Üye Ol
Ana SayfaForumlarGünlüklerToplulukVideolarSohbetBize Ulaşın
Forumda Ara
Cevap

Milli kültür nedir? Ögeleri nelerdir?

Eski 02-12-2008 #51 (mesaj-linki)
Ziyaretçi

Milli Kültürün Öğeleri Nelerdir?

milli kulturun öğeleri nelerdır

Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  Bu mesaja hızlı cevap gönder   
Eski 03-12-2008 #53 (mesaj-linki)
Ziyaretçi
banada lazımmmmmmmmmm!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  Bu mesaja hızlı cevap gönder   
Eski 03-12-2008 #54 (mesaj-linki)
Keten Prenses - avatarı
MİLLİ KÜLTÜR NEDİR?
Kültür, toplumda yaşayan insanların bütün öğrendikleri ve paylaştıklarını kapsayan bir kavramdır. Davranış bilimlerinin incelediği hemen her şey kültür tarafından biçimlendirilmiştir, örneğin, dünyaya gelen bir çocuk, dilini, dinini, yiyip-içmesini, çevresini, sosyal yaşantısını, çocuk yetiştirmesini, bilgi kurallarını ,manevi değerlerini ve hatta ölümden sonraki yaşantısını da belirli bir kültür kalıbı içersinde öğrenir. İnsanoğlu hayatta bazı değer, inanç ve sosyal ilişkileri öğrenerek bir toplumsal varlık haline gelir. İşte bunlar hep basit bir şekilde kültürü oluşturur.
Kültür, doğuştan başlayarak bilinçli ya da bilinçsiz edindiğimiz, içimize sindirip özümlediğimiz bilgilerin tümüdür. Öyle ise kültürün ana kaynağı kafamızın içindedir. Kafamızın içindeki bu bilgiler dış dünyaya davranışlarımızla , yaptığımız araç ve gereçle yansır. Doğuştan başlayarak edindiğimiz bu bilgilerin ışığında karşımızdaki insanların davranışlarını yorumlar, yorumladıktan sonra da ona göre bir davranış şekli tuttururuz. İlk gençlik yıllarımızda sokak aralarında bazen kızların peşinden koşardık. Sokaktaki kızlarla onları izleyen ve gözleyen bizlerin bu konularda birçok bilgilerimiz vardı. Bu bilgileri biz, yakın ve uzak çevredeki insanlardan öğrenmiştik. Edindiğimiz bu bilgilerin yardımı ile izlediğimiz kızların yürüyüşlerini, bakışlarını ya da bakmayışlarını yorumlar ona göre nasıl davranacağımızı bilirdik. Müzik yapma ve dinleme de kuşkusuz bir davranış şeklidir. Bu davranış da kafamızdaki müzik bilgi ve kavramlarından kaynaklanır .Geçmişteki anılarımız ve deneyimlerimiz bu bilgi ve kavramların şekillenmesinde etkili olurlar. Alan P. Merriam müzik kavramlarının davranışları, davranışların ise müziği ürettiğini savunur. Karsın bir kahvesinde bir kültürel araç (saz) kullanarak anında dörtlük şiirler söyleyebilen saz şairleri de bilinçli ya da bilinçsiz öğrendikleri kavramları özümleyen ve yeni bileşimleri dış dünyaya yansıtan sanatçılardır. Dışa yansıttıkları müzik ve şiir aslında büyük bir buz dağının su yüzünde görünen küçük bir parçasıdır. Suyun altında ise binlerce yıldan bu yana kullanılan bir dil, o dil içindeki en etkili sözcükler, bu sözcüklerin nerelerde ve nasıl kullanılacağı, saz üzerindeki perdeler den çıkan seslere ait bilgiler yatar. Örnek olarak aldığım saz şairlerinin bildikleri daha birçok bilgi ve kavramlar vardır. Aynı kahvede saz şairlerini dinleyenler de benzer biçimde birçok bilgilerle donatılmışlardır. Onlar bu bilgileri kullanarak saz şairlerinin müzik yapma ve şiir söyleme davranışlarını geçmişteki deneyim ve anılarının süzgecinden geçirerek yorumlar ve ona göre bir davranış şekli tuttururlar; bazen sevinir, bazen dertlenir, bazen da gülerler. Eğer aynı kahvede Batı çoksesli eğitimi görmüş ve bu müzikten etkilenmiş biri varsa o, bu tür müziği Batı uygarlığı ile bağdaştırmayabilir ve kahvede çıkıp gider. Görülüyor ki bir kültür içinde aynı, ya da değişik bölgelerde yaşayan insanlar farklı bilgilerle donatılmış olabilirler. Bunun sonucu olarak aynı ya da değişik bölgelerde yaşayan insanlarda farklı davranış şekilleri görmek olasıdır. Ankara ve Karstaki gençlerin sokaktaki davranışları gibi müzik yapma ve dinleme davranışları da bazı farklılıklar gösterebilir. Yabancı kültürlerden etkilenmiş bireylerin dışında kalan çoğunluğun bu farklı gibi görünen davranışlarını aynı kökten beslenen bir ağacın dallarına benzetebiliriz. Ana çizgilerdeki ortak noktalar Türk kültüründe yetişen insanların müzik yapma ve dinleme davranışlarını simgeler. Değişik Kültürel Bilgilerden Kaynaklanan Yanlış Yorum Ve Davranışlar Sokakta yürüyen ve Türk kültürü içinde büyüyen bir insan kendi kültürünün bilgilerini giyim kuşamı ve davranışlarıyla dışa yansıtır.Örnek olarak Bir gazeteden okuduğum olayı aktarayım. Araştırma yapmak için İstanbulda bulunan Amerikalı bir kız akşam saat dokuz sularında Kadıköyde yürümektedir. Bu arada köşe başında beklemekte olan bir erkeğe gözü takılır .Bunu anında fark eden erkek, kızın bu davranışım beni izle şeklinde yorumlar ve izlemeğe koyulur. Amerikalı kız kendisini izlemeğe başlayan erkeğin bu davranışını nasıl yorumlayacağını bilemez ve paniğe kapılır. Çünkü o, Amerikan kültürünün bilgilerini davranışlarıyla dışa yansıtırken sokaktaki bir erkeğe bir an dikkatli bakmanın beni izle şeklinde yorumlanacağını kestirememiştir. Aynı şekilde kızı izleyen erkeğin de kızın tutarsız ve şaşırtıcı davranışlarına bir anlam verememiştir. Görülmektedir ki farklı kültürel bilgiler farklı yorum ve davranışlara neden olabilmektedir. Amerikalı kızın davranışlarını yorumlamakta zorluk çeken genç eğer Batı müziği özel eğitiminden geçmemişse bu müziği de tutarsız, şaşırtıcı ve gürültülü bulur ve ona göre davranır; ya radyoyu kapatır, ya da oradan uzaklaşır. Türk müziği bilgisi olmayan bir yabancı da bizim için hüzünlü olmayan bir ezgiyi ağlamakla eş tutar ve teksesli karmaşık ritimli ezgiyi yorumlamakta zorluk çeker.
. Bazı toplumlarda iyi olarak nitelenen şeyler, bazılarında çok kötü olarak tanımlanabilir. Bu nedenle toplumlar arası farklılıkları hiçbir zaman göz ardı etmemeliyiz. Çünkü, her kültür bazı olaylara bir anlam verir ve onu belli bir biçimde yorumlar. Bu yorumların bazıları değişken, geçici bile olsa kültürün üyeleri onları olduğu gibi kabul ederler. Örneğin, resmi bir görüşmeye giderken son derece resmi kıyafetin altına lastik papuç ve beyaz spor çorabı giydiğiniz zaman ne gibi bir olayla karşılaşacağınız ve karşınızdaki insanın sizden edineceği izlenimini bir düşününüz!
Okuduğum bir dergide Kültür’ün özelliklerini şu ţekilde ifade etmektedir: 1. Ortak anlaşım sistemidir. Kültür insanların neye dikkat etmeleri gerektiğini belirler. Dünyanın algılanış biçimine yön verir, kişilerin tecrübeleri ve hayat organizasyonudur. Bir grubun üyeleri, aynı şeyleri aynı şekilde görmelerini ve algılamalarını sağlayan bir modeli paylaşır ve bu onları birarada tutar. Her insan içinde tecrübelerinden anlamlar çıkarma yollarını taşır. Etkili, dengeli ve anlamlı ilişkiler için , insanlar ortak bir anlaşım sistemine sahip olmalıdırlar. Olayları anlama, davranış ve gruptaki diğer insanların nasıl davranacağını tahmin etmenin ortak bir yolu olmalıdır. Örneğin; el sallama, öpücük gönderme gibi davranışlar ortak bir anlayış mekanizması olmadan bir anlam ifade etmez. Daha da ötesi, el kol hareketleri ile kastedilen anlam, kültür kimliklerinin ortak olması durumu haricinde, anlaşılan anlam ile uyuşmak zorunda değildir. Etkili iletişim ancak anlayışların ortak olması durumunda mümkündür. 2. İzafidir. Kulturde hiçbirşey net ve kesin değildir. Değişik kültürden insanların dünyayı anlayış şekilleri de değişiktir ve yaptıklarını değişik şekillerde yaparlar. Bu gruplardan birini diğerinden daha üst düzeyde ya da daha alt düzeyde kabul edebileceğimiz bir standart yoktur. Her milli kültür diğer kulturlerin dünyayı anlayış ve hareket etme şekillerine bağımlıdır. 3. Öğrenilmiştir. Kultur sosyal çevreden doğmuştur, kalıtsal değildir. İnsanların genetiğinde yoktur. 4. Topluluklarla ilgilidir. Kültür paylaşılan değerler ve anlayışlarla ilgili olgular topluluğudur.

Milli Kültürün Önemi

Büyük Önder Atatürk'e göre “Millet, aynı kültürden insanların oluşturduğu toplumdur”. Demek ki, “milli kültür”, bir devleti ayakta tutan unsurların en önemlisidir. Çünkü, milli kültür oluştuğunda ortaya millet çıkar. Millet ise mutlaka bir devlet oluşturur.

Dünya tarihine baktığımızda, milli kültüre sahip olmanın önemi daha iyi anlaşılır. Tarihe gözatıldığında, milli kültüre sahip halkların her türlü zorluğa karşı varlıklarını korudukları görülecektir. İkinci Dünya Savaşı'ndan enkaz halinde çıkmalarına rağmen kısa sürede önemli birer güç haline gelen Almanya ve Japonya bunun en güzel örneğidir.

Aynı şekilde, İstiklal Savaşı'nda Türklere yeni zaferler kazandıran, Türk Milletinin Atatürk milliyetçiliği ile tamamlanan milli kültürünün sağlamlığıdır.

Milli kültür, milli ve manevi değerlerin öğretildiği eğitim kurumlarında oluşmaya başlar. Eğitim kurumlarında, milli ve manevi değerleri öğrenen gençler ise bu değerlere sahip çıktıkları ölçüde devleti, milli birliği ve beraberliği güçlendirirler.

Atatürk'ün sözleri, ortak bir kültür oluşturan eğitimin milli birlik ve beraberlik açısından önemini açıkça ortaya koyar:

“Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri öğrenimin sınırları ne olursa olsun, ilk önce ve herşeyden önce Türkiye'nin bağımsızlığına, kendi benliğine, milli geleneklerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek gereği öğretilmelidir. Dünyada uluslararası duruma göre böyle bir mücadelenin gerektirdiği manevi unsurlara sahip olmayan kişiler ve bu nitelikte kişilerden oluşan toplumlara hayat ve bağımsızlık yoktur. Çocuklarımızı aynı eğitim derecesinden geçirerek yetiştireceğiz. Kesinlikle bilmeliyiz ki iki parça halinde yaşayan milletler zayıftır, hastadır. Çocuklarımıza vereceğimiz öğrenim sınırı ne olursa olsun onlara esas olarak şunları öğreteceğiz: Milletine, Türkiye Devleti'ne, TBMM'ne düşman olanlarlarla mücadele; bu mücadelenin sebep ve vasıtaları ile donatılmayan millet için yaşama hakkı yoktur.” (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, cilt 2, 1952, Türk İnkılap Tarihi Enstitü Yayınları)

Atatürk, bu sözlerle, alınan eğitimin, mahiyeti her ne olursa olsun, milli değerleri yücelten ve her zaman korunması gerekli unsurlar olarak ön planda tutan bir üsluba sahip olması gerektiğini vurgular. Çünkü, bir devletin sağlam temellere oturması için öncellikle milli birlik ve beraberliğini koruması gerekir. Bir devlet ne kadar gelişmiş olursa olsun, ne kadar güçlü olursa olsun eğer ortak bir kültüre sahip değilse parça parça demektir. Böyle bir devlet ise tüm gücünü kaybeder.

Milleti oluşturan unsurların en temel noktasında bireyler karşımıza çıkmaktadır. Bireylere milli beraberliğin ne olduğunu öğretmek ve milli şuuru kazandırmak ise ancak eğitimle gerçekleşebilir. Bireylere milleti için çalışmanın önemi öğretilmediği takdirde milli eğitim amacına ulaşmamış olur. Birey devletine ve dolayısıyla milletine faydasız bir insan haline gelir. Atatürk'ün vurguladığı gibi eğitimin mahiyeti ve düzeni her ne olursa olsun, gençler milli şuurun aşılayıcısı olan milli kültürümüzü öğrenecek şekilde eğitilmelidir. Ayrıca, milli kültürün temellerini Büyük Önder Atatürk'ün “İlke ve İnkılapları”nın oluşturduğu gençlere anlatılmalıdır.

Eğitim insanlara milli şuurdan başka daha birçok şey kazandırır. İnsanın hayata bakışını, prensiplerini, sanat anlayışını, ideallerini, yaşam şeklini belirler. İnsanların aileleri, dini, Ülkesi, cinsiyeti, yaşam seviyesinin standartları her ne olursa olsun verilen iyi bir eğitimle aradaki tüm farklar bir anda kalkabilir. Böylece insanlar aynı ortak amaçta birleşmiş olurlar. Milli şuur da buna eklendiğinde bireyler tamamen kaliteli, yüksek ahlaklı, devletine bağlı ve faydalı bir hale gelirler. Bir birey için devletine bağlı ve faydalı olmak, kendisinin ve gelecek nesillerin en iyi yaşam standartlarına ulaşmasına katkıda bulunmak demektir. Sonuç olarak, eğitimin amacı, Atatürk ilke ve inkılaplarını kendilerine ilke edinmiş, devletini ve milletini tüm değerlerin üzerinde tutan gençler yetiştirmek olmalıdır


Kültürün Unsurları Nelerdir

1. Dil: Dil, kültür unsurlarının başında gelir. Çünkü dil olmadan öteki unsurların meydana gelmesi mümkün değildir. Dil bir milletin ses dünyasıdır. Her millet kainatı değişik şekillerde algılamış ve yorumlamıştır. Aynı zamanda dil kültüre ait bütün değerleri bünyesinde barındıran bir kültür hazinesidir. Bir dil, onu kullanan milletin kafa yapısını, nasıl düşündüğünü, zihninin nasıl çalıştığını ve mantığını ortaya koyar.
2. Din: Kültür unsurları içerisinde çok önemli bir yere sahiptir. Bilhassa eski devirlerde yüzyıllarca bu kültür unsuru ön planda bulunmuş ve öteki kültür unsurlarını gölgede bırakmıştır. Dinin milletler üzerindeki hakimiyeti, imparatorluklardan millî topluluklara geçinceye kadar devam etmiştir. Milliyetçilik çağında milletler imparatorluklardan kopunca dinin fonksiyonu da azalmıştır. Dinin bir millet içerisindeki kültüre etkisi ve kültürün diğer unsurlarının oluşması ve değişmesindeki rolü ise devam etmektedir. Dini bayramlarımız ve törenlerimiz bunun açık örnekleri olarak dikkati çekmektedir.
3. Gelenek ve görenek: Bunlar bir milletin yazılı olmayan veya hepsi yazılı olmayan kanunlarıdır. Yazılı kanunların çoğu gelenek ve göreneklere göre düzenlenmiştir. Kanun, insanın toplum içerisindeki davranışlarını düzenler. İnsanlar bu düzeni asırlar boyunca gelenek ve göreneklerle sağlamışlardır. Fakat günümüzde bile yazılı anayasası bulunmayan ülkeler vardır. Bunlar toplum düzeninin hâlâ gelenek ve göreneklerle sağlamaktadırlar. Aslında kişinin bütün hal ve hareketlerinin yazılı kanunlarla tanzim etmek mümkün değildir. Çünkü yasalar genellikle hakları ve cezaları tayin etmektedir. Oysa insanın toplumda birçok sosyal ilişkileri bulunmaktadır: özür dilemek, selamlaşmak, saygı göstermek, davetlere katılmak, konuşmak, tartışmak, yazmak vs.. Bu davranışlarda nasıl bir usulün gerektiğini kanunlar dğil gelenek ve görenekler tayin eder.
4. Sanat: Sanat, bir millet diğer milletlerden ayıran, bir millete has duygu ve zevklerin tezahürü ve şekillenmesidir. O milletin güzeli yaratma ve bulma tarzıdır. İnsanoğlu barınır, beslenir, sosyal ve ruhsal ihtiyaçlarını gidermeye çalışır. Bunları yaparken oyalanmak, ruhunu okşamak, güzeli yakalamak, yeni güzellikler ortaya koymak ister. Bunun sonucunda sanat eseri ortaya çıkar. Her milletin sanat eğilimi ayrı bir özellik taşır. Söz, ses , mekan, renk ışık zevk ve anlayışı farklıdır. Demek ki sanat bir milletin ortak zevkinin ifade edilişidir. Bur kültür unsuru edebiyat, resim, mimarı, heykel vb... gibi kollara ayrılır.
5. Dünya görüşü: Dünya görüşü bir milletin başka milletlerden farklı olan hayat felsefesidir. Bir milletin fertleri ortak kültür dolayısıyla tutum, zihniyet ve davranış bakımından çeşitli ortak özellikler gösterirler. Sosyal ve ruhî olaylar karşısında fertlerin bu ortak tutum ve davranışları o milletin dünya görüşünü meydana getirir. Bunun için her millette değerler ve değer yargıları farklıdır. Askerlik, kahramanlık, aşk , madde, namus, temizlik, ahlak, ölüm, eğlence vs. Gibi hayat hadiseleri ve kavramları her millette değişik davranışlarla karşılanır.
6. Tarih: Milleti, dolayısıyla kültürü meydana getiren unsurlardan birisi olan tarih, bir milletin çağlar içindeki yürüyüş ve görünüşüdür. Tarih mazidir, fakat bu mazi bugünün ve dünün fertlerini millet içerisinde birbirine bağlayarak geleceğe taşır. Fertler arasında kader birliği temin eder. Aynı millete mensup insanlar tarih sayesinde akrabalıklarının farkına varabilirler. Tarih bir milletin nereden gelip nereye gittiğini gösteren kültür unsuru olarak, o milletin hayatında önemli bir yer tutar.

Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  Bu mesaja hızlı cevap gönder   
Eski 06-12-2008 #55 (mesaj-linki)
Ziyaretçi

Kültürümüzün dünü ve bugünü hakkında bilgiler nelerdir?

kültürümüzü oluşturan unsurların geçmişi ve bugünü arasındaki farklar

Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  Bu mesaja hızlı cevap gönder   
Eski 07-12-2008 #56 (mesaj-linki)
kelrapunzell - avatarı
Alıntı:



Cumhuriyetin ilk yıllarında, ulusal bir aydın tipi yaratılmaya çalışılmamış denemez! Ulusal bir bileşim kaygısı da görülüyor! Ne var ki, Mustafa Kemal'in ölümünden sonra, Türk kültürünü Yunan/Latin tabanına oturtmak eğilimi, 'aktarımcı ve malumatfuruş' aydın türünü yeniden tedavüle çıkarıyor. Üstelik, bürokrasiyle adeta özdeşleştirerek! Sonucunu görüyoruz: yarım asrı geçen cumhuriyet tarihinde, kültür hayatı, elli milyonluk ülkede, yüz bilemedin beş yüz bin kişiyi ilgilendiren bir darlıkta kalmıştır. Cumhuriyetin en büyük başarısızlıklarından birisi bu! Orijinal ulusal kültür bileşimi yapamıyor, bir, eldeki taklit kültürü de -halka yabancılaştığından kesinlikle demokratikleştiremiyor, iki. Bu ikisi birbirinin sebep ve sonucu mudur, düşününüz! Ama aydınlarımızın, toplumsal hayatı ilgilendiren siyasal önerilerindeki ıska geçmelerinin, çoğunun kökeninde bu gerçek yatıyor."
Attila İlhan "Ulusal Kültür Savaşı"nda Cumhuriyet aydınını okurlarından gelen mektupları da kullanarak dönemler itibariyle değerlendiriyor.


Ulusal kültür ,milli kimlik kavramının açıklanması çabası ciddi bir biçimde fil ile körlerin hikayesine dönmüş durumda ...
Tarihi yolların kimi batıya kimi ortadoğuya kimi orta asyaya kimi akdenize çıkıyor -Yani göç yollarına... etki verdiğimiz ve etkilendiğimiz coğrafyalara...

Bu arada Türk kültürü ve Türk kimliği ideolojik sahiplenmeler ve simgeler arasında çekiştirile çekiştirile anlaşılmaz bir bilmeceye dönüşmüş durumda ..

Biz kimiz aslında?Biz nasılız ve biz neyiz ...

ve ne değiliz ...

Halktan kopuk aydın tipinin nasıl yaratıldığını anlamak isteyenler için..
Ulusal kültür yaratma konusunda niye yıllardır bocaladığımızı anlamak isteyenler için
Cunhuriyetin şu anki karmaşasının hangi alanda ve sürecin hangi döneminde yapılan hataların bir sonucu olduğunu görmek için güzel bir analiz kitabı .

Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  Bu mesaja hızlı cevap gönder   
Eski 07-12-2008 #57 (mesaj-linki)
kelrapunzell - avatarı
Keten Prenses
Alıntı:
Karsın bir kahvesinde bir kültürel araç (saz) kullanarak anında dörtlük şiirler söyleyebilen saz şairleri de bilinçli ya da bilinçsiz öğrendikleri kavramları özümleyen ve yeni bileşimleri dış dünyaya yansıtan sanatçılardır. Dışa yansıttıkları müzik ve şiir aslında büyük bir buz dağının su yüzünde görünen küçük bir parçasıdır. Suyun altında ise binlerce yıldan bu yana kullanılan bir dil, o dil içindeki en etkili sözcükler, bu sözcüklerin nerelerde ve nasıl kullanılacağı, saz üzerindeki perdeler den çıkan seslere ait bilgiler yatar. Örnek olarak aldığım saz şairlerinin bildikleri daha birçok bilgi ve kavramlar vardır. Aynı kahvede saz şairlerini dinleyenler de benzer biçimde birçok bilgilerle donatılmışlardır. Onlar bu bilgileri kullanarak saz şairlerinin müzik yapma ve şiir söyleme davranışlarını geçmişteki deneyim ve anılarının süzgecinden geçirerek yorumlar ve ona göre bir davranış şekli tuttururlar; bazen sevinir, bazen dertlenir, bazen da gülerler. Eğer aynı kahvede Batı çoksesli eğitimi görmüş ve bu müzikten etkilenmiş biri varsa o, bu tür müziği Batı uygarlığı ile bağdaştırmayabilir ve kahvede çıkıp gider
Attila İlhan "Ulusal Kültür Savaşı"
Alıntı:
Ne var ki, Mustafa Kemal'in ölümünden sonra, Türk kültürünü Yunan/Latin tabanına oturtmak eğilimi, 'aktarımcı ve malumatfuruş' aydın türünü yeniden tedavüle çıkarıyor.
Alfabe değiştirmek başka müzik değiştirmek başka !
Müzik bir dil'dir ...Atatürk Türkçeyi ve Türk dilini -müzik dahil -değiştirmeye değil geliştirmeye çalıştı .

Bu kitaptaki bölümlerden birinde Atatürk'ün ölümünden sonraki dönemde yapılan en müthiş hatalardan birine değinilmişti

Bazı aydınlar türk halk müziği enstrümanı olan sazı(bağlamayı) beğenmemiş türk köylüsüne mandolin ve piyano çalmayı öğretmek istemişlerdi

Türk insanı mandolin ve piyano çalmayacak mı ? Elbette çalabilir ama bağlamanın alternatifi olarak değil ..Yerel olanı yok ederek değil ..
radyolarda türk müziği çalınmasına engel olunan bir dönemden söz ediliyor bu kitapta
amaç ne : insanlar klasik batı müziği dinlesinler

peki insanlar ne yaptı?

açıp beyrut radyosunu suriye radyosunu dinledi

Günün birinde biri de üzerine türkçe söz yazdı
alın size arabesk !

Aşık veysel in ,Karacaoğlanın halk müziğinin arabeskle ilgisi olmadığını düşünürseniz gerçek Türk halk müziğinin arap müziği ile ne kadar farklı olduğunu düşünürseniz şaşırtıcı gelebilir .
ama demek ki insanlar klasik batı müziğini daha uzak görmüşler kendilerine
şimdi de arap kültürü ve arap müziği istilası altındayız ..

(not:aslında batıda da gündelik insan pek dinlemez klasik müziği ve dinleyenler de sürekli ve yalnızca klasik batı müziği dinlemez )

Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  Bu mesaja hızlı cevap gönder   
Eski 07-12-2008 #58 (mesaj-linki)
Ziyaretçi

kültür nedir milli kültür nedir ögeleri nedir

lütfen bana yaardım edin

Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  Bu mesaja hızlı cevap gönder   
Eski 12-12-2008 #59 (mesaj-linki)
Ziyaretçi

millli kültür nedir ve ögeleri nelerdir lütfen yardım

lütfen sorunun cevabını verin acil yardımmmmm(

Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  Bu mesaja hızlı cevap gönder   
Eski 12-12-2008 #60 (mesaj-linki)
Keten Prenses - avatarı
milli kültür nedir?


Kültür, toplumda yaşayan insanların bütün öğrendikleri ve paylaştıklarını kapsayan bir kavramdır. Davranış bilimlerinin incelediği hemen her şey kültür tarafından biçimlendirilmiştir, örneğin, dünyaya gelen bir çocuk, dilini, dinini, yiyip-içmesini, çevresini, sosyal yaşantısını, çocuk yetiştirmesini, bilgi kurallarını ,manevi değerlerini ve hatta ölümden sonraki yaşantısını da belirli bir kültür kalıbı içersinde öğrenir. İnsanoğlu hayatta bazı değer, inanç ve sosyal ilişkileri öğrenerek bir toplumsal varlık haline gelir. İşte bunlar hep basit bir şekilde kültürü oluşturur.
Kültür, doğuştan başlayarak bilinçli ya da bilinçsiz edindiğimiz, içimize sindirip özümlediğimiz bilgilerin tümüdür. Öyle ise kültürün ana kaynağı kafamızın içindedir. Kafamızın içindeki bu bilgiler dış dünyaya davranışlarımızla , yaptığımız araç ve gereçle yansır. Doğuştan başlayarak edindiğimiz bu bilgilerin ışığında karşımızdaki insanların davranışlarını yorumlar, yorumladıktan sonra da ona göre bir davranış şekli tuttururuz. İlk gençlik yıllarımızda sokak aralarında bazen kızların peşinden koşardık. Sokaktaki kızlarla onları izleyen ve gözleyen bizlerin bu konularda birçok bilgilerimiz vardı. Bu bilgileri biz, yakın ve uzak çevredeki insanlardan öğrenmiştik. Edindiğimiz bu bilgilerin yardımı ile izlediğimiz kızların yürüyüşlerini, bakışlarını ya da bakmayışlarını yorumlar ona göre nasıl davranacağımızı bilirdik. Müzik yapma ve dinleme de kuşkusuz bir davranış şeklidir. Bu davranış da kafamızdaki müzik bilgi ve kavramlarından kaynaklanır .Geçmişteki anılarımız ve deneyimlerimiz bu bilgi ve kavramların şekillenmesinde etkili olurlar. Alan P. Merriam müzik kavramlarının davranışları, davranışların ise müziği ürettiğini savunur. Karsın bir kahvesinde bir kültürel araç (saz) kullanarak anında dörtlük şiirler söyleyebilen saz şairleri de bilinçli ya da bilinçsiz öğrendikleri kavramları özümleyen ve yeni bileşimleri dış dünyaya yansıtan sanatçılardır. Dışa yansıttıkları müzik ve şiir aslında büyük bir buz dağının su yüzünde görünen küçük bir parçasıdır. Suyun altında ise binlerce yıldan bu yana kullanılan bir dil, o dil içindeki en etkili sözcükler, bu sözcüklerin nerelerde ve nasıl kullanılacağı, saz üzerindeki perdeler den çıkan seslere ait bilgiler yatar. Örnek olarak aldığım saz şairlerinin bildikleri daha birçok bilgi ve kavramlar vardır. Aynı kahvede saz şairlerini dinleyenler de benzer biçimde birçok bilgilerle donatılmışlardır. Onlar bu bilgileri kullanarak saz şairlerinin müzik yapma ve şiir söyleme davranışlarını geçmişteki deneyim ve anılarının süzgecinden geçirerek yorumlar ve ona göre bir davranış şekli tuttururlar; bazen sevinir, bazen dertlenir, bazen da gülerler. Eğer aynı kahvede Batı çoksesli eğitimi görmüş ve bu müzikten etkilenmiş biri varsa o, bu tür müziği Batı uygarlığı ile bağdaştırmayabilir ve kahvede çıkıp gider. Görülüyor ki bir kültür içinde aynı, ya da değişik bölgelerde yaşayan insanlar farklı bilgilerle donatılmış olabilirler. Bunun sonucu olarak aynı ya da değişik bölgelerde yaşayan insanlarda farklı davranış şekilleri görmek olasıdır. Ankara ve Karstaki gençlerin sokaktaki davranışları gibi müzik yapma ve dinleme davranışları da bazı farklılıklar gösterebilir. Yabancı kültürlerden etkilenmiş bireylerin dışında kalan çoğunluğun bu farklı gibi görünen davranışlarını aynı kökten beslenen bir ağacın dallarına benzetebiliriz. Ana çizgilerdeki ortak noktalar Türk kültüründe yetişen insanların müzik yapma ve dinleme davranışlarını simgeler. Değişik Kültürel Bilgilerden Kaynaklanan Yanlış Yorum Ve Davranışlar Sokakta yürüyen ve Türk kültürü içinde büyüyen bir insan kendi kültürünün bilgilerini giyim kuşamı ve davranışlarıyla dışa yansıtır.Örnek olarak Bir gazeteden okuduğum olayı aktarayım. Araştırma yapmak için İstanbulda bulunan Amerikalı bir kız akşam saat dokuz sularında Kadıköyde yürümektedir. Bu arada köşe başında beklemekte olan bir erkeğe gözü takılır .Bunu anında fark eden erkek, kızın bu davranışım beni izle şeklinde yorumlar ve izlemeğe koyulur. Amerikalı kız kendisini izlemeğe başlayan erkeğin bu davranışını nasıl yorumlayacağını bilemez ve paniğe kapılır. Çünkü o, Amerikan kültürünün bilgilerini davranışlarıyla dışa yansıtırken sokaktaki bir erkeğe bir an dikkatli bakmanın beni izle şeklinde yorumlanacağını kestirememiştir. Aynı şekilde kızı izleyen erkeğin de kızın tutarsız ve şaşırtıcı davranışlarına bir anlam verememiştir. Görülmektedir ki farklı kültürel bilgiler farklı yorum ve davranışlara neden olabilmektedir. Amerikalı kızın davranışlarını yorumlamakta zorluk çeken genç eğer Batı müziği özel eğitiminden geçmemişse bu müziği de tutarsız, şaşırtıcı ve gürültülü bulur ve ona göre davranır; ya radyoyu kapatır, ya da oradan uzaklaşır. Türk müziği bilgisi olmayan bir yabancı da bizim için hüzünlü olmayan bir ezgiyi ağlamakla eş tutar ve teksesli karmaşık ritimli ezgiyi yorumlamakta zorluk çeker.
. Bazı toplumlarda iyi olarak nitelenen şeyler, bazılarında çok kötü olarak tanımlanabilir. Bu nedenle toplumlar arası farklılıkları hiçbir zaman göz ardı etmemeliyiz. Çünkü, her kültür bazı olaylara bir anlam verir ve onu belli bir biçimde yorumlar. Bu yorumların bazıları değişken, geçici bile olsa kültürün üyeleri onları olduğu gibi kabul ederler. Örneğin, resmi bir görüşmeye giderken son derece resmi kıyafetin altına lastik papuç ve beyaz spor çorabı giydiğiniz zaman ne gibi bir olayla karşılaşacağınız ve karşınızdaki insanın sizden edineceği izlenimini bir düşününüz!
Okuduğum bir dergide Kültür’ün özelliklerini şu ţekilde ifade etmektedir: 1. Ortak anlaşım sistemidir. Kültür insanların neye dikkat etmeleri gerektiğini belirler. Dünyanın algılanış biçimine yön verir, kişilerin tecrübeleri ve hayat organizasyonudur. Bir grubun üyeleri, aynı şeyleri aynı şekilde görmelerini ve algılamalarını sağlayan bir modeli paylaşır ve bu onları birarada tutar. Her insan içinde tecrübelerinden anlamlar çıkarma yollarını taşır. Etkili, dengeli ve anlamlı ilişkiler için , insanlar ortak bir anlaşım sistemine sahip olmalıdırlar. Olayları anlama, davranış ve gruptaki diğer insanların nasıl davranacağını tahmin etmenin ortak bir yolu olmalıdır. Örneğin; el sallama, öpücük gönderme gibi davranışlar ortak bir anlayış mekanizması olmadan bir anlam ifade etmez. Daha da ötesi, el kol hareketleri ile kastedilen anlam, kültür kimliklerinin ortak olması durumu haricinde, anlaşılan anlam ile uyuşmak zorunda değildir. Etkili iletişim ancak anlayışların ortak olması durumunda mümkündür. 2. İzafidir. Kulturde hiçbirşey net ve kesin değildir. Değişik kültürden insanların dünyayı anlayış şekilleri de değişiktir ve yaptıklarını değişik şekillerde yaparlar. Bu gruplardan birini diğerinden daha üst düzeyde ya da daha alt düzeyde kabul edebileceğimiz bir standart yoktur. Her milli kültür diğer kulturlerin dünyayı anlayış ve hareket etme şekillerine bağımlıdır. 3. Öğrenilmiştir. Kultur sosyal çevreden doğmuştur, kalıtsal değildir. İnsanların genetiğinde yoktur. 4. Topluluklarla ilgilidir. Kültür paylaşılan değerler ve anlayışlarla ilgili olgular topluluğudur.

Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  Bu mesaja hızlı cevap gönder   
Cevap
Hızlı Cevap
Mesaj:
Seçenekler

Etiketler
milli kültür hakkında, msxlabs | milli kultur nedir ogeleri nelerdir, milli kultur ogeleri, milli kultur ogeleri nelerdir, milli kulturlerimiz, milli kulturun ogeleri, milli kulturun ogeleri nedir, milli kulturun ogeleri nelerdir, milli kulturun unsurlari,
Milli kültür nedir? Ögeleri nelerdir? Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Kültür nedir? Kültürün ögeleri nelerdir? Ziyaretçi Soru-Cevap 42 3 Gün Önce 19:20
Milli Kültür Nedir? Milli Kültürün Önem ve Unsurları BARIŞ Satırlarla Türkiye 12 1 Hafta Önce 19:53
Cümlenin ögeleri nelerdir? Ziyaretçi Soru-Cevap 6 16-01-2010 20:07
Kültür - Kültür Nedir - Kültür Hakkında mustafa_95 X-Sözlük 1 31-12-2009 21:45
Maddi Kültür ögeleri nelerdir? asasasasasa Soru-Cevap 4 24-11-2009 12:35