MsXLabs
2005-2016
Soru-Cevap forumunda yer alan Misafir tarafından açılmış Caminin iç bölümleri nelerdir? konusunu görüntülüyorsunuz.
Özet: Caminin iç bölümlerini anlatır mısınız...
CEVAP VAR

Caminin iç bölümleri nelerdir?

Gösterim: 70.073 | Cevap: 4
2 Aralık 2009 17:54   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Caminin iç bölümlerini anlatır mısınız
Sponsorlu Bağlantılar
En iyi cevap fadedliver tarafından gönderildi

Cami Alm. Moschee (f), Fr. Mosquee, İng. Mosque. Müslümanların ibadet yeri. İbadet yapmak için toplanılan yerlere "mabed" veya "ibadethane" denir. Müslümanların mabedine "mescit" ve "cami"; Yahûdilerinkine "sinagog" ve "havra"; Hıristiyanların mabedine de "kilise" denir. Lügatta cami; toplayan, toplayıcı demektir. Müslümanların ibadet yapmak için toplandıkları yer camilerdir. Camiler, İslamiyetin icaplarını, emir ve yasaklarını öğretmek ve bunlara uyulmasını sağlamak için kullanılır. Camide beraberce yapılan ibadet, yalnız başına yapılandan daha kıymetli ve daha sevaptır..Sultan Ahmed Camii



Türkiye’de görülen camiler genellikle büyük bir alanda yapılmışlardır. Osmanlılar zamanında yapılan camiler üç ana bölümden meydana gelmiştir. Bu üç ana bölüm; 1) Dış avlu, 2) İç avlu, 3) Caminin içi, namaz kılınan kısmı (kubbe altı veya sahın)dır.

1. Dış avlu: İç avlu ve sahını çevreler. Etrafı pencereler açılmış taş duvarlarla çevrilmiş ve pencerelerine demir parmaklıklar takılmıştır. Bu avluya girişi sağlamak için çeşitli yerlerine kapılar açılmıştır. Bu dış avlular Selatin Camilerinde, yani padişahların yaptırdığı camilerde çok büyük olup, zemini topraktır ve üzerinde kaldırım döşeli ince yollar vardır. Hem gölge yapmak hem de binaya güzellik kazandırmak için bazı yerlerine ağaçlar dikilmiştir. Dış avluda türbelerin, mezarların bulunduğu yer vardır ki, buraya "hazire" denilir.

2. İç avlu: Cami binasına bitişik ve kıblenin ters yönüne gelen tabanı mermer döşeli ve etrafı pencereli yüksek duvarlarla çevrili kısımdır. Bu avlunun iç tarafında sütunlu revaklar vardır. Revakın iki sütun arasında kalan her bölümünde demir parmaklık takılmış, genellikle ahşap kapakları bulunan pencereler açılmıştır. Revakın bulunduğu kısım, iç avluyu dört tarafından çepeçevre dolaşır ve yüksekçe bir seki şeklinde olup zeminden yüksektir. Cami ile birleşen taraftaki kısmına ise, son cemaat yeri denir. İç avlunun ortasında cemaatin abdest alması için yapılmış bir şadırvan bulunur.

İç avlunun ekseni ile, cami içinin ekseni aynı istikamette olur. Mihraptan geçen bu eksenin iç avlu duvarında bir kapı bulunur. Bu kapıya "cümle kapısı" denir. Bundan başka iç avlunun sağ ve sol yanlarında esas mekana yakın kısımlarında da birer kapı vardır. Bunlara da "koltuk kapı" denir.

Revakın, cami binasına bitişik olan kısmının ortasında büyük bir kapı bulunur. Bu kapıdan caminin içine girilir. Bu kapının bulunduğu cami duvarının iç avluya bakan yüzünde, kapının sağında ve solunda birer mihrap vardır ki, son cemaat yerinde namaz kılanların kullanması için düşünülmüştür. Yine bu duvar üzerinde dışarıya taşkın balkon şeklinde mahfiller vardır. Bunlara "Mükebbire" denir.

Son cemaat yeri: Sahın ile iç avlu arasında olan ve caminin sahın kısmından bir duvarla ayrılmış bulunan üstü tonoz veya küçük kubbelerle örtülü, caminin eninde revaklı uzun yerdir ki, cami dolduğu vakit sonradan gelenler veya namaz vaktine geç kalanlar burada saflar teşkil ederek namaz kılarlar. Son cemaat yeri zeminden yüksekçe olur. Bazan caminin içinde de son cemaat yeri olabilir.

Şadırvan: Üstü çadır şeklinde bir dam veya bir ahşap kubbe ile örtülü yüksek mermer bir havuz olup, içinde bir fıskiyeden veya lüleden akan sular toplanarak dış tarafında sıra ile takılmış musluklardan akar. Caminin iç avlusunda cemaatin abdest alması için yapılmıştır. Caminin mimari üslûbuna uygun olarak yapılmışlardır. Şadırvanların damları direkler veya sütunlar üzerine tutturulmuş olup ileriye taşkın saçakları olur. Musluklarının önünde sıralanmış tahtadan sabit oturacak sıralar ve ayak koyacak taşlar yer alır. Musluktan akan suyun, sıçramaması için derin olarak yapılmış yalakları bulunur. Bazı şadırvanlarda kuşların suyu kirletmemesi için hazne denilen yüksek havuzun üstü tel kafesle örtülmüştür. Şadırvanlar genellikle yuvarlak veya çok köşeli olduğu gibi kare veya dikdörtgen şeklinde olanları da vardır.

Mükebbire: (Me’zene) Ezan okunacak veya tekbir getirilecek yer manasına gelir. Caminin son cemaat yerinde namaz kılanlara, içerideki imamın tekbirlerini tekrar ederek cemaatin birlikte namaz kılabilmesini sağlamak için yüksekçe bir pencere içine ve dışarıya taşkın olarak inşa edilmiş balkon şeklinde çıkmadır ki, son cemaat müezzini imamın tekbirlerini buradan tekrar ederek dışardaki duymayan cemaate bildirir.

3. Caminin içi, kubbe altı veya sahın: Camiler, bina olarak Mekke’ye, yani Kabe istikametine yöneltilmiştir. Üstü büyük kubbe ile örtülü olan mekana "kubbe altı" veya "merkez sahın" denir. Merkez sahının köşesinde, Kur’an-ı kerim okumak için biraz yüksekçe olarak yapılmış yerlere ise "sofa" adı verilir. Büyük kubbe, mimari duruma ve büyüklüğüne bağlı olarak paye ve sütunlar üzerine oturur. Sahınların zemini mermer döşelidir. Buralarda namaz kılınacağı için üzerine halı serilir. Bazı yan sahınların yanlarında kapılar vardır. Cemaat dış avludan caminin içine bu kapılardan direk olarak girebilir. Bazı büyük camilerde yaz sahınları üzerinde fevkaniye ve tabaka diye tabir edilen ikinci bir kat daha bulunur. Bu tabakaların padişahlara ayrılmış ve dışarıdan ayrı bir kapı ve merdivenle çıkılan kısımlarına "hünkar mahfili" denir. İlk Osmanlı camilerinde merkezi sahının ortasında genellikle bir havuz bulunur, ya bu havuzun üstünde veya merkez sahının herhangi bir yerinde yüksekçe bir mahfil yer alır. Bu mahfil müezzinlerin kullanmaları içindir. Bu sebepten dolayı "müezzin mahfili" denilir.

Merkezi sahının kıble yönündeki duvarının tam ortasında hücre şeklinde bir kısım bulunur. Bu hücre imamın namaz kıldırırken bulunacağı yerdir ki, buna mihrap denir. Mihrabın sağ tarafından merdivenlerle çıkılan, taştan veya ahşaptan yapılmış yüksek yere ise minber ismi verilir. Bundan başka caminin içinde vaizlerin vaz verirken üzerine oturmaları için yapılmış yüksek kısımlara da kürsü denir. Bütün bu kısımlar esas vazifelerin dışında, üzerleri çok güzel şekilde süslenmiştir. Üst kat pencereleri genellikle sade ise de, vitray denilen renkli camlardan yapılmış pencereler de vardır.

Caminin içinin aydınlatılması için duvarlarına ve çeşitli yerlerine sıralar halinde pencereler açılmıştır. Alt kat pencerelerde ahşap kapaklar bulunur. Bu kapakların üzerleri çok güzel şekilde süslenmiştir. Üst kat pencerelerin sade olanları bulunmakla birlikte, vitray denilen renkli camlardan yapılmış olanları da vardır.

Mihrap: Cami, mescit ve namazgahlarda kıble istikametini gösteren ve imamın cemaat önünde durarak namaz kıldırdığı yere denir. Mihraplar umûmiyetle oyuk bir hücre şeklinde yapılırlar. Namazgahlarda bu mihrap yeri dikili bir taşla gösterilir. Genellikle mermerden yapılmalarına rağmen çok az sayıda ahşap mihrap da vardır. Ayrıca çini levhalarla kaplanmış mihraplara da çoğu camilerde rastlamak mümkündür. Mihraplar, caminin mimari durumuna uygun olarak sade veya süslü olarak yapılırlar.

Minber: Camilerde üzerine hatibin çıkıp hutbe okunmasına mahsus merdivenli yüksek kürsü.

Peygamber efendimiz Medine’deki mescitte Eshabına hitab ettikleri zaman uzun müddet ayakta dururdu. Bunu gören Eshab-ı kiram, Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) dayanması için bir hurma ağacı dikmişlerdir. Sonradan ılgın ağacından her kademesi birer fasılalı ve iki karış kadar enli üç kademeli bir minber yapılmış ve Peygamber efendimiz hutbelerini bu yüksekçe mevkide okumuştur. Bu minber üç veya dört ayaklı olup arkasında dayanmak için üç sütunu olduğu ve Peygamberimizin üçüncü kademede oturup ayaklarını ikinci kademeye dayadıkları rivayet edilir. O vakitten beri camilerde hutbe için daha çok kademeli taştan veya ahşaptan minberler yapılmıştır. Önde perde ile örtülü bir kapısı veya külah ile örtülü düz bir sahanlığı olan bu minberler, mihrabın sağına inşa edilmişlerdir. Gayet güzel oymalar ve şebekeli parmaklıklarla süslenmiş olan bu minberler, caminin en önemli kısmını teşkil eder.

Kürsü: Camilerde, vaiz ve ders vereceklerin oturmasına mahsus, üstüne birkaç basamaklı bir merdivenle çıkılan seyyar veya sabit sedir. Bunların üstü oymalarla süslü, ağaçtan taht gibi yapılmış olan yerlerine bir minder konulur. Önlerinde kitap koymaya mahsus rahleler vardır. Bunlar genellikle tahtadan oymalı ve sedefli olarak gayet süslü yapılırlar. Bazı camilerde mermerden yapılmış olanları da vardır. Camilerin başlıca eşyasından birini meydana getirir ve her camide bir iki tane bulunur. Camilerde bulunan bu kürsülere vaz kürsüsü denir.

Minare: Caminin bitişiğinde, ezan okumak ve ezanı civara duyurmak için ince bir kule şeklinde bir veya birkaç şerefesi bulunan yüksek yapı. Yeni minareler genellikle taştan yapıldıkları gibi tuğladan ve ahşaptan yapılanları da vardır.

Ezan okumak ve uzaklara kadar duyurabilmek için camiye ilk minareyi Eshab-ı kiramdan Mesleme bin Mahled yaptırmıştır. Mesleme’nin (radıyallahü anh) kardeşi Şerahbil bin Amr tarafından da minarede ilk ezan okunmuştur. O zamana kadar ezan, mescitlerde yüksekçe bir yerden okunurdu.

