Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Sera gazının etkisini azaltmak için yenilenebilir enerji kaynaklarının rolü nedir?

Bu konu Soru-Cevap forumunda Ziyaretçi tarafından 17 Kasım 2008 (21:55) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
62645 kez görüntülenmiş, 55 cevap yazılmış ve son mesaj 10 Nisan 2014 (20:08) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 1.00  |  Oy Veren: 1      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 17 Kasım 2008, 21:55

Sera gazının etkisini azaltmak için yenilenebilir enerji kaynaklarının rolü nedir?

#1 (link)
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Ziyaretçi - avatarı
küresel ısınmaya neden olan sera gazının etkisinin azaltılması için yapılan çalışmalarda yenilenebilir enerji kaynaklarıın rolü nedir?
En iyi cevap Daisy-BT tarafından gönderildi

Alıntı:
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

küressel ısınmaya neden olan sera gazının etkisinin azaltılması için yapılan çalışmalarda yenilenebilir enerji kaynaklarının rolü nedir
bunun cevabını istiorum acil!!!!!!!!!


Fosil yakıtların dışındaki hızla geliştirilen öteki enerji kaynakları da, seragazı salımlarının azaltılması için önemli bir potansiyele sahiptir. CO2’nin biyolojik olarak uzaklaştırılması ( ng., carbon sequestration) ve fiziksel olarak tutulması ve depolanması ( ng.,CO2capture and storage) da, sera gazı salımlarının gelecekte azaltılmasında önemli bir roloynayabilecektir. Öteki teknolojiler ve önlemler, geri kalan ana sera gazı salımlarının (metan (CH4), diazotmonoksit (N2O), hidrofluorokarbonlar (HFC’ler), perfluorokarbonlar (PFC’ler) vesülfür heksafluorid (SF6)) azaltılması için enerji dışı sektörlere odaklanmaktadır.

Aşağıda verilenler, dünyada ve Türkiye’de gelecek 20 yılda sera gazı salımlarını azaltmak amacıyla yararlanabilecek olan, ileri teknoloji öngörülerini, yeni bilimsel ve teknik/teknolojik olanakları, önlemleri ve bazı makro politika araçlarını içerir (IPCC, 2001c; Moomaw ve Moreira,2001; Türkeş, 1997b, 2001c, 2001d, 2002e):

Ana Sektörlerde Sera Gazı Salımlarını Azaltma Seçenekleri

Yerleşmeler ve Hizmet Sektörü
: Çoğunlukla yerleşme (bina/konut) ve ticaret/hizmet sektörü olarak adlandırılan yerleşmeler ve ticari binalar için sera gazı salımlarının azaltılması olanaklarını içerir. Doğrudan kullanılan fosil yakıt enerjisinden kaynaklanan CO2salımları ve bu binalardaki iç ortam ya da hava koşullarının kontrolü (iklimlendirme -ısıtma ve soğutma-, havalandırma ve/ya da hava kalitesinin iyileştirilmesi) ve güç ekipmanı için kullanılan elektrik, sera gazı salımlarının bu sektördeki en büyük kaynağıdır. Öteki sera gazı kaynakları, izolasyon köpüğü üretiminden, konutve ticari soğutucular ile iklimlendirme ve havalandırmadan kaynaklanan CFC’leri ve yemek ocaklarında ve fırınlarda biyokütle yanması aracılığıyla üretilen çok çeşitli sera gazlarınıiçermektedir. Yeni Teknolojik ve Öteki Seçenekler:Literatürde, yerleşmeler ve ticaret sektöründe enerji kullanımını azaltma ve enerjiverimliliğini iyileştirme ve arttırma da kullanılabilecek 200 teknoloji ve önlemin varlığıbelirtiliyor (Moomaw ve Moreira, 2001).

Çeşitli ülke çalışmalarında, belirli iklim bölgelerindeki yerleşme sektöründen kaynaklanan sera gazı salımlarını azaltmak ve enerji verimliliğinigeliştirmek için çok sayıda teknoloji ve önlem tanımlanmıştır. Bu çalışmalara göre,yerleşmeler/ticaret sektörüne ilişkin belirlenen yeni teknolojik ve öteki seçenekler aşağıda verilenleri içermektedir:

Bütüncül Bina Tasarımı:
Bütüncül bina tasarımı, binanın yerleşimiyle (bakı,topografik ve mikroklimatik vb. özellikler) bağlantılı enerji tasarrufu olanaklarınınkullanılmasının yanı sıra, pencereler, yalıtım, ekipman ve iklimlendirme ve havalandırmasistemleri gibi bina bileşenleri arasındaki uyumu ve ilişkileri en yüksek derecede kullanmaüzerinde odaklanmaktadır. (ii) Elektrikli alet ve araçlardaki enerji verimliliğinin arttırılması ve enerji kayıplarınınen aza indirilmesi;(iii) Binalarda fotovoltaik sistemlerin yaygınlaştırılması ve kullanımının arttırılması;(iv) Toplu yerleşimlerde dağıtılmış güç jeneratörü uygulamalarının yaygınlaştırılması:Yerleşim yerinde ya da yakınında kurulu küçük ölçekli (500 kW’ın altında) güç üretim vedepolama sistemlerini içermektedir.

Ulaştırma ve Taşımacılık Sektörü: Yakıt hücreli motorlu trenler ve hava kirleticileri (CO, hidrokarbonlar, SO2, azot oksitleri(NOx) ve partikül madde) için ileri kontrol sistemleri gibi motorlu araçlar için öngörülengeleceğin ana teknolojilerine ilişkin son çalışmalar, ulaştırma sektöründe enerji kullanımı yollarıve onun çevre üzerindeki etkileri için köklü değişiklikler olacağını göstermektedir. Aynı zamanda, ulaştırmada dünya ölçeğindeki hızlı motorlaşma, düşük fiyatlı sıvı fosil yakıtlarınvarlığı ve daha büyük ve daha güçlü araçlara olan istemin yol açtığı gerekli sabit yakıt ekonomisi düzeylerindeki son eğilimler, vb. tüm gelişmeler ve değişiklikler, yakın gelecekte ulaştırmadan kaynaklanan sera gazı salımlarının düzenli olarak artacağını göstermektedir.

Yeni Teknolojik ve Öteki Seçenekler:
10 yıldan daha kısa bir süre önce, 2005’ler için yapılan yakıt ekonomisi potansiyelineilişkin öngörülerde ve değerlendirmelerde, ‘çok uzun süreli’ olarak düşünülen önemli enerjiverimliliği teknolojileri, daha şimdiden en azından bazı OECD ülkelerinde satın alınabilmektedir. (i) Hibrit elektrikli araçların geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması: Hibrit elektrikli araçlar,bir iç yanmalı motor (ya da başka bir yakıtlı güç kaynağı) ile bir elektrik motoru ve bataryasından (ya da ultrakapasitör gibi başka bir elektrik depolama düzeneğinden) oluşur. Bu araçlar, şehir içikullanımında, uzun süreli düşük hızlarda yüksek yakıt ekonomisi (örneğin, yaklaşık 40 km/saatortalama hızda, % 70-90 arasında bir verimlilik) sağlamaktadır (Moomaw ve Moreira, 2001). (ii) Hafif yapı malzemelerinin kullanımının arttırılması;(iii) Doğrudan enjeksiyonlu benzin ve dizel motorlarının yaygınlaştırılması;(iv) Otomotiv yakıt hücrelerinin geliştirilmesi ve kullanımının yaygınlaştırılması:Geleneksel iç yanmalı motorların enerji çevrim verimliliğinin iki katına ulaşma potansiyelibulunan yakıt hücreleri, son yıllarda büyük otomotiv şirketlerince önemli bir ilgi görmekte ve builginin şirketlerin en geç 2005 yılı modellerine yansıması beklenmektedir. Yeni çözümlemeler,hidrojenle çalışan tam yakıt hücreli motorlar için 40 ABD Doları/kW’ın altındaki maliyetleregelecek birkaç on yılda ulaşılabileceğini göstermektedir (Moomaw ve Moreira, 2001). Hidrojen, yakıt hücreleri için en temiz ve en verimli yakıt seçimidir, ancak hidrojen altyapısı ve araçüzerinde depolama koşulları henüz teknik ve ekonomik olanaklar sunmuyor. Gasolin, metanol yada etanol olası alternatifler arasındadır. Öte yandan, hidrojen kullanan orta boyutlu yakıt hücreliyolcu arabalarının tam olarak uygulanabilmesi için, maliyetlerin önemli bir düzeyde azalmasıgerekmektedir.

Salımların tam yakıt döngüsüyle azaltması;

Biyoyakıtların geliştirilmesi ve kullanımının yaygınlaştırılması: Methanol, ethanol, pirolitik petrol, bitkisel yağ ürünlerinden elde edilen biyodizel, vb.;(vii) leri uçak teknolojileri;(viii) Deniz taşımacılığının verimliliğinin arttırılması ve yaygınlaştırılması;(ix) Kamyon taşımacılığında, turbo dizel motorlu kamyonların yaygınlaştırılması:Günümüzde, özellikle gelişmiş ülkelerde, modern ağır kamyonlar, turbo şarjlı doğrudan enjeksiyonlu dizel motorlarla donatılmaktadır. Bu motorların en ileri olanları, % 45’lik bir termalverimliliğe ulaşmaktadır (Moomaw ve Moreira, 2001). Ancak, hala enerji verimliliğininarttırılmasına yönelik olanakların bulunduğu bilinmektedir. Bunlar, sıkıştırılmış (basınçlı) ya dasıvılaştırılmış gazın bazı uygulamalarda kullanımı gibi düşük karbonlu alternatif yakıtlar için öngörülen olanakları içermektedir.

Sürdürülebilir Ulaştırma Sistemleri: Bunlar, ülkelerin özel koşullarına ve kalkınmadüzeylerine dayanan, kent içinde ve dışında tüm ulaştırma olanaklarını, arazi kaynaklarını veçevre koruma stratejilerini, hız, güvenlik, ekonomiklik ve yakıt ekonomisi ve verimliliğiölçütlerini dikkate alan bütüncül bir ulaştırma sistemidir. Dünya ülkeleri ve kentler, motorlu ulaştırma ve taşımacılığın sürmekte olan büyümesince üretilen dış maliyetlerin büyüyendüzeylerini dikkate alarak, sürdürülebilir ulaştırma sistemlerine ulaşmak amacıyla planlargeliştirmektedir.Ulaştırmada sistem yaklaşımı çerçevesinde,bugünkü durumdan sürdürülebilirliğe ulaşma isteğine yönelik senaryoların geliştirilmesi amacıyla, 3 politika yolu yada aracı önerilmektedir (Moomaw ve Moreira, 2001):
  • Birinci politika aracı, ileri yol trafik yöntemi projeleriyle birlikte arazi kullanımıyönetimi stratejileri (çevre koruma stratejisi, sıkı kirletici salım düzenlemeleri ve yakıt ekonomisistandartları, vb.) ve fiyatlandırma düzenekleriyle birlikte olmak üzere (motor yakıtları için vergiler, park ücretleri ve ücretli yol geçişleri, vb.), kentsel ulaşım politikasında “en iyiuygulamaları” temsil eder.
  • İkinci politika aracı, transit yaya ve bisiklet yolu alt yapısına, arazi kullanımınıbiçimlendirmek amacıyla önemli bir yatırım olanağı sağlamaktadır. Bu alandaki yatırımlar, arazikullanımında yolların gelişmesini kontrol etmeyi, yol yapımının sınırlandırılmasını, temiz yakıtları özendirmeyi ve kentsel hava kalitesi hedeflerinin oluşturulmasını, yolların kullanımfiyatlandırmasını (örneğin, kalabalık ya da çok kullanılan yolların ücretlendirilmesini), vb. içermektedir. kinci politika aracının bugünkü uygulamalara eklenmesiyle, gelecek 20 yılda %20’lik bir artışın öngörüldüğü ulaştırma sektöründen kaynaklanan CO2salımlarının büyümesiniazaltacaktır.
  • Üçüncü politika aracı, yakıt fiyatlarının ve motorlu araçların tüm dış maliyetlerinin birlikte yıllık olarak arttırılmasını ve yüksek verimli, düşük ağırlıklı, düşük kirleticiotomobillerin, minibüslerin, kamyonların ve kent içi otobüslerin sağlanmasını destekleyecektir. Üçüncü politika aracının, 1995-2015 döneminde yakıt kullanımını % 40 düzeyinde azaltmasıöngörülmektedir. Sürdürülebilir bir ulaştırma sistemine ulaşabilmek için, ulaştırma ve kent içi trafik sistemlerinin, motorlu taşıtların daha az yakıt tüketmelerini sağlayabilecek biçimdedüzenlenmesi; ve kent içinde raylı toplu taşımacılığın, şehirlerarası yük ve yolcu taşımacılığındademiryollarının ve denizyollarının önemsenmesi ve uygulanması gerekir.

İmalat Sanayii Sektörü: Metal ve özellikle demir, çelik ve alüminyum üretimini içeren enerji yoğun ya da ağırsanayiiler, rafineriler, kağıt hamuru ve kağıt, temel kimyasallar (azotlu gübreler, petrokimyasallarve klorin, vb.) ve başta çimento olmak üzere metal-dışı mineraller, imalat sanayiinde sera gazısalımlarının azaltılması önlemleri ve seçenekleri açısından öne çıkmaktadır. Hafif sanayii olarak da adlandırılan düşük enerji yoğun sektörler, gıda, içecek ve tütün üretimini, tekstil üretimini,odun ve odun üretimini, matbaa ve yayıncılığı, hassas kimyasallar ve metal işleme sanayiini (otomobilleri, elektronikleri ve çeşitli aletleri) içermektedir. Bu sanayilerin her biri, çok sayıdason ürünleri üretir. malat sektöründen kaynaklanan CO2dışı gazlar, N2O, HFC’ler, PFC’ler veSF6’yı içerir. Adipik asit, nitrik asit, HCFC-22 ve alüminyum üretim süreçleri, bu gazlarıistenmeyen yan ürünler olarak salmaktadır. Bunların dışındaki öteki sanayiiler, ozon incelticimaddelerin yerine üretim yapan bir kaç sektörü de içerecek biçimde, bu kimyasalları imalatsüreçlerinde kullanmaktadır.

(meteor.gov.tr)
Rapor Et
Reklam
Eski 17 Kasım 2008, 22:00

Sera gazının etkisini azaltmak için yenilenebilir enerji kaynaklarının rolü nedir?

#2 (link)
MsXLabs Üyesi
Keten Prenses - avatarı
SERA ETKİSİ NEDİR?
yenilebilir enerji kaynakları nelerdir?
Rapor Et
Eski 23 Kasım 2008, 15:22

Sera gazı ve yenilebilir enerji kaynaklarının rolü nedir?

#3 (link)
NİHAL
Ziyaretçi
NİHAL - avatarı
küresel ısınmaya neden olan sera gazının etkisinin azaltılması için yapılan çalışmalarda,yenilenebilir enerji kaynaklarının rolü nedir?
Rapor Et
Eski 23 Kasım 2008, 15:35

Sera gazının etkisini azaltmak için yenilenebilir enerji kaynaklarının rolü nedir?

#4 (link)
MsXLabs Üyesi
Keten Prenses - avatarı
Yenilenebilir Enerji Kaynakları Nelerdir?



Yenilenebilir enerji kaynakları tablodan da görüldüğü gibi güneş,rüzgar,jeotermal gibi enerji kaynaklarına verilen isimdir.Tabloda belirtilmeyen okyanus akıntısı ve okyanuslardaki ısı etkisi gibi birkaç çeşit daha yenilenebilir enerji kaynağı mevcuttur.

Bu kaynaklardan bazıların eldesi çok kolay bazılarınınki ise çok güçtür.Bir bölgeye enerji sağlanması istendiğinde ön hazırlığının çok iyi yapılması,bölgenin enerji kaynaklarının iyi araştırılması ve de varolan enerjilerin iyi değerlendirilmesi gereklidir.Unutulmamalıdır ki en iyi enerji tasarruflu kullanılan enerjidir.Ülkemizin her yıl elektrik iletim hatlarında kaybettiği enerji miktarı neredeyse ürettiğinin yarısı kadardır.

Nasıl Gelişmiştir?
Enerji iş yapabilme kabiliyeti olarak tanımlanır. Endüstriyel manada insanlığın huzuru ve refahı için hizmet veren her enerji türü mühendislik ilgi alanına girer. Günümüzde, endüstrinin en temel enerji tüketimi elektrik enerjisi olup, onu ısınma veya ısıtma amaçlı fosil yakıtlar (petrol, kömür, doğal gaz…)takip etmektedir.
Geçmişten günümüze elektrik ekseriyetle hidrolik santraller vasıtasıyla üretilmektedir. Arazi yapısı ve nehir potansiyeli uygun olmayan ülkeler ise termik santraller vasıtasıyla elektrik ihtiyacını karşılamışlardır. Tüm ülkeler yine ısınma ihtiyacını kömür veya petrol ile karşılamaktadırlar.Diğer taraftan enerji ve yakıt talebi sürekli olarak artmaktadır.

Dolayısıyla hidrolik santraller veya termik santraller vasıtasıyla ve kömür veya petrol vasıtasıyla yakıt talebi karşılanamaz hale gelmesi kaçınılmaz bir gelecektir. Özellikle kömür ve petrol rezervlerinin sınırlı olması ve bir gün mutlaka bitecek olması gelecek enerji talebini planlayan enerji projeksiyonların çok önemle değerlendirilmektedir.
Bugün, petrol savaşları olarak tanımlanabilecek Körfez veya Afganistan krizleri göstermektedir ki, enerji endüstri ihtiyacı yanında çok büyük bir uluslar arası bağımsızlık yönü de vardır.Ülke politikalarında hemen hemen enerji başrolü oynamaktadır. Bir noktada bir ülkenin bağımsızlığı artık kendi enerjisini karşılayabilme potansiyeli ile belirlenmektedir. Enerji olmadan endüstri, endüstri olmadan refah ve mutlu toplum veya bağımsızlığını koruyabilme yeteneği olmayacağı için enerjisiz bir ülke siyaseti düşünülemez.

Bahsedilen krizler ve 1974 yılında meydana gelen ve petrol fiyatlarının aşırı yükselmesi ile sonuçlanan petrol krizi enerjinin önemini ortaya koymaktadır. Petrol fiyatlarındaki artış, petrol bağımlısı ülkelerde ekonomik krizlere, ekonomik krizlerde halk ayaklanmasına, böylece de dış ülkelerin müdahelesine ortam hazırlamıştır. Bununla birlikte, 1974 petrol krizinde sanayileşmiş ülkeler teknolojileri ve sanayi ürünleri ihracatları vasıtasıyla, geniş ölçüde petrol kaynaklarına sahip değilken, hafif bir sıkıntı ile bağımsızlıklarından ödün vermeden atlatmışlardır. Hatta benzer bir duruma tekrar düşmemek için enerji bağımsız hale gelmenin yöntemlerini aramışlardır. Petrol, kömür ve hidrolik potansiyele dayanmayan, bilimsel terminolojide Yenilenebilir Enerji Kaynakları olarak isimlendirilen, yeni enerji kaynakları geliştirmişlerdir. Bu kaynakların her ülkede olabilecek olmasına özellikle dikkat edilmiştir.

Neden Kullanılır?
Dünyamızda enerji ihtiyacı her yıl yaklaşık olarak %4-5 oranında artmaktadır.Buna karşılık bu ihtiyacı karşılamakta olan fosil yakıt rezervi ise çok daha hızlı bir şekilde tükenmektedir.Şu anki enerji kullanım koşulları göz önüne alınarak yapılan en iyimser tahminlerde bile en geç 2030 yılında petrol rezervlerinin büyük ölçüde tükeneceği ve ihtiyacı karşılayamayacağı görünmektedir.Kömür için şu anki rezervlerle yaklaşık 80-100 yıl ,doğalgaz içinse yine yaklaşık 100-120 yıllık bir kullanım süresi tahmin edilmektedir.

Ayrıca fosil yakıtların kullanımı dünya ortalama sıcaklığını da son bin yılın en yüksek değerlerine ulaştırmış,yoğun hava kirliliğinin yanı sıra milyonlarca dolar zarara yol açan sel/fırtına gibi doğal afetlerin gözle görülür biçimde artmasına sebep olmuştur.
Fosil yakıtlar içindeki karbon havadaki oksijen ile birleşerek CO2 (tam yanma halinde) veya CO (yarım yanma halinde veya yanma havasının az olması) gazları ortaya çıkmaktadır. Yine yakıt içerisinde eser miktarda bulunan kurşun, kükürt gibi elementler yanma sıcaklığında oksijen ile birleşerek insan sağlığı açısından önemli tehdit oluşturan bileşikler (SOx,PbO, NOx…) oluşturmaktadır. Bu yanma ürünleri atmosfere bırakılmakta ve atmosfer içerisinde birikmektedir. Fotosentez, çürüme gibi tabii dönüşümler bu birikime engel olabilse de, aşırı yakıt tüketimi kısa süreli bir birikime neden olmaktadır. Atmosfer içinde biriken yanma gazları güneş ve yer
arasında tabii olmayan katman meydana getirmekte, insan ve bitki hayatı üzerinde negatif etkiye neden olmaktadır. Sera Etkisi (Isı enerjisinin karbondioksit gibi gazlar tarafından emilip atmosferde alıkonmasıyla ortaya çıkan ısı artışı) olarak ta bilinen bu etki ve insan sağlığı bugün önemle üzerinde durulan olgulardır.

Sera etkisini azaltmak için Kyoto protokolü hazırlanmıştır.Kyoto Protokolü, sera etkisi yaratan gazların salınımını sınırlamayı ve azaltmayı hedefleyen uluslararası bir anlaşmadır. Bu protokol, 11 Aralık 1997 tarihinde Japonya’nın Kyoto kentinde düzenlenen bir zirvede oluşturulmuştur.Protokol, 9 Mayıs 1992′de New York’da kabul edilen, İklim Değişikliğine Yönelik Birleşmiş Milletler Çerçeve Sözleşmesi’nin belirlediği ilkelere dayanmaktadır.

Protokol’e taraf olan devletler başta ulusal ekonomilerinin ilgili sektörlerinde enerji etkinliğini iyileştirmeyle ve sera etkisi yaratan gazların salınımını sınırlaya ve azaltmaya yönelik önlemler almakla, sera gazı etkisi yaratan (karbondioksit ve metan… gibi) gazların salımında 2012 yılına kadar, 1990 yılındaki düzeyinden toplam yüzde 5,2 oranında bir azalma sağlamakla yükümlü olduklarını kabul etmektedir.

Protokol ancak 2005 yılı Şubat ayında 55 ülkenin protokole onay vermesi ile yürürlüğe girebilmiştir. Ancak, atmosfere en fazla sera gazı salan Amerika Birleşik Devletleri protokolün dışında kalmıştır.
__________________
Son Düzenleyen Keten Prenses; 24 Kasım 2008 @ 18:00.
Rapor Et
Eski 24 Kasım 2008, 17:56

Sera gazının etkisini azaltmak için yenilenebilir enerji kaynaklarının rolü nedir?

#5 (link)
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Ziyaretçi - avatarı
küresel ısınmaya neden olan sera gazının etkisinin azaltılması için yapılan çalışmalarda yenilenebilir enerji kaynaklarının rolü nedir?
Rapor Et
Eski 25 Kasım 2008, 19:00

Sera gazının azaltılması için yapılan çalışmalarda yenilebilir enerji kaynaklarının r

#6 (link)
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Ziyaretçi - avatarı
sera gazının azaltılması için yapılan çalışmalarda yenilebilir enerji kaynaklarının rolleri nelerdir?
Rapor Et
Eski 27 Kasım 2008, 19:46

küresel ısınmaya neden olan sera gazının etkisini azaltmak için yapılan çalışmalar

#7 (link)
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Ziyaretçi - avatarı
küreseL ısınmaya neden oLan sera gazının etkisini azaLtmak için yapıLan çaLışmaLarda yeniLenebiLir enerji kaynakLarının roLü nedir?
Rapor Et
Eski 7 Aralık 2008, 11:43

Sera etkisinin azaltılması için yenilenebilir enerjinin rolü nedir?

#8 (link)
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Ziyaretçi - avatarı
sera etkisinin azaltılması için yenilenebilir enerjinin rolü nedir?
Rapor Et
Eski 7 Aralık 2008, 15:47

Sera gazının etkisini azaltmak için yenilenebilir enerji kaynaklarının rolü nedir?

#9 (link)
MsXLabs Üyesi
Keten Prenses - avatarı
Yenilenebilir Enerji Kaynakları Nelerdir?



Yenilenebilir enerji kaynakları tablodan da görüldüğü gibi güneş,rüzgar,jeotermal gibi enerji kaynaklarına verilen isimdir.Tabloda belirtilmeyen okyanus akıntısı ve okyanuslardaki ısı etkisi gibi birkaç çeşit daha yenilenebilir enerji kaynağı mevcuttur.

Bu kaynaklardan bazıların eldesi çok kolay bazılarınınki ise çok güçtür.Bir bölgeye enerji sağlanması istendiğinde ön hazırlığının çok iyi yapılması,bölgenin enerji kaynaklarının iyi araştırılması ve de varolan enerjilerin iyi değerlendirilmesi gereklidir.Unutulmamalıdır ki en iyi enerji tasarruflu kullanılan enerjidir.Ülkemizin her yıl elektrik iletim hatlarında kaybettiği enerji miktarı neredeyse ürettiğinin yarısı kadardır.

Nasıl Gelişmiştir?
Enerji iş yapabilme kabiliyeti olarak tanımlanır. Endüstriyel manada insanlığın huzuru ve refahı için hizmet veren her enerji türü mühendislik ilgi alanına girer. Günümüzde, endüstrinin en temel enerji tüketimi elektrik enerjisi olup, onu ısınma veya ısıtma amaçlı fosil yakıtlar (petrol, kömür, doğal gaz…)takip etmektedir.
Geçmişten günümüze elektrik ekseriyetle hidrolik santraller vasıtasıyla üretilmektedir. Arazi yapısı ve nehir potansiyeli uygun olmayan ülkeler ise termik santraller vasıtasıyla elektrik ihtiyacını karşılamışlardır. Tüm ülkeler yine ısınma ihtiyacını kömür veya petrol ile karşılamaktadırlar.Diğer taraftan enerji ve yakıt talebi sürekli olarak artmaktadır.

Dolayısıyla hidrolik santraller veya termik santraller vasıtasıyla ve kömür veya petrol vasıtasıyla yakıt talebi karşılanamaz hale gelmesi kaçınılmaz bir gelecektir. Özellikle kömür ve petrol rezervlerinin sınırlı olması ve bir gün mutlaka bitecek olması gelecek enerji talebini planlayan enerji projeksiyonların çok önemle değerlendirilmektedir.
Bugün, petrol savaşları olarak tanımlanabilecek Körfez veya Afganistan krizleri göstermektedir ki, enerji endüstri ihtiyacı yanında çok büyük bir uluslar arası bağımsızlık yönü de vardır.Ülke politikalarında hemen hemen enerji başrolü oynamaktadır. Bir noktada bir ülkenin bağımsızlığı artık kendi enerjisini karşılayabilme potansiyeli ile belirlenmektedir. Enerji olmadan endüstri, endüstri olmadan refah ve mutlu toplum veya bağımsızlığını koruyabilme yeteneği olmayacağı için enerjisiz bir ülke siyaseti düşünülemez.

Bahsedilen krizler ve 1974 yılında meydana gelen ve petrol fiyatlarının aşırı yükselmesi ile sonuçlanan petrol krizi enerjinin önemini ortaya koymaktadır. Petrol fiyatlarındaki artış, petrol bağımlısı ülkelerde ekonomik krizlere, ekonomik krizlerde halk ayaklanmasına, böylece de dış ülkelerin müdahelesine ortam hazırlamıştır. Bununla birlikte, 1974 petrol krizinde sanayileşmiş ülkeler teknolojileri ve sanayi ürünleri ihracatları vasıtasıyla, geniş ölçüde petrol kaynaklarına sahip değilken, hafif bir sıkıntı ile bağımsızlıklarından ödün vermeden atlatmışlardır. Hatta benzer bir duruma tekrar düşmemek için enerji bağımsız hale gelmenin yöntemlerini aramışlardır. Petrol, kömür ve hidrolik potansiyele dayanmayan, bilimsel terminolojide Yenilenebilir Enerji Kaynakları olarak isimlendirilen, yeni enerji kaynakları geliştirmişlerdir. Bu kaynakların her ülkede olabilecek olmasına özellikle dikkat edilmiştir.

Neden Kullanılır?
Dünyamızda enerji ihtiyacı her yıl yaklaşık olarak %4-5 oranında artmaktadır.Buna karşılık bu ihtiyacı karşılamakta olan fosil yakıt rezervi ise çok daha hızlı bir şekilde tükenmektedir.Şu anki enerji kullanım koşulları göz önüne alınarak yapılan en iyimser tahminlerde bile en geç 2030 yılında petrol rezervlerinin büyük ölçüde tükeneceği ve ihtiyacı karşılayamayacağı görünmektedir.Kömür için şu anki rezervlerle yaklaşık 80-100 yıl ,doğalgaz içinse yine yaklaşık 100-120 yıllık bir kullanım süresi tahmin edilmektedir.

Ayrıca fosil yakıtların kullanımı dünya ortalama sıcaklığını da son bin yılın en yüksek değerlerine ulaştırmış,yoğun hava kirliliğinin yanı sıra milyonlarca dolar zarara yol açan sel/fırtına gibi doğal afetlerin gözle görülür biçimde artmasına sebep olmuştur.
Fosil yakıtlar içindeki karbon havadaki oksijen ile birleşerek CO2 (tam yanma halinde) veya CO (yarım yanma halinde veya yanma havasının az olması) gazları ortaya çıkmaktadır. Yine yakıt içerisinde eser miktarda bulunan kurşun, kükürt gibi elementler yanma sıcaklığında oksijen ile birleşerek insan sağlığı açısından önemli tehdit oluşturan bileşikler (SOx,PbO, NOx…) oluşturmaktadır. Bu yanma ürünleri atmosfere bırakılmakta ve atmosfer içerisinde birikmektedir. Fotosentez, çürüme gibi tabii dönüşümler bu birikime engel olabilse de, aşırı yakıt tüketimi kısa süreli bir birikime neden olmaktadır. Atmosfer içinde biriken yanma gazları güneş ve yer
arasında tabii olmayan katman meydana getirmekte, insan ve bitki hayatı üzerinde negatif etkiye neden olmaktadır. Sera Etkisi (Isı enerjisinin karbondioksit gibi gazlar tarafından emilip atmosferde alıkonmasıyla ortaya çıkan ısı artışı) olarak ta bilinen bu etki ve insan sağlığı bugün önemle üzerinde durulan olgulardır.

Sera etkisini azaltmak için Kyoto protokolü hazırlanmıştır.Kyoto Protokolü, sera etkisi yaratan gazların salınımını sınırlamayı ve azaltmayı hedefleyen uluslararası bir anlaşmadır. Bu protokol, 11 Aralık 1997 tarihinde Japonya’nın Kyoto kentinde düzenlenen bir zirvede oluşturulmuştur.Protokol, 9 Mayıs 1992′de New York’da kabul edilen, İklim Değişikliğine Yönelik Birleşmiş Milletler Çerçeve Sözleşmesi’nin belirlediği ilkelere dayanmaktadır.

Protokol’e taraf olan devletler başta ulusal ekonomilerinin ilgili sektörlerinde enerji etkinliğini iyileştirmeyle ve sera etkisi yaratan gazların salınımını sınırlaya ve azaltmaya yönelik önlemler almakla, sera gazı etkisi yaratan (karbondioksit ve metan… gibi) gazların salımında 2012 yılına kadar, 1990 yılındaki düzeyinden toplam yüzde 5,2 oranında bir azalma sağlamakla yükümlü olduklarını kabul etmektedir.

Protokol ancak 2005 yılı Şubat ayında 55 ülkenin protokole onay vermesi ile yürürlüğe girebilmiştir. Ancak, atmosfere en fazla sera gazı salan Amerika Birleşik Devletleri protokolün dışında kalmıştır.
__________________
Rapor Et
Eski 13 Aralık 2008, 11:31

SERA GAZININ ETKİSİNİN AZALTILMASI İÇİN NELER YAPILMALIDI

#10 (link)
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Ziyaretçi - avatarı
KÜRESEL ISINMAYA NEDEN OLAN SERA GAZININ ETKİSİNİN AZALTILMASI İÇİN NELER YAPILMALIDIR
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.216 saniyede (77.22% PHP - 22.78% MySQL) 17 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 06:46
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi