Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Yünlü kıyafetlerin yapım aşamaları hakkında bilgi verir misiniz?

Bu konu Soru-Cevap forumunda danger6983 tarafından 15 Mart 2009 (12:14) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
49764 kez görüntülenmiş, 17 cevap yazılmış ve son mesaj 27 Kasım 2013 (18:24) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 3.00  |  Oy Veren: 8      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 15 Mart 2009, 12:14

Yünlü kıyafetlerin yapım aşamaları hakkında bilgi verir misiniz?

#1 (link)
danger6983
Ziyaretçi
danger6983 - avatarı
yünlü kıyafetler nasıl yapılır ve hangi aşamalardan geçer lütfen bulun çok acil
En iyi cevap Keten Prenses tarafından gönderildi

Yün Hakkında





Eskiçağlardan beri insanların soğuktan korunmak için yararlandıkları yün, günümüzde de giysi yapımında ve dokumacılıkta yaygın olarak kullanılır. İlk insanlar önceleri hayvanın postuna sarınarak soğuktan korunurken, daha sonra bu kıllardan iplik yapmayı ve kumaş dokumayı öğrendiler {bak. DOKUMACILIK). Yün çoğunlukla koyundan elde edilir. Ayrıca, Ankara tavşanı, tiftik elde edilen Ankara keçisi, deve, kaşmir denen üstün nitelikli yünü veren Kaşmir keçisi, Peru keçisi, lama ve alpaka da yününden yararlanılan hayvanlardandır. Yün, uzun ve kaba kılların altında, hayvanın derisini ince bir katman olarak örten çok yumuşak lif ya da kıllardır. Zamanla, özellikle yünü için üretilen koyunlar ıslah edilmiş, üstteki kaba ve uzun kıl katmanı yok edilerek, yumuşak tüylü koyunlar üretilmiştir. Yün, iklim koşullarına göre, koyunlar yılda bir ya da iki kez kırkılarak elde edilir. Türkiye'de koyunlar genellikle, ilkbahar sonu ya da yaz başında ve sonbaharda olmak üzere iki kez kırkılır. Yaz başında kırkılan kış yünü yapağı olarak adlandırılır. Bu yünün kılları daha uzun ve ince olur. Koyun yünü kırkım zamanına bağlı olarak dört ana sınıfa ayrılabilir. Bunlar, genç kuzulardan kırkılan kuzu yünü; ilk yıl kırkılmamış kuzulardan elde edilen kuzu yünü; ikinci ya da daha sonraki kırkımlarda elde edilen ana yünü ve ölmüş ya da kesilmiş koyun derilerinden kırkılan ya da kireç ve başka kimyasal maddelere yatırılıp gevşetildikten sonra yolunan, deri ya da tabak yünleridir. Yünler eğirme ve dokuma için ayrıca sınıflandırılır. Yün ne denli inceyse, o ölçüde niteliklidir. Bazı yünlerin doğal dalga ya da kıvrımlan başka yün türlerine göre daha belirgin ve düzenlidir. Yünün niteliği belirlenirken bu özelliği ve eğirme sırasında vereceği fire miktan hesaba katılır. Bir koyundan kırkılan yün başta bir bütün olarak kabaca sınıflandırılır; sonra daha ay-nntılı incelenir ve tam bir sınıflandırma yapılır. Bir koyunda farklı nitelikte yün bulunur. En iyi yün hayvanın omuz ve böğürlerinden, ikinci derece nitelikli yün ise sağnnın alt bölümünden elde edilir. Daha sonra sırasıyla, belaltı ve sağn, bacakların üst bölümü, boyun, karın, kuyruksokumu ve bacakların altından elde edilen yünler gelir. Bacakların alt bölümündeki kısa, kalın ve kaba kıllardan elde edilen yün zor boya tutar. Yünün eğirilerek iplik haline getirilmesi DOKUMACILIK maddesinde anlatılmaktadır. Düşük nitelikli yünlerden taranmamış yün ipliği, ince yünlerden ise taranmış yün ipliği ya da kamgam elde edilir. Taranmamış yün ipliği kısa lifleri ayırmak için uygulanan tarama işleminden geçirilmez. Daha gevşek, kalın ve kaba olan bu tür iplikten genellikle kalın kumaş, battaniye, halı ve kilim yapılır. Kamgam ipliği üretiminde ise yün taranarak kısa liflerden ayrılır; birkaç kez çekme makinelerinden geçirilerek, lifler paralel duruma getirilir. Böyle ayrıntılı işlemlerden geçirilen kamgam ipliği taranmamış ipliklerden daha düzgün ve sıkıdır. Yün ipliği renkli kumaş için kullanılacaksa, genellikle örme ya da dokuma aşamasına gelmeden boyanır. Çoraplar dairesel örgü makinelerinde Örülür; daha nitelikli kumaşlar ise düz dokunur. Yünü dokumak için bildiğimiz dokuma tezgâhlan kullanılır. Yün kumaşlar bazen 10 metreye ulaşan daha enli parçalar halinde dokunduğu için, yünlü dokuma tezgâhları pamuklu dokuma tezgâhlarından daha büyüktür. Yün dokunarak elbiselik kumaşlar, battaniyeler üretilir. Yünlü kumaşlar dokunduktan sonra, nemli ortamda, dinkleme adı verilen bir işlemden geçirilir. Bu işlemde genellikle sabun kullanılır. Dinkleme sırasında, kumaş silindirler arasından geçirilir ya da tokmaklarla dövülür. Böylece çekmesi sağlanan kumaşın kalınlığı ve dayanıklılığı artar; dokusu zor görülür duruma gelir. Bazen de dokuma yüzeyi "havlandırılır" ve kumaşa tüylü bir görünüm verilir. Elbiselik kumaşların bitirme işlemleri genellikle, dışa taşan liflerin temizlenmesi ve kumaşın buhardan geçirilip ütü-lenmesiyle tamamlanır. Koyundan kırkılan yün yeni yün olarak bilinir ve oldukça pahalıdır. Daha ucuz yünlü ürünlerin yapımında eski yünlü giysiler yeniden işlenerek kullanılır. Bir yün lifi mikroskop altında incelendiğinde iğ biçiminde hücrelerden oluştuğu ve birbiri üzerine binmiş pullarla kaplı olduğu görülür. Yünün bazı üstünlükleri ile bazı sakıncalarının nedeni bu pullardır. Pullar, sıcak sabun köpüğünde yünün çekmesine ve keçeleşmesine yol açar. Yünün bu yapısal özelliği keçe yapımını olanaklı kılar. Buna karşılık, aynı durum yünlü giysilerin yıkanmasında büyük güçlükler doğurur. Ama bugün kimyasal işlemlerle pulları yok ederek bu güçlüğün üstesinden gelinebilmektedir. Yünlü giysiler vücudu sıcak tutar. Bunun nedeni kalın olmaları değil, yün lifleri arasına sıkışmış bir hava kütlesinin varlığıdır. Bu kütle vücudun doğal ısısının kaybolmasını önler. Sıradan bir pamuklu giysi aynı ölçüde hava tutmaz. Kabartılmış pamuklu bir battaniye ise yün battaniye kadar vücudu sıcak tutabilir. Ama yün lifleri yay gibi esnek olduğundan, yün battaniye yıkansa bile kabarıklığını korur. Öte yandan pamuklu battaniye kısa zamanda ezilir ve kabarıklığını yitirerek eskisi kadar ısıtmaz olur. Yünün bir başka üstünlüğü, ıslaklık duygusu yaratmaksızın oldukça yüksek miktarda nem tutabilmesidir. Yün bir kurutma fırınında kurutulduktan sonra sıradan bir oturma odasına alınsa, kısa zaman içinde ağırlığını neredeyse yüzde 20 oranında artıracak kadar nem emer. Yün bu nemi emerken açığa ısı çıkarır. Bu nedenle nemli havada yün palto ile dışarıya çıkan kişi ısındığını hisseder. Paltonun emdiği nemden açığa çıkan ısı bir çaydanlık dolusu suyu kaynatmaya yeter! Ihman iklimli ülkelerin çoğunda koyunlar yünleri için yetiştirilir. Yün üretiminde en yaygın kullanılan koyun türleri için KOYUN maddesine bakınız. Dünyada nitelikli ince yünün büyük bölümünü Avustralya üretir. Bu yün, İspanya'da geliştirilmiş merinos koyunlarından elde edilir. Tasmanya'da da nitelikli beyaz merinos yünü üretilir. Öbür önemli ince yün üreticileri SSCB ve Yeni Zelanda'dır. Halı dokumada kullanılan daha kaba yün Hindistan'da üretilir. En büyük yün tüketicileri ABD, İngiltere ve Japonya'dır. İngiltere, tüvit, tartan gibi ince yünlü dokumaları ve ince yün örgü işleriyle tanınır {bak. ÖRGÜ VE Tiğ İşi). Türkiye'de yüncülük ve yünlü kumaş sanayisi istenilen düzeyde gelişmemiştir. Bunun da nedeni koyunun daha çok eti ve sütü için yetiştirilmesidir. Türkiye'de elde edilen yünler genellikle kaba lifli ve karışıktır. Bu yüzden giyimden çok halı, keçe ve kilim yapımında kullanılır. Türkiye'de yün üretiminin yaklaşık yüzde 70'ini Doğu Anadolu Bölgesi sağlar. Günümüzde ince yün üretiminin artırılması için merinos koyunlarının yetiştirilmesine önem verilmektedir.

Kaynak:1 Cilt 19



Keçe;
Hayvansal liflerden genellikle yünün ısı, nem, basınç altında, sabun, yağ, asit vb. yardımıyla birbirlerine kenetlenmelerini sağlayarak oluşturulan dokudur (Kaya, 197.Türk el sanatlarının en eski tekniklerden biri olan tepme keçecilik Orta Asya'dan 11. yüzyılda batıya göç eden Türkler tarafından diğer sanatlarla birlikte Anadolu'ya gelmiş, günümüze kadar ulaşmıştır.

Türklerin günlük yaşamında önemli bir yeri olan "keçe" sözcüğü, "kidhiz / kidiz / kiz / kiiz / kiyiz" şeklinde adlar almıştır.Kullanılan bu tekniğin ilk örnekleri Uygur dönemine ait örneklerde görülmektedir.Tepme keçe veya fabrikasyon olarak üretimi yapılan keçe yapımında, koyun yünü dışında tavşan, yünü, deve yünü, tiftik, keçi kılı da kullanılmaktadır.

Yünün elle veya makinelerle atılarak, genellikle doğal yün renginin (beyaz, siyah, kahverengi) zeminde kullanıldığı, desenlerin ise sentetik boyalarla renklendirilen keçeler ile oluşturulduğu görülmektedir.Desenlerde çoğunlukla geometrik bezemelerle birlikte figürlü, doğadan stilize motifler de kullanılmaktadır.

Atölyelerde yörelere özgü desen, renk, motiflerle bezenen desenli veya desensiz olarak üretilen bu ürünlerin geçmişte kullanım yerleri iye benzer üretimlerle; yaygı, yolluk, seccade, yastık, eğer örtüleri, çadır gibi ev eşyası yapıldığı gibi kepenek, çizme, çorap, patik vb. giyim eşyası yapılmaktadır.

Hammaddenin yeterli olmasına rağmen yoğun emek, zaman harcanması, elde edilen gelirin az olması, eskiye nazaran kullanım alanının sınırlı olması nedenlerinden gibi olumsuzluklara rağmen Afyon, Şanlıurfa, Konya, Balıkesir, İzmir, Kars, Erzurum'da biraz daha yoğun olmak üzere birkaç ilde azda olsa hala devam etmektedir.

Kökeni
Keçe sözünü Türkçe etimolojik olarak inceleyen araştırmacılar, bu kelimenin Batı Türkleri ile Oğuzlar arasında gelişmiş ve yayılmış olduğuna inanmaktadırlar. Türkçe'de, keçe sözüne ilk kez XI. yüzyılda Kaşgarlı Mahmud'un Divân-ı Lügati't-Türk adlı eserinde rastlanmıştır. Keçe kelimesinin, geçme-geçmek (kaynaşıp birleşmek anlamında) kelimeleri arasındaki bir ilişkiden dolayı kullanılmaya başlanıldığı düşünülmektedir.

Türkçe'de, keçe kelimesinden çok eski zamanlara ait olan ve aynı anlama gelen başka bir sözcük daha bulunmaktadır. Bu Kidiz kelimesidir. Çeşitli kaynaklara göre keçe karşılığı kullanılan ve en eski aynı zamanda da en yaygın bir Türk kültür deyişi olan bu kelime çeşitli Türk topluluklarında bazı farklı şekillerde kullanılarak eski çağlardan günümüze kadar ulaşmıştır.


4 farklı renkte keçeKaşgarlı Mahmut'un ünlü divanında keçe kelimesinin yanında aynı anlama gelen Kidiz kelimesi de geçmektedir. Kidiz; keçe, Türkmenlerin çadır örtüleri ve göç zamanı bürgüleri anlamında kullandığı görülmektedir. Göktürk alfabesi ile yazılmış ve IX. yüzyıla ait Irk Bitig adlı kitaptır . Bu eserde yaygın bir Türk kültür deyişi olan keçeyi suya salmak sözünün en eski haline; kidizig subka sokmuş bulunmaktadır. Anadolu Türkçe'sinde pek kullanılmayan bu kelime bazı farklı şekillere bürünerek; Kırgız, Başkırt, Karaçay-Malkar dillerinde kiyiz; Karaim Türkçesi'nde kiyiz ve kiyız; Kazak dilinde kiyiz ve keygiz; Tatarcada kigiz ve kiyez; Çağatay, Özbek, Uygur ve Tarançi lehçelerinde kigiz ve kiz; Tuva lehçesinde kidis; Altay (Oyrut) lehçesinde kiyis; Hakas, Altay, Teleüt, Şor, Lebed ve Küerik lehçelerinde kis (kiis) şeklinde geçmektedir.


Kuzunun ilk kırkımı olan haziran yününden keçenin iyisi, koyunların ikinci kırkımından olan ağustos yününden ikinci kalite keçe imal edilir.

Günümüzde modern evlerimizin süsü olarak da kullanılan keçe yapımında; yün önce temizlenir, sonra rengine göre ayrılır. Dirtme işleminden sonra hallaç tarafından tel tel ayrılır. Gerekli renk ve motifler hazırlandıktan sonra kalıplama verilen keçede kök boyası kullanılır. Kalıba dökülen keçe düzgünce dürülür, bir uçtan bir uca keçelere sarılır ve 3-4 kişi tarafından 30-40 dakika tepilerek dövülür. “Ten ile yoğrulmuş yün hamuru” denilen keçe, sabahtan akşama kadar tamamlanmazsa kalitesi düşer.





1203168519_3b0155e59e

ocak



kyastik02

2342076477_712a36034e

2221703654_a4b5dc1797

2221703174_c86776426f


DSC00229%20%28Custom%29%282%29

cicanpe_kahve_nazarlik

owls-sequins-o



.::TİRE KEÇECİLİK::..

TİRE KEÇECİLİK TARİHCESİ

Anlatılan anonimlere göre yüz yıllar önce keçenin keşvini yapan ,Keçe ustası Ebu Said Libabid'dir
Ebu Said Libabid yünü sıkıştırmak için ayaklarıyla döverek(teperek) günlerce uğraşmış,Ancak bu uğraşları bir sonuç vermemiş ,Dövülen yünler tekrar açılmaya başlamıştır.Uzun müddet bu işlemi yapan Ebu Said Libabid'dir ne yazıktır ki tekrar aynı sonuca varınca kederinden ağlamaya başlamıştır.Ancak daha sonralar fark etmiştir ki;Göz yaşlarının düştüğü yerler dağılmamaktadır.Bunun üzerine Ebu Said Libabid keçeyi döverken su katılması gerektiğini anlamış ve bundan sonra ,Keçe dövme işlemini su ile yapmaya bşlamıştır.
Evet kaynağı kesin olmamakla birlikte keçenin oluşum hikayesi bu tarzda anlatılmaktadır.

KEÇE; Yünden imal edilen bir çeşit yaygıdır.Bu yaygıyı(Keçeyi)Üreten ve işleyene de “Keçeci” denir.Yüzyıllardan bu yana devam etmekte olan keçe kültürü bir tür elsanatıdır.

Her nekadar teknolojik gelişmeler sonucu daha hızlı ve pratik fabrikasyon keçe üretimi mevcutsada ,hala değerli olan el yapımı keçelerdir.Tirenin bu konudaki degeri ise.Yukarda da belirtmiş olduğumuz üzere her nekadar da keçecilik zanaatı fabrikasyon üretimiyle değeri düşürülmüş olsada ilçemizde hala el emeği olarak işlenmekte ve sunulmaktadır.

KEÇE TÜRLERİ

Keçe kullanım amacı bakımından sanayileşme devriminden önce bir çok alanda kullanılmış ancak teknolojinin ilerlemesi ile bu kullanım alanları gittikce azalma göstermiştir.


Keçe çeşitlerini irdelememiz gerekirse aşağıdaki şemayı oluşturmamız gerekecektir.


1: ) ALAKEÇE (YAGI KEÇESİ): Yaygı keçeside denir. Evlerde, çadırlarda alaçık ve topak evlerde yerlere serilen desenli veya desensiz değişik boyutlarda keçelerdir.
2: )TURLUK: Genellikle Toroslar'da ve Anadolu'daki Göçerler de alaçık üzerine örtülen düz siyah veya düz kirli renkteki keçelerdir. Yaklaşık olarak ölçüleri 120-130 ile 180-200 cm dir.
3: ) SÜT KEÇESİ: Bir parmak kalınlığında süt tava veya kazanın üzerine örtülen beyaz keçeir. Amacı süt piştikten sonra sütün hem çabuk soğumasını önlemek hemde toz topraktan sütü korumaktır. ( Termos Görevi)
4: ) YÜK KEÇESİ: Göçerlerde yolculuk sırasında eşyaların yağmurdan ve pislikten korunması , yerleşik durumda eşyaların üzerine örtülerek daınıklığı saklamak amacıyla kullanılır.
5: )EYER KEÇESİ (TER KEÇESİ): Eğerin üzerine geçirilen ve atın sağrısını örten , çoğunlukla saraçlı, tiftik püsküllü desenli veya desensiz keçelerdir.
6: )AT KEÇESİ - BELLEME: Çıplak at üzerine konularak eğer vazifesi gören , bazen eğerin altına yerleştirilen iki cm kalınlığındaki bu keçelerin üzerine zikzaklı fitle ve ay yıldız nakışları bulunur.
7: ) DEVE KEÇESİ: Develerde havutun altına konulan düz keçedir.
8: )SARGI - BEBE KEÇESİ: Göçerlerde ve yörükler de bebeğin kundaklandığı üzeri desenli kare formlu bir keçedir.
9: ) KEPENEK: Çobanlar tarafından giyilen bu keçe , beyaz yada mor yünden yapılır ve genellikle nakışsız olur. Ancak göğüs kısımlarında nakışlı olanlara da rastlamak mümkündür. Tek parça halinde yapılan , yaz günlerinde gölge sağlamasından dolayı serinlik, kışın ise sıcaklık veren çoban keçeleri dikişli ve dikişsiz olarak ikiye ayrılır. Ustalık ve özen istemesi bakımından dikişsiz türleri daha kıymetlidir.
10: ) KIŞ KEÇESİ: Beyaz yünden düz veya nakışsız olarak yapılan bu keçelerin çevresi "çirtik" olarak tabir edilen zikzaklı bir şekildedir. Yapıldıktan sonra yün boyası ile tamamen turuncu veya pembe renge boyanır. Kış aylarında evlerde ağırlanan misafirlerin oturdukları yün minderler üzerine serildiğinden ebatları alttaki minderin ölçüsünde olur.
11: ) SÜNGER YATAK KEÇESİ: Kauçuk minderlerin piyasaya sürülmesi ile gelişen bu keçe türü 1 cm kalınlığında olup, minderin ölçüsüne göre yapılır ve nakışsızdır. Minderin üzerine serilir ve çarşafla kaplanır. Kauçuk minder ile insan vucudu arasında kalan bu keçe sıhhi olması bakımından tercih edilmektedir.


BAŞLIKLAR: Birçok çeşidi vardır;

BÖRK: Bürk, külah, Yeniçerilere mahsuz beyaz keçeden yapılan ve başa giyilen başlıktır.
HARTAVİ: Sipahilerin giydiği , Yeniçeri keçesine benzeyen toparlak , keçe külahtır.
SİKKE: Mevlevi dervişlerinin giydiği deve tüyü rengindeki keçe külahın adıdır.
ZERRİN KÜLAH: Osmanlı Saray Teşkilatının ( 1928'den önce) Zülüfllü Ağalar diye anılan iç oğlanlarının giydiği üzeri som altın sırma işlemeli ve en iyi keçeden yapılmış iki tarafında birer zülüf olan başlıktır.
KÜLAH: Dikişsiz , tek parçadan yapılmış sivri uçlu başlık. Keçeci esnafı giyer.
ÜSKÜF: Yeniçeri börkünün kenarları sırma işli bir çeşitidir.
TAÇ: Şeyh ve dervişlerin giydiği , keçeden yapılmış başlık ki bu başlıklar üzerinde destar ve dilimler tarikatları belirlerdi.
TAKKE: Halk tarafından giyilen başlıktı.
ARAKİYYE: Mevlevilerin giydiği bir cins keçe başlıktır. Sikkeden daha ince ve daha kısadır.


GİYSİ OLARAK KULLANILAN KEÇELER:

ÇİZME: Hun kurganlarından kazılarda ele geçmiştir.
ÇORAP: Hun kurganlarından kazılarda ele geçmiştir.
ELBİSE: Hun kurganlarından kazılarda ele geçmiştir.
ABA: Siyah ve beyaz keçeden yapılan önü açık hırka.
YELEK: Açık veya koyu renk olabilen önü düğmeli , cepli, desensiz, keçe yelek.
TÖZ'LER: ( Keçeden tanrı ve Ata idolleri , heykelcikleri) Hun kurganlarında kazılarda ele geçmiştir.
KEÇEDEN HAYVAN HEYKELLERİ: Kaz , kuğu, v.s. (Hun kurganlarından ele geçmiştir.)
YASTIK: Orta Asya'daki göçerlerde kullanılmaktadır.
ÇUVAL: Sıcağı soğuğu geçirmediği için Cumhuriyet döneminde ve öncesinde kar ile Afyon sakızının nakliyesinde kullanılırdı.
AYAKKABI KEÇESİ: Ayakkabı tabanına konulan keçelerdir.
SECCADE: Namazlağ, camii keçeleri.
YOLLUKLAR
DAYANMA KEÇESİ: Duvar keçesi.
KAPI KEÇELERİ
ÜTÜ KEÇESİ VE YAZMA TEZGAH KEÇESİ:
OCAKBAŞI KEÇESİ
MİNDER KEÇESİ
YAMCI: Süvarilerin yağmurda giydikleri keçeden yapılmış başlıklıpelerin.
SEDİR - MAKET KEÇESİ: Ensiz uzun olarak yapılır. Mket sdir üzeinde kullanılır.
MATARA KLIFI
YATAK KEÇESİ: Çarşaf altına ve yorgan üzerine konulur.
DOLAP KEÇESİ: Ayaklara sarılan keçelerdir.
SIRMAK (ŞIRDAK): Türkistan'da keçenin üzerine ayrı keçelerden yapılmış desenlerin yapıştırılması veya dikilmesi ile yapılan , renkli aplike yer keçeleridir.
TOP KEÇE: Renkli veya renksiz olup saraçlar , semerciler, ayakkabıcılar, tarafından alınırlar.


alıntıdır
Rapor Et
Reklam
Eski 15 Mart 2009, 14:05

Yünlü kıyafetlerin yapım aşamaları hakkında bilgi verir misiniz?

#2 (link)
MsXLabs Üyesi
Keten Prenses - avatarı
Yün Hakkında





Eskiçağlardan beri insanların soğuktan korunmak için yararlandıkları yün, günümüzde de giysi yapımında ve dokumacılıkta yaygın olarak kullanılır. İlk insanlar önceleri hayvanın postuna sarınarak soğuktan korunurken, daha sonra bu kıllardan iplik yapmayı ve kumaş dokumayı öğrendiler {bak. DOKUMACILIK). Yün çoğunlukla koyundan elde edilir. Ayrıca, Ankara tavşanı, tiftik elde edilen Ankara keçisi, deve, kaşmir denen üstün nitelikli yünü veren Kaşmir keçisi, Peru keçisi, lama ve alpaka da yününden yararlanılan hayvanlardandır. Yün, uzun ve kaba kılların altında, hayvanın derisini ince bir katman olarak örten çok yumuşak lif ya da kıllardır. Zamanla, özellikle yünü için üretilen koyunlar ıslah edilmiş, üstteki kaba ve uzun kıl katmanı yok edilerek, yumuşak tüylü koyunlar üretilmiştir. Yün, iklim koşullarına göre, koyunlar yılda bir ya da iki kez kırkılarak elde edilir. Türkiye'de koyunlar genellikle, ilkbahar sonu ya da yaz başında ve sonbaharda olmak üzere iki kez kırkılır. Yaz başında kırkılan kış yünü yapağı olarak adlandırılır. Bu yünün kılları daha uzun ve ince olur. Koyun yünü kırkım zamanına bağlı olarak dört ana sınıfa ayrılabilir. Bunlar, genç kuzulardan kırkılan kuzu yünü; ilk yıl kırkılmamış kuzulardan elde edilen kuzu yünü; ikinci ya da daha sonraki kırkımlarda elde edilen ana yünü ve ölmüş ya da kesilmiş koyun derilerinden kırkılan ya da kireç ve başka kimyasal maddelere yatırılıp gevşetildikten sonra yolunan, deri ya da tabak yünleridir. Yünler eğirme ve dokuma için ayrıca sınıflandırılır. Yün ne denli inceyse, o ölçüde niteliklidir. Bazı yünlerin doğal dalga ya da kıvrımlan başka yün türlerine göre daha belirgin ve düzenlidir. Yünün niteliği belirlenirken bu özelliği ve eğirme sırasında vereceği fire miktan hesaba katılır. Bir koyundan kırkılan yün başta bir bütün olarak kabaca sınıflandırılır; sonra daha ay-nntılı incelenir ve tam bir sınıflandırma yapılır. Bir koyunda farklı nitelikte yün bulunur. En iyi yün hayvanın omuz ve böğürlerinden, ikinci derece nitelikli yün ise sağnnın alt bölümünden elde edilir. Daha sonra sırasıyla, belaltı ve sağn, bacakların üst bölümü, boyun, karın, kuyruksokumu ve bacakların altından elde edilen yünler gelir. Bacakların alt bölümündeki kısa, kalın ve kaba kıllardan elde edilen yün zor boya tutar. Yünün eğirilerek iplik haline getirilmesi DOKUMACILIK maddesinde anlatılmaktadır. Düşük nitelikli yünlerden taranmamış yün ipliği, ince yünlerden ise taranmış yün ipliği ya da kamgam elde edilir. Taranmamış yün ipliği kısa lifleri ayırmak için uygulanan tarama işleminden geçirilmez. Daha gevşek, kalın ve kaba olan bu tür iplikten genellikle kalın kumaş, battaniye, halı ve kilim yapılır. Kamgam ipliği üretiminde ise yün taranarak kısa liflerden ayrılır; birkaç kez çekme makinelerinden geçirilerek, lifler paralel duruma getirilir. Böyle ayrıntılı işlemlerden geçirilen kamgam ipliği taranmamış ipliklerden daha düzgün ve sıkıdır. Yün ipliği renkli kumaş için kullanılacaksa, genellikle örme ya da dokuma aşamasına gelmeden boyanır. Çoraplar dairesel örgü makinelerinde Örülür; daha nitelikli kumaşlar ise düz dokunur. Yünü dokumak için bildiğimiz dokuma tezgâhlan kullanılır. Yün kumaşlar bazen 10 metreye ulaşan daha enli parçalar halinde dokunduğu için, yünlü dokuma tezgâhları pamuklu dokuma tezgâhlarından daha büyüktür. Yün dokunarak elbiselik kumaşlar, battaniyeler üretilir. Yünlü kumaşlar dokunduktan sonra, nemli ortamda, dinkleme adı verilen bir işlemden geçirilir. Bu işlemde genellikle sabun kullanılır. Dinkleme sırasında, kumaş silindirler arasından geçirilir ya da tokmaklarla dövülür. Böylece çekmesi sağlanan kumaşın kalınlığı ve dayanıklılığı artar; dokusu zor görülür duruma gelir. Bazen de dokuma yüzeyi "havlandırılır" ve kumaşa tüylü bir görünüm verilir. Elbiselik kumaşların bitirme işlemleri genellikle, dışa taşan liflerin temizlenmesi ve kumaşın buhardan geçirilip ütü-lenmesiyle tamamlanır. Koyundan kırkılan yün yeni yün olarak bilinir ve oldukça pahalıdır. Daha ucuz yünlü ürünlerin yapımında eski yünlü giysiler yeniden işlenerek kullanılır. Bir yün lifi mikroskop altında incelendiğinde iğ biçiminde hücrelerden oluştuğu ve birbiri üzerine binmiş pullarla kaplı olduğu görülür. Yünün bazı üstünlükleri ile bazı sakıncalarının nedeni bu pullardır. Pullar, sıcak sabun köpüğünde yünün çekmesine ve keçeleşmesine yol açar. Yünün bu yapısal özelliği keçe yapımını olanaklı kılar. Buna karşılık, aynı durum yünlü giysilerin yıkanmasında büyük güçlükler doğurur. Ama bugün kimyasal işlemlerle pulları yok ederek bu güçlüğün üstesinden gelinebilmektedir. Yünlü giysiler vücudu sıcak tutar. Bunun nedeni kalın olmaları değil, yün lifleri arasına sıkışmış bir hava kütlesinin varlığıdır. Bu kütle vücudun doğal ısısının kaybolmasını önler. Sıradan bir pamuklu giysi aynı ölçüde hava tutmaz. Kabartılmış pamuklu bir battaniye ise yün battaniye kadar vücudu sıcak tutabilir. Ama yün lifleri yay gibi esnek olduğundan, yün battaniye yıkansa bile kabarıklığını korur. Öte yandan pamuklu battaniye kısa zamanda ezilir ve kabarıklığını yitirerek eskisi kadar ısıtmaz olur. Yünün bir başka üstünlüğü, ıslaklık duygusu yaratmaksızın oldukça yüksek miktarda nem tutabilmesidir. Yün bir kurutma fırınında kurutulduktan sonra sıradan bir oturma odasına alınsa, kısa zaman içinde ağırlığını neredeyse yüzde 20 oranında artıracak kadar nem emer. Yün bu nemi emerken açığa ısı çıkarır. Bu nedenle nemli havada yün palto ile dışarıya çıkan kişi ısındığını hisseder. Paltonun emdiği nemden açığa çıkan ısı bir çaydanlık dolusu suyu kaynatmaya yeter! Ihman iklimli ülkelerin çoğunda koyunlar yünleri için yetiştirilir. Yün üretiminde en yaygın kullanılan koyun türleri için KOYUN maddesine bakınız. Dünyada nitelikli ince yünün büyük bölümünü Avustralya üretir. Bu yün, İspanya'da geliştirilmiş merinos koyunlarından elde edilir. Tasmanya'da da nitelikli beyaz merinos yünü üretilir. Öbür önemli ince yün üreticileri SSCB ve Yeni Zelanda'dır. Halı dokumada kullanılan daha kaba yün Hindistan'da üretilir. En büyük yün tüketicileri ABD, İngiltere ve Japonya'dır. İngiltere, tüvit, tartan gibi ince yünlü dokumaları ve ince yün örgü işleriyle tanınır {bak. ÖRGÜ VE Tiğ İşi). Türkiye'de yüncülük ve yünlü kumaş sanayisi istenilen düzeyde gelişmemiştir. Bunun da nedeni koyunun daha çok eti ve sütü için yetiştirilmesidir. Türkiye'de elde edilen yünler genellikle kaba lifli ve karışıktır. Bu yüzden giyimden çok halı, keçe ve kilim yapımında kullanılır. Türkiye'de yün üretiminin yaklaşık yüzde 70'ini Doğu Anadolu Bölgesi sağlar. Günümüzde ince yün üretiminin artırılması için merinos koyunlarının yetiştirilmesine önem verilmektedir.

Kaynak:1 Cilt 19



Keçe;
Hayvansal liflerden genellikle yünün ısı, nem, basınç altında, sabun, yağ, asit vb. yardımıyla birbirlerine kenetlenmelerini sağlayarak oluşturulan dokudur (Kaya, 197.Türk el sanatlarının en eski tekniklerden biri olan tepme keçecilik Orta Asya'dan 11. yüzyılda batıya göç eden Türkler tarafından diğer sanatlarla birlikte Anadolu'ya gelmiş, günümüze kadar ulaşmıştır.

Türklerin günlük yaşamında önemli bir yeri olan "keçe" sözcüğü, "kidhiz / kidiz / kiz / kiiz / kiyiz" şeklinde adlar almıştır.Kullanılan bu tekniğin ilk örnekleri Uygur dönemine ait örneklerde görülmektedir.Tepme keçe veya fabrikasyon olarak üretimi yapılan keçe yapımında, koyun yünü dışında tavşan, yünü, deve yünü, tiftik, keçi kılı da kullanılmaktadır.

Yünün elle veya makinelerle atılarak, genellikle doğal yün renginin (beyaz, siyah, kahverengi) zeminde kullanıldığı, desenlerin ise sentetik boyalarla renklendirilen keçeler ile oluşturulduğu görülmektedir.Desenlerde çoğunlukla geometrik bezemelerle birlikte figürlü, doğadan stilize motifler de kullanılmaktadır.

Atölyelerde yörelere özgü desen, renk, motiflerle bezenen desenli veya desensiz olarak üretilen bu ürünlerin geçmişte kullanım yerleri iye benzer üretimlerle; yaygı, yolluk, seccade, yastık, eğer örtüleri, çadır gibi ev eşyası yapıldığı gibi kepenek, çizme, çorap, patik vb. giyim eşyası yapılmaktadır.

Hammaddenin yeterli olmasına rağmen yoğun emek, zaman harcanması, elde edilen gelirin az olması, eskiye nazaran kullanım alanının sınırlı olması nedenlerinden gibi olumsuzluklara rağmen Afyon, Şanlıurfa, Konya, Balıkesir, İzmir, Kars, Erzurum'da biraz daha yoğun olmak üzere birkaç ilde azda olsa hala devam etmektedir.

Kökeni
Keçe sözünü Türkçe etimolojik olarak inceleyen araştırmacılar, bu kelimenin Batı Türkleri ile Oğuzlar arasında gelişmiş ve yayılmış olduğuna inanmaktadırlar. Türkçe'de, keçe sözüne ilk kez XI. yüzyılda Kaşgarlı Mahmud'un Divân-ı Lügati't-Türk adlı eserinde rastlanmıştır. Keçe kelimesinin, geçme-geçmek (kaynaşıp birleşmek anlamında) kelimeleri arasındaki bir ilişkiden dolayı kullanılmaya başlanıldığı düşünülmektedir.

Türkçe'de, keçe kelimesinden çok eski zamanlara ait olan ve aynı anlama gelen başka bir sözcük daha bulunmaktadır. Bu Kidiz kelimesidir. Çeşitli kaynaklara göre keçe karşılığı kullanılan ve en eski aynı zamanda da en yaygın bir Türk kültür deyişi olan bu kelime çeşitli Türk topluluklarında bazı farklı şekillerde kullanılarak eski çağlardan günümüze kadar ulaşmıştır.


4 farklı renkte keçeKaşgarlı Mahmut'un ünlü divanında keçe kelimesinin yanında aynı anlama gelen Kidiz kelimesi de geçmektedir. Kidiz; keçe, Türkmenlerin çadır örtüleri ve göç zamanı bürgüleri anlamında kullandığı görülmektedir. Göktürk alfabesi ile yazılmış ve IX. yüzyıla ait Irk Bitig adlı kitaptır . Bu eserde yaygın bir Türk kültür deyişi olan keçeyi suya salmak sözünün en eski haline; kidizig subka sokmuş bulunmaktadır. Anadolu Türkçe'sinde pek kullanılmayan bu kelime bazı farklı şekillere bürünerek; Kırgız, Başkırt, Karaçay-Malkar dillerinde kiyiz; Karaim Türkçesi'nde kiyiz ve kiyız; Kazak dilinde kiyiz ve keygiz; Tatarcada kigiz ve kiyez; Çağatay, Özbek, Uygur ve Tarançi lehçelerinde kigiz ve kiz; Tuva lehçesinde kidis; Altay (Oyrut) lehçesinde kiyis; Hakas, Altay, Teleüt, Şor, Lebed ve Küerik lehçelerinde kis (kiis) şeklinde geçmektedir.


Kuzunun ilk kırkımı olan haziran yününden keçenin iyisi, koyunların ikinci kırkımından olan ağustos yününden ikinci kalite keçe imal edilir.

Günümüzde modern evlerimizin süsü olarak da kullanılan keçe yapımında; yün önce temizlenir, sonra rengine göre ayrılır. Dirtme işleminden sonra hallaç tarafından tel tel ayrılır. Gerekli renk ve motifler hazırlandıktan sonra kalıplama verilen keçede kök boyası kullanılır. Kalıba dökülen keçe düzgünce dürülür, bir uçtan bir uca keçelere sarılır ve 3-4 kişi tarafından 30-40 dakika tepilerek dövülür. “Ten ile yoğrulmuş yün hamuru” denilen keçe, sabahtan akşama kadar tamamlanmazsa kalitesi düşer.





1203168519_3b0155e59e

ocak



kyastik02

2342076477_712a36034e

2221703654_a4b5dc1797

2221703174_c86776426f


DSC00229%20%28Custom%29%282%29

cicanpe_kahve_nazarlik

owls-sequins-o



.::TİRE KEÇECİLİK::..

TİRE KEÇECİLİK TARİHCESİ

Anlatılan anonimlere göre yüz yıllar önce keçenin keşvini yapan ,Keçe ustası Ebu Said Libabid'dir
Ebu Said Libabid yünü sıkıştırmak için ayaklarıyla döverek(teperek) günlerce uğraşmış,Ancak bu uğraşları bir sonuç vermemiş ,Dövülen yünler tekrar açılmaya başlamıştır.Uzun müddet bu işlemi yapan Ebu Said Libabid'dir ne yazıktır ki tekrar aynı sonuca varınca kederinden ağlamaya başlamıştır.Ancak daha sonralar fark etmiştir ki;Göz yaşlarının düştüğü yerler dağılmamaktadır.Bunun üzerine Ebu Said Libabid keçeyi döverken su katılması gerektiğini anlamış ve bundan sonra ,Keçe dövme işlemini su ile yapmaya bşlamıştır.
Evet kaynağı kesin olmamakla birlikte keçenin oluşum hikayesi bu tarzda anlatılmaktadır.

KEÇE; Yünden imal edilen bir çeşit yaygıdır.Bu yaygıyı(Keçeyi)Üreten ve işleyene de “Keçeci” denir.Yüzyıllardan bu yana devam etmekte olan keçe kültürü bir tür elsanatıdır.

Her nekadar teknolojik gelişmeler sonucu daha hızlı ve pratik fabrikasyon keçe üretimi mevcutsada ,hala değerli olan el yapımı keçelerdir.Tirenin bu konudaki degeri ise.Yukarda da belirtmiş olduğumuz üzere her nekadar da keçecilik zanaatı fabrikasyon üretimiyle değeri düşürülmüş olsada ilçemizde hala el emeği olarak işlenmekte ve sunulmaktadır.

KEÇE TÜRLERİ

Keçe kullanım amacı bakımından sanayileşme devriminden önce bir çok alanda kullanılmış ancak teknolojinin ilerlemesi ile bu kullanım alanları gittikce azalma göstermiştir.


Keçe çeşitlerini irdelememiz gerekirse aşağıdaki şemayı oluşturmamız gerekecektir.


1: ) ALAKEÇE (YAGI KEÇESİ): Yaygı keçeside denir. Evlerde, çadırlarda alaçık ve topak evlerde yerlere serilen desenli veya desensiz değişik boyutlarda keçelerdir.
2: )TURLUK: Genellikle Toroslar'da ve Anadolu'daki Göçerler de alaçık üzerine örtülen düz siyah veya düz kirli renkteki keçelerdir. Yaklaşık olarak ölçüleri 120-130 ile 180-200 cm dir.
3: ) SÜT KEÇESİ: Bir parmak kalınlığında süt tava veya kazanın üzerine örtülen beyaz keçeir. Amacı süt piştikten sonra sütün hem çabuk soğumasını önlemek hemde toz topraktan sütü korumaktır. ( Termos Görevi)
4: ) YÜK KEÇESİ: Göçerlerde yolculuk sırasında eşyaların yağmurdan ve pislikten korunması , yerleşik durumda eşyaların üzerine örtülerek daınıklığı saklamak amacıyla kullanılır.
5: )EYER KEÇESİ (TER KEÇESİ): Eğerin üzerine geçirilen ve atın sağrısını örten , çoğunlukla saraçlı, tiftik püsküllü desenli veya desensiz keçelerdir.
6: )AT KEÇESİ - BELLEME: Çıplak at üzerine konularak eğer vazifesi gören , bazen eğerin altına yerleştirilen iki cm kalınlığındaki bu keçelerin üzerine zikzaklı fitle ve ay yıldız nakışları bulunur.
7: ) DEVE KEÇESİ: Develerde havutun altına konulan düz keçedir.
8: )SARGI - BEBE KEÇESİ: Göçerlerde ve yörükler de bebeğin kundaklandığı üzeri desenli kare formlu bir keçedir.
9: ) KEPENEK: Çobanlar tarafından giyilen bu keçe , beyaz yada mor yünden yapılır ve genellikle nakışsız olur. Ancak göğüs kısımlarında nakışlı olanlara da rastlamak mümkündür. Tek parça halinde yapılan , yaz günlerinde gölge sağlamasından dolayı serinlik, kışın ise sıcaklık veren çoban keçeleri dikişli ve dikişsiz olarak ikiye ayrılır. Ustalık ve özen istemesi bakımından dikişsiz türleri daha kıymetlidir.
10: ) KIŞ KEÇESİ: Beyaz yünden düz veya nakışsız olarak yapılan bu keçelerin çevresi "çirtik" olarak tabir edilen zikzaklı bir şekildedir. Yapıldıktan sonra yün boyası ile tamamen turuncu veya pembe renge boyanır. Kış aylarında evlerde ağırlanan misafirlerin oturdukları yün minderler üzerine serildiğinden ebatları alttaki minderin ölçüsünde olur.
11: ) SÜNGER YATAK KEÇESİ: Kauçuk minderlerin piyasaya sürülmesi ile gelişen bu keçe türü 1 cm kalınlığında olup, minderin ölçüsüne göre yapılır ve nakışsızdır. Minderin üzerine serilir ve çarşafla kaplanır. Kauçuk minder ile insan vucudu arasında kalan bu keçe sıhhi olması bakımından tercih edilmektedir.


BAŞLIKLAR: Birçok çeşidi vardır;

BÖRK: Bürk, külah, Yeniçerilere mahsuz beyaz keçeden yapılan ve başa giyilen başlıktır.
HARTAVİ: Sipahilerin giydiği , Yeniçeri keçesine benzeyen toparlak , keçe külahtır.
SİKKE: Mevlevi dervişlerinin giydiği deve tüyü rengindeki keçe külahın adıdır.
ZERRİN KÜLAH: Osmanlı Saray Teşkilatının ( 1928'den önce) Zülüfllü Ağalar diye anılan iç oğlanlarının giydiği üzeri som altın sırma işlemeli ve en iyi keçeden yapılmış iki tarafında birer zülüf olan başlıktır.
KÜLAH: Dikişsiz , tek parçadan yapılmış sivri uçlu başlık. Keçeci esnafı giyer.
ÜSKÜF: Yeniçeri börkünün kenarları sırma işli bir çeşitidir.
TAÇ: Şeyh ve dervişlerin giydiği , keçeden yapılmış başlık ki bu başlıklar üzerinde destar ve dilimler tarikatları belirlerdi.
TAKKE: Halk tarafından giyilen başlıktı.
ARAKİYYE: Mevlevilerin giydiği bir cins keçe başlıktır. Sikkeden daha ince ve daha kısadır.


GİYSİ OLARAK KULLANILAN KEÇELER:

ÇİZME: Hun kurganlarından kazılarda ele geçmiştir.
ÇORAP: Hun kurganlarından kazılarda ele geçmiştir.
ELBİSE: Hun kurganlarından kazılarda ele geçmiştir.
ABA: Siyah ve beyaz keçeden yapılan önü açık hırka.
YELEK: Açık veya koyu renk olabilen önü düğmeli , cepli, desensiz, keçe yelek.
TÖZ'LER: ( Keçeden tanrı ve Ata idolleri , heykelcikleri) Hun kurganlarında kazılarda ele geçmiştir.
KEÇEDEN HAYVAN HEYKELLERİ: Kaz , kuğu, v.s. (Hun kurganlarından ele geçmiştir.)
YASTIK: Orta Asya'daki göçerlerde kullanılmaktadır.
ÇUVAL: Sıcağı soğuğu geçirmediği için Cumhuriyet döneminde ve öncesinde kar ile Afyon sakızının nakliyesinde kullanılırdı.
AYAKKABI KEÇESİ: Ayakkabı tabanına konulan keçelerdir.
SECCADE: Namazlağ, camii keçeleri.
YOLLUKLAR
DAYANMA KEÇESİ: Duvar keçesi.
KAPI KEÇELERİ
ÜTÜ KEÇESİ VE YAZMA TEZGAH KEÇESİ:
OCAKBAŞI KEÇESİ
MİNDER KEÇESİ
YAMCI: Süvarilerin yağmurda giydikleri keçeden yapılmış başlıklıpelerin.
SEDİR - MAKET KEÇESİ: Ensiz uzun olarak yapılır. Mket sdir üzeinde kullanılır.
MATARA KLIFI
YATAK KEÇESİ: Çarşaf altına ve yorgan üzerine konulur.
DOLAP KEÇESİ: Ayaklara sarılan keçelerdir.
SIRMAK (ŞIRDAK): Türkistan'da keçenin üzerine ayrı keçelerden yapılmış desenlerin yapıştırılması veya dikilmesi ile yapılan , renkli aplike yer keçeleridir.
TOP KEÇE: Renkli veya renksiz olup saraçlar , semerciler, ayakkabıcılar, tarafından alınırlar.


alıntıdır
Rapor Et
Eski 15 Mart 2009, 14:07

Yünlü kıyafetlerin yapım aşamaları hakkında bilgi verir misiniz?

#3 (link)
MsXLabs Üyesi
Keten Prenses - avatarı
YÜN ÖRGÜ KAZAK ve YAPIMI

Kazak örneği robalı kazaklardan olup; robası tığla örülmüş. Çoklu sayıda örülen trabzanlar çaprazlama örülmüştür.
Beden kısmı ajurlu örgü tekniği ile ajur örgü örülmüştür. Minik basit nohut örgülerede yer verilmiştir.
Minik Basit Nohut Örgü YAPIMI:1 ilmek şişe dolayın + 3 ilmeği bir arada örün + 1 ilmek tekrar şişe dolayın -> 3 ilmek ters yeşil yazılı kısmı sıra sonuna değin tekrarlayın. Geliş sırasını ters örün.
3ncü sırada 3 ilmek ters ördüğünüz kısma 3'lü büzmeyi yapın.
AJUR ÖRGÜ: 1 ilmek şişe dolayın+ 2 ilmek 1 araya alın.
r_rvn6og4hgfjttjttdk96 ~Yün Örgü KAZAK~
r_q70ql2jufx6zx73e3bk7
~KAZAK örnekleri~
r_2n8hyfnq474szltgpkrl Elörgüsü KAZAK ve yapılışı
r_bj5bb70vl7id3xtd91nh




kaynak
Rapor Et
Eski 9 Mart 2010, 18:56

yün giysi aşamaları

#4 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
yün giysi hangi aşamalardan geçer
Rapor Et
Eski 17 Mart 2010, 21:14

yün giysileri

#5 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
giydiğimizyün elbiseler hangi aşamalardan geçerek bu hale gelmiştir
Rapor Et
Eski 21 Mart 2010, 00:05

giydiğimiz yün giysiler hangi aşamalardan geçer

#6 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Alıntı:
yun giysiler hangi asamadan gecer
giydiğimiz yün giysiler hangi aşamadan geçer
Rapor Et
Eski 28 Mart 2010, 21:28

Yünlü kıyafetlerin yapım aşamaları hakkında bilgi verir misiniz?

#7 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
yun giysiler hangi asamadan gecer lütfen yazın
Rapor Et
Eski 14 Ocak 2011, 22:19

Yünlü kıyafetlerin yapım aşamaları hakkında bilgi verir misiniz?

#8 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
ya ben yün giysileri demiyorum normal giysi!!!???
Rapor Et
Eski 24 Ocak 2011, 18:54

Yünlü kıyafetlerin yapım aşamaları hakkında bilgi verir misiniz?

#9 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
elbise hangi aşamalardan geçer bilen varmı bilen varsa lütfen bu soruyu cevaplasın.............................
Rapor Et
Eski 16 Şubat 2011, 19:04

Yünlü kıyafetlerin yapım aşamaları hakkında bilgi verir misiniz?

#10 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
ya elbise hangi aşamlardan geçeeeer bilen var mı??? ama normal elbise yarına ödevi vermem lazım lütfennnnn
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.395 saniyede (88.92% PHP - 11.08% MySQL) 17 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 07:50
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi