Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Dil ile kültür arasında nasıl bir ilişki vardır?

Bu konu Soru-Cevap forumunda Misafir tarafından 8 Ekim 2009 (19:37) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
23527 kez görüntülenmiş, 11 cevap yazılmış ve son mesaj 11 Kasım 2012 (19:04) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 3.00  |  Oy Veren: 4      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 8 Ekim 2009, 19:37

Dil ile kültür arasında nasıl bir ilişki vardır?

#1 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
lütfen yardım edin dil ile kültür arasındaki ilşki ne kısaca bir yassanız ????
Rapor Et
Reklam
Eski 8 Ekim 2009, 19:41

Dil ile kültür arasında nasıl bir ilişki vardır?

#2 (link)
Eski Üyelerin Ruhları
Blue Blood - avatarı
Alıntı:
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

lütfen yardım edin dil ile kültür arasındaki ilşki ne kısaca bir yassanız ????
DİL - KÜLTÜR İLİŞKİSİ
Öteki canlılardan farklı olarak duygu, düşünce, konuşma, gelişme ve yaratıcılık gibi özelliklere de sahip olan insanoğlu, bir yandan maddî ve manevî ihtiyaçlarını karşılayabilmek, bir yandan da doğayla ve diğer insanlarla olan ilişkilerini düzene koyabilmek için çeşitli sosyal organizasyonlara gitme gereğini duymuştur. Bir arada yaşama ihtiyacının ortaya koyduğu sosyal organizasyonların doğal nitelikteki en küçük örneği aile, en büyük ve en geniş örneği de millettir.
Ailede, maddî ve manevî yakınlıklara dayanan bir sosyal bütünleşme vardır. Bu bütünleşme, aile fertleri arasındaki "akrabalık bağları" ve "aile bilinci" ile gerçekleştirilmiştir. Millet dediğimiz toplulukta ise, sosyal bütünleşme, o topluluğu oluşturan bireyler arasındaki ortak kabullerden doğan ortak özellikler ile sağlanmıştır. Bu ortak özellikler, onların yaşayış biçimlerinden, hayat ve olaylar karşısındaki tutum ve davranış tarzlarından kaynaklanan yakınlıklar, benzerlikler ve tıpkılıklardır. Üstelik tarih boyunca da süregelmiştir. Böylece, ailedeki soya dayanan akrabalık bağının yerini, millet varlığında yaşayış düzenindeki ortak tutum ve davranışlardan kaynaklanan "bir sosyal akrabalık" bağı almıştır. Bu bağ ve aynı toplumdan olma duygusu, fertleri birbirine perçinleyen ortak bir toplum bilinci oluşturmuştur. Böylece, millet dediğimiz toplum türü, aralarında hiçbir yakınlık bulunmayan gelişigüzel fertlerin meydana getirdiği bir topluluk olmaktan çıkarak, birbirine sosyal krabalık bağları ile bağlanmış ve toplum bilinci ile kenetlenmiş kişilerin oluşturduğu sağlıklı ve sistemli bir organizasyona dönüşmüştür.
Millet varlığında sosyal akrabalık bağım kuran ve toplum bilincin; oluşturan çeşitli öğeler ve "ortak değerler" vardır. Bunların hepsine birden kültür adını veriyoruz. Dil kültürün temel taşıdır.
Dil - kültür ilişkisini gereğince kavrayabilmek için, bu ilişkiye geçmeden önce, kültürün ne olduğu, özellikleri ve öğeleri üzerinde biraz durmamız gerekiyor.
alıntı.
Rapor Et
Eski 19 Ekim 2009, 19:08

lütfen bakıııın

#3 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
dil ile kültür arasında nasıl bir ilişki vardır?
Rapor Et
Eski 25 Aralık 2010, 16:44

Dil ile kültür arasında nasıl bir ilişki vardır?

#4 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
"Dili toplumsal bir ürün sayan bilginlere göre, herhangi bir dilsel birlik, hiç kuþkusuz, eski bir siyasal birliðin toplumsal ürünüdür. Bu bakýþ açýsýndan bakýldýðýnda, bugün birçok lehçeye ayrýlmakla birlikte, Türkçe adý altýnda toplanan dilin, eski bir Türk siyasal örgütlenmesinden doðduðuna karar verebiliriz. Ancak, elimizdeki belgeler Ý.Ö.VIII. yüzyýldan daha öncelere inemediði için, daha öncelerinden kesin bilgiye ulaþamýyoruz. Göktürk ve Uygurlardan bize kalan dilsel belgeler, Türkçe'nin çok eski yüzyýllarda geliþmiþ ve örgenleþmiþ bir yazý ve yazýn dili durumunu aldýðýný göstermektedir ki, bu geliþmiþlik aþamasýna gelebilmek için, Türkçe'nin uzun yüzyýllar geçirmiþ olmasý gerekir; çok yoðun Çin kaynaklarýný incelediðimizde bu sonuca varýyoruz..." (Ord. Prof. M. Fuat Köprülü, Türk Edebiyatý Tarihi, s. 23[*])

Ural / Altay kökenli eski ve yaygýn bir ANADÝL olan Türkçe, ayný zamanda k bir coðrafyanýn da dilidir; göçler, göçürümler dilidir. Doðum yerinin Ortaasya olduðunu bildiðimiz Türkçe, daha birçok coðrafyada yeniden ve yeniden kurulup kurumlaþarak yürüyüþünü sürdürmüþ; son demirini Anadolu'da atmýþtýr. Binlerce yýl süren göçler, göçürümler sýrasýnda Türk dilinin ayak bastýðý hemen her coðrafya birer dil ekeneðidir bugün. Ama asýl artýmý ve bitek ekenek ortamýný Anadolu'da yakalamýþ Türkçe: Büyük bir ANADÝL olmanýn ötesinde, yerleþik - örgenleþmiþ, örgütlenmiþ bir toplumun ANADÝLÝ olarak otaðýný kurmuþtur.

Ortaasya'dan göç yükleyerek yollara düþen, toprak ve hayvan tarýmcýlýðýndan kopan Türkçe yüklü göçmenler, daha Avrupalýlarýn bile bilmediði toprak tarýmcýlýðýný ve hayvan yetiþtiriciliðini Anadolu'da yeniden yakaladýlar. "Hint - Avrupa Dillerinin yazarý Colin Refrew, toprak tarýmcýlýðýnýn ve hayvan yetiþtiriciliðinin Anadolu'da Ý.Ö. yedi bin yýllarýndan önce baþlamýþtý. Ama bundan Avrupa'nýn haberi yoktu; Hint -Avrupa dil iliþkisi, Anadolu'dan Avrupa'ya göçürülen tarýmsal iþlemlemelerle manipülasyon) baþladýðýný yazýyor.[**] Her insansal iliþkilerde olduðu gibi, dil ve dilseI iliþkilerde de toprak, dolayýsýyla üzerinde üretim - tüketim iliþkileri kurulan yerlek (mekân) önem taþýyor.

Bu baðlamda, dilsel oluþmalara ve kurumlaþmalara doðru iþleyen süreç, salt sözel, dilsel etmenleri deðil, toplumu biçimbirimlendiren coðrafyasý / fiziksel, hatta fizikötesi alanlarý da içererek oluþuyor, kurumlaþýyor. Ekin ya da yaþama ekini dediðimiz ilkeli ve izgeli davranma yoldamlarý ve koþullarý da, bu kurumlaþmanýn ürünü / gereði oluyor. Dil, dilsel süreçler, her ne denli bir soyutlama gibi görülse / anlamlandýrýlsa da, onu ne bireyleþtirebiliyor ne de kullanan toplumdan soyutlayabiliyorsunuz; týpký örgütlenip örgenleþtiði gibi yerlekten canlý bir toplumu soyutlayamadýðýnýz gibi. Çünkü, uygarlýk dediðimiz yaþama olgusu ve bu olguyu gerçekleþtiren, yaþanýr kýlan bütün ileçler (enstrüman) ve aygýtlarýn üretim kaynaðý, insaný ve dilini kendisinden soyutlayamadýðýmýz o yerlek, o coðrafyadýr. O coðrafya, o yerlek olmaksýzýn insanlar ne toplum olabiliyorlar ne de ulus. Bilindiði gibi toplum, toplumbilimsel bir kavram olduðu halde, ulus: Siyasal bir kavram olup, bireyleri ve kurumlarý arasýndaki baðlarý, iliþkileri laik düzlemde saðlamlaþtýrmýþ örgütlü ve örgenik toplumlardýr. Ulusallýk ise: Laik düzlemde örgütlenmiþ, örgenleþmiþ bir ulusun yaþama ve var olma; varlýðýný sürdürme felsefesidir.

Toplumsal baðlantýlarýn oluþmasýnda, ulusal algýlarýn güçlenmesinde dil ve yerlek iliþkisini, devlet politikasý olarak öne çýkaran ilk Türk devlet adamýdýr Atatürk. Yurt / vatan kavr****** yaþanan bölgenin / ülkenin yeraltý ve yerüstü varlýklarýyla bütünleþtiren O'dur. Olay ve olgularý, oluþtuklarý, oluþturulduklarý yerlerle tarihlendiren; örgütlenmiþ / örgenleþmiþ toplum olarak ulus kavramýný dil, ülkü ve ülke baðlamýnda bütünleyen de O'dur. Onun için Atatürk, kendi öncülüðünde ve korumacýlýðýnda kurulan Türk Dil Kurumu'nu halka / Anadolu'ya yönlendirme çabasý içinde oldu. Þeriat diline bulaþmamýþ laik dilin, gerçek ulusal toplum dilinin, ulusal dilin Anadolu'da, halkta olduðunu bildiði için, Kurum'un baþlattýðý "Halk Aðzýndan Sözcük Derleme" çalýþmalarýný önemsedi ve deðerlendirdi. Çünkü, Dil Devrimi'nden amaç, durup dururken yeni bir dil (neoloji) yaratmak deðil, tarihsel süreci ve kimliði belli, fakat birtakým dinsel / siyasal baskýlarla uyutulan, uyuþturulan Türk dilini uykusundan uyandýrmak, diriltmek ve asýl gücüne kavuþturmaktý. Atatürk'ün kurduðu, siyaseten gasp'tan önceki Türk Dil Kurumu, on iki cilt "Halk Aðzýndan Derlemeler Sözlüðü" ve sekiz cilt "Eski Yapýtlardan Taramalar Sözlüðü" yaptý. Kapatýlmasaydý, derleme ve taramalarýný daha da geniþletip yaygýnlaþtýrarak sürdürecek; derlenen, tarama yoluyla elde edilen sözcüklerin yazý /yazýþma çevrimine girmesi için gerekli dilsel çalýþmalarý, sözlük yapýmlarýný bitirmiþ olacaktý. Dil varlýðýmýz kendini belli edecek; ulusal sýnýrlar içinde ve dünyada Türkçe dil atlasý; Türkçenin kökenbilim sözlüðü; giderek genel ve analbilim sözlükleriyle saðlýklý bir yazým kýlavuzu; sesletim ve sesyollarý haritalarý ile Türkçede canlý adlarý, insan, bitki, hayvan ve yer adlarýyla üretim, tüketim araç ve gereçleri adlarý; iþ, uðraþ ve davranýþ adlarý kýlavuzlarý vb. kýlavuzlar hazýrlanmýþ; insansal, üretimsel, özdeksel ve tinsel bütün varlýklar, adlar, adlandýrmalar dil ortamýna alýnmýþ olacaktý.

Fakat bugün ne oluyor, vaktiyle kovulan millet, münasebet, hassasiyet, lüzum, levazým, lazým vb. sözcükler atýldýklarý çöplüklerden toplanýp geri getiriliyor. Þimdiki Kurum, sözcük'ü bile kullanmýyor, onun yerine söz diyor, kelime diyor. Bilindiði gibi sözcük, Arapça kelime sözlüðüne karþýlýk tutulan adlandýrmadýr, adlandýrma sözüdür, dilbilgisine göre de bir dilbilgisi terimidir. Oysa söz, tekil ya da terim olmayýp "Bir iletiyi, bir düþünce ya da bilgiyi tam ve doðru olarak ileten / anlatan sözcükler toplamýdýr" bir baþka deyiþle "söz, bir sesçe bütünlüðü olup, dil yetisinin iþleve dönüþmüþ durumudur." Sözce terim deðildir, çünkü terim kavramýnýn taþýdýðý iþlev ve nitelikleri taþýmamaktadýr.

Yeni ve sözde dilseverler üretmeyi, türetmeyi durdurdular; Arapça, Farsça bulamadýklarý yerde, Ýngilizce, Fransýzca, olmadý Almanca, Yunanca sözcükleri buyur ediyorlar. Türkçenin Anadolu ile bütünleþen tarihi, halk dilini, Türkçe'nin doðal ekeneðini boþverip özengenlik sayýyor, Avro - Urban coðrafyalarýnda yeni (!) bir dil ortamý oluþturmaya özeniyorlar; Osmanlýcayý da aþarak.

Varsýn, Kelamý Söz'ün altýna saklayýp piyasaya sürsünler; gene biz, Tanrý yaratan topraklar'a Türkçenin laik Sözcük'ü yaraþýr deyip yolumuzda yürüyelim!
ben elif ayşe albayrak
Rapor Et
Eski 25 Aralık 2010, 16:45

Dil ile kültür arasında nasıl bir ilişki vardır?

#5 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
>>>DİL İLE KÜLTÜR ARASINDAKİ İLİŞKİ, DİL-KÜLTÜR İLİŞKİSİ<<<

DİL İLE KÜLTÜR ARASINDAKİ İLİŞKİ, DİL-KÜLTÜR İLİŞKİSİ



Dilin sosyal bir varlık olduğundan söz ederken, tabiatta insanların teker teker var olduklarına; ancak, teker teker değil topluluklar halinde yasayarak birbirinden ayrı toplumları oluşturduklarına işaret edilir. Öteki canlılardan farklı olarak duygu, düşünce, konuşma, gelişme ve yaratıcılık gibi özelliklere de sahip olan insanoğlu, bir yandan maddî ve manevî ihtiyaçlarını karşılayabilmek, bir yandan da doğayla ve diğer insanlarla olan ilişkilerini düzene koyabilmek için çeşitli sosyal organizasyonlara gitme gereğini duymuştur. Bir arada yaşama ihtiyacının ortaya koyduğu sosyal organizasyonların doğal nitelikteki en küçük örneği aile, en büyük ve en geniş örneği de millettir.



Ailede, maddî ve manevî yakınlıklara dayanan bir sosyal bütünleşme vardır. Bu bütünleşme, aile fertleri arasındaki "akrabalık bağları" ve "aile bilinci" ile gerçekleştirilmiştir. Millet dediğimiz toplulukta ise, sosyal bütünleşme, o topluluğu oluşturan bireyler arasındaki ortak kabullerden doğan ortak özellikler ile sağlanmıştır. Bu ortak özellikler, onların yaşayış biçimlerinden, hayat ve olaylar karşısındaki tutum ve davranış tarzlarından kaynaklanan yakınlıklar, benzerlikler ve tıpkılıklardır. Üstelik tarih boyunca da süregelmiştir. Böylece, ailedeki soya dayanan akrabalık bağının yerini, millet varlığında yaşayış düzenindeki ortak tutum ve davranışlardan kaynaklanan "bir sosyal akrabalık" bağı almıştır. Bu bağ ve aynı toplumdan olma duygusu, fertleri birbirine perçinleyen ortak bir toplum bilinci oluşturmuştur. Böylece, millet dediğimiz toplum türü, aralarında hiçbir yakınlık bulunmayan gelişigüzel fertlerin meydana getirdiği bir topluluk olmaktan çıkarak, birbirine sosyal akrabalık bağları ile bağlanmış ve toplum bilinci ile kenetlenmiş kişilerin oluşturduğu sağlıklı ve sistemli bir organizasyona dönüşmüştür.



Millet varlığında sosyal akrabalık bağım kuran ve toplum bilincin; oluşturan çeşitli öğeler ve "ortak değerler" vardır. Bunların hepsine birden kültür adını veriyoruz. Dil kültürün temel taşıdır.



Dil - kültür ilişkisini gereğince kavrayabilmek için, bu ilişkiye geçmeden önce, kültürün ne olduğu, özellikleri ve öğeleri üzerinde biraz durmamız gerekiyor.

ben elif ayşe albayrak
Rapor Et
Eski 4 Temmuz 2011, 11:41

Dil ile kültür arasında nasıl bir ilişki vardır?

#6 (link)
Özel Üye-VIP
nicely - avatarı
Alıntı:
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

lütfen yardım edin dil ile kültür arasındaki ilşki ne kısaca bir yassanız ????
En genel anlamıyla kültür bir toplumun maddi ve manevi alanda ortaya koyduğu tüm eserlerdir. Toplumların yaşam biçimleri, gelenek-görenekleri kullandıkları araç gereçleri, inançları, dili, sanat anlayışı vb. kültürü oluşturur.

Toplumlar yüzyıllar boyu maddi ve manevi alanda çok değerli eserler üretmişlerdir. Bu eserler gelecek kuşaklara dil sayesinde aktarılır. Örneğin İslâmiyet’ten önceki döneme ait destan, koşuk, sağu, savlar, Orhun Yazıtları, Dede Korkut Hikâyeleri, Yunus Emre'nin şiirleri dil sayesinde günümüze dek yaşamışlardır. Günümüz gençleri o eserleri okuyarak o dönemle ilgili bilgi sahibi olabilirler. Bu bilgilenme dil sayesinde olmaktadır. Bu bakımdan dil önemli bir kültür taşıyıcısıdır.

Dil ve kültürün ortak özellikleri:

*Dil ve kültür geçmiş ile gelecek arasında bir köprü vazifesi görür.
*Bir toplumun oluşmasında ve ayakta kalmasında ortak dil ve kültürün önemli bir payı vardır.
*Kültür ve dil bir toplumun yaşayış biçiminden önemli izler taşır.
*Kültür ve dil bir milletin en önemli ortak özelliklerindendir.
Rapor Et
Eski 3 Ekim 2011, 20:30

Dil ile kültür arasında nasıl bir ilişki vardır?

#7 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Kültürü oluşturan ana öğeler arasında ve çoğunlukla da onların başında dilin yer aldığı görülmektedir. Çünkü toplumda geçerli olan tüm değer yargıları, elde edilen bütün bilgi, bulgu, deney ve gözlemler ancak dil yoluyla öğrenilebilir ve başkalarına aktarılabilir. Bu açıdan dil, yaşamsal, kültürel, bilimsel, sanatsal, dinsel ve felsefeye ilişkin her türlü düşüncenin simgesi ve taşıyıcısı demektir.
Rapor Et
Eski 3 Ekim 2011, 20:48

Dil ile kültür arasında nasıl bir ilişki vardır?

#8 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Kültürü oluşturan ana öğeler arasında ve çoğunlukla da onların başında dilin yer aldığı görülmektedir. Çünkü toplumda geçerli olan tüm değer yargıları, elde edilen bütün bilgi, bulgu, deney ve gözlemler ancak dil yoluyla öğrenilebilir ve başkalarına aktarılabilir. Bu açıdan dil, yaşamsal, kültürel, bilimsel, sanatsal, dinsel ve felsefeye ilişkin her türlü düşüncenin simgesi ve taşıyıcısı demektir.
Rapor Et
Eski 27 Ekim 2012, 13:08

Cvp: Dil ile kültür arasında nasıl bir ilişki vardır?

#9 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
dil ile kültür ilişkisini birm örnekle açıklaremısnz
Rapor Et
Eski 27 Ekim 2012, 17:17

Cvp: Dil ile kültür arasında nasıl bir ilişki vardır?

#10 (link)
Sükutu Hayal
Ziyaretçi
Sükutu Hayal - avatarı
Alıntı:
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

dil ile kültür ilişkisini birm örnekle açıklaremısnz
Dil ve Kültür İlişkisi Dil, duygu ve düşüncenin adeta kabıdır. Bir milletin bütün duygu ve düşünce hazinesi, dil kabına veya kalıbına dökülür ve bu dil kabı ile yerden yere, nesilden nesile aktarılır. Yazı, dilin sesini kaybeden bir vasıta olarak dilin bir parçasıdır. Fakat kültür, söz ile de bir millet arasına yayılır.

Dil, kültürün temeli olduğuna göre, bir milletin dil ile ifade ettiği sözlü, yazılı her şey kültür kavramına girer. Sabahtan akşama kadar evde, sokakta, çarşıda, iş yerinde konuşan halk, farkında olmadan dil tarlasını eker biçer. Dilin duygu ve düşünce ile dolmasının sebebi, günlük hayata çok yakın olmasıdır.

Aslında dili yaratan hayat, daha doğrusu sosyal hayattır. Anne çocuğuna bir oyuncak verir. "Bak sana otomobil getirdim." der. Böylece çocuk, oyuncak otomobil ile beraber "otomobil" kelimesini öğrenir. Fakat dil her zaman böyle bir eşya gösterilerek öğrenilmez. Bebek etrafında manasını anlamadığı birtakım sesler duyar. Zamanla onların bir şeye tekabül ettiğini öğrenir.

Dil deyince, konuşulan ve yazılan bütün kelime ve cümleleri anlamak lazımdır. Halk günlük hayatında kelimeleri menşelerine göre ayırmaz. Onu ilgilendiren, kelimelerin manası, işe yaramasıdır. Bir bakkal dükkanında on dakika oturup halkı dinleyerek hangi kelimeleri kullandığını tespit edebilirsiniz.

Dilin kültürle güçlü bir ilişkisi vardır. Bir toplumun maddi ve manevi alanda ortaya koyduğu eserlerin tümüne kültür denir. Kültürel varlıklar dil sayesinde aktarılır. Bir ülke sınırları içerisinde dil farklı biçimlerde kullanılabilir. Bu farklılık konuşma dili ile yazı dilinde görülür. Konuşma dili de lehçe, şive ve ağız gibi bölümlere ayrılır.
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.252 saniyede (81.73% PHP - 18.27% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 08:32
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi