Cevap Yaz Yazdır
En İyi Cevap Var Güncelleme: 23 Nisan 2017  Gösterim: 16.205  Cevap: 2

I. Selim (Yavuz Sultan Selim) dönemi Osmanlı-İran İlişkileri nasıldır?

Ziyaretçi
22 Kasım 2008 16:28       Mesaj #1
Ziyaretçi - avatarı
Ziyaretçi
I. Selim (Yavuz Sultan Selim) dönemi Osmanlı-İran İlişkileri nasıldır?
EN İYİ CEVABI Daisy-BT verdi

Osmanlı - İran İlişkileri:

  • Osmanlılar ve İranlılar 1555'de Amasya Anlaşması yapmıştı, (ilk anlaşma)
  • Bu anlaşma 1572'de bozul­muştur.
  • Osmanlılar ile İranlılar arasında uzun süren savaşlar olmuştur.
  • IV. Murat zamanında da savaşlar devam etmiştir.
  • 1590daFerhatPaşa Antlaşması ile Osmanlılar doğuda en geniş sınırlara ulaştı
  • 1611 de Nasuh Paşa Antlaşması ile alınan yerler geri verildi.
  • 1618'de Serav Antlaşmasıyla İranlılar Osmanlılara hediye gönderdi. (Karşılıklı hediye)
  • 1639 Kasr-ı Şirin Antlaşmasıyla Osmanlı - İran sınırı ( Bugünkü Türk-İran) çizildi.
BAKINIZ Osmanlı Padişahları - Yavuz Sultan Selim
Sponsorlu Bağlantılar
Son düzenleyen Safi; 23 Nisan 2017 18:43


22 Kasım 2008 18:03       Mesaj #2
Keten Prenses - avatarı
Üye
Bitlis Hanı Şeref Han ise Yavuz Sultan Selim zamanında İdrisi Bitlisi’nin tavsiyesiyle Osmanlılara tabii olup Safevilerden ayrılmış , ama 1532’de Osmanlılardan ayrılıp yine İran’a kaçmış bu nedenle de Bitlis Sancağı Ulema Han’a verilmiştir. Padişah Erzurum’da bulunduğu sırada Şah I.Tahmasb bir mektup göndererek barış önerisinde bulundu. Çok geçmeden Şah’ın elçileri ile imzalanan Amasya Barış Antlaşması (1555) sonucunda Osmanlılarla Safeviler arasında 37 yıldan beri aralıksız olarak devam eden savaşa son verildi. Bu antlaşmaya göre başkent Tebriz dahil olmak üzere Azerbaycan Doğu Anadolu ve Irak Osmanlı sınırları içinde kalmıştır. Böylece Osmanlılarla Safeviler arasında ilk kez yapılan bu antlaşma Şah I. Tahmabs’ın 1576’da ölümüyle İran’da iç karışıklıkların baş gösterdiği zamana kadar 25 yıl yürürlükte kalmıştır.

1548 baharında Kanuni Sultan Süleyman hayıtında 11. seferinde bizzat kendisi sefere çıktı. Önce Seyit gazide Konya ve Sivas’tan geçti. Seyit gazide Manisa valisi şehzade selim Konya’da Karaman valisi Şehzade Beyazıt ve Sivas’ta da Amasya valisi Şehzade Mustafa tarafından büyük saygı ve parlak merasimlerle karşılandı. Şehzadelerin üçü de babalarını karşılamak için idari merkezi olan şehirlerden çıkmışlardı. Padişah yokluğu sırasında şehzade selimi Rumeli’ye gönderdi. Adilcevaz’da Karaman beyler beyi Piri Paşa ve Erzurum Beylerbeyi Ulema Paşa Van’ı kuşatmak üzere gönderildiler. Padişah Erzurum’dan Adilcevaz’a yönelirken; Şirvan’ın Eski Hükümdarı Halil’in oğlu Ali Çağrı üzerine gelmiş olduğundan huzura kabul edildi. Halil Şah İsmail’in kızı ile evlenmişti. Şah. Tahmabs Şalmahiyi kuşatıp ele geçinmiş ve Ali kovup Şirvan Hükümetini kardeşi Elkas’a vermiştir. Elkas’ın İstanbul’a gelişinde sonra padişah onun idaresinde bulunmuş olan topraklara İran’dan kovuluşundan sonra İstanbul’a sığınmış olan Genç Ali’yi geri yollayıp onun eski haklarını gizli tuttu.

Sultan Süleyman İran Hududu yakınlarına erişince Van’a doğru gideceği yerde Elkas Mirzânın dileği üzerine İran Şehzadesinin daha önceleri kardeşinden almayı arzulamış olduğu Tebriz’e yöneldi. Fakat Elkas Mirzânın intikamcı orduları Padişah’ın asıl davranışları karşında gerçekleşemedi. Sultan Süleyman araz ırmağı dolaylarında bulunan toprakları ve İran Kürdistan’ın bir kısmını fethettikten sonra Tebriz’i kuşattı.
İran Şehzadesi Sultan Süleyman’ın kendisi hakkındaki niyetleri haber almış Kürdistan’a kaçmıştır. Şah Tahmasb’a teslim edilmiştir. Bu kalede hapsedilmiştir.

Sultan Selim Safevi Devleti üzerine yürümeye kesin karar vermiş olmasına rağmen iş sanılandan daha zor olacaktı. Çünkü her şeyden önce savaşacak olan iki ordunun mensupları, mezhepleri farklı olsa da aynı dinden idi ve aynı etnik kökenden geliyordu. Aynı zamanda Anadolu’da Şiiliği kabul etmiş olanların sayısı, hatırı sayılır bir düzeye çıkmıştı. Bu da yapılacak işi zorlaştıran önemli bir nedeni sonuç olarak padişah bu işte herkesin görüş birliği içinde olmasını istedi.
Yavuz’un ilk mektubu Şah İsmail’e Hemedanda iken verilmişti. Birinci mektubun yanıtı gelmeden Yavuz Erzincan yakınlarında iken Safevi sultanına ikinci bir mektup gönderdi. Bu Farsça mektuptan başka, Türkçe yazılmış üçüncü bir mektup gönderdi. Bu Farsça mektuptan başka Türkçe yazılmış üçüncü bir mektup daha gönderdi. Son iki mektubun içeriği birincisi ile hemen hemen aynıydı. Yavuz, biraz daha hakaret içeren ifade kullanmıştı. Bu üç mektubun yanı olarak Şah İsmail’den bir elçiyle mektubu geldi. Safevi hükümdarı bir yandan hakaret ediyor ve savaşa hazır olduğunu söylüyordu. Safevi elçisi idam edildi., o sırada gelen Köleman elçisinin barış önerisi reddedildi.

Gerek üslûbu, gerek mahiyeti itibariyle o asrın rûhunu ve Selim’in kendine has dehâsını doğrudan doğruya temsil eder, maktubun tercümesi vardır. Üçüncü mektup Türkçe yazılmıştır. Padişah İsmail’e harb meydanında buluşmayı vaad ederek hâmesine son veriyordu. Osmanlı ordusu Çemen civarında çadırlarını kurduktan sonra bir acem sefiri gelerek Selim’in üç namesinin cevabını getirdi ve afyon dolu bir altın kutu teslim etti. Şu sûretle bu iki rakip hükümdar, bir çok Asya padişahına imtisâlen birbirine itmâdnâmeleri sarîh tahkirden ve hediyeleri hunriz istihzâdan ibâret sefirler gönderiyordu.
Türklerin bütün bu tahriklerine rağmen, düşman görünmüyordu. Büsbütün tahrib edilmiş bir memlekette daha ziyade ilerlemek, muhakkak bir kıtlığa mâruz olmak demektir. Yeniçeriler söylenmeye başlıyor ve avdet için ısrar gösteriyorlardı. Selim askerinin hareketini tanzim ve İran’ın pâyitahtı ve Şah İsmail’in mutâd makarrı olan Tebriz surlarına kadar vâsıl olmak için yürünecek yolu kırk merhaleye hümâyûnda büyümüş olan Karaman Beylerbeyi Hemdem Paşa vezirlerin teşvikleriyle Padişah’ın bu seferde mâruz olduğu tehlikeleri ifadeye ve ordunun şu ıssız çöllerde daha ziyade ilerletilmesi için ısrara cüret etti. Bu fikir makûl olmakla beraber hiçbir maina önünde tereddüt etmeyen Selim o fikri tasvib etmediğinden, Paşa cüretinin cezasını başıyla ödedi.

Zeynel paşa Divan-ı Hümayünden Hemden Paşanın yerine geçti ve tekrar yola çıkarak Çivrimek’e kadar durulamadı Orada Balı Beğ düşman askerlerin geride kalmış olanlarından bir kaçını öldürdü ve iki esir aldı. Selim hasmının tahkir edici nâmesine cevâb vermeyi çok arzu ediyorsa da, İsmail’in misliyle mukabele için gönderilecek sefiri idam edeceğini düşünerek henüz cevab yazmamış olduğundan bu fırsattan istifade etti. İki esiri serbest bırakarak onları Türkçe bir mektupla şah İsmaile gönderdi. Selim bu mektuba İsmaile isnad eylediği korkaklığa telmihan bir de kadın libası ilave ediyordu. Selim, bunlarla beraber Sünni olmak haysiyetiyle, İran şahin karşı kendisine iltihak için teşvik etmek üzere semenkand Hanı Ubeyd’e için Mısır sultanında birer mektup yazdı.

Son düzenleyen Safi; 23 Nisan 2017 18:47
Daisy-BT tarafından gönderilmiş olan #3 numaralı mesaj 'en iyi cevap' seçilmiş ve ilk mesaja eklenmiştir.
Hızlı Cevap
Mesaj:


Kaynak:

Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç