Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

I. Selim (Yavuz Sultan Selim) dönemi Osmanlı-İran İlişkileri nasıldır?

Bu konu Soru-Cevap forumunda Ziyaretçi tarafından 22 Kasım 2008 (16:28) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
12623 kez görüntülenmiş, 4 cevap yazılmış ve son mesaj 21 Haziran 2010 (12:25) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 5.00  |  Oy Veren: 2      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 22 Kasım 2008, 16:28

I. Selim (Yavuz Sultan Selim) dönemi Osmanlı-İran İlişkileri nasıldır?

#1 (link)
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Ziyaretçi - avatarı
l selim dönemi osmanlı iran ilişkileri hakkında bilgi veriniz
imdiden çookkk tşşkk ederim
En iyi cevap ener tarafından gönderildi

Alıntı:
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

ben iranla ilişkilerini istemiyorum sadece yavuz sultan selimle ilgili bilgiler istiyorum

Yavuz Sultan Selim
izafet.Com - Yavuz Sultan Selim Paşamızın Hayatı
Osmanlı sultanlarının dokuzuncusu ve İslam halifelerinin yetmiş dördüncüsü.

Saltanatı: 1512-1520
Babası: II. Bayezid Han - Annesi: Aişe Hatun
Doğumu: 10 Ekim 1470 Vefatı: 22 Eylül 1520

Amasya'da doğdu. Küçük yaştan itibaren Kur'an-ı Kerim, tefsir, hadis ve fıkıh dersleri yanında yüksek fen ilimlerini de öğrendi. Çok çevik ve zeki olup ok atmak, güreş tutmak ve kılıç kullanmak hususunda maharet sahibiydi. Arabi ve Farisi'yi mükemmel bir şekilde konuşurdu. Babası II. Bayezid padişah olduktan sonra , askeri sevk ve idare ile devlet yöneticiliğini öğrenmesi için Trabzon'a vali tayin edildi.

Yavuz Sultan Selim Trabzon valisi iken, Şah İsmail'in (1502-1524) siyasi-dini faaliyetleri ile Osmanlı Devleti için çok büyük bir tehlike arzettiğini görüyor ve ona göre tedbirler düşünüyordu. Hatta zaman zaman bu devlet üzerine küçük çapta akınlar da yapıyordu. Nitekim, 24 Nisan 1512'de babasının yerine geçince de ilk seferini, Osmanlı Devleti'ni önce bölüp parçalama, sonra da yıkma emellerini güden Safeviler üzerine yaptı. İstanbul'da Eyüp ve diğer mübarek kabirleri ziyaret ederek zafer duaları yaptıktan sonra ordusuyla harekete geçen Selim Han günlerce yol aldıktan sonra nihayet 23 Ağustos 1514'de Çaldıran Ovası'nda Safevi ordusuyla karşılaştı. Yavuz ve ordusunun kudretiyle ateşli silahların üstünlüğü sayesinde Osmanlılar parlak bir zafer kazandı. İran ordusunun büyük bölümü imha edilirken bir çok Safevi kumandanı ile Şah İsmail'in zevcesi esir alındı. İran'ın baş şehri Tebriz'e giren Yavuz Sultan Selim Han, şehirdeki camileri tamir ettirdi ve halka huzur verdi.

Bu zafer ile Osmanlı hududu Fırat'tan Azerbeycan'a ve İran içlerine kadar uzadı. Yavuz Sultan Selim ikinci seferini Memlüklüler üzerine yaptı. Bu seferin asıl sebebi Memlüklülerin Osmanlı Devleti'nin kuvvetlenmesinden endişe ederek şii Şah İsmail ile ittifak içerisine girmesi idi. Şah İsmail'i bir darbede saf dışı bırakan Cihangir padişah bu defa da yıldırım sureti ile Mısır ordularını 24 Ağustos 1516'da Mercidabık ve 26 Mart 1517'de Ridaniye'de kazandığı zaferler ile perişan etti. Artık Memlük Devleti kalmamış, bütün Arap ülkeleri Osmanlı hakimiyetine girmişti. Bu durum üzerine Mekke ve Medine emiri mukaddes şehirlerin anahtarlarını "Hakimü'l Harameyn" ünvanı ile Yavuz Sultan Selim'e takdim etti. Ancak dindar padişah bu ünvanı "Hadimü'l Harameyn= Mekke ve Medine'nin hizmetçisi" şekline çevirirek aldı ve evlatlarına böyle miras bıraktı.

İki büyük seferin zaferle neticelenmesinden sonra bilhassa donanma faaliyetlerine hız veren Yavuz, devrin büyük alime Kemal-paşazade'ye niyetinin feth-i Efrenciye yani Avrupa olduğunu bildirmişti. Ancak yüce Hakan'ın Eyüp Türbesi'ni ziyaretle başladığı bu seferine yakalandığı amansız bir şirpence hastalığı mani oldu. Vefat etmeden önce musabihi Hasan Can kendisine Hakk'a teveccüh etmesini söyleyince "Bunca zamandan beri bizi kiminle biliyordun. Cenab-ı Hakk'a teveccühte bir kusur mu gördün?" buyurarak Yasin-i Şerif okunmasını istedi. Kendisi de okurken ruhunu teslim etti. Naşı kendi adı ile anılan camiin avlusundaki türbededir.

Osmanlı Devleti'nin topraklarını iki buçuk mislinden fazla genişletti. Babasından devraldığı 2,373,000 kilometrekarelik olan ülke toprakları onun zamanında 6,557,000 kilometrekareye çıktı.

Devlet işlerinde kesin niyet ve kati programla hareket eden Selim Han, herhangi bir devlet işini fiiliyata koymadan evvel muhtelif yollarla onun hakkında alim, vezir ve sair ilgililerin fikirlerinden istifade eder ve günlerce düşünür, nihayet son kararını verdikten sonra ondan dönmez ve bu kararın aleyhinde söz söyleyenleri en şiddetli şekilde cezalandırırdı. Muntazaman bir casus teşkilatı vardı. Bu sayede gerek memleket dışında ve gerek içeriden devamlı bilgi alırdı. Mühim işlerde bizzat tahkikat yapardı.

İhtişam ve debdebeye ehemmiyet vermez, sadeliği sever ve sade giyinirdi. Kendisi için fazla para sarfıyla köşk ve lüks şeyler yapılmasını istemezdi. Bir defasında oğlu Şehzade Süleyman çok süslü bir elbiseyle huzuruna girince; "Süleyman annen ne giysin?" (Başka bir rivayete göre "Anana giyecek birşey bırakmamışsın.") diyerek sitem etmişti. Hazinenin devamlı dolu olmasına dikkat ederdi.

Sultan Selim Han evliyaya rağbet eder onların sonbetlerine katılmayı bulunmaz bir nimet sayardı. Devamlı; "Padişah-ı alem olmak bir kuru kavga imiş - Bir veliye bende olmak cümleden ala imiş." buyururdu. Yavuz Sultan Selim'in Şam'da Salihiyye'de Muhiddin-i Arabi'ye yaptırdığı camii, imaret ve türbeden ve bir de Konya'da Mevlevi tekkesine getirdiği sudan başka bir hayır yapmasına vakti ve zamanı müsait olmamıştır. Hatta başlattığı camiinin bile yalnız temellerini attırabilmiş fakat tamamlayamamıştı.
Son Düzenleyen Hi-LaL; 22 Kasım 2008 @ 16:45. Sebep: I.Selim (Yavuz Sultan Selim) dönemi Osmanlı-İran İlişkileri .
Rapor Et
Eski 22 Kasım 2008, 18:03

I. Selim (Yavuz Sultan Selim) dönemi Osmanlı-İran İlişkileri nasıldır?

#2 (link)
MsXLabs Üyesi
Keten Prenses - avatarı
Bitlis Hanı Şeref Han ise Yavuz Sultan Selim zamanında İdrisi Bitlisi’nin tavsiyesiyle Osmanlılara tabii olup Safevilerden ayrılmış , ama 1532’de Osmanlılardan ayrılıp yine İran’a kaçmış bu nedenle de Bitlis Sancağı Ulema Han’a verilmiştir. Padişah Erzurum’da bulunduğu sırada Şah I.Tahmasb bir mektup göndererek barış önerisinde bulundu. Çok geçmeden Şah’ın elçileri ile imzalanan Amasya Barış Antlaşması (1555) sonucunda Osmanlılarla Safeviler arasında 37 yıldan beri aralıksız olarak devam eden savaşa son verildi. Bu antlaşmaya göre başkent Tebriz dahil olmak üzere Azerbaycan Doğu Anadolu ve Irak Osmanlı sınırları içinde kalmıştır. Böylece Osmanlılarla Safeviler arasında ilk kez yapılan bu antlaşma Şah I. Tahmabs’ın 1576’da ölümüyle İran’da iç karışıklıkların baş gösterdiği zamana kadar 25 yıl yürürlükte kalmıştır.[4] 1548 baharında Kanuni Sultan Süleyman hayıtında 11. seferinde bizzat kendisi sefere çıktı. Önce Seyit gazide Konya ve Sivas’tan geçti. Seyit gazide Manisa valisi şehzade selim Konya’da Karaman valisi Şehzade Beyazıt ve Sivas’ta da Amasya valisi Şehzade Mustafa tarafından büyük saygı ve parlak merasimlerle karşılandı. Şehzadelerin üçü de babalarını karşılamak için idari merkezi olan şehirlerden çıkmışlardı. Padişah yokluğu sırasında şehzade selimi Rumeli’ye gönderdi. Adilcevaz’da Karaman beyler beyi Piri Paşa ve Erzurum Beylerbeyi Ulema Paşa Van’ı kuşatmak üzere gönderildiler. Padişah Erzurum’dan Adilcevaz’a yönelirken; Şirvan’ın Eski Hükümdarı Halil’in oğlu Ali Çağrı üzerine gelmiş olduğundan huzura kabul edildi. Halil Şah İsmail’in kızı ile evlenmişti. Şah. Tahmabs Şalmahiyi kuşatıp ele geçinmiş ve Ali kovup Şirvan Hükümetini kardeşi Elkas’a vermiştir. Elkas’ın İstanbul’a gelişinde sonra padişah onun idaresinde bulunmuş olan topraklara İran’dan kovuluşundan sonra İstanbul’a sığınmış olan Genç Ali’yi geri yollayıp onun eski haklarını gizli tuttu.
Sultan Süleyman İran Hududu yakınlarına erişince Van’a doğru gideceği yerde Elkas Mirzânın dileği üzerine İran Şehzadesinin daha önceleri kardeşinden almayı arzulamış olduğu Tebriz’e yöneldi. Fakat Elkas Mirzânın intikamcı orduları Padişah’ın asıl davranışları karşında gerçekleşemedi. Sultan Süleyman araz ırmağı dolaylarında bulunan toprakları ve İran Kürdistan’ın bir kısmını fethettikten sonra Tebriz’i kuşattı.
İran Şehzadesi Sultan Süleyman’ın kendisi hakkındaki niyetleri haber almış Kürdistan’a kaçmıştır. Şah Tahmasb’a teslim edilmiştir. Bu kalede hapsedilmiştir.[5]
Sultan Selim Safevi Devleti üzerine yürümeye kesin karar vermiş olmasına rağmen iş sanılandan daha zor olacaktı. Çünkü her şeyden önce savaşacak olan iki ordunun mensupları, mezhepleri farklı olsa da aynı dinden idi ve aynı etnik kökenden geliyordu. Aynı zamanda Anadolu’da Şiiliği kabul etmiş olanların sayısı, hatırı sayılır bir düzeye çıkmıştı. Bu da yapılacak işi zorlaştıran önemli bir nedeni sonuç olarak padişah bu işte herkesin görüş birliği içinde olmasını istedi.
Yavuz’un ilk mektubu Şah İsmail’e Hemedanda iken verilmişti. Birinci mektubun yanıtı gelmeden Yavuz Erzincan yakınlarında iken Safevi sultanına ikinci bir mektup gönderdi. Bu Farsça mektuptan başka, Türkçe yazılmış üçüncü bir mektup gönderdi. Bu Farsça mektuptan başka Türkçe yazılmış üçüncü bir mektup daha gönderdi. Son iki mektubun içeriği birincisi ile hemen hemen aynıydı. Yavuz, biraz daha hakaret içeren ifade kullanmıştı. Bu üç mektubun yanı olarak Şah İsmail’den bir elçiyle mektubu geldi. Safevi hükümdarı bir yandan hakaret ediyor ve savaşa hazır olduğunu söylüyordu. Safevi elçisi idam edildi., o sırada gelen Köleman elçisinin barış önerisi reddedildi.[6]
Gerek üslûbu, gerek mahiyeti itibariyle o asrın rûhunu ve Selim’in kendine has dehâsını doğrudan doğruya temsil eder, maktubun tercümesi vardır. Üçüncü mektup Türkçe yazılmıştır. Padişah İsmail’e harb meydanında buluşmayı vaad ederek hâmesine son veriyordu. Osmanlı ordusu Çemen civarında çadırlarını kurduktan sonra bir acem sefiri gelerek Selim’in üç namesinin cevabını getirdi ve afyon dolu bir altın kutu teslim etti. Şu sûretle bu iki rakip hükümdar, bir çok Asya padişahına imtisâlen birbirine itmâdnâmeleri sarîh tahkirden ve hediyeleri hunriz istihzâdan ibâret sefirler gönderiyordu.
Türklerin bütün bu tahriklerine rağmen, düşman görünmüyordu. Büsbütün tahrib edilmiş bir memlekette daha ziyade ilerlemek, muhakkak bir kıtlığa mâruz olmak demektir. Yeniçeriler söylenmeye başlıyor ve avdet için ısrar gösteriyorlardı. Selim askerinin hareketini tanzim ve İran’ın pâyitahtı ve Şah İsmail’in mutâd makarrı olan Tebriz surlarına kadar vâsıl olmak için yürünecek yolu kırk merhaleye hümâyûnda büyümüş olan Karaman Beylerbeyi Hemdem Paşa vezirlerin teşvikleriyle Padişah’ın bu seferde mâruz olduğu tehlikeleri ifadeye ve ordunun şu ıssız çöllerde daha ziyade ilerletilmesi için ısrara cüret etti. Bu fikir makûl olmakla beraber hiçbir maina önünde tereddüt etmeyen Selim o fikri tasvib etmediğinden, Paşa cüretinin cezasını başıyla ödedi. Zeynel paşa Divan-ı Hümayünden Hemden Paşanın yerine geçti ve tekrar yola çıkarak Çivrimek’e kadar durulamadı Orada Balı Beğ düşman askerlerin geride kalmış olanlarından bir kaçını öldürdü ve iki esir aldı. Selim hasmının tahkir edici nâmesine cevâb vermeyi çok arzu ediyorsa da, İsmail’in misliyle mukabele için gönderilecek sefiri idam edeceğini düşünerek henüz cevab yazmamış olduğundan bu fırsattan istifade etti. İki esiri serbest bırakarak onları Türkçe bir mektupla şah İsmaile gönderdi. Selim bu mektuba İsmaile isnad eylediği korkaklığa telmihan bir de kadın libası ilave ediyordu. Selim, bunlarla beraber Sünni olmak haysiyetiyle, İran şahin karşı kendisine iltihak için teşvik etmek üzere semenkand Hanı Ubeyd’e için Mısır sultanında birer mektup yazdı.[7]
Rapor Et
Eski 14 Aralık 2009, 16:33

I. Selim (Yavuz Sultan Selim) dönemi Osmanlı-İran İlişkileri nasıldır?

#3 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
ben iranla ilişkilerini istemiyorum sadece yavuz sultan selimle ilgili bilgiler istiyorum
Rapor Et
Eski 14 Aralık 2009, 17:05

I. Selim (Yavuz Sultan Selim) dönemi Osmanlı-İran İlişkileri nasıldır?

#4 (link)
ener
Ziyaretçi
ener - avatarı
Alıntı:
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

ben iranla ilişkilerini istemiyorum sadece yavuz sultan selimle ilgili bilgiler istiyorum

Yavuz Sultan Selim
izafet.Com - Yavuz Sultan Selim Paşamızın Hayatı
Osmanlı sultanlarının dokuzuncusu ve İslam halifelerinin yetmiş dördüncüsü.

Saltanatı: 1512-1520
Babası: II. Bayezid Han - Annesi: Aişe Hatun
Doğumu: 10 Ekim 1470 Vefatı: 22 Eylül 1520

Amasya'da doğdu. Küçük yaştan itibaren Kur'an-ı Kerim, tefsir, hadis ve fıkıh dersleri yanında yüksek fen ilimlerini de öğrendi. Çok çevik ve zeki olup ok atmak, güreş tutmak ve kılıç kullanmak hususunda maharet sahibiydi. Arabi ve Farisi'yi mükemmel bir şekilde konuşurdu. Babası II. Bayezid padişah olduktan sonra , askeri sevk ve idare ile devlet yöneticiliğini öğrenmesi için Trabzon'a vali tayin edildi.

Yavuz Sultan Selim Trabzon valisi iken, Şah İsmail'in (1502-1524) siyasi-dini faaliyetleri ile Osmanlı Devleti için çok büyük bir tehlike arzettiğini görüyor ve ona göre tedbirler düşünüyordu. Hatta zaman zaman bu devlet üzerine küçük çapta akınlar da yapıyordu. Nitekim, 24 Nisan 1512'de babasının yerine geçince de ilk seferini, Osmanlı Devleti'ni önce bölüp parçalama, sonra da yıkma emellerini güden Safeviler üzerine yaptı. İstanbul'da Eyüp ve diğer mübarek kabirleri ziyaret ederek zafer duaları yaptıktan sonra ordusuyla harekete geçen Selim Han günlerce yol aldıktan sonra nihayet 23 Ağustos 1514'de Çaldıran Ovası'nda Safevi ordusuyla karşılaştı. Yavuz ve ordusunun kudretiyle ateşli silahların üstünlüğü sayesinde Osmanlılar parlak bir zafer kazandı. İran ordusunun büyük bölümü imha edilirken bir çok Safevi kumandanı ile Şah İsmail'in zevcesi esir alındı. İran'ın baş şehri Tebriz'e giren Yavuz Sultan Selim Han, şehirdeki camileri tamir ettirdi ve halka huzur verdi.

Bu zafer ile Osmanlı hududu Fırat'tan Azerbeycan'a ve İran içlerine kadar uzadı. Yavuz Sultan Selim ikinci seferini Memlüklüler üzerine yaptı. Bu seferin asıl sebebi Memlüklülerin Osmanlı Devleti'nin kuvvetlenmesinden endişe ederek şii Şah İsmail ile ittifak içerisine girmesi idi. Şah İsmail'i bir darbede saf dışı bırakan Cihangir padişah bu defa da yıldırım sureti ile Mısır ordularını 24 Ağustos 1516'da Mercidabık ve 26 Mart 1517'de Ridaniye'de kazandığı zaferler ile perişan etti. Artık Memlük Devleti kalmamış, bütün Arap ülkeleri Osmanlı hakimiyetine girmişti. Bu durum üzerine Mekke ve Medine emiri mukaddes şehirlerin anahtarlarını "Hakimü'l Harameyn" ünvanı ile Yavuz Sultan Selim'e takdim etti. Ancak dindar padişah bu ünvanı "Hadimü'l Harameyn= Mekke ve Medine'nin hizmetçisi" şekline çevirirek aldı ve evlatlarına böyle miras bıraktı.

İki büyük seferin zaferle neticelenmesinden sonra bilhassa donanma faaliyetlerine hız veren Yavuz, devrin büyük alime Kemal-paşazade'ye niyetinin feth-i Efrenciye yani Avrupa olduğunu bildirmişti. Ancak yüce Hakan'ın Eyüp Türbesi'ni ziyaretle başladığı bu seferine yakalandığı amansız bir şirpence hastalığı mani oldu. Vefat etmeden önce musabihi Hasan Can kendisine Hakk'a teveccüh etmesini söyleyince "Bunca zamandan beri bizi kiminle biliyordun. Cenab-ı Hakk'a teveccühte bir kusur mu gördün?" buyurarak Yasin-i Şerif okunmasını istedi. Kendisi de okurken ruhunu teslim etti. Naşı kendi adı ile anılan camiin avlusundaki türbededir.

Osmanlı Devleti'nin topraklarını iki buçuk mislinden fazla genişletti. Babasından devraldığı 2,373,000 kilometrekarelik olan ülke toprakları onun zamanında 6,557,000 kilometrekareye çıktı.

Devlet işlerinde kesin niyet ve kati programla hareket eden Selim Han, herhangi bir devlet işini fiiliyata koymadan evvel muhtelif yollarla onun hakkında alim, vezir ve sair ilgililerin fikirlerinden istifade eder ve günlerce düşünür, nihayet son kararını verdikten sonra ondan dönmez ve bu kararın aleyhinde söz söyleyenleri en şiddetli şekilde cezalandırırdı. Muntazaman bir casus teşkilatı vardı. Bu sayede gerek memleket dışında ve gerek içeriden devamlı bilgi alırdı. Mühim işlerde bizzat tahkikat yapardı.

İhtişam ve debdebeye ehemmiyet vermez, sadeliği sever ve sade giyinirdi. Kendisi için fazla para sarfıyla köşk ve lüks şeyler yapılmasını istemezdi. Bir defasında oğlu Şehzade Süleyman çok süslü bir elbiseyle huzuruna girince; "Süleyman annen ne giysin?" (Başka bir rivayete göre "Anana giyecek birşey bırakmamışsın.") diyerek sitem etmişti. Hazinenin devamlı dolu olmasına dikkat ederdi.

Sultan Selim Han evliyaya rağbet eder onların sonbetlerine katılmayı bulunmaz bir nimet sayardı. Devamlı; "Padişah-ı alem olmak bir kuru kavga imiş - Bir veliye bende olmak cümleden ala imiş." buyururdu. Yavuz Sultan Selim'in Şam'da Salihiyye'de Muhiddin-i Arabi'ye yaptırdığı camii, imaret ve türbeden ve bir de Konya'da Mevlevi tekkesine getirdiği sudan başka bir hayır yapmasına vakti ve zamanı müsait olmamıştır. Hatta başlattığı camiinin bile yalnız temellerini attırabilmiş fakat tamamlayamamıştı.
Rapor Et
Eski 21 Haziran 2010, 12:25

Maddelerle Tarih

#5 (link)
Daisy-BT
Ziyaretçi
Daisy-BT - avatarı
Osmanlı - İran İlişkileri:
  • Osmanlılar ve İranlılar 1555'de Amasya Anlaşması yapmıştı, (ilk anlaşma)
  • Bu anlaşma 1572'de bozul­muştur.
  • Osmanlılar ile İranlılar arasında uzun süren savaşlar olmuştur.
  • IV. Murat zamanında da savaşlar devam etmiştir.
  • 1590daFerhatPaşa Antlaşması ile Osmanlılar doğuda en geniş sınırlara ulaştı
  • 1611 de Nasuh Paşa Antlaşması ile alınan yerler geri verildi.
  • 1618'de Serav Antlaşmasıyla İranlılar Osmanlılara hediye gönderdi. (Karşılıklı hediye)
  • 1639 Kasr-ı Şirin Antlaşmasıyla Osmanlı - İran sınırı ( Bugünkü Türk-İran) çizildi.
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.234 saniyede (79.43% PHP - 20.57% MySQL) 17 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +2 - Saat: 12:43
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi