Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Mezar Taşları

Bu konu Satırlarla Türkiye forumunda virtuecat tarafından 6 Nisan 2007 (01:35) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
20087 kez görüntülenmiş, 3 cevap yazılmış ve son mesaj 11 Şubat 2008 (23:31) tarihinde gönderilmiştir.
  • Bu konuyu beğendiniz mi?   
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 6 Nisan 2007, 01:35

Mezar Taşları

#1 (link)
virtuecat
Ziyaretçi
virtuecat - avatarı
Mezar taşı geleneği ve tarih, edebiyat, sanat

Milletimizin tarih boyunca atalarına ve örflerine büyük ehemmiyet verdiği bilinmektedir. İslam öncesi çeşitli şekillerde icra edilen defin merasimleri ve anıt mezar gelenekleri, İslamiyet’i kabulden sonra değişikliklerle devam etmiş, kümbet ile türbe yapıları ortaya çıkmıştır. Daha ziyade din ve devlet büyükleri için inşa edilen bu yapıların yanında halkın yaptırdığı mezar taşları önemli bir yekün ile karşımıza çıkmaktadır.
Anadolu’ya Müslüman Türkler’le dikilen mezar taşları, Osmanlılar döneminde şekil ve muhteva olarak daha da zenginleşmiştir. Özenle işlenen, üzerlerinde birçok sanat icra edilen, kültürümüzü nesillerden nesillere intikal ettiren ve mimari üsluplar ile irtibatları açıkça fark edilen mezar taşları, Müslüman Türk’ün yaşadığı her yerde kimliğinin simgesi olmuştur.

Tarih, sanat ve kültür zaviyesinden bakılırsa; eski mezar taşlarımızın, türlü sanatları aksettirip, birçok sanatçının emeğini taşıyan, milli kültür ve tarihimize ışık tutan çok boyutlu, pek kıymetli ve başka nüshası bulunmayan arşiv vesikaları olduğu anlaşılır. Mezar taşları, bir zamanlar aynı havayı teneffüs edip aynı mekanlarda yaşayan sakinlerin, inançları, dertleri, korkuları, üzüntüleri, nükteleri ve türlü hissiyatını bizlere aktaran belgelerdir.(1) Bugün her millet mezarlıklarını varlık ve tarihlerinin bekçileri olarak görmekte ise de hiçbir milletin mezarlıkları Türk kabristanları kadar orijinal,mütenevvi ve muhteşem değildir.(2)
Batı sanatkarlarını kendisine hayran bırakan mezar taşlarından bir tanesi büyütülecek olsa, Avrupa kentlerinden birinin ortasına bir sanat abidesi olarak dikilebileceğine işaret eden birçok sanatkar ve ilim adamımız vardır.(3)Başka dinlere mensup milletlerin mezarlıklarında duyulan korku, ürperti ve sıkıntının yerini Türk kabristanlarında huzur, tefekkür ve tatlı hayallerin aldığını, yabancı ağızlardan bile duyabilmekteyiz.(4)Kültür ve sanat karşılaştırmasında Türk mezarlıklarının üstünlüğünü anlatan birçok batılı araştırmacıyı da görüyoruz.(5)

Mezar taşları, tarihimize ışık tutan hiçbir yerde ulaşamayacağımız bilgileri havi kaynak durumundadırlar. Bazı coğrafi isimler, mülki bölümler, devlet müesseseleri, meslek, sanat ve zanaatlarımız ile bunları icra edenler, alimler, şairler, devlet ricali ve kahramanlar için belki de sadece mezar taşlarını me’haz gösterebiliyoruz.(6) Tarihi şöhrete sahip zevatın akrabaları, evladı, ahfadı ve etrafı ile ilgili bilgilere mezar taşlarında rastlayabiliyoruz. Tıp ve tasavvuf tarihi alanlarında da istifade edilen mezar taşları etnografya ve müzeciliğin önemli bir konusu olan tarihi kıyafetler, serpuşlar ve kavuklar mezar taşlarında çok sağlıklı temsil edilmişlerdir. Başlıklar, sarıklar, fesler ve remizler kişinin sosyal sınıfına, vazifesine, mesleğine, sanatına ve tasavvufi meşrebine delalet ettiğinden, kıyafet tarihimiz ve müzeciliğimiz için belgesel değer taşıyan mezar taşları çağlar boyu süregelen değişiklikleri gözler önüne sererler.(7)

Türk dili ve edebiyatının en mühim kaynaklarından biri olan mezar taşı kitabeleri, nazım ve nesir ifadeleri ile, edebiyat tarihimizin ulaşılamamış hazinesi durumundadırlar. Mezar taşı kitabeleri döneminin dil ve ifade özelliklerini yansıtarak Türk dilinin tarihi seyrini takip edebilme imkanı verirler. Ölüm gibi insanların ziyadesi ile hissiyatını harekete geçiren bir hadise, mezar taşı kitabelerinde; ayet, hadis, vecize, atasözü, nesir, şiir, temenni ve dua olarak yankı bulmuş, Müslüman Türk ‘ün hislerine bu kitabeler tercüman olmuştur. Nazım olarak düzenlenmiş mezar taşı kitabelerinin bir çoğunda rastladığımız ebced hesabıyla tarih düşürme usulünün tam anlamıyla çözümlenmesi, bu kitabeler değerlendirilmeden yapıldığında eksik kalır.(8) Zira şairlerimiz ebced hususundaki kudretlerini en çok mezar taşı kitabelerinde sergilemişlerdir.

Hat sanatımızın tarihi tekamülünü en güzel izleyebildiğimiz ve sürekli açık bir sergi, bir açık hava müzesi durumundaki mezarlıklarımızda, en büyük sanatkarlarımızın imzalarını görebilmek mümkündür Osmanlılar yazıya ayrı bir önem verdikleri için Osmanlı mezar taşlarında kitabe ve hüsn-i hat ön plana çıkmıştır. Her mezar taşında da güzel yazıya rastlamayabilir. Celi sülüs ve celi talik dışındaki yazı çeşitlerini çok nadir gördüğümüz mezar taşı kitabelerinin sonuna imza koyma geleneği 18. asırla başlamıştır.(9) 19.yüzyıldan itibaren en nefis örneklerine rastladığımız celi yazılar, en meşhur hattatlarımız tarafından, Osmanlılar’ın son zamanlarına kadar mezar taşı kitabesi formunda da icra edilmiştir. Bütün kitabelerde olduğu gibi mezar taşına geçirilecek kitabe metni hattat tarafından siyah boyalı bir kağıda zırnık denen sarı renkli bir boya ile yazılır. Bu malzemeler tashih kolaylığı için tercih edilir. Bu asıl kalıbın altına bir kağıt yerleştirilerek harflerin etrafı sıkça iğnelenir ve alttaki kağıda ince ve sık noktalar halinde yazı geçirilmiş olur. Bu alt kalıp taş üstüne sabitlenir ve üzerinde kömür tozu gezdirilir. Taş üzerinde siyah noktalar halinde beliren yazıyı taş ustası çekiç ve çelik kalem yardımıyla zemini oyarak kabartma halinde ortaya çıkarır. Tabi ki hattatın eserinin en güzel şekilde taşa geçirilmesi hakkakın maharetine bağlıdır. Bu sebeple meşhur hattatların usta taşçıları şart koştukları bilinmektedir.(10)

Eski mezarlıklarımız Türk tezyinatının tedkikine yarayacak binlerce eserin bulunduğu özel mekanlarımızdır. Binbir çeşit motif ve çiçek uygulaması ile mezar taşlarında, tarihten günümüze Türk süsleme sanatı sergidedir.(11) Mezar taşları üzerindeki tezyinat muhtelif sanat devirlerine göre değişir. Bunların tarihlerine göre Türk süslemesinin üslupları ve zaman içindeki değişiklikleri ile alakalı malumat edinmek mümkündür.(12) Mezar taşları üzerindeki süslemeleri kronolojik olarak bir albüm çalışması ile tesbit etmek Türk bezemeciliğinin en doğru tarihini meydana getirmek demektir. Taş ustalarının en ince detaylarına kadar işlediği klasik motifler ve çiçekler Osmanlı sanatının avrupa etkisi ile bozulduğu dönemlerde barok ve ampir üslubundan etkilenmiştir. Son devrin vasıfsız ve kişiliksiz tezyinatı önceki sanatımızın durumunu acıklı bir şekilde yansıtır(13)

Mezar taşları yazıları tezyinatı ve şekilleri itibari ile Türk taş işçiliğinin en mühim şubelerindendir. Eski mezarlıklarımız Türk taşçılığının muhtelif sanat devirlerindeki değişim ve farklılıklarını en güzel şekilde yansıtan mekanlardır. Güzel bir mezar taşında hattat, nakkaş bazen şair ve mermer ustasının emeği bulunur. Bütün sanatların yansıtılması taş sanatkarının işidir. Taş ustasının çok hassas çalıştığı taşlar diğer sanatlar içinde kıymet eder. Her devirde mezar taşçılığı Türk mimari ekolleri ve üsluplarıyla paralellik arz eder.(14) Dönemin mimari eserleriyle mezar taşları arasında malzeme motifler ve yöresel detaylarda büyük benzerlikler vardır. Çeşitli sebeplerle heykel yapmayan Türk sanatkarı bütün maharetini mezar taşlarında ve bilhassa serpuşlarda göstermiştir. Mezar taşı ustası ile heykeltıraşın teknik ve estetik plandaki çalışmaları aynı gözükmektedir. Avrupa’da ancak 20. Asırdan itibaren düşünülen soyut heykel anlayışı ile benzerlikler gösteren mezar taşlarının(15) diğerinden en mühim farkı fonksiyonel olması ve türlü ince vazifeleri icra etmesidir.

Not:Bu yazının kaynağı olan "kaybolan medeniyetimiz" adlı muhteşem eser konusunda sanırım bir ilk hem içerik hem grafik, tasarım ,fotoğraf ve baskı kalitesi açısından tek kelime ile mükemmel bu konulara ilgi duyan herkesin kütüphanesinde bulundurmasını tavsiye ediyoruz
(Kaybolan Medeniyetimiz, Damla Yayınları, İsmail Gürkan Cd. No.6
34110 Cağaloğlu-İst. 0 212 5142828)


KAYNAK:

Uygulamalı Türk İslam Kütüphanesi ,Kaybolan Medeniyetimiz
Hüseyin Kutlu - Hekimoğlu Ali Paşa Camii Haziresi’ndeki Tarihi Mezar Taşları
1-Semavi Eyice, Mezarlıklarımız, Türk Yurdu, sayı:242, İstanbul, 1955, s.693.
2-Hikmet Turhan Dağlıoğlu, İstanbul Mezarları II, Yeni Türk Mecmuası, sayı:29, İstanbul,1935, s.1844
3-Çelik Gülersoy, İstanbul Tarihinin Mezar Taşları, Türkiye Turing Otomobil Kurumu Belleteni, sayı:49/328, İstanbul,1975, s.2
4-Bkz. Theophile Gautier, (Çev.:Nurullah Berk),Yabancı Gözüyle Türk Kabristanı, Türkiye Turing Otomobil Kurumu Belleteni, sayı:49/328, İstanbul,1975,s.16
5-Bkz. Semavi Eyice, a.g.m.,s.685-691
6-Enver Behnan Şapolyo, Türk Mezar Taşları, Önasya, sayı:57, İstanbul, 1970, s.10
7-M.Hüsrev Subaşı, Mezar Taşları Üzerine, Bülten, sayı:5,İstanbul,1994, s.11
8-bkz. Selahaddin Elker, Kitabelerde Ebced Hesabının Rolü, Vakıflar Dergisi,sayı:III,Ankara,1946,s.17-25
9-Uğur Derman, Mezar Kitabelerinde Yazı Sanatımız, Türkiye Turing Otomobil Kurumu Belleteni, İstanbul,1975,sayı:49/328,s.41
10-Uğur Derman, a.g.m., s.42
11-Muyin Memduh Tayanç, Türk Süsünde Çiçek, Tarih Hazinesi, İstanbul,1951,sayı:9,s.434-435
12-Celal Esat Arseven, Mezar Taşı, Sanat Ansiklopedisi, İstanbul,1983, c.III,s.1318
13-Mimar Hikmet, Mezar Taşları, Türk Yurdu, İstanbul,1928,sayı:197-3,s.50
14-bkz.Metin Haseki, Plastik Açıdan Türk Mezar Taşları, İstanbul 1977,s.41-47
15-Metin Haseki, a.g.e.,s.47-48

Rapor Et
Eski 6 Nisan 2007, 01:37

Mezar Taşları

#2 (link)
virtuecat
Ziyaretçi
virtuecat - avatarı
Osmanlı'da Mezartaşları

Ahirete göçmüş birinin bu dünyada ebedi kalma arzusunu, mezar taşı ile yansıttığını ve geride kalan yakınlarının bu taşı yaptırmak sureti ile bir israfla tatmin bulduğunu düşünmek; incelik ve estetikten yoksun sığ bir akıl yürütmektir. Mezar taşı kitabesinin ser levhası durumundaki yalnız Allah�ın baki olduğunu bildiren �Hüve�l Baki� ifadesi buna en güzel cevaptır. Osmanlı şehircilik anlayışında mezarlıkların toplumla iç içe olmalarının sebep ve sonuçlarını, belli yerlerde mezar taşları ile göz göze gelen insanların aldıkları tesiri iyi tartmak gerekir. Zira büyük külliyelerden küçük mahalle mescidlerine kadar hazirelere daima yer verilmiştir.

Müesseseleri, adetleri ve yaşantısı ile İslam�ın mesajı ve inceliklerini iyi kavradığını belli eden Osmanlı insanı, mezarlıklara da aynı ölçü ve hassasiyetle önem vermiştir. Osmanlı�nın bir ihtiyaca cevap veren nesneleri en güzel biçimde yaparak sanat eserleri ortaya çıkardığı görülmektedir. Başka bir ifade ile ecdadımızın sanat eserleri genellikle fonksiyonel olmuştur. Mezar taşları da türlü vazifeler ifa eden, araştırıldıkça başka derinlikleri keşfedilen çok kıymetli sanat eserleridir. Onlar, bir nişan olmaktan öte, ulvi görevleri sürekli icra etmektedir. Hz. Peygamber (s.a.v.)�in �Ölüm vaiz olarak yeter� (16) hadisinin ışığında ecdadımız, mezar taşları ile ölümü hatırlatıp, çarşı, medrese, tekke, camii ve türlü içtimai müessesenin yanında en güzel ifadeler, en dikkatli ve sanatlı çalışmalar ile dünya için duyulan hırsı dizginlemeye çalışmıştır. Mezar taşları; Allah�ı tesbih edip, ayet ve hadislerle söze başlayan, bazen şiir bazen nesirle, bıkmadan usanmadan nasihat eden mükemmel vaizlerdir. Sanat bütün zarafeti ile ulvi bir hizmet yürütmektedir. Mezarlıkların sadece ölülere ayrılmış mekanlar olmadığını, Peygamber Efendimiz�in kabirleri ziyaret edip, ölümü hatırlamamız yolundaki tavsiyelerinden (17) anlıyoruz. Allah Resulü�nün bir gece Cebrail (a.s.)�ın Cennetü�l-Baki mezarlığındakiler için dua edip, mağfiret dilemesini istemesi üzerine, onun gece Hz. Aişe�nin yanından ayrılarak kabristana gitmesi (18) de bu hususta önemli bir işarettir.

Kaynak hadis kitaplarında ölüler için dua, onları hayırla yad etme iyiliklerini anlatma konularında çeşitli tavsiyeler yer alır. Mezar taşları Peygamber Efendimiz (s.a.v.)�in vurguladığı ölülerimizin iyiliklerini anıp, hatalarını bırakma prensibini (19) daima yerine getirirler. Bu sayede hem geride kalan yakınları huzur bulur, hem de kitabeyi okuyanlar Allah Teala�nın bize öğrettiği dualar (20) üzere mevta için mağfiret ister. Kitabelerde ifrat �tefrit sınırlarına dikkat edildiği görülür. Kur�an�ın yasakladığı; günahsız gösterme, övünme, temize çıkarma konularında (21) haddi aşma görülmez. İfadelerde ümit ve dua hakimdir ve herkesin Allah�ın rahmetine muhtaç olduğu daima tekrarlanır. Yine Resulullah (a.s.)�ın buyurduğu üzere insanların en akıllısı ölümü en çok anan ve en ziyade hazırlananlardır ve onlar bu dünyanın şerefini ve ahiretin kerametini beraberlerinde götürebilirler. (22) Ecdadımızın mezar taşları ile bu hatırlamayı ve hatırlatmayı çağlar boyu zinde tutmayı başardığı aşikardır.

Bir çok İslam büyüğünün ölümü hatırlamak, dünyaya meyletmemek ve hesaba çekilmeden nefis muhasebesi yapmak ve benzeri nasihatlerinin ışığında kabristanların bu zaviyeden faydalarını anlayabiliriz. Hz. Ömer (r.a.)�in kendisine ölümü hatırlatması için birini vazifelendirdiği ve sakalına ak düşene dek ona ücret ödediği rivayeti meşhurdur. İşte mezar taşları hayatın içindeki türlü belirtilerden daha çarpıcı bir şekilde cemiyete ölümü ve ukbayı haykırırlar. Cisimleri ile gözlere, kitabeleri ile gönüllere fenayı ve ebedi alemi anlatırlar.

İslam dininin temel kaynaklarındaki temel düsturlar çerçevesinde konuya bakılırsa; başka milletlerde korkulan, yaklaşılmayan mezarlıklar, özellikle Türk-İslam toplumunda ğufran bahçeleri olmuştur. Yahya Kemal�in tabiri ile ölüleri ile beraber yaşayan Osmanlılar mezarlıkların tesisinde de birçok uygulamada olduğu gibi tefekküründe aciz kaldığımız derin ve ince düşüncelerle hareket etmişler, hem ölüye hem diriye fayda teminine çalışmışlardır.

KAYNAK:
Hüseyin Kutlu, Kaybolan Medeniyetimiz, Hekimoğlu Ali Paşa Camii Haziresi�ndeki Tarihi Mezar Taşları
Uygulamalı Türk İslam Kütüphanesi ,
16-Abdürrauf el-Münavi, Feyzü�l-Kadir,c.5,s.4
17-Müslim, Cenaiz,105
18-Müslim, Cenaiz,103.Nesai, Cenaiz,103, Müsnet,VI.,221
19-Tirmizi, Cenaiz,34., Ebu Davud, Edeb,42
20-Haşr Suresi, 10. Ayet
21-Nisa Süresi, 49. Ayet
22-İbn-i Mace, Zühd 31.

Rapor Et
Eski 6 Nisan 2007, 01:49

Mezar Taşları

#3 (link)
virtuecat
Ziyaretçi
virtuecat - avatarı
Tarihi Mezar Taşları


ssbb2616c9f43bn2


Seyyid Bilal Camii avlusu içindeki mezar taşlarından


l hüve-l-bâkî
2 Kâvî-zâde Halil Beg hazretinin zevce-i pâki
3 Şarab-ı irci'inden nûş edüb Mevlası buldı
4 kırılsün çarh-ı gerdûnun yıkılsın kubbe-i eflâk
5 nicün-kim böyle bir rûh-ı mu'vir gül gibi soldı
6 Hümâya kankı gözler-le temâşâ eylemek mümkin
7 Cihanı ağladub keyfi bitürdi söyledi güldi
8 iki cânın muhabbet câmını nâ eyledi meksûr
9 anun-içün sâkî-i hicran elden kâseler toldi
10 oku birer fatiha ihlasla elbet tehî dönmez
11 bilenler kim yigirmi sâli-ile bir nev-civan oldı
12 dedim Zühdî biz ol mensûrenin cevher-le ta'rihin
13 fenadan bizim Hakka Â'işe Hanım gider oldı


14 sene 1259 fi 8 m



sbm02mj6

Seyyid Bilal Camii avlusu içindeki mezar taşlarından


1 hüve-l-hayyü-l-bâkî
2 âh elinden ey ecel aldın beni
3 kim kara yer içre yeksân eyledin
4 bunca yıllar derde derman bulmadım
5 âkıbet bağrımı piryân eyledin
6 hâke saldın çün vücudım n-eyleyim
7 ehl ü evlâdlarımı gîriyân eyledin
8 ağlasun evlâdlarım haşre dek hasret
9 hasret iştiyak ile dedim uryan eyledin
10 okun ta'rihimi mezarımda benim
11 zehr içerdin kâse kâse hem-de nâlân eyledin
12 Kâvîzâde Kurt Süleyman Ağanın
13 halîle-i muhteremeleri Â'işe Gülîz
14 Hanımın rûhı-içün el-fâtiha


15 sene 1254 fî 10 c
Rapor Et
Eski 11 Şubat 2008, 23:31

Mezar Nedir?

#4 (link)
Never Say Never Agaın
asla_asla_deme - avatarı

Mezar, (Arapça kökenli) ölen birinin ya da bir hayvanın gömülü olduğu yer (kabir, sin, makber, gömüt) anlamına gelir. Bazı toplumlarda ölüler yakılırken; İslam ya da Hıristiyanlık'ta ölülerin mezar içinde diğer hayata geçmek için beklediğine inanılır. Tarihte büyük devlet yöneticileri için anıt mezarlar yapılmıştır. Mısır'daki piramitler ve Tac Mahal bunlardan bazılarıdır. Mezarların topluca bulunduğu alana mezarlık denir.

İslamiyette ölüler kefenle toprağın altına gömülürken, Yahudiler kefene sardıkları ölüyü tabuta koyarak toprağa gömerler.

Mezarların genellikle baş tarafında isim-doğum tarihi-ölüm tarihinin yazılı olduğu bir tahta parçası ya da bir taş bulunur. Bazı kültürlerde isim-doğum tarihi gibi yazılar haricinde, ölünün hayattayken çok sevdiği şeylerin çizimleri de bulunabilir.

Ölü, mezara çoğunlukla yatay olarak konulur ancak bazı kültürler ölülerini toprağa dik gömerler. Yine bazı kültürlerde bir mezarın içinde sadece bir adet ölü bulunabiliyorken; evli çiftler ranzaya benzeyen mezar tasarımları sayesinde aynı mezarda yatabilir.
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.169 saniyede (74.39% PHP - 25.61% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +2 - Saat: 12:27
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi