Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Tarım ürünlerinin ülkemizdeki yeri ve önemi nedir?

Bu konu Soru-Cevap forumunda oguzhan03030303 tarafından 11 Mart 2009 (15:45) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
20649 kez görüntülenmiş, 2 cevap yazılmış ve son mesaj 12 Mart 2012 (19:42) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 3.43  |  Oy Veren: 7      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 11 Mart 2009, 15:45

Tarım ürünlerinin ülkemizdeki yeri ve önemi nedir?

#1 (link)
oguzhan03030303
Ziyaretçi
oguzhan03030303 - avatarı
tarım ürünlerinin ülkemizdeki yeri ve önemi nedir?
En iyi cevap Keten Prenses tarafından gönderildi

Türkiye’de Tarım Ve Türkiye Ekonomisindeki Yeri



TÜRKİYE’DE TARIM
Türkiye’de Tarımı Etkileyen Etmenler Dağlık ve engebeli arazi yapısı tarım topraklarının dağınık ve küçük olmasına yol açmıştır. Bu nedenle, küçük işletmeler şeklinde tarımsal faaliyetler daha yoğundur. Topraktan alınan verimin artırılabilmesi için toprağın dinlenmeye bırakılması (nadas) gerekmektedir. Türkiye’de tarımı etkileyen etmenler şunlardır :

- Toprak bakımı ve ıslahı
- Toprağın sürülmesi,
- Havalandırılması,
- Taşlarından ayıklanması,
- Bataklıkların kurutulması,
- Yabancı otların ayıklanması çalışmalarıdır.

Sulama Tarım yapabilmek için toprağın nemli olması gereklidir. Kuraklık görülen bölgelerde sulama ile tarım yapılabilir. Sulanan tarım arazilerinde üretim yıllara göre önemli değişmeler göstermez. Tarım ürünü çeşitliliği artar. Gübreleme Topraktaki mineral dengesini korumak, toprağı verimli hale getirmek için gübreleme yapılır. Gübrelemenin yapılmadığı yerlerde toprak nadasa bırakılır. Tohum Islahı Yüksek verimli tohum kullanmak, tarımsal verimi arttırır. Makineleşme Tarımsal faaliyetlerin kısa sürede tamamlanması toprağın daha iyi işlenmesini sağlar. Pazarlama Tarım üreticisinin ürününü değerlendirmek, zarar etmesini önlemek için devlet bazı ürünlere taban fiyatı vererek destekleme alımları yapar. Ayrıca ürünün depolanması için silolar, hangarlar, depolar kurar. Tarımsal Kuruluşlar Zirai araştırma enstitüleri, devlet üretme çiftlikleri, Ziraat Bankası, TMO, Türkiye Ziraat Odaları Türkiye’nin çeşitli bölgelerinin tarımsal yapısını ve özelliklerini incelemek, üretici ve tüketiciyi korumak, çiftçiye kredi, fidan sağlamak gibi amaçlarla kurulan kuruluşlardır.
Türkiye’de Toprakların Kullanımı Ülkemiz topraklarının kullanım amacına göre dağılımı şöyledir :
Ekili dili alan : 174.480.000 dekar
Nadas arazisi : 36.551.000 dekar
Orman : 192.376.000 dekar
Ürün vermeyen : 113.403.000 dekar
Çayır-mera : 123.776.000 dekar Kullanılmayan alanı : 662.195.000 dekar
Ekili - Dikili Alanların Kullanımı Ekili - dikili alanların kullanım amacına göre dağılışı şöyledir :
Ekili - Dikili Alanların Coğrafi Dağılımı : Ekili alan (Tarla) 145.178.000 dekar Dikili Alan (Meyveli ağaç) 23.373.000 dekar Sebze-çiçek bahçesi (Sera dahil) 5.929.000 dekar
Ekili - Dikili Alanların Ürünlere Göre Dağılımı : Tahıllar % 74 Endüstri bitkileri % 11 Baklagiller % 8 Sebzeler % 5 Yumruklu bitkiler % 2
Türkiye’deki Tarım Bölgeleri Kıyı ve Yakınındaki Tarım Bölgeleri Kıyı bölgelerinde iklime bağlı olarak birbirinden farklı üç tarım bölgesi görülür :
Karadeniz Kıyıları : Kış ılıklığına ve bol neme gereksinim duyan çay, fındık, mısır ile tütün, sebze, meyve, keten, kenevir, ayrıca Doğu Karadeniz kıyılarında turunçgil yetişir.
Akdeniz ve Kıyı Ege : Akdeniz iklimine uyumlu olan, turunçgiller, zeytin, incir, susam, pamuk, pirinç, turfanda sebzeler, muz, çekirdeksiz üzüm, tütün gibi ürünler yetiştirilir.
Marmara : Geçiş iklimi koşullarına bağlı olarak ürün çeşitliliği en fazla olan bölgedir. Başlıca ürünleri ayçiçeği, zeytin, tütün, çeşitli sebze ve meyveler, tahıllar, dut ve fındıktır.
İç Tarım Bölgeleri : Yükselti ve denize göre konuma bağlı olarak çeşitlilik gösteren tarım bölgeleridir.
Karadeniz Ardı : İç Anadolu ile kıyı arasında geçiş özelliği gösterir. Yüksek yerlerinde çavdar, buğday, sulak yerlerde pirinç ve sebze yetiştirilir. Hayvancılığın geliştiği, özellikle tiftik keçisinin yoğun olarak yetiştirildiği alandır.
İç Anadolu ve Çevresi : Bozkırların geniş yer kaplaması nedeniyle koyun ve keçi gibi küçükbaş hayvancılık yaygındır. Yarı kurak iklim nedeniyle buğday, arpa gibi tahıllar ile fasulye, nohut gibi baklagiller yetiştirilir.
Erzurum - Kars Bölümü : Yazların kısa ve serin geçmesi tarımsal faaliyetleri sınırlamıştır. Buğday, arpa gibi tahıllar yetiştirilir. Yaz yağışlarına bağlı olarak gür otlakların olması büyükbaş hayvancılığı yaygınlaştırmıştır.
Doğu Anadolu ve Dağlık Yerler : Tarım alanlarının sınırlı olduğu bu yerlerde hayvancılık ön plana çıkar. Tahıl tarımı yapılır. Sebze ve meyve üretimi önem taşımaz.

Tarımın Türkiye Ekonomisindeki Yeri

• Nüfusun büyük bir bölümü tarımsal faaliyetlerle geçimini sağlar. Ulusal gelirin ¼ ini tarım sektörü karşılar. İhracatımızda önemli bir paya sahiptir. Türkiye’deki endüstri tesislerinin büyük bölümü tarımsal maddeleri hammadde olarak kullanır. Sanayinin gelişmesinde büyük önem taşır.
• İhracatımızda fındık, turunçgiller, tahıllar, meyve ve sebzeler, pamuk, tütün, yağ bitkileri, zeytin ve çay gibi tarım ürünleri önemli yer tutar.

Türkiye’de Tarımı Etkileyen Faktörler :
1. Sulama : Türkiye tarımında en büyük sorun sulama sorunudur. Tarımda sulama ihtiyacının en fazla olduğu bölgemiz G.Doğu Anadolu Bölgesi iken , bu sorunun en az olduğu bölgemiz Karadeniz Bölgesidir.
Akarsularımızın derin vadilerden akması ve rejimlerinin düzensiz olmasından dolayı sulamada yeterince faydalanamıyoruz. Bunun için mutlaka akarsular üzerindeki baraj sayısı artırılmalıdır.
Sulama Sorunu Çözüldüğünde;
- Üretim artar.
- Nadas olayı ortadan kalkar.
- Tarımda iklime bağlılık büyük oranda azalır.
- Üretimde süreklilik sağlanır.
- Üretim dalgalanmaları önlenir.
- Daha önce sebze tarımı yapılmayan bir yerde sebze tarımı da yapılmaya başlanır.
- Tarım ürün çeşidi artar.
- Köyden Kente göçler azalır. Yılda birden fazla ürün alınabilir. Bu konuda en şanslı bölgemiz Akdeniz, en şanssız bölgemiz Doğu Anadolu Bölgesidir
2. Gübre Kullanımı : Tarımda sulama sorunu çözüldükten sonra üretimi daha da artırmak için gübre kullanımı artırılmalıdır.
Ülkemizde hayvancılığın gelişmiş olması tabii gübre imkanını oluşturmaktadır. Ancak yurdumuzda tabii gübrenin yakacak olarak kullanılması bu olumlu durumu ortadan kaldırmaktadır. Ülkemizde üretilen suni gübre yeterli olmadığı için ithal (Fas, Tunus, Cezayir gibi ülkelerden) etmekteyiz. Bu da maliyeti artırdığından çiftçilerimiz yeterince gübre kullanamamaktadır. Gübre ihtiyacı, tabii gübrenin yakacak olmaktan kurtarılması ve gübre fabrikalarının artırılması ile karşılanabilir.
3. Tohum Islahı : Sulama ve gübre sorunu çözüldükten sonra verimi daha da artırmak için kaliteli tohum kullanılmalıdır. Ülkemizde kalite tohum üretme konusunda devlet üretme çiftlikleri ve tohum ıslah istasyonları çalışmalar yapmaktadır. Ancak kaliteli tohum ithali devam etmektedir.
4. Makine Kullanımı : Ürünün zamanında ekimi, hasadı ve yüksek verim için makine kullanımı şarttır. Ancak makine kullanımı yurdumuzda yeterli ölçüde gelişmemiştir. Sebepleri :
- Makine kullanıma elverişsiz alanların varlığı,
- Makine kullanımının ekonomik olmadığı küçül alanların varlığı,
- İş gücünün bazı bölgelerde daha ucuz olması,
- Makine fiyatlarının çiftçinin alım gücünün üstünde olması
5. Zirai Mücadele : Tarımdaki hastalıkların, yabani otların ve haşerelerin meydana getireceği üretim düşüklüğünü önlemek için ilaçlı mücadele şarttır. Zirai mücadelede daha çok ilaç kullanılmaktadır.
6. Toprak Bakımı : Tarla yağışlardan önce sürülmeli , yabancı otlardan arındırılmalıdır. Erozyona karşı korunmalıdır.
7. Toprak Analizi : Toprak analizleri ile en iyi verim alınabilecek ürün belirlenir. Ayrıca toprağın ihtiyacı olan mineraller tespit edilerek kullanılacak gübre belirlenir.
8. Destekleme Alımı ve Pazar : Verimi etkilemez. Üretim miktarını etkiler. Çiftçi ürettiği malı pazarda zarar etmeden satabilmelidir. Çiftçinin elverişsiz piyasa şartlarından olumsuz etkilenmemesi için devlet bazı ürünlerde destekleme alımı yapmaktadır (Destekleme alımı: Devletin çiftçinin malını belirli bir taban fiyat üzerinden alması olayıdır.) Destekleme alımı yapılan ürünler: Pamuk, tütün (2002 yılından itibaren kaldırıldı), Ş.Pancarı, buğday,çay, fındık, K.Üzüm, K.İncir, K.Kayısı, Haşhaş gibi dayanıklı ve sanayiye dayalı ürünlerdir.
***Destekleme alımı yapılan ürünlerin üretiminde dalgalanmalar az olur ve fiyatı sürekli artar.
9. Çiftçi eğitilmeli ve kredi desteği sağlanmalıdır.

Türkiye Topraklarından Yaralanma Oranları :
Topraklarımızdan faydalanma oranı daha çok iklim ve yer şekilleri özelliklerine bağlıdır. Ülkemizde yüksek dağlık kesimler geniş alan kaplar. Dik yamaçlar çoktur. Buralarda topraktan faydalanma çok kısıtlıdır. Buna göre ülkemiz arazisinin % 36 ‘sı ekili-dikili alan, % 32’si çayır ve otlak, % 26 ‘sı orman ve % 6’sı diğer alanlar (yerleşim birimleri , tarıma elverişsiz çıplak kayalıklar gibi) dır.

Not : Tarımdaki makinalaşmanın etkisiyle çayır ve otlakların alanı daralırken, tarım alanlarımız genişlemektedir.
Bölge Yüzölçümüne Göre Ekili Dikili Alanların Oranları :
1. Marmara Bölgesi : %30
2. İç Anadolu Bölgesi : %27
3. Ege Bölgesi : %24
4. G.Doğu Anadolu Bölgesi : %20
5. Akdeniz Bölgesi : %18
6. Karadeniz Bölgesi : %16
7. Doğu Anadolu Bölgesi : %10

Türkiye ve AB’de Tarımın Ekonomideki Önemi
Tarım sektörü, dünyada olduğu gibi Türkiye ve AB ülkelerinin de birçoğunda; nüfusun gıda maddeleri gereksinimini karşılaması, tarıma dayalı sanayinin hammadde kaynağını oluşturması, belli bir kesime istihdam olanağı sağlaması, dışa bağımlılığın önlenmesi ve ödemeler dengesi üzerinde önemli etkilerinin olması vb. nedenlerle, ekonomide stratejik rol ve işlevini korumayı sürdürmektedir.

Türkiye’nin 1984 yılında GSMH’da tarımın payı %17,7 iken, 2001 yılında %14’e 2003 yılında da %12.4’e gerilemiştir. AB’de 1962 yılında GSMH’da tarımın payı %11’den, 2001 yılında %1,9’a düşmüştür (TOBB, 2003, 126).
Bu oranın Türkiye’de yüksek olması, tarımın günümüzde de önemini koruduğunu, AB’de azalması ise, tarımın giderek önemsiz hale geldiğini göstermektedir. Ancak; AB’de tarımın AB bütçesi ve mevzuatının yaklaşık yarısından fazlasını kapsaması nedeniyle, tarım halen önemli bir sektör olma niteliğini sürdürmektedir.Türkiye’de tarımda çalışanların sayısı 15 üyeli Toplulukta tarımda çalışanların sayısından fazla ve tarım sektöründe aktif nüfusu en çok olan ülkedir. AB üyeleri arasında, tarım sektöründe en fazla aktif nüfus Yunanistan’da ve en az aktif nüfus ise İngiltere’de yer almaktadır. Türkiye’de tarımda istihdam edilen nüfusun aktif nüfus içindeki payı 1998 yılında % 43 iken, bu oran azalarak 2003 yılında %33,9 olmuştur (TOBB, 2003, 120).
Türkiye’de 1998 yılından 2005’e kadar geçen 7 yıllık süre içerisinde, Tablo 2’de ele alınan ekonomik göstergeler açısından tarım sektörünün payı azalmakla birlikte, halen önemini korumaya devam ettiği görülmektedir.
Türk tarımındaki işgücü verimliliği, sanayileşmiş ülkelere göre dört ile on dört kat daha azdır. Bu sebeple Türkiye’de, tarım sektöründe işgücü verimliliğini artırıcı ve tarımsal nüfusun şehirlere göçünü önleyici acil tedbirleri, vakit geçirmeden yürürlüğe koymak gerekir (Karluk, 2002a, 192).
Türkiye ve AB’de Tarım Sektörlerinin Karşılaştırılması
Türkiye ve AB’nin tarım sektörleri tarımsal yapı, girdi kullanım düzeyi, bitkisel ve hayvansal üretim ve tarım politikaları açısından karşılaştırılmaktadır.
Tarımsal Yapıların Karşılaştırılması
Türkiye ve AB ülkeleri arasında arazinin cinsine göre, ortalama tarımsal işletme büyüklüğü ile arazi mülkiyet ve tasarruf şekilleri açısından karşılaştırıldığında aşağıdaki sonuçlar ortaya çıkmaktadır.
Arazinin cinsine göre dağılımına bakıldığında, Türkiye’nin tek başına AB karşısında önemli bir tarım arazisi varlığına sahip olduğu görülmektedir. 2001 yılı verilerine göre, Türkiye topraklarının % 34,4’ünü tarım arazisi oluşturmakta ve bunun % 69’ını ekilen tarla arazisi ve % 18,9’unu da nadas alanı olmak üzere % 87,9’unu işlenen tarım arazileri, % 3’ünü sebze bahçeleri, % 2’ini bağ, % 4,9’unu meyve ve % 2,2’sini de zeytin ağaçlarının kapladığı alan oluşturmaktadır.
Türkiye’de ekilen ve nadasa bırakılan tarla arazisinin tamamı prodüktif tarıma elverişli değildir. Çünkü bu alanların bir kısmı özellikle 1948-56 yılları arasında, traktör sayısının hızla artması sonucu, çayır mera alanlarının aleyhine olarak genişleyen tarla arazileri olup, engebeli ve meyilleri yüksek arazilerdir.
1-4. sınıf arazilerde, 1,5 milyon hektar alanda orman ve fundalık yer alırken, orman ve mera olması gereken 6,1 milyon hektar alan uygun olmamasına rağmen tarıma açılmıştır. 1-4. sınıf tarıma elverişli alanların bir kısmı tarım dışı amaçlarla şehirleşme ve endüstrileşme için kullanılmaktadır. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın Organize ve Küçük Sanayi siteleri kurulmasına tahsis ettiği alanların % 62’sini, 1-4. sınıf araziler oluşturmaktadır
AB ülkelerinde ise; genel olarak yüzölçümlerinin % 26.4′ü tarım arazisine, % 17.7′i de çayır ve mera alanlarına ayrılmıştır. Ülke bazında Tablo 3’deki rakamlar incelenecek olursa, tarım arazilerinin toplam yüzölçümleri içinde en fazla pay aldığı ülkeler sırasıyla Danimarka (% 53.4), İtalya (% 37.9) ve İspanya (% 36.6)’dır. Toplam yüzölçümü içinde tarım arazilerinin en düşük pay aldığı ülke % 6.1 ile İsveç’tir. Çayır mera alanlarının toplam yüzölçümleri içinde en fazla pay aldığı ülkeler ise sırasıyla İrlanda (% 47.5). İngiltere (% 46.3) ve Yunanistan (%39.0)’dır. Türkiye’nin tarım alanları AB’deki tarım alanlarının % 20’si kadardır (Eraktan, 2001, 78).
Ortalama tarımsal işletme büyüklüğü açısından Tablo 4’deki rakamlar incelendiğinde, 1991 yılı verilerine göre Türkiye’de 4.068.432 adet tarım işletmesi 23.451.099 hektar alanda faaliyet yapmakta ve işletme başına 5.8 hektar arazi düşmektedir.
Bu veriler, 1990’lı yıllarda Türkiye’de var olan küçük işletme tipinin yanı sıra, toprak dağılımında da dengesiz bir yapının söz konusu olduğunu göstermektedir. İşletmelerde uzmanlaşma yaygın olmayıp, genelde bitkisel ve hayvansal üretimin birlikte yapıldığı karma işletme tipi ağırlıklı olarak görülmekte ve bunların da büyük bir çoğunluğunu aile tipi işletmeler oluşturmaktadır.
Mevcut Miras Kanunu nedeniyle işletmelerin parçalanması ve giderek küçülmesi halen devam etmektedir. Kırsal alandaki yoğun nüfus artışı ve yasal yetersizlikler parçalanmayı teşvik etmektedir.
2001 yılında ise, 3 075 516 adet tarım işletmesi 184 329 490 hektar alanda faaliyet göstermekte ve bu durumda işletme başına 59.9 hektar arazi düştüğü görülmektedir.
Tarım işletmelerinin büyüklüğü modernizasyon, gübre, sulama gibi faktörlerin yanı sıra, üretim kapasitesini yakından ilgilendirmektedir. Tarım işletmelerinin küçülmesi, önemli ölçüde ölçek ekonomisi problemlerine neden olmaktadır. Veri teknoloji altında, üretimin artması halinde ortalama maliyetlerin düşmesi durumunu ifade eden ölçek ekonomileri, tarım işletmelerinin küçülmesi ile giderek önemini kaybetmekte ve üretim azalan verimlere doğru yönelmektedir.
AB’de 1997 yılı verilerine göre, mevcut tarım işletmesi sayısı 6.954.300 adet, buna karşılık ekilen alan 128.691.000 hektardır. Bu durumda işletme başına düşen arazi genişliği 18,5 hektardır.
AB ülkelerinin kendi aralarında da, tarım işletmelerinin büyüklüğü açısından önemli farklılıklar bulunmaktadır. İşletme başına düşen arazi miktarının en yüksek olduğu ülkeler sırasıyla İngiltere, Lüksemburg ve Fransa, en düşük olduğu ülkeler ise Yunanistan, İtalya ve Portekiz’dir. İşletme başına düşen arazi miktarı İngiltere’de 69.3 hektar, Lüksemburg’da 42.5 hektar, Fransa’da 41.7 hektardır. Buna karşılık işletme başına Yunanistan’da 4.3 hektar, İtalya’da 6.4 hektar ve Portekiz’de 9.2 hektar arazi düşmektedir.
AB ülkelerinden sadece Yunanistan’da, işletme başına düşen arazi varlığının Türkiye’ye oranla daha az olduğu görülmektedir.
Birliğe üye ülkelerde tarımsal işletme sayısı zaman içerisinde azaltılarak ortalama tarımsal işletme genişliği arttırılmaya çalışılırken, Türkiye’de son tarım sayımına kadar geçen sürede işletme sayısında artış görülmekle birlikte parçalanma nedeniyle, işletme genişliği sürekli azalmaktadır. AB’de ortalama işletme büyüklüğü 16.4 hektar ile Türkiye’nin 2.8 katı büyüklüğe sahiptir (Soydemir, 2004, 33).
Tarımsal yapının diğer bir göstergesi olan arazi tasarruf şekilleri açısından da AB ve Türkiye arasında önemli farklılıklar bulunmaktadır. Tablo 5’de kiralık arazi tasarruf şeklinin AB’nde Türkiye’ye oranla daha yaygın olduğu dikkat çekmektedir. Türkiye’de mülk arazi tasarruf şekli AB’den daha yaygındır

kaynak
Rapor Et
Reklam
Eski 11 Mart 2009, 16:25

Tarım ürünlerinin ülkemizdeki yeri ve önemi nedir?

#2 (link)
MsXLabs Üyesi
Keten Prenses - avatarı
Türkiye’de Tarım Ve Türkiye Ekonomisindeki Yeri



TÜRKİYE’DE TARIM
Türkiye’de Tarımı Etkileyen Etmenler Dağlık ve engebeli arazi yapısı tarım topraklarının dağınık ve küçük olmasına yol açmıştır. Bu nedenle, küçük işletmeler şeklinde tarımsal faaliyetler daha yoğundur. Topraktan alınan verimin artırılabilmesi için toprağın dinlenmeye bırakılması (nadas) gerekmektedir. Türkiye’de tarımı etkileyen etmenler şunlardır :

- Toprak bakımı ve ıslahı
- Toprağın sürülmesi,
- Havalandırılması,
- Taşlarından ayıklanması,
- Bataklıkların kurutulması,
- Yabancı otların ayıklanması çalışmalarıdır.

Sulama Tarım yapabilmek için toprağın nemli olması gereklidir. Kuraklık görülen bölgelerde sulama ile tarım yapılabilir. Sulanan tarım arazilerinde üretim yıllara göre önemli değişmeler göstermez. Tarım ürünü çeşitliliği artar. Gübreleme Topraktaki mineral dengesini korumak, toprağı verimli hale getirmek için gübreleme yapılır. Gübrelemenin yapılmadığı yerlerde toprak nadasa bırakılır. Tohum Islahı Yüksek verimli tohum kullanmak, tarımsal verimi arttırır. Makineleşme Tarımsal faaliyetlerin kısa sürede tamamlanması toprağın daha iyi işlenmesini sağlar. Pazarlama Tarım üreticisinin ürününü değerlendirmek, zarar etmesini önlemek için devlet bazı ürünlere taban fiyatı vererek destekleme alımları yapar. Ayrıca ürünün depolanması için silolar, hangarlar, depolar kurar. Tarımsal Kuruluşlar Zirai araştırma enstitüleri, devlet üretme çiftlikleri, Ziraat Bankası, TMO, Türkiye Ziraat Odaları Türkiye’nin çeşitli bölgelerinin tarımsal yapısını ve özelliklerini incelemek, üretici ve tüketiciyi korumak, çiftçiye kredi, fidan sağlamak gibi amaçlarla kurulan kuruluşlardır.
Türkiye’de Toprakların Kullanımı Ülkemiz topraklarının kullanım amacına göre dağılımı şöyledir :
Ekili dili alan : 174.480.000 dekar
Nadas arazisi : 36.551.000 dekar
Orman : 192.376.000 dekar
Ürün vermeyen : 113.403.000 dekar
Çayır-mera : 123.776.000 dekar Kullanılmayan alanı : 662.195.000 dekar
Ekili - Dikili Alanların Kullanımı Ekili - dikili alanların kullanım amacına göre dağılışı şöyledir :
Ekili - Dikili Alanların Coğrafi Dağılımı : Ekili alan (Tarla) 145.178.000 dekar Dikili Alan (Meyveli ağaç) 23.373.000 dekar Sebze-çiçek bahçesi (Sera dahil) 5.929.000 dekar
Ekili - Dikili Alanların Ürünlere Göre Dağılımı : Tahıllar % 74 Endüstri bitkileri % 11 Baklagiller % 8 Sebzeler % 5 Yumruklu bitkiler % 2
Türkiye’deki Tarım Bölgeleri Kıyı ve Yakınındaki Tarım Bölgeleri Kıyı bölgelerinde iklime bağlı olarak birbirinden farklı üç tarım bölgesi görülür :
Karadeniz Kıyıları : Kış ılıklığına ve bol neme gereksinim duyan çay, fındık, mısır ile tütün, sebze, meyve, keten, kenevir, ayrıca Doğu Karadeniz kıyılarında turunçgil yetişir.
Akdeniz ve Kıyı Ege : Akdeniz iklimine uyumlu olan, turunçgiller, zeytin, incir, susam, pamuk, pirinç, turfanda sebzeler, muz, çekirdeksiz üzüm, tütün gibi ürünler yetiştirilir.
Marmara : Geçiş iklimi koşullarına bağlı olarak ürün çeşitliliği en fazla olan bölgedir. Başlıca ürünleri ayçiçeği, zeytin, tütün, çeşitli sebze ve meyveler, tahıllar, dut ve fındıktır.
İç Tarım Bölgeleri : Yükselti ve denize göre konuma bağlı olarak çeşitlilik gösteren tarım bölgeleridir.
Karadeniz Ardı : İç Anadolu ile kıyı arasında geçiş özelliği gösterir. Yüksek yerlerinde çavdar, buğday, sulak yerlerde pirinç ve sebze yetiştirilir. Hayvancılığın geliştiği, özellikle tiftik keçisinin yoğun olarak yetiştirildiği alandır.
İç Anadolu ve Çevresi : Bozkırların geniş yer kaplaması nedeniyle koyun ve keçi gibi küçükbaş hayvancılık yaygındır. Yarı kurak iklim nedeniyle buğday, arpa gibi tahıllar ile fasulye, nohut gibi baklagiller yetiştirilir.
Erzurum - Kars Bölümü : Yazların kısa ve serin geçmesi tarımsal faaliyetleri sınırlamıştır. Buğday, arpa gibi tahıllar yetiştirilir. Yaz yağışlarına bağlı olarak gür otlakların olması büyükbaş hayvancılığı yaygınlaştırmıştır.
Doğu Anadolu ve Dağlık Yerler : Tarım alanlarının sınırlı olduğu bu yerlerde hayvancılık ön plana çıkar. Tahıl tarımı yapılır. Sebze ve meyve üretimi önem taşımaz.

Tarımın Türkiye Ekonomisindeki Yeri

• Nüfusun büyük bir bölümü tarımsal faaliyetlerle geçimini sağlar. Ulusal gelirin ¼ ini tarım sektörü karşılar. İhracatımızda önemli bir paya sahiptir. Türkiye’deki endüstri tesislerinin büyük bölümü tarımsal maddeleri hammadde olarak kullanır. Sanayinin gelişmesinde büyük önem taşır.
• İhracatımızda fındık, turunçgiller, tahıllar, meyve ve sebzeler, pamuk, tütün, yağ bitkileri, zeytin ve çay gibi tarım ürünleri önemli yer tutar.

Türkiye’de Tarımı Etkileyen Faktörler :
1. Sulama : Türkiye tarımında en büyük sorun sulama sorunudur. Tarımda sulama ihtiyacının en fazla olduğu bölgemiz G.Doğu Anadolu Bölgesi iken , bu sorunun en az olduğu bölgemiz Karadeniz Bölgesidir.
Akarsularımızın derin vadilerden akması ve rejimlerinin düzensiz olmasından dolayı sulamada yeterince faydalanamıyoruz. Bunun için mutlaka akarsular üzerindeki baraj sayısı artırılmalıdır.
Sulama Sorunu Çözüldüğünde;
- Üretim artar.
- Nadas olayı ortadan kalkar.
- Tarımda iklime bağlılık büyük oranda azalır.
- Üretimde süreklilik sağlanır.
- Üretim dalgalanmaları önlenir.
- Daha önce sebze tarımı yapılmayan bir yerde sebze tarımı da yapılmaya başlanır.
- Tarım ürün çeşidi artar.
- Köyden Kente göçler azalır. Yılda birden fazla ürün alınabilir. Bu konuda en şanslı bölgemiz Akdeniz, en şanssız bölgemiz Doğu Anadolu Bölgesidir
2. Gübre Kullanımı : Tarımda sulama sorunu çözüldükten sonra üretimi daha da artırmak için gübre kullanımı artırılmalıdır.
Ülkemizde hayvancılığın gelişmiş olması tabii gübre imkanını oluşturmaktadır. Ancak yurdumuzda tabii gübrenin yakacak olarak kullanılması bu olumlu durumu ortadan kaldırmaktadır. Ülkemizde üretilen suni gübre yeterli olmadığı için ithal (Fas, Tunus, Cezayir gibi ülkelerden) etmekteyiz. Bu da maliyeti artırdığından çiftçilerimiz yeterince gübre kullanamamaktadır. Gübre ihtiyacı, tabii gübrenin yakacak olmaktan kurtarılması ve gübre fabrikalarının artırılması ile karşılanabilir.
3. Tohum Islahı : Sulama ve gübre sorunu çözüldükten sonra verimi daha da artırmak için kaliteli tohum kullanılmalıdır. Ülkemizde kalite tohum üretme konusunda devlet üretme çiftlikleri ve tohum ıslah istasyonları çalışmalar yapmaktadır. Ancak kaliteli tohum ithali devam etmektedir.
4. Makine Kullanımı : Ürünün zamanında ekimi, hasadı ve yüksek verim için makine kullanımı şarttır. Ancak makine kullanımı yurdumuzda yeterli ölçüde gelişmemiştir. Sebepleri :
- Makine kullanıma elverişsiz alanların varlığı,
- Makine kullanımının ekonomik olmadığı küçül alanların varlığı,
- İş gücünün bazı bölgelerde daha ucuz olması,
- Makine fiyatlarının çiftçinin alım gücünün üstünde olması
5. Zirai Mücadele : Tarımdaki hastalıkların, yabani otların ve haşerelerin meydana getireceği üretim düşüklüğünü önlemek için ilaçlı mücadele şarttır. Zirai mücadelede daha çok ilaç kullanılmaktadır.
6. Toprak Bakımı : Tarla yağışlardan önce sürülmeli , yabancı otlardan arındırılmalıdır. Erozyona karşı korunmalıdır.
7. Toprak Analizi : Toprak analizleri ile en iyi verim alınabilecek ürün belirlenir. Ayrıca toprağın ihtiyacı olan mineraller tespit edilerek kullanılacak gübre belirlenir.
8. Destekleme Alımı ve Pazar : Verimi etkilemez. Üretim miktarını etkiler. Çiftçi ürettiği malı pazarda zarar etmeden satabilmelidir. Çiftçinin elverişsiz piyasa şartlarından olumsuz etkilenmemesi için devlet bazı ürünlerde destekleme alımı yapmaktadır (Destekleme alımı: Devletin çiftçinin malını belirli bir taban fiyat üzerinden alması olayıdır.) Destekleme alımı yapılan ürünler: Pamuk, tütün (2002 yılından itibaren kaldırıldı), Ş.Pancarı, buğday,çay, fındık, K.Üzüm, K.İncir, K.Kayısı, Haşhaş gibi dayanıklı ve sanayiye dayalı ürünlerdir.
***Destekleme alımı yapılan ürünlerin üretiminde dalgalanmalar az olur ve fiyatı sürekli artar.
9. Çiftçi eğitilmeli ve kredi desteği sağlanmalıdır.

Türkiye Topraklarından Yaralanma Oranları :
Topraklarımızdan faydalanma oranı daha çok iklim ve yer şekilleri özelliklerine bağlıdır. Ülkemizde yüksek dağlık kesimler geniş alan kaplar. Dik yamaçlar çoktur. Buralarda topraktan faydalanma çok kısıtlıdır. Buna göre ülkemiz arazisinin % 36 ‘sı ekili-dikili alan, % 32’si çayır ve otlak, % 26 ‘sı orman ve % 6’sı diğer alanlar (yerleşim birimleri , tarıma elverişsiz çıplak kayalıklar gibi) dır.

Not : Tarımdaki makinalaşmanın etkisiyle çayır ve otlakların alanı daralırken, tarım alanlarımız genişlemektedir.
Bölge Yüzölçümüne Göre Ekili Dikili Alanların Oranları :
1. Marmara Bölgesi : %30
2. İç Anadolu Bölgesi : %27
3. Ege Bölgesi : %24
4. G.Doğu Anadolu Bölgesi : %20
5. Akdeniz Bölgesi : %18
6. Karadeniz Bölgesi : %16
7. Doğu Anadolu Bölgesi : %10

Türkiye ve AB’de Tarımın Ekonomideki Önemi
Tarım sektörü, dünyada olduğu gibi Türkiye ve AB ülkelerinin de birçoğunda; nüfusun gıda maddeleri gereksinimini karşılaması, tarıma dayalı sanayinin hammadde kaynağını oluşturması, belli bir kesime istihdam olanağı sağlaması, dışa bağımlılığın önlenmesi ve ödemeler dengesi üzerinde önemli etkilerinin olması vb. nedenlerle, ekonomide stratejik rol ve işlevini korumayı sürdürmektedir.

Türkiye’nin 1984 yılında GSMH’da tarımın payı %17,7 iken, 2001 yılında %14’e 2003 yılında da %12.4’e gerilemiştir. AB’de 1962 yılında GSMH’da tarımın payı %11’den, 2001 yılında %1,9’a düşmüştür (TOBB, 2003, 126).
Bu oranın Türkiye’de yüksek olması, tarımın günümüzde de önemini koruduğunu, AB’de azalması ise, tarımın giderek önemsiz hale geldiğini göstermektedir. Ancak; AB’de tarımın AB bütçesi ve mevzuatının yaklaşık yarısından fazlasını kapsaması nedeniyle, tarım halen önemli bir sektör olma niteliğini sürdürmektedir.Türkiye’de tarımda çalışanların sayısı 15 üyeli Toplulukta tarımda çalışanların sayısından fazla ve tarım sektöründe aktif nüfusu en çok olan ülkedir. AB üyeleri arasında, tarım sektöründe en fazla aktif nüfus Yunanistan’da ve en az aktif nüfus ise İngiltere’de yer almaktadır. Türkiye’de tarımda istihdam edilen nüfusun aktif nüfus içindeki payı 1998 yılında % 43 iken, bu oran azalarak 2003 yılında %33,9 olmuştur (TOBB, 2003, 120).
Türkiye’de 1998 yılından 2005’e kadar geçen 7 yıllık süre içerisinde, Tablo 2’de ele alınan ekonomik göstergeler açısından tarım sektörünün payı azalmakla birlikte, halen önemini korumaya devam ettiği görülmektedir.
Türk tarımındaki işgücü verimliliği, sanayileşmiş ülkelere göre dört ile on dört kat daha azdır. Bu sebeple Türkiye’de, tarım sektöründe işgücü verimliliğini artırıcı ve tarımsal nüfusun şehirlere göçünü önleyici acil tedbirleri, vakit geçirmeden yürürlüğe koymak gerekir (Karluk, 2002a, 192).
Türkiye ve AB’de Tarım Sektörlerinin Karşılaştırılması
Türkiye ve AB’nin tarım sektörleri tarımsal yapı, girdi kullanım düzeyi, bitkisel ve hayvansal üretim ve tarım politikaları açısından karşılaştırılmaktadır.
Tarımsal Yapıların Karşılaştırılması
Türkiye ve AB ülkeleri arasında arazinin cinsine göre, ortalama tarımsal işletme büyüklüğü ile arazi mülkiyet ve tasarruf şekilleri açısından karşılaştırıldığında aşağıdaki sonuçlar ortaya çıkmaktadır.
Arazinin cinsine göre dağılımına bakıldığında, Türkiye’nin tek başına AB karşısında önemli bir tarım arazisi varlığına sahip olduğu görülmektedir. 2001 yılı verilerine göre, Türkiye topraklarının % 34,4’ünü tarım arazisi oluşturmakta ve bunun % 69’ını ekilen tarla arazisi ve % 18,9’unu da nadas alanı olmak üzere % 87,9’unu işlenen tarım arazileri, % 3’ünü sebze bahçeleri, % 2’ini bağ, % 4,9’unu meyve ve % 2,2’sini de zeytin ağaçlarının kapladığı alan oluşturmaktadır.
Türkiye’de ekilen ve nadasa bırakılan tarla arazisinin tamamı prodüktif tarıma elverişli değildir. Çünkü bu alanların bir kısmı özellikle 1948-56 yılları arasında, traktör sayısının hızla artması sonucu, çayır mera alanlarının aleyhine olarak genişleyen tarla arazileri olup, engebeli ve meyilleri yüksek arazilerdir.
1-4. sınıf arazilerde, 1,5 milyon hektar alanda orman ve fundalık yer alırken, orman ve mera olması gereken 6,1 milyon hektar alan uygun olmamasına rağmen tarıma açılmıştır. 1-4. sınıf tarıma elverişli alanların bir kısmı tarım dışı amaçlarla şehirleşme ve endüstrileşme için kullanılmaktadır. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın Organize ve Küçük Sanayi siteleri kurulmasına tahsis ettiği alanların % 62’sini, 1-4. sınıf araziler oluşturmaktadır
AB ülkelerinde ise; genel olarak yüzölçümlerinin % 26.4′ü tarım arazisine, % 17.7′i de çayır ve mera alanlarına ayrılmıştır. Ülke bazında Tablo 3’deki rakamlar incelenecek olursa, tarım arazilerinin toplam yüzölçümleri içinde en fazla pay aldığı ülkeler sırasıyla Danimarka (% 53.4), İtalya (% 37.9) ve İspanya (% 36.6)’dır. Toplam yüzölçümü içinde tarım arazilerinin en düşük pay aldığı ülke % 6.1 ile İsveç’tir. Çayır mera alanlarının toplam yüzölçümleri içinde en fazla pay aldığı ülkeler ise sırasıyla İrlanda (% 47.5). İngiltere (% 46.3) ve Yunanistan (%39.0)’dır. Türkiye’nin tarım alanları AB’deki tarım alanlarının % 20’si kadardır (Eraktan, 2001, 78).
Ortalama tarımsal işletme büyüklüğü açısından Tablo 4’deki rakamlar incelendiğinde, 1991 yılı verilerine göre Türkiye’de 4.068.432 adet tarım işletmesi 23.451.099 hektar alanda faaliyet yapmakta ve işletme başına 5.8 hektar arazi düşmektedir.
Bu veriler, 1990’lı yıllarda Türkiye’de var olan küçük işletme tipinin yanı sıra, toprak dağılımında da dengesiz bir yapının söz konusu olduğunu göstermektedir. İşletmelerde uzmanlaşma yaygın olmayıp, genelde bitkisel ve hayvansal üretimin birlikte yapıldığı karma işletme tipi ağırlıklı olarak görülmekte ve bunların da büyük bir çoğunluğunu aile tipi işletmeler oluşturmaktadır.
Mevcut Miras Kanunu nedeniyle işletmelerin parçalanması ve giderek küçülmesi halen devam etmektedir. Kırsal alandaki yoğun nüfus artışı ve yasal yetersizlikler parçalanmayı teşvik etmektedir.
2001 yılında ise, 3 075 516 adet tarım işletmesi 184 329 490 hektar alanda faaliyet göstermekte ve bu durumda işletme başına 59.9 hektar arazi düştüğü görülmektedir.
Tarım işletmelerinin büyüklüğü modernizasyon, gübre, sulama gibi faktörlerin yanı sıra, üretim kapasitesini yakından ilgilendirmektedir. Tarım işletmelerinin küçülmesi, önemli ölçüde ölçek ekonomisi problemlerine neden olmaktadır. Veri teknoloji altında, üretimin artması halinde ortalama maliyetlerin düşmesi durumunu ifade eden ölçek ekonomileri, tarım işletmelerinin küçülmesi ile giderek önemini kaybetmekte ve üretim azalan verimlere doğru yönelmektedir.
AB’de 1997 yılı verilerine göre, mevcut tarım işletmesi sayısı 6.954.300 adet, buna karşılık ekilen alan 128.691.000 hektardır. Bu durumda işletme başına düşen arazi genişliği 18,5 hektardır.
AB ülkelerinin kendi aralarında da, tarım işletmelerinin büyüklüğü açısından önemli farklılıklar bulunmaktadır. İşletme başına düşen arazi miktarının en yüksek olduğu ülkeler sırasıyla İngiltere, Lüksemburg ve Fransa, en düşük olduğu ülkeler ise Yunanistan, İtalya ve Portekiz’dir. İşletme başına düşen arazi miktarı İngiltere’de 69.3 hektar, Lüksemburg’da 42.5 hektar, Fransa’da 41.7 hektardır. Buna karşılık işletme başına Yunanistan’da 4.3 hektar, İtalya’da 6.4 hektar ve Portekiz’de 9.2 hektar arazi düşmektedir.
AB ülkelerinden sadece Yunanistan’da, işletme başına düşen arazi varlığının Türkiye’ye oranla daha az olduğu görülmektedir.
Birliğe üye ülkelerde tarımsal işletme sayısı zaman içerisinde azaltılarak ortalama tarımsal işletme genişliği arttırılmaya çalışılırken, Türkiye’de son tarım sayımına kadar geçen sürede işletme sayısında artış görülmekle birlikte parçalanma nedeniyle, işletme genişliği sürekli azalmaktadır. AB’de ortalama işletme büyüklüğü 16.4 hektar ile Türkiye’nin 2.8 katı büyüklüğe sahiptir (Soydemir, 2004, 33).
Tarımsal yapının diğer bir göstergesi olan arazi tasarruf şekilleri açısından da AB ve Türkiye arasında önemli farklılıklar bulunmaktadır. Tablo 5’de kiralık arazi tasarruf şeklinin AB’nde Türkiye’ye oranla daha yaygın olduğu dikkat çekmektedir. Türkiye’de mülk arazi tasarruf şekli AB’den daha yaygındır

kaynak
Rapor Et
Eski 12 Mart 2012, 19:42

Tarım ürünlerinin ülkemizdeki yeri ve önemi nedir?

#3 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Türkiye’de Tarım Ve Türkiye Ekonomisindeki Yeri



TÜRKİYE’DE TARIM
Türkiye’de Tarımı Etkileyen Etmenler Dağlık ve engebeli arazi yapısı tarım topraklarının dağınık ve küçük olmasına yol açmıştır. Bu nedenle, küçük işletmeler şeklinde tarımsal faaliyetler daha yoğundur. Topraktan alınan verimin artırılabilmesi için toprağın dinlenmeye bırakılması (nadas) gerekmektedir. Türkiye’de tarımı etkileyen etmenler şunlardır :

- Toprak bakımı ve ıslahı
- Toprağın sürülmesi,
- Havalandırılması,
- Taşlarından ayıklanması,
- Bataklıkların kurutulması,
- Yabancı otların ayıklanması çalışmalarıdır.
Sulama Tarım yapabilmek için toprağın nemli olması gereklidir. Kuraklık görülen bölgelerde sulama ile tarım yapılabilir. Sulanan tarım arazilerinde üretim yıllara göre önemli değişmeler göstermez. Tarım ürünü çeşitliliği artar. Gübreleme Topraktaki mineral dengesini korumak, toprağı verimli hale getirmek için gübreleme yapılır. Gübrelemenin yapılmadığı yerlerde toprak nadasa bırakılır. Tohum Islahı Yüksek verimli tohum kullanmak, tarımsal verimi arttırır. Makineleşme Tarımsal faaliyetlerin kısa sürede tamamlanması toprağın daha iyi işlenmesini sağlar. Pazarlama Tarım üreticisinin ürününü değerlendirmek, zarar etmesini önlemek için devlet bazı ürünlere taban fiyatı vererek destekleme alımları yapar. Ayrıca ürünün depolanması için silolar, hangarlar, depolar kurar. Tarımsal Kuruluşlar Zirai araştırma enstitüleri, devlet üretme çiftlikleri, Ziraat Bankası, TMO, Türkiye Ziraat Odaları Türkiye’nin çeşitli bölgelerinin tarımsal yapısını ve özelliklerini incelemek, üretici ve tüketiciyi korumak, çiftçiye kredi, fidan sağlamak gibi amaçlarla kurulan kuruluşlardır.
Türkiye’de Toprakların Kullanımı Ülkemiz topraklarının kullanım amacına göre dağılımı şöyledir :
Ekili dili alan : 174.480.000 dekar
Nadas arazisi : 36.551.000 dekar
Orman : 192.376.000 dekar
Ürün vermeyen : 113.403.000 dekar
Çayır-mera : 123.776.000 dekar Kullanılmayan alanı : 662.195.000 dekar
Ekili - Dikili Alanların Kullanımı Ekili - dikili alanların kullanım amacına göre dağılışı şöyledir :
Ekili - Dikili Alanların Coğrafi Dağılımı : Ekili alan (Tarla) 145.178.000 dekar Dikili Alan (Meyveli ağaç) 23.373.000 dekar Sebze-çiçek bahçesi (Sera dahil) 5.929.000 dekar
Ekili - Dikili Alanların Ürünlere Göre Dağılımı : Tahıllar % 74 Endüstri bitkileri % 11 Baklagiller % 8 Sebzeler % 5 Yumruklu bitkiler % 2
Türkiye’deki Tarım Bölgeleri Kıyı ve Yakınındaki Tarım Bölgeleri Kıyı bölgelerinde iklime bağlı olarak birbirinden farklı üç tarım bölgesi görülür :
Karadeniz Kıyıları : Kış ılıklığına ve bol neme gereksinim duyan çay, fındık, mısır ile tütün, sebze, meyve, keten, kenevir, ayrıca Doğu Karadeniz kıyılarında turunçgil yetişir.
Akdeniz ve Kıyı Ege : Akdeniz iklimine uyumlu olan, turunçgiller, zeytin, incir, susam, pamuk, pirinç, turfanda sebzeler, muz, çekirdeksiz üzüm, tütün gibi ürünler yetiştirilir.
Marmara : Geçiş iklimi koşullarına bağlı olarak ürün çeşitliliği en fazla olan bölgedir. Başlıca ürünleri ayçiçeği, zeytin, tütün, çeşitli sebze ve meyveler, tahıllar, dut ve fındıktır.
İç Tarım Bölgeleri : Yükselti ve denize göre konuma bağlı olarak çeşitlilik gösteren tarım bölgeleridir.
Karadeniz Ardı : İç Anadolu ile kıyı arasında geçiş özelliği gösterir. Yüksek yerlerinde çavdar, buğday, sulak yerlerde pirinç ve sebze yetiştirilir. Hayvancılığın geliştiği, özellikle tiftik keçisinin yoğun olarak yetiştirildiği alandır.
İç Anadolu ve Çevresi : Bozkırların geniş yer kaplaması nedeniyle koyun ve keçi gibi küçükbaş hayvancılık yaygındır. Yarı kurak iklim nedeniyle buğday, arpa gibi tahıllar ile fasulye, nohut gibi baklagiller yetiştirilir.
Erzurum - Kars Bölümü : Yazların kısa ve serin geçmesi tarımsal faaliyetleri sınırlamıştır. Buğday, arpa gibi tahıllar yetiştirilir. Yaz yağışlarına bağlı olarak gür otlakların olması büyükbaş hayvancılığı yaygınlaştırmıştır.
Doğu Anadolu ve Dağlık Yerler : Tarım alanlarının sınırlı olduğu bu yerlerde hayvancılık ön plana çıkar. Tahıl tarımı yapılır. Sebze ve meyve üretimi önem taşımaz.

Tarımın Türkiye Ekonomisindeki Yeri
• Nüfusun büyük bir bölümü tarımsal faaliyetlerle geçimini sağlar. Ulusal gelirin ¼ ini tarım sektörü karşılar. İhracatımızda önemli bir paya sahiptir. Türkiye’deki endüstri tesislerinin büyük bölümü tarımsal maddeleri hammadde olarak kullanır. Sanayinin gelişmesinde büyük önem taşır.
• İhracatımızda fındık, turunçgiller, tahıllar, meyve ve sebzeler, pamuk, tütün, yağ bitkileri, zeytin ve çay gibi tarım ürünleri önemli yer tutar.

Türkiye’de Tarımı Etkileyen Faktörler :
1. Sulama : Türkiye tarımında en büyük sorun sulama sorunudur. Tarımda sulama ihtiyacının en fazla olduğu bölgemiz G.Doğu Anadolu Bölgesi iken , bu sorunun en az olduğu bölgemiz Karadeniz Bölgesidir.
Akarsularımızın derin vadilerden akması ve rejimlerinin düzensiz olmasından dolayı sulamada yeterince faydalanamıyoruz. Bunun için mutlaka akarsular üzerindeki baraj sayısı artırılmalıdır.
Sulama Sorunu Çözüldüğünde;
- Üretim artar.
- Nadas olayı ortadan kalkar.
- Tarımda iklime bağlılık büyük oranda azalır.
- Üretimde süreklilik sağlanır.
- Üretim dalgalanmaları önlenir.
- Daha önce sebze tarımı yapılmayan bir yerde sebze tarımı da yapılmaya başlanır.
- Tarım ürün çeşidi artar.
- Köyden Kente göçler azalır. Yılda birden fazla ürün alınabilir. Bu konuda en şanslı bölgemiz Akdeniz, en şanssız bölgemiz Doğu Anadolu Bölgesidir
2. Gübre Kullanımı : Tarımda sulama sorunu çözüldükten sonra üretimi daha da artırmak için gübre kullanımı artırılmalıdır.
Ülkemizde hayvancılığın gelişmiş olması tabii gübre imkanını oluşturmaktadır. Ancak yurdumuzda tabii gübrenin yakacak olarak kullanılması bu olumlu durumu ortadan kaldırmaktadır. Ülkemizde üretilen suni gübre yeterli olmadığı için ithal (Fas, Tunus, Cezayir gibi ülkelerden) etmekteyiz. Bu da maliyeti artırdığından çiftçilerimiz yeterince gübre kullanamamaktadır. Gübre ihtiyacı, tabii gübrenin yakacak olmaktan kurtarılması ve gübre fabrikalarının artırılması ile karşılanabilir.
3. Tohum Islahı : Sulama ve gübre sorunu çözüldükten sonra verimi daha da artırmak için kaliteli tohum kullanılmalıdır. Ülkemizde kalite tohum üretme konusunda devlet üretme çiftlikleri ve tohum ıslah istasyonları çalışmalar yapmaktadır. Ancak kaliteli tohum ithali devam etmektedir.
4. Makine Kullanımı : Ürünün zamanında ekimi, hasadı ve yüksek verim için makine kullanımı şarttır. Ancak makine kullanımı yurdumuzda yeterli ölçüde gelişmemiştir. Sebepleri :
- Makine kullanıma elverişsiz alanların varlığı,
- Makine kullanımının ekonomik olmadığı küçül alanların varlığı,
- İş gücünün bazı bölgelerde daha ucuz olması,
- Makine fiyatlarının çiftçinin alım gücünün üstünde olması
5. Zirai Mücadele : Tarımdaki hastalıkların, yabani otların ve haşerelerin meydana getireceği üretim düşüklüğünü önlemek için ilaçlı mücadele şarttır. Zirai mücadelede daha çok ilaç kullanılmaktadır.
6. Toprak Bakımı : Tarla yağışlardan önce sürülmeli , yabancı otlardan arındırılmalıdır. Erozyona karşı korunmalıdır.
7. Toprak Analizi : Toprak analizleri ile en iyi verim alınabilecek ürün belirlenir. Ayrıca toprağın ihtiyacı olan mineraller tespit edilerek kullanılacak gübre belirlenir.
8. Destekleme Alımı ve Pazar : Verimi etkilemez. Üretim miktarını etkiler. Çiftçi ürettiği malı pazarda zarar etmeden satabilmelidir. Çiftçinin elverişsiz piyasa şartlarından olumsuz etkilenmemesi için devlet bazı ürünlerde destekleme alımı yapmaktadır (Destekleme alımı: Devletin çiftçinin malını belirli bir taban fiyat üzerinden alması olayıdır.) Destekleme alımı yapılan ürünler: Pamuk, tütün (2002 yılından itibaren kaldırıldı), Ş.Pancarı, buğday,çay, fındık, K.Üzüm, K.İncir, K.Kayısı, Haşhaş gibi dayanıklı ve sanayiye dayalı ürünlerdir.
***Destekleme alımı yapılan ürünlerin üretiminde dalgalanmalar az olur ve fiyatı sürekli artar.
9. Çiftçi eğitilmeli ve kredi desteği sağlanmalıdır.

Türkiye Topraklarından Yaralanma Oranları :
Topraklarımızdan faydalanma oranı daha çok iklim ve yer şekilleri özelliklerine bağlıdır. Ülkemizde yüksek dağlık kesimler geniş alan kaplar. Dik yamaçlar çoktur. Buralarda topraktan faydalanma çok kısıtlıdır. Buna göre ülkemiz arazisinin % 36 ‘sı ekili-dikili alan, % 32’si çayır ve otlak, % 26 ‘sı orman ve % 6’sı diğer alanlar (yerleşim birimleri , tarıma elverişsiz çıplak kayalıklar gibi) dır.
Not : Tarımdaki makinalaşmanın etkisiyle çayır ve otlakların alanı daralırken, tarım alanlarımız genişlemektedir.
Bölge Yüzölçümüne Göre Ekili Dikili Alanların Oranları :
1. Marmara Bölgesi : %30
2. İç Anadolu Bölgesi : %27
3. Ege Bölgesi : %24
4. G.Doğu Anadolu Bölgesi : %20
5. Akdeniz Bölgesi : %18
6. Karadeniz Bölgesi : %16
7. Doğu Anadolu Bölgesi : %10

Türkiye ve AB’de Tarımın Ekonomideki Önemi
Tarım sektörü, dünyada olduğu gibi Türkiye ve AB ülkelerinin de birçoğunda; nüfusun gıda maddeleri gereksinimini karşılaması, tarıma dayalı sanayinin hammadde kaynağını oluşturması, belli bir kesime istihdam olanağı sağlaması, dışa bağımlılığın önlenmesi ve ödemeler dengesi üzerinde önemli etkilerinin olması vb. nedenlerle, ekonomide stratejik rol ve işlevini korumayı sürdürmektedir.
Türkiye’nin 1984 yılında GSMH’da tarımın payı %17,7 iken, 2001 yılında %14’e 2003 yılında da %12.4’e gerilemiştir. AB’de 1962 yılında GSMH’da tarımın payı %11’den, 2001 yılında %1,9’a düşmüştür (TOBB, 2003, 126).
Bu oranın Türkiye’de yüksek olması, tarımın günümüzde de önemini koruduğunu, AB’de azalması ise, tarımın giderek önemsiz hale geldiğini göstermektedir. Ancak; AB’de tarımın AB bütçesi ve mevzuatının yaklaşık yarısından fazlasını kapsaması nedeniyle, tarım halen önemli bir sektör olma niteliğini sürdürmektedir.Türkiye’de tarımda çalışanların sayısı 15 üyeli Toplulukta tarımda çalışanların sayısından fazla ve tarım sektöründe aktif nüfusu en çok olan ülkedir. AB üyeleri arasında, tarım sektöründe en fazla aktif nüfus Yunanistan’da ve en az aktif nüfus ise İngiltere’de yer almaktadır. Türkiye’de tarımda istihdam edilen nüfusun aktif nüfus içindeki payı 1998 yılında % 43 iken, bu oran azalarak 2003 yılında %33,9 olmuştur (TOBB, 2003, 120).
Türkiye’de 1998 yılından 2005’e kadar geçen 7 yıllık süre içerisinde, Tablo 2’de ele alınan ekonomik göstergeler açısından tarım sektörünün payı azalmakla birlikte, halen önemini korumaya devam ettiği görülmektedir.
Türk tarımındaki işgücü verimliliği, sanayileşmiş ülkelere göre dört ile on dört kat daha azdır. Bu sebeple Türkiye’de, tarım sektöründe işgücü verimliliğini artırıcı ve tarımsal nüfusun şehirlere göçünü önleyici acil tedbirleri, vakit geçirmeden yürürlüğe koymak gerekir (Karluk, 2002a, 192).
Türkiye ve AB’de Tarım Sektörlerinin Karşılaştırılması
Türkiye ve AB’nin tarım sektörleri tarımsal yapı, girdi kullanım düzeyi, bitkisel ve hayvansal üretim ve tarım politikaları açısından karşılaştırılmaktadır.
Tarımsal Yapıların Karşılaştırılması
Türkiye ve AB ülkeleri arasında arazinin cinsine göre, ortalama tarımsal işletme büyüklüğü ile arazi mülkiyet ve tasarruf şekilleri açısından karşılaştırıldığında aşağıdaki sonuçlar ortaya çıkmaktadır.
Arazinin cinsine göre dağılımına bakıldığında, Türkiye’nin tek başına AB karşısında önemli bir tarım arazisi varlığına sahip olduğu görülmektedir. 2001 yılı verilerine göre, Türkiye topraklarının % 34,4’ünü tarım arazisi oluşturmakta ve bunun % 69’ını ekilen tarla arazisi ve % 18,9’unu da nadas alanı olmak üzere % 87,9’unu işlenen tarım arazileri, % 3’ünü sebze bahçeleri, % 2’ini bağ, % 4,9’unu meyve ve % 2,2’sini de zeytin ağaçlarının kapladığı alan oluşturmaktadır.
Türkiye’de ekilen ve nadasa bırakılan tarla arazisinin tamamı prodüktif tarıma elverişli değildir. Çünkü bu alanların bir kısmı özellikle 1948-56 yılları arasında, traktör sayısının hızla artması sonucu, çayır mera alanlarının aleyhine olarak genişleyen tarla arazileri olup, engebeli ve meyilleri yüksek arazilerdir.
1-4. sınıf arazilerde, 1,5 milyon hektar alanda orman ve fundalık yer alırken, orman ve mera olması gereken 6,1 milyon hektar alan uygun olmamasına rağmen tarıma açılmıştır. 1-4. sınıf tarıma elverişli alanların bir kısmı tarım dışı amaçlarla şehirleşme ve endüstrileşme için kullanılmaktadır. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın Organize ve Küçük Sanayi siteleri kurulmasına tahsis ettiği alanların % 62’sini, 1-4. sınıf araziler oluşturmaktadır
AB ülkelerinde ise; genel olarak yüzölçümlerinin % 26.4′ü tarım arazisine, % 17.7′i de çayır ve mera alanlarına ayrılmıştır. Ülke bazında Tablo 3’deki rakamlar incelenecek olursa, tarım arazilerinin toplam yüzölçümleri içinde en fazla pay aldığı ülkeler sırasıyla Danimarka (% 53.4), İtalya (% 37.9) ve İspanya (% 36.6)’dır. Toplam yüzölçümü içinde tarım arazilerinin en düşük pay aldığı ülke % 6.1 ile İsveç’tir. Çayır mera alanlarının toplam yüzölçümleri içinde en fazla pay aldığı ülkeler ise sırasıyla İrlanda (% 47.5). İngiltere (% 46.3) ve Yunanistan (%39.0)’dır. Türkiye’nin tarım alanları AB’deki tarım alanlarının % 20’si kadardır (Eraktan, 2001, 78).
Ortalama tarımsal işletme büyüklüğü açısından Tablo 4’deki rakamlar incelendiğinde, 1991 yılı verilerine göre Türkiye’de 4.068.432 adet tarım işletmesi 23.451.099 hektar alanda faaliyet yapmakta ve işletme başına 5.8 hektar arazi düşmektedir.
Bu veriler, 1990’lı yıllarda Türkiye’de var olan küçük işletme tipinin yanı sıra, toprak dağılımında da dengesiz bir yapının söz konusu olduğunu göstermektedir. İşletmelerde uzmanlaşma yaygın olmayıp, genelde bitkisel ve hayvansal üretimin birlikte yapıldığı karma işletme tipi ağırlıklı olarak görülmekte ve bunların da büyük bir çoğunluğunu aile tipi işletmeler oluşturmaktadır.
Mevcut Miras Kanunu nedeniyle işletmelerin parçalanması ve giderek küçülmesi halen devam etmektedir. Kırsal alandaki yoğun nüfus artışı ve yasal yetersizlikler parçalanmayı teşvik etmektedir.
2001 yılında ise, 3 075 516 adet tarım işletmesi 184 329 490 hektar alanda faaliyet göstermekte ve bu durumda işletme başına 59.9 hektar arazi düştüğü görülmektedir.
Tarım işletmelerinin büyüklüğü modernizasyon, gübre, sulama gibi faktörlerin yanı sıra, üretim kapasitesini yakından ilgilendirmektedir. Tarım işletmelerinin küçülmesi, önemli ölçüde ölçek ekonomisi problemlerine neden olmaktadır. Veri teknoloji altında, üretimin artması halinde ortalama maliyetlerin düşmesi durumunu ifade eden ölçek ekonomileri, tarım işletmelerinin küçülmesi ile giderek önemini kaybetmekte ve üretim azalan verimlere doğru yönelmektedir.
AB’de 1997 yılı verilerine göre, mevcut tarım işletmesi sayısı 6.954.300 adet, buna karşılık ekilen alan 128.691.000 hektardır. Bu durumda işletme başına düşen arazi genişliği 18,5 hektardır.
AB ülkelerinin kendi aralarında da, tarım işletmelerinin büyüklüğü açısından önemli farklılıklar bulunmaktadır. İşletme başına düşen arazi miktarının en yüksek olduğu ülkeler sırasıyla İngiltere, Lüksemburg ve Fransa, en düşük olduğu ülkeler ise Yunanistan, İtalya ve Portekiz’dir. İşletme başına düşen arazi miktarı İngiltere’de 69.3 hektar, Lüksemburg’da 42.5 hektar, Fransa’da 41.7 hektardır. Buna karşılık işletme başına Yunanistan’da 4.3 hektar, İtalya’da 6.4 hektar ve Portekiz’de 9.2 hektar arazi düşmektedir.
AB ülkelerinden sadece Yunanistan’da, işletme başına düşen arazi varlığının Türkiye’ye oranla daha az olduğu görülmektedir.
Birliğe üye ülkelerde tarımsal işletme sayısı zaman içerisinde azaltılarak ortalama tarımsal işletme genişliği arttırılmaya çalışılırken, Türkiye’de son tarım sayımına kadar geçen sürede işletme sayısında artış görülmekle birlikte parçalanma nedeniyle, işletme genişliği sürekli azalmaktadır. AB’de ortalama işletme büyüklüğü 16.4 hektar ile Türkiye’nin 2.8 katı büyüklüğe sahiptir (Soydemir, 2004, 33).
Tarımsal yapının diğer bir göstergesi olan arazi tasarruf şekilleri açısından da AB ve Türkiye arasında önemli farklılıklar bulunmaktadır. Tablo 5’de kiralık arazi tasarruf şeklinin AB’nde Türkiye’ye oranla daha yaygın olduğu dikkat çekmektedir.

Kaynak: Tarım ürünlerinin ülkemizdeki yeri ve önemi nedir?
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.398 saniyede (88.75% PHP - 11.25% MySQL) 17 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 09:50
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi