Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Medya okur yazarlığı nedir?

Bu konu Soru-Cevap forumunda Ziyaretçi tarafından 25 Kasım 2008 (17:09) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
19090 kez görüntülenmiş, 12 cevap yazılmış ve son mesaj 4 Ekim 2013 (22:50) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 4.29  |  Oy Veren: 7      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 25 Kasım 2008, 17:09

Medya okur yazarlığı nedir?

#1 (link)
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Ziyaretçi - avatarı
kitle iletiim araçlarına temel oluşturan .kitle iletişimini geliştiren olayların,icatlarınaraştırması ve bu olaylar ve araçlar kitle iletişimini nasıl etkiler???
En iyi cevap _KleopatrA_ tarafından gönderildi

MEDYA OKURYAZARLIĞI NEDİR?

Medya Okuryazarlığı; yazılı ve yazılı olmayan, büyük çeşitlilik gösteren formatlardaki (televizyon, video, sinema, reklâmlar, internet v.s.) mesajlara ulaşma, bunları çözümleme, değerlendirme ve iletme yeteneği kazanabilmek olarak tanımlanmaktadır.

Medya Okuryazarlığı;
  • İzleyicinin medyayı bilinçli okumasına katkı yapmakta, kendini rahat ifade edebilmesi, toplumsal hayata daha aktif ve yapıcı iştiraki sağlanmaktadır.
  • Medya iletilerini doğru algılayabilecek donanıma sahip olma ve zamanla iletiler üretebilme yeteneğini kazanmaktır.
  • MEDYA OKURYAZARLIĞININ ÖNEMİ
Medya okuryazarlığının önemi şüphesiz ki daha fazla kontrol sağlamasından kaynaklanmaktadır. Çocuklar başta olmak üzere toplumun diğer kesimleri medya okuryazarlığı konusunda ne kadar bilgiye sahip olurlarsa gerçek dünya ile medya tarafından inşa edilen dünya arasındaki sınırı o denli kolay fark edebilir ve medyadan bilgi alırlarken zararlı etkilerinden kendilerini koruyabilir.
  • MEDYA OKURYAZARLIĞI PROJESİNİN AMACI
Medyayı doğru okuyan, yaşadığı çevreye duyarlı, ülkesinin sorunlarını bilen, medya mesajlarını akıl süzgecinden geçirebilen bilinçli bir kitle oluşturabilmek amacıyla Medya Okuryazarlığı Projesi hayata geçirilmiştir. Medya Okuryazarlığı Projesinin amacı, çocukların, medya kurumunun yapısını, işleyişini öğrenmelerini, kurguyu gerçekten ayırarak kurgulanmış içeriği bilinçli bir şekilde değerlendirebilmelerini ve medyayı eleştirel olarak izlemelerini kısaca medya ile ilgili doğru soruları sorup doğru yanıtları bulabilmelerini konusunda onlara gerekli donanımı kazandırmaktır.
  • DÜNYADA MEDYA OKURYAZARLIĞI
Medya Okuryazarlığının iki temel noktası bulunmaktadır: Birincisi medyadaki içeriğe erişebilmek için teknolojiyi kullanabilme becerisi; ikincisi ise sunulan içeriği sadece anlamak değil aynı zamanda bu içeriği değerlendirebilme yeteneğidir.

Bu amaçla dünyanın tüm gelişmiş ülkelerinde medya eğitimi ya da medya okuryazarlığı dersleri, çeşitli seviyelerde okullarda ders olarak okutulmaktadır. Bu dersler, ya doğrudan müfredata konmakta (İngiltere, Fransa, ABD vb.) ya da müfredatta ilgili dersler içinde (sanat, dil bilgisi, edebiyat, vatandaşlık vb.) okutulmaktadır (Kanada). Ne şekilde okutulursa okutulsun, dersin ağırlıklı olarak uygulamaya dönük olarak işlendiği, öğrencilerin eleştirel, katılımcı ve yaratıcı yönlerini geliştirici bir şekilde planlandığı görülmektedir.

Kaynak: RTÜK
MEDYA OKUR YAZARLIĞI


Çocukları ve gençleri televizyon önünde bizimkilerden daha az vakit geçiren toplumlar bile, ilkokulda zorunlu medya okur-yazarlığı derslerini yerleştirmiş durumda. Bilinçli bir beyin saniyede art arda gelen 8 durağan görüntüyü ayırt edebilir; dolayısıyla televizyon ve sinema görüntüleri bizi bilinçli analiz yapmaktan, gerçekliği görmekten uzaklaştırır. Medyada gördüğümüz her şeye inanmamalıyız.

Türkiye insanının TV izlemede kırdığı dünya rekoru yeni değil. Eskiden ABD'nin arkasından ikinci sıradaydık, şimdi ise birinciliğe oturmuşuz. Peki, sadece bunu idrak etmekle yetinecek miyiz? Yoksa, Batılıların yıllar önce ilkokul müfredatlarına yerleştirdiği "medya okur-yazarlığı" derslerini ülkemizde de zorunlu kılmanın zamanı geldi mi? 2001 yılı gazetelerinden bir haber: "Televizyon okuyoruz!

UNESCO tarafından yapılan araştırmaya göre Türkiye ABD'den sonra en çok televizyon izlenen ikinci ülke. 95 kişiye bir kahvehane, 65 bin kişiye bir kütüphane düşen Türkiye'de insanlar televizyon okuyor, kitap seyrediyor!" 2004'e geldiğimizde ise, televizyon izleme konusundaki başarımızı istikrarlı bir şekilde devam ettirdiğimizi, hatta ikincilikten birinciliğe terfi ettiğimizi görüyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan bir rapordan, Türkiye insanının ortalama televizyon izleme süresinin son bir yılda dizi filmlerdeki artışa paralel olarak 3.5 saatten 4 saate yükseldiğini öğreniyor ve böylece, ABD ile birlikte en fazla televizyon izlenen ülke konumuna geldiğimiz gerçeğiyle baş başa kalıyoruz.

