Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Marmara Bölgesi'nde yetişen tarım ürünleri nelerdir?

Bu konu Soru-Cevap forumunda '''''' tarafından 27 Aralık 2008 (15:03) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
757330 kez görüntülenmiş, 355 cevap yazılmış ve son mesaj 27 Mart 2014 (19:31) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 3.75  |  Oy Veren: 423      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 6 Ocak 2009, 17:28

Marmara bölgesinin yetiştirdiği ürünler nelerdir?

#11 (link)
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Ziyaretçi - avatarı
marmara bölgesinin yetiştirdiği ürünler
Rapor Et
Reklam
Eski 6 Ocak 2009, 20:24

Marmara Bölgesi'nde yetişen tarım ürünleri nelerdir?

#12 (link)
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Ziyaretçi - avatarı
MARMARADA ŞU TARIM FAALİYETLERİ VARDIR: 1.Buğday 2.Ayçiçeyi 3.ŞEKER PANCARI 4. Tütün 5.Mısır 6.pirinç 7.Şerbetçi otu 8.Zeytin 9.Dut 10.Meyve 11.Sebze
Rapor Et
Eski 17 Ocak 2009, 12:33

Marmara bölgesinde yetişen ürünler nelerdir?

#13 (link)
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Ziyaretçi - avatarı
yHa marmara bölgesinde yetişen ürünlerin belgesel gibi yazan bir yazı yokmu??Warsa werir misiniz?
Rapor Et
Eski 18 Ocak 2009, 12:44

MARMARA BÖLGRSİNDE YETİŞEN ÜRÜNLERİ ANLATAN BİR YAZI

#14 (link)
Ziyaretçik
Ziyaretçi
Ziyaretçik - avatarı
MARMARA BÖLGRSİNDE YETİŞEN ÜRÜNLERİ ANLATAN BİR YAZI YAZABİLİRMİSİNİZ?
AMA
GİRİŞ-GELİŞME-SONUÇ OLACAK VE KISA OLMASI LAZIM
Rapor Et
Eski 18 Ocak 2009, 12:58

Marmara Bölgesi'nde yetişen tarım ürünleri nelerdir?

#15 (link)
MsXLabs Üyesi
Keten Prenses - avatarı
Alıntı:
fadedliver adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

Buğday : Trakya’da Ergene Bölümü’nde yoğun olarak yetiştirilir. Bölge, üretimde İç Anadolu’dan sonar 2. sırada yer alır.



Ayçiçeği : Tohumlarından yağ elde etmek için yetiştirilir. Türkiye üretiminin % 80 ini bu bölge karşılar. Ergene ve Güney Marmara Bölümleri’nde ekimi yoğunlaşır.



Şekerpancarı : Trakya, Güney Marmara ve Adapazarı ovalarında ekim yapılır.



Tütün : Bölge, Türkiye üretiminde 3. sırayı alır. Bursa, Balıkesir, Adapazarı’nda ekimi yoğunlaşır.



Mısır : Bölge, üretimde Karadeniz’den sonra 2. sırayı alır. Adapazarı ve Bursa önemli ekim alanlarıdır.



Pirinç : Meriç ovalarında ekimi yoğunlaşır. Edirne bölge üretiminde ilk sırayı alır.



Şerbetçi otu : Bira sanayinde tad ve koku verici olarak kullanılır. Bilecik Yöresi’nde ekimi yapılır.



Zeytin : Güney Marmara Bölümü’nde Gemlik ve Mudanya Yöresi’nde üretimi yoğunlaşır. Bölge, üretimde Ege’den sonar 2. sırayı alır. İri kalitede sofralık zeytin yetiştirilir.



Dut : Bölgede ipek böceği yetiştiriciliğine bağlı olarak dutçuluk önem taşır. Bursa, Balıkesir, Bilecik Yöresi’nde yoğun olarak yetiştirilir.



Meyve : Bursa Yöresi’nde yoğun olarak yetiştirilir. Şeftali, kiraz, çilek, kestane ve üzüm başlıcalarıdır.



Sebze : Bursa ve Adapazarı ovalarında yoğun olarak yetiştirilir. Domates, patates, sarımsak, soğan, patlıcan, kabak, biber başlıcalarıdır.

Kaynak
Alıntı:
Keten Prenses adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

Trakya�daki Tarım Topraklarında görülen sorunların çözümü
Trakya bölgesi olarak verim ortalaması buğdayda yaklaşık 350 kg/da, ayçiçeğinde 160 kg/da, çeltikte 500 kg/da civarındadır. Sözkonusu bu ürünlerden dekardan alınan ortalama verim Türkiye ortalamasından yaklaşık %40 daha yüksektir. Gerçekten de stratejik öneme sahip bu ürünlerde ayçiçeğinde Trakya Türkiye üretiminin %60-70�ini, çeltikte %45-50�sini, ve buğdayda %15�ni karşılamaktadır. Trakya� daki tarım alanları, Türkiye tarımsal üretiminde diğer tarla, bağ-bahçe bitkileri üretimi yanında özelikle ayçiçeği, çeltik ve buğday üretiminde çok önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle Trakya�nın çok verimli olan tarım alanlarının verimliliğinin korunması, artan ülke nüfüsumuzun yeterli beslenmesi ve refah içerisinde yaşaması yanında, gelecek kuşaklar için de hayati öneme sahiptir.
Trakya�nın yüzölçümü 2.376.400 ha�dır. Sözkonusu bu alanın yaklaşık 1.258.392 hektarında (%53) günümüzde tarım yapılmaktadır. İstanbul ve Çanakkale illerinin Trakya� daki kapladıkları alan hariç, Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ�da I., II. ve III. sınıf verimlilik yeteneğindeki tarımsal arazi varlığı 1.405.694 ha�dır. Bunun yanında çok dikkatli bir şekilde toprak işlemesi ve yalnız özenle seçilen bitkilerin tarımını mümkün kılan IV.� üncü kullanım yetenek sınıfındaki topraklarla birlikte toplam tarım topraklarının alanı 1.547.272 hektardır. Bölgede toprak erozyonu, sığlığı, taşlılık, drenaj, çoraklık ve yaşlılık gibi toprakların verimliliğini hızla azaltan faktörler dikkate alındığında tarım alanlarının %85.8�inde koruma ve ıslah çalışmalarına ihtiyaç duyulmaktadır.
Trakya gerek tarımsal üretim potansiyeli ve gerekse tarımı yapılan buğday, ayçiçeği, çeltik, şekerpancarı gibi ürünlerin verimliliği açısından Türkiye ortalamasının çok üzerinde olmasına rağmen yinede çok önemli sorunları vardır. Sözkonusu bu bölgenin topraklarının verimliliğinin korunması yanında, bazı tarım alanlarının da ıslahı gerekmektedir. Bunun içinde arazileri doğal nitelik ve yeteneklerine uygun olarak kullanmak ve tarım arazilerinin amaç dışı kullanımını ciddi bir şekilde denetim, erozyonla mücadele, sulama ve drenaj çalışmaları, gerekli yerlerde ıslah çalışmaları, polikültür ekim nöbeti sistemlerine geçme, azaltılmış toprak işlemesi, gerekli yerlerde uygun toprak işleme teknikleri ile mekanizasyonun düzenlenmesi, gübreleme programlarının uygulanması, dağınık, parçalı arazi varlığının oluştuğu bölgelerde arazi toplulaştırmasına gidilmesi olanaklarının araştırılması ve modern tarım tekniklerinin uygulanması gerekmektedir.


2. Trakya�daki Arazilerin Tarımsal Uygunluk Açısından Sınıflandırılması:

Bilim adamları, tarımsal arazileri kullanma yeteneklerine ve verimliliklerine göre sınıflara ayırmışlardır. Sözkonusu bu değerlendirmeye göre sekiz tane arazi kullanma yetenek sınıfı vardır. Bu sınıflardan özellikle ilk dördü, tarım arazileri olarak işlemeye uygun arazi kriterlerine sahiptir. Birden dörde doğru sınıf sayısı değiştikçe, arazilerin tarım açısından uygunluğu azalır, ekilecek bitki çeşidi sorun olur ve özenle koruma uygulamalarında bulunmak gerekir. Beşinçi sınıf araziler, özellikle çayır alanları olarak değerlendirebileceğimiz, çoğu zaman drenaj ve taban suyu yüksekliği sorunu olan yerlerdir. Altıncı ve yedinci arazi kullanım yetenek sınıfındaki araziler ise oldukça dik veya sarp eğim, şiddetli derecede erozyon, sığ profil, taşlılık, yaşlılık veya çoraklık gibi sorunlara sahiptir. Tarla tarımı yapılmasına uygun olmayan bu arazilerin mer� a, orman, yaban hayatı için yerleşim amaçlı olarak kullanılması daha uygundur. Sekizinci sınıf özellikle dağlık araziler de rekreasyon alanı ve yaban hayatı için yaşama ortamı olarak kullanılmaya uygundur.
Trakya�da Grumosol, kahverengi orman, kireçsiz kahverengi orman, Alüviyal, Rendzina, Halomorfik Alüviyal büyük toprak grubları bulunmaktadır.
Tarım toprakları olarak değerlendirilmesi gereken, I., II., III. ve IV�üncü sınıf araziler kullanım yetenekleri açısından Trakya�nın üç ilinde dağılım oranları;
- Tekirdağ :% 89.6,
- Kırklareli : % 68.4,
- Edirne : % 85.6�
Ortalama : % 81.2
Oysa sözkonusu bu verimli ilk dört sınıf toprak oranı Türkiye ortalaması olarak ancak %34� tür. Özenle korunması gereken I., II. ve III.�üncü sınıf tarım arazilerinin ise kullanma yeteneklerine göre Trakya�nın üç ilinde dağılımı;
- Tekirdağ : % 81.2
- Kıklareli : % 62.5
- Edirne : % 78.2
Ortalama : % 74.0
Çizelge 1� den de görülebileceği gibi bu üç ilimizdeki toplam arazinin 3/4�ü tarıma çok uygun I., II. ve III. üncü sınıf arazilerden oluşmaktadır. Bu oran Türkiye genelinde %24.8 ve ülke toplam arazi varlığının yaklaşık 1/4� ünü oluşturmaktadır. Eğer ülke düzeyinde Trakya� yı değerlendirecek olursak tarıma uygun arazilerin oranı Türkiye ortalamasının yaklaşık üç katıdır. Buda gösteriyorki Trakya� da tarıma gerekli önem verilmeli ve arazilerin kullanım yetenek sınıflamasına dikkat edilmelidir.


Çizelge 1: Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ İllerinde Arazilerin Kullanım Alanları.
(Not: Çizelge çıkmadığından burada verilememiştir, ilginenlere istenirse e-mail ile gönderilecektir.)


3. Trakya� da Arazilerin Verimliliğini Etkileyen Bazı Faktörler:

Trakya� da arazilerin verimliliğini etkileyen faktörler, su erozyonu, yaşlılık, çoraklılık, taşlılık ve toprak derinliğinin çok sığ olmasıdır. Tarım topraklarının yok olmasında, verimsizleşmesinde ve çölleşmesinde en önemli faktörlerden birisi hiç şüphesiz su ve rüzgar erozyonudur. Erozyon kelime anlamı ile toprak aşınması anlamına gelir. Toprak, su, bitki örtüsü arasında çok hassas bir etkileşim ve dolayısı ile bir denge vardır. Özellikle var olan bitki örtüsünün herhangi bir nedenle ağır zarara uğraması ve tekrar bitki örtüsünün oluşturulması konusunda bir gayret gösterilmemesi sonucu arazilerin çıplak kalan toprak tabakası her tür erozyona açık duruma gelmektedir. Dolayısı ile bitki örtüsü bilinçsizce tahrip edilmiş alanlarda verimli üst toprak tabakası su ve rüzgar erozyonu ile taşınır, geriye verimsiz alt ana kaya veya katmanlar kalır. Özellikle bu gibi ağır erozyona uğramış bölgelerin tekrar tarıma uygun hale getirilmesi çok masraf gerektirmektedir.
Çizelge 2� den de görülebileceği gibi erozyon, Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ illerimizde geniş bir alanda, farklı aşınma derecelerinde olmak üzere 1.889.454 ha alanda (%99.2) görülmektedir. Hafif erozyona uğrayan toplam alan 906.797 ha olup, yayılma oranı %47.6�dır. Orta derecede erozyona uğrayan toplam alan 644.150 ha�dır (%33.8). Hafif ve orta derecede erozyona uğrayan toplam alan oranı %81.4� tür. Bu sözkonusu alanların tümüne yakınında tarla tarımı yapılmaktadır. Bu alanlarda düzeç eğrilerine paralel sürüm tekniklerinin uygulanmasına; toprağın fiziksel koşullarını iyileştiren, agregasyonu bozmayan mekanizasyon sistemlerinin toprağın tipine göre ayrı ayrı planlanmasına ve anızların yakılmamasına özen gösterilmelidir.
Şiddetli erozyona uğrayan toplam tarım alanı bu üç ilimizde 315.041 ha dır. Bu alanın 197.581 ha� ı Kırklareli�nde, 60.154 ha� ı Edirne ilinde ve 57.306 ha� ı Tekirdağ ilinde bulunmaktadır.
Trakya� da ikinci önemli sorun toprakların yetersiz profil derinliğne sahip olmasıdır. Bu nedenle birçok tarım arazisinde toprak derinliği sığ veya çok sığdır. Yaklaşık bu üç ilimizde 423.721 ha alanda bu sorun vardır. Bu alanların 257.232 ha� ı Kırklareli�nde, 99.389 ha� ı Edirne ilinde ve 67.100 ha� ı Tekirdağ ilinde bulunmaktadır.
Trakya� da üçünçü önemli sorun toprakların taşlı olmasıdır. Yaklaşık bu üç ilimizde 115.950 ha alanda bu sorun vardır. Bu alanların 61.615 ha� ı Kırklareli�nde, 26.294 ha� ı Edirne ilinde ve 28.041 ha� ı Tekirdağ ilinde bulunmaktadır.
Trakya� da dördüncü önemli sorun toprakların çoraklaşmasıdır. Yaklaşık bu üç ilimizde 33.438 ha alanda bu sorun vardır. Bu alanların 312 ha� ı Kırklareli�nde, 32.742 ha� ı Edirne ilinde ve 384 ha� ı Tekirdağ ilinde bulunmaktadır. Görüldüğü gibi özellikle Edirne ilimizde çorak alan miktarı dikkati çekecek kadar çoktur. Özellikle sulu tarımın yaygınlaşması ile bu sorunun artma olasılığı vardır.
Trakya� da beşinci önemli sorun bazı toprakların yaşlı olmasıdır. Yaklaşık bu üç ilimizde 22.483 ha alanda bu sorun vardır. Bu alanların 6.164 ha� ı Kırklareli�nde, 11.853 ha� ı Edirne ilinde ve 4.468 ha� ı Tekirdağ ilinde bulunmaktadır. Görüldüğü gibi özellikle Edirne ilimizde yaşlı toprak alanı diğer üç ile göre daha fazladır.

Çizelge 2: Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ İllerindeki Tarım Alanlarında Görülen Bazı Sorunlar (ha).
(Not: Çizelge çıkmadığından burada verilememiştir, ilginenlere istenirse e-mail ile gönderilecektir.)

4. Tarım Topraklarında Görülen Sorunların Çözümü Konusunda Öneriler:

- Kullanma yetenek sınıflarına göre elde edilen ayrıntılı toprak haritalarından faydalanarak, arazi kullanım planlarının, sulama ve drenaj planlarının, amenajman planlarının, arazi toplulaştırma çalışmalarının ve sonuçta tarımsal üretim planlamasının yapılması sağlanmalıdır. Arazi kullanım planlamasının diğer bir faydası da bölgede olması gereken bitki tür ve çeşidinin seçimi ve bulunduğu ekolojide izlenecek toprak mekanizasyonu, toprak-su koruma, gübreleme, sulama gibi amanajman uygulamalarının açıklığa kavuşturulması gerekir. Bunun sonucunda da tarımsal yayım hizmetleri de bu haritalar ve planlar yardımıyla bilimsel veri tabanına dayanılarak sunulabilir.
- Tarım topraklarından faydalanırken verimlilik yeteneği sınıflamasına dikkat edilmelidir. Özellikle sanayi, toprak sanayi, açık maden işletmeciliği, kentleşme ve turizm gibi yerleşim yerleri VI., VII. ve VIII. sınıf arazilerde olması teşvik edilebilir.
- Su erozyonu nedeniyle verimli toprak katmanlarının kaybı, çiftçilerimize tesviye eğrilerine paralel sürüm veya eğime dik sürüm tekniklerinin demonstrasyonlarla gösterip, yararları benimsetilerek azaltılabilir.
- Anızların yakılması önlenerek, sap ve samanın toprağa tekrar toprak işleme ile dönerek organik madde oluşumu sağlanabilir.
- Buğday-ayçiçeği ekim nöbetine baklagilller ve yem bitkilerinin de özellikle erozyona açık tarım alanlarında girmesi pilot bölge uygulamaları ile olabilir.
- Özellikle meyilli arazilerde erozyondan korunma kontur, tampon ve tarla bitki şeritleri ile yapılabilir.
- Erozyona karşı çok hassas özellikle meyil oranı yüksek yerlerin toprağı, her mevsim bitki örtülü olarak tutulabilir.
- Sulamanın yaygınlaştığı bölgemizde çoraklık sorunu da gelecekte büyük önem arzedecektir. Bu nedenle yeraltı sulama suları ile gölet suları ve akarsu kaynaklarından alınacak örneklerde periyodik olarak kalite analizi yapılmalıdır. Bu şekilde verimli, sulanabilen toprakların tuzlulaşarak çoraklaşmasının önüne geçilmelidir. Tarım arazilerinde taban suyunun yüksekliği uygun drenaj kanalları açılarak önlenebilir.
- Ticaret gübreleri tarım arazilerine analiz sonucuna göre verilmelidir. Azotlu gübreleri bir defa yerine ikiye veya üçe bölerek uygulamak suretiyle azotun yıkanarak su kaynaklarını kirletmesinin önüne geçilebilir.
- Ahır gübreleri uygun bir bakım ile olgunlaştırıldıktan sonra tarlaya serilip hemen toprağa karıştırılabilir.
- Üreticiciler kendilerinin sahip olduğu toprak tipine ve arazi yapısına göre uygun toprak işleme aletlerini kullanmalıdırlar. Toprağın yapısına uyan ve toprağın fiziksel koşullarını iyileştiren teknik ve uyumlu aletlere önem verilmelidir. Yörede makinalaşma sonucunda tarlalarda pulluk tabanı oluşmakta ve 3-5 yılda bir sıkışan toprak katının altından olmak üzere çizel, dip kazan aletleri ile toprağın en kuru olduğu yaz döneminde �dip patlatma� yapılarak topraklar daha verimli hale getirilebilir.
- Bazı çok eğimli sahalarda azaltılmış toprak işlemesi tekniklerinin uygulamasına geçilebilir.
- Özellikle kumlu yapıdaki kireçsiz kahverengi orman toprakları asidik karakterdedir. Bu gibi topraklarda çiftçilerimiz tarım kireci uygulamasına giderek tarlalarının verimliliğini koruyabilir.
- Gerek şiddetli yağışlar ve gerekse şiddetli rüzgarlar tarafından oluşturulan erozyonun nedenleri ve zararları konusunda ülke insanımızın basın ve yayın yoluyla eğitimi üzerinde ilkokuldan başlamak üzere durulabilir.
- Kepir veya karakepir olarak nitelenen Vertisol (Grumosol) Trakya�nın %30�nu kaplamaktadır. Bu gibi topraklar kil minerallerini çok fazla içerdiğinden arzu edilmeyen koşullar oluşmaktadır. Bu topraklar geç tava gelmekte ve iyi tohum yatağı koşullarını da çok çabuk kaybetmektedir. Özellikle Yaz mevsiminde bu topraklarda kuraklık sonucu oluşan büyük çatlaklar, ekili alanlardaki bitki köklerine önemli zararlar verebilmektedir. Bu gibi topraklar organik maddece bitki artıkları, yanmış gübre, yeşil gübre kullanılarak zenginleştirilerek, daha az sorunlu hale getirilmelidir. Toprak işleme konusunda şu Ata sözü akıldan çıkarılmamalıdır; �SÜRME TARLAYI ÇAMURA DÖNER SONRA DEMİRE�. Bu konuda daha geniş teknik bilgi Ziraat Fakültelerinden, Tarımsal Araştırma Enstitüleri ile Tarım İl ve İlçe Müdürlüklerinden alınabilir. ÜRÜNÜNÜZ BOL, KAZANCINIZ BEREKETLİ OLSUN.

Yararlanılan Kaynaklar:

Akalan, İ. 1974. Toprak ve Su Muhafazası. A.Ü.Z.F. Yayınları. No:532.
UMARIM SİZE FİKİR VERİR
Rapor Et
Eski 19 Ocak 2009, 17:04

Marmara Bölgesi'nde yapılan üretim faaliyetler nelerdir?

#16 (link)
EMO
Ziyaretçi
EMO - avatarı
MARMARA BÖLGESİNDE NE TÜR ÜRETİM FAALİYETLERİ YAPILMAKTADIR?
Rapor Et
Eski 5 Şubat 2009, 13:27

MARMARA BÖLGESİNDE GETİŞEN ÜRÜNLER NELERDİR?

#17 (link)
umutcan98
Ziyaretçi
umutcan98 - avatarı
LÜTFEN BULUN ABİ PAZAR GÜNÜNE İHTİYACIM VAR BİRDE ÖDEVİ YAPAMAZSAM 0 ALCAM
Rapor Et
Eski 5 Şubat 2009, 13:48

Marmara Bölgesi'nde yetişen tarım ürünleri nelerdir?

#18 (link)
MsXLabs Üyesi
Keten Prenses - avatarı
Alıntı:
fadedliver adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

Buğday : Trakya’da Ergene Bölümü’nde yoğun olarak yetiştirilir. Bölge, üretimde İç Anadolu’dan sonar 2. sırada yer alır.



Ayçiçeği : Tohumlarından yağ elde etmek için yetiştirilir. Türkiye üretiminin % 80 ini bu bölge karşılar. Ergene ve Güney Marmara Bölümleri’nde ekimi yoğunlaşır.



Şekerpancarı : Trakya, Güney Marmara ve Adapazarı ovalarında ekim yapılır.



Tütün : Bölge, Türkiye üretiminde 3. sırayı alır. Bursa, Balıkesir, Adapazarı’nda ekimi yoğunlaşır.



Mısır : Bölge, üretimde Karadeniz’den sonra 2. sırayı alır. Adapazarı ve Bursa önemli ekim alanlarıdır.



Pirinç : Meriç ovalarında ekimi yoğunlaşır. Edirne bölge üretiminde ilk sırayı alır.



Şerbetçi otu : Bira sanayinde tad ve koku verici olarak kullanılır. Bilecik Yöresi’nde ekimi yapılır.



Zeytin : Güney Marmara Bölümü’nde Gemlik ve Mudanya Yöresi’nde üretimi yoğunlaşır. Bölge, üretimde Ege’den sonar 2. sırayı alır. İri kalitede sofralık zeytin yetiştirilir.



Dut : Bölgede ipek böceği yetiştiriciliğine bağlı olarak dutçuluk önem taşır. Bursa, Balıkesir, Bilecik Yöresi’nde yoğun olarak yetiştirilir.



Meyve : Bursa Yöresi’nde yoğun olarak yetiştirilir. Şeftali, kiraz, çilek, kestane ve üzüm başlıcalarıdır.



Sebze : Bursa ve Adapazarı ovalarında yoğun olarak yetiştirilir. Domates, patates, sarımsak, soğan, patlıcan, kabak, biber başlıcalarıdır.

Kaynak
Alıntı:
Keten Prenses adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

İNCELEYİNİZ

TÜRKİYE’NİN TARIM ÜRÜNLERİ VE ÜRETİLEN YERLERİ

TARIM ÜRÜNLERİ
A. TAHILLAR
Buğday: Orta kuşakta yarı kurak iklim bölgelerinde yetişen ve ülkemizde en yaygın üretilen tarım ürünüdür.
• İlkbahar döneminde filizlenmek ve büyümek için yağış, yaz döneminde ise olgunlaşmak için kurak ve sıcak bir ortam ister.
• Kışların aşırı soğuk geçmediği yerlerde sonbaharda, Doğu Anadolu’nun soğuk yerlerinde ilkbaharda ekilir.
• Akdeniz ve Ege kıyılarında Haziran ayında, İç Anadolu’da Temmuz’da, Doğu Anadolu’da Ağustos’ta hasat edilir.
• Türkiye’de en fazla üretim İç Anadolu Bölgesi’nde yapılır. Konya, Ankara ve Adana ise il olarak ilk üç sırayı paylaşır.
• Karadeniz kıyılarında yazların yağışlı geçmesinden, Doğu Anadolu’nun yüksek yerlerinde ise yazların serin geçmesinden dolayı üretilemez.
Arpa: Türkiye’de buğdaydan sonra en çok üretilen tahıl ürünüdür. Buğdaya göre, biraz daha soğuk ve kurak şartlarda ve nispeten mineral oranı az olan topraklarda yetişir. Buğdaya göre, daha kısa sürede olgunlaşır (80 - 90 gün) Bu nedenle buğdayın yetişmediği Erzurum - Kars plâtolarında 2000 - 2200 m ye kadar yetişebilir. Üretim alanları genelde buğday ile paralellik gösterir. Türkiye üretiminin yarıya yakın kısmını İç Anadolu karşılar.
Çavdar: Tahıllar içerisinde soğuğa en dayanıklı olanıdır. Bu nedenle, buğday ve arpanın yetiştirilemediği serin ve yüksek yerlerde yetiştirilebilir. Ülkemizde en çok, İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde üretilir.
Yulaf: Yulaf, sıcak ve kurak şartlarda üretildiği gibi, serin bölgelerde de yetişebilir. Daha çok bisküvi ve yem sanayiinde kullanılır. Ülkemizde daha çok İç Anadolu, Marmara ve Çukurova’da yetiştirilmektedir.
Mısır: Yaz döneminde yağış alan veya sulama yapılan sahalarda yetiştirilir. En uygun iklim, yaz yağışlarının olduğu Karadeniz iklimidir. Bu özelliğinden dolayı arpa ve buğday tarımından farklılık arzeder.
Mısır, ülkemizde Karadeniz kıyı şeridinde, Marmara’nın kuzey kesimlerinde tabii olarak yaz yağışlarıyla yetişebilirken, bunun dışındaki Akdeniz, Ege ve diğer iç bölgelerde yazın sulamayla yetiştirilir.
Son yıllarda, mısırın yem ve yağ sanayiinde kullanımının artmasıyla, özellikle Çukurova’da üretimi yaygınlaşmıştır. Bunun sonucunda da Akdeniz Bölgesi mısır üretiminde, Karadeniz Bölgesi’ni geçmiştir.
Pirinç (Çeltik): Yetişme süresi boyunca yüksek nem ve sıcaklık isteği vardır. Türkiye’de üretim, genelde akarsu boylarında ve alüvyal ovalarda yaygındır. Yetişme döneminde çoğu zaman suyun içinde kalması gerektiğinden üretim zordur.
En fazla, Edirne’de Meriç ve Ergene nehirlerinin kenarlarında, daha sonra Samsun, Çorum, Kastamonu, Adana, Diyarbakır gibi illerimizden geçen akarsu kenarlarında yetiştirilir.
B. BAKLAGİLLER
Mercimek: Yetişme döneminde yağış, olgunlaşma döneminde sıcak ve kurak iklim ister. Her türlü toprak koşullarına dayanıklıdır. Ülkemizde kırmızı mercimek en fazla Güneydoğu Anadolu’da (%95), yeşil mercimek ise İç Anadolu Bölgesi’nde (%75) üretilir.
Nohut: Yarı kurak iklim şartlarında yetişebilen nohut, en fazla İç Anadolu, Akdeniz, İç Ege ve Güneydoğu Anadolu’da üretilir. Baklagiller içerisinde en fazla üretim miktarına sahiptir.
Fasulye: Yüksekliği 2000 m yi aşmayan ve yaz döneminde sulanabilen tüm sahalarda yetiştirilir. En önemli yetişme alanları, kıyı bölgelerimizdeki ovalardır. Özellikle Çukurova ve Antalya ovaları ile Güney Marmara Bölümü’ndeki ovalarda fasulye tarımı yaygın olarak yapılır. İç bölgelerimizde ise, akarsu boylarındaki bahçelerde yetiştirilir. Yıllık fasulye üretimimiz 200 bin ton civarındadır.
C. SANAYİ BİTKİLERİ
Tütün: Kıraç toprakları seven, yetişme döneminde nem ve yüksek sıcaklığa ihtiyacı olan bir bitkidir. Türkiye’nin genelinde iklim ve toprak yapısı tütün üretimine elverişlidir. Fakat, kalitesinin azalmaması için devlet ekim alanlarını belirlemekte ve kaliteye göre fiyatlandırma yapmaktadır. Bu yüzden üretimde yıllara göre dalgalanmalar azalmaktadır.
Tütün üretiminin % 50'den fazlası Ege Bölgesi’ndeki Manisa, İzmir, Denizli, Muğla ve Uşak gibi illerde yapılır. Karadeniz Bölgesi’nde Samsun, Amasya, Tokat ve Sinop çevresinde, Güneydoğu Anadolu’da Diyarbakır, Siirt, Batman çevresinde, Marmara’da Balıkesir, Bursa çevresinde, Doğu Anadolu’da Malatya, Muş, Bitlis çevresinde de tütün üretimi yapılmaktadır.
Pamuk: Yetişme döneminde yağış, olgunlaşma döneminde sıcak ve kurak iklim ister. Ürün verdiği dönemlerde tabandan sulanması gerekir. Bu dönemdeki yaz yağışları ürünün kalitesini düşürdüğü için Karadeniz kıyılarında yetiştirilemez.
Ayrıca yüksek yaz sıcaklığı istediği için, iç bölgelerimizdeki üretimi Akdeniz ve Ege bölgeleri kadar gelişmemiştir.
Pamuk, ülkemizde en fazla Kıyı Ege ovalarında, Çukurova, Hatay, K.Maraş ovalarında üretilir. Bir kısmı da Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki ovalarda üretilmektedir.
Şekerpancarı: Ülkemizde şekerpancarı üretimi, 1926 yılında Uşak ve Alpullu şeker fabrikalarının yapılmasıyla başlamıştır. Şekerpancarının fazla sıcaklık isteği yoktur. Ancak, yetişme ve ürün verme döneminde tabandan sulanması gerekir. Bu sebeple, üretim alanlarında mutlaka sulama imkânı gelişmiştir. Üretimi en fazla, İç Anadolu Bölgesi’nde yapılır. Daha sonra Orta Karadeniz, Marmara, Doğu Anadolu ve İç Ege çevresinde üretilir. Fazla yağıştan hoşlanmadığı için Karadeniz kıyılarında, aşırı sıcak ve kurak olan G. Doğu Anadolu’da ve yüksek gelir getiren ürünler bulunduğundan Ege ve Akdeniz kıyı ovalarında yetiştirilmemektedir.
Çay: Tropikal iklim bölgelerinin tarım ürünüdür. Nemli sıcak veya nemli ılıman iklim koşullarında tarımı yapılabilir.
Türkiye’deki çay üretiminin tamamını Karadeniz Bölgesi karşılar. Doğu Karadeniz’de Rize çevresi en önemli çay üretim merkezidir. Artvin, Trabzon, Giresun ve Ordu illerinin yer yer 10 - 20 km içerilerekadar kışı şeridinde, 300 - 400m. yüksekliklere kadar çay tarım alanları oluşturulmuştur. Böylece çay tarım alanları genişlemiştir.
Haşhaş: Uyuşturucu yapımında kullanılmasından dolayı, devletin denetimi altında, sınırlı alanlarda ve az miktarda yetiştirilen bir bitkidir. Ekim döneminde 7 - 8°C, olgunlaşma döneminde 12 - 13°C sıcaklık isteği vardır. Kapsüllerinin toplandığı dönemler olan yaz mevsiminde yağış istemez. Ülkemizde üretim, İç Ege’deki Afyon, Kütahya, Uşak, Denizli illerinden elde edilir.
Keten - Kenevir: Tropikal bölgelerin bitkisi olan keten - kenevirin liflerinden keten kumaşı ve kot bezi yapılır. Ayrıca kenevir tohumundan, yağ çıkarımında faydalanılır. Keten - kenevirden uyuşturucu da yapıldığından devletin kontrolü vardır. Keten - kenevir üretimi daha çok, Batı Karadeniz’deki Kastamonu, Sinop ve Zonguldak çevresinde ve Marmara’da Kocaeli çevresinde yapılır.
D. YAĞ BİTKİLERİ
Zeytin: Akdeniz ikliminin tabii bitkilerindendir. Yabani zeytinin (Delice) aşılanmasıyla kültür zeytini elde edilir. Soğuğa karşı duyarlı olduğundan, kışların ılık geçtiği ve don olaylarının görülmediği Akdeniz, Ege, Güney Marmara ile Karadeniz’in bazı kıyı kesimlerinde yetiştirilir.
Ülkemizde zeytin en fazla Ege Bölgesi’nde (% 60) üretilmektedir. Güney Marmara kıyıları (Gemlik- Mudanya) ile Akdeniz kıyıları ve Kilis çevresinde de yoğun olarak yetiştirilir.
Ayçiçeği: Yetişme döneminde yağış, olgunlaşma döneminde güneşli bir iklim ister. Olgunlaşma döneminde yağış istememesinden dolayı, Karadeniz Bölgesi’nin kıyı kesimlerinde yetiştirilemez. Diğer bütün bölgelerimizde tarımı yapılabilir.
Ayçiçeği üretiminin % 70'e yakın kısmını Marmara Bölgesi’nde başta Tekirdağ ve Edirne olmak üzere Kırklareli, Balıkesir, Bursa illeri karşılar. Daha sonra, İç Anadolu Bölgesi ve Orta Karadeniz Bölümü gelir.
Soya Fasulyesi: Yağı insan beslenmesinde, unu ise yem olarak kullanılan soya, en çok Akdeniz Bölgesi’nde (%90) üretilir. Yetişme devresi kısa olduğundan ikinci ürün olarak ekilir.
Susam: Ilıman iklim bölgelerinde tarımı yapılmaktadır. Türkiye’de Marmara, Ege, Akdeniz, Güneydoğu Anadolu gibi sıcak bölgelerde üretilir.
Yerfıstığı: Meyveleri toprak içinde olgunlaşır. Sıcak ve nemli iklim şartlarında ve gevşek topraklarda tarımı yapılır. Türkiye’de yerfıstığı üretiminin % 90'ını Akdeniz Bölgesi’ndeki Adana, Hatay, ve Mersin illeri karşılar. Ege ve Marmara ovalarında da üretilir.
E. YEM BİTKİLERİ
Yonca, yulaf, fiğ, burçak ve korunga gibi bitkilere yem bitkileri adı verilmektedir. Türkiye’de ahır hayvancılığının gelişmesi ve et üretiminin artmasında yem bitkilerinin ayrı bir önemi vardır. Çünkü ülkemizdeki çayır ve meralar yetersizdir. Yem bitkilerinden kuru ve yaş olarak istifade edilir. Daha çok Ege, Akdeniz ve Marmara bölgelerinde üretilen yem bitkileri, fabrikalarda işlenerek kullanıma hazır hale getirilir. Besi hayvancılığında kullanılır.
F. SEBZECİLİK
Türkiye’de hemen her tür sebze yetiştirilmektedir. Sebze tarımı, tahıllardan farklı olarak sulama isteyen ve yoğun emek harcanarak üretilen ürünlerdir. Ayrıca kışın seracılık sayesinde üretimi devam ettirilerek kesintiye uğramaz.
Sebze üretiminde ilk sırayı Akdeniz Bölgesi alır. Bu bölgemizde kışlar ılık geçtiğinden seralarda kışın bile sebze üretilebilir. Ayrıca tarla sebzeleri de ilk önce bu bölgemizde üretilir.
Turfanda sebzecilik ise, bir mevsim başı üretim faaliyetidir. Bazı sebze ve meyvelerin, açık hava koşullarında erkenden yetiştirilip pazarlanması esasına dayanır. İlkbaharın erken başladığı yörelerimizde, sebze ve meyveler erken olgunlaşırlar ve 30 - 40 gün önceden pazarlara sunulurlar. Bu üretim faaliyetine turfanda sebzecilik, bu sebzelere de turfanda sebze denir.
G. MEYVELER
Fındık: Ilıman iklim bölgelerinin bitkisidir. Kış sıcaklığının 5 - 6°C, yaz sıcaklığının da 20 - 25°C olduğu ve yıllık 1000 - 1500 mm yağış alan, ılıman ve serin iklim bölgelerinde yetişir. Don olayı ve yaz kuraklığı verimi düşürür.
Ülkemizde fındık tarımı, Karadeniz kıyılarında yaygındır. Özellikle Ordu, Giresun ve Trabzon illeri üretimin yarısından çoğunu sağlamaktadır. Daha sonra, Bolu ve Zonguldak illeri gelir. Karadeniz Bölgesi toplam üretimin % 80 den fazlasını karşılar. Marmara Bölgesi’nde de Sakarya ve İzmit çevresinde fındık üretimi yapılır.
Turunçgiller: Narenciye adı da verilen bu ürünler portakal, mandalina, limon, greyfurt ve turunçtan oluşur. Anavatanı Güneydoğu Asya’dır. Soğuğa karşı çok hassastırlar. Kışın sıcaklığın 0°C nin altına düşmediği bölgelerde yetişebilir. Ayrıca, yüksek sıcaklık ve bol su isteyen bir bitkidir.
Bu özelliğinden dolayı turunçgil tarımı deniz kenarlarında yaygınlaşmıştır. Akdeniz Bölgesi’nin kıyı kesimi üretimin % 85'ini verir.
Geri kalanı ise Ege kıyılarındaki Muğla, İzmir, Aydın illeri sağlar. Kışları ılık geçtiğinden bir miktar da Rize kıyılarında yetiştirilir.
İncir: Anavatanı Doğu Akdeniz kıyılarıdır. Kışların ılık, yazların sıcak geçtiği, yıllık yağışın 600 - 700 mm olduğu denizel iklimlerde rahatça yetişebilir. Soğuğa karşı hassas olduğundan iç bölgelerimizde fazla yetiştirilemez.
İncir, en fazla Ege Bölgesi’ndeki Aydın ve İzmir çevresinde üretilir. (%90) Bundan başka, az miktarda Akdeniz ve Karadeniz kıyıları ile, Güney Marmara ve G. Doğu Anadolu’da üretilir.
Üzüm: Kışın -40°C sıcaklığa kadar dayanır. Yazın sıcaklığa ve kuraklığa dayanıklı bir bitki olduğundan ülkemizde hemen her bölgede yetiştirilir. Yazların yağışlı geçmesinden dolayı Karadeniz kıyılarında ve Doğu Anadolu’nun sıcaklığı yetersiz yüksek yerlerinde yetiştirilemez.
Üretim en fazla Ege Bölgesi’nde yapılmaktadır. G. Doğu Anadolu, İç Anadolu, Marmara ve Akdeniz bölgelerinde de üretilir. Özellikle Ege Bölgesi’nde Manisa, İzmir, Denizli yörelerinde üretilen çekirdeksiz üzüm kurutularak önemli bir kısmı ihraç edilir. Üzüm, soğuğa ve kuraklığa dayanıklı olduğundan, ülkemizde elma ile birlikte en yaygın olan meyvedir.
Elma: Türkiye’de üzümle birlikte en çok yetiştirilen bir meyvedir. Çiçek açma döneminde düşük sıcaklıklardan etkilenir. Diğer dönemlerde -35°C ye kadar dayanabilir. Az kireçli ve derin topraklarda yüksek verim sağlar.
Elma üretimi, İç Anadolu’daki Niğde, Nevşehir, Konya çevresinde, Orta Karadeniz’de Amasya çevresinde, Akdeniz’de Isparta, Antalya ve Burdur çevresinde yaygındır.
Muz: Tropikal bölge bitkisidir. Yetişmesi için yüksek sıcaklık ve bol nem gereklidir. Düşük sıcaklıklarda yetişemez ve don olayına karşı en hassas bitkidir. Türkiye’de, sadece Akdeniz Bölgesi’nde Antalya - Mersin arasındaki çok dar bir kıyı şeridinde tarımı yapılabilir.
Antep fıstığı: Dünya’ nın oldukça sınırlı bölgelerinde yetişen ve meyvesi kuru yemiş olarak kullanılan bir bitkidir. Yaz kuraklığına ve sıcaklığına dayanıklı bir bitkidir. Ülkemizde en fazla Gazi Antep ,Şanlı Urfa ve Siirt çevresinde üretilmektedir.
Kayısı: Ülkemizde karasal iklim bölgelerinin alçak yörelerinde yetiştirilmektedir. Kayısı üretimi en fazla Malatya, Elazığ, Konya, Ankara ve İzmir illerinde yapılır.

KAYNAK
..
Rapor Et
Eski 6 Şubat 2009, 11:11

ürettiklerimiz

#19 (link)
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Ziyaretçi - avatarı
1.marmara bölgesinde hangi ürünler yetiştirilir ?
2.marmara bölgesinde yetişmeyen ürünler ve nedenleri nelerdir?
3.marmara bölgesinde yetişen tarım ürünlerini ve bunları önem sırasına koyarsak nasıl olur
Rapor Et
Eski 6 Şubat 2009, 11:50

Marmara Bölgesi'nde yetişen tarım ürünleri nelerdir?

#20 (link)
MsXLabs Üyesi
Keten Prenses - avatarı
Alıntı:
fadedliver adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

Buğday : Trakya’da Ergene Bölümü’nde yoğun olarak yetiştirilir. Bölge, üretimde İç Anadolu’dan sonar 2. sırada yer alır.



Ayçiçeği : Tohumlarından yağ elde etmek için yetiştirilir. Türkiye üretiminin % 80 ini bu bölge karşılar. Ergene ve Güney Marmara Bölümleri’nde ekimi yoğunlaşır.



Şekerpancarı : Trakya, Güney Marmara ve Adapazarı ovalarında ekim yapılır.



Tütün : Bölge, Türkiye üretiminde 3. sırayı alır. Bursa, Balıkesir, Adapazarı’nda ekimi yoğunlaşır.



Mısır : Bölge, üretimde Karadeniz’den sonra 2. sırayı alır. Adapazarı ve Bursa önemli ekim alanlarıdır.



Pirinç : Meriç ovalarında ekimi yoğunlaşır. Edirne bölge üretiminde ilk sırayı alır.



Şerbetçi otu : Bira sanayinde tad ve koku verici olarak kullanılır. Bilecik Yöresi’nde ekimi yapılır.



Zeytin : Güney Marmara Bölümü’nde Gemlik ve Mudanya Yöresi’nde üretimi yoğunlaşır. Bölge, üretimde Ege’den sonar 2. sırayı alır. İri kalitede sofralık zeytin yetiştirilir.



Dut : Bölgede ipek böceği yetiştiriciliğine bağlı olarak dutçuluk önem taşır. Bursa, Balıkesir, Bilecik Yöresi’nde yoğun olarak yetiştirilir.



Meyve : Bursa Yöresi’nde yoğun olarak yetiştirilir. Şeftali, kiraz, çilek, kestane ve üzüm başlıcalarıdır.



Sebze : Bursa ve Adapazarı ovalarında yoğun olarak yetiştirilir. Domates, patates, sarımsak, soğan, patlıcan, kabak, biber başlıcalarıdır.

Kaynak
Alıntı:
Keten Prenses adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

Trakya�daki Tarım Topraklarında görülen sorunların çözümü
Trakya bölgesi olarak verim ortalaması buğdayda yaklaşık 350 kg/da, ayçiçeğinde 160 kg/da, çeltikte 500 kg/da civarındadır. Sözkonusu bu ürünlerden dekardan alınan ortalama verim Türkiye ortalamasından yaklaşık %40 daha yüksektir. Gerçekten de stratejik öneme sahip bu ürünlerde ayçiçeğinde Trakya Türkiye üretiminin %60-70�ini, çeltikte %45-50�sini, ve buğdayda %15�ni karşılamaktadır. Trakya� daki tarım alanları, Türkiye tarımsal üretiminde diğer tarla, bağ-bahçe bitkileri üretimi yanında özelikle ayçiçeği, çeltik ve buğday üretiminde çok önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle Trakya�nın çok verimli olan tarım alanlarının verimliliğinin korunması, artan ülke nüfüsumuzun yeterli beslenmesi ve refah içerisinde yaşaması yanında, gelecek kuşaklar için de hayati öneme sahiptir.
Trakya�nın yüzölçümü 2.376.400 ha�dır. Sözkonusu bu alanın yaklaşık 1.258.392 hektarında (%53) günümüzde tarım yapılmaktadır. İstanbul ve Çanakkale illerinin Trakya� daki kapladıkları alan hariç, Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ�da I., II. ve III. sınıf verimlilik yeteneğindeki tarımsal arazi varlığı 1.405.694 ha�dır. Bunun yanında çok dikkatli bir şekilde toprak işlemesi ve yalnız özenle seçilen bitkilerin tarımını mümkün kılan IV.� üncü kullanım yetenek sınıfındaki topraklarla birlikte toplam tarım topraklarının alanı 1.547.272 hektardır. Bölgede toprak erozyonu, sığlığı, taşlılık, drenaj, çoraklık ve yaşlılık gibi toprakların verimliliğini hızla azaltan faktörler dikkate alındığında tarım alanlarının %85.8�inde koruma ve ıslah çalışmalarına ihtiyaç duyulmaktadır.
Trakya gerek tarımsal üretim potansiyeli ve gerekse tarımı yapılan buğday, ayçiçeği, çeltik, şekerpancarı gibi ürünlerin verimliliği açısından Türkiye ortalamasının çok üzerinde olmasına rağmen yinede çok önemli sorunları vardır. Sözkonusu bu bölgenin topraklarının verimliliğinin korunması yanında, bazı tarım alanlarının da ıslahı gerekmektedir. Bunun içinde arazileri doğal nitelik ve yeteneklerine uygun olarak kullanmak ve tarım arazilerinin amaç dışı kullanımını ciddi bir şekilde denetim, erozyonla mücadele, sulama ve drenaj çalışmaları, gerekli yerlerde ıslah çalışmaları, polikültür ekim nöbeti sistemlerine geçme, azaltılmış toprak işlemesi, gerekli yerlerde uygun toprak işleme teknikleri ile mekanizasyonun düzenlenmesi, gübreleme programlarının uygulanması, dağınık, parçalı arazi varlığının oluştuğu bölgelerde arazi toplulaştırmasına gidilmesi olanaklarının araştırılması ve modern tarım tekniklerinin uygulanması gerekmektedir.


2. Trakya�daki Arazilerin Tarımsal Uygunluk Açısından Sınıflandırılması:

Bilim adamları, tarımsal arazileri kullanma yeteneklerine ve verimliliklerine göre sınıflara ayırmışlardır. Sözkonusu bu değerlendirmeye göre sekiz tane arazi kullanma yetenek sınıfı vardır. Bu sınıflardan özellikle ilk dördü, tarım arazileri olarak işlemeye uygun arazi kriterlerine sahiptir. Birden dörde doğru sınıf sayısı değiştikçe, arazilerin tarım açısından uygunluğu azalır, ekilecek bitki çeşidi sorun olur ve özenle koruma uygulamalarında bulunmak gerekir. Beşinçi sınıf araziler, özellikle çayır alanları olarak değerlendirebileceğimiz, çoğu zaman drenaj ve taban suyu yüksekliği sorunu olan yerlerdir. Altıncı ve yedinci arazi kullanım yetenek sınıfındaki araziler ise oldukça dik veya sarp eğim, şiddetli derecede erozyon, sığ profil, taşlılık, yaşlılık veya çoraklık gibi sorunlara sahiptir. Tarla tarımı yapılmasına uygun olmayan bu arazilerin mer� a, orman, yaban hayatı için yerleşim amaçlı olarak kullanılması daha uygundur. Sekizinci sınıf özellikle dağlık araziler de rekreasyon alanı ve yaban hayatı için yaşama ortamı olarak kullanılmaya uygundur.
Trakya�da Grumosol, kahverengi orman, kireçsiz kahverengi orman, Alüviyal, Rendzina, Halomorfik Alüviyal büyük toprak grubları bulunmaktadır.
Tarım toprakları olarak değerlendirilmesi gereken, I., II., III. ve IV�üncü sınıf araziler kullanım yetenekleri açısından Trakya�nın üç ilinde dağılım oranları;
- Tekirdağ :% 89.6,
- Kırklareli : % 68.4,
- Edirne : % 85.6�
Ortalama : % 81.2
Oysa sözkonusu bu verimli ilk dört sınıf toprak oranı Türkiye ortalaması olarak ancak %34� tür. Özenle korunması gereken I., II. ve III.�üncü sınıf tarım arazilerinin ise kullanma yeteneklerine göre Trakya�nın üç ilinde dağılımı;
- Tekirdağ : % 81.2
- Kıklareli : % 62.5
- Edirne : % 78.2
Ortalama : % 74.0
Çizelge 1� den de görülebileceği gibi bu üç ilimizdeki toplam arazinin 3/4�ü tarıma çok uygun I., II. ve III. üncü sınıf arazilerden oluşmaktadır. Bu oran Türkiye genelinde %24.8 ve ülke toplam arazi varlığının yaklaşık 1/4� ünü oluşturmaktadır. Eğer ülke düzeyinde Trakya� yı değerlendirecek olursak tarıma uygun arazilerin oranı Türkiye ortalamasının yaklaşık üç katıdır. Buda gösteriyorki Trakya� da tarıma gerekli önem verilmeli ve arazilerin kullanım yetenek sınıflamasına dikkat edilmelidir.


Çizelge 1: Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ İllerinde Arazilerin Kullanım Alanları.
(Not: Çizelge çıkmadığından burada verilememiştir, ilginenlere istenirse e-mail ile gönderilecektir.)


3. Trakya� da Arazilerin Verimliliğini Etkileyen Bazı Faktörler:

Trakya� da arazilerin verimliliğini etkileyen faktörler, su erozyonu, yaşlılık, çoraklılık, taşlılık ve toprak derinliğinin çok sığ olmasıdır. Tarım topraklarının yok olmasında, verimsizleşmesinde ve çölleşmesinde en önemli faktörlerden birisi hiç şüphesiz su ve rüzgar erozyonudur. Erozyon kelime anlamı ile toprak aşınması anlamına gelir. Toprak, su, bitki örtüsü arasında çok hassas bir etkileşim ve dolayısı ile bir denge vardır. Özellikle var olan bitki örtüsünün herhangi bir nedenle ağır zarara uğraması ve tekrar bitki örtüsünün oluşturulması konusunda bir gayret gösterilmemesi sonucu arazilerin çıplak kalan toprak tabakası her tür erozyona açık duruma gelmektedir. Dolayısı ile bitki örtüsü bilinçsizce tahrip edilmiş alanlarda verimli üst toprak tabakası su ve rüzgar erozyonu ile taşınır, geriye verimsiz alt ana kaya veya katmanlar kalır. Özellikle bu gibi ağır erozyona uğramış bölgelerin tekrar tarıma uygun hale getirilmesi çok masraf gerektirmektedir.
Çizelge 2� den de görülebileceği gibi erozyon, Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ illerimizde geniş bir alanda, farklı aşınma derecelerinde olmak üzere 1.889.454 ha alanda (%99.2) görülmektedir. Hafif erozyona uğrayan toplam alan 906.797 ha olup, yayılma oranı %47.6�dır. Orta derecede erozyona uğrayan toplam alan 644.150 ha�dır (%33.8). Hafif ve orta derecede erozyona uğrayan toplam alan oranı %81.4� tür. Bu sözkonusu alanların tümüne yakınında tarla tarımı yapılmaktadır. Bu alanlarda düzeç eğrilerine paralel sürüm tekniklerinin uygulanmasına; toprağın fiziksel koşullarını iyileştiren, agregasyonu bozmayan mekanizasyon sistemlerinin toprağın tipine göre ayrı ayrı planlanmasına ve anızların yakılmamasına özen gösterilmelidir.
Şiddetli erozyona uğrayan toplam tarım alanı bu üç ilimizde 315.041 ha dır. Bu alanın 197.581 ha� ı Kırklareli�nde, 60.154 ha� ı Edirne ilinde ve 57.306 ha� ı Tekirdağ ilinde bulunmaktadır.
Trakya� da ikinci önemli sorun toprakların yetersiz profil derinliğne sahip olmasıdır. Bu nedenle birçok tarım arazisinde toprak derinliği sığ veya çok sığdır. Yaklaşık bu üç ilimizde 423.721 ha alanda bu sorun vardır. Bu alanların 257.232 ha� ı Kırklareli�nde, 99.389 ha� ı Edirne ilinde ve 67.100 ha� ı Tekirdağ ilinde bulunmaktadır.
Trakya� da üçünçü önemli sorun toprakların taşlı olmasıdır. Yaklaşık bu üç ilimizde 115.950 ha alanda bu sorun vardır. Bu alanların 61.615 ha� ı Kırklareli�nde, 26.294 ha� ı Edirne ilinde ve 28.041 ha� ı Tekirdağ ilinde bulunmaktadır.
Trakya� da dördüncü önemli sorun toprakların çoraklaşmasıdır. Yaklaşık bu üç ilimizde 33.438 ha alanda bu sorun vardır. Bu alanların 312 ha� ı Kırklareli�nde, 32.742 ha� ı Edirne ilinde ve 384 ha� ı Tekirdağ ilinde bulunmaktadır. Görüldüğü gibi özellikle Edirne ilimizde çorak alan miktarı dikkati çekecek kadar çoktur. Özellikle sulu tarımın yaygınlaşması ile bu sorunun artma olasılığı vardır.
Trakya� da beşinci önemli sorun bazı toprakların yaşlı olmasıdır. Yaklaşık bu üç ilimizde 22.483 ha alanda bu sorun vardır. Bu alanların 6.164 ha� ı Kırklareli�nde, 11.853 ha� ı Edirne ilinde ve 4.468 ha� ı Tekirdağ ilinde bulunmaktadır. Görüldüğü gibi özellikle Edirne ilimizde yaşlı toprak alanı diğer üç ile göre daha fazladır.

Çizelge 2: Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ İllerindeki Tarım Alanlarında Görülen Bazı Sorunlar (ha).
(Not: Çizelge çıkmadığından burada verilememiştir, ilginenlere istenirse e-mail ile gönderilecektir.)

4. Tarım Topraklarında Görülen Sorunların Çözümü Konusunda Öneriler:

- Kullanma yetenek sınıflarına göre elde edilen ayrıntılı toprak haritalarından faydalanarak, arazi kullanım planlarının, sulama ve drenaj planlarının, amenajman planlarının, arazi toplulaştırma çalışmalarının ve sonuçta tarımsal üretim planlamasının yapılması sağlanmalıdır. Arazi kullanım planlamasının diğer bir faydası da bölgede olması gereken bitki tür ve çeşidinin seçimi ve bulunduğu ekolojide izlenecek toprak mekanizasyonu, toprak-su koruma, gübreleme, sulama gibi amanajman uygulamalarının açıklığa kavuşturulması gerekir. Bunun sonucunda da tarımsal yayım hizmetleri de bu haritalar ve planlar yardımıyla bilimsel veri tabanına dayanılarak sunulabilir.
- Tarım topraklarından faydalanırken verimlilik yeteneği sınıflamasına dikkat edilmelidir. Özellikle sanayi, toprak sanayi, açık maden işletmeciliği, kentleşme ve turizm gibi yerleşim yerleri VI., VII. ve VIII. sınıf arazilerde olması teşvik edilebilir.
- Su erozyonu nedeniyle verimli toprak katmanlarının kaybı, çiftçilerimize tesviye eğrilerine paralel sürüm veya eğime dik sürüm tekniklerinin demonstrasyonlarla gösterip, yararları benimsetilerek azaltılabilir.
- Anızların yakılması önlenerek, sap ve samanın toprağa tekrar toprak işleme ile dönerek organik madde oluşumu sağlanabilir.
- Buğday-ayçiçeği ekim nöbetine baklagilller ve yem bitkilerinin de özellikle erozyona açık tarım alanlarında girmesi pilot bölge uygulamaları ile olabilir.
- Özellikle meyilli arazilerde erozyondan korunma kontur, tampon ve tarla bitki şeritleri ile yapılabilir.
- Erozyona karşı çok hassas özellikle meyil oranı yüksek yerlerin toprağı, her mevsim bitki örtülü olarak tutulabilir.
- Sulamanın yaygınlaştığı bölgemizde çoraklık sorunu da gelecekte büyük önem arzedecektir. Bu nedenle yeraltı sulama suları ile gölet suları ve akarsu kaynaklarından alınacak örneklerde periyodik olarak kalite analizi yapılmalıdır. Bu şekilde verimli, sulanabilen toprakların tuzlulaşarak çoraklaşmasının önüne geçilmelidir. Tarım arazilerinde taban suyunun yüksekliği uygun drenaj kanalları açılarak önlenebilir.
- Ticaret gübreleri tarım arazilerine analiz sonucuna göre verilmelidir. Azotlu gübreleri bir defa yerine ikiye veya üçe bölerek uygulamak suretiyle azotun yıkanarak su kaynaklarını kirletmesinin önüne geçilebilir.
- Ahır gübreleri uygun bir bakım ile olgunlaştırıldıktan sonra tarlaya serilip hemen toprağa karıştırılabilir.
- Üreticiciler kendilerinin sahip olduğu toprak tipine ve arazi yapısına göre uygun toprak işleme aletlerini kullanmalıdırlar. Toprağın yapısına uyan ve toprağın fiziksel koşullarını iyileştiren teknik ve uyumlu aletlere önem verilmelidir. Yörede makinalaşma sonucunda tarlalarda pulluk tabanı oluşmakta ve 3-5 yılda bir sıkışan toprak katının altından olmak üzere çizel, dip kazan aletleri ile toprağın en kuru olduğu yaz döneminde �dip patlatma� yapılarak topraklar daha verimli hale getirilebilir.
- Bazı çok eğimli sahalarda azaltılmış toprak işlemesi tekniklerinin uygulamasına geçilebilir.
- Özellikle kumlu yapıdaki kireçsiz kahverengi orman toprakları asidik karakterdedir. Bu gibi topraklarda çiftçilerimiz tarım kireci uygulamasına giderek tarlalarının verimliliğini koruyabilir.
- Gerek şiddetli yağışlar ve gerekse şiddetli rüzgarlar tarafından oluşturulan erozyonun nedenleri ve zararları konusunda ülke insanımızın basın ve yayın yoluyla eğitimi üzerinde ilkokuldan başlamak üzere durulabilir.
- Kepir veya karakepir olarak nitelenen Vertisol (Grumosol) Trakya�nın %30�nu kaplamaktadır. Bu gibi topraklar kil minerallerini çok fazla içerdiğinden arzu edilmeyen koşullar oluşmaktadır. Bu topraklar geç tava gelmekte ve iyi tohum yatağı koşullarını da çok çabuk kaybetmektedir. Özellikle Yaz mevsiminde bu topraklarda kuraklık sonucu oluşan büyük çatlaklar, ekili alanlardaki bitki köklerine önemli zararlar verebilmektedir. Bu gibi topraklar organik maddece bitki artıkları, yanmış gübre, yeşil gübre kullanılarak zenginleştirilerek, daha az sorunlu hale getirilmelidir. Toprak işleme konusunda şu Ata sözü akıldan çıkarılmamalıdır; �SÜRME TARLAYI ÇAMURA DÖNER SONRA DEMİRE�. Bu konuda daha geniş teknik bilgi Ziraat Fakültelerinden, Tarımsal Araştırma Enstitüleri ile Tarım İl ve İlçe Müdürlüklerinden alınabilir. ÜRÜNÜNÜZ BOL, KAZANCINIZ BEREKETLİ OLSUN.

Yararlanılan Kaynaklar:

Akalan, İ. 1974. Toprak ve Su Muhafazası. A.Ü.Z.F. Yayınları. No:532.
Alıntı:
Keten Prenses adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

İNCELEYİNİZ

TÜRKİYE’NİN TARIM ÜRÜNLERİ VE ÜRETİLEN YERLERİ

TARIM ÜRÜNLERİ
A. TAHILLAR
Buğday: Orta kuşakta yarı kurak iklim bölgelerinde yetişen ve ülkemizde en yaygın üretilen tarım ürünüdür.
• İlkbahar döneminde filizlenmek ve büyümek için yağış, yaz döneminde ise olgunlaşmak için kurak ve sıcak bir ortam ister.
• Kışların aşırı soğuk geçmediği yerlerde sonbaharda, Doğu Anadolu’nun soğuk yerlerinde ilkbaharda ekilir.
• Akdeniz ve Ege kıyılarında Haziran ayında, İç Anadolu’da Temmuz’da, Doğu Anadolu’da Ağustos’ta hasat edilir.
• Türkiye’de en fazla üretim İç Anadolu Bölgesi’nde yapılır. Konya, Ankara ve Adana ise il olarak ilk üç sırayı paylaşır.
• Karadeniz kıyılarında yazların yağışlı geçmesinden, Doğu Anadolu’nun yüksek yerlerinde ise yazların serin geçmesinden dolayı üretilemez.
Arpa: Türkiye’de buğdaydan sonra en çok üretilen tahıl ürünüdür. Buğdaya göre, biraz daha soğuk ve kurak şartlarda ve nispeten mineral oranı az olan topraklarda yetişir. Buğdaya göre, daha kısa sürede olgunlaşır (80 - 90 gün) Bu nedenle buğdayın yetişmediği Erzurum - Kars plâtolarında 2000 - 2200 m ye kadar yetişebilir. Üretim alanları genelde buğday ile paralellik gösterir. Türkiye üretiminin yarıya yakın kısmını İç Anadolu karşılar.
Çavdar: Tahıllar içerisinde soğuğa en dayanıklı olanıdır. Bu nedenle, buğday ve arpanın yetiştirilemediği serin ve yüksek yerlerde yetiştirilebilir. Ülkemizde en çok, İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde üretilir.
Yulaf: Yulaf, sıcak ve kurak şartlarda üretildiği gibi, serin bölgelerde de yetişebilir. Daha çok bisküvi ve yem sanayiinde kullanılır. Ülkemizde daha çok İç Anadolu, Marmara ve Çukurova’da yetiştirilmektedir.
Mısır: Yaz döneminde yağış alan veya sulama yapılan sahalarda yetiştirilir. En uygun iklim, yaz yağışlarının olduğu Karadeniz iklimidir. Bu özelliğinden dolayı arpa ve buğday tarımından farklılık arzeder.
Mısır, ülkemizde Karadeniz kıyı şeridinde, Marmara’nın kuzey kesimlerinde tabii olarak yaz yağışlarıyla yetişebilirken, bunun dışındaki Akdeniz, Ege ve diğer iç bölgelerde yazın sulamayla yetiştirilir.
Son yıllarda, mısırın yem ve yağ sanayiinde kullanımının artmasıyla, özellikle Çukurova’da üretimi yaygınlaşmıştır. Bunun sonucunda da Akdeniz Bölgesi mısır üretiminde, Karadeniz Bölgesi’ni geçmiştir.
Pirinç (Çeltik): Yetişme süresi boyunca yüksek nem ve sıcaklık isteği vardır. Türkiye’de üretim, genelde akarsu boylarında ve alüvyal ovalarda yaygındır. Yetişme döneminde çoğu zaman suyun içinde kalması gerektiğinden üretim zordur.
En fazla, Edirne’de Meriç ve Ergene nehirlerinin kenarlarında, daha sonra Samsun, Çorum, Kastamonu, Adana, Diyarbakır gibi illerimizden geçen akarsu kenarlarında yetiştirilir.
B. BAKLAGİLLER
Mercimek: Yetişme döneminde yağış, olgunlaşma döneminde sıcak ve kurak iklim ister. Her türlü toprak koşullarına dayanıklıdır. Ülkemizde kırmızı mercimek en fazla Güneydoğu Anadolu’da (%95), yeşil mercimek ise İç Anadolu Bölgesi’nde (%75) üretilir.
Nohut: Yarı kurak iklim şartlarında yetişebilen nohut, en fazla İç Anadolu, Akdeniz, İç Ege ve Güneydoğu Anadolu’da üretilir. Baklagiller içerisinde en fazla üretim miktarına sahiptir.
Fasulye: Yüksekliği 2000 m yi aşmayan ve yaz döneminde sulanabilen tüm sahalarda yetiştirilir. En önemli yetişme alanları, kıyı bölgelerimizdeki ovalardır. Özellikle Çukurova ve Antalya ovaları ile Güney Marmara Bölümü’ndeki ovalarda fasulye tarımı yaygın olarak yapılır. İç bölgelerimizde ise, akarsu boylarındaki bahçelerde yetiştirilir. Yıllık fasulye üretimimiz 200 bin ton civarındadır.
C. SANAYİ BİTKİLERİ
Tütün: Kıraç toprakları seven, yetişme döneminde nem ve yüksek sıcaklığa ihtiyacı olan bir bitkidir. Türkiye’nin genelinde iklim ve toprak yapısı tütün üretimine elverişlidir. Fakat, kalitesinin azalmaması için devlet ekim alanlarını belirlemekte ve kaliteye göre fiyatlandırma yapmaktadır. Bu yüzden üretimde yıllara göre dalgalanmalar azalmaktadır.
Tütün üretiminin % 50'den fazlası Ege Bölgesi’ndeki Manisa, İzmir, Denizli, Muğla ve Uşak gibi illerde yapılır. Karadeniz Bölgesi’nde Samsun, Amasya, Tokat ve Sinop çevresinde, Güneydoğu Anadolu’da Diyarbakır, Siirt, Batman çevresinde, Marmara’da Balıkesir, Bursa çevresinde, Doğu Anadolu’da Malatya, Muş, Bitlis çevresinde de tütün üretimi yapılmaktadır.
Pamuk: Yetişme döneminde yağış, olgunlaşma döneminde sıcak ve kurak iklim ister. Ürün verdiği dönemlerde tabandan sulanması gerekir. Bu dönemdeki yaz yağışları ürünün kalitesini düşürdüğü için Karadeniz kıyılarında yetiştirilemez.
Ayrıca yüksek yaz sıcaklığı istediği için, iç bölgelerimizdeki üretimi Akdeniz ve Ege bölgeleri kadar gelişmemiştir.
Pamuk, ülkemizde en fazla Kıyı Ege ovalarında, Çukurova, Hatay, K.Maraş ovalarında üretilir. Bir kısmı da Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki ovalarda üretilmektedir.
Şekerpancarı: Ülkemizde şekerpancarı üretimi, 1926 yılında Uşak ve Alpullu şeker fabrikalarının yapılmasıyla başlamıştır. Şekerpancarının fazla sıcaklık isteği yoktur. Ancak, yetişme ve ürün verme döneminde tabandan sulanması gerekir. Bu sebeple, üretim alanlarında mutlaka sulama imkânı gelişmiştir. Üretimi en fazla, İç Anadolu Bölgesi’nde yapılır. Daha sonra Orta Karadeniz, Marmara, Doğu Anadolu ve İç Ege çevresinde üretilir. Fazla yağıştan hoşlanmadığı için Karadeniz kıyılarında, aşırı sıcak ve kurak olan G. Doğu Anadolu’da ve yüksek gelir getiren ürünler bulunduğundan Ege ve Akdeniz kıyı ovalarında yetiştirilmemektedir.
Çay: Tropikal iklim bölgelerinin tarım ürünüdür. Nemli sıcak veya nemli ılıman iklim koşullarında tarımı yapılabilir.
Türkiye’deki çay üretiminin tamamını Karadeniz Bölgesi karşılar. Doğu Karadeniz’de Rize çevresi en önemli çay üretim merkezidir. Artvin, Trabzon, Giresun ve Ordu illerinin yer yer 10 - 20 km içerilerekadar kışı şeridinde, 300 - 400m. yüksekliklere kadar çay tarım alanları oluşturulmuştur. Böylece çay tarım alanları genişlemiştir.
Haşhaş: Uyuşturucu yapımında kullanılmasından dolayı, devletin denetimi altında, sınırlı alanlarda ve az miktarda yetiştirilen bir bitkidir. Ekim döneminde 7 - 8°C, olgunlaşma döneminde 12 - 13°C sıcaklık isteği vardır. Kapsüllerinin toplandığı dönemler olan yaz mevsiminde yağış istemez. Ülkemizde üretim, İç Ege’deki Afyon, Kütahya, Uşak, Denizli illerinden elde edilir.
Keten - Kenevir: Tropikal bölgelerin bitkisi olan keten - kenevirin liflerinden keten kumaşı ve kot bezi yapılır. Ayrıca kenevir tohumundan, yağ çıkarımında faydalanılır. Keten - kenevirden uyuşturucu da yapıldığından devletin kontrolü vardır. Keten - kenevir üretimi daha çok, Batı Karadeniz’deki Kastamonu, Sinop ve Zonguldak çevresinde ve Marmara’da Kocaeli çevresinde yapılır.
D. YAĞ BİTKİLERİ
Zeytin: Akdeniz ikliminin tabii bitkilerindendir. Yabani zeytinin (Delice) aşılanmasıyla kültür zeytini elde edilir. Soğuğa karşı duyarlı olduğundan, kışların ılık geçtiği ve don olaylarının görülmediği Akdeniz, Ege, Güney Marmara ile Karadeniz’in bazı kıyı kesimlerinde yetiştirilir.
Ülkemizde zeytin en fazla Ege Bölgesi’nde (% 60) üretilmektedir. Güney Marmara kıyıları (Gemlik- Mudanya) ile Akdeniz kıyıları ve Kilis çevresinde de yoğun olarak yetiştirilir.
Ayçiçeği: Yetişme döneminde yağış, olgunlaşma döneminde güneşli bir iklim ister. Olgunlaşma döneminde yağış istememesinden dolayı, Karadeniz Bölgesi’nin kıyı kesimlerinde yetiştirilemez. Diğer bütün bölgelerimizde tarımı yapılabilir.
Ayçiçeği üretiminin % 70'e yakın kısmını Marmara Bölgesi’nde başta Tekirdağ ve Edirne olmak üzere Kırklareli, Balıkesir, Bursa illeri karşılar. Daha sonra, İç Anadolu Bölgesi ve Orta Karadeniz Bölümü gelir.
Soya Fasulyesi: Yağı insan beslenmesinde, unu ise yem olarak kullanılan soya, en çok Akdeniz Bölgesi’nde (%90) üretilir. Yetişme devresi kısa olduğundan ikinci ürün olarak ekilir.
Susam: Ilıman iklim bölgelerinde tarımı yapılmaktadır. Türkiye’de Marmara, Ege, Akdeniz, Güneydoğu Anadolu gibi sıcak bölgelerde üretilir.
Yerfıstığı: Meyveleri toprak içinde olgunlaşır. Sıcak ve nemli iklim şartlarında ve gevşek topraklarda tarımı yapılır. Türkiye’de yerfıstığı üretiminin % 90'ını Akdeniz Bölgesi’ndeki Adana, Hatay, ve Mersin illeri karşılar. Ege ve Marmara ovalarında da üretilir.
E. YEM BİTKİLERİ
Yonca, yulaf, fiğ, burçak ve korunga gibi bitkilere yem bitkileri adı verilmektedir. Türkiye’de ahır hayvancılığının gelişmesi ve et üretiminin artmasında yem bitkilerinin ayrı bir önemi vardır. Çünkü ülkemizdeki çayır ve meralar yetersizdir. Yem bitkilerinden kuru ve yaş olarak istifade edilir. Daha çok Ege, Akdeniz ve Marmara bölgelerinde üretilen yem bitkileri, fabrikalarda işlenerek kullanıma hazır hale getirilir. Besi hayvancılığında kullanılır.
F. SEBZECİLİK
Türkiye’de hemen her tür sebze yetiştirilmektedir. Sebze tarımı, tahıllardan farklı olarak sulama isteyen ve yoğun emek harcanarak üretilen ürünlerdir. Ayrıca kışın seracılık sayesinde üretimi devam ettirilerek kesintiye uğramaz.
Sebze üretiminde ilk sırayı Akdeniz Bölgesi alır. Bu bölgemizde kışlar ılık geçtiğinden seralarda kışın bile sebze üretilebilir. Ayrıca tarla sebzeleri de ilk önce bu bölgemizde üretilir.
Turfanda sebzecilik ise, bir mevsim başı üretim faaliyetidir. Bazı sebze ve meyvelerin, açık hava koşullarında erkenden yetiştirilip pazarlanması esasına dayanır. İlkbaharın erken başladığı yörelerimizde, sebze ve meyveler erken olgunlaşırlar ve 30 - 40 gün önceden pazarlara sunulurlar. Bu üretim faaliyetine turfanda sebzecilik, bu sebzelere de turfanda sebze denir.
G. MEYVELER
Fındık: Ilıman iklim bölgelerinin bitkisidir. Kış sıcaklığının 5 - 6°C, yaz sıcaklığının da 20 - 25°C olduğu ve yıllık 1000 - 1500 mm yağış alan, ılıman ve serin iklim bölgelerinde yetişir. Don olayı ve yaz kuraklığı verimi düşürür.
Ülkemizde fındık tarımı, Karadeniz kıyılarında yaygındır. Özellikle Ordu, Giresun ve Trabzon illeri üretimin yarısından çoğunu sağlamaktadır. Daha sonra, Bolu ve Zonguldak illeri gelir. Karadeniz Bölgesi toplam üretimin % 80 den fazlasını karşılar. Marmara Bölgesi’nde de Sakarya ve İzmit çevresinde fındık üretimi yapılır.
Turunçgiller: Narenciye adı da verilen bu ürünler portakal, mandalina, limon, greyfurt ve turunçtan oluşur. Anavatanı Güneydoğu Asya’dır. Soğuğa karşı çok hassastırlar. Kışın sıcaklığın 0°C nin altına düşmediği bölgelerde yetişebilir. Ayrıca, yüksek sıcaklık ve bol su isteyen bir bitkidir.
Bu özelliğinden dolayı turunçgil tarımı deniz kenarlarında yaygınlaşmıştır. Akdeniz Bölgesi’nin kıyı kesimi üretimin % 85'ini verir.
Geri kalanı ise Ege kıyılarındaki Muğla, İzmir, Aydın illeri sağlar. Kışları ılık geçtiğinden bir miktar da Rize kıyılarında yetiştirilir.
İncir: Anavatanı Doğu Akdeniz kıyılarıdır. Kışların ılık, yazların sıcak geçtiği, yıllık yağışın 600 - 700 mm olduğu denizel iklimlerde rahatça yetişebilir. Soğuğa karşı hassas olduğundan iç bölgelerimizde fazla yetiştirilemez.
İncir, en fazla Ege Bölgesi’ndeki Aydın ve İzmir çevresinde üretilir. (%90) Bundan başka, az miktarda Akdeniz ve Karadeniz kıyıları ile, Güney Marmara ve G. Doğu Anadolu’da üretilir.
Üzüm: Kışın -40°C sıcaklığa kadar dayanır. Yazın sıcaklığa ve kuraklığa dayanıklı bir bitki olduğundan ülkemizde hemen her bölgede yetiştirilir. Yazların yağışlı geçmesinden dolayı Karadeniz kıyılarında ve Doğu Anadolu’nun sıcaklığı yetersiz yüksek yerlerinde yetiştirilemez.
Üretim en fazla Ege Bölgesi’nde yapılmaktadır. G. Doğu Anadolu, İç Anadolu, Marmara ve Akdeniz bölgelerinde de üretilir. Özellikle Ege Bölgesi’nde Manisa, İzmir, Denizli yörelerinde üretilen çekirdeksiz üzüm kurutularak önemli bir kısmı ihraç edilir. Üzüm, soğuğa ve kuraklığa dayanıklı olduğundan, ülkemizde elma ile birlikte en yaygın olan meyvedir.
Elma: Türkiye’de üzümle birlikte en çok yetiştirilen bir meyvedir. Çiçek açma döneminde düşük sıcaklıklardan etkilenir. Diğer dönemlerde -35°C ye kadar dayanabilir. Az kireçli ve derin topraklarda yüksek verim sağlar.
Elma üretimi, İç Anadolu’daki Niğde, Nevşehir, Konya çevresinde, Orta Karadeniz’de Amasya çevresinde, Akdeniz’de Isparta, Antalya ve Burdur çevresinde yaygındır.
Muz: Tropikal bölge bitkisidir. Yetişmesi için yüksek sıcaklık ve bol nem gereklidir. Düşük sıcaklıklarda yetişemez ve don olayına karşı en hassas bitkidir. Türkiye’de, sadece Akdeniz Bölgesi’nde Antalya - Mersin arasındaki çok dar bir kıyı şeridinde tarımı yapılabilir.
Antep fıstığı: Dünya’ nın oldukça sınırlı bölgelerinde yetişen ve meyvesi kuru yemiş olarak kullanılan bir bitkidir. Yaz kuraklığına ve sıcaklığına dayanıklı bir bitkidir. Ülkemizde en fazla Gazi Antep ,Şanlı Urfa ve Siirt çevresinde üretilmektedir.
Kayısı: Ülkemizde karasal iklim bölgelerinin alçak yörelerinde yetiştirilmektedir. Kayısı üretimi en fazla Malatya, Elazığ, Konya, Ankara ve İzmir illerinde yapılır.

KAYNAK
..
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Marmara Bölgesi'nde yetişen tarım ürünleri nelerdir? Konusuna Benzer Konular
Gönderen: Ziyaretçi Forum: Soru-Cevap
Cevap: 158
Son Mesaj: 18 Nisan 2014 09:32
Gönderen: Ziyaretçi Forum: Soru-Cevap
Cevap: 54
Son Mesaj: 17 Nisan 2014 18:38
Gönderen: Ziyaretçi Forum: Soru-Cevap
Cevap: 181
Son Mesaj: 14 Nisan 2014 18:38
Gönderen: tarım Forum: Soru-Cevap
Cevap: 176
Son Mesaj: 7 Nisan 2014 20:30
Gönderen: Ziyaretçi Forum: Soru-Cevap
Cevap: 159
Son Mesaj: 2 Nisan 2014 10:38
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.218 saniyede (71.14% PHP - 28.86% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 18:52
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi