Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Kavimler Göçü

Bu konu Satırlarla Türkiye forumunda Blue Blood tarafından 29 Kasım 2006 (21:36) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
89393 kez görüntülenmiş, 12 cevap yazılmış ve son mesaj 13 Ağustos 2012 (02:25) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 3.67  |  Oy Veren: 6      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 29 Kasım 2006, 21:36

Kavimler Göçü

#1 (link)
Eski Üyelerin Ruhları
Blue Blood - avatarı
Kavimler Göçü

Dördüncü yüzyılın son çeyreğinde insanlık büyük bir nüfus hareketine tanık oldu. Kavimler Göçü dediğimiz bu olay ilk çağı değiştirebilecek sonuçlar doğurdu. Balamir, Uldız, Rua ve Karaton gibi liderlerin yönetiminde büyük Hun kütleleri batıya hareket ettiler. Bu yıllarda, Karpat Dağlarının kuzeyinde Lombardlar, Güney Rusya`da Ostrogotlar ve Vizigotlar, Macaristan`da Vandallar Ren ve Elbe arasında Angıllar ve Saksonlar, Yukarı Ren boylarında Franklar Tuna ve Ren`in kesiştiği mıntıkada ise Almanlar yaşamakta idiler. Hun baskısı karşısında bu saydığımız gruplar Roma topraklarına girdiler. Romalılar kendilerinden olmayan bu insanlara barbar diyorlardı. Barbar akınları Roma`da büyük bir yıkıma yol açtı. Cebelitarık`tan Tuna`ya kadar olan geniş olanda Roma barışı (Pax Romana) etkinliğini yitirdi. Atilla`nın önderliğinde sıkı bir disiplin içinde hareket eden Hunlar Germenlerle büyük bir mücadeleye başladılar. Germen şeflerinden Radagais ve Geneserik`e bağlı kuvvetler Hunlar tarafından etkisiz hale getirilerek Kafkaslar ve Avrupa`da Hun barışı egemen kılındı. Bu arada Angıllar ve Saksonlar Büyük Britanya adasına, Franklar Fransa`ya, Gotlar Ispanya`ya, diğer kavimler de uygun yerlere giderek batının bugünkü etnik ve siyasal yapışını oluşturmaya başladılar.
Konusunu Hun Germen savaşlarından alan Almanların ünlü Nibelungen Destanı bu yılların anılarını taşır. Batıdaki bu yapılanma sürecinde Roma İmparatorluğu önce ikiye ayrıldı, sonra da imparatorluğun batı kanadı Germen akınları sonunda yıkılarak tarihe karıştı.
Batıda Roma İmparatorluğu gibi merkezi bir otoritenin bir anda kayboluşu büyük sorunlar doğurdu. Yurt bulmak isteyen büyük nüfus hareketlerinin yarattığı siyasal istikrarsızlık ve terör uzun yıllar etkinliğini sürdürdü. İnsanlığın en uzun dönemi olan İlk Çağ, bu karmaşa içinde sessizce kapanırken tüm Orta Çağ boyunca etkinliğini sürdürecek olan Feodalizm kökleşmeye başladı.
Atilla`nın ölümünden sonra Batı Hun barışı bozuldu. Bizans saldırılarına uğrayan Hunların bir kısmı bulundukları bölgede Hristiyanlığı benimseyerek Macar ve Bulgarların etnik yapısını oluştururken; bir kısmı da Kafkaslara çekilmek zorunda kaldılar.
Hunların sahneden çekilişinden sonra Kafkaslarda uzun bir süre siyasi istikrar kurulamadı. Nihayet 552 yılında Aşina (Asena) soyundan bir kahraman Göktürk elini teşkilatlandırarak Çin`den Kafkaslara kadar geniş bir alanda siyasal birliği yeniden sağladı. Göktürkler, Türk adının resmi devlet adı olarak kullanıldığı ilk devlet olması bakımından Türk Kültür Tarihinde önemli bir konuma sahiptir.

Kaynak: karapapak.com
Rapor Et
Reklam
Eski 29 Kasım 2006, 22:19

Kavimler Göçü

#2 (link)
Eski Üyelerin Ruhları
Blue Blood - avatarı
Kavimler Göçü Öncesi Genel Durum

Asya Hunları, M.S. II. yüzyıl başlarında birbirlerinden ayrılmış üç bölüm halindeydi. Balkaş Gölü havzasında Çi-çi hükümdarın iktidar zamanından artakalan Hun toplulukları bulunmaktaydı. Çungarya ve Barköl dolaylarında Kuzey Hunları, Kuzeybatı Çin sahasında ise Güney Hunları varlıklarını sürdürmekteydiler. Kuzey Hunlarından eski Hun başkenti bölgesinde kalanlar, 155 yılına doğru Moğol soyundan gelen Sienpiler tarafından batıya sürülerek neredeyse tümden yurtlarından çıkarıldılar. Güney Hunları ise kendi içlerindeki çatışmalar sonucunda ikiye ayrılmış ve topraklarının tümü, baskıları gittikçe artan Çinliler tarafından 220’ye doğru işgal edilmiştir. Bu olayların sonucunda Çin sahasındaki Hun siyasi hayatı tarihe karışmıştır.
Bu bölgelerdeki Hunlar, Çi-çi iktidarının sona ermesiyle birlikte etrafa dağılmış ve özellikle Aral Gölü’nün doğusundaki bozkırlara çekilerek, varlıklarını devam ettirmişlerdir. Oradaki diğer Türk boyları ve I. yüzyıldan II. yüzyılın ortalarına kadar Çin’den gelen Hun kitleleri ile çoğalan ve uzunca bir süre sakin bir yaşam sürdürerek güçleri artan bu Hunların özellikle iklimin değişmesi nedeniyle batıya yöneldikleri tahmin edilmektedir. Avrupa Hunlarını kuranların bunlar olduğu bilinmektedir.