"Biz mi televizyon izliyoruz, yoksa televizyon mu bizi izliyor?"

Bu soruyu yıllar önce ABD'li iletişim profesörü Neil Postman ve televizyon yapımcısı Steve Powers, Amerikan halkına sormuşlardı: "Siz mi TV izliyorsunuz yoksa TV mi sizi izliyor?" Günde -1990'larda- eksiğiyle fazlasıyla ortalama 3 saat 59 dakikasını televizyon önünde geçiren bir toplum için sorulabilecek en doğru soruydu aslında. Şimdi dünya televizyon izleme rekorunda birinci sıraya yükselmiş Türkiye halkına da aynı sorunun sorulmasından yanayım.

Günümüzde çok sayıda kablo ve uydu yayını sayesinde iyisiyle kötüsüyle milyonlarca bilgi, ses ve görüntünün oturma odalarımızı istila ettiği bir dönemde bu soruyu sormaktaki amaç, televizyonun bireyler üzerinde yarattığı etkiye dikkat çekmek kuşkusuz. Çünkü televizyon denen aygıt, her ne kadar eğlendirici ve bilgilendirici bir "ev eşyası" olarak görünse de aynı zamanda çeşitli değerler, alışkanlıklar ve ideolojilerin her yaştan izleyiciye ulaşabildiği bir elektronik ortam. Televizyonun çocuklar ve yetişkinler üzerinde yarattığı etki uzun zamandır iletişim bilimcilerin üzerinde çalıştıkları bir konu. Bu makalelerden bahsederek canınızı sıkacak değilim. Ancak, daha önce yapılmış bilimsel araştırmalara referansla kısaca ve kabaca şunu söyleyebilirim:

Televizyonu bilinçsiz olarak izleyen bir insan günde ortalama 3 saat 36 dakika televizyon başında oturuyorsa bu hem beden sağlığı, hem ruh sağlığı hem de "cüzdanı" için zararlı. Ancak, eğer özelde televizyondan, genelde de medyadan yayılan enformasyonu bilinçli olarak tüketiyorsanız bir problem yok.

Şimdi bilinçli televizyon ya da medya tüketicisi olmak da ne demek diyeceksiniz. 1970'lerden başlayarak Kanada, İngiltere, İskoçya, Avustralya, ABD ve son yıllarda da bazı Avrupa ülkelerinde oturtulmaya çalışılan bir "medya okur-yazarlığı" hareketi var. Önce sivil toplum hareketleri olarak başlayan, ardından hükümetlerin de desteğiyle ilkokul düzeyinde ders müfredatlarına eklenerek zorunlu hale getirilen medya derslerinden bahsediyorum.

Fen, matematik, medya

Son 30 yıldır Batı'da eğitimciler tarafından tartışılan konulardan biri de ilkokullar için zorunlu medya dersleri. Yukarıda adı geçen ülkelerdeki birçok ilkokulda dilbilgisi, matematik ve fen derslerinin yanında, medya okur-yazarlığı da zorunlu ders müfredatı içinde yer alıyor; bu dersten başarısız olan öğrenciler okuldan mezun edilmiyor. Kanadalı medya stratejisti Robert Kubey bu derslerin amacını şöyle açıklıyor: "Çocuklarımızın çoğunluğu yılda 1,000 saat televizyon izliyorsa, gençliklerinde ve yetişkinlik dönemlerinde de yılda 1,000 saat televizyon izlemeye devam edeceklerse, akademik bir medya eğitimi almaları zorunlu demektir.

Medyanın içinde yaşadığımız toplumu ve çeşitli grupları nasıl ve neden belli yönleriyle yansıttığını çocuklarımıza öğretmeliyiz." Bireylerin ilkokul çağlarından başlayarak eleştirel medya tüketicisi olarak yetiştirilmesi nasıl başarılır? Bu konuya kafa yoranların birleştikleri ortak nokta şu: Varolan gerçeklik ve medyada sunulan gerçeklik arasındaki fark ne kadar erken yaşta öğretilirse medyanın bireyler üzerindeki olumsuz etkileri o derece azalıyor. İlkokul öğrencilerine eğlendirici videolar ve yaratıcılıklarını da geliştiren oyunlarla verilen derslerde temel olarak medyadan gelen enformasyonun sübjektif, dikkatlice seçilmiş ve kurgulanmış bir yeniden üretim olduğu anlatılmaya çalışılıyor. Özellikle reklam metinlerinde ve filmlerinde kullanılan retoriğin, müziğin veya görüntülerin çağımız insanının tüketim iştahını sömürmek üzerine inşa edildiği de bu derslerde vurgulanıyor. Batıda ilkokul öğrencilerine medyanın olumsuz etkilerini azaltmak için müfredata eklenen medya okur-yazarlığı derslerinin içeriği ülkeden ülkeye değişmekle birlikte, ortak olarak üzerinde durulan temel noktalar şöyle sıralanabilir:

İnşaatın maliyeti

1- Medya kültürümüzü inşa eder ve bu inşaatın bir maliyeti vardır.
Medyayı/medya ürünlerini bilinçli olarak mı tüketiyoruz, yoksa sadece alışkanlıktan mı? Eğer bu bir alışkanlıksa, kendimize şu soruları sormalıyız: "Ekrandaki bu görüntünün bana getirisi nedir?", "Bunu izlemekten başka yapacak işim yok mu?", "Bana gerçekten faydalı olacak başka ne yapabilirim?"

2- Medya tekniğin olanaklarını kullanarak üretim yapar.
Medya ürünleri büyük bir dikkatle oluşturulmuş yapımlardır. Mesela sinema filmleri bizi çok etkiler, çünkü sinemacılar sadece izleyiciyi nasıl etkileyeceklerinin tekniğini öğrenmek için yıllarını harcarlar. Reklamcılar da öyle. Bu tür yapımların çözümlenmesi bizleri daha dikkatli ve bilinçli medya tüketicileri yapar.

3- Medya ideolojik ve yargılayan mesajlar içerir.
Bazı yargılar/önyargılar bilinçli olarak sunulur, bazıları da bilinçsizce. Mesajlar olumlu ya da olumsuz olabilir ve genellikle belli bir hedef kitleye sunulmak üzere üretilir.

4- Medya bir iştir ve bu işten para kazanılır.

5- Her bireyin medya ürünlerini algılayışı farklıdır.
Hepimiz medyadan gelen mesajlara farklı anlamlar yükleriz. Aileler, çocuklar, eğitimciler medya ürünlerini bilinçli tüketmek istiyorlarsa, medyadan gelen mesajların kendileri için ne anlam ifade ettiğini konuşmalı, paylaşmalıdırlar.

6- Reklamlar insanların duygularına seslenerek alışverişi kışkırtır. 7- Televizyon saniyede 30 hareketsiz görüntünün arka arkaya geldiği bir medyadır (sinemada 24):


8- Her şey bizi etkiler, ama etkilendiğimiz her şey bizi bilinçli tüketime yönlendirmez:
Reklamcılar bunu bilir ve çok iyi kullanırlar.

10- Teknolojik efektler, yani bilgisayar grafikleri, çok boyutlu görüntüler, müzik, kamera hareketleri hep medyanın insanlar üzerinde yarattığı duygusal etkiyi artırmak için kullanılır.

Batıdaki durum özetle bu. Çocukları ve gençleri televizyon önünde bizimkilerden daha az vakit geçiren toplumlar bile ilkokulda zorunlu medya okur-yazarlığı derslerini yerleştirmiş durumda. Eh, biz de yılda neredeyse 1,500 saatini televizyon karşısında geçirebilme başarısını göstermiş bir ülke olarak, Milli Eğitim Bakanlığı'ndan ilkokul müfredatlarında medya okuryazarlığı dersleri talep edebiliriz, diye düşünüyorum; en azından gelecek neslin beden, ruh ve cüzdan sağlığı için.




Alıntı:
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

medya nedir ?
medyanın olumlu ve olumsuz yönleri nelerdir ?



bunları bulmakta zorlanıyorum yardım edermisiniz ???
Toplumsal yaşamı her açıdan etkilemede önemli bir rol üstlenen televizyon yayınlarında “kamu yararı”nın gözetilmediği, toplum değerleri ve bireysel hakların korunmadığı, düzenlenmesinde ve denetlenmesinde güçlük çekilen temel konuların başında cinsellik, müstehcenlik, erotizm ya da pornografi gelmektedir. Bu kavramlar tanım ve kapsam yönünden benzerlikler içerdiği kadar birbirinden farklı olgu ve ortamlarda değerlendirilmektedir. Medyada şiddet gösterimi ve saldırgan tutumlar arasındaki ilişkiyi ele alan kuramcılar, davranış üzerindeki doğrudan ya da dolaylı etkilere dikkat çekmektedirler *. Gerçekten de bazı kriminal şiddet olaylarıyla televizyon programlarında sunulan kurgusal olaylar arasında dikkat çekici benzerlikler görülebilmekte, hatta bunların açıkça model alındığı saldırılara, tecavüzlere ve cinayetlere rastlanmaktadır. “Born Innocent” adlı sinema filmindeki tecavüz sahnesinin ardından, pek çok genç izleyicinin bunu taklit ederek tecavüz suçu işlemiş olması sebebiyle NBC televizyonu aleyhine kamu davası açılmış olması tipik bir örnektir.
*(Malamuth ve Briere, 1996).
İyi haber kötü haberdir (bad news is good news). Bu haber felsefesi, dünyada haber tekelini ellerinde tutan büyük haber ajanslarının üçüncü dünya ülkelerine yönelik haber anlayışlarını ortaya koyar. Zaten o bölgelerden açlık, sefalet, tabii afet, felaket haberleri dışında haber vermezler. Türkiye’de medya etik açıdan büyük oranda bu ajansların kontrolü altında olmuş, dolayısıyla bu tarz kötü haber(!) haberciliği medyamızın genlerine işlemiştir. Cinsel sömürü, cinsel taciz haberleri de medyanın bu olumsuz damarını besleyen öğeler içinde yer alır. Bu anlamda ‘medya sapık sever’ dememizin negatif bir manası olmaz. Realite budur… *
2002′de Nijerya’da yaşanan güzellik yarışması öncesi çıkan çatışmaların sorumlusu da az gelişmiş bir gazete idi. Olayların başlangıç sebebi kutsallığa cinselliğin bulaştırılmasıydı. -Üstelik ortaya çıkan kargaşa- yüzlerce insanın ölmesine sebep oldu. Azra Akın ise bu gelişmelerin sonucunda dünya güzeli seçildi. Akın’ın bunda bir suçu yoktu; ama organizatörler bir şeylerin diyetini ödüyordu belki de.
Az gelişmiş ülkelerde her gazetede mutlaka bir üçüncü sayfa ve arka sayfa güzeli olur. Hem televizyonlarda hem de yazılı medyadaki bu cinsel bombardıman, toplumun ahlâki genetik yapısını bozmaya başladığının sinyallerini veriyor.
Reklamlardaki kadın imajı ile cinsel şiddete ilişkin tutumların etkileşiminin araştırıldığı bir çalışmada (Lanis ve Cowell, 1995), kadının seks objesi olarak sunulduğu onaylanmıştır.
İşte size trajik bir örnek
‘Ümraniye sapığı’.
(8 kız çocuğuna tecavüz eden, 17’sine de tecavüze yeltenen zanlı)
20080519-umraniye2İki kız çocuk babası sapık ‘Kendimi durduramıyorum.’ Halbuki televizyonlar; ne şekilde olursa olsun toplumun pozitif değerler üzerine gelişimini sağlamasına katkıda bulunmalı ve insanların ıstırapları, acıları, yaşadıkları felaketler, ölüm anları ve benzeri durumlar duygu sömürüsüne yol açacak, korku yaratacak veya izleyicileri dehşete düşürecek şekilde verilmemeli, halkın ruh sağlığını bozacak yayın yapılmamalıdır. Cinsellik ve erotizm, televizyon yayınlarına kuşkusuz sinema filmleri ile aktarılmış ve daha sonra televizyonun kendine özgü eğlence programlarında da (show, talk show, pembe diziler gibi) sözlü ya da imalı görüntü anlatımları ile prime-time saatlerine kadar taşınmıştır.
*1984 yılında yapılan bir deneyde, deneklere farklı miktarlarda erotik materyal izlettirilmiş ve bu seansın ardından izledikleri kurgusal bir tecavüz olayında, tecavüz eden kişiye ne kadar hapis cezası verdikleri sorulmuştur. Deneklerin erotik materyale maruz kalma süreleri arttıkça tecavüz suçuna yönelimlerinin de o kadar arttığı bulunmuştur. Bu ilişkinin hem kadın hem de erkek denekler için aynı olduğu, yalnızca aynı miktarda erotik materyal izleyen kadın ve erkek deneklerde, kadınların yönelimlerinin erkeklere göre daha düşük kaldığı tespit edilmiştir. Bu da medyanın cinsellik konusunda toplumsal bilince nasıl bir olumsuz etki sağlayabilme yetisine sahip olduğunu gösteriyor.
* Zillman, D., & Bryant, J. (1984). Pornography, sexual collousness, and the trivialization of rape. Journal of Communication, 32 (4), 10-21.
<img alt="*" width="13" height="13"> Televizyon yayınlarının hızla büyüyen ve gelişen Türkiye’de çocukların ve gençlerin fiziksel, zihinsel, ruhsal ve ahlâki gelişimini olumsuz yönde etkileyebilecek yayın yapılmaması esasına uygun olmak suretiyle yapılması konusundaki hassasiyet doğal olarak yayıncılardan bekleniyor.
<img alt="*" width="13" height="13"> Yapılan araştırmalarda; evlilik dışı cinsel ilişkinin, televizyonlarda daha çok gösterildiği belirlenmiştir.
laisser faire (”bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” mantığı )
20080519-muhabirİnsanlar gündelik öfkelerini Tv’nin karşısında, şiddet sahnelerinde kendileri aktörmüşçesine, özdeşleştikleri kahramanlarla eşduyum halinde geçiştirmektedirler. Şiddet sahnelerini izleyen birey, öfkelendiği kişinin cezalandırılmasından haz alır. Gündelik öfkelerin somutlaştığı kötü adamlar, hainler, yalancılar, ikiyüzlüler ve kanunsuzlar tek tek öldürülmekte, işkence görmektedir. *
* Erich Fromm, Kendini Savunan İnsan, çev. Necla Arat, Say Yayınları, İstanbul 1991, s.77.
Türkiye’de, yeni bin yılda tüm kurumlarıyla basın özgürlüğünün genişleyen boyutu kadar televizyon yayınlarının olumlu ve olumsuz sonuçları ile ortak kavram ve duyarlılıkları da tartışmalı, “genel ahlâka aykırı olarak nitelendirilebilecek yayınların” gösterimine son verilmelidir… Aksi takdirde medyanın bastırılmış duyguların gün yüzüne çıkmasını tetikleyici bir hal alması daha çok ‘Ümraniye sapığı’nın ortaya çıkmasına sebep olacaktı
Son Düzenleyen fadedliver; 25 Kasım 2008 @ 18:17.
Etiketler:
  • medya ile ilgili sorular
  • medya nedir kisa
  • medya okuryazarligi
  • medya okuryazarligi nedir
  • medya okuryazarligi nedir kisaca
Benzer Konular:
Rapor Et
Eski 25 Kasım 2008, 18:17

Medya okur yazarlığı nedir?

#2 (link)
fadedliver
Ziyaretçi
fadedliver - avatarı
Medya Okur Yazarlığı
İnceleyiniz
Rapor Et
Eski 27 Nisan 2009, 15:35

Medya Okur-Yazarlığı hakkında bilgi verir misiniz?

#3 (link)
hipeROCKtif
Ziyaretçi
hipeROCKtif - avatarı
Medya okur yazarlığı dersinde bir ödev verildi ve yapmakta zorlanıyorum sorular şöyle:
1- ülkemizde ilk kamu yayıncılığı ne zaman başlamıştır?
2- zaman içinde ne tür gelişmeler kaydedilmiştir?
3- ekonomik kaynakları nelerdir?
4- kanal çeşitleri nelerdir?
5-bu kanallar daha çok ne tür programlar uyarlamıştır?
6- kapsama alanlarının genişliği-darlığı konusunda neler söylenebilir?
7- kamu yayıncılığının temel aldığı(asla vazgeçemeyeceği) yayın ilkeleri nelerdir?
Rapor Et
Eski 27 Nisan 2009, 16:07

Medya okur yazarlığı nedir?

#4 (link)
MeLL
Ziyaretçi
MeLL - avatarı
1- Ülkemizde ilk kamu yayıncılığı ne zaman başlamıştır?
2- Zaman içinde ne tür gelişmeler kaydedilmiştir?
Cevap: http://www.msxlabs.org/forum/soru-ce...ml#post1233077

(2.Soru için üstteki linkin detaylarına bakınız.Emin olmamakla birlikte cevabı bulacağınızı düşünüyorum.)

3- Ekonomik kaynakları nelerdir?
Cevap: Kamu televizyonlarının ekonomik kaynakları nelerdir?

4- Kanal çeşitleri nelerdir?
5-Bu kanallar daha çok ne tür programlar uyarlamıştır?
Cevap: Özel yayıncılık hakkında bilgi verebilir misiniz?


6- kapsama alanlarının genişliği-darlığı konusunda neler söylenebilir?
7- kamu yayıncılığının temel aldığı(asla vazgeçemeyeceği) yayın ilkeleri nelerdir?

Cevap: http://www.msxlabs.org/forum/soru-ce...-nelerdir.html

(Üstteki linkten inceleyip bulunuz...)
Rapor Et
Eski 31 Ekim 2009, 15:09

Medya okur yazarlığı nedir?

#5 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
medya nedir ?
medyanın olumlu ve olumsuz yönleri nelerdir ?



bunları bulmakta zorlanıyorum yardım edermisiniz ???
Rapor Et
Eski 28 Kasım 2009, 18:26

Medya okur yazarlığı nedir?

#6 (link)
_KleopatrA_
Ziyaretçi
_KleopatrA_ - avatarı
MEDYA OKURYAZARLIĞI NEDİR?

Medya Okuryazarlığı; yazılı ve yazılı olmayan, büyük çeşitlilik gösteren formatlardaki (televizyon, video, sinema, reklâmlar, internet v.s.) mesajlara ulaşma, bunları çözümleme, değerlendirme ve iletme yeteneği kazanabilmek olarak tanımlanmaktadır.

Medya Okuryazarlığı;
  • İzleyicinin medyayı bilinçli okumasına katkı yapmakta, kendini rahat ifade edebilmesi, toplumsal hayata daha aktif ve yapıcı iştiraki sağlanmaktadır.
  • Medya iletilerini doğru algılayabilecek donanıma sahip olma ve zamanla iletiler üretebilme yeteneğini kazanmaktır.
  • MEDYA OKURYAZARLIĞININ ÖNEMİ
Medya okuryazarlığının önemi şüphesiz ki daha fazla kontrol sağlamasından kaynaklanmaktadır. Çocuklar başta olmak üzere toplumun diğer kesimleri medya okuryazarlığı konusunda ne kadar bilgiye sahip olurlarsa gerçek dünya ile medya tarafından inşa edilen dünya arasındaki sınırı o denli kolay fark edebilir ve medyadan bilgi alırlarken zararlı etkilerinden kendilerini koruyabilir.
  • MEDYA OKURYAZARLIĞI PROJESİNİN AMACI
Medyayı doğru okuyan, yaşadığı çevreye duyarlı, ülkesinin sorunlarını bilen, medya mesajlarını akıl süzgecinden geçirebilen bilinçli bir kitle oluşturabilmek amacıyla Medya Okuryazarlığı Projesi hayata geçirilmiştir. Medya Okuryazarlığı Projesinin amacı, çocukların, medya kurumunun yapısını, işleyişini öğrenmelerini, kurguyu gerçekten ayırarak kurgulanmış içeriği bilinçli bir şekilde değerlendirebilmelerini ve medyayı eleştirel olarak izlemelerini kısaca medya ile ilgili doğru soruları sorup doğru yanıtları bulabilmelerini konusunda onlara gerekli donanımı kazandırmaktır.
  • DÜNYADA MEDYA OKURYAZARLIĞI
Medya Okuryazarlığının iki temel noktası bulunmaktadır: Birincisi medyadaki içeriğe erişebilmek için teknolojiyi kullanabilme becerisi; ikincisi ise sunulan içeriği sadece anlamak değil aynı zamanda bu içeriği değerlendirebilme yeteneğidir.

Bu amaçla dünyanın tüm gelişmiş ülkelerinde medya eğitimi ya da medya okuryazarlığı dersleri, çeşitli seviyelerde okullarda ders olarak okutulmaktadır. Bu dersler, ya doğrudan müfredata konmakta (İngiltere, Fransa, ABD vb.) ya da müfredatta ilgili dersler içinde (sanat, dil bilgisi, edebiyat, vatandaşlık vb.) okutulmaktadır (Kanada). Ne şekilde okutulursa okutulsun, dersin ağırlıklı olarak uygulamaya dönük olarak işlendiği, öğrencilerin eleştirel, katılımcı ve yaratıcı yönlerini geliştirici bir şekilde planlandığı görülmektedir.

Kaynak: RTÜK
MEDYA OKUR YAZARLIĞI


Çocukları ve gençleri televizyon önünde bizimkilerden daha az vakit geçiren toplumlar bile, ilkokulda zorunlu medya okur-yazarlığı derslerini yerleştirmiş durumda. Bilinçli bir beyin saniyede art arda gelen 8 durağan görüntüyü ayırt edebilir; dolayısıyla televizyon ve sinema görüntüleri bizi bilinçli analiz yapmaktan, gerçekliği görmekten uzaklaştırır. Medyada gördüğümüz her şeye inanmamalıyız.

Türkiye insanının TV izlemede kırdığı dünya rekoru yeni değil. Eskiden ABD'nin arkasından ikinci sıradaydık, şimdi ise birinciliğe oturmuşuz. Peki, sadece bunu idrak etmekle yetinecek miyiz? Yoksa, Batılıların yıllar önce ilkokul müfredatlarına yerleştirdiği "medya okur-yazarlığı" derslerini ülkemizde de zorunlu kılmanın zamanı geldi mi? 2001 yılı gazetelerinden bir haber: "Televizyon okuyoruz!

UNESCO tarafından yapılan araştırmaya göre Türkiye ABD'den sonra en çok televizyon izlenen ikinci ülke. 95 kişiye bir kahvehane, 65 bin kişiye bir kütüphane düşen Türkiye'de insanlar televizyon okuyor, kitap seyrediyor!" 2004'e geldiğimizde ise, televizyon izleme konusundaki başarımızı istikrarlı bir şekilde devam ettirdiğimizi, hatta ikincilikten birinciliğe terfi ettiğimizi görüyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan bir rapordan, Türkiye insanının ortalama televizyon izleme süresinin son bir yılda dizi filmlerdeki artışa paralel olarak 3.5 saatten 4 saate yükseldiğini öğreniyor ve böylece, ABD ile birlikte en fazla televizyon izlenen ülke konumuna geldiğimiz gerçeğiyle baş başa kalıyoruz.

"Biz mi televizyon izliyoruz, yoksa televizyon mu bizi izliyor?"

Bu soruyu yıllar önce ABD'li iletişim profesörü Neil Postman ve televizyon yapımcısı Steve Powers, Amerikan halkına sormuşlardı: "Siz mi TV izliyorsunuz yoksa TV mi sizi izliyor?" Günde -1990'larda- eksiğiyle fazlasıyla ortalama 3 saat 59 dakikasını televizyon önünde geçiren bir toplum için sorulabilecek en doğru soruydu aslında. Şimdi dünya televizyon izleme rekorunda birinci sıraya yükselmiş Türkiye halkına da aynı sorunun sorulmasından yanayım.

Günümüzde çok sayıda kablo ve uydu yayını sayesinde iyisiyle kötüsüyle milyonlarca bilgi, ses ve görüntünün oturma odalarımızı istila ettiği bir dönemde bu soruyu sormaktaki amaç, televizyonun bireyler üzerinde yarattığı etkiye dikkat çekmek kuşkusuz. Çünkü televizyon denen aygıt, her ne kadar eğlendirici ve bilgilendirici bir "ev eşyası" olarak görünse de aynı zamanda çeşitli değerler, alışkanlıklar ve ideolojilerin her yaştan izleyiciye ulaşabildiği bir elektronik ortam. Televizyonun çocuklar ve yetişkinler üzerinde yarattığı etki uzun zamandır iletişim bilimcilerin üzerinde çalıştıkları bir konu. Bu makalelerden bahsederek canınızı sıkacak değilim. Ancak, daha önce yapılmış bilimsel araştırmalara referansla kısaca ve kabaca şunu söyleyebilirim:

Televizyonu bilinçsiz olarak izleyen bir insan günde ortalama 3 saat 36 dakika televizyon başında oturuyorsa bu hem beden sağlığı, hem ruh sağlığı hem de "cüzdanı" için zararlı. Ancak, eğer özelde televizyondan, genelde de medyadan yayılan enformasyonu bilinçli olarak tüketiyorsanız bir problem yok.

Şimdi bilinçli televizyon ya da medya tüketicisi olmak da ne demek diyeceksiniz. 1970'lerden başlayarak Kanada, İngiltere, İskoçya, Avustralya, ABD ve son yıllarda da bazı Avrupa ülkelerinde oturtulmaya çalışılan bir "medya okur-yazarlığı" hareketi var. Önce sivil toplum hareketleri olarak başlayan, ardından hükümetlerin de desteğiyle ilkokul düzeyinde ders müfredatlarına eklenerek zorunlu hale getirilen medya derslerinden bahsediyorum.

Fen, matematik, medya

Son 30 yıldır Batı'da eğitimciler tarafından tartışılan konulardan biri de ilkokullar için zorunlu medya dersleri. Yukarıda adı geçen ülkelerdeki birçok ilkokulda dilbilgisi, matematik ve fen derslerinin yanında, medya okur-yazarlığı da zorunlu ders müfredatı içinde yer alıyor; bu dersten başarısız olan öğrenciler okuldan mezun edilmiyor. Kanadalı medya stratejisti Robert Kubey bu derslerin amacını şöyle açıklıyor: "Çocuklarımızın çoğunluğu yılda 1,000 saat televizyon izliyorsa, gençliklerinde ve yetişkinlik dönemlerinde de yılda 1,000 saat televizyon izlemeye devam edeceklerse, akademik bir medya eğitimi almaları zorunlu demektir.

Medyanın içinde yaşadığımız toplumu ve çeşitli grupları nasıl ve neden belli yönleriyle yansıttığını çocuklarımıza öğretmeliyiz." Bireylerin ilkokul çağlarından başlayarak eleştirel medya tüketicisi olarak yetiştirilmesi nasıl başarılır? Bu konuya kafa yoranların birleştikleri ortak nokta şu: Varolan gerçeklik ve medyada sunulan gerçeklik arasındaki fark ne kadar erken yaşta öğretilirse medyanın bireyler üzerindeki olumsuz etkileri o derece azalıyor. İlkokul öğrencilerine eğlendirici videolar ve yaratıcılıklarını da geliştiren oyunlarla verilen derslerde temel olarak medyadan gelen enformasyonun sübjektif, dikkatlice seçilmiş ve kurgulanmış bir yeniden üretim olduğu anlatılmaya çalışılıyor. Özellikle reklam metinlerinde ve filmlerinde kullanılan retoriğin, müziğin veya görüntülerin çağımız insanının tüketim iştahını sömürmek üzerine inşa edildiği de bu derslerde vurgulanıyor. Batıda ilkokul öğrencilerine medyanın olumsuz etkilerini azaltmak için müfredata eklenen medya okur-yazarlığı derslerinin içeriği ülkeden ülkeye değişmekle birlikte, ortak olarak üzerinde durulan temel noktalar şöyle sıralanabilir:

İnşaatın maliyeti

1- Medya kültürümüzü inşa eder ve bu inşaatın bir maliyeti vardır.
Medyayı/medya ürünlerini bilinçli olarak mı tüketiyoruz, yoksa sadece alışkanlıktan mı? Eğer bu bir alışkanlıksa, kendimize şu soruları sormalıyız: "Ekrandaki bu görüntünün bana getirisi nedir?", "Bunu izlemekten başka yapacak işim yok mu?", "Bana gerçekten faydalı olacak başka ne yapabilirim?"

2- Medya tekniğin olanaklarını kullanarak üretim yapar.
Medya ürünleri büyük bir dikkatle oluşturulmuş yapımlardır. Mesela sinema filmleri bizi çok etkiler, çünkü sinemacılar sadece izleyiciyi nasıl etkileyeceklerinin tekniğini öğrenmek için yıllarını harcarlar. Reklamcılar da öyle. Bu tür yapımların çözümlenmesi bizleri daha dikkatli ve bilinçli medya tüketicileri yapar.

3- Medya ideolojik ve yargılayan mesajlar içerir.
Bazı yargılar/önyargılar bilinçli olarak sunulur, bazıları da bilinçsizce. Mesajlar olumlu ya da olumsuz olabilir ve genellikle belli bir hedef kitleye sunulmak üzere üretilir.

4- Medya bir iştir ve bu işten para kazanılır.

5- Her bireyin medya ürünlerini algılayışı farklıdır.
Hepimiz medyadan gelen mesajlara farklı anlamlar yükleriz. Aileler, çocuklar, eğitimciler medya ürünlerini bilinçli tüketmek istiyorlarsa, medyadan gelen mesajların kendileri için ne anlam ifade ettiğini konuşmalı, paylaşmalıdırlar.

6- Reklamlar insanların duygularına seslenerek alışverişi kışkırtır. 7- Televizyon saniyede 30 hareketsiz görüntünün arka arkaya geldiği bir medyadır (sinemada 24):


8- Her şey bizi etkiler, ama etkilendiğimiz her şey bizi bilinçli tüketime yönlendirmez:
Reklamcılar bunu bilir ve çok iyi kullanırlar.

10- Teknolojik efektler, yani bilgisayar grafikleri, çok boyutlu görüntüler, müzik, kamera hareketleri hep medyanın insanlar üzerinde yarattığı duygusal etkiyi artırmak için kullanılır.

Batıdaki durum özetle bu. Çocukları ve gençleri televizyon önünde bizimkilerden daha az vakit geçiren toplumlar bile ilkokulda zorunlu medya okur-yazarlığı derslerini yerleştirmiş durumda. Eh, biz de yılda neredeyse 1,500 saatini televizyon karşısında geçirebilme başarısını göstermiş bir ülke olarak, Milli Eğitim Bakanlığı'ndan ilkokul müfredatlarında medya okuryazarlığı dersleri talep edebiliriz, diye düşünüyorum; en azından gelecek neslin beden, ruh ve cüzdan sağlığı için.




Alıntı:
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

medya nedir ?
medyanın olumlu ve olumsuz yönleri nelerdir ?



bunları bulmakta zorlanıyorum yardım edermisiniz ???
Toplumsal yaşamı her açıdan etkilemede önemli bir rol üstlenen televizyon yayınlarında “kamu yararı”nın gözetilmediği, toplum değerleri ve bireysel hakların korunmadığı, düzenlenmesinde ve denetlenmesinde güçlük çekilen temel konuların başında cinsellik, müstehcenlik, erotizm ya da pornografi gelmektedir. Bu kavramlar tanım ve kapsam yönünden benzerlikler içerdiği kadar birbirinden farklı olgu ve ortamlarda değerlendirilmektedir. Medyada şiddet gösterimi ve saldırgan tutumlar arasındaki ilişkiyi ele alan kuramcılar, davranış üzerindeki doğrudan ya da dolaylı etkilere dikkat çekmektedirler *. Gerçekten de bazı kriminal şiddet olaylarıyla televizyon programlarında sunulan kurgusal olaylar arasında dikkat çekici benzerlikler görülebilmekte, hatta bunların açıkça model alındığı saldırılara, tecavüzlere ve cinayetlere rastlanmaktadır. “Born Innocent” adlı sinema filmindeki tecavüz sahnesinin ardından, pek çok genç izleyicinin bunu taklit ederek tecavüz suçu işlemiş olması sebebiyle NBC televizyonu aleyhine kamu davası açılmış olması tipik bir örnektir.
*(Malamuth ve Briere, 1996).
İyi haber kötü haberdir (bad news is good news). Bu haber felsefesi, dünyada haber tekelini ellerinde tutan büyük haber ajanslarının üçüncü dünya ülkelerine yönelik haber anlayışlarını ortaya koyar. Zaten o bölgelerden açlık, sefalet, tabii afet, felaket haberleri dışında haber vermezler. Türkiye’de medya etik açıdan büyük oranda bu ajansların kontrolü altında olmuş, dolayısıyla bu tarz kötü haber(!) haberciliği medyamızın genlerine işlemiştir. Cinsel sömürü, cinsel taciz haberleri de medyanın bu olumsuz damarını besleyen öğeler içinde yer alır. Bu anlamda ‘medya sapık sever’ dememizin negatif bir manası olmaz. Realite budur… *
2002′de Nijerya’da yaşanan güzellik yarışması öncesi çıkan çatışmaların sorumlusu da az gelişmiş bir gazete idi. Olayların başlangıç sebebi kutsallığa cinselliğin bulaştırılmasıydı. -Üstelik ortaya çıkan kargaşa- yüzlerce insanın ölmesine sebep oldu. Azra Akın ise bu gelişmelerin sonucunda dünya güzeli seçildi. Akın’ın bunda bir suçu yoktu; ama organizatörler bir şeylerin diyetini ödüyordu belki de.
Az gelişmiş ülkelerde her gazetede mutlaka bir üçüncü sayfa ve arka sayfa güzeli olur. Hem televizyonlarda hem de yazılı medyadaki bu cinsel bombardıman, toplumun ahlâki genetik yapısını bozmaya başladığının sinyallerini veriyor.
Reklamlardaki kadın imajı ile cinsel şiddete ilişkin tutumların etkileşiminin araştırıldığı bir çalışmada (Lanis ve Cowell, 1995), kadının seks objesi olarak sunulduğu onaylanmıştır.
İşte size trajik bir örnek
‘Ümraniye sapığı’.
(8 kız çocuğuna tecavüz eden, 17’sine de tecavüze yeltenen zanlı)
20080519-umraniye2İki kız çocuk babası sapık ‘Kendimi durduramıyorum.’ Halbuki televizyonlar; ne şekilde olursa olsun toplumun pozitif değerler üzerine gelişimini sağlamasına katkıda bulunmalı ve insanların ıstırapları, acıları, yaşadıkları felaketler, ölüm anları ve benzeri durumlar duygu sömürüsüne yol açacak, korku yaratacak veya izleyicileri dehşete düşürecek şekilde verilmemeli, halkın ruh sağlığını bozacak yayın yapılmamalıdır. Cinsellik ve erotizm, televizyon yayınlarına kuşkusuz sinema filmleri ile aktarılmış ve daha sonra televizyonun kendine özgü eğlence programlarında da (show, talk show, pembe diziler gibi) sözlü ya da imalı görüntü anlatımları ile prime-time saatlerine kadar taşınmıştır.
*1984 yılında yapılan bir deneyde, deneklere farklı miktarlarda erotik materyal izlettirilmiş ve bu seansın ardından izledikleri kurgusal bir tecavüz olayında, tecavüz eden kişiye ne kadar hapis cezası verdikleri sorulmuştur. Deneklerin erotik materyale maruz kalma süreleri arttıkça tecavüz suçuna yönelimlerinin de o kadar arttığı bulunmuştur. Bu ilişkinin hem kadın hem de erkek denekler için aynı olduğu, yalnızca aynı miktarda erotik materyal izleyen kadın ve erkek deneklerde, kadınların yönelimlerinin erkeklere göre daha düşük kaldığı tespit edilmiştir. Bu da medyanın cinsellik konusunda toplumsal bilince nasıl bir olumsuz etki sağlayabilme yetisine sahip olduğunu gösteriyor.
* Zillman, D., & Bryant, J. (1984). Pornography, sexual collousness, and the trivialization of rape. Journal of Communication, 32 (4), 10-21.
<img alt="*" width="13" height="13"> Televizyon yayınlarının hızla büyüyen ve gelişen Türkiye’de çocukların ve gençlerin fiziksel, zihinsel, ruhsal ve ahlâki gelişimini olumsuz yönde etkileyebilecek yayın yapılmaması esasına uygun olmak suretiyle yapılması konusundaki hassasiyet doğal olarak yayıncılardan bekleniyor.
<img alt="*" width="13" height="13"> Yapılan araştırmalarda; evlilik dışı cinsel ilişkinin, televizyonlarda daha çok gösterildiği belirlenmiştir.
laisser faire (”bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” mantığı )
20080519-muhabirİnsanlar gündelik öfkelerini Tv’nin karşısında, şiddet sahnelerinde kendileri aktörmüşçesine, özdeşleştikleri kahramanlarla eşduyum halinde geçiştirmektedirler. Şiddet sahnelerini izleyen birey, öfkelendiği kişinin cezalandırılmasından haz alır. Gündelik öfkelerin somutlaştığı kötü adamlar, hainler, yalancılar, ikiyüzlüler ve kanunsuzlar tek tek öldürülmekte, işkence görmektedir. *
* Erich Fromm, Kendini Savunan İnsan, çev. Necla Arat, Say Yayınları, İstanbul 1991, s.77.
Türkiye’de, yeni bin yılda tüm kurumlarıyla basın özgürlüğünün genişleyen boyutu kadar televizyon yayınlarının olumlu ve olumsuz sonuçları ile ortak kavram ve duyarlılıkları da tartışmalı, “genel ahlâka aykırı olarak nitelendirilebilecek yayınların” gösterimine son verilmelidir… Aksi takdirde medyanın bastırılmış duyguların gün yüzüne çıkmasını tetikleyici bir hal alması daha çok ‘Ümraniye sapığı’nın ortaya çıkmasına sebep olacaktı
Rapor Et
Eski 22 Ekim 2010, 14:05

medya

#7 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
medya dersinde verilen konular
Rapor Et
Eski 11 Aralık 2010, 00:34

Medya okur yazarlığı hakkında bilgi verir misiniz?

#8 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
medya okur yazarlını anlamadım
Rapor Et
Eski 11 Aralık 2010, 10:55

Medya okur yazarlığı nedir?

#9 (link)
ener
Ziyaretçi
ener - avatarı
Alıntı:
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

medya okur yazarlını anlamadım
MEDYA OKURYAZARLIĞI NEDİR?

Medya Okuryazarlığı; yazılı ve yazılı olmayan, büyük çeşitlilik gösteren formatlardaki (televizyon, video, sinema, reklâmlar, internet v.s.) mesajlara ulaşma, bunları çözümleme, değerlendirme ve iletme yeteneği kazanabilmek olarak tanımlanmaktadır.

Medya Okuryazarlığı;
  • İzleyicinin medyayı bilinçli okumasına katkı yapmakta, kendini rahat ifade edebilmesi, toplumsal hayata daha aktif ve yapıcı iştiraki sağlanmaktadır.
  • Medya iletilerini doğru algılayabilecek donanıma sahip olma ve zamanla iletiler üretebilme yeteneğini kazanmaktır.
  • MEDYA OKURYAZARLIĞININ ÖNEMİ
Medya okuryazarlığının önemi şüphesiz ki daha fazla kontrol sağlamasından kaynaklanmaktadır. Çocuklar başta olmak üzere toplumun diğer kesimleri medya okuryazarlığı konusunda ne kadar bilgiye sahip olurlarsa gerçek dünya ile medya tarafından inşa edilen dünya arasındaki sınırı o denli kolay fark edebilir ve medyadan bilgi alırlarken zararlı etkilerinden kendilerini koruyabilir.
Rapor Et
Eski 1 Mart 2011, 11:47

Medya okur yazarlığı nedir?

#10 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
merhaba arkadaşlar medya okuryazarlığı amaçları ilkeleri ve bireylere sağlayacağı faydalar nelerdir konusunda bir sunum hazırlıyuorum bu konuda yardımcı olursanız sevinirim..
Son Düzenleyen _Yağmur_; 1 Mart 2011 @ 11:51. Sebep: msn adresi kaldırıldı
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.402 saniyede (87.48% PHP - 12.52% MySQL) 17 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +2 - Saat: 01:46
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi