaş arasında çocuklarımıza namaz eğitimini vermemizi emretmiştir. Bu durumda, on yaşına ulaşan her Müslüman çocuğun, namaz eğitimini tamamlamış olması gerekir.

Bu eğitim çocuğu bir ömür boyu namaz kılmaya teşvik edecek bir eğitim olmalıdır. Çünkü namaz, hayatımızın her anında yerine getirmeye devam ettiğimiz bir ibadettir. Hasta veya yolcu olduğumuz zaman bile ara verilmez. Ayakta kılınamıyorsa oturarak veya ima yoluyla kılınır.

Böyle olunca çocuklarımıza namaz eğitimini vermek anne-baba olan bizler için çok önemli bir sorumluluk.

“Çocuklarımızı namaza ne zaman başlatmalıyız?” sorusuyla birlikte sık sık sorduğumuz sorulardan biri de, "Çocuklarımıza namazı ve namaz kılmayı nasıl öğreteceğiz?”dir.

Melek Çe’nin kaleme aldığı, Osman Turhan’ın ise, resimleriyle renklendirdiği “Namaz Kitabı” bu iki önemli soruya birbirinden güzel cevaplar veriyor.
Bu kitapta birbirine iyiliği öğütleyen iki arkadaşın, birlikte namaz kılmayı nasıl öğrendikleri anlatılıyor.
Namaz nedir, ne zaman farz kılınmıştır, nasıl namaz kılınır gibi soruların cevaplarını okurken; öğreniyoruz ki, yeryüzündeki ve gökyüzündeki her şey Allah’a ibadet ediyor.

Rüzgârın, bulutları önüne katıp Allah’ın dilediği yere sürüklediğini,
Yağmurun Allah’ın emriyle, O’nun dilediği yere yağdığını,
Dizi dizi kuşların O’nun dilediği yere uçtuklarını,
Gündüzün geceyi, gecenin gündüzü kovaladığını,
Denizlerdeki balıkların, kırlarda açan çiçeklerin ve yeryüzünde yürüyen her canlının Rahman ve Rahim olan Allah’ı tesbih edip O’na ibadet ettiğini…

Namaz da bizim en önemli ibadetimiz. Günde beş vakit namaz kılarak Rabbimizin huzuruna yükseliyoruz. Beş vakit kalbimiz ışıklar ve güzelliklerle doluyor.
Bizi Rahmetiyle ve sevgisiyle kuşatan Rabbimize en içten bir teşekkür için, kalbimizin sevgilerinin ibadete dönüşmesi ve Kâbe’ye yönelmemiz için…

HAYDİ ÇOCULAR NAMAZA
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 02-04-2006   #55 (mesaj-linki)
Pollyanna - avatarı
Cvp: Dinin Direği; NAMAZ

Şeytanın Namaz Hırsızlığı
Namazda sağa sola bakmaya şeytanın namazdan hırsızlaması denilir. Yani; o, namazı tamamen çalamıyor da ondan bir kısmı hırsızlıyor. Erkânı çalamıyor. Son kozunu nazarları çalma ile kullanıyor. "Sağa baktırabilir miyim, sola baktırabilir miyim?" diye çabalıyor.
Var mısınız namazdan başlayalım işe! Üstadımız ne kadar edepli insan. Ne diyor bakın: "İnşaallah tam ihlasa mazhar olursunuz. Beni de tam ihlasa sokarsınız." Ben de onun gibi diyorum: "İnşaallah tam namaz kılarsınız. Bana da tam namaz kılmanın âdâb ve erkânını öğretirsiniz." O zaman kim kimin arkasına takılırsa kurtulur. Gelin hep beraber kurtulmaya karar verelim.
Namazdan hiçbir şey çaldırmamak lazım. O bir emanettir. Şeytan ne bakmadan çalsın, ne yatmadan kalkmadan çalsın, ne şundan ne de bundan. Tam tekmil namaz emanetinin emini insanlar olarak; hakikatı namaz misalî mahiyetiyle neden ibaretse ona uygun şekilde namazı edâ etmeli. Mesela, ben namazı ebedi yolculukta refik olacak, gökçek yüzlü, boyu posu, edası endâmıyla hiçbir tarafı tenkit edilemeyecek uhrevî bir misalî vücuda sahip görüyorum. Şimdi, bir yerde şeytanın hırsızlığına mani olamazsanız, o onun bir kulağına vurur, bir burnuna vurur, bir dudağına vurur. Bir yandan kolunu götürür, bir yandan ayağını... o hale getirir ki, onun misâlî vücudu ahirette size ne der bilemiyorum. Mutlaka diyeceği şeyler vardır. "Allah hayrınızı versin beni zayi ettiniz." mi der, "Beni berbat ettiniz." mi der, bir şey der mutlaka. Fakat orada rahatsızlık yaşamamak için sizin burada namaza rahatsızlık vermemeniz ve hırsız elinin ona uzanmasına mani olmanız gerekir. Bütün kalbiniz, hissiyatınız ve letâifinizle Allah'a (cc) müteveccih olmalı; hiçbir yerinden hiçbir şey çaldırmamalı. Mebdedekilerin o meseleyi duyarak yapması zor. Yalan olur "Duydum." derse. Fakat Allah bir gün o kapıyı aralar. Hele siz dişinizi sıkın; en önemli, en müsait vaktinizi ona verin ve zorlayın kendinizi. İnşaallah, bir gün gelir onu güzel edâ etme imkanı doğar.
İhtimal, hâkikatı salata ulaşmak için bazıları her gece bin rekat namaz kılıyordu. Üstad'ın ilk talebeleri özene özene namaz kılıyordu. Ben gerçekten namaz kılan insanlar gördüm. Bir kaç yüz rekat kılan çoktu, sayılamayacak kadar. Bu millet namaz kılmayı unuttu. Camiler şekillere bağlı kaldı. O halılar gözyaşına hasrettir şimdi. Seccadeler temiz alınlara hasrettir...
Namaz ibadetin kalbidir. Namazın her rüknünün kendine göre bir kıymeti vardır. Ama onun en kıymetli parçası alnın yere konması halidir, secdedir. "Kulun Allah'a en yakın olduğu yer secdedir." buyurulur. Evet, namaz secde ile taçlanır.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 07-04-2006   #56 (mesaj-linki)
Mystic@L - avatarı

Namaz; cemaat halinde eda edildiği zaman,
aynı saftaki müslümanı sosyal ve siyasi eşitliğe, evrenselliğe,

kardeşliğe ve diğer kardeşleriyle ilgilenmeye,
onları desteklemeye teşvik eder.
İslam'da namaz Peygamber Muhammed (s.a.v.)'e vahiy suretiyle anlatılmış, sınırları ve şekli belirlenmiş özel bir ibadettir. Biçimindeki herhangi bir değişiklik onu hükümsüz kılar. Namaz, formal olduğu kadar, bütün müslümanlara farz kılınmış bir disiplindir. Onu mü'minlere mecbur kılmakla İslam, mensuplarını disipline etmeyi amaçlamış ve Allah'ın varlığının sonsuz bilincini korumuştur. Namaz, zamanı bölümlere ayırarak müslümanı sağlıklı ve düzenli bir hayata alıştırır. Temiz suyla alınan abdestle o, tazeleyici ve temizleyici bir ameliye olarak kabul edilir. Ayağa kalkma, diz çökme, secde ve oturma değişimleriyle, aynı zamanda vücut içinde bir egzersiz görevi görür . Namaz maddi ve manevi itminanı ve ruhi hazzı beraberinde getirir. Zihni günlük işlerden uzaklaştırmak, Allah'a ve O'nun emirlerine ve varlığına konsantre olmak, kendini mutlak ve evrensel hükümdarlığa yükseltmektir. İbadet eden kişi, bu gibi uygulamalarla hayata ve onun problemleriyle karşılaşmaya öncekinden daha hazır olarak çıkar. Namazın mahiyeti, dini ibareler yoluyla akla gelen fikirler, insanı arzu dolu kılar; onu hayırlı işlere yöneltir; kötüden kaçınmaya, dünyayı iyilikle doldurmaya olan azmini güçlendirir. Nihayet cemaat halinde eda edildiği zaman, aynı saftaki müslümanı sosyal ve siyasi eşitliğe, evrenselliğe, kardeşliğe ve diğer kardeşleriyle ilgilenmeye, onları desteklemeye teşvik eder (*).

Kainattaki bütün varlıklar; güneş, çayır, çimen, ağaçlar, zikir halindedir. Sürü halinde uçan kuşlar, dağlar, taşlar keyfiyeti bize meçhul bir tesbihat ile Allâh'a kulluk ederler. Bitkilerin ibadeti kıyam halinde; hayvanlarınki rükû halinde; cansız olarak isimlendirilen nesnelerinki de yere kapanmış vaziyette, yani secde halindedir. Sema ehlinin durumları da böyledir.

Meleklerin bir kısmı kıyamda bir kısmı rükûda, bir kısmı secdede bir kısmı da tespih ve tehlil'de... Ancak Allah'ın mü'minlere bir miraç olarak ikram ettiği namaz ibadeti ise bütün ibadetlerin camî (tamamını bünyesinde barındıran) bir muhtevadadır. Dolayısıyla gerçek namaz kılanlar yerde ve gökte tüm varlıkların yaptığı ibadeti içine alan bir ibadet yapmış olurlar.

Peygamber (s.a.v.) buyurdular ki:Namaz, yüce ve büyük olan Allah'ın rızasını kazandırır. Meleklerin sevgisine nail eder. Peygamberlerin yoludur. Mârifet nurudur. îmanın aslıdır. Duanın icabetine vesiledir. Amelleri makbul kılar. Rızka bereket getirir. Vücuda rahatlık verir. Düşmanlar üzerine silahtır. Şeytanı uzaklaştırır. Ölüm meleği ile musallî arasında şefaatçidir. Kabirde kandildir ve orada yaygıdır. Münker ve Nekir meleklerine cevaptır. Kıyamete kadar kabirde can yoldaşıdır. Kıyamet günü olduğunda namaz kılanların üzerine bir gölgeliktir. Başına taçtır. Bedenine elbisedir. Önünde giden nurdur. İnsanlarla arasına getirilen bir perdedir. Rableri huzurunda mu'minlerin hüccetidir. Mizanda ağırlıktır. Sıratta geçiştir. Cennete anahtardır. Çünkü namaz tesbihtir, hamttır, tâzimdir, kırât ve duadır. Hasılı faziletli amellerin tümü, vaktinde kılınan namazdadır. (Tenbîhü'l-Gafilîn, 293)

Namaz Nasıl Farz Kılındı?

Farzlar, Hazret-i Peygamber - sallâllâhü aleyhi ve sellem-'e Cebrâil vasıtasıyla bildirilmiştir. Fakat beş vakit farz namaz, bunlardan ayrı olarak mirâc gecesi bizzât Cenabı Hak tarafından Âlemlerin Efendisi'ne bir hediye kabîlinden takdim buyurulmuştur. Başlangıçta elli vakit olarak farz kılınan namaz, Musâ -aleyhisselâm-'ın semâda Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-'e ;"

- Yâ Rasûlallâh! Ben, senden evvel İsrâîl oğulları'nda tecrübe ettim. Elli vakte senin ümmetin de güç yetiremez!"

şeklindeki tavsiyesi dolayısıyla Rasûlallâh -sallâllâhü aleyhi ve sellem-, o gece Cenâb-ı Hakk'a beş defa mürâcaat ve münâcat eyledi. Nihayet namaz beş vakte indirildi.

Hazret-i Mûsâ, Peygamber Efendimiz -sallâllâhü aleyhi ve sellem-'e ;"

- Buna da güç yetiremezler!" dediyse de Rasûlallâh -sallâllâhü aleyhi ve sellem-;"

- Bundan başka tenkîsi Rabbimden istemeye hayâ ederim." diyerek beş vakitte karar kıldı.Ancak Cenâb-ı Hak, Hazret-i Peygamber - sallâllâhü aleyhi ve sellem-'in duâsı bereketiyle merhamet eyleyip namazı beş vakte indirmenin yanında o vuslat gecesi olan mirâcda Resûlü'ne şu müjdeyi de lütfetti:"Ey Resûlüm! Benim katımda söz asla değişmez. Bu beş vakit namazın karşılığında sen, elli vaktin ecrini alacaksın." (İbn-i Mâce, İkâmetü's salât, 194)

Hazret-i Peygamber - sallâllâhü aleyhi ve sellem-, ümmetine bu beş vakit hususunda şöyle buyurur:Allâh Teâlâ buyurdu ki; "Senin ümmetine beş vakit namazı farz kıldım. Kendi katımda verilmiş bir söz vardır. Kim o namazları tam vaktinde kılarsa, onu mutlaka cennete sokacağım. Kim de o namazları korumazsa, katımda ona verilmiş hiçbir söz yoktur."(İbn-i Mâce, İkâmetü's salât, 194),





Öncelikle şunu belirtmeliyim ki: Kur'ana göre namazı anlatırken, Kur'anı yeni tanıyan ve bu yolda gitmeye çalışanların anlayabilmeleri için sade/anlaşılır/basit anlatmaya çalıştım ve uygulamaya yönelik çok soru geldiği için ayrıca örnek namaz tarifi yaptım. Hem de bu konuda orta düzeyde araştırma yapan kardeşlerimiz için orijinal ayetlerle örnek vermeye çalıştım. Kısaca her düzeyden inananlara hitap etmeye çalıştım. Elbette kusurlarımız olabilir. Varsa kusurlarımız Allah'tan şimdiden af dileriz. Amacımız; hikayelerden müteşekkil, Allah'ın kitabında anlatmadığı din ve uygulamalardan sıyrılmak ve onun eksiksiz, tam ve anlaşılması kolay dediği Kitap'tan GERÇEK Dini ve uygulamalarını izhar edip yaymaktır..

Halkımızın "alim" olarak bildiği ilahiyat profesörlerini, Allah'ın kolay-anlaşılır ve EKSIKSIZ/TAM dediği Kitabındaki ISLAMı ve uygulamalarını anlatmaya davet ediyoruz. Onlar istemese dahi taşıdıkları etiket nedeniyle Allah katında bu halka karşı sorumlu olduklarını hatırlatmak zorundayım. Kur'andaki ISLAM bilinmesine rağmen, gelenekten gelen bir kısmı tutarlı da olsa büyük kısmı Kur'ana ve Efendimize hakaret ve onları 2. plana atan uydurmalardan kopamayan, Söze Kur'anla başlarken dahi, islamın 2. kaynağı sanılan bu uydurmaları dönüp dolaşıp zorlama yorum ve tevil ile Kur'anla örtüştürme gayretlerini hayretle izliyoruz. Bu "alim"lerimizin vebal altında olduklarını bir kez daha hatırlattıktan sonra konumuza dönüyoruz.

Son Düzenleyen GusinapsE; 19-07-2006 @ 22:30.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 08-04-2006   #57 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Cvp: Dinin Direği; NAMAZ

  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 08-04-2006   #58 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Cvp: Dinin Direği; NAMAZ


  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 10-04-2006   #59 (mesaj-linki)
nazlisu - avatarı
Cvp: Dinin Direği; NAMAZ

"Yoksa o, gece saatlerinde secde ederek, ayakta durarak, ibadet den, ahiretten korkan ve Rabbinin rahmetini uman gibi midir? Deki: bilenlerle bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri öğüt alır"(Zümer:9)

GECE NAMAZINA TEŞVİK EDEN HADİSLER

İbn Ömer'den yapılan rivayete göre: Bekar bir genç idim ve mescidde uyurdum.Bir kez rüyamda iki meleğin beni alarak cehenneme götürdüğünü gördüm.Bir de baktım ki cehennem kuyu gibi örülmüş bina edilmiş ve üstünde kuyunun iki boynuzu gibi boynuz var. Orada tanıdığım kimseleri görüyorum.
"Cehennemden Allah'a sığınırım, cehennemden Allah'a sığınırım, cehennemden Allah'a sığınırım"deyip duruyorum.Bir melek geliyor ve bana "korkma" diyor. Bu rüyamı hafsa'ya anlattım o da Rasulullah'a anlatınca o(s.a.v)şöyle buyurmuş:Gecenin bir kısmında namaz kılsa, Abdullah ne kadar iyi birisi.
Salim der ki: Abdullah o günden itibaren geceleri çok az uyumaya başladı.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 10-04-2006   #60 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Namaz

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
اَلصَّلاَةُ عِمَادُ الدِّينِ
Namaz, ne kadar kıymetdar ve mühim, hem ne kadar ucuz ve az bir masraf ile kazanılır, hem namazsız adam ne kadar dîvâne ve zararlı olduğunu, iki kerre iki dört eder derecesinde kat'î anlamak istersen; şu temsilî hikâyeciğe bak, gör:
Bir zaman bir büyük hâkim, iki hizmetkârını, -herbirisine yirmi dört altın verip- iki ay uzaklıkta has ve güzel bir çiftliğine ikamet etmek için gönderiyor. Ve onlara emreder ki: “Şu para ile yol ve bilet masrafı yapınız. Hem oradaki meskeninize lâzım bâzı şeyleri mübayaa ediniz. Bir günlük mesâfede bir istasyon vardır. Hem araba, hem gemi, hem şimendifer, hem tayyare bulunur. Sermayeye göre binilir.”
İki hizmetkâr, ders aldıktan sonra giderler. Birisi, bahtiyar idi ki; istasyona kadar bir parça para masraf eder. Fakat, o masraf içinde efendisinin hoşuna gidecek öyle güzel bir ticaret elde eder ki: Sermayesi, birden bine çıkar. Öteki hizmetkâr bedbaht, serseri olduğundan; istasyona kadar yirmiüç altınını sarfeder. Kumara-mumara verip zâyi eder, birtek altını kalır. Arkadaşı ona der: “Yahu, şu liranı bir bilete ver. Tâ, bu uzun yolda yayan ve aç kalmayasın. Hem bizim efendimiz kerîmdir; belki merhamet eder, ettiğin kusuru afveder. Seni de tayyareye bindirirler. Bir günde mahall-i ikametimize gideriz. Yoksa iki aylık bir çölde aç, yayan, yalnız gitmeye mecbur olursun.” Acaba şu adam inad edip, o tek lirasını bir define anahtarı hükmünde olan bir bilete vermeyip, muvakkat bir lezzet için sefahete sarfetse; gayet akılsız, zararlı, bedbaht olduğunu, en akılsız adam dahi anlamaz mı?
İşte ey namazsız adam! Ve ey namazdan hoşlanmayan nefsim!
O hâkim ise; Rabbimiz, Hâlıkımızdır. O iki hizmetkâr yolcu ise; biri: Mütedeyyin, namazını şevk ile kılar. Diğeri: Gafil, namazsız insânlardır. O yirmidört altın ise, yirmidört saat her gündeki ömürdür. O has çiftlik ise, Cennet'tir. O istasyon ise, kabirdir. O seyahat ise; kabre, haşre, ebede gidecek beşer yolculuğudur. Amele göre, takvâ kuvvetine göre, o uzun yolu mütefâvit derecede kat'ederler. Bir kısım ehl-i takvâ, berk gibi bin senelik yolu, bir günde keser. Bir kısmı da, hayal gibi ellibin senelik bir mesâfeyi bir günde kat'eder. Kur'an-ı Azîmüşşan, şu hakikate iki âyetiyle işaret eder. O bilet ise, namazdır. Birtek saat, beş vakit namaza abdestle kâfi gelir. Acaba, yirmiüç saatini şu kısacık hayat-ı dünyeviyyeye sarfeden ve o uzun hayat-ı ebediyyeye birtek saatini sarfetmeyen; ne kadar zarar eder, ne kadar nefsine zulmeder, ne kadar hilaf-ı akıl hareket eder. Zira bin adamın iştirak ettiği bir piyango kumarına yarı malını vermek, akıl kabûl ederse; halbuki kazanç ihtimali binde birdir. Sonra yirmidörtten bir malını, yüzde doksan dokuz ihtimal ile kazancı mûsaddak bir hazine-i ebediyyeye vermemek; ne kadar hilâf-ı akıl ve hikmet hareket ettiğini, ne kadar akıldan uzak düştüğünü, kendini âkıl zanneden adam anlamaz mı?
Halbuki namazda ruhun ve kalbin ve aklın büyük bir rahatı vardır. Hem cisme de o kadar ağır bir iş değildir. Hem, namaz kılanın diğer mübah dünyevî amelleri, güzel bir niyet ile ibâdet hükmünü alır. Bu sûrette bütün sermaye-i ömrünü, âhirete mal edebilir. Fâni ömrünü, bir cihette ibka eder.

  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Cevap Yeni Konu Aç

Etiketler
Yok
Hızlı Cevap
Resim Doğrulama
Mesaj:
Seçenekler
Dinin Direği; NAMAZ Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Namaz :)) virtuecat Komik Flash'lar/Video'lar 17 07-01-2009 11:40
Resimli Namaz Hocası PiSiK0PATR Ücretsiz-Beta Yazılımlar 5 31-12-2008 14:22
Dinin Başlangıç Kuramları Blue Blood Din/İlahiyat 4 11-09-2008 11:06
Namaz Sure ve Duaları kompetankedi Müslümanlık/İslamiyet 0 31-01-2007 17:08
Dinin Tarihsel Fenomenolojisi virtuecat Din/İlahiyat 0 05-12-2006 17:26