Avrupa'nın Değişen Yüzü Kavimler Göçü
Hunlar, IV. yüzyılın ortalarında Alan ülkesini ele geçirdikten sonra Volga kıyılarında göründüler. O tarihlerde Karadeniz kuzeyindeki düzlükler, bir Germen kavmi olan Gotların hakimiyetindeydi. Don ve Dinyeper nehirleri arasında Ostrogotlar (Doğu Got’ları), onun batısında Vizigotlar (Batı Got’ları) bulunuyordu. Daha batıda Transilvanya ve Galiçya’da Gepideler, bugün Macaristan toprakları içinde yer alan Tisza ırmağı dolaylarında Vandallar vardı. Bu dört Germen kavmin dışında aynı bölgede İranlı ve Slav kitlelerin yanı sıra küçük Germen toplulukları da yaşıyordu. Hun başbuğu Balamir idaresinde, ilk saldırı Ostrogotlara yapıldı. Bu saldırı onları yıkmaya yetti (374). Ardından Ostrogot Kralı Ermanarik intihar etti ve yerine Hunlar tarafından Hunimund isimli bir kral atandı. Üstün bir askeri yeteneğe sahip Hun orduları saldırılarına devam ederek Dinyeper kıyılarında Vizigotlara büyük bir darbe indirdi. Vizigot Kralı Atanarik, kalabalık Vizigot kitleleriyle batıya doğru kaçtı (375). Böylece Hun askeri gücünün harekete geçirdiği ve batıya doğru çeşitli kavimlerin birbirlerini yerlerinden iterek (topraklarından çıkararak) Roma İmparatorluğu’nun kuzey eyaletlerini alt üst edip, İspanya’ya kadar uzanmak suretiyle Avrupa’nın etnik çehresini değiştirdiği tarihi “Kavimler Göçü” başlamış oldu.
Beklenmedik yerlerde görülen ani ve şiddetli Hun darbeleri Doğu Avrupa kavimleri arasına korku ve dehşet uyandırmıştır. Hatta Hunlar aleyhinde çoğu Lâtin ve Grek kaynaklarında kayıtlı, inanılmaz söylenti ve hikâyelerin çıktığı bilinmektedir.
Hunlar; Gotlardan, Alanlardan ve Germen Taifallardan oluşturdukları yardımcı kuvvetlerle takviyeli olarak ilk defa 378 baharında Tuna’yı geçtiler ve Romalılardan hiçbir karşılık görmeksizin, Trakya dolaylarına kadar ilerlediler. Bununla birlikte, Roma topraklarında görülen bu kuvvetlerin yalnızca keşif için gönderilen öncü birlikler olduğu, daha sonraki tarihlerde bugünkü Macaristan ovalarına kadar akınlar düzenlenmesinden anlaşılmaktadır. Hun saldırılarından kaçan, bugün Avusturya arazisindeki Markomanlar ile Kuardlar, Roma topraklarına geçmeye hazırlanırken, İran asıllı Sarmatlar Roma sınırlarını aşıyorlardı. Diğer yandan, daha önceden sınırları aşan ve Transilvanya’da duraklamış olan Vizigotlar ise Roma sınırlarını geçiyorlardı (381). Bu sıralarda Germen asıllı topluluklar ile İranlı Baştarnalar, Batı Macaristan’dan Alpler’e sarkarak İtalya sınırlarını tehdit etmeye başlamışlardı.
Hunlar, Roma İmparatoru I. Theodisius’un ölüm yılı olan 395’te iki cepheden harekete geçtiler. Hunların bir kısmı Balkanlardan Trakya’ya doğru ilerlerken daha büyük bir kısım, Kafkaslar üzerinden Anadolu’ya yöneltilmişti. Basık ve Kursık adlı iki başbuğun yönetimindeki Anadolu akını, Hun Devleti’nin Don nehri civarında konuşlanmış olan doğu kanadı tarafından düzenlenmişti. Romalıları olduğu kadar Sasani İmparatorluğu’nu da telaşa düşüren bu akında Hun kuvvetleri, Erzurum bölgesinden itibaren Karasu ve Fırat vadilerini takip ederek Melitene (Malatya) ve Kilikia (Çukurova)’ya kadar ilerlediler. Bölgenin en korunaklı kaleleri olan Edessa (Urfa) ve Antakya’yı bir süre kuşattıktan sonra Suriye’ye inerek Tyros (Sûr)’u bir süre baskı altına aldılar ve oradan Kudüs’e yöneldiler.
Hunlar sonbahara doğru kuzeye doğru ilerleyerek Orta Anadolu’ya, Kappadokia - Galatia’ya (Kayseri - Ankara ve dolayları) ulaştılar. Oradan Azerbaycan - Bakû yolu ile kuzeydeki merkezlerine döndüler. Bu, Türklerin Anadolu’da tarihteki ilk görünüşleridir. 398’de küçük çapta pek çok kez tekrarlanan bu tür seferler karşısında Doğu Roma’nın genç imparatoru Arcadius hiçbir ciddi tedbir alamamıştır.
Hun baskısı, Balamir’in ölümünün ardından başa geçen, Balamir’in oğlu ya da torunu olduğu sanılan başbuğ Uldız komutasında, 400 yılına doğru batıda da artmaya başlamıştır. Attila’nın ölümüne dek takip edilecek olan Hun dış siyasetinin temellerini atan başbuğ Uldız, Bizans’ı baskı altında tutacak, Batı Roma ile iyi ilişkileri sürdürecekti. Çünkü; Bizans’ın Hun yönetimine alınması ilk hedefi oluşturuyordu. Öte yandan Batı Roma sınırlarını ihlal ederek huzursuzluk çıkaran barbar kavimler aynı zamanda Hunların da düşmanı oldukları için Batı Roma ile ortak hareket etmek gerekiyordu. Bir süre sonra Uldız’ın Tuna’da görülmesi ile Kavimler Göçü’nün ikinci büyük dalgası başlamış oldu. Hasding Vandalları, 401’de Batı Roma eyaletlerine girerken Hunlardan kaçan Vizigotlar da İtalya’da göründüler. Lombardia üzerinden Galya’ya uzanan Alarik’in idaresindeki Vizigot tehlikesi ünlü Romalı kumandan Stilikho tarafından güçlükle engellendi (402). Hun korkusu ile yerlerini terk etmiş Vandalları, Süevleri, Burgundları, Kuadları, Saksonları ve Alamanları kendi idaresinde birleştirmiş olan Radagais, bir yandan İtalya’yı tahrip ediyor, öte yandan Roma’yı yer yüzünden kaldıracağını iddia ediyordu. Romalıların son kurtuluş umudu olan Stilikho bile Pavia Savaşı’nda Radagais’e mağlup oluyor, Radagais’in ilerleyişi durdurulamıyordu. Bunun üzerine Roma İmparatorluğu, Hunlardan yardım istemek zorunda kaldı. Savaştığı bütün rakiplerini bozguna uğratan Radagais, Türkler karşısında yenilmekten kurtulamadı. Romalı kuvvetlerle takviye edilen bizzat Uldız’ın komutasındaki Hun ordusu, Radagais’i Büyük Faesule Savaşı’nda (Floransa yakınlarında) yendi. Savaşın sonucunda Uldız, Roma gibi büyük bir uygarlık merkezini yıkılmaktan kurtarmakla kalmıyor; aynı zamanda Hun gücünden bir kere daha ürken Vandal, Alan, Süev, Sarmat ve Kelt topluluklarını Ren Nehri’nin ötesine gitmeye zorluyordu. Böylelikle, batı yönündeki tüm engelleri kaldıran Hunlar, serbestçe hareket edebilecekleri bir alan yaratmış oldular.
Hunlar böylesine büyük askeri başarılara imza atarken durum Batı Roma İmparatorluğu için hiç de parlak değildi. Barbar kavimlerin akınları nedeniyle 402 yılında başkent, Roma’dan Ravenna şehrine taşınmıştı. Gittikçe siyasi gücünü yitiren imparatorluğun toprakları barbar kavimler tarafından işgal edilmeye başlandı. Daha önceki yıllarda atlatılan Vizigot tehlikesi yeniden hissedilmeye başladı. Vizigotlar, komutanları Alarik’in ölümünün ardından Güney Galya’ya yerleşerek burada bir krallık kurdular. Franklar uygun zamanı kollayarak Kuzey Galya’yı işgal ettiler (406). Burgundlar, Savoia’yı ele geçirdiler ve bu bölgeye yerleştiler (443). Vandallar, Galya ve İspanya’da büyük bir kıyım yaparak Afrika kıyılarına dek ilerlediler. 455 yılında Vandal kralı Geiserich, Roma şehrini yağmalamıştır. Bu gelişmelerin sonrasında yıkılmanın eşiğine gelen Batı Roma İmparatorluğu, aşiretlere ayrıldı. Tüm gücünü yitiren Batı Roma İmparatorluğu 476 yılında yıkılmıştır.

Gerçek boyutunda görüntülemek için resme tıklayın.

Adı:  adsız.PNG
Gösterim: 224
Boyutu:  206.7 KB

Bir göç hareketi hakkında tam olarak bir bitiş tarihi söylemek yanlış olsa da Kavimler Göçü’nün sona eriş tarihi hakkında yapılan tahminlerden en akla yatkını Batı Roma İmparatorluğu’nun resmi yıkılış tarihi olan 476 yılıdır. Çünkü; Kavimler Göçü’nün altında yatan nedenlerden biri de göç hareketi öncesinde tek bir imparatorluk halinde bulunan Roma İmparatorluğu ile barbar kavimler arasındaki ekonomik uçurumdur. Güçlü ve zengin Roma İmparatorluğu, göçten önceki dönemlerde de yoksul ve gaddar olan barbar kavimlerin ilgisini çekiyordu. Hun saldırıları karşısında direnemeyeceğini anlayan bu barbar kavimler, Roma İmparatorluğu’na saldırmayı son çare olarak gördüler. Bu topluluklar göç hareketlerinin yaşandığı, yaklaşık yüz yıllık süreç içinde bazen yendiler, bazen yenildiler, bazen köle olarak bazen de asker olarak Romalılar tarafından kullanıldılar. Bu akınlar, barbar kavimlerin nihai amacı olan Batı Roma İmparatorluğu’nun yıkılışıyla son buldu (476).

Kavimler Göçü'nün Sonuçları
375 yılında Hunların bazı barbar kavimleri batıya sürmesiyle başlayan ve yaklaşık bir yüzyıl kadar devam eden Kavimler Göçü, Avrupa tarihini derinden etkilemiştir. Bu göçün Avrupa’ya siyasi, dini ve etnik sonuçları olmuştur. Kavimler Göçü’nün sonuçları şu şekilde sıralanabilir:
  • Hun saldırılarından korkarak kaçan barbar kavimler Roma’da karışıklıkların ve iç isyanların çıkmasına yol açtı. İmparatorluk Theodosius’un ölümü üzerine oğulları Arcadius ve Honorius tarafından paylaşıldı. Böylelikle, bin yılı aşkın köklü bir geçmişe sahip olan Roma İmparatorluğu , batısını Honorius, doğusunu Arcadius yönetecek şekilde ikiye ayrıldı (375).
  • Kavimler Göçü’ne yol açan Hunlar, Orta Avrupa’da bugünkü Macaristan topraklarını merkez alan Avrupa Hun Devleti’ni kurdular.
  • Hunların batıya sürdüğü kavimler, Roma’yı talan etmek suretiyle ülkede büyük tahribata yol açtılar. V. yüzyılın ikinci yarısından sonra Batı Roma İmparatorluğu büyük güç yitirerek aşiret krallıklarına bölündü. 476 yılında son kral Romulus Augustulus, Odoaker adlı bir aşiret reisi tarafından tahttan indirildi. Tahta oturan Odoaker’in, Roma imparatorluk simgelerini yanlısı olduğu İstanbul imparatoru Zenon’a göndermesiyle Batı Roma İmparatorluğu resmen sona erdi (476).
  • Avrupa’da uzun yıllar hüküm süren Roma İmparatorluğu’nun bölünmesi ve daha sonra batı kanadının yıkılması, Avrupa’daki siyasi dengelerin bozulmasına neden olmuştur. Kavimler Göçü sonucunda Avrupa’ya gelen kavimler (Franklar, Vizigotlar, Burgundlar vb.) Ortaçağ Avrupası’na damgasını vuran, “barbar krallıklar” olarak nitelendirilen küçük krallıklar kurdular.
  • Avrupa’daki otorite boşluğundan yararlanan kilise ve Papalık, tüm Ortaçağ boyunca siyasal gücü elinde tutmuştur.
  • ·Avrupa’daki merkezi krallıkların zayıflaması derebeylik (feodalite) rejiminin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Feodalitenin oluşmasında göç ve istilanın önünden kaçanların kendilerine sığınacak bir yer aramaları, bunun sonucu olarak da asillerin topraklarına ve şatolarına yerleşmeleri etkili olmuştur. Bu durum aynı zamanda süzeren (himaye eden) ve vassal (himaye edilen) ilişkisini doğurmuştur.
  • Avrupa yaklaşık 100 yıl süren bir karışıklık ortamı yaşamıştır.
  • Avrupa’nın bugünkü etnik oluşumu, Hunların başlattığı Kavimler Göçü sonunda şekillenmiştir. Bir Germen kavmi olan Franklar, Kavimler Göçü sonunda Galya’ya yerleşmişler ve burada ilk devletlerini kurmuşlardır (5. yüzyıl). Yine Kavimler Göçü sebebiyle Britanya adalarına göç eden Angllar ve Saksonlar, bugünkü İngiltere’nin temelini atmışlardır. Bunların kaynaşmasıyla Anglo-Sakson deyimi ortaya çıkmıştır. Kavimler Göçü, Vandalların, Vizigotların, Süevlerin ve Alanların İber Yarımadası’na yerleşmesi ve buradaki yerli halkı içlerinde eriterek bugünkü İspanyolların meydana gelmesi sonucunu doğurmuştur. Germen kavimlerinin (Saksonlar, Franklar, Burgundlar, Gepideler, Gotlar, Skirler, Vandallar vb.) Avrupa’ya yayılarak yeni milletlerin oluşmasına yol açtıkları görülmektedir. Anayurtlarında kalan Germenler, daha sonra Alaman kabilesinin çevresinde yoğunlaşarak, yaşadıkları toprakların Almanya adını almasını sağlamışlardır.
  • Katolik kilisesi, misyonerler aracılığıyla, Batı Roma İmparatorluğu toprakları üzerinde kurulan krallıkları hıristiyanlaştırarak dinlerini yayma fırsatı buldu.
  • Kavimler göçü tarihçiler tarafından İlk Çağ’ın sonu Orta Çağ’ın başlangıcı olarak kabul edilmiştir.
  • Hunların gelmesiyle Avrupa'da atlı birlikler önem kazanmış, süvarilerin silâh ve kıyafetlerinde Hunlardan esinlenilmiştir. Belki de Orta Çağ Avrupası’nın şövalye tipi, Hun Alplerine öykünülerek oluşturulmuştur.

Kaynaklar
Rapor Et
Eski 7 Ocak 2007, 22:39

Kavimler Göçü

#3 (link)
Eski Üyelerin Ruhları
Blue Blood - avatarı
M.Ö. III. yy. ile IV. yy. arasında Avrupa'yı istilâ eden, Akdeniz dünyasına yabancı kavimlerin akımı.

Miladın ilk yüzyıllarında, Roma imparatorluğu döneminde, Ren ve Tuna nehirlerinin ötesinde Germenler yani, Burgondlar, Franklar, Alamanlar, Vizigotlar, Ostrogotlar yaşıyordu. Bunlar mükemmel savaşçı olduklarından kendilerinden korkulan kavimlerdi. Kabileler halinde toplanmışlardı ve kaynakları yetersiz, yoksul topraklardan geçimlerini sağlamağa uğraşıyorlardı. Açlığın dürtüsüyle, yeni yeni otlaklar aramağa çıktılar ve II. yy.dan itibaren, zenginlikleri karşı konulmaz biçimde onları çeken Roma İmparatorluğu topraklarına zorla girmeğe başladılar.

Sınırlarda ve İmparatorlukta

Miladın ilk yüzyıllarında Avrupa'ya korku salan ve kendilerine batılılarca barbarlar da denen (Yunanca «yabancı» [Yunanlı olmayan] anlamına, barbaros sözcüğünden) bu kavimlerin yıkıcı akınlarını önlemek için, Roma imparatorları sınırları tahkim ettiler. IV. yy .a kadar, Germenleri püskürtmeyi başardılar ve aralarından birçoğunu tutsak aldılar. Bu tutsakları, ya ekilmemiş topraklarda köle olarak ya da orduyu güçlendirmek için asker olarak kullandılar. Böylece, bu yağmacıların bazıları köylü oldu; bazıları da, batı orduları başkomutanlığına kadar yükselen Vandal Stilicho (360-408) gibi. Roma subaylığı rütbesine çıktılar.

Büyük İstilâlar

IV. yy. sonlarında, Ren ve Tuna nehirleri boyunca, büyük bir barbar baskısı kendini göstermeğe başladı. Bu baskı, kralları Atillâ'nın yönetiminde, Asya'dan gelen Hunların etkisiyle oluşmuştu. Hunlardan kaçıp kurtulmak için Vizigotlar 376 yılında Tuna Nehri'ni aştılar. «Got zehiri» artık, imparatorluğa girmiş oluyordu: 200,000 savaşçı, Roma eyaletlerini yağma etti ve 410 yılında Roma'yı ele geçirdi.

Bu tarihten kısa bir süre önce, çeşitli kavimler, 406 yıllarından itibaren, Ren Nehri'ni aşmış, Galya'ya girmiş, sonra İspanya ve Kuzey Afrika'ya geçmişlerdi. Bir yüzyıl sonra. Batı Roma İmparatorluğu ortadan kalktı, toprakları istilâcıların eline geçti. Barbar krallar artık duruma egemen olmuşlardı. 496 yılında Hıristiyanlığı benimseyen Clovis, Frank monarşisini kurarak Galya'da hüküm sürdü. Barbarlar yeni bir dünya düzenlediler ve böylece Ortaçağ başladı.

kavimler1 kavimler2

(Solda) Vandal asıllı Stilicho ile karısı Serena'yı ve oğulları Eucherius'u tasvir eden fildişi kabartma. Tamamıyla Romalılaşan Stilicho gene de küçümsenecek, Romalı soyluların nefretine hedef olacak ve 408'de ailesiyle birlikte öldürülecektir. Monza Katedrali hazinesi.

(Sağda) Kavimler göçü.
Rapor Et
Eski 5 Nisan 2007, 17:36

Göçlerin Sebepleri ve Yapılışı

#4 (link)
Eski Üyelerin Ruhları
Blue Blood - avatarı
Göçlerin Sebepleri ve Yapılışı

Tarih içinde çeşitli zamanlarda değişik sebeplerle büyük çaplı göçlerin yapıldığı görülmektedir. Hiçbir millet önemli bir sebep veya sebepler olmadan, yaşadığı toprakları terk ederek yeni yurtlar arama ihtiyacını hissetmez. Türk milleti de tarihin çeşitli dönemlerinde bazı önemli sebeplerden dolayı yurtlarından göç etmişler, değişik coğrafyalarda yeni yurtlar kurmuşlardır.

Türkleri yer değiştirmeye iten sebeplerin başında ekonomik sebepler gelmektedir. Anayurt zamanla artan Türk nüfusunu besleyecek ekonomik imkanlara sahip değildi. Zaman içinde görülen otlak darlığı ve kuraklık gibi önemli sebepler Türkleri yeni yurtlar aramak zorunda bırakmıştır.

Türk göçlerinde dış baskılar da önemli bir siyasi ve askeri sebep olarak görülmektedir. Yabancı boyunduruğuna girip istiklallerini kaybetmek istemeyen Türk boyları yeni yurtlar aramak için göç ediyorlardı. şüphesiz yerleşik kavimler için zor olan bu durum, Konar- Göçer Türk milleti için her zaman mümkün olmaktaydı.

Türklerin değişik coğrafyalara göçlerinde rol oynayan bir sebep de, yeni yer ve yurt tutma anlayışıydı.

Türk devletlerinin bünyelerinde bazen görülen siyasi çekişmeler ve anlaşmazlıklar da çoğu zaman kaybeden tarafın yeni göçleri hazırlaması sonucunu doğurmuştur. Türk göçleri büyük bir disiplin içinde ve teşkilatçılık karakterini yansıtır bir tarzda yapılıyordu. Düzenli yapılan bu göçler sonucunda mücadeleci bir yapıda olan Türkler çok kısa surede geldikleri, yerleştikleri yeni toprak parçalarını vatan haline getiriyorlardı. Bu topraklar uğrunda gerektiğinde savaşan Türkler, eserleri ve kültür değerleriyle yeni vatanlarına damgalarını vuruyorlardı. Tarih içinde Türklerin yaptıkları göçler milattan önce ve sonra olarak ikiye ayrılır.
Rapor Et
Eski 5 Nisan 2007, 17:47

Milattan Önceki Türk Göçleri

#5 (link)
Eski Üyelerin Ruhları
Blue Blood - avatarı
Milâttan Önceki Türk Göçleri

Orta-Asya'da Altay-Sayan Dağları'nın kuzey-batı kesiminde yaşayan ilk Türkler yukarıda anlatılan ana kültür tabakaları döneminde M.Ö. 1700'den itibaren etrafa yayılmaya başlamışlardır. Bunu takip eden iki asır içinde Altayları ve Tanrı Dağları'nı kaplayan Türklerin bir kısmı Kazakistan üzerinden Maveraünnehir'e geçerek buradaki "Akdeniz" milletleri ile temas kurdular. Bu arada batıya doğru açılan bazı Türk grupları "Fin-Ugor" kavimleri ile bağlantı kurmuşlardır. Türkler, M. O. 1700'lerden itibaren Altaylar'a yerleşirken, bir yandan da M.Ö. 1100'lerden başlayarak, kalabalık kütleler halinde, Çin'in kuzey batısındaki Kansu, Ordos bölgesine doğru kaymışlardır. Bir kısım Türk boylan M.Ö. 1300-1000 yıllan arasında Türkistan sahasına yerleşmişlerdir. M.O. 700'lerden itibaren güney Sibirya'yı, Baykal bölgesini, Moğolistan'ı ve Yedi-su havzasını etkisine alan Türk göçleri, bu yıllarda adeta Altay-Sayan Dağları'nın batısındaki anayurdu boşaltmıştır. Bunun sonucunda Türkler, doğuda Ordos'a doğru, batıda Volga'ya doğru olmak üzere iki kısma ayrılmışlardır. Bu coğrafî ayrılık asli Türkçe'yi de etkilemiş, lehçelerin doğmasına sebep olmuştur. Doğu Türkleri Lehçesi ve Yakut-Çuvaş Türkleri Lehçesi böylece oluşmuştur. Yakut Türkleri şimdiki yurtları olan kuzey-doğu Sibirya'ya da bu dönemde göç ettiler. Çuvaş Türkleri, Yakutlardan ayrılarak daha batıya yöneldiler. Bugünkü Türk topluluklarının lehçeleri bakımından farklılaşmasını etkileyen gelişmeler de bu dönemde meydana gelmiştir. Aralarında, Hun, Göktürk, Uygur; kısmen Sabar, Hazar, Peçenek, Kuman, Oğuz ve dolayısı ile Azerbaycan, Irak, Suriye, Anadolu ve Balkan Türklerinin bulunduğu "Doğu Türkleri" M.O. IV-III. yüzyıllarda iç-Asya ve Çin'in kuzey-batısında yaşıyorlardı. Oğuzlar, Bulgarlar ve Çuvaşların oluşturdukları "Batı Türkleri" de aynı yüzyıllarda Hazar ve Volga civarında bulunuyorlardı. Bütün bunlarla beraber, M.Ö. I. yüzyıl başlarında bir kısım Türk boylarının da Hindistan'ın İndus-Pencâb havalisine doğru göç ettikleri görülmektedir.
Rapor Et
Eski 5 Nisan 2007, 17:52

Milattan Sonraki Türk Göçleri

#6 (link)
Eski Üyelerin Ruhları
Blue Blood - avatarı
Milâttan Sonraki Türk Göçleri

Milâttan sonraki dönemlerde meydana gelen Türk göçlerinin ana karakteri ve haklarındaki tarihî bilgilerimiz daha kesindir. Bu göçler ana istikamet bakımından, güneye ve batıya doğru olmak üzere iki şekilde gelişme göstermiştir.
Orta-Asya'dan güneye göç eden bir kısım Türk kitleleri burada çeşitli devletler kurmuşlardır. Kuzey Çin'de 338-557 yılları arasında devlet kuran Tabgaçlar buna bir misaldir.
Batı yönünde cereyan eden Türk göçleri başlıca iki ana yol takip etmiştir. Bunların bir kısmı Hazar Denizi ve Karadeniz'in kuzeyinden Balkanlar ve Orta Avrupa yönünde göç ederek buralarda önemli roller üstlenen güçlü devletler kurmuşlardır. Avrupa Hunları 375'ten sonra, Avarlar IV. yüzyıl ortalarında, Bulgarlar 670'li yıllardan sonra, Macarlar 830'dan sonra, Peçenekler, Kumanlar (Kıpçaklar) ile Oğuzların bir kolu olan Uzlar IX.-XI yüzyıllar arasında bu yolu kullanan Türk topluluklarıdır.
Batı göç yolunun güney kesimini kullanan Türk kitlelerinin bir bölümü, Sasani Devleti'nin gücü karşısında Hindistan'a yönelerek burada devletler kurmuşlardır. Mesela 350'li yıllarda Uar-Hun da denilen Ak-Hunlar bunlardandır. Akhunlar Afganistan ve Kuzey Hindistan'ı hakimiyetleri altına almışlardır. Bu yönde ilerleyen büyük Türk kitleleri, Sasani Devleti'nin yıkılması üzerine "Orta Yol'* denilen yolu takip ederek Maveraünnehir üzerinden îran ve Anadolu'ya geldiler. Oğuz Türklerinin ağırlıklı olarak yer aldıkları bu Türk göçleri ile Anadolu ebedi Türk vatanı haline gelmiştir.
Bu "orta göç yolu" Türklük için de en önemli göç yolu olarak değerlendirilmektedir. Çünkü, batı yönünde kuzey göç yolunu kullanan Türk kitlelerinin bazıları, nüfuslarının da azlığı sebebiyle zamanla Balkanlar ve Orta-Avrupa'daki medeniyetlerin etkisine girerek, Türklüklerini kaybettikleri halde, orta yolu izleyen Türk kitleleri hem Türklüklerini korudular hem de, bağımsız olarak yaşadılar.
Rapor Et
Eski 5 Nisan 2007, 17:58

göçlerden sonra anayurdun durumu

#7 (link)
Eski Üyelerin Ruhları
Blue Blood - avatarı
Göçlerden Sonra Anayurdun Durumu

Çeşitli yerlere ve yönlere yapılan Türk göçlerinden sonra Anayurt Orta-Asya da kalabalık bir Türk kitlesi yaşamaya devam etmiştir. Bunlar zaman zaman bağımsız devletler kurmuşlardır. Buradaki Türk kitleleri diğer yerlere yapılan göçleri de insan unsuru bakımından devamlı olarak beslediler.
Tarihi gelişme içinde, çeşitli istilalara da uğrayan Orta-Asya Türkleri, Türklüklerinden hiçbir şey kaybetmediler. Moğol, Rus ve Çin baskılarına maruz kalan buradaki Türkler, XXI. yüzyıla girdiğimiz şu günlerde Sovyetler Birliği'nin parçalanması sonucu bağımsızlıklarını ilân ederek, yeniden varlık buldular. Özellikle Türkmenistan, Kırgızistan, Özbekistan Kazakistan (ve bünyesinde çok sayıda Türk unsurunu barındıran Tacikistan) bugün bağımsız birer Orta-Asya Türk Cumhuriyeti olarak dünya milletler ailesi içinde şerefli yerlerini aldılar. Bu cumhuriyetlere yine bağımsızlığını yeni ilân eden Azerbaycan (daha batıda olmasına rağmen) ve Çin'e bağlı özerk bir cumhuriyet olan, Doğu Türkistan Uygur Özerk Cumhuriyeti ilave edilmelidir.
Rapor Et
Eski 5 Nisan 2007, 19:19

Kavimler Göçü'nün Sebepleri ve Avrupa Hunları Hakkında ilk Bilgiler

#8 (link)
Eski Üyelerin Ruhları
Blue Blood - avatarı
Kavimler Göçü'nün Sebepleri ve Avrupa Hunları Hakkında ilk Bilgiler

Orta Asya'da siyasî varlıklarını kaybeden Hun kütleleri, batı yönünde yayılmışlardır. Özellikle Kuzey Hun Devleti'nin yıkılışından sonra bazı Türk boylan, Seyhun Nehri'nin batısına, Kafkasların kuzeyine, Dinyeper Nehri civarına gelerek yerleştiler.
IV. yüzyıl ortalarında Aral ile Hazar gölleri arasına, Alan topraklarına yerleşen Hunlar, 374 yılında İtil (Volga) kıyılarında göründüler. Bu sıralarda Karadeniz'in kuzeyinde aslen bir Cermen kavmi olan Gotlar iki bölüm halinde yaşıyorlardı. Bunların Don Dinyeper Nehirleri arasında yaşayanlarına Doğu Gotlar (Ostrogotlar), biraz daha batıda bulunanlarına da Batı Gotları (Vizigotlar) denilmekteydi. Aynı yıllarda Transilvanya ve Galiçya'da Gepidler, bugünkü Macaristan'da da Vandallar oturmaktaydı. Bu iki kavim de Cermen asıllı idi. Aynı yerlerde bu dört Cermen kavminden başka, sayılan 20'ye varan Cermen, İranlı ve Slav asıllı kütleler de yaşamaktaydı.
Hunlar bu sırada başlarında bulunan Balamır isimli bir hakanın komutasında, önce Doğu Gotlarını (374), sonra da Batı Gotlarını (375) yıktılar. Batı Gotlarma bağlı kalabalık Cermen kütleleri batıya doğru göç ettiler. Bu şekilde teşkilâtlı, kuvvetli süvari birliklerine sahip bulunan Hunlar'ın batıya doğru yerlerinden oynattığı çeşitli kavimler, önlerindeki kavimleri batıya doğru yerlerinden atarak İspanya'ya kadar uzanan tarihî Kavimler Göçü'nün oluşmasını sağladılar.
Uldız (Yıldız) komutasındaki Hunlar, V yüzyıl başından itibaren Vandalların bir bölümü ile Vizigotları İtalya'ya kadar süren bir göçe mecbur ettiler. Bu, ikinci büyük Kavimler Göçü dalgasını meydana getirdi.

Batı yönünde devamlı olarak ilerleyen güçlü Hun birlikleri, bir kısım kavmi de Ren Nehri'nin ötesine, Galya'ya gitmek zorunda bıraktılar. Böylece Avrupa yolu Hunlar için tamamen açılmış oldu.
Rapor Et
Eski 5 Nisan 2007, 19:21

Kavimler göçü sonuçları

#9 (link)
Eski Üyelerin Ruhları
Blue Blood - avatarı
Kavimler Göçü'nün Sonuçları

Avrupa Hunları'mn faaliyetleri sonucu oluşan Kavimler Göçü, bugünkü Avrupa'nın etnik yapısını şekillendiren en önemli olaydır. Alanlar, Vandallar, Süebler, Vizigotlar İspanya'ya giderek yerli halkla karıştılar. Bugünkü ispanyolların etnik durumu böylece belirmiş oldu. Angıllar ve Saksonlar Britanya (İngiliz) Adaları'na giderek yerlilerle karışıp, bugünkü İngilizleri meydana getirdiler.
Kavimler Göçü sonucunda Roma topraklarına giren pek çok kavim Roma'nm dengesini bozarak Roma İmparatorluğu'nun önce ikiye ayrılmasına (395), sonra da Batı Roma'nın yıkılmasına (476) sebep oldular.
Kavimler göçü "Eski Çağ"ın bitip, "Orta Çağ"ın başlamasını sağladı.
Göç eden pek çok kavimin Roma'ya yığılması Avrupa'da uzun yıllar sürecek olan Roma-Cermen gruplaşmasına yol açtı.
Hunlar sayesinde Türk kültürü pek çok bakımlardan Avrupalı kavimleri etkiledi. Özellikle "At"ın orduda kullanılması, orduda "Onlu Sistem"in yayılması, "Pantolon ve Cekef'in kullanılması bu etkilerden bazılarıdır.
Rapor Et
Eski 10 Aralık 2007, 16:56

Kavimler Göçü

#10 (link)
asi kızz
Ziyaretçi
asi kızz - avatarı
xxKAVİMLER GÖÇÜ
KAVİMLER GÖÇÜ

Çiçi'ye bağlı Batı Hunları Çin'in ve Doğu Hunları'nın baskısıyla Aral Gölü civarına göç etmişlerdi.
Burada 200 sene hayatlarını sürdüren Batı Hunlarının nüfusları arttı. Toprakları yetersiz kalmaya
başladı. Ve başka Türk Boylarının katılmasıyla güçlendiler. MS. 374 yılında VOLGA (İTİL) nehrini aşarak
Batı'ya (Avrupa'ya) doğru ilerlemeye başladılar. Türklerin bu ilerlemeleri karşısında önlerinde bulunan
Vizigot, Ostrogot, Vandal, Sakson, Frank, Germen gibi bir çok kavim hareketlenerek Türklerden kaçmaya
başladılar.
Böylece Batı Hun Türklerinin, sebep olduğu bu olaya tarihte KAVİMLER GÖÇÜ adı verilir.(375)

KAVİMLER GÖÇÜNÜN SONUÇLARI

1)- Roma İmparatorluğu; Doğu ve Batı Roma İmparatorluğu olmak üzere ikiye ayrıldı.(395). Batı Roma
İmparatorluğu 476 yılında bu Germen kavimleri tarafından yıkıldı.
2)- Avrupa'nın ETNİK yapısı değişti. (Germen kavimlerinin Avrupa'daki yerli kavimlerle karışması
sonucu yeni milletler ortaya çıktı.)

3)- Türkler Avrupa'da BATI HUN DEVLETİ'ni(AVRUPA HUN) kurdular.
4)- İngiltere, Fransa gibi Avrupa devletlerinin temeli atıldı.
5)- Avrupa'da FEODALİTE (DEREBEYLİK) rejimi ortaya çıktı.
6)- İlk çağ kapandı, Ortaçağ başladı.
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.273 saniyede (81.17% PHP - 18.83% MySQL) 17 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 15:55
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi