Dinin Direği; NAMAZ Üye Ol (Üye olduğunuzda tüm reklamlar gizlenecektir) Soru/Cevap
Geri Dön   MsXLabs MK > :: Türkiye´den :: > Müslümanlık/İslamiyet
Facebook Hesabınızla Bağlanın (Connect with Facebook)
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 10-04-2006   #61 (mesaj-linki)
Mystic@L - avatarı



Kur'an-ı Hakim'de vakte binaen üç değişik namaz/salat ismi geçmektedir. Bunları sıralayacak olur isek: Salat-el Fecr-SABAH NAMAZI, Salat-el Vusta- ORTA NAMAZ. ve Salat-el İşa-AKŞAM NAMAZIdır.

Genel anlamıyla baktığımızda, Salat(sala) kelimesi; hem dua hem namaz hem de destek anlamlarını içerir. Fakat Yüce Allah, vakte bağlı farz namazlarından bahsederken dua ile ayrımı bilinsin diye, "sala" kelimesini "ikame" fiiliyle birlikte kullanır. Yani Türkçe anlamıyla "salayı ikame etmek" anlamına gelir. Sadece "sala", yani dua için, ikame/yerine getirme fiiline gerek yoktur. Yani hiç bir fiil/hareket gerçekleştirmeden kalben de Allah'a dua edebiliriz. Ama salayı ikame etmek deyince bunun fiili bir hareket olduğu anlaşılır. Bu yüzden ben şahsen, salayı ikameyi, Allah'a beden dili ile dua etmek olarak nitelendiriyorum. Rüku ile O'na boyun eğmek, secde ile O'nu Yücelterek tenzih ettiğimizi beden dili ile tasdik etmektir. Bu benim şahsi tanımlamamdır katılan olur katılmayan olur bu önemli değil. Şimdi demek ki: Kur'an-ı Hakimde sala kelimesi ikame ile birlikte kullanıldığında biz bunun bizlere belirli vakitlerde yapmamız gereken NAMAZ olduğunu anlıyoruz. Şimdi salayı ikame geçen ayetlerden bir kaç örnek verelim:



الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلَاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ

2/3 Onlar ki gayba inanırlar. Namazı kılarlar (salayı ikame ederler) ve kendilerine rızk olarak verdiğimiz ؛eylerden de infak ederler.



Kur'anda diğer elçiler için salat-ı ikame tabiri bulunmaz. Sadece SECDE kelimesi geçer. Salat-ı ikame İbrahim (AS) ile anılmaya ba؛lar. Rabb'imiz namazı Hz. İbrahim'e ِğretmi؛ ve bu namaz kılma uygulaması nesiller boyu tevatüren gelmi؛tir. Yani bu uygulama zaten devam ede geldiğinden Kur'an sil ba؛tan/sıfırdan namaz tarifi yapmamı؛tır. Bu bağlamda ؛u ayetlere bakacak olur isek:


3/43 Ey Meryem! Rabbine ibadet et; secde et ve rüku edenlerle birlikte rüku et.

9/112 Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, (İslam uğrunda) seyahat edenler, rükû edenler, secde edenler, iyiliًi emredenler, kِtülükten sak‎nd‎ranlar ve Allah'‎n koyduًu s‎n‎rlar‎ gِzetenlerdir. Mü'minleri müjdele!


22/77 Ey iman edenler; rüku edin, secde edin, Rabb'inize kulluk edin ve hay‎rl‎ fiiller i‏leyin ki kurtulu‏a eresiniz.


25/64 Ve onlar ki Rableri için secde edenler ve k‎yamda bulunanlar olarak gecelerler.


"Rüku edenler birlikte rüku, secde edenler birlikte secde ediniz!" Demek ki süregelen bir uyguluma var ki bِyle deniyor. Ve bِyle yapmaya devam edin diyor Allah. ھayet bilinmemi؛/tamamen unutulmu؛ uygulama olsa idi, bunun ِce ayrıntılı tanımı yapılırdı. Lakin gerek gِrülmemi؛. Ama Allah bu konuda olmazsa olmaz kuralları vermi؛. Nedir bu kurallar:


Son Düzenleyen GusinapsE; 19-07-2006 @ 22:31.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 11-04-2006   #62 (mesaj-linki)
NihLe
Avatarı Yok (No Avatar)

NAMAZ
Temizlik ve temizlenmenin ibadetlerde ön şart olduğunu belirtmiştik. Bir Müslüman için ibadetlerin en önemlisi namazdır. Çünkü namaz, Kur'an-ı Kerim'de bize emredilen kulluk görevleri içinde adı en çok (136 kere) vurgulanan ibadet şeklidir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV) "Namaz dinin direğidir" diyerek bu önemi ayrıca açıklamıştır. Namaz emri Peygamberimize, diğer emirler gibi Cebrail A.S. tarafından değil, Miraç gecesi bizzat Allah (CC) tarafından bildirilmiştir. Sabah, öğle, ikindi, akş** ve yatsı olarak günde beş vakit kılınan namazın farzları, 6'sı dışında (öncesinde) ve 6'sı içinde olmak üzere 12 tanedir.

Namazın dışındaki farzlar:
1- İç temizlik : Namaz kılacak kimsenin cünüp ise gusletmesi (yıkanması), abdestsiz ise namaz abdesti almasıdır.
2-
Dış temizlik : Namaz kılacak kişinin bedeninin, elbiselerinin ve namaz kılacağı yerin temiz olmasıdır.

3-
Örtünme (avret yerlerinin kapalı olması) : Avret yeri erkekler için göbek ile diz kapağı arası, kadınlar için ise el, yüz ve ayaklar dışındaki bütün vücuttur.

4-
Vakit: Her namazın kendine özel bir zamanı vardır.
a) Sabah namazının vakti, güneşin doğuş istikametinde yana doğru yayılan beyazlığın (fecrin) görülmesi ile başlar ve güneşin doğuşuna kadar devam eder. (Takvimlere göre bu süre, imsak vakti ile güneş doğuşu arasında geçen zamandır.) Bu süre içinde kılınamayan sabah namazı öğleden önce (güneş doğuşunun 45 dakika sonrası ile, öğle vaktinin 15 dakika öncesi arası) kılınabilir. Ancak bu durumda sadece namaz borcu ödenmiş olur, namaz kılma sevabı önemli ölçüde azalır.
b) Öğle namazının vakti, bir cismin gölgesinin doğuya doğru uzamaya başladığı (yani güneşin batıya doğru yöneldiği) an ile başlar ve gölgenin kendi boyunun iki misline ulaştığı zamana kadar devam eder.
c) İkindi namazının vakti, öğlenin sona erdiği an ile, güneş batışının 30 dakika öncesidir. Kerahet vakti denen bu son 30 dakikalık sürede (eğer kılınmamışsa) ikindi namazının farzı dışında hiç bir namaz kılınamaz.
d) Akş** namazının vakti, güneşin batışı ile ufuktaki kızıllığın kaybolmasına kadar geçen süredir. Akş** namazının geciktirilmeden kılınması müstehaptır.
e) Yatsı namazının vakti, akş**ın sona erdiği an ile imsak vakti arasıdır. Ancak imsak vakti beklenmeden, en geç gece yarısında kılınması uygundur. Vacip olan vitir namazı, yatsı namazının bitiminden sonra kılınır. Ramazan ayına özgü olan teravih de yatsı namazı vaktinde kılınır.
Vaktin girmesi namazın aslî şartlarından olduğu için, vaktin belirlenemediği yerlerde (meselâ kutupların iç bölgelerinde) yaşayan bir Müslümanın vakti belirlenemeyen namazları kılma sorumluluğu bulunmaz. Ancak o kişilerin, o yere en yakın bölgede geçerli olan saatlere uyarak ibadet etmeleri, İslam alimlerince bir tedbir olarak tavsiye edilmiştir.
5-
Kıbleye yönelme : Kıblenin ne yönde olduğunu bilmeyen kimse etrafındakilere sorarak namazını kılar. Namazdan sonra bu yönün yanlış olduğunu öğrense bile namazını kılmış sayılır. Ama bir kimse etrafa soruşturmadan kendi tahmini ile kıbleye yönelse ve sonradan bu yönün yanlış olduğunu öğrense, namazını tekrar kılması gerekir.

6-
Niyet etme : Niyet "istemek, arzu etmek", namaza niyet ise "sırf Allah rızasını kazanmak için namaz kılmayı arzulamak" anlamına gelir. Niyet kalp ile yapılır. Ayrıca dil ile (meselâ: "niyet ettim Allah rızası için bugünkü öğle namazının farzını kılmaya, döndüm kıbleye" şeklinde) söylemek ise sünnettir. Cemaatle namaz kılacak olanların ayrıca "uydum hâzır olan imama" demeleri gerekir.


Namazın içindeki farzlar:
1- Namaza başlama (iftitah) tekbiri : Kişinin, en az kendinin duyacağı bir sesle "Allah-ü Ekber" demesidir.
2-
Kıyam (ayakta duruş) : Farz ve vacip olan namazlarda, asgari bir ayet okunacak sürece ayakta durmaktır. Özürlü olanlar oturarak kılabilirler.

3-
Kıraat (Kur'an okuma) : Namazda bir veya daha çok ayet okumak farzdır. Bu okuma, en azından kişinin kendi duyabileceği bir sesle olmalıdır.

4-
Rükû (eğilme) : Vücudun belden yukarı olan kısmını 90 derecelik bir açı ile öne doğru eğmektir. Kadınların bu kadar çok eğilmesi gerekmez.

5-
Secde : Alın ve burnu birlikte yere koymaktır (burnu yere değdirmek vacip, alnı yere değdirmek ise farzdır). Bir rekâtta yapılan secdelerin her ikisi de farzdır. Secde süresince ayakları havaya kaldırmak uygun olmaz.

6-
Son oturuş : İki rekatlı namazlarda ikinci, dört rekatlı namazlarda ise dördüncü rekattaki son oturuş farzdır.


Namazın vacipleri:
Namazın vaciplerinden bir veya birkaçını unutarak terk eden kişinin sehiv (yanılma) secdesi yapması gerekir. (Sehiv secdesi, namazın bitiminde selâm verdikten sonra yeniden iki defa secde ederek son oturuşa geçmektir.) Vaciplerden birini bilerek terk eden kişinin namazı bozulmuş olur. Namazın bazı önemli vacipleri:
a) Sünnet (nafile) namazların her rekatında, farz namazların ise ilk iki rekatında Fatiha suresini okumak,
b) Fatiha suresini önce, kıraat edilecek ayetleri ise daha sonra okumak (bu kıraatin kısa bir sûre veya asgari üç kısa ayet uzunluğunda olması yeterlidir),
c) Rükû ve secde gibi hareketlerde sayıya uymak (meselâ bir rekâtta iki kere rükû, bir veya üç kere secde etmemek),
d) Kıyam, rükû ve secdede çok acele etmemek (en az "sübhanallah" diyecek kadar beklemek),
e) Oturuşlarda "teşehhüd"ü ("et-tehiyyâtü" duasını) okumak,
f) Namazı "es-selâmü" diyerek selam verip bitirmek (tam şekli "es-selâmü aleyküm ve rahmetullah"tır),
g) Vitir namazında kunut duasını okumak.


Namazın sünnetleri:
Namazdaki sünnetleri terketmekle namaz bozulmaz, ama uygulanması halinde ek sevap kazanılmış olur. Bu sünnetlerden bazıları:
a) Namaza başlarken yapılan niyeti dil ile ve başlangıç tekbirinden hemen önce söylemek,
b) Her rekatın başında Fatiha suresinden önce gizlice besmele çekmek,
c) Fatiha suresinden sonra gizlice "amin" demek,
d) Rükû tespihlerini (subhane rabbiyel azim) üç kere söylemek,
e) Rükûda dizleri bükmemek, mümkünse 90 derece öne eğilmek,
f) Rükû ve secdeden doğrulunca "sübhanallah" diyecek kadar beklemek,
g) Secdede başı iki el arasına koymak, dirsekleri yere değdirmemek,
h) Secde tespihlerini (subhane rabbiyel alâ) üç kere söylemek,
i) Son oturuşta, "et-tehiyyatü" duasını okuduktan sonra "Allahümme salli" ve "Allahümme barik" salâvatlarını okumak,
k) Önce sağa, sonra sola selam vermek.


Namazı Bozan Bazı Şeyler:
1- Namaz içinde (unutarak da olsa) az veya çok konuşmak veya gülmek namazı bozar,
2- Namaz kılarken bir veya iki elle bir iş yapılır, bir şey düzeltilirse bakılır. Eğer yapılan iş, dışardan bakan birinde onun namazda olmadığı kanısını uyandıracak oranda ise namaz bozulur. Bu kanıyı uyandırmayan küçük hareketler namazı bozmaz.
3- Dişler arasında kalmış nohut tanesinden büyük yemek kırıntısını yutmak namazı bozar, kırıntı küçükse namaz bozulmaz, ama mekruhtur,
4- Sakız çiğnemek namazı bozar,
5- Ağıza giren yağmur, kar ve dolu gibi maddelerin yutulması namazı bozar.


Namazda Yapılmaması Gereken Bazı Şeyler (Mekruhlar) :
Namazda yapılan bazı hareketler namazın sevabını azaltır, ama tek başına namazı bozmaz:
1- Namazda gözleri yummak veya başını kaldırıp göğe bakmak,
2- Tembellik veya önemsememe sebebiyle başı açık namaz kılmak,
3- Daha iyisi varken, yırtık pırtık, eski ve kirli elbiseyle namaz kılmak,
4- Esnemek zorunda kaldığı zaman ağzı kapatmamak (ağız sağ elle veya sol elin arkası ile kapatılır),
5- Büyük veya küçük abdest sıkıştırması varken namaz kılmak,
6- Kasten öksürmek veya ses çıkararak boğazını (genzi) temizlemek,
7- Ön saflarda boş yer varken, arkada tek başına imama uymak,
8- Üzerinde veya elbisesinde canlılara ait resim bulunduğu halde namaz kılmak,
9-Secdeye varırken elleri dizlerden önce yere koymak ve secdede karnı bacaklara yapıştırmak,
10- Cemaatle namaz kılarken, imamdan önce rükû ve secdeye gitmek veya imamdan önce rükû ve secdeden kalkmak,
11- Farz namazlarda özürsüz olarak bir yere dayanmak (sünnet namazlarda mekruh sayılmaz),
12- Secdeden kalkarken ayaklardan birini öne atmak,
13- Elinde bir şey tutarak namaz kılmak.


Çok önemli bir sebep yokken namazların vaktinde kılınmayıp kazaya bırakılması imani bir zayıflık işareti sayılır. Namazların kaza edilmesi, eğer tövbe ile birlikte yapılırsa, Allah'ın (CC) o namaza ait borcu affına sebep olabilir. Ama bu eylemden dolayı namaz kılma sevabına ulaşmak mümkün değildir. Buna rağmen kaza şeklinde de olsa, kılınamayan namazların edasına dikkat etmek gerekir.

Kaza namazları güneşin doğuş, batış ve tam tepe noktada bulunduğu kerahet vakitleri dışında her zaman kılınabilir. Bunun için, eğer biliniyorsa, kılınamayan namazın vaktine (meselâ "vaktinde kılamadığım dünkü ikindi namazının kazasını kılmaya" şeklinde) niyet edilir. Eğer vakit bilinmiyorsa, kılınamayan ilk veya en son namazın vaktine (meselâ "vaktinde kılamadığım ilk -veya en son- ikindi namazının kazasını kılmaya" şeklinde) niyet edilir. Kaza namazı kılmadan önce ezan ve ikamet (kaamet) getirilmesi uygundur. Eğer ardarda birkaç kaza namazı kılınacaksa ezan sadece bir kere okunur, ama ikamet her namaz için ayrı ayrı getirilir.

(alıntı)
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 12-04-2006   #63 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Cvp: Dinin Direği; NAMAZ

NAMAZ DA OKUNAN DUALARSesli dinlemek istiyorsanız duaları tıklayınız
Sübhaneke
Sübhaanekellahümme Ve bihamdik Ve tebâara kesmük Ve teaalâaa ceddük (Ve celle senâaük * ) Ve lâailahe gayrük)

Allah'ım seni tenzih ve hamdinle tesbihederim. Senin şanın yücedir, ve senden gayri hjiçbir ilâh yoktur.

Namazlarda ayakta iken okunur.

Okunduğu yerler:Her namazın ilk rek’atinde, iftitâh tekbîrinden sonra. İkindi namazının sünnetinde, üçüncü rek’ate kalkınca Fâtiha'dan önce. Yatsı namazının ilk sünnetinde, üçüncü rek’ate kalkınca, Fâtiha'dan önce. Terâvih namazı dört rek’atte bir selâm verilerek kılınıyorsa, üçüncü rek’ate kalkıldığı zaman, Fâtiha'dan önce. Cenâze namazında, birinci tekbîrden sonra.

* Ve celle senâaük yalnızca cenaze namazlarında kullanılır.
Ettehiyyatü
Ettehıyyâatü lillahi vessalevâatü vettayibâatü esselâmüaleyke eyyühennebiyyü ve rahmetüllâhi ve berakâatühüü esselâamü aleynâa ve alâa ıbâadillâhis salihıyn Eşhedü ellâa ilâahe illallâah ve eşhedü enne Muhammeden abdühüü ve rasüülüh.

Her türlü kavli, bedeni ve mali ibadetler Allah'a mahsustur. Ey şânı yüce Peygamber, selam ve Allah'ın rahmetiyle bereketleri senin üzerine olsun ve selam bizlere ve Allah'ın sâlih kulları üzerine olsun. Ben şehadet ederim ve yakinen bilirim ki, Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. Ve şehadet ederim ki Hazret-i Muhammed Allah'ın kulu ve Resûlüdür. Okunduğu yerler: Namazların her oturuşunda okunur.
Allahumme Salli ve Barik
Allahümme salli alâa Muhammediv ve alâa âali Muhammedin kemâa salleyte alâa ibraahiyme ve alâa âali ibrahiyme inneke hamiydüm meciyd


Allah'ım Hz.Muhammed ve âline, Hz.İbrahim'e ve âline rahmet ettiğin gibi rahmet eyle
Allahumme Barik
Allahümme barik alâa Muhammedi ve alâa âali Muhammedin kemâa barekte alâa ibraahiyme ve alâa âali ibrahiyme inneke hamiydüm meciyd

Allah'ım Hz.Muhammed ve âline, Hz.İbrahim'e ve âline mübarek kıldığın gibi mübarek kıl.





Okundukları yerler: Bütün namazların son oturuşlarında Ettehıyyâtü'den sonra. İkindi namazının sünneti ile yatsının ilk sünnetinin birinci oturuşunda Ettehıyyâtü'den sonra. Cenâze namazında ikinci tekbîrden sonra.Rabbenâa Âatina
Rabbenâa âatina fiddünyâa hasenetev ve fil âahirati hasenetev ve kınâa azâabennâar

Ey Rabbimiz, bize dünyada ve ahirette iyi hal ver ve bizi o ateş azabından koru.
Rabbenâağfirlii
Rabbenağfirlii ve livâa lideyye ve lil mü'miniyne yevme yekuumül hisâab

Ey Rabbimiz, hesab günü geldiği zaman bizi mağfiret et. Anne ve babamı ve müninleri de mağfiret et.







Okundukları yerler: Namazlardaki oturuşlarda Allahümme salli ve Allahümme Bârik'ten sonra,Kunut DualarıAllahümme innâ nesteînüke ve nestagfirüke ve nestehdîke ve nü’minü bike ve netûbü ileyk. Ve netevekkelü aleyke ve nüsnî aleykel-hayra küllehü neşkürukeve lâ nekfüruke ve nahleu ve netrukü men yefcüruk.

Allahım! Senden yardım isteriz, günahlarımızı bağışlamanı isteriz, razı olduğun şeylere hidayet etmeni isteriz. Sana inanırız, sana tevbe ederiz. Sana güveniriz. Bize verdiğin bütün nimetleri bilerek seni hayır ile öğeriz. Sana şükrederiz. Hiçbir nimetini inkâr etmez ve onları başkasından bilmeyiz. Nimetlerini inkâr eden ve sana karşı geleni bırakırız.
Allahümme iyyâke na’büdü ve leke nüsallî ve nescüdü ve ileyke nes’â ve nahfidü nercû rahmeteke ve nahşâ azâbeke inne azâbeke bilküffâri mülhık.


Allahım! Biz yalnız sana kulluk ederiz. Namazı yalnız senin için kılarız, ancak sana secde ederiz. Yalnız sana koşar ve sana yaklaştıracak şeyleri kazanmaya çalışırız. İbadetlerini sevinçle yaparız. Rahmetinin devamını ve çoğalmasını dileriz. Azabından korkarız, şüphesiz senin azabın kâfirlere ve inançsızlara ulaşır.




Okundukları yerler: Vitir namazının üçüncü rek’atinde Fâtiha ve sûre okunduktan sonra eller yukarı kaldırılıp tekbîr alınır ve eller tekrar bağlanınca Kunut dûaları okunur.Ayetel Kürsi
Allahü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm. Lâ te’huzühû sinetün ve lâ nevm. Lehû mâ fis-semâvâti vemâ fil erd. Menzellezî yeşfeu indehû illâ biiznihi. ya’lemü mâ beyne eydîhim vemâ halfehüm velâ yühîtûne bişey’in min ilmihî illâ bimâ şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel erd. Velâ yeûdühü hıfzuhumâ ve hüvel aliyyül azîm.








Allah, O'ndan başka tanrı yoktur; O, hayydir, kayyûmdur. Kendisine ne uyku gelirne de uyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi O'nundur. İzni olmadan O'nun katında kim şefaat edebilir? O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. (O'na hiçbir şey gizlikalmaz.) O'nun bildirdiklerinin dışında insanlar O'nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler. O'nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür.


Okunduğu yerler: Namaz içinde sure şelinde okunduğu gibi, namazda tesbihden önce de okunur.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 12-04-2006   #64 (mesaj-linki)
Mystic@L - avatarı

1- Kıyam - Rüku - Secde

2- Kur'andan ayet/ler okumak.

Demek namazdaki diğer ince ayrıntılarda gelenek olan deği؛en/yanlı؛ olan bir ؛ey yoktu. Yalnız 2. maddeye dikkat ederseniz: Namaz içinde mutlaka Kur'andan ayetler okunacak. Risalet ِncesi ortada henüz Kur'an yok!!! mevcut olanlar ise Muharref!!! Bilenenler ise Allah'ın ismi, Sıfatlarından bir kısmı, ve Tekbir.....vs gibi. Bu sebepten İbrahim (AS)dan geleneksel babadan oğula gِrsel/uygulama olarak devam eden salat-ı iqame uygulamasında "Rüku&secde edenlerle birlikte.....ediniz" diyerek devamını emretmi؛ ek olarak artık Kur'an indiğinden dolayı, salat-ı iqame içinde SADECE KUR'AN AYETLERI OKUNMASIna dikkat çekilmi؛tir.

Ehli Sünnetçiler veya sünneti/hadisi din sayan çoğunluğa ؛u ayetleri okuduğumuzda:

17/41 Biz, and olsun ki ِğüt almaları için bu Kuran'da bunları türlü türlü açıkladık. Fakat bu açıklamalar ancak onların nefretini artırmı؛tır.

17/89 And olsun ki, biz Kuran'da insanlara türlü türlü misal gِsterip açıkladık. ضyleyken insanların çoğu nankِr olmakta direndiler.

18/54 And olsun ki, Biz bu Kuran'da insanlara türlü türlü misali gِsterip açıkladık. İnsanın en çok yaptığı i؛ tartı؛madır.

54/22 And olsun ki, Kuran'ı ِğüt olsun diye kolayla؛tırdık; ِğüt alan yok mudur?

39/27Yemin ederim ki bu Kur'anda insanlar için her türlüsünden temsil getirdik, gerek ki iyi dü؛ünsünler

54/17 And olsun ki Kuran'ı, ِğüt olsun diye kolayla؛tırdık; ِğüt alan yok mudur?

21/10 Andolsun ki, size ِyle bir kitap indirdik ki. bütün ؛anınız ondadır; hala akıllanmayacak mısınız?

17/41 Biz, and olsun ki ِğüt almaları için bu Kuran'da bunları türlü türlü açıkladık. Fakat bu açıklamalar ancak onların nefretini artırmı؛tır.

39/23 Allah, ayetleri birbirine benzeyen ve yer yer tekrar eden Kitab'ı, sِzlerin en güzeli olarak indirmi؛tir. Rabb'lerinden korkanların bu Kitap'dan derileri ürperir; sonra hem derileri hem de kalpleri Allah'ın zikriyle yumu؛ar. İ؛te bu Kitap, Allah'ın doğruluk rehberidir; O'nunla dilediğini doğru yola iletir. Allah kimi de saptırırsa, onu doğru yola eri؛tirecek kimse bulunmaz.

....Evet bu ayetleri onlara okuduğumuzda "Amenna" dedikleri halde, Amerika'da, Almanya'da, Hollanda'da ya؛ayan Müslümanlarımızdan tutunda tâ Türkiye'de ya؛ayanlara kadar, anla؛mı؛çasına hep aynı soruyu sorarlar:

"İyi diyonda karde؛im, hani Kur'anda Namazı nasıl kılacağımız yazıyor mu?"

"Kur'anda Hac uygulaması anlatılıyor mu?" "..........................vs."

Tabi bu soruların altındaki mantık ؛udur: Kur'anda her ؛ey yok, hadisler olmazsa Kur'an tek ba؛ına asla yeterli değil" Hani yukarıdaki ayetlerde Allah : "Biz bu kitapta hiç bir ؛eyi eksik bırakmadık" derken "Amenna" diyordunuz. Ardından bu kıvırma niçin? Tabi hadislerdeki Namaz tasvirini bekledikleri için bunu Kur'anda asla bulamayacaklar. اünkü Kur'an gerçekten Aktif olan/اalı؛an Akla hitap eder. Bir de Gِnülleri/Vicdanları Temiz olanlara. Neyse bu iddia sahiplerine "bana ِyle bir hadis getir ki; namazın nasıl kılındığını ba؛ından sonuna kadar anlatmı؛ olsun" Fakat, bِyle bir hadis getiremediler, getiremezler de. اünkü bu ehli sünnetçilerin kendileri de biliyor ki; hiç biri namaz kılmayı hadislere bakarak ِğrenmediler. Namazı Kılanlardan (anne-baba-hoca-imam/atalar) ِğrendiler. Ya da ilmihalden ِğrenildi ki; ilmihalde anlatılan da yine gelenekten gelen uygulamalardan müte؛kkil tasvirdir.

Bizler de diyoruz ki; karde؛ler! i؛te aynen bِyle bu uygulama İbrahim (AS)'dan bu yana uygulamalı olarak bizlere kadar gelmi؛tir. Fark sadece ؛udur: Son Elçi Hz. Muhammed (SAV)'e elçilik verilmeden ِnce az sayıdaki hanifler bu namaz uygulamasını devam ettiriyordu. Bu yüzden Kur'anda: "Rüku edenlerle rüku, secde edenlerle birlikte secde edin" diyor yani bu uygulamayı devam ettirin ama artık Kur'an indiğinden dolayı, namazda "KUR'ANDAN (AYET/LER) OKUYUN" diyor Yüce Allah. Ve hem de "Kolayınıza Geleni" Yani i؛i en ba؛tan ِzetleyecek olur isek:



BAZI NAMAZ AYETLERİ

İbrahim (AS) dan bize kadar gelen ve BILINEN bu uygulamayı, zaten bilinip uygulandığından, sil ba؛tan bir tarifi ِn gِrmemi؛ Yüce Allah......Devam edin diyor ve bizlere bu uygulamanın olmazsa olmazlarını veriyor. =>Kıyam-Rüku-Secde, =>Namazda SADECE KUR'ANDAN OKUMAK...Bir de Namaz vakitleri ve sayısı konusu var. Allah'ın zikrettiği namazlar ki yukarıda bahsettik. Namaz vakitlerini anlatan ayetlerin tamamını toplayıp baktığınızda gِreceksiniz ki; 3 vakit anlatılmaktadır (Ayrıntı için TIKLA) üçün ortası ikidir, yani salat-ı vusta/orta namaz ki halkımızca bilinen adıyla buna buna ِğle namazı da diyebiliriz. Allah sadece Kur'andan dediğine gِre; demek ki, subhaneke, ettehiyatu, Allahumme salli-barik.....vs gibi DUALAR okunmayacak. Bunların içeriği kِtü olduğundan mı? Elbette hayır. Amma Rabb'imiz; Kur'andan diyorsa, uzatmaya, fetva aramaya gerek yok. Bu duaları namaz dı؛ında dilediğiniz kadar okuyunuz, sorun YOK!

Yanlı؛ olan hususlardan biri de Kaçırılan/kılınamayan, Namazın kaza edilmesi. Kur'anda kılınamayan namazın kazasının gerektiğine dair emir/bilgi bulunmamaktadır. Bunu Allah bِyle istediği için bِyledir demek yerine, ؛u ؛ekilde algılandığını gِrüyoruz: "Bakın Kılınmayan namazın kazası gerektiği halde, Kur'anda yok hadisler olmasaydı biz bu kazanın gerekliliğini nerden bilecektik" Biz de diyoruz ki: Tutulmayan/Bozulan Orucun kazasından bahseden Allah: (ayete bakınız)

2/184 Oruç sayılı günlerdedir. Sizden her kim o günlerde hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca ba؛ka günlerde oruç tutar. Oruç tutamayanlara fidye gerekir. Fidye bir fakiri doyuracak miktardır. Her kim de, kendi hayrına olarak fidye miktarını artırırsa bu, kendisi hakkında elbette daha hayırlıdır. Bununla beraber, eğer i؛in gerçeğini bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.

Tekrar ediyorum, Tutulmayan/Bozulan Orucun kazasından bahseden Allah Namazın kazasından bahsetmiyorsa namazın kazası olmaz. İ؛te bu yüzdendir ki; Namaz Sava؛ esnasında dahi terk/tehir edilmiyor. Ancak kısaltılabiliyor ki: Bununla ilgili ayet bize namazın; olağan üstü hallerde nasıl kısaltılacağını hem de normalde kaç rekat olması gerektiğini uygulamalı olarak anlatıyor.



4/101 Yeryüzünde sefere çıktığınızda kâfirlerin size bir kِtülük yapacağından korkarsanız namazı kısaltmanızda size bir vebal yoktur. Ku؛kusuz kâfirler sizin apaçık dü؛manınızdır. (elmalı meali)

4/102 Sen onların aralarında bulunup da onlara namaz kıldırdığında içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında diğer bir kısmı arkanızda beklesin. Sonra o namaz kılmamı؛ olan diğer kısım gelsin seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silahlarını yanlarına alsınlar. Kâfirler arzu ederler ki, silahlarınızdan ve e؛yanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Eğer size yağmur gibi bir eziyet eri؛ir veya hasta olursanız silahlarınızı bırakmanızda bir vebal yoktur. Bununla beraber ihtiyatı elden bırakmayın. Ku؛kusuz Allah kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamı؛tır. (elmalı meali)

Yukarıdaki ayetten de anla؛ıldığı gibi (...onlara namaz kıldırdığında...) Hz Muhammed (SAV) imam ve ِnce sahabenin bir kısmı geliyor TEK rekat ile namazı tamamladıktan sonra, kılmayan diğer kısım sahabe Efendimizin ardından saf tutup TEK rekat namazını kıldıktan sonra namaz tamamlanmı؛ oluyor. Sahabe tek rekat ile namazı yarı yarıya kısaltılmı؛ haliyle kılıyor. İmam olan efendimiz ise 2 rekatla namazı tamamlamı؛ oluyor. Ayetlere yeniden bakalım:

- .....içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun....

- .....Sonra o namaz kılmamı؛ olan diğer kısım gelsin seninle beraber kılsınlar.....

Ayet son derece açık ne açıklama ne de tevile gerek var. Bunu yetersiz gِrenler, Allah'ın ayetini sِzde TAM, pratikte ise açıklanmaya muhtaç/eksik gِrenlerdir ki; bunlar bilerek veya bilmeden Allah'ın ayetlerini (hadis yoluyla) hükümsüz bırakma çabası içerisindedirler.

Son Düzenleyen GusinapsE; 19-07-2006 @ 22:32.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 12-04-2006   #65 (mesaj-linki)
arwen - avatarı
Cvp: Dinin Direği; NAMAZ


PUSULA İLE KIBLE TAYİNİ
Bulunduğumuz yerin kıble açıları (mesela; Ankara pusula kuzeyinden 157º güney doğuya doğru) farklı değerlerdedir. Kullandığımız pusulalardaki taksimatlar genellikle 10º veya 15º' nin katları şeklinde onluk taksimatlar olduğundan bu pusulalarla sıhhatli bir kıble tesbiti yapabilmemiz mümkün değildir. Bunun için, öğrencilerin kullandıkları iletki ve cetvel yardımıyla aşağıdaki işlemleri sırasıyla uygulayınız;
1-Bir dosya kağıdının ortasına, yukarıdan aşağıya doğru bir dik çizgi çiziniz.
2-Çizginin ortasını işaretleyiniz.
3-Çizginin üst kısmına kuzey, alt kısmına güney yazınız.
4-Bulunduğunuz yerin kıble açısını kağıdınıza çizdiğiniz dik çizgide bulunan orta noktayı esas alarak, iletki ile (saat ibresi dönüş yönünde) kağıdın üzerine işaretleyiniz. İşaretlenen bu nokta ile, çizginin ortasındaki noktayı birleştiriniz.
5-Kağıdın üzerine koyduğunuz pusulanın ibresinin boyalı ve boyasız doğrultusu, kağıdınıza çizdiğiniz N-S doğrultusuna paralel gelinceye kadar kağıdınızı sağa sola çeviriniz.
6-Kağıdınıza çizdiğiniz dik çizginin ortasındaki noktayı, iletki ile işaretlediğiniz noktayla birleştiren doğru, bulunduğunuz yerin kıble istikametidir.

ÖNEMLİ NOT:
Pusula kallanacağınız yerde pusulayı saptırıcı yüksek gerilim, demir cinsi eşya ve elektronik aletler bulunmamalıdır.

  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 13-04-2006   #66 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Cvp: Dinin Direği; NAMAZ

Akıl ve baliğ olan yani erginlik çağına gelen her müslümanın hergün beş vakit namaz kılması farzdır. Bir namazın vakti gelince, bu namazı kılmaya başladığı vakit, kılması farz olur. Kılmadı ise, vaktin sonunda, yanî vaktin çıkmasına, abdest alıp namaza başlayacak kadar zaman kalınca, kılması farz olur.

Özrü yok iken kılmadan vakit çıkarsa, büyük günâh olur. Özrü olanın da, olmıyanın da, kazâ etmeleri farz olur. Yeni müslüman olana önce namazın şartlarını öğrenmek farz olur. Öğrendikten sonra, kılması da farz olur.

Beş vakit namaz, kırk rek'at eder. Bunlardan onyedi rek’ati farzdır. Üç rek’ati vâciptir. Yirmi rek’ati sünnettir. Şöyle ki:

Sabah namazı Dört rek'attir. Önce, iki rek'at sünneti, sonra iki rek'at de farzı kılınır. Bu sünnet, çok kuvvetlidir. Vâcip diyenler de vardır.

Öğle namazı On rek'attir. Önce, dört rek'at ilk sünneti, sonra dört rek'at farzı, farzdan sonra da iki rek’at son sünneti kılınır.

İkindi namazı Sekiz rek'attir. Önce, dört rek'at sünneti, sonra dört rek'at farzı kılınır.

Akş** namazı Beş rek'attir. Önce üç rek'at farzı, sonra iki rek'at sünneti kılınır.

Yatsı namazı Onüç rek'attir. Önce, dört rek'at sünnet, sonra dört rek'at farz, sonra iki rek'at son sünnet, bundan sonra üç rek'at, Vitir namazı kılınır.

İkindi ve yatsının ilk sünnetleri, “Gayr-i müekkede”dir. Bunların ikinci rek'atlerinde otururken, Ettehiyyâtü... den sonra, Allahümme salli alâ... sonra... Bârik alâ... sonuna kadar okunur. Ayağa kalkınca, üçüncü rek’atte, önce Besmele çekmeden, Sübhâneke... okunur, hâlbuki, öğle namazının ilk sünneti “Müekked”dir. Yanî, kuvvetle emrolunmuştur. Sevâbı daha çoktur. Bunda, birinci oturuşta, farzlarda olduğu gibi, yalnız Ettehiyyâtü okunup, sonra üçüncü rek’at için, hemen ayağa kalkılır. Kalkınca, önce Besmele çekip, doğruca Fâtiha okunur.

Birinci rek’at, namaza durunca, diğer rek'atler ayağa kalkınca başlar ve tekrar ayağa kalkıncaya kadar devam eder. Son rek'at ise, selâm verinciye kadar devam eder. İki rek’atten az namaz olmaz. Akş**ın farzı ile vitirden başka, her namaz, çift rek’atlidir. İkinci secdeden sonra, çift rek’atlerde oturulur.

Herbir rek’atte namazın farzları, vâcipleri, sünne tleri, müfsidleri ve mekrûhları vardır.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 13-04-2006   #67 (mesaj-linki)
Pollyanna - avatarı
Cvp: Dinin Direği; NAMAZ

Dinin Direği Namaz
Yaratılıştan maksat kulluk, kulluğun gerçekleştiği ve mühim ibadet namazdır. çünkü namaz, hem fiziki hem de içinde okunan dualar itibariyle mahlukatın her türlü ibadet tarzlarını ihtiva etmektedir. Mahlukatın bir kısmı daimi kıyamdadır; dağlar, ağaçlar gibi. Bir kısmı rukudadır; hayvanat gibi bir kısmı ise sanki secde halindedir; yeryüzü, ovalar gibi. Bütün yaratıklar kendi durumlarına göre hal diliyle yüce Allah'ı tesbih halindedir. işte namaz kılmakta oolan mü'min, bütün varlıkların ibadet ve zikirleriyle bütünleşerek Allah'ına kulluk etme imkanına kavuşmuş olmaktadır.
Rasulullah (s.a.v): " Allah Teala'nın insanlara farz kıldığı ibadetlerin en sevimlisi tevhidden sonra namazdır. Eğer o'nun katında namazdan daha faziletli bir ibadet olsaydı melekler onunla ibadet ederlerdi. Halbuki meleklerin kimisi kıyamda, kimisi rükuda, kimisi de secdededir " (İhya I. 146) buyurarak namazın niçin en faziletli ibadet olduğunu açıklamıştır. Hakkı verilerek ve Allah'tan huşu duyarak eda edilen namaz, insanın maddi ve manevi pek mühim tesirler meydana getirir. şunu bilmeli ki; namaz rızkı artırıcı, sağlığı koruyucu, hastaları ayağa kaldırıcı, kalbe kuvvet yüze güzellik ve parlakılık vericidir. Namaz mü'minin ruhunu ferahlatır, azalara enerji ve hareketlilik kazandırır, tembelliği giderir, göğsün genişlemesine ve huzur duymasına sebep olur. Ruha gıda verir, kalbe ışık verip aydınlatır.
Namaz insanı şeytandan uzaklaştırır. Allaha yaklaştırır. Yüce rabbimiz bize " Secde et ve yaklaş" (Alak suresi, Ayet 19) buyurur. Demekki Allah'a yaklaşmanın en iyi yolu secde etmektir.
Hasılı namazın insan ruh ve beden sağlığını elde edilip korunmasında, buna dayalı olarak dünya ve ahiret tehlikelerinden uzak kalıp bu iki dünyanın faydalarını kazanmada büyük bir rolü bulunmaktadır. Bu hususu en iyi bir şekilde şu ayet-i kerime izah etmektedir: " Habibim! Sana vahyedilen kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz, hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak ibadetlerin en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir" (Ankebut suresi, 45.Ayet).
Bu ayet-i kerimede hakkı verilerek kılınan namazın ruhu ulvileştireceği ve mutlaka kötülüklerden alıkoyacağı belirtilmektedir. Bunun yanısıra iyiliğe sevketmeyenle kötülüklerden alıkoymayan namazın ise pek makbul olmadığı dile getirilmektedir ki böyleleri için Maun suresi 4 ve 5. ayetlerde "yazıklar olsun tehtidi" bulunmaktadır.
Yüce rabbimiz, kurtuluşa erişebilmemiz için namazlarımızı huşu ile kılmamızı istemektedir. Şah-ı Nakşibendi denamzda huşu elde etmek için şu dört şartın yerine getirilmesi gerektiğini söyler:
1 - Helal lokma
2 - Allah'ın huzuruna çıkacağı şuuruyla abdesti dikkatlice almak.
3 - İftitah tekbiri getirirken Allaah'ın huzurunda olduğunu hissetmek.
4 - Namaz dışında da namazdaymış gibi hareket etmeye çalışmak.
Bu şekilde namaz kılıp huşuya ermek ve hakiki secde ederek rabbimize yaklaşmak dileğiyle...
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 14-04-2006   #68 (mesaj-linki)
arwen - avatarı
Cvp: Dinin Direği; NAMAZ

SABAH NAMAZININ KILINIŞI: 4 rek'attir. 2 sünnet 2 farz
İki rek'at sünnetinin kılınışı
1. Rek'at
- Niyet edilir.
- Tekbîr getirilir.
- Sübhâneke okunur.
- Eûzü Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü'a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
İkinci rek'at için ayağa kalkılır.

2. Rek'at
- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü'a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur.
- Ettehıyyâtü okunur.
- Salli ve Bârik okunur.
- Rabbenâ âtina... duâsı okunur.
- Selâm verilir.

Böylece sünnet tamamlanmış olur. Ara vermeden başka bir şey okunmadan, Allahümme entesselâmü...denildikten sonra hemen farz kılınmak üzere ayağa kalkılır
İki rek'at farzının kılınışı
1. Rek'at
Kâmet getirilir.
- Niyet edilir.
- Tekbir getirilir.
- Sübhâneke okunur.
- Eûzü Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü'a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
İkinci rek'at için ayağa kalkılır.
2. Rek'at
- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü'a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur.
- Ettehıyyâtü okunur.
- Salli ve Bârik okunur.
- Rabbenâ âtina duâsı okunur.
- Selâm verilir.
Allahümme entesselâmü... dedikten sonra, üç defa istigfâr söylenip, Âyet-el kürsî okunup tesbih çekilir. Sonra duâ edilerek, namaz tamamlanır.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 14-04-2006   #69 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Cvp: Dinin Direği; NAMAZ

Namaz; cemaat halinde eda edildiği zaman,
aynı saftaki müslümanı sosyal ve siyasi eşitliğe, evrenselliğe,
kardeşliğe ve diğer kardeşleriyle ilgilenmeye,
onları desteklemeye teşvik eder.
İslam'da namaz Peygamber Muhammed (s.a.v.)'e vahiy suretiyle anlatılmış, sınırları ve şekli belirlenmiş özel bir ibadettir. Biçimindeki herhangi bir değişiklik onu hükümsüz kılar. Namaz, formal olduğu kadar, bütün müslümanlara farz kılınmış bir disiplindir. Onu mü'minlere mecbur kılmakla İslam, mensuplarını disipline etmeyi amaçlamış ve Allah'ın varlığının sonsuz bilincini korumuştur. Namaz, zamanı bölümlere ayırarak müslümanı sağlıklı ve düzenli bir hayata alıştırır. Temiz suyla alınan abdestle o, tazeleyici ve temizleyici bir ameliye olarak kabul edilir. Ayağa kalkma, diz çökme, secde ve oturma değişimleriyle, aynı zamanda vücut içinde bir egzersiz görevi görür . Namaz maddi ve manevi itminanı ve ruhi hazzı beraberinde getirir. Zihni günlük işlerden uzaklaştırmak, Allah'a ve O'nun emirlerine ve varlığına konsantre olmak, kendini mutlak ve evrensel hükümdarlığa yükseltmektir. İbadet eden kişi, bu gibi uygulamalarla hayata ve onun problemleriyle karşılaşmaya öncekinden daha hazır olarak çıkar. Namazın mahiyeti, dini ibareler yoluyla akla gelen fikirler, insanı arzu dolu kılar; onu hayırlı işlere yöneltir; kötüden kaçınmaya, dünyayı iyilikle doldurmaya olan azmini güçlendirir. Nihayet cemaat halinde eda edildiği zaman, aynı saftaki müslümanı sosyal ve siyasi eşitliğe, evrenselliğe, kardeşliğe ve diğer kardeşleriyle ilgilenmeye, onları desteklemeye teşvik eder (*).
Kainattaki bütün varlıklar; güneş, çayır, çimen, ağaçlar, zikir halindedir. Sürü halinde uçan kuşlar, dağlar, taşlar keyfiyeti bize meçhul bir tesbihat ile Allâh'a kulluk ederler. Bitkilerin ibadeti kıyam halinde; hayvanlarınki rükû halinde; cansız olarak isimlendirilen nesnelerinki de yere kapanmış vaziyette, yani secde halindedir. Sema ehlinin durumları da böyledir.
Meleklerin bir kısmı kıyamda bir kısmı rükûda, bir kısmı secdede bir kısmı da tespih ve tehlil'de... Ancak Allah'ın mü'minlere bir miraç olarak ikram ettiği namaz ibadeti ise bütün ibadetlerin camî (tamamını bünyesinde barındıran) bir muhtevadadır. Dolayısıyla gerçek namaz kılanlar yerde ve gökte tüm varlıkların yaptığı ibadeti içine alan bir ibadet yapmış olurlar.
Peygamber (s.a.v.) buyurdular ki:Namaz, yüce ve büyük olan Allah'ın rızasını kazandırır. Meleklerin sevgisine nail eder. Peygamberlerin yoludur. Mârifet nurudur. îmanın aslıdır. Duanın icabetine vesiledir. Amelleri makbul kılar. Rızka bereket getirir. Vücuda rahatlık verir. Düşmanlar üzerine silahtır. Şeytanı uzaklaştırır. Ölüm meleği ile musallî arasında şefaatçidir. Kabirde kandildir ve orada yaygıdır. Münker ve Nekir meleklerine cevaptır. Kıyamete kadar kabirde can yoldaşıdır. Kıyamet günü olduğunda namaz kılanların üzerine bir gölgeliktir. Başına taçtır. Bedenine elbisedir. Önünde giden nurdur. İnsanlarla arasına getirilen bir perdedir. Rableri huzurunda mu'minlerin hüccetidir. Mizanda ağırlıktır. Sıratta geçiştir. Cennete anahtardır. Çünkü namaz tesbihtir, hamttır, tâzimdir, kırât ve duadır. Hasılı faziletli amellerin tümü, vaktinde kılınan namazdadır. (Tenbîhü'l-Gafilîn, 293)
Namaz Nasıl Farz Kılındı?
Farzlar, Hazret-i Peygamber - sallâllâhü aleyhi ve sellem-'e Cebrâil vasıtasıyla bildirilmiştir. Fakat beş vakit farz namaz, bunlardan ayrı olarak mirâc gecesi bizzât Cenabı Hak tarafından Âlemlerin Efendisi'ne bir hediye kabîlinden takdim buyurulmuştur. Başlangıçta elli vakit olarak farz kılınan namaz, Musâ -aleyhisselâm-'ın semâda Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-'e ;"
- Yâ Rasûlallâh! Ben, senden evvel İsrâîl oğulları'nda tecrübe ettim. Elli vakte senin ümmetin de güç yetiremez!"
şeklindeki tavsiyesi dolayısıyla Rasûlallâh -sallâllâhü aleyhi ve sellem-, o gece Cenâb-ı Hakk'a beş defa mürâcaat ve münâcat eyledi. Nihayet namaz beş vakte indirildi.
Hazret-i Mûsâ, Peygamber Efendimiz -sallâllâhü aleyhi ve sellem-'e ;"
- Buna da güç yetiremezler!" dediyse de Rasûlallâh -sallâllâhü aleyhi ve sellem-;"
- Bundan başka tenkîsi Rabbimden istemeye hayâ ederim." diyerek beş vakitte karar kıldı.Ancak Cenâb-ı Hak, Hazret-i Peygamber - sallâllâhü aleyhi ve sellem-'in duâsı bereketiyle merhamet eyleyip namazı beş vakte indirmenin yanında o vuslat gecesi olan mirâcda Resûlü'ne şu müjdeyi de lütfetti:"Ey Resûlüm! Benim katımda söz asla değişmez. Bu beş vakit namazın karşılığında sen, elli vaktin ecrini alacaksın." (İbn-i Mâce, İkâmetü's salât, 194)
Hazret-i Peygamber - sallâllâhü aleyhi ve sellem-, ümmetine bu beş vakit hususunda şöyle buyurur:Allâh Teâlâ buyurdu ki; "Senin ümmetine beş vakit namazı farz kıldım. Kendi katımda verilmiş bir söz vardır. Kim o namazları tam vaktinde kılarsa, onu mutlaka cennete sokacağım. Kim de o namazları korumazsa, katımda ona verilmiş hiçbir söz yoktur."(İbn-i Mâce, İkâmetü's salât, 194),
(*) İslam Kültür Atlası, İsmail Raci ve Luis Lamia el-Faruki s.162., İnkılab Yay., İSTANBUL.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 14-04-2006   #70 (mesaj-linki)
KafKasKarTaLi - avatarı
Cvp: Dinin Direği; NAMAZ

Bu Adam Sözünde Durursa

Hz. Enes (r.a) anlatıyor:
Bir adam, Resülullah (a.s)'a:
-Allah, kullarına kaç vakit namazı farz kıldı? diye sordu.
Aleyhissalâtu vesselâm:
-Allah, kullarına beş vakit namazı farz kıldı, diye cevap verdi.
Adam tekrar sordu:
-Bunlardan önce veya sonra başka bir şey var mı?
Aleyhissalâtu vesselâm:
-Allah kullarına beş vakti farz kıldı.
Bu cevap üzerine adam, bunlar üzerine hiçbir ilavede bulunmayacağına, onlardan herhangi bir eksiltme de yapmayacağına dair yemin etti.
Resülullah aleyhissalâtu vesselâm:
-Bu adam sözünde durursa mutlaka cennete girecektir! buyurdu.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Cevap Yeni Konu Aç

Etiketler
Yok
Hızlı Cevap
Resim Doğrulama
Mesaj:
Seçenekler
Dinin Direği; NAMAZ Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Namaz :)) virtuecat Komik Flash'lar/Video'lar 17 07-01-2009 11:40
Resimli Namaz Hocası PiSiK0PATR Ücretsiz-Beta Yazılımlar 5 31-12-2008 14:22
Dinin Başlangıç Kuramları Blue Blood Din/İlahiyat 4 11-09-2008 11:06
Namaz Sure ve Duaları kompetankedi Müslümanlık/İslamiyet 0 31-01-2007 17:08
Dinin Tarihsel Fenomenolojisi virtuecat Din/İlahiyat 0 05-12-2006 17:26