Bundan sonra yapılan camilere en az bir minare ilave etmek adet oldu. Bu sebepten minare, İslam mimarisinde önem kazandı. Bu sebeple her millet kendi mimari üslûbuna uygun çeşitli şekillerde minareler inşa etmişlerdir. Minare, en gelişmiş ve en uygun şekline Osmanlı devrinde ulaştı ve bunda Mimar Sinan’ın büyük rolü oldu. Zaten Sinan’la Osmanlı’nın 16. yüzyılda mimari sanatı en yüksek dereceye varmıştır.

Minare en alt kısmından başlamak üzere şu kısımlardan meydana gelir: Kürsü, pabuç, gövde, şerefe, petek, külah ve alem. Minarenin içindeki merdivenle şerefeye çıkılır.
kaynak
Son düzenleyen Safi; 5 Şubat 2016 01:16
fadedliver
2 Aralık 2009 17:56   |   Mesaj #2   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Cami Alm. Moschee (f), Fr. Mosquee, İng. Mosque. Müslümanların ibadet yeri. İbadet yapmak için toplanılan yerlere "mabed" veya "ibadethane" denir. Müslümanların mabedine "mescit" ve "cami"; Yahûdilerinkine "sinagog" ve "havra"; Hıristiyanların mabedine de "kilise" denir. Lügatta cami; toplayan, toplayıcı demektir. Müslümanların ibadet yapmak için toplandıkları yer camilerdir. Camiler, İslamiyetin icaplarını, emir ve yasaklarını öğretmek ve bunlara uyulmasını sağlamak için kullanılır. Camide beraberce yapılan ibadet, yalnız başına yapılandan daha kıymetli ve daha sevaptır..Sultan Ahmed Camii



Türkiye’de görülen camiler genellikle büyük bir alanda yapılmışlardır. Osmanlılar zamanında yapılan camiler üç ana bölümden meydana gelmiştir. Bu üç ana bölüm; 1) Dış avlu, 2) İç avlu, 3) Caminin içi, namaz kılınan kısmı (kubbe altı veya sahın)dır.

1. Dış avlu: İç avlu ve sahını çevreler. Etrafı pencereler açılmış taş duvarlarla çevrilmiş ve pencerelerine demir parmaklıklar takılmıştır. Bu avluya girişi sağlamak için çeşitli yerlerine kapılar açılmıştır. Bu dış avlular Selatin Camilerinde, yani padişahların yaptırdığı camilerde çok büyük olup, zemini topraktır ve üzerinde kaldırım döşeli ince yollar vardır. Hem gölge yapmak hem de binaya güzellik kazandırmak için bazı yerlerine ağaçlar dikilmiştir. Dış avluda türbelerin, mezarların bulunduğu yer vardır ki, buraya "hazire" denilir.

2. İç avlu: Cami binasına bitişik ve kıblenin ters yönüne gelen tabanı mermer döşeli ve etrafı pencereli yüksek duvarlarla çevrili kısımdır. Bu avlunun iç tarafında sütunlu revaklar vardır. Revakın iki sütun arasında kalan her bölümünde demir parmaklık takılmış, genellikle ahşap kapakları bulunan pencereler açılmıştır. Revakın bulunduğu kısım, iç avluyu dört tarafından çepeçevre dolaşır ve yüksekçe bir seki şeklinde olup zeminden yüksektir. Cami ile birleşen taraftaki kısmına ise, son cemaat yeri denir. İç avlunun ortasında cemaatin abdest alması için yapılmış bir şadırvan bulunur.

İç avlunun ekseni ile, cami içinin ekseni aynı istikamette olur. Mihraptan geçen bu eksenin iç avlu duvarında bir kapı bulunur. Bu kapıya "cümle kapısı" denir. Bundan başka iç avlunun sağ ve sol yanlarında esas mekana yakın kısımlarında da birer kapı vardır. Bunlara da "koltuk kapı" denir.

Revakın, cami binasına bitişik olan kısmının ortasında büyük bir kapı bulunur. Bu kapıdan caminin içine girilir. Bu kapının bulunduğu cami duvarının iç avluya bakan yüzünde, kapının sağında ve solunda birer mihrap vardır ki, son cemaat yerinde namaz kılanların kullanması için düşünülmüştür. Yine bu duvar üzerinde dışarıya taşkın balkon şeklinde mahfiller vardır. Bunlara "Mükebbire" denir.

Son cemaat yeri: Sahın ile iç avlu arasında olan ve caminin sahın kısmından bir duvarla ayrılmış bulunan üstü tonoz veya küçük kubbelerle örtülü, caminin eninde revaklı uzun yerdir ki, cami dolduğu vakit sonradan gelenler veya namaz vaktine geç kalanlar burada saflar teşkil ederek namaz kılarlar. Son cemaat yeri zeminden yüksekçe olur. Bazan caminin içinde de son cemaat yeri olabilir.

Şadırvan: Üstü çadır şeklinde bir dam veya bir ahşap kubbe ile örtülü yüksek mermer bir havuz olup, içinde bir fıskiyeden veya lüleden akan sular toplanarak dış tarafında sıra ile takılmış musluklardan akar. Caminin iç avlusunda cemaatin abdest alması için yapılmıştır. Caminin mimari üslûbuna uygun olarak yapılmışlardır. Şadırvanların damları direkler veya sütunlar üzerine tutturulmuş olup ileriye taşkın saçakları olur. Musluklarının önünde sıralanmış tahtadan sabit oturacak sıralar ve ayak koyacak taşlar yer alır. Musluktan akan suyun, sıçramaması için derin olarak yapılmış yalakları bulunur. Bazı şadırvanlarda kuşların suyu kirletmemesi için hazne denilen yüksek havuzun üstü tel kafesle örtülmüştür. Şadırvanlar genellikle yuvarlak veya çok köşeli olduğu gibi kare veya dikdörtgen şeklinde olanları da vardır.

Mükebbire: (Me’zene) Ezan okunacak veya tekbir getirilecek yer manasına gelir. Caminin son cemaat yerinde namaz kılanlara, içerideki imamın tekbirlerini tekrar ederek cemaatin birlikte namaz kılabilmesini sağlamak için yüksekçe bir pencere içine ve dışarıya taşkın olarak inşa edilmiş balkon şeklinde çıkmadır ki, son cemaat müezzini imamın tekbirlerini buradan tekrar ederek dışardaki duymayan cemaate bildirir.

3. Caminin içi, kubbe altı veya sahın: Camiler, bina olarak Mekke’ye, yani Kabe istikametine yöneltilmiştir. Üstü büyük kubbe ile örtülü olan mekana "kubbe altı" veya "merkez sahın" denir. Merkez sahının köşesinde, Kur’an-ı kerim okumak için biraz yüksekçe olarak yapılmış yerlere ise "sofa" adı verilir. Büyük kubbe, mimari duruma ve büyüklüğüne bağlı olarak paye ve sütunlar üzerine oturur. Sahınların zemini mermer döşelidir. Buralarda namaz kılınacağı için üzerine halı serilir. Bazı yan sahınların yanlarında kapılar vardır. Cemaat dış avludan caminin içine bu kapılardan direk olarak girebilir. Bazı büyük camilerde yaz sahınları üzerinde fevkaniye ve tabaka diye tabir edilen ikinci bir kat daha bulunur. Bu tabakaların padişahlara ayrılmış ve dışarıdan ayrı bir kapı ve merdivenle çıkılan kısımlarına "hünkar mahfili" denir. İlk Osmanlı camilerinde merkezi sahının ortasında genellikle bir havuz bulunur, ya bu havuzun üstünde veya merkez sahının herhangi bir yerinde yüksekçe bir mahfil yer alır. Bu mahfil müezzinlerin kullanmaları içindir. Bu sebepten dolayı "müezzin mahfili" denilir.

Merkezi sahının kıble yönündeki duvarının tam ortasında hücre şeklinde bir kısım bulunur. Bu hücre imamın namaz kıldırırken bulunacağı yerdir ki, buna mihrap denir. Mihrabın sağ tarafından merdivenlerle çıkılan, taştan veya ahşaptan yapılmış yüksek yere ise minber ismi verilir. Bundan başka caminin içinde vaizlerin vaz verirken üzerine oturmaları için yapılmış yüksek kısımlara da kürsü denir. Bütün bu kısımlar esas vazifelerin dışında, üzerleri çok güzel şekilde süslenmiştir. Üst kat pencereleri genellikle sade ise de, vitray denilen renkli camlardan yapılmış pencereler de vardır.

Caminin içinin aydınlatılması için duvarlarına ve çeşitli yerlerine sıralar halinde pencereler açılmıştır. Alt kat pencerelerde ahşap kapaklar bulunur. Bu kapakların üzerleri çok güzel şekilde süslenmiştir. Üst kat pencerelerin sade olanları bulunmakla birlikte, vitray denilen renkli camlardan yapılmış olanları da vardır.

Mihrap: Cami, mescit ve namazgahlarda kıble istikametini gösteren ve imamın cemaat önünde durarak namaz kıldırdığı yere denir. Mihraplar umûmiyetle oyuk bir hücre şeklinde yapılırlar. Namazgahlarda bu mihrap yeri dikili bir taşla gösterilir. Genellikle mermerden yapılmalarına rağmen çok az sayıda ahşap mihrap da vardır. Ayrıca çini levhalarla kaplanmış mihraplara da çoğu camilerde rastlamak mümkündür. Mihraplar, caminin mimari durumuna uygun olarak sade veya süslü olarak yapılırlar.

Minber: Camilerde üzerine hatibin çıkıp hutbe okunmasına mahsus merdivenli yüksek kürsü.

Peygamber efendimiz Medine’deki mescitte Eshabına hitab ettikleri zaman uzun müddet ayakta dururdu. Bunu gören Eshab-ı kiram, Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) dayanması için bir hurma ağacı dikmişlerdir. Sonradan ılgın ağacından her kademesi birer fasılalı ve iki karış kadar enli üç kademeli bir minber yapılmış ve Peygamber efendimiz hutbelerini bu yüksekçe mevkide okumuştur. Bu minber üç veya dört ayaklı olup arkasında dayanmak için üç sütunu olduğu ve Peygamberimizin üçüncü kademede oturup ayaklarını ikinci kademeye dayadıkları rivayet edilir. O vakitten beri camilerde hutbe için daha çok kademeli taştan veya ahşaptan minberler yapılmıştır. Önde perde ile örtülü bir kapısı veya külah ile örtülü düz bir sahanlığı olan bu minberler, mihrabın sağına inşa edilmişlerdir. Gayet güzel oymalar ve şebekeli parmaklıklarla süslenmiş olan bu minberler, caminin en önemli kısmını teşkil eder.

Kürsü: Camilerde, vaiz ve ders vereceklerin oturmasına mahsus, üstüne birkaç basamaklı bir merdivenle çıkılan seyyar veya sabit sedir. Bunların üstü oymalarla süslü, ağaçtan taht gibi yapılmış olan yerlerine bir minder konulur. Önlerinde kitap koymaya mahsus rahleler vardır. Bunlar genellikle tahtadan oymalı ve sedefli olarak gayet süslü yapılırlar. Bazı camilerde mermerden yapılmış olanları da vardır. Camilerin başlıca eşyasından birini meydana getirir ve her camide bir iki tane bulunur. Camilerde bulunan bu kürsülere vaz kürsüsü denir.

Minare: Caminin bitişiğinde, ezan okumak ve ezanı civara duyurmak için ince bir kule şeklinde bir veya birkaç şerefesi bulunan yüksek yapı. Yeni minareler genellikle taştan yapıldıkları gibi tuğladan ve ahşaptan yapılanları da vardır.

Ezan okumak ve uzaklara kadar duyurabilmek için camiye ilk minareyi Eshab-ı kiramdan Mesleme bin Mahled yaptırmıştır. Mesleme’nin (radıyallahü anh) kardeşi Şerahbil bin Amr tarafından da minarede ilk ezan okunmuştur. O zamana kadar ezan, mescitlerde yüksekçe bir yerden okunurdu.

Bundan sonra yapılan camilere en az bir minare ilave etmek adet oldu. Bu sebepten minare, İslam mimarisinde önem kazandı. Bu sebeple her millet kendi mimari üslûbuna uygun çeşitli şekillerde minareler inşa etmişlerdir. Minare, en gelişmiş ve en uygun şekline Osmanlı devrinde ulaştı ve bunda Mimar Sinan’ın büyük rolü oldu. Zaten Sinan’la Osmanlı’nın 16. yüzyılda mimari sanatı en yüksek dereceye varmıştır.

Minare en alt kısmından başlamak üzere şu kısımlardan meydana gelir: Kürsü, pabuç, gövde, şerefe, petek, külah ve alem. Minarenin içindeki merdivenle şerefeye çıkılır.
kaynak
Son düzenleyen Safi; 5 Şubat 2016 01:15
Misafir
4 Aralık 2011 19:08   |   Mesaj #3   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Müslümanların ibadet yeri. İbadet yapmak için toplanılan yerlere mabed veya ibadethane denir. Müslümanların mabedine mescit ve cami; Yahûdilerinkine sinagog ve havra; Hıristiyanların mabedine de kilise denir. Lügatta cami; toplayan, toplayıcı demektir. Müslümanların ibadet yapmak için toplandıkları yer camilerdir. Camiler, İslamiyetin icaplarını, emir ve yasaklarını öğretmek ve bunlara uyulmasını sağlamak için kullanılır.




SONSUZ SEVGİLERİMLE...
keten_kedi_
13 Şubat 2012 20:34   |   Mesaj #4   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

ş

Câminin Bölümleri:
Camilerde genellikle şu bölümler bulunur:

2u9s7cp

Mihrab: Câmilerde kıble yönünde bulunan ve imamın namaz kıldırırken durduğu girintili bölümdür.

2nbghoo

Minber: Câmilerde imamın cuma ve bayram hutbelerini okuduğu yüksekçe merdivenli yerdir.



Kürsü: Câmelirde vaaz verilen yüksekçe oturma yeridir.

2h7e3px

Minare: Câmilerin bitişiğinde ezan okumak için yapılan kule şeklinde yüksek yapıya denir.

x41atg

Şerefe: Minarelerde çepeçevre ve çıkıntılı olarak yapılan ezan okuma yeridir. Buraya minarenin içindeki basamaklarla çıkılır. Minarelerde genellikle bir şerefe bulunur. Birden fazla şerefeli minareler de vardır.
Alem: Minarenin tepesine yerleştirilen hilâl (ay) şeklindeki tepeliğe denir.

10mrnv9

Mahfil Cami içindeki sütunluvirgulll yüksekçe mekandır. Müezzin mahfili yahut hünkar mahfili şeklindedir. Etrafı tahta veya taş parmaklıkla çevrilidir. Müezzin mahfilinde müezzinler ezanvirgulll kaametvirgulll tespihat sesleri verirler; bazen imamın tekbirlerini tekrarlarlar. Bunların yüksekliği 3 metreye kadar çıkarvirgulll mermer veya ahşap ayaklarla desteklenir. Bazıları basamaklıdırvirgulll bazıları dayama merdivenlidir. Tavanları süsleme sanatıyla döşelidir. Genellikle sahının sağ-orta kısmında (Sultanahmet Camii) yer alır.

2d14rhx

Şadırvan
Genellikle cami avlularında ortada bulunanvirgulll çevresindeki musluklardan ve ortasındaki fıskiyeden su akan üzeri kubbeli abdest yeri.
Şadırvanın ortasındaki havuzuvirgulll estetik bir kubbe örtüsü kaplar ve sütunlarla çevrilidir. Altıgen veya sekizgen yapıyı çevreleyen saçakların altında musluklar ve oturaklar taş veya ahşaptır. Büyük camilerde şadırvanın yanında bir büyük servi bulunur. Şadırvan da Osmanlı cami mimarisinin temel öğelerindendir ve oymacılıkvirgulll hatvirgulll mermer işçiliği gibi sanatlarla bütünleşmiştir.


Msn HappyMsn Happy
Son düzenleyen Safi; 5 Şubat 2016 01:16
9 Aralık 2012 15:21   |   Mesaj #5   |   
_EKSELANS_ - avatarı
MOD Moderatör
[......]
3.178
12.799 mesaj
Kayıt Tarihi:Üyelik: 01-08-2012
Reklam

Camii

Harim:

Sanat tarihi teknolojisinde, camilerde namaz kılmaya tahsis edilen mekana denmektedir.
Harim, Allah'la O'nun kulu olan insan arasında bir nevi bağ kurma mahalli olması sebebiyle kutsal sayılır. Namaz dışında eğitim ve öğretim gibi bazı faaliyetlerin uygulanmasında da açık olmakla birlikte saygılı bir tutumla belli kurallar dairesinde hareket edilmesi gereken bir mahaldir.
Mihrab:

Kelime olarak "Harabe" kökünden gelir.
Terimde camilerin kıbbe duvarında, yarım daire şeklinde ve öne doğru eğik olan yere mihrab denir. Gene mihrab, cami harimlerinde, müslümanların namaz kılacakları kıble yönünü belirleyen, kıble duvarına açılmış, cemaatle namazlarda imamın en önde durduğu yerdir.
Minber:

Arapça'da "nebera" (yüksek olmak) ukökünden gelmekte ve yüksek yer, ikemle semeri, sedye manaları ifade etmektedir.Terimde, Cuma ve bayram namazı kılınan yerlerde hatiplerin hutbelerini okumak için çıktıkları basamaklı yerlere minber denmektedir.Mihrabın sağ tarafında ve kıble duvarına dik olarak durur.

Vaaz Kürsüsü:

Kürsü kelime olarak; sandalye, taht ve divan manasına gelmektedir. Aynı zamanda, camilerde vaizlerin cemaata vaaz vermek için üzerine çıktıkları yüksekçe bir yere de kürsü denmektedir.

Hünkar Mahfili:

Sultanların inşa ettikleri camilerde zeminden yüksek ve kafesle bölünmüş yere denmektedir.

Müezzin Mahfili:

Müezzinlerin, camilerde, birarada oturmaları için ayrılmış yüksekçe yerdir.
Şartlarına uygun kişilerin (Müslüman, aklı başında vb. günde 5 defa müezzin tarafından camiye gelmeleri için yapılan çağrıya uyarak camiye gelenler bir topluluk oluşturur. Burada yapmaları gereken ibadeti yaparlar.Budan sonra birbirlerinin hatırlarını sorarlar, sıkıntıda olanlara yardım ederler. Hasta olanları öğrenir, ziyaret ederler.Sevgiye, saygıya dayanan bir toplum oluşmasına yardım ederler. Ayrıca bilhassa Cuma günleri ve bayramlarda kürsü ve hutbede yapılan vaazlarla dini bilgilerini geliştirirler, birbirleriyle olan ilişkilerinde nelere dikkat etmeleri gerektiğini öğrenmiş olurlar.

Son Cemaat Yeri:

Cemaate yetişemeyenlerin sonradan namazlarını kılabilmeleri için ayrılmış yernokta

Minare:

Aslı "menare" olan bu kelime dilimize "minare" olarak geçmiştir. Nur yeri (ışık yeri) manasına gelip, camilerde ezan okumak maksadıyla inşa olan yüksek yere minare denmektedir.
Şadırvan:

Namazdan önce abdest almak için, genellikle avlu ortasında bulunan ve etrafında muslukların sıralandığı su haznesidir.

Avlu:

Cami harimlerine bitişik, genellikle şadırvan veya revaleyi kapsayan üstü açık yerlere denir.
Son düzenleyen Safi; 5 Şubat 2016 01